… afdan zahâyir makûlesi varmayup kaht [u] galâ olmak mukarrerdir, cenâbınız dahi
azametle
Edirne'den deryâ-misâl asker ile bu bizim cânibimize teşrîf buyurasız" deyü Rûm …
"İslâmbol'u feth edecek sensin" deyü tebşîr edüp "bu mahalde bir kal‘a ve Akdeniz Boğazı'nda iki kal‘a inşâ edüp Kostantıniyye'ye iki tarafdan zahâyir makûlesi varmayup kaht [u] galâ olmak mukarrerdir, cenâbınız dahi azametle Edirne'den deryâ-misâl asker ile bu bizim cânibimize teşrîf buyurasız" deyü Rûmeli Hisârı yerinde sâkin olan ruhbân şekilli mü’min-i nihânînin mektûbu Ebü'l-feth'e varınca Mehemmed Hân'a inşirâh-ı sadr [u] zevk-i derûn müyesser olup iki yerden gayret kuşağın kuşanup Kostantîn izniyle sayd [u] şikâra gelerek Karadeniz sâhilinde Terkoz kal‘asına gelüp halîcinde ve çengelistânında sayd [u] şikâr edüp Terkoz kal‘ası kapudanından hedâyâlar alup ve kapudana Mehemmed Hân hedâyâlar verüp aslâ sulha muhâlif ü muğâyir bir iş etmeyüp Kostantîn'e niçe şikârlar gönderüp sûret-i dostlukda görünüp bu hisâr mahallinde bir şikârhâne sarây çiftliği binâ etmeğe istîzân edüp hisâr yerindeki râhib sûreti müslime buluşup, görüşüp, öpüşüp niçe hüsn-i tedbîr meşveretleri ederler. Tâ ki kıral-ı bed-fi‘âl-i dâldan elçiler gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 136b ·
metinde göster ·
… mü’eddebâne alay-ı azîm ile sekiz kat mehterhâne çalarak kerr ü fer, dârât [u]
azametle
muhteşemâne tevâbi‘ [u] levâhıklarıyla ubûr ederler.
Bunlardan sonra Hünkâr helvâcıbaşısı ve şehir şekercibaşısı askeri beyâz sivri külâhlar ile pür-silâh mü’eddebâne alay-ı azîm ile sekiz kat mehterhâne çalarak kerr ü fer, dârât [u] azametle muhteşemâne tevâbi‘ [u] levâhıklarıyla ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174a ·
metinde göster ·
Andan dârü's-saltanatü'l-aliyye olan mahmiyye-i Kostantiniyye'ye gönderüp Pertev Paşa Sarâyında meks eder. Ba‘dehû Süleymân Hân Edirne'den bir alay-ı azîm ile İslâmbol'a Edirnekapusu'ndan dâhil oldukda Elkas Mirza alay-ı hümâyûnu Şehzâde Câmi‘i kurbunda Sultân Süleymân Hân'ı seyr [u] temâşâ edüp "Hey Âl-i Osmân hey! Sen bu şân [u] şöhret u şevket ve dârât [u] azametle niçe İrân [u] Tûrân şâhı olmayup kızılbaş-ı bed-ma‘âşı miyândan kaldırmayasın" deyüp deryâ-misâl asâkir-i Âl-i Osmân'ı görüp hayrân olur. Ba‘dehû Süleymân Hân kal‘a-i Van ve diyâr-ı Azerbaycân seferine gitdikde bu Elkas Mirza'yı bile götürüp şehr-i Tebrîz'den Lala Mustafâ Paşa vilâyet-i Şirvân üzre serdâr-ı mu‘azzam olup Elkas Mirza mukaddemâ Şirvân hâkimi olmağıla Şirvân'a bile gelirken diyâr-ı Nahşivân'ı, Revân'ı ve Gence ve Şirvân'ı harâb ve yebâb ederek gelirken Şâh Tahmas'ın fevti haberi istimâ‘ olunup yedi günde kal‘a-i Şemahı muhâsara olunup kuvvet-i bâzû ile Tahmas Şâh'ın oğlu elinden emân ile Lala Mustafâ Paşa, sene 955 târîhinde bu Şemahı kal‘asın feth edüp içine kemâkân asker ve cebehâne koyup kal‘ayı ta‘mîr u termîm eyleyüp Lala Paşa hâkim-i Şirvân oldukdan sonra Elkas Mirza'ya Şirvân hükûmetinde ülke-i Mahmûd-âbâd hânlığın ihsân edüp Elkas Mirza dahi dâğ-ı derûnundan Acem diyârların tâ Isfahân'a varınca harâb u yebâb etdüğü haberiyle Şemahı fethinin meserret haberi(n) kal‘a miftâhlarıyla Süleymân Hân'a irsâl olundu. Niçe kerre dahi bu Şirvân üzre ceng [ü] cidâller olup âhir sene 991 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis asrında Özdemiroğlu Osmân Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup Bâbü'l-ebvâbı ya‘nî Demirkapu'yu feth edüp Şemakı kal‘asın dahi amân ile kabza-i teshîre alup ta‘mîr [ü] termîm etdi. Ba‘dehû yine kızılbaş Şemahı'ya istîlâ edüp yine sene (---) de Murâd-ı Sâlis asrında Ferhâd Paşa feth etdi. Tâ Sultân Murâd-ı Râbi‘e gelince dest-i Âl-i Osmân'da idi. Ba‘dehû yine kızılbaş-ı bed-ma‘âş Şemahı'ya ve Demirkapu'ya istilâ edüp Demirkapu'dan (---) Paşa ve hândan ağazâdeler amân ile çıkup der-i devlete geldiler. Ol asrdan berü Şemahı kal‘ası dest-i Acem'de kalup hâlâ hânlıkdır. Ve kadısı ve on iki hâkimi var. Kal‘ası sâhil-i Kür nehrinde bir püşte-i âlî üzre bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i üstüvâr sengîn-binâdır. Hâlâ iç kal‘ası gâyet müstahkem ve ma‘mûr kal‘adır. Ammâ aşağı taşra kal‘ası câ-be-câ rahnedârdır. Dizdârı ve dizçöken ağası ve bin aded kal‘a neferâtları vardır. Ve şehr içre tahmînen yedi bin hâne-i ma‘mûr u âbâdân cümle taş dîvârları ve dâm u bâmları hâk-i amber-i pâk ile mestûr hânedânlardır. Ve her büyûtda birer enhâr [u] uyûnlu dârlardır. Ve bâğ u bâğçesine hadd u hasr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 312b ·
metinde göster ·
Hikmet-i âhar: Bu na‘şe-i ibâdullah deryâya ilkâ olunduğu günde Akdeniz tarafından (---)(---)(---) paşa kadırgalar ile İslâmbol'a niçesi ol temevvüc-i deryâdan giremeyüp biri Kadıköyü'nde, biri Haydar Paşa bâğçesi önünde, biri Üsküdar'da ve biri Tophâne'de ve biri bizim Melek Ahmed Paşa pederinin yalısı kurbunda karaya düşüp yedi kadırga mâl-â-mâl bu kadar ibâdullah ve bu kadar forsa-i pây-zen ve bî-hisâb mâl [u] menâl gark olup musîbet-i azîm oldu ve üçüncü gün İslâmbol'da bir ihrâk-i azîm oldu kim Belde-i Tayyibe ya‘nî Kostantıniyye imâr olalı böyle harâb olmamışdır. Şu‘arâ ârifleri ta‘mîye ile "Yakdı İslâmbol'u âh-ı fukarâ" deyü târîh dediler. Ba‘dehû Murtazâ Paşa'yı "Çıkmabaşı sensin. Bu celeblerin ısyân [u] tuğyânına bâ‘is yine sen oldun" deyü Murtazâ Paşa'yı İslâmbol'dan Şâm'a ılgar ile gitmek içün çavuşlar ta‘yîn olunup Üsküdar'a geçirdiler. Ol dahi dârât [u] azametle Üsküdar'da Tekye meydânında serâperdesin kurup cümle mühimmâtın müheyyâ edince kâmil bir ay meks etdi. Ez-în-cânib,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 372a ·
metinde göster ·
Ba‘dehû İpşir fermân edüp yüz koyun ve elli deve kurbân edüp cümle fukarâya ve zu‘afâya bezl eylediler. Bu mahalde Kapudan Murâd Paşa bir dârât [u] azametle gelüp İpşir Paşa'ya buluşup birbirleriyle eyle muhabbet üzre mu‘âmele etdiler kim gûyâ birbirleriyle rahm-ı mâderde yatmışlar idi. Murâd Paşa gidüp yine Melek Ahmed Paşa efendimiz kaldı. İpşir'e gâfil me-bâş deyü gûnâ-gûn va‘z [u] nasîhatlar etdi. İpşir Paşa mahzûz olup eydür: "Benim birâder-i cân-beraberim. Sen benim yedi ay kâ’im-i makâmım idin. Sizinle muhâsebe görmek lâzım değildir. Biz muhâsebeyi Kudde Kethüdânız ile görürüz. Hemân sizden ricâ ve temannâmız oldur kim siz bizi sabâhın Eyyûb Sultân'dan alay-ı azîm ile İslâmbol'da sarâyıma dâhil edüp bizi setr edesüz" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 179b ·
metinde göster ·
… siyâbî ve dühül-ü İskenderî ve tabl [u] kudûm (---) ların çalarak Ulubeğ alay-ı
azametle
geldikde atından piyâde olup iki pâdişâhın pây-i semendlerine yüz sürüp yine ka …
Andan bu tertîb ile şehr-i Enderey'e girecek mahalde şehr-i Enderey hânı Ulubeğ Hân dahi karşudan azîm leşker ile iki pâdişâhın istikbâline çıkdıkda ol dahi yigirmi bin cebeli ve cevşenli ve kübeli ve zırh ü zereh-külâhlı ve serpenâhlı ve Dağıstân'ın kerevke nâm zırh ve tuğulkalarına müstağrak olmuş piyâde tüfeng-endâzlar ve niçe bin piyâde kemendârlar ve gûnâ-gûn âlât-ı silâhlar ile mülebbes küheylân es-sâfinâtü'l-ciyâd misilli atlara süvâr olmuş ve niçe bin aded alaca karaçubuk(?) atlarına binmiş askerle bezenüp Ulubeğ Hân'ın ensesinde nefîr ü sûrnây ve kös-i hâkânî ve kerrenây-ı Efrâsiyâbî ve dühül-ü İskenderî ve tabl [u] kudûm (---) ların çalarak Ulubeğ alay-ı azametle geldikde atından piyâde olup iki pâdişâhın pây-i semendlerine yüz sürüp yine karaçubuk atına bilâ-rikâb süvâr olup iki pâdişâhı selâmlayup anlar yine talî‘a-i asker olup cümle leşker saf saf ve mevc ü mevc alay ile şehr-i Enderey'e dâhil olup ziyâfet-i azîmler oldu. Ve bizim Hân hazretlerine bir sarây-ı azîm döşenüp zevk u safâya meşgûl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 163b ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ bu hakîr iki haftada bu cây-i müferrihde Dârâ-vâr dârât [u] azametle fakîrânece zevk [u] safâ edüp Hakk'ın ihsânına hamd [ü] senâ ederek ibâdet edüp pâdişâhâne safâlar etdim. Ba‘dehu Mühürdâr Paşa efendimizden âhirü'l-emr müfârakat mukarrer oldukda hüsn-i rızâları ile me’zûn olup hakîre iki yüz bundukanî Venedik altunu ve yine bir semmûr paçası serhaddî yol kürkü ve bir kat esvâb ve yine bir Alman sâ‘ati ve bir Cezâyir kürdesi kılıç ve bir Cezâ’ir tüfengi ve bir eğerli küheylân at ve huddâmlarıma serâpâ onar guruş ve birer saya çuka ve birer Sakız atlası ihsân edüp dest-i şerîfin bûs edüp feza‘ [u] çeza‘ ile birbirimiz ile vedâlaşup kethudâsıyla bizi aşağı Sakız şehrindeki sarây-ı azîmine gönderüp bâğ-ı İremli ve gül [ü] gülistân bostânlı âbâdân kurâlar ubûr ederek bir sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y55a ·
metinde göster ·
… fetâ idi. Ana mâl-i firâvân verüp bu nehrin menba‘ında bir kal‘a inşâ etmiş kim
azametle
berkilüp fethinde âciz olup [[(---) (---) (---)]] Cemapur memleketine sefere gi …
Ammâ bu İskender'in Bedlîs nâmında bir hazînedârı var idi. Gâyet mubassır u müdebbir fetâ idi. Ana mâl-i firâvân verüp bu nehrin menba‘ında bir kal‘a inşâ etmiş kim azametle berkilüp fethinde âciz olup [[(---) (---) (---)]] Cemapur memleketine sefere gitmede Bitlîs hazînedâr bir kal‘a-i sengîn-bünyâd inşâ edüp adını Bitlîs kodu. Ammâ [[(---) (---) (---)]] Bâlâ bin altmış beş târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimizle Bitlîs'e vardıkda evsâfı mufassalan tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y11a ·
metinde göster ·