Ba‘dehû Nemrûd-ı la‘în bu dağı dahi âlî etmeğe fermân edüp kendüsü Ruha şehrine ya‘nî Urfa'ya gidüp Hazret-i İbrâhîm'i mancınık ile âteşgede-i Nemrûd'a atmağa ihtimâm-ı tâm edüp mancınık binâ ederken beri tarafda Van arzında binâ etdiği kûh-ı bülend itmâm buldukda Cenâb-ı Allah azametiyle Cibril-i Emîn'e emr edüp ol cebel-i âlînin esâsına kanad urup ber-hevâ oldukda üzerindeki niçe kerre bin aded ummâl-ı Nemrûdîler ile ol cebel-i bülend ser-nigûn olup bi-emrillahi Ta‘âlâ ka‘r-ı zemîne geçüp ol yerden bir âb-ı siyâh çıkup deryâ oldu kim hâlâ Van deryâsı ol Nemrûd-ı la‘înin binâ etdüği dağın ka‘ra geçdüğü yerden zâhir olmuşdur kim dâ’iren-mâdâr cirmi on bir konak ihâta eder bir bahrdir kim asla bir bahre ittisâli yok, başka bir semm-i helâhil bahrdir. Şarkdan garba tûlânîsi altmış sekiz mildir ve vakt-i şitâda gâşet şiddet üzre temevvüc eder. Ve devri cümle beş yüz mildir ve etrâfında cümle binâ-yı metîn dokuz aded kılâ‘-ı hısn-ı hasînler ve sedd-i metînlerdir ve bu bahr-i Van içre iki büyük cezîreler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237a ·
metinde göster ·
… üp mebhût olup Cenâb-ı Bârî'nin gazabından yine kendüye sığındım. Hudâ-yı Bîçûn
azametiyle
cümle ümmet-i Muhammed'i âfât-ı semâvîden ve âfât-ı arazîden masûn u mahfûz eyl …
Hele hakîr bunları görüp mebhût olup Cenâb-ı Bârî'nin gazabından yine kendüye sığındım. Hudâ-yı Bîçûn azametiyle cümle ümmet-i Muhammed'i âfât-ı semâvîden ve âfât-ı arazîden masûn u mahfûz eyleye. Bu temâşâları edüp yine cânib-i şimâle giderken refîklerimiz eydür: "Sultânım, eğer kadem dirîğ etmezseniz bu mahalle karîb bir temâşâgâh vardır. Ta ki acâ’ib göresiz." dediklerinde hakîr eyitdim: "Ey nûr-ı dîdem, bu seyâhatde ifnâ-yı vücûd etmeden murâd [u] merâmım sun‘-ı Hudâ'yı temâşâ etmekdir." dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 238a ·
metinde göster ·
… ismi vardır kim sûre-i Fâtiha-i Seb‘u'l-mesânî-i Ümmü'l-kitâb'da Cenâb-ı Allah
azametiyle
kinâyeten ism-i Düllî'yi yâd eylemişdir kim cemî‘i müfessirîn ü şeyhu'l-kurrâ v …
Ammâ sûre-i Mülk'de âyet-i şerîf ile sâbitdir kim Arapça nassı üzre İblîs-i pür-telbîsin yedi kat semâda ismi vardır kim sûre-i Fâtiha-i Seb‘u'l-mesânî-i Ümmü'l-kitâb'da Cenâb-ı Allah azametiyle kinâyeten ism-i Düllî'yi yâd eylemişdir kim cemî‘i müfessirîn ü şeyhu'l-kurrâ ve muvahhidîn Fâtiha sûresin tilâvet ederken on dörd yerde hazer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 394a ·
metinde göster ·
geleceği muhakkak olup cümle ahâlî-i Bursa'nın sıgâr [u] kibârı ve a‘yân [u] eş …
Ertesi gün sa‘âdetlü pâ[di]şâh azametiyle geleceği muhakkak olup cümle ahâlî-i Bursa'nın sıgâr [u] kibârı ve a‘yân [u] eşrâfı istikbâle çıkup şâhrâhların yemîn ü yesârına Benî Âdem bir gün mukaddem kilt-â-kilt olup şehir içre şâhrâh üzre olan dükkânlardan onar guruşa kirâ ile dükkâ[n] dutulmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 84b ·
metinde göster ·
… dirîğ" deyü bükâ eylediler. Hemân ol mahalde Budin Vezîri İsmâ‘îl Paşa dârât u
azametiyle
reftâr ederek Seydî Paşa cesedi yanından ubûr ederek
"Eğer ben ölürsem sizin olsun ve eğer hayâtda kalırsam yine benim olsun" deyü vasiyyetler edüp, ba‘dehû kendüleri Serdâr Alî Paşa'nın dîvânına varup cümle vüzerâ ve mîr-i mîrânlar ve pîr u cüvânlar Seydî'nin mübârek na‘şesin gördükde "hayfâ dirîğ" deyü bükâ eylediler. Hemân ol mahalde Budin Vezîri İsmâ‘îl Paşa dârât u azametiyle reftâr ederek Seydî Paşa cesedi yanından ubûr ederek
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 186a ·
metinde göster ·
… lçi paşamız ırz-ı Âl-i Osmân'ı gözedüp eğer Budin'e cemî‘i kâfire karşu dârât u
azametiyle
gelirse hoş geldi ve illâ bir mekeroz ve apordos gelirse gidinin Bekir Paşa gib …
"Vallâhi Evliyâm eğer bizim elçi paşamız ırz-ı Âl-i Osmân'ı gözedüp eğer Budin'e cemî‘i kâfire karşu dârât u azametiyle gelirse hoş geldi ve illâ bir mekeroz ve apordos gelirse gidinin Bekir Paşa gibi boynun urup yerine benim Mehemmed Kethudâ'mı bin kîse masrûf eyleyüp Nemse kralına gönderirim", deyü yemîn-i muğallazalar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 34a ·
metinde göster ·
"Vallâhi mel‘ûn ve bî-dîn bir dahi senin ağzından çâsâr
azametiyle
şöyle buyurdu lafzını işitmeyem, yohsa seni hançer kabzasıyla depelerim. Azamet …
"Vallâhi mel‘ûn ve bî-dîn bir dahi senin ağzından çâsâr azametiyle şöyle buyurdu lafzını işitmeyem, yohsa seni hançer kabzasıyla depelerim. Azamet bir Allâh'a mahsûsdur. Bizim Mekke ve Medîne pâdişâhı bile azametimle diyemez de sen ikide birde azametiyle dersin", dedikde kâfirin nutka mecâli kalmayup âlem-i hayretde gaşş olup kaldıkda Meykel tercümân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 53b ·
metinde göster ·
"Vallâhi mel‘ûn ve bî-dîn bir dahi senin ağzından çâsâr azametiyle şöyle buyurdu lafzını işitmeyem, yohsa seni hançer kabzasıyla depelerim. Azamet bir Allâh'a mahsûsdur. Bizim Mekke ve Medîne pâdişâhı bile azametimle diyemez de sen ikide birde azametiyle dersin", dedikde kâfirin nutka mecâli kalmayup âlem-i hayretde gaşş olup kaldıkda Meykel tercümân eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 53b ·
metinde göster ·
… lâ câriyeleri olup dahi çokdur lâkin taşra çıkarmazlar. Hudâ-yı Bîçûn anları da
azametiyle
halâs ede.
Ve cümle iki bin beş yüz aded nâmdâr tüfeng-endâz kefereleri çıkar. Cümleden ziyâde eşbehi Yarakari ve Mihalaki ve Lefteraki ve Kiryaki ve Lemberaki nâmân kapudan kefereleri var idi kim Akdeniz'i bunlar firkateleriyle cümle korutmuşlardı ve Manya vilâyetin cümleden korutmuşlardı. Âhir-i kâr şimdi firkatelerin Malta'ya satup mukaddemâ esîr olan ümmet-i Muhammedleri Dib Frengistânlara satmışlar. Ammâ müselmân hâtûnları hâlâ câriyeleri olup dahi çokdur lâkin taşra çıkarmazlar. Hudâ-yı Bîçûn anları da azametiyle halâs ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 334b ·
metinde göster ·