… miş yârânımızın gözü çıkdı" deyü nazar etdik meğer zâlim dîvânenin burnunda bir
aydan berü
kaskatı olmuş sümük ile urunca yârânımız balgamı gözünün akı karası zan edüp fe …
"Hay gidi dîvâne elinde taş var imiş yârânımızın gözü çıkdı" deyü nazar etdik meğer zâlim dîvânenin burnunda bir aydan berü kaskatı olmuş sümük ile urunca yârânımız balgamı gözünün akı karası zan edüp feryâd ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115a ·
metinde göster ·
"Hakkâ ki eyle edeceği muhakkakdır" dedi. Hulâsa-i kelâm İpşir Paşa kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek Eskişehir'e geldikde evvelâ Yeniçeri ocağından Kuyumcu Süleymân Ağa, Muhzır Ağa 178a idi. Ve Sarı Çavuşbaşı ve Şâmîzâde re’îs ve yedi bölük ağaları ve sâ’ir erbâb-ı dîvân a‘yânları paşadan me’zûn olup Eskişehir'e İpşir Paşa istikbâline gitdiler. İpşir Paşa dahi kat‘-ı menâzil ü tayy-ı merâhil ederek İzmid'e gelince İslâmbol a‘yânının havf u haşyetde olan kimesnelerden giden hedâyâ-yı firâvânın hisâbın Hudâ-yı Bîçûn bilür. Melek Ahmed Paşa müşâvere edüp Kapudan Murâd Paşa'ya buyurdular kim "Benim karındaşım. Başdarde-i hümâyûnu izn-i pâdişâhîyle muhabbeten İpşir Paşa karındaşımıza götür. Eğer deryâdan gelirse taht-ı sultânu'l-bahre süvâr olup Sarâyburnu'na gelsin. Eğer karadan gelirse kendüye hizmet etmiş olursuz" dedikde Murâd Paşa eydür "Sultânım, deryâ hâlidir, ihtimâldir ya karayel veyâhûd lodos rûzgârları müşted olursa taht-ı pâdişâhîye bir rahne isâbet ederse pâdişâha ne cevâb vereyim?" deyü gûnâ-gûn özr ü bâhâneler eyledi. Paşa dahi bildi kim Murâd Paşa İpşir istikbâline gitmeden mehzûz değildir. Âhir Bostâncıbaşı, kayığını mükellef ü müzeyyen donadup Hazînedâr Ahmed Ağa ile kırk elli bin guruş zî-kıymet hedâyâları İpşir Paşa'ya İzmid'e gönderdi. İpşir vâfir memnûn olup deryâdan ve karadan varan firâvân hediyyeleri keştîlere tahmîl edüp {İslâmbol'a gönderüp İpşir Paşa adl [u] dâd ile} hükm-i hükûmet edüp İskender-i kübrâ-misâl menâzil kat‘ ederek Bostâncıbaşı cisrinde meks etdüğü haberi Melek Ahmed Paşa efendimize gelüp ol sâ‘at cümle yeniçeri ocağı askerin ve sipâh askerin İpşir Paşa isikbâline Üsküdar'a geçmeği fermân edüp İslâmbol limanında ne kadar bin keştînin sandalı ve kayıkları ve mavunaları var ise cümle Üsküdar'a asker-i derya-misâl geçirdiler. Niçe bin asker haymeleriyle sahrâ-yı Üsküdar'da meks etdiler. Ve cümle Yeniçeri ocağı askeri Üsküdar içre meks etdiler. Yine ol gün Murâd Paşa'ya başdarde-i hümâyûn ile Üsküdar'a geçmek fermân olunup yedi pâre kadırga ile başdarde-i hümâyûn Üsküdar'a geçince hemân Murâd Paşa Yeniçeri ocağına sûret-i hakdan görünüp eydür "Gördünüz mü yeniçeri askerine ne edecekdir. Erzurûm'da Abaza Paşa yeniçeriyi Kör Hazînedâr'a ve bu İpşir'e niçe kırdırdıysa şimdi sizi dahi kırk bin sekbân u sarıcasına ve elli bin atlısına kırdırup Sultân İbrâhîm kanı havfın alsa gerek. Siz bir alay piyâde garîb yeniçerilersiz. Bu Üsküdar sahrâsında ne işlersiz. Kaçan İpşir İslâmbol'a gelüp sarâyına gelirken ol zamân alayına çıkın" deyü Yeniçeri ocağına bu gûne ığvâ ü fitne sözleri verince hemân Üsküdar içre kıyâmet kopup bir kayık bir altuna güçile bulunup cümle Yeniçeri ocağı havf [u] haşyetlerinden İslâmbol'a geçdiler. Hemân Murâd Paşa kendü tahrîki fesâdının te’sîrin görüp hamd [u] senâ edüp avanta başdarda deyüp Tershâne-i âmireye başdarde gönderüp kendüsü efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya har har soluyarak gelüp "Sultânım gördün mü bu hâli meğer İpşir Paşa sekbân u sarıcaya Üsküdar'da olan yeniçerileri kırdırup cümle devletde olanları kırup Şehzâde Ahmed Hân'ı cülûs etmek istermiş". Sekbân sarıca eyitmişler "Sultânım biz Hacı Bektâş-ı Velî köçeğiyiz. Biz ocağımız yeniçerisine kılıç çekemezüz" deyü bu haberi ocağa gönderirler. Ocak halkının cân başına düşüp "İşte cümle İslâmbol'a geçdiler ve niçe bini geçerken izdihâmda gark oldular, bu Allah'dan revâ mıdır ve sultânımın buna rızâsı var mıdır. Ben dahi başdarde-i hümâyûnu alup, işte İslâmbol'a geldim" dedi. Bu hâl-i pür melâli Murâd Paşa Melek Ahmed Paşa'ya bildirmede {murâd [u] merâmı} sûret-i hüsn-i tedbîrden görünüp fitne ü fesâda bâ‘is olmak isterdi. Zîrâ cemî‘i zamânda Murâd Paşa fitne ile meşhûr idi. Hattâ cezîre-i Girid'de Deli Hüseyin Paşa'nın hazînesi nehb ü gâreti ve İslâmbol'da Atmeydânı cengi ve Hezârpâre Ahmed Paşa katli ve cülûs-ı İbrâhîm'in şehâdeti ve niçe yüz fitne ü fesâd cümle Murâd Paşa'nın re’y [ü] tedbîri olduğun Melek Ahmed Paşa efendimizin ma‘lûmu olduğıyçün yine Murâd Paşa'ya hitâb edüp eydür "Yâ birâder! Bu ahvâl-i pür-melâli İpşir Paşa şimdi duyunca küşünleyüp girü Anadolu'ya firâr etmesi mukarrerdir" dedikde Murâd Paşa eydür "Dahi güzel Celâlîliği ve ısyân [u] tuğyânı zâhir olup sancağ-ı Resûlullah ile deryâ-misâl asker üzerine varup Kuyucu Murâd Paşa etdüğü gibi bu Murâd kulına fermân eyle. İnşâallah İpşir'i ve gayri nâ-beşîrleri dünyâ sahîfesinden hakk edeyim" deyü bir azîm da‘vâ-yı merd etdi. Paşa bildi kim yine fitne ü fesâd Murâd Paşa'nın hıyânetidir. "Bre meded buna bir ilâc!" deyüp derhâl sa‘âdetlü pâdişâha girüp bu ahvâli bir bir i‘lâm eyleyüp 178b fermân-ı şehriyârî ile bi'z-zarûrî Melek Ahmed Paşa İpşir Paşa'nın istikbâline gitmek iktizâ etdi. Derhâl pâdişâh-ı Cem-azametden me’zûn olup sarâyına gelüp iki bin taşra ağavâtların ve dörd yüz on aded enderûn-ı hâssa ağaların cümle âlât-ı silâha müstağrak edüp bir gice Üsküdar'a ubûr edince cemî‘i kubbe vüzerâları ve sâ’ir ser-i kârda olan a‘yân [u] kibâr ol gice meş‘alleri çerâğân edüp vakt-i çâştda İpşir Paşa ordusuna girecek mahalde bir kere nefîr-i rıhlet çalındığını istimâ‘ etdik. Meğer hakîkatü'l-hâl İpşir Paşa havfinden gerüye dönmek içün nefîr-i evvel çalınmış. Hemân paşa cümle vüzerâlardan bir sâ‘at evvel İpşir'in otağına varınca İpşir ile ikisi birbirlerin bağırlarına basup ol kadar ağlaştılar kim gûyâ ikisin de sar‘a dutup masrû‘ oldular. Bizim Melek Ahmed Paşa eydür "Birâder ne içün bu altı aydan berü Haleb'den Âsitâne-i sa‘âdete gelemediniz" deyince İpşir eydür "Behey birâder, işte geldiğimize peşîmân olduk. Yeniçeri ocağından bize haber geldi. Sizi Üsküdar'da kırmağı teklîf etdiler. Biz kabûl etmeyüp işte yine İslâmbol'a geçdik, deyü haber gelince yedi kerre çaşıt gönderdim {hakîkatü'l-hâl cümle yeniçerinin İslâmbol'a geçmeleri muhakkak olup} eyle olmuş. Şimdi ben de yine avdet edüp mühür bende iken bildiğimden kalmayup Acem diyârına gidüp Revân'ı ve Gence ve Şirvân'ı ve Tiflis ve Tomennis'i ve Şamahı ve Demirkapu'yu bi-emri Hudâ feth edüp ol diyârları zabt edüp ecel-i müsemmâma dek ol diyârlarda hükm-i hükûmât ederim" dedikde Melek Ahmed Paşa hemân koynundan En‘âm-ı şerîfin çıkarup yedi kerre el urup ve yedi kerre Kesrihâ ile yemîn-billah ve kasem-tallah ile Sultân Murâd rûhun yâd edüp eydür "Benim birâderim, sakın bu hîledir. Senin İslâmbol'a geldiğinden niçe bin vâcibü'l-izâlelerin tahrîkiyle bu gûne fesâd sözlerin mâbeyne bırağırlar. Sakın benim birâderim bu hıyel ü şeytanâta aldanup devlet-i Âl-i Osmân'a isyân eyleme. Eğer niçün Yeniçeri ocağı İslâmbol'a geçdiler, dersen ocaklarının kânûnlarına bakup Hâfız Ahmed Paşa ve Husrev Paşa ve Cüvânkapucubaşı Mehemmed Paşalar mühr ile der-i devlete geldiklerinde sipâh Üsküdar'da alay edüp ertesi yeniçeri Edirnekapusu'ndan alay etdikleri Abaza Paşa ile Husrev Paşa geldüğü alay hâtırınızda yok mudur. Şöyle ma‘lûm-ı şerîfiniz ola" deyü tesliye-i hâtır ile İpşir'in hâtırın ele alup hâh nâ-hâh İpşir'i ata bindirüp alay-ı azîmler kurulup Bostâncıbaşı cisrine geldikde İpşir Paşa iki rek‘at namâz kılup ata süvâr olacak mahalde bizim Melek Ahmed Paşa İpşir Paşa'ya bir murassa‘ raht u bahtlı ve murassa‘ eğerli ve altun zincirli bir eşheb esb-i sabâ-sür‘at pîş-keş çeküp İpşir Paşa "Bârekallah pâdişâha lâyık atdır" deyü Bismillah ile bilâ rikâb süvâr olup at başı beraber Üsküdar'a atf-ı inân ederek yola revâne oldukda deryâ-misâl istikbâlciler nümâyân oldular. Ve yedi kubbe vezîrleri yedi yerde tablların döğüp her biri asker-i müzeyyeniyle at başı beraber selâma dururlardı. Yemîn ü yesârda asâkir-i bî-pâyânın âlât-ı silâhları şa‘şa‘ası benî Âdem'in çeşmini hîrelendirirdi. Ammâ İpşir Paşa askeri cümle ceng eri müsellah ve mükemmel ve müzeyyen cüyûş-ı Arabistân u Türkistân u Kürdistân idi kim her biri birer ayaklı cebehâne-misâl zeber-dest sekbân u sarıca haşerâtları idi. Cümle zırh-ı zirih-külâh ve cebe ve cevşene ve tuğulka ve serpenâh katlavî ve kalkan u nemedlere müstağrak olup her birinin elinde ü belinde beşer altışar çatal telli kurşumlu tüfenkleri çatal fitiller ile âmâde olup gûyâ her biri bir semender kavsı gibi âteş-i Nemrûd içinde kalmış küme küme ve zorba zorba çıtaçıt çark cengine girer gibi eyle giderlerdi. İpşir alayından gayri on sekiz yerde alay-ı azîm ve tablhâne-i kadîm çalınup alaylar yürürdü. Bu alay-ı azîmi İslâmbol askeri gördükde berk-ı hazân gibi ditrerlerdi. Bu kerr ü ferr ü dârât [u] azamet üzre İpşir Paşa, Melek Ahmed efendimizle at başı beraber gelirken kânûn-ı pâdişâhî üzre yedi kubbe vüzerâları gelmeğe başlayup bizim paşa vüzerâlara kapu kethüdâlığı edüp ta‘rîf u tavsîf ederdi. İbtidâ Koca Nişâncı Paşa ile Dellâk Mustafâ Paşa gelince İpşir Paşa ve bizim Melek Paşa atlarından nüzûl edüp İpşir Paşa ile görüşüp öpüşüp bilişdiler. İpşir Paşa bu ikisine hayli i‘zâz u ikrâm eyledi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177b–178b ·
metinde göster ·
… ş meğer bu kadar bin guzât-ı müslimîn Timur'un Van kayasına sürdüğü toprağı bir
aydan berü
dibinden alarak deryâya dökerek mezkûr türâbın altı boş olup kûh-ı Bî-sütûna dö …
Ale's-sabâh ki oldu, Van kal‘asına nazar etdik, Süleymâniyye minâresi kaddi Van kal‘ası beyâz u mücellâ olmuş meğer bu kadar bin guzât-ı müslimîn Timur'un Van kayasına sürdüğü toprağı bir aydan berü dibinden alarak deryâya dökerek mezkûr türâbın altı boş olup kûh-ı Bî-sütûna dönmüşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 262a ·
metinde göster ·
… r-i İrânî bî-hisâb ve dinc-a-dinc leşker-i Acem (---) Âl-i Osmân askerîsine beş
aydan berü
yetmiş altı pâre kal‘aları feth edüp nehb ü gâret etmeden cümle askere bir mert …
Andan sonra sene 1039 târîhinde Hüsrev Paşa-yı dilîr yine mühür ile Bağdâd üzre serdâr-ı mu‘azzam olup Hemedân ve Dergezîn şehirlerinden yetmiş altı pâre Acem şehirlerin harâb u yebâb etdüği cümle bâlâda, mahalle münâsebetleriyle seyâhat etdiğimiz Acem diyârı şehirlerinde tahrîr olunmuşdur. Ammâ bi-emri Hudâ Bağdâd'ın fethi Hüsrev Paşa'ya müyesser olmayup kırk gün kemâkân şeb [u] rûz döğüp ve bir akîm yürüyüş edüp derûn-ı kal‘ada Mazenderânî leşker-i İrânî bî-hisâb ve dinc-a-dinc leşker-i Acem (---) Âl-i Osmân askerîsine beş aydan berü yetmiş altı pâre kal‘aları feth edüp nehb ü gâret etmeden cümle askere bir mertebe fütûr u kelâl gelmiş kim cümle mâl-ı ganâ’imle muğtenim olup mâl-ı Kârûn'a mâlik olduklarından tok arslan şikâr alamaz dedikleri gibi bunlar dahi Bağdâd'a bedürüstî sarılmayup âlet-i mülâhaza ceng ederlerdi. Ve eyyâm-ı şitâ da erdiğinden top-keşân câmûsları(n)da ekseriyyâ telef olmuşlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 335b ·
metinde göster ·
… lan kal‘alarımız amâr ederiz. Hemân anlar bizi kendi hâlimize kosunlar. Bak beş
aydan berü
bu kadar bin asker ile elimiz vilâyetimiz harâb etdiğinizden gayrı hâlâ defteri …
"Hâşâ, biz bu serhadde sulha mugâyir iş edüp sizin harâb etdiğiniz kal‘alara er koyup amâr edeyiz. Ancak Osmânlı'dan havf edüp kadîm-i eyyâmdan bizim olan kal‘alarımız amâr ederiz. Hemân anlar bizi kendi hâlimize kosunlar. Bak beş aydan berü bu kadar bin asker ile elimiz vilâyetimiz harâb etdiğinizden gayrı hâlâ defterimizde mastûrdur. Altı aydan berü kırk üç bin âdemimiz esîr etmişsiz" dedikde, hakîr eyitdim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149a ·
metinde göster ·
… e elimiz vilâyetimiz harâb etdiğinizden gayrı hâlâ defterimizde mastûrdur. Altı
aydan berü
kırk üç bin âdemimiz esîr etmişsiz" dedikde, hakîr eyitdim,
"Hâşâ, biz bu serhadde sulha mugâyir iş edüp sizin harâb etdiğiniz kal‘alara er koyup amâr edeyiz. Ancak Osmânlı'dan havf edüp kadîm-i eyyâmdan bizim olan kal‘alarımız amâr ederiz. Hemân anlar bizi kendi hâlimize kosunlar. Bak beş aydan berü bu kadar bin asker ile elimiz vilâyetimiz harâb etdiğinizden gayrı hâlâ defterimizde mastûrdur. Altı aydan berü kırk üç bin âdemimiz esîr etmişsiz" dedikde, hakîr eyitdim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 149a ·
metinde göster ·
… îne ile ordu-yı İslâma asker-i zafer-me’ser dâhil oldular kim belki bizim sekiz
aydan berü
tahsîl etdiğimiz mâldan ve eşyâlardan üç kat ziyâde üsârâ ve mâl-ı bî-nihâye ge …
Hemân yüz yetmiş aded belli başlı kapudan esîr-i bend-i zincîr olup kal‘a-i Foğraş küffârlarına rağmen küffârın cemî‘i torompete ve luturyanî boruları ve tabılları ve erganon nâkûsların "Tabur tabur" deyü çalarak ve haçlı peykerlerin açarak bu kadar mâl-ı hazîne ile ordu-yı İslâma asker-i zafer-me’ser dâhil oldular kim belki bizim sekiz aydan berü tahsîl etdiğimiz mâldan ve eşyâlardan üç kat ziyâde üsârâ ve mâl-ı bî-nihâye getirüp bir esîr bir akçeye olup cümle mahbûb u mahbûbeleri Nemse cüvânları idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27b ·
metinde göster ·
… p cânib-i erba‘alarını cihân kâfirleri aldığından haberdâr olup kendüleri de üç
aydan berü
mahsûr oldukları cânlarına yetişüp bir tarafdan imdâd gelmeyeceklerin dahi bilü …
Ve yine hikmet-i Hudâ küffâr-ı hîlekârın bir azîm taburu dahi Peşte kal‘ası kurbunda Soboska kal‘asını alup andan Hatvan kal‘asın dahi küffâr muhâsara edüp leylen ve nehâr balyemez ile döğdüğünün sadâsın yine bu Novigrad gâzîleri istimâ‘ edüp cânib-i erba‘alarını cihân kâfirleri aldığından haberdâr olup kendüleri de üç aydan berü mahsûr oldukları cânlarına yetişüp bir tarafdan imdâd gelmeyeceklerin dahi bilüp âhir-i kâr bir gün gördüler kim Rûmeli beğlerbeğisi Sinân Paşazâde ve Budin vezîri Hasan Paşa bu Novigrad altına geldiler, ammâ küffârın askeri vefretinden kal‘a-i Novigrad'a imdâd edemeyüp Budin'e giderler. Hemân bu hâl-i perîşân-ı pür-melâli kal‘a-i Novigrad'da olan asâkir-i İslâm'dan yeniçeriler yerli kulun söyletmeyüp "Bir alay bî-imdâd nâçâr âdemleriz" dediler ve kal‘a-i Novigrad'ı vere ile küffâra verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134a ·
metinde göster ·
… ile böyle germâ-germ ceng etmemişdir, ammâ feryâdımız zahîre kılletidir ve bir
aydan berü
imdâd gelmeyüp niçe yüz gâzîlerimiz top güllesinden şehd-i şehâdet piyâlesinden …
"Eğer Kanije'ye bugün ve yarın yetişirsek hoş ve illâ Kanije elden gitdi. Bu tulum ile Kanije gölünden yüzerek da‘vâ-yı merd ile cân u başım gâzîlerin ve dîn-i Muhammedî'nin uğuruna koyup kâfir içinden huzûruna geldim. Feryâdımı dinle cânım vezîr. Yedi kral üç kerre yüz bin asker ile ve yedi koldan yetmiş pâre balyemez ile kal‘ayı döğerler, ammâ kal‘ada askerimiz azdır ve zahîremiz yokdur, ammâ bârûd cebehânemiz gâyet çokdur ve paşamız Yentür Hasan Paşa ve Kanije gâzîleri ilâ hâze'l-ân altı bin asker ile şeb [ü] rûz ceng edüp küffârı Kanije gölüne komadılar ve Ölesi nâm varoşa ve Bereklik nâm mahalleye kâfiri uğratmadılar ve aşağı suya berâber topları dahi atmadılar ve şeb [ü] rûz ikdâm-ı tâm ile sa‘y [u] kûşiş edüp eyle savaş-ı perhâş ederler kim Sultân Ahmed zamânı yine bu Kanije'ye Tiryâkî Hasan Paşa yedi kral ile böyle germâ-germ ceng etmemişdir, ammâ feryâdımız zahîre kılletidir ve bir aydan berü imdâd gelmeyüp niçe yüz gâzîlerimiz top güllesinden şehd-i şehâdet piyâlesinden nûş edüp huld-i berîne gitdiler ve mecrûhlarımız ac u zâc u muhtâc oldular ve niçe yüz aded ibâdullâh cû‘dan öldüler. Yine böyle iken ta‘yîn olunan imdâdlar bir aydan berü gelmediler ve yine ahâlî-i Kanije tekâsül etmeyüp hâlâ germâ-ger[m] ceng [ü] cidâl ve harb u kıtâl ederler, ammâ efendim Kanijeli gâzîlerinin açlıkdan cânları gelmişdir. Küffâr-ı hâksâr gördü kim bu kal‘a-i Kanije bir deryâ içinde fethi günden güne müşted oldu. Âhir-i kâr mel‘ûn krallar hîleye sâlik olup bu dâm-ı tezvîri re’y-i ahsen görüp ba‘zı mekâtîbleri dürûğ-âmîzler peydâ edüp zemberek oklarıyla Kanije kal‘ası içine atdı. Hasan Paşa kuluna mektûbları getirdiler, ammâ içinde küffâr niçe hezeyân sözler yazmış. Sultânım huzûrunda söyleyecek kelimâtlar değildir" dedikde Sadrıa‘zam bu feryâda gelen ebü'l-kelâm yiğidin muntazamu'l-kelâmlarından hazz edüp "Söyle yiğit" dedikde ol fetâ-yı hâzır-cevâb eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178a ·
metinde göster ·
… e yüz aded ibâdullâh cû‘dan öldüler. Yine böyle iken ta‘yîn olunan imdâdlar bir
aydan berü
gelmediler ve yine ahâlî-i Kanije tekâsül etmeyüp hâlâ germâ-ger[m] ceng [ü] ci …
"Eğer Kanije'ye bugün ve yarın yetişirsek hoş ve illâ Kanije elden gitdi. Bu tulum ile Kanije gölünden yüzerek da‘vâ-yı merd ile cân u başım gâzîlerin ve dîn-i Muhammedî'nin uğuruna koyup kâfir içinden huzûruna geldim. Feryâdımı dinle cânım vezîr. Yedi kral üç kerre yüz bin asker ile ve yedi koldan yetmiş pâre balyemez ile kal‘ayı döğerler, ammâ kal‘ada askerimiz azdır ve zahîremiz yokdur, ammâ bârûd cebehânemiz gâyet çokdur ve paşamız Yentür Hasan Paşa ve Kanije gâzîleri ilâ hâze'l-ân altı bin asker ile şeb [ü] rûz ceng edüp küffârı Kanije gölüne komadılar ve Ölesi nâm varoşa ve Bereklik nâm mahalleye kâfiri uğratmadılar ve aşağı suya berâber topları dahi atmadılar ve şeb [ü] rûz ikdâm-ı tâm ile sa‘y [u] kûşiş edüp eyle savaş-ı perhâş ederler kim Sultân Ahmed zamânı yine bu Kanije'ye Tiryâkî Hasan Paşa yedi kral ile böyle germâ-germ ceng etmemişdir, ammâ feryâdımız zahîre kılletidir ve bir aydan berü imdâd gelmeyüp niçe yüz gâzîlerimiz top güllesinden şehd-i şehâdet piyâlesinden nûş edüp huld-i berîne gitdiler ve mecrûhlarımız ac u zâc u muhtâc oldular ve niçe yüz aded ibâdullâh cû‘dan öldüler. Yine böyle iken ta‘yîn olunan imdâdlar bir aydan berü gelmediler ve yine ahâlî-i Kanije tekâsül etmeyüp hâlâ germâ-ger[m] ceng [ü] cidâl ve harb u kıtâl ederler, ammâ efendim Kanijeli gâzîlerinin açlıkdan cânları gelmişdir. Küffâr-ı hâksâr gördü kim bu kal‘a-i Kanije bir deryâ içinde fethi günden güne müşted oldu. Âhir-i kâr mel‘ûn krallar hîleye sâlik olup bu dâm-ı tezvîri re’y-i ahsen görüp ba‘zı mekâtîbleri dürûğ-âmîzler peydâ edüp zemberek oklarıyla Kanije kal‘ası içine atdı. Hasan Paşa kuluna mektûbları getirdiler, ammâ içinde küffâr niçe hezeyân sözler yazmış. Sultânım huzûrunda söyleyecek kelimâtlar değildir" dedikde Sadrıa‘zam bu feryâda gelen ebü'l-kelâm yiğidin muntazamu'l-kelâmlarından hazz edüp "Söyle yiğit" dedikde ol fetâ-yı hâzır-cevâb eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 178a ·
metinde göster ·
… arı ve sizin mürdelerin nâ-tırâş başların saçların tırâş edüp bir yere koyup üç
aydan berü
bizim Beç'e gelmemize bakup bugünkü gün görsünler deyü alay ile getirdiniz. Îsâ …
"Ol ceng vâkı‘âtı Raba'da olalı üç aydır, ol kadar zamândan berü ol başları ve sizin mürdelerin nâ-tırâş başların saçların tırâş edüp bir yere koyup üç aydan berü bizim Beç'e gelmemize bakup bugünkü gün görsünler deyü alay ile getirdiniz. Îsâ Nebî ve Meryem Ana'yı severseniz doğru söylen, Raba cenginde siz bizi mi kırdınız, yoksa biz sizi der-ceng-i evvel yedi yerde kırdık ve Ni‘met-Uyvar altına dak sizi kıra kıra bu kadar kelle ve bu kadar mâl-ı ganâ’im alup ordumuza gelmedik mi? Sonra İsmâ‘îl Paşa ve Sâlih Paşa'nın sû-i tedbîriyle gerü dönüp Allâh emriyle Raba suyunda gark olduk, zîrâ bizim Sultân Süleymânımız ‘Bu Raba suyun öteye geçen oğullarım ve vezîr askerlerim ve kâfirden dahi Raba nehrin bizim hudûda geçenler anlar da bozulup gark olsun’ deyüp bed-du‘â etmişdi. Biz Süleymân Hân'ın vasıyyetin tutmayup belâya uğrayup suya gark olduk. Yohsa sizin kılıcınız ile kırılmadık. Eğer bizi kırdınızsa Hazret-i Îsâ içün doğru söylen" dedim. Anlar da insâf edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70b ·
metinde göster ·
… îf ve kalemlerle tahrîr ü terkîm olunmaz. Hemân netîce-i kelâm bu hakîr hâlâ üç
aydan berü
kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek vilâyet-i Maskov'un Kazan ve Balu Hân v …
"Sultânım efendim, sergüzeşt [ü] serencâmım diller ile ta‘bîr ü tavsîf ve kalemlerle tahrîr ü terkîm olunmaz. Hemân netîce-i kelâm bu hakîr hâlâ üç aydan berü kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek vilâyet-i Maskov'un Kazan ve Balu Hân ve Heşdek ve Alatır ve Ejderhân ve Mujikkirmân vilâyetlerinden berü geşt [ü] güzâr edüp gelirken sultânıma müjde olsun, size bir azîmü'ş-şân elçi getirdim ki anda olan tuhaf u tefârûk makûlesi eşyâlar ile bir elçi Âl-i Osmân pâdişâhına gelmemişdir. Hemân Der-i devlete arz edüp i‘lâm edin ve elçiye birkaç bin asker istikbâle gönderin" deyü elçinin mektûbların paşaya verüp tercüme olup kırâ’at olundukda fakîr Mehemmed Paşa başın açup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 183b ·
metinde göster ·
… e kahren bu kal‘ayı zebûn etdiler. İçinde olan asâkir-i İslâm da az kalup sekiz
aydan berü
bir cânibden dahi imdâd gelmediğinde kal‘ayı vere ile verdiler.
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Moton ve İnebahtı fetihlerinden sonra Venedik küffârı iki yüz pâre keştî ile bir donanma-i azîmi gelüp mezkûr kal‘ayı kâmil sekiz ay döğe döğe ve yedi kerre lağımlar atup ve otuz dörd kerre yürüyüş ile zarben ve kahren bu kal‘ayı zebûn etdiler. İçinde olan asâkir-i İslâm da az kalup sekiz aydan berü bir cânibden dahi imdâd gelmediğinde kal‘ayı vere ile verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b ·
metinde göster ·
Lâkin guzât-ı mücâhidîne bu hâl beş altı aydan berü mu‘tâdları olup kârları olduklarından aslâ güçlerine gelmeyüp hemân cümle mevtâya "Hak rahmet eyleye" deyü taşıyup eski meterisler içlerinde birer yar altlarına sokup her şühedânın üstlerine yar toprakları yığup cümle esbâblarıyla defn edüp giderler. Aslâ bir guzât bu ahvâlden muğber-hâtır olmayup yine sürûr [u] şâdımân ederek cenge âheng ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 289b ·
metinde göster ·
… mâ mel‘ûn kal‘a yine bârân-ı la‘neti yağdırmada. Lâkin asâkir-i İslâm altı yedi
aydan berü
yetmiş kat meterisler değişdirmede ve yevmen fe-yevmen ileri gitmede. Ammâ mel‘ …
Ammâ mel‘ûn kal‘a yine bârân-ı la‘neti yağdırmada. Lâkin asâkir-i İslâm altı yedi aydan berü yetmiş kat meterisler değişdirmede ve yevmen fe-yevmen ileri gitmede. Ammâ mel‘ûn küffâr handakdan taşra olan tabyaları cümle ardına bırağup bizden tarafa kal‘a ile asâkir-i İslâm mâbeyninde Kandiye sahrâsında bir kurşum menzili ba‘îd bizim asker-i İslâm üzre anlar dahi meterisler sürüp gelmede. Ve şeb [ü] rûz niçe bin atlıları ol meydânda çıkup girmede ve etrâfları çalup çarpmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 289b ·
metinde göster ·
Beri tarafda küpler içre kalan yılan maslûkasını bir
aydan berü
niçe şefâ‘atnâmeler ile gelen a‘yân-ı Mısır'ın kâseleri ve ibrîkleri ve bakracl …
Beri tarafda küpler içre kalan yılan maslûkasını bir aydan berü niçe şefâ‘atnâmeler ile gelen a‘yân-ı Mısır'ın kâseleri ve ibrîkleri ve bakracların dollâblardan çıkarup herkesin ismi resmi ve marazı bakracları üzre bir makramada Y 123b kâğıdlar içre yazılup ol yılan çorbası suyundan kâse ve bakraclara doldurup ba‘zı marîzlerine göre maslûka üzre dahi edviyeler zam edüp herkese kâse ve bakr[ac]ların teslîm edüp niçe yüz yere böyle yılan çorbası gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y123a–Y123b ·
metinde göster ·
… gidersin" deyü mastûr taşı görünce cümle asker-i Me’mûn vâlih-i hâmûn olup yedi
aydan berü
çekdikleri renc [ü] anâ ile bu kadar masrûfları mukâbelesinde ol zikr olunan bi …
"Ey bu dahmeden defâyin fethi içün temennî eden. Her ne kadar cidd ü cehd edüp mâl masraf edersen, ol kadar mâl çıkarırsın. Ziyâde tama‘ edersen, bu dünyâ-yı fânîden gidersin" deyü mastûr taşı görünce cümle asker-i Me’mûn vâlih-i hâmûn olup yedi aydan berü çekdikleri renc [ü] anâ ile bu kadar masrûfları mukâbelesinde ol zikr olunan bin altun bulundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y232b ·
metinde göster ·
… ister imiş, cürmüm nedir? Yoluna on kîse cihâz ve filân filân" diyerek bir iki
aydan berü
ne kadar masrûf etdiyse dilli defter gibi cümle huzzâr-ı meclis mâbeyninde bir …
"Bah benim ma‘şûkam beni katil mi etmek ister imiş, cürmüm nedir? Yoluna on kîse cihâz ve filân filân" diyerek bir iki aydan berü ne kadar masrûf etdiyse dilli defter gibi cümle huzzâr-ı meclis mâbeyninde bir bir beyân eder. Ammâ hakîkatdır, Q 249bP 246b anınla tefâhürlenirler kim filân çelebinin kızı bu kadar mâl alup kocaya varmış, deyü ferah kesb ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y243b ·
metinde göster ·
… nım, huccâc-ı müslimîn çıkmağa iki gün kaldı" deyince hemân şeyh hazretleri iki
aydan berü
sâhib-firâş bî-tâb ü bî-mecâl bî-ma‘âş iken yâ Allâh deyüp câmehâbından pertâb …
"Sultânım, huccâc-ı müslimîn çıkmağa iki gün kaldı" deyince hemân şeyh hazretleri iki aydan berü sâhib-firâş bî-tâb ü bî-mecâl bî-ma‘âş iken yâ Allâh deyüp câmehâbından pertâb edüp Q 263a ayağ üzre durup beytü'l-hüznü içre tâvûs-ı bâğ-ı cinân-vâr eyle cevelân ve raks u semâ‘ etdi kim gûyâ semâ‘-ı Celâleddîn-i Rûmî'dir. Eyle hırâmânî reftâr u harekâtlar etdi kim cümle merd dembeste olup merdüm-i dîdeler vâlih ü hayrân kaldılar. Hakîr ise engüşt ber-dehen olup âyâ bu ne hâldir, deyü P 260a mebhût kalmışım. Azîz hazretleri ba‘de's-semâ‘ arak-âlûd olup buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y276a ·
metinde göster ·