Mülkiyyet üzre mutasarrıflardır. Tîmâr [ve] ze‘âmet yokdur, lâkin her
ayda bir
Bağdâd vâlîsine hedâyâları gelmek üzre mutasarrıflardır. Mâ-tekaddem Osmânlı ta …
Mülkiyyet üzre mutasarrıflardır. Tîmâr [ve] ze‘âmet yokdur, lâkin her ayda bir Bağdâd vâlîsine hedâyâları gelmek üzre mutasarrıflardır. Mâ-tekaddem Osmânlı tarafından mîrimîrân giderdi, hâlâ tağallüben zabt etdiler
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 52b ·
metinde göster ·
… eri üç bin yetmiş kîse mâldır. Tershâne dîvânında kapudan paşa huzûrunda her üç
ayda bir
mevâcib alırlar güzîde askerlerdir.
Der-vasf-ı ahâlî-i şehr-i Kâsımpaşa: Bu şehr-i azîmin halkı üç fırkadır. Bir sınıfı askerî tâ’ifesidir kim kapudanlar ve azebistân vardiyanlar ve resenbâz keştîbân dayılardır. Cümle Cezâyirli esbâbı geyüp kırmızı fes üzre kafesî destâr ve eyinlerine burnus ve demir-koparan ve kapod ve gûnâ-gûn parankona dolamalar ve bellerinde çatal pala bıçaklar ve ayaklarında tomaklar ve ba‘zılar baldırı çıplak serenbâz, cündebâz cünûd-ı gâzîyândır. Bu askerin cümlesi (---) güzîde askerdir. Kânûn-ı Süleymânî üzre senevî mevâcib-i kâmilleri üç bin yetmiş kîse mâldır. Tershâne dîvânında kapudan paşa huzûrunda her üç ayda bir mevâcib alırlar güzîde askerlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 127a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı hân-ı tüccârân-ı berr ü bihârân, seyyâhân-ı cihân-bân: Cümle yüz beş hândır. Ammâ kurşumlu hânlar değil. Her biri kırkar ve ellişer ocaklı hânlardır. Ba‘zısına üç ayda bir ulûfe içün sipâh tâ’ifesi gelüp sâkin olurlar. Ammâ cümlesinin bâblarında zencîrler çekilmişdir kim her birinin hâncıları ve bevvâbları vardır. Evvelâ Nasıf Paşa hânı, Atbâzârı hânı,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 143a ·
metinde göster ·
Bu mezkûr aşçıların mîrîden yigirmi aded sarrâcları aşbâzların atların eğerlerdi. Vay ol aşçının hâline kim at eğerliye. Hemân hâzır bulup süvâr olurlar. Ve beş aded mîrî seyisleri var idi. Ve cümle aşçılara on tengtar çadır ve on nefer çadır mihteri var idi. Havar ol aşçının hâline kim at eğerleyüp at timar edüp çadır kurup boza ve odun pâreleye. Başka âteş-bâzları var idi. Ve ekseriyyâ aşbâzların elleri eldivanlı idi. Tâ bu mertebe pâk gezerlerdi. Zîrâ nâ-pâk olsalar yüz deyenek yemek mukarrer idi. Ammâ yılda iki kerre yıllık bâz-gûnları serâpâ beyâz sâdelere müstağrak olurlardı. Iydiyyeleri serâpâ sâye çuka ve atlas-ı fâhire-i gûnâ-gûn idi. İç ağalarına ne vech üzre libâs verilirse cümle kırk aded aşbâza eyle libâs ihsân olunurdu. Zîrâ çoğu kendi memlûkları idi. Üç ayda bir ulûfeleri çıkup aşçıbaşıya yevmiyye birer guruş, halîfeye nîm guruş, hamurcubaşıya ve kebâbcıya ve yahniciye ve datlıcıya ve çorbacıbaşıya hâsıl-ı kelâm yedi üstâda birer rub‘ yevmiyye, mâ‘adâsına onar akçe yevmiyye, ama çenci başıda bir katar deve yükü kâseler ve fağfûrîler ve Mertebânîler olmağıla başka cerge sâhibi olup taşra kilârcıbaşı cergesiyle ve vekîl-harc ağa cergesiyle ve ekmekçibaşı cergesiyle ve matbah emîni cergesiyle ve çâşnigîrbaşı cergesiyle cümle karakollukcular ağaları ve aşçıbaşı cergesiyle ard kapu tarafında konup bu mezkûr ağaların aşçıbaşıdan mâ‘adâsının birer rub‘ yevmiyye ulûfeleri var idi. Ve cümleye üç ayda bir peştemâlları ve sabunları ve pâbuçları ve mestleri ve siyâh tomakları verilirdi. Ve her aşçı isti‘dâdına göre bir lezîz ve nev-peydâ bir ta‘âm getirse ana ihsân olunurdu. Ve dolmacı ve kıymacı ve köfte kebâbcıların balık ağından yapılmış sık çadırları var idi. Eti ol ağ çadır içinde koyup aslâ sinek giremezdi. Ve her ta‘âm çıkdıkca cümle Mertebânîler ile vekîl-harc ağa ve çâşnigîrbaşı ve aşçıbaşı ve başhalîfe ve kebâbcıbaşı ve hamurcubaşı ve çorbacıbaşı bunlar paşa huzûrunda pâk mülebbes ve muhteşem hançerleri ve çifte zencîrli bıçaklarıyla sofra başına hâzır olup dururlar. Bir ta‘âmı beğenmese anlara ıtâb ederdi. Ve her mansıba varsa ibtidâ atdan nüzûl etdiği gibi dîvânı savup sarâyın hammâmın ve hazîne ve kilârı ve iç ağaları hücrelerin seyr [ü] temâşâ edüp herkesi yerli yerince yerleşdirüp andan piyâdece matbaha girüp görürdü. Eğer müsellemin matbahı imâr etdüğün beğenmediyse ol matbaha neccâr ve bennâlar üşürüp eyle ma‘mûr u müzeyyen beyâz kıbâblar ve her üstâda birer dezgâh yerleri edüp gûyâ matbah-ı Keykâvûs ve matbah-ı Ba‘lbek-i Süleymân ederdi. Cümle der-i dîvârları ve bacaları ve kırk elli aded ocakları beyâz kireç ile sığayup dürr-i beyz-âsâ etdirirdi. Ve iki üç günde bir ale'l-gafle matbahı basup gayrı âdem görse bir aşbazın esbâb [u] eskalin ve tırnakların 337b ve sâ’ir âlât-ı bisâtı ve matbahı nâ-pâk görse ve birinin camedânında kirli esbâb görse vây aşçıbaşının haline! Vây eli, kolu ve tırnakları kirli aşçının hâli ve ahvâline kim iki yüz kızılcık deyeneği hoşâbın, aşçıların tabanında pişirüp içirmek mukarrerdir. Camedânında ve eyninde pâk u pâkize esbâbların görse ihsân u in‘âmlar edüp ulûfesine terakkîler ederdi. Âlem-i sabâvetden berü hilkati böyle pâk olmağıla şöhre-i şehr olmış idi. Cümle iç ağavâtları ve dış ağavâtları dolu cümle böyle pâk ü pâkize ağavâtlardır. Ve rûz-merre sefer ve hazarda ale's-sabâh tahte'l-kahve yigirmi fağfûrî mümessek ve sükkerî ta‘âmlar gelüp râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olurdu. Ve yine ale's-seher yedi yire dahi onar fağfûrî kahvealtı ta‘âm çekilirdi. Ve hazînedâr ve silâhdâr ve çukadâr ve nişâncı ve mühürdâra ve'l-hâsıl yedi iç ağaları mertebe sâhiblerine beşer sahan kahvealtı ta‘âm çıkup anlar ile cümle iç ağaları tahte'l-kahve futûr ederlerdi. İmâm efendiye ve bu hakîr Evliyâ'ya ve iç mehterbaşıya ve çalıcı mehterbaşıya ve kapucular bölükbaşısına dahi tahte'l-kahve giderdi. Ammâ masrûfları çok idi. Ve herkese keremkârlık ederdi. Dâ’imâ mu‘tâdları al ve kırmızı ve yeşil libâs-ı fâhirelere mâ’il idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337a–337b ·
metinde göster ·
… ın aşçıbaşıdan mâ‘adâsının birer rub‘ yevmiyye ulûfeleri var idi. Ve cümleye üç
ayda bir
peştemâlları ve sabunları ve pâbuçları ve mestleri ve siyâh tomakları verilirdi …
Bu mezkûr aşçıların mîrîden yigirmi aded sarrâcları aşbâzların atların eğerlerdi. Vay ol aşçının hâline kim at eğerliye. Hemân hâzır bulup süvâr olurlar. Ve beş aded mîrî seyisleri var idi. Ve cümle aşçılara on tengtar çadır ve on nefer çadır mihteri var idi. Havar ol aşçının hâline kim at eğerleyüp at timar edüp çadır kurup boza ve odun pâreleye. Başka âteş-bâzları var idi. Ve ekseriyyâ aşbâzların elleri eldivanlı idi. Tâ bu mertebe pâk gezerlerdi. Zîrâ nâ-pâk olsalar yüz deyenek yemek mukarrer idi. Ammâ yılda iki kerre yıllık bâz-gûnları serâpâ beyâz sâdelere müstağrak olurlardı. Iydiyyeleri serâpâ sâye çuka ve atlas-ı fâhire-i gûnâ-gûn idi. İç ağalarına ne vech üzre libâs verilirse cümle kırk aded aşbâza eyle libâs ihsân olunurdu. Zîrâ çoğu kendi memlûkları idi. Üç ayda bir ulûfeleri çıkup aşçıbaşıya yevmiyye birer guruş, halîfeye nîm guruş, hamurcubaşıya ve kebâbcıya ve yahniciye ve datlıcıya ve çorbacıbaşıya hâsıl-ı kelâm yedi üstâda birer rub‘ yevmiyye, mâ‘adâsına onar akçe yevmiyye, ama çenci başıda bir katar deve yükü kâseler ve fağfûrîler ve Mertebânîler olmağıla başka cerge sâhibi olup taşra kilârcıbaşı cergesiyle ve vekîl-harc ağa cergesiyle ve ekmekçibaşı cergesiyle ve matbah emîni cergesiyle ve çâşnigîrbaşı cergesiyle cümle karakollukcular ağaları ve aşçıbaşı cergesiyle ard kapu tarafında konup bu mezkûr ağaların aşçıbaşıdan mâ‘adâsının birer rub‘ yevmiyye ulûfeleri var idi. Ve cümleye üç ayda bir peştemâlları ve sabunları ve pâbuçları ve mestleri ve siyâh tomakları verilirdi. Ve her aşçı isti‘dâdına göre bir lezîz ve nev-peydâ bir ta‘âm getirse ana ihsân olunurdu. Ve dolmacı ve kıymacı ve köfte kebâbcıların balık ağından yapılmış sık çadırları var idi. Eti ol ağ çadır içinde koyup aslâ sinek giremezdi. Ve her ta‘âm çıkdıkca cümle Mertebânîler ile vekîl-harc ağa ve çâşnigîrbaşı ve aşçıbaşı ve başhalîfe ve kebâbcıbaşı ve hamurcubaşı ve çorbacıbaşı bunlar paşa huzûrunda pâk mülebbes ve muhteşem hançerleri ve çifte zencîrli bıçaklarıyla sofra başına hâzır olup dururlar. Bir ta‘âmı beğenmese anlara ıtâb ederdi. Ve her mansıba varsa ibtidâ atdan nüzûl etdiği gibi dîvânı savup sarâyın hammâmın ve hazîne ve kilârı ve iç ağaları hücrelerin seyr [ü] temâşâ edüp herkesi yerli yerince yerleşdirüp andan piyâdece matbaha girüp görürdü. Eğer müsellemin matbahı imâr etdüğün beğenmediyse ol matbaha neccâr ve bennâlar üşürüp eyle ma‘mûr u müzeyyen beyâz kıbâblar ve her üstâda birer dezgâh yerleri edüp gûyâ matbah-ı Keykâvûs ve matbah-ı Ba‘lbek-i Süleymân ederdi. Cümle der-i dîvârları ve bacaları ve kırk elli aded ocakları beyâz kireç ile sığayup dürr-i beyz-âsâ etdirirdi. Ve iki üç günde bir ale'l-gafle matbahı basup gayrı âdem görse bir aşbazın esbâb [u] eskalin ve tırnakların 337b ve sâ’ir âlât-ı bisâtı ve matbahı nâ-pâk görse ve birinin camedânında kirli esbâb görse vây aşçıbaşının haline! Vây eli, kolu ve tırnakları kirli aşçının hâli ve ahvâline kim iki yüz kızılcık deyeneği hoşâbın, aşçıların tabanında pişirüp içirmek mukarrerdir. Camedânında ve eyninde pâk u pâkize esbâbların görse ihsân u in‘âmlar edüp ulûfesine terakkîler ederdi. Âlem-i sabâvetden berü hilkati böyle pâk olmağıla şöhre-i şehr olmış idi. Cümle iç ağavâtları ve dış ağavâtları dolu cümle böyle pâk ü pâkize ağavâtlardır. Ve rûz-merre sefer ve hazarda ale's-sabâh tahte'l-kahve yigirmi fağfûrî mümessek ve sükkerî ta‘âmlar gelüp râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olurdu. Ve yine ale's-seher yedi yire dahi onar fağfûrî kahvealtı ta‘âm çekilirdi. Ve hazînedâr ve silâhdâr ve çukadâr ve nişâncı ve mühürdâra ve'l-hâsıl yedi iç ağaları mertebe sâhiblerine beşer sahan kahvealtı ta‘âm çıkup anlar ile cümle iç ağaları tahte'l-kahve futûr ederlerdi. İmâm efendiye ve bu hakîr Evliyâ'ya ve iç mehterbaşıya ve çalıcı mehterbaşıya ve kapucular bölükbaşısına dahi tahte'l-kahve giderdi. Ammâ masrûfları çok idi. Ve herkese keremkârlık ederdi. Dâ’imâ mu‘tâdları al ve kırmızı ve yeşil libâs-ı fâhirelere mâ’il idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 337a–337b ·
metinde göster ·
… s binâ etdi. Ermenî tâ’ifesi buna Sîv-âsvâs derler. Riyâzât-ı mücâhede ile altı
ayda bir
iftâr etdüğünden Nasârâ-yı Ermenî Yârmeniyyân bunu kutb mertebesine dutarlardı.
İbtidâ bânîsi Hazret-i Zekeriyyâ asrında Kayseriyye binâ eden Erces oğullarından Harkil Kayser'in bir karındaşı Cimcim[e] Mar‘aş'ı binâ etdi. Bir karındaşı Ermen Kayser Sives binâ etdi. Ermenî tâ’ifesi buna Sîv-âsvâs derler. Riyâzât-ı mücâhede ile altı ayda bir iftâr etdüğünden Nasârâ-yı Ermenî Yârmeniyyân bunu kutb mertebesine dutarlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 73b ·
metinde göster ·
… bin kulun gılâlı anbârların paşalar zabt eyleyüp zarar ederse tazmîn eder ve üç
ayda bir
paşa defterdâr ile ve kırk kalem dîvân-ı Irâk halîfeleriyle her üç ayda iki bin …
Evvelâ Bağdâd vezîrinin hâss-ı hümâyûnu on kerre yüz bin ve altı bin akçedir ve eyâletinden paşaya ber-vech-i adâlet dörd yüz kise hâsıl olur. Yetmiş altı pâre aklâm-ı hâsların cümlesin paşa iltizâm üzre zabt edüp fâ’ide ve zarar her ne ise kendüye olur. Ve Melek Ahmed Paşa kendü kalemiyyesinden yüz kise kula mevâcib vermeği kânûn edüp Şâm Tarabulusu'ndan Bağdâd'a gelen mâl Âsitâne'ye gider oldu. Ve kırk bin kulun gılâlı anbârların paşalar zabt eyleyüp zarar ederse tazmîn eder ve üç ayda bir paşa defterdâr ile ve kırk kalem dîvân-ı Irâk halîfeleriyle her üç ayda iki bin beş kise masrûf-ı Bağdâd'dır. Senevîsi cümle-i cümele sekiz bin yigirmi kise eder, ammâ şimdi tenzîl oldu derler. Ve cemî‘i mühimmât u levâzımât cümle hayr u şer paşadan sorulur büyük hükûmetdir kim diyâr-ı Acem'de Bağdâd hâkimine halîfetü'l-hulefâ derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 339b ·
metinde göster ·
… n Paşa-yı Cem-cenâb mülkiyyet üzre eyâlet-i Basra'ya mutasarrıfdır. Ammâ her üç
ayda bir
vâlî-i Bağdâd'a ve her senede bir kerre Âsitâne'de sadrıa‘zama ve sa‘âdetlü pâd …
Azîm eyâlet-i hükûmetdir. Paşasının hâssı kânûn-ı Süleymân Hân üzre altı yüz seksen bir bin elli yedi akçedir kim Musul mîr-i mîrânından bir akçe ziyâde olmak kânûndur. Ammâ eyâletinde timâr u ze‘âmet yokdur. Ve çeribaşı ve alâybeği dahi yokdur. Yedi yüz pâre kurâları iltizâm ile zabt olduğundan kânûn üzre müverrih-i âlem Ayn-ı Alî Efendi Basra defterdârı ve Lahsa ve Bağdâd defterdârı olmuşdur. Ammâ çavuşlar kethudâsı ve defter emîni ve çavuşlar emîni ve çavuşlar kâtibi ve timâr defterdârı vardır. Hâlâ Efrâsiyâbzâde Hüseyin Paşa-yı Cem-cenâb mülkiyyet üzre eyâlet-i Basra'ya mutasarrıfdır. Ammâ her üç ayda bir vâlî-i Bağdâd'a ve her senede bir kerre Âsitâne'de sadrıa‘zama ve sa‘âdetlü pâdişâha hedâyâları gitmek kânûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 360a ·
metinde göster ·
… Tatar kalpağı geyüp at eti yeyüp kuzu postu {kürkü} geyüp boza ve bal suyu içüp
ayda bir
kerre beş baş gazâsına "Tevekkülen-alallâh" deyüp Kazak vilâyetine akın edüp ya …
Ve a‘yân-ı kibârdan halkı yokdur. Cümle fukarâ zeylinde ehl-i tüccâr ve mücâhid fî-sebîlillâh halkı vardır. Ekseriyyâ cümle Tatar kalpağı geyüp at eti yeyüp kuzu postu {kürkü} geyüp boza ve bal suyu içüp ayda bir kerre beş baş gazâsına "Tevekkülen-alallâh" deyüp Kazak vilâyetine akın edüp ya bay, ya hay veya vay doyum gelüp kılıçlarıyla geçinir gâzîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 36b ·
metinde göster ·
… Paşa yetmiş seksen bin asker ile ve kırk elli bin re‘âyâ vü berâyâlar ile altı
ayda bir
kal‘a-i sedd-i İskender yapmışlar ve niçe gûne savaş mülâhazasıyla gûnâ-gûn zam …
Akîblerince Eğre askeri dahi ardları sıra Budin askeri küffârı üç gün üç gece vilâyetlerindeki kal‘alardan Keminvar kal‘ası ve Eğrevar, Egirsek, Komar, Mezere(?), Yeleşke nâmân kal‘alara varınca küffârları kova kıra ellerin vilâyetlerin yaka yıka bu kadar mâl-ı ganâ’im ve bu kadar cebehâne bırakdırup üç bin kelle ve beş bin esîr ile Kanije altına gelüp sürûr [u] şâdumânlar edüp ol sene-i mübârekede kal‘a-i Kanije'yi küffârdan böyle imdâd ile halâs edüp Koca Sührâb Mehemmed Paşa ve Budin vezîri İsmâ‘îl Paşa yetmiş seksen bin asker ile ve kırk elli bin re‘âyâ vü berâyâlar ile altı ayda bir kal‘a-i sedd-i İskender yapmışlar ve niçe gûne savaş mülâhazasıyla gûnâ-gûn zamîme-i tabya ve dirsekler etmişler kim evvelkiden bin kat ziyâde sedd-i Ye’cûc olup amâr olup hâlâ dîvânhânesinin atebe-i ulyâsı üzre bu kal‘a ta‘mîr ü termîm olunduğunun târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 180b ·
metinde göster ·
… iki fincân süd içer. Ba‘zısı bu me’kûlât [u] meşrûbâtları yigirmi günde bir ve
ayda bir
iftâr eder ruhbân râhibler var kim hem dâll u hem mudıll ladikalar var, ammâ cü …
Ve bu çanhâne kullesinin içerisi cümle yigirmi yedi tabakadır ve cümle bin aded ruhbân ile memlûdur. Tâ zirve-i a‘lâsında enüp çıkmağa kuvvet-i kuvâları olan mahbûb mûğ-pîçe ve bıtrîk-pîçe papas gulâmları sâkin olur. Andan aşağı yigirmisine bâliğ papas-pîçeler andan aşağı kırk elli yaşında ruhbânlar var, andan aşağı yetmiş seksen seneye bâliğ olmuş nâ-bâliğ bıtrîklar var. En ednâ tabakasında yüz elli yüz altmış yaşında pîr-i muğânlar var kim ömr-i nâzenînlerin ilm-i kemâl-i riyâzât ile geçirüp kadîd-i mahz olmuş kıssîsler var kim ol mertebe müsinn ü mu‘ammer ve zâl-ı zamân olmuş kim kuvvetleri gitmiş ve hey’etleri yitmiş ve ömr-i girân-mâyeleri yüz altmışa ve yüz yetmişe yetmiş ve musâhabetden bi'l-külliye kalmış niçesi haftada bir kerre iftâr edüp beş hurma(?) ve beş zeytûn ve on dâne siyâh üzüm ve beş hurma ve bir iki fincân süd içer. Ba‘zısı bu me’kûlât [u] meşrûbâtları yigirmi günde bir ve ayda bir iftâr eder ruhbân râhibler var kim hem dâll u hem mudıll ladikalar var, ammâ cümlesi nâne çöpüne ve yâdes kemiğine dönmüş arık ve urûk ve kadîd-i mahz kâfirler var kim yigirmisine bir muşt-ı pehlivânî ursalar cümle mürd olurlar. Elhamdülillâh alâ dîni'l-İslâm hadîs-i sahîh üzre Arapça mazmûnunca Ma‘dî-kereb kadar yeyüp ibâdet edüp gazâ etmeğe ve helâlimizle cihâd-ı ekber etmeğe kuvvet-i kuvâ buluruz, ammâ hakkâ ki bu keferelerde perhîz ü riyâzet ile niçe hâletler müşâhede edüp ten-dürüst olup ahlât-ı emrâz-ı muhtelifeden 61b berîlerdir ve riyâzet-i mücâhede ile nefslerin dahi öldürmüşlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 61a–61b ·
metinde göster ·
… hi dörd katâr asker olurlar. Ammâ bunlara sefer demezler, hemân onar bin âdemle
ayda bir
ve haftada bir çapula gitseler buna beşbaş derler bir iki haftada çalup çarpup …
Mâ‘adâ mirzalar ve boy beğleri çapula gitseler onar bin asker olup bunlar dahi dörd katâr asker olurlar. Ammâ bunlara sefer demezler, hemân onar bin âdemle ayda bir ve haftada bir çapula gitseler buna beşbaş derler bir iki haftada çalup çarpup ansızdan kâfiristânı talava urup şikâr alup Kırım'a dâhil olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 112b ·
metinde göster ·
… aht olup yine Azağ'a gelüp cemî‘i ganâ’imleri fürûht edüp geçinirler. Ve her üç
ayda bir
Âl-i Osmân'dan vazîfe-i mu‘ayyenelerin alup bu derbend-i calender-i bî-amânı be …
Ammâ bu tâ’ife müflis ve mendebûr olduklarında Ten nehri firkatelerine süvâr olup nehr-i Ten'in karşu tarafında horosları istimâ‘ olunan Maskov'un Kazakları kal‘aların urup bu kadar mâl-ı ganâ’im ve esîrler alup yâ baht ve yâ taht olup yine Azağ'a gelüp cemî‘i ganâ’imleri fürûht edüp geçinirler. Ve her üç ayda bir Âl-i Osmân'dan vazîfe-i mu‘ayyenelerin alup bu derbend-i calender-i bî-amânı beklerler. Anıniçün bu kadar bin âdemlere hâkimler ruhsatlar vermişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 185b ·
metinde göster ·
… ilâyeti kadîdi gibi kadîd-i mahz olup hayâl-i fânûsa dönmüş kefereler var, ammâ
ayda bir
iftâr edüp beş zeytûn ve beş dâne hurmâ ve beş fincân süd nûş eder pîr-i muğân …
Eğer bu dağlarda [ve] bellerde ve sâhil-i Bahr-i Sefîd'de olan sağîr ü kebîr kılâ‘ları ve derelerde ve depelerde olan kenîse ve manastırları ve derûn-ı düyûrlarda olan papasların kemâl-i mücâhede-i riyâzatların bir bir nakl etsek papasnâme kitâbına-misâl bir müsevvedât olur. Ammâ haftada bir iftâr eder niçe bin papas ve ladika ve kıssîs ve ruhbân ve bıtrîk ve râhib ve keşîş ve mığdisi nâm palâs-pûşân sâhib-i zünnârlar var kim kemâl-i cû‘ ile insâniyyetden çıkup gözleri çukur çukur olup Ahlâd vilâyeti kadîdi gibi kadîd-i mahz olup hayâl-i fânûsa dönmüş kefereler var, ammâ ayda bir iftâr edüp beş zeytûn ve beş dâne hurmâ ve beş fincân süd nûş eder pîr-i muğân irşekleri var kim harekâtdan ve kelimât etmeden kalmış kaddi dâl olup belleri bükülmüş ve gözlerinin nûrları dökülmüş kâfirleri var, ammâ yine riyâzat perhîz ile mu‘ammer olup iki yü[z] yetmiş yaşına yetmiş muğânlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 212b ·
metinde göster ·
Ammâ Kulkethudâsı Zülfikâr Ağa câmi‘i cenbinde ba‘de'l-feth bir
ayda bir
şâhrâh-ı azîmin yemîn ü yesârında kârgîr binâ yüz elli aded dükkânları ale't-te …
Ammâ Kulkethudâsı Zülfikâr Ağa câmi‘i cenbinde ba‘de'l-feth bir ayda bir şâhrâh-ı azîmin yemîn ü yesârında kârgîr binâ yüz elli aded dükkânları ale't-tertîb inşâ edüp bir çârsû-yı hüsn oldu kim cemî‘i akmişe-i fâhire ve vâlâ-yı nâdireler anda fürûht olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 315b ·
metinde göster ·
… lezîz limonu ve turuncu ve kebbâtı olur. Ve Cenâb-ı Bârî (---)(---)(---) iki
ayda bir
buğday hâsıl olup mahsûl alurlar. Ahâlî-i vilâyet Hazret-i Hûd'un mu‘cizesidir …
Ve bu şehir içre bir âb-ı hayât-ı cânfezâ cereyân eder kim cümle huccâc nûş edüp tâze cân buldular. Bu ayn şehrin cümle bâğ [u] bâğistân [ve] gülistânının tûlu bir sâ‘atlik yerdir. Âdem kellesi kadar ekşi ve lezîz limonu ve turuncu ve kebbâtı olur. Ve Cenâb-ı Bârî (---)(---)(---) iki ayda bir buğday hâsıl olup mahsûl alurlar. Ahâlî-i vilâyet Hazret-i Hûd'un mu‘cizesidir derler. Ve bir latîf (---)(---)(---) muhtasarı yokdur. Lâkin cümle ahâlî-i beledin pîr ü cüvânı ve pençe-i âfitâbesi merâlî ve gazâlî Yed-i Kudret ile mükehhal gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü sittîleri meydân-ı mahabbete çıkup yetmiş bin nâz [u] cünbüş ile kâlâ-yı metâ‘ların bey‘-i Q 113b men-yezîd edüp huccâcı ganîmet ederler. Ve cümlesi siyâh izâr bürünürler. Bu bâzâr içre altun ve maksûs paradan gayri bir şey râyic değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y272b ·
metinde göster ·
… (...) etdi. Ba‘dehu Medîne'ye gidüp merhûm oldu. Arabistân'ın şiddet-i hârında
ayda bir
kerre su içerdi. Riyâ (?)Q 124a
Ve Hazret-i Abbâs kurbunda şeyh Mehemmed ibn Arrâf. Pederi Mısır beğlerinden idi. Kendüleri dahi bir mîr-i kebîr idi. Cîfe-i dünyâyı terk edüp (---)(---)(---) sulehâ-yı ümmetden idi ve (...) etdi ve (...) etdi. Ba‘dehu Medîne'ye gidüp merhûm oldu. Arabistân'ın şiddet-i hârında ayda bir kerre su içerdi. Riyâ (?)Q 124a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y300a ·
metinde göster ·
… ve paşa alayın ve Mısır kullarının her ay başında küçük mevâciblerin ve her üç
ayda bir
büyük mevâciblerin ve bakıyye-i tefâvütlerin ve küsûr kîselerin ale't-tafsîl bi …
(---) 25 varakda, dahi yine bölük alayları tetimmesi ve paşa alayın ve Mısır kullarının her ay başında küçük mevâciblerin ve her üç ayda bir büyük mevâciblerin ve bakıyye-i tefâvütlerin ve küsûr kîselerin ale't-tafsîl bildirir. Ve Mısır mollâsının taht-ı hükûmetinde olan niyâbetleri ve cümle âyîn kânûn dârât-ı dîvânın bildirir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y453b ·
metinde göster ·
… dur kim yeniçeriye ve azebâna ve topcu ve cebeciyâna ve arabacı ve mehterâna üç
ayda bir
mevâcib çıkar, ammâ müteferrikagâna ve çavuşâna ve tüfengciyâna ve gönüllüyâna …
Kânûn-ı Selîm Hân oldur kim yeniçeriye ve azebâna ve topcu ve cebeciyâna ve arabacı ve mehterâna üç ayda bir mevâcib çıkar, ammâ müteferrikagâna ve çavuşâna ve tüfengciyâna ve gönüllüyâna ve Çerâkese'ye ve keşîdeye ve eytâm ve cevâlîye ayda bir ulûfe çıkar. Bu minvâl üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y67a ·
metinde göster ·
… ve tüfengciyâna ve gönüllüyâna ve Çerâkese'ye ve keşîdeye ve eytâm ve cevâlîye
ayda bir
ulûfe çıkar. Bu minvâl üzre,
Kânûn-ı Selîm Hân oldur kim yeniçeriye ve azebâna ve topcu ve cebeciyâna ve arabacı ve mehterâna üç ayda bir mevâcib çıkar, ammâ müteferrikagâna ve çavuşâna ve tüfengciyâna ve gönüllüyâna ve Çerâkese'ye ve keşîdeye ve eytâm ve cevâlîye ayda bir ulûfe çıkar. Bu minvâl üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y67a ·
metinde göster ·
… r-tırâş: Dükkânları yokdur, ammâ ba‘zı cây-ı ma‘hûdeleri vardır, anda dururlar.
Ayda bir
kerre Mısır'ın cemî‘i hımârların Q 224b ve develerin makâs ile kırkarlar. Nef …
Esnâf-ı hımâr-tırâş: Dükkânları yokdur, ammâ ba‘zı cây-ı ma‘hûdeleri vardır, anda dururlar. Ayda bir kerre Mısır'ın cemî‘i hımârların Q 224b ve develerin makâs ile kırkarlar. Neferât iki yüz. Eyle kırkarlar kim gûyâ ustura ile tırâş olmuşdur, tüğünden aslâ bir alâmet kalmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y178b ·
metinde göster ·
… on sekiz bin para hâliye alırlar. Ve şehir havâlesi sarrâcları [sarrâfları] üç
ayda bir
mevâcib başında sarrâfbaşıdan yigirmişer guruş hâliye alırlar.
Ve şehir havâlesinin iç ağaları darbhâne nâzırından on sekiz bin para hâliye alırlar. Ve şehir havâlesi sarrâcları [sarrâfları] üç ayda bir mevâcib başında sarrâfbaşıdan yigirmişer guruş hâliye alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y219a ·
metinde göster ·
kerre bir Mısır ümerâsı beş yüz âdemiyle nevbet kolu bekleyüp âyende vü revende …
Ayda bir kerre bir Mısır ümerâsı beş yüz âdemiyle nevbet kolu bekleyüp âyende vü revendeyi bir hoş hıfz [u] hırâset üzre olur. Cirit meydânı ve ok meydânı bir şikârgâh yerdir. Ammâ Urbân dahi gâhîce âdemi şikâr edüp Mahmûd Pîr-yâr-ı Velî köçeği gibi âdemi Urbân-ı biryân edüp Güleşçiler tekyesi pehlivânı gibi âdemi uryân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227b ·
metinde göster ·
… salkım hûrmâ verir. Eğer böyle cimâ‘ etdirmeseler hûrmâ vermez. Ve hûrmâ ağacı
ayda bir
hayız görür. Âdem gibi beynisi vardır, anı kat‘ etsen hûrmâ kurur, ammâ gayrı d …
Her sene diyâr-ı Mısır'da dişi hûrmânın kalbi ya‘nî beynisi üzre erkek hûrmânın bir dalın sokup cimâ‘ etdirirler. Ol sene ol dişi hûrmâ on beş yigirmi salkım hûrmâ verir. Eğer böyle cimâ‘ etdirmeseler hûrmâ vermez. Ve hûrmâ ağacı ayda bir hayız görür. Âdem gibi beynisi vardır, anı kat‘ etsen hûrmâ kurur, ammâ gayrı dalların kessen dahi serâmed olur. Ve hûrmâ beynisine kalbü'l-belah derler, gâyet lezîz ve mukavvîdir. Mısır'da cimâ‘dan kalmış âdemler isti‘mâl edüp ol gece ehlini hayli müsta‘mel edüp bîzâr eder. Bir gûne beyâz katı peynir gibi süd lezzetinde bir gûne lezîz şeydir. Nahl-i hûrmânın tâ depesindeki dalları içindeki iliflerin mâbeyninde olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y230b ·
metinde göster ·
… der. Ve paşa tarafından mîrî gılâli tahsîline bir ağa ta‘yîn olup kâşifden altı
ayda bir
kîse külfe-bahâ ve tahsîl etdüği (---) gılâlden erdeb başına re‘âyâdan ikişer p …
Seyf ibn Zülyezen binâsı olduğıyçün Benî Seyf derler. Ve hâlâ nevâhîlerinde sâkin olan Urbâna Benî Seyf kabîlesi derler. Mısır hâkinde kâşiflikdir. Mâ-tekaddem mîrlivâlar mutasarrıf olurmuş. Lâkin zamânımızda sehl tenezzülde olmağile küşûfiyye olmuşdur. Kâşifleri beş yüz atlı tevâbi‘iyle ve beş yüz Mısır askeriyle eyâlet-i Benî Seyf'de olan yedi yüz kırk pâre kurâdan iki yüz beş Mısrî kîse ve (---) erdeb mîrî gılâli tahsîl edüp dîvân-ı Mısır'da deynin edâ eder. Ve paşa tarafından mîrî gılâli tahsîline bir ağa ta‘yîn olup kâşifden altı ayda bir kîse külfe-bahâ ve tahsîl etdüği (---) gılâlden erdeb başına re‘âyâdan ikişer para almak hâliyedir. Ve paşa tarafından bir ağa dahi mezkûr gılâl tahsîline isti‘câle gidüp nısıf kîse hizmet-bahâ alur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y361b ·
metinde göster ·
… kerre ve kerreteyn taşıyup Mısr-ı Atîk'de anbâr-ı Yûsuf'a dağlar-misâl yığup üç
ayda bir
cemî‘i askerî tâ’ifesine cirâye ve alîklerin verüp Mısır ganîmet olur. Dâhiye-i …
Ve bu şehr-i Circe'ye Mısır vezîri tarafından bir mükellef ağa-yı âlîşân sâhib-i iz‘ân muhteşem Circe hâkimi üzre gılâl tahsîli içün gelüp Circe'de bir sarây-ı âlîde meks edüp tahsîl-i gılâle ibrâm u ilhâh etdirüp ba‘de't-tahsîl cümle gılâli, Nîl kenârında azîm şûneler ya‘nî anbârlar vardır, anda der-mahzen edüp Mısır'da risâle ağası yediyle bin pâre gemi gelüp cem‘ olan gılâlleri kerre ve kerreteyn taşıyup Mısr-ı Atîk'de anbâr-ı Yûsuf'a dağlar-misâl yığup üç ayda bir cemî‘i askerî tâ’ifesine cirâye ve alîklerin verüp Mısır ganîmet olur. Dâhiye-i kübrâdır kim bu cirâye [ve] alîk anbâr-ı Yûsuf'a akıl ermez bir sırrullâhdır. Ve Circe'de bu gılâli tahsîl eden ağanın beğden bir kîse hammâm akçesi ve iki at, biri bisâtlı, ve rûz-merre yüz alîk ve müstevfâ külfesi ve gayrı hâliyesi dâyimdir. Ve ağa her erdeb başına ikişer para alır. Ve gayrı tayyârâtdan senevî yigirmi kîse hâsıl edüp beş kîse paşaya kalemiyye verir. Kethudâya üç yüz guruş, paşaya üç at ve üç tavâşî, kethudâya bir at ve bir tavâşî verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y374b ·
metinde göster ·
… mahsûlü günde bir darı nân pâresidir. Ba‘zı mahalde İbrîm kadısına ilhâk olunup
ayda bir
, beş ayda bir gemiler ile zahîre geldikde nâ’ib gelir.
Evvelâ kal‘anın Mısır müteferrikasından dizdârı ve yüz elli neferâtı ve Mısır'ın yedi ocağından üç yüz mustahfızânı ve mehterhânesi vardır. Her sene vazîfe-i mu‘ayyeneleri ve zahâyirleri Circe'den gider. Ve müstevfâ bârûd-ı siyâhı ve yetmiş aded muşkat ve şâhî ve saçma topları vardır. Ve şeyhülislâmı ve nakîbi yokdur, ammâ yüz elli akçe kazâ-i mebrûmdur. Nâhiyesi tâ Fûnc'a ve Habeş'e varınca anındır. Lâkin mahsûlü günde bir darı nân pâresidir. Ba‘zı mahalde İbrîm kadısına ilhâk olunup ayda bir, beş ayda bir gemiler ile zahîre geldikde nâ’ib gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y393a ·
metinde göster ·
… bir darı nân pâresidir. Ba‘zı mahalde İbrîm kadısına ilhâk olunup ayda bir, beş
ayda bir
gemiler ile zahîre geldikde nâ’ib gelir.
Evvelâ kal‘anın Mısır müteferrikasından dizdârı ve yüz elli neferâtı ve Mısır'ın yedi ocağından üç yüz mustahfızânı ve mehterhânesi vardır. Her sene vazîfe-i mu‘ayyeneleri ve zahâyirleri Circe'den gider. Ve müstevfâ bârûd-ı siyâhı ve yetmiş aded muşkat ve şâhî ve saçma topları vardır. Ve şeyhülislâmı ve nakîbi yokdur, ammâ yüz elli akçe kazâ-i mebrûmdur. Nâhiyesi tâ Fûnc'a ve Habeş'e varınca anındır. Lâkin mahsûlü günde bir darı nân pâresidir. Ba‘zı mahalde İbrîm kadısına ilhâk olunup ayda bir, beş ayda bir gemiler ile zahîre geldikde nâ’ib gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y393a ·
metinde göster ·
… ı Selîmnâme ve ahidnâmeleri vardır. İlâ hâze'l-ân ol seyr üzre hizmet edüp altı
ayda bir
Elvâh'dan yeni bevvâblar gelüp eskiler gider. İlâ-yevminâ böyle hizmet ederler. …
Hâlâ bu Elvâh kavmi bevvâblarının ellerinde tuğra-yı garrâ ile Selîm Hân'ın yarlığ-ı belîğleri vardır kim kadîm ezelden bevvâb olageldikleri üzre bevvâb olup keyfe mâ-yeşâ evlâd evlâda mutasarrıf olup ta‘yînât vazîfelerin ve hâliyetü'l-hâliye hizmetlerin ve cümle erbâb-ı dîvândan ve a‘yân-ı Mısır'dan avâyidlerin ve Elvâh kâşiflerinden fevâyidlerin alup tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf u müsellem olalar, deyü ellerinde kânûn-ı Selîmnâme ve ahidnâmeleri vardır. İlâ hâze'l-ân ol seyr üzre hizmet edüp altı ayda bir Elvâh'dan yeni bevvâblar gelüp eskiler gider. İlâ-yevminâ böyle hizmet ederler. Müstakîm dîndâr u musallî ehl-i ırz âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y448a ·
metinde göster ·