… rde boynunda zincirin sürüyüp hemân minbere çıkmağa başladı. Hemân Evliyâm, sen
ayunun
zincirinden yapışup minberden aşağı çeküp düşürdüğünde, "Bire Evliyâ'm öldür" d …
Andan gördüm ki şu karşuki Porolok dağından berü boğazları zincirli yedi sekiz yüz mikdârı kara hınzîrlar ol dağlardan berü bu sahrâya inüp cum‘a namâzı kılan cemâ‘atleri bölük bölük bölerek cemâ‘at içine girüp minber dibinde yatan Seydî Ahmed Paşa'nın meyyitine ol hınzîrlar birkaç diş urdular, ammâ cemâ‘at aslâ safların bozmadılar ve bu hınzîrların içinde bir semiz sarı ayu seğirde seğirde boynunda zincirin sürüyüp hemân minbere çıkmağa başladı. Hemân Evliyâm, sen ayunun zincirinden yapışup minberden aşağı çeküp düşürdüğünde, "Bire Evliyâ'm öldür" deyü minberden feryâd ederim. Sen dahi dal kılıç olup ayıyı katl eyleyüp leşini Seydî Ahmed Paşa'nın meyyiti yanına kodun. Ben dahi hutbeyi tamâm edüp salât-ı cum‘ayı edâ etdikden sonra cemâ‘at içine gelen kara hınzîrları kırun deyü fermân etdiğimde cümlesin kılıç ile kırdılar. Meğer sabâh namâzı karîb imiş. Silihdâr Süleymân beni uyarup şimdi salât-ı fecri kılup sizler geldiniz. Ben dahi bism-i İlâh ile bu vâkı‘ayı sizlere takrîr eyledim" buyurduklarında, yeniçeri ağası ve Tekeli Mustafâ Paşa kethüdâsı, "Hayr ola sultânım" dedik lerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 135b ·
metinde göster ·
… çıkup üzerime hücûm eyleyüp, Evliyâ'm zincirinden çeküp yere düşürdü ve Evliyâ
ayunun
boynun urdu deyü bu sabâh bu vâkı‘a size dimedim mi? İşte hâlâ ol rü’yâ-yı sâli …
Hemân Paşa eyitdi: "Allâhu ekber, tîz-e yeniçeri ağası bu sabâh sana ve Tekeli Paşa kethüdâsına ve bizim Evliyâ'ya bir vâkı‘a dedim. Ben minberde hutbe okurken Seydî Paşa minbere çıkup ve aşağı inerken düşüp başı düşdü ve bir zincirli ayu minbere çıkup üzerime hücûm eyleyüp, Evliyâ'm zincirinden çeküp yere düşürdü ve Evliyâ ayunun boynun urdu deyü bu sabâh bu vâkı‘a size dimedim mi? İşte hâlâ ol rü’yâ-yı sâliham idi ve hâlâ iskemle ile minber dibinde oturup Seydî Ahmed Paşa karındaşımın mürtedd olan bölükbaşısı imiş. Başın kesüp minber dibine bırakdım. Ol vâkı‘a budur. İnşâ’allâh Seydî karındaşım dahi çok mu‘ammer olur ve Evliyâ'm zincirinden çekdiği ayu işte bu mel‘ûn idi kim minberde menim üzerime hücûm [eden] mel‘ûnun asıl ismi Vasil imiş. Bire Evliyâ'm, vâkı‘amda bu ayuyu öldürdün. şimdi dahi âşikâre boynunu ur" deyince, "N'ola sultânım" deyüp etek der-miyân edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136b ·
metinde göster ·
… ] kabâili tenâsül bularak bu mahalle kâr etdiği ayu mâlıyla bir kal‘a binâ edüp
ayunun
ismiyle bu kal‘aya Leve deyü nâm kor.
Lisân-ı Macar'da Leve demek (---)(---) demekdir. Bânîsi tâ Menûçehr evlâdlarından Nagban Yejder asrında bir Çingane-i Moğol Nagban ile Acem'den bile gelüp bu mahalde kabâiliyle tavattun edüp Alaman dağlarında fîl kadar bir ayu dutup kırk sene kâmil bu ayuyu Macaristân'da oynadup vâfir hazîne peydâ edüp aşâir [ü] kabâili tenâsül bularak bu mahalle kâr etdiği ayu mâlıyla bir kal‘a binâ edüp ayunun ismiyle bu kal‘aya Leve deyü nâm kor.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133a ·
metinde göster ·
… oğol çinganesinin yâr-ı gâr-ı ser-i kârı olan ayusu mürd olup firâk hasretinden
ayunun
kellesin yapduğu kal‘anın kapusu tahtasına mıhlayup ve derisin kendüye post etd …
Ba‘dehu ol Moğol çinganesinin yâr-ı gâr-ı ser-i kârı olan ayusu mürd olup firâk hasretinden ayunun kellesin yapduğu kal‘anın kapusu tahtasına mıhlayup ve derisin kendüye post etdirüp hâlâ ol ayunun kellesi iç kal‘a kapusunda mıhlı durup gelen giden Macarlar bu ayu kellesine şapkaların çıkarup ta‘zîm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133a ·
metinde göster ·
… duğu kal‘anın kapusu tahtasına mıhlayup ve derisin kendüye post etdirüp hâlâ ol
ayunun
kellesi iç kal‘a kapusunda mıhlı durup gelen giden Macarlar bu ayu kellesine şa …
Ba‘dehu ol Moğol çinganesinin yâr-ı gâr-ı ser-i kârı olan ayusu mürd olup firâk hasretinden ayunun kellesin yapduğu kal‘anın kapusu tahtasına mıhlayup ve derisin kendüye post etdirüp hâlâ ol ayunun kellesi iç kal‘a kapusunda mıhlı durup gelen giden Macarlar bu ayu kellesine şapkaların çıkarup ta‘zîm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133a ·
metinde göster ·
{Ve cümle Macar kavmi ol zamân bu ayuya tapdıklarıyçün
ayunun
sûretin guruşlarına yazarlardı. Hâlâ yine Alaman ayusu sûretli müdevver Macar g …
{Ve cümle Macar kavmi ol zamân bu ayuya tapdıklarıyçün ayunun sûretin guruşlarına yazarlardı. Hâlâ yine Alaman ayusu sûretli müdevver Macar guruşları kesilir}. 133b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133a–133b ·
metinde göster ·
… n gayri bir eser-i binâsı yokdur. Ve kıbleye nâzır bir küçük kapusu var, mezkûr
ayunun
kellesi bu kapuda mıhlıdır. Hakkâ ki mefret ayu başıdır. Hâlâ Acem diyârının Te …
Ammâ bu kal‘a-i Leve görmeğe muhtâc bir kâr-ı kadîm kâr-ı revâc kal‘adır, ammâ iç kal‘ası küçük kârgîr binâ şekl-i murabba‘dır kim cânib [ü] etrâfında altı aded sâde kullecikleri vardır. İçinde kapudan {hânesi} ve cebehânesi ve anbârlardan gayri bir eser-i binâsı yokdur. Ve kıbleye nâzır bir küçük kapusu var, mezkûr ayunun kellesi bu kapuda mıhlıdır. Hakkâ ki mefret ayu başıdır. Hâlâ Acem diyârının Tebrîz'indeki Şâm-ı Kazan tekyesinin kazganı kadar bir büyük ve mehîb ayu kellesidir. Bu kadar yüz yıldan ne tüğlerine ve kaşı ve gözleri ve kulakları ve dişlerine bir zarar gelmemiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133b ·
metinde göster ·
… e çeküp kırk birinci gün ininden çıkup ibtidâ bu kayaya urûc edüp mutalsam olan
ayunun
mekânı yerine varup cihânı seyr [ü] temâşâ eder.
Hikmet-i Hudâ {mutalsamât-ı ibret-nümâ}: Bu yaylağın cânib-i kıblesinde Ayu kayası nâm bir mutalsam yek pâre kayadır kim ol kaya içinde cevâhirden ve zeheb-i hâlisden inşâ olunmuş bir ayu sûreti olduğundan Ayu kayası derler. İlâ hâze'l-ân zemherîrde kırk gün ayular mağârâlarda çille çeküp kırk birinci gün ininden çıkup ibtidâ bu kayaya urûc edüp mutalsam olan ayunun mekânı yerine varup cihânı seyr [ü] temâşâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221b ·
metinde göster ·
eşkâlinden nâm [u] nişân yokdur. Lâkin her sene erba‘înden sonra ayular bu kaya …
Ba‘dehu bu yayla dest-i Âl-i Osmân'a girdikde kavm-i Mağâribe bir ilm-i ma‘rifet ile mezkûr mutalsam ayuyu bozup altun cevâhirin alup giderler. Hâlâ eser-i binâsı durur, ammâ ayunun eşkâlinden nâm [u] nişân yokdur. Lâkin her sene erba‘înden sonra ayular bu kayaya urûc edüp çıkmaları mukarrer olduğundan Ayu kayası derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221b ·
metinde göster ·