… idi, kânûn üzre cebelüleri ile on iki bin altmış yedi asker olurdu. Tershâne-i
azebistân ve
gönüllüyân ve kapudan paşa ve altmış pâre kadırga sâhibi deryâ beğleri askerler …
Yedi yüz altısı ze‘âmet idi, mâ‘adâsı tîmâr idi, kânûn üzre cebelüleri ile on iki bin altmış yedi asker olurdu. Tershâne-i azebistân ve gönüllüyân ve kapudan paşa ve altmış pâre kadırga sâhibi deryâ beğleri askerleri dahi on bin asker deryâ seferine me’mûrlar idi. Ammâ erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı tîmârların senevî hâsılları yüz seksen kerre yüz bin akçe olur ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 55a ·
metinde göster ·
… bi toprakların deryâ-misâl asâkir-i İslâm ve beldâr ve çerâhôr ve teberdârân ve
azebân ve
forsa ve pâyzenânlar ile üç gün üç gicede handakleri mülevvesâtdan ve meteris s …
{Der-beyân-ı muhâsara-i kal‘a-i Hanya} : Ba‘dehû fermân-ı serdâr ile cümle hayme ve hargâhları Hanya kal‘asının cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve cenûbî tarafına top menzili ba‘îd ordu-yı İslâm kat-ender-kat kurulup cânib-i erba‘a içine karavullar ta‘yîn olunup cümle mîr-i mîran ve asâkir-i a‘yân-ı cüyûş-ı müslimîn hayme ve hargâhı ve bâr [u] bengâhıyla ta‘yîn olunduğu yerlerde meks edüp taraf taraf çavuşlar tenbîh edüp cümle guzât gusller eyleyüp herkes helâlleşüp Bismillah ile ibtidâ yeniçeri ocağı rûz-ı rûşende meterise girdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh müzeyyen ve müsellâh cüyûş-ı muvahhidîn ile Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa kal‘a altından küffâr-ı hâre karşu alâ rağmi'l-a‘dâ'l-a‘dâ bir alay olmuşdur kim cümle küffâr-ı dûzah-karâr havf [u] haşyet-i Âl-i Osmân'dan mebhût [u] mütehayyir kaldılar. Andan serdâr-ı mu‘azzam, kânûn-ı kadîm üzre otağına nüzûl etdüğü sâ‘at cümle beldâr u çerâhora kırk bin mikdârı kazma ve kürek verüp yedi koldan sıçan yollarına mübâşeret olunup yedi koldan kal‘a-i Hanya'yı kuşadup muhâsara etdiler. Evvelâ kal‘anın cânib-i cenûbunda yeniçeri kethüdâsı koluna serdâr-ı mu‘azzam girdi. Ve Anadolu eyâleti ile (---) Paşa on oda ile zağarcıbaşı girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa on oda ile samsoncubaşı girdi. Kapu tarafı ki cenûb tarafıdır, Sivas eyâletiyle (---) Paşa beş oda ile yeniçeriyle haseki ağa meterise ve cânib-i şarkîsinde gümüş tabyasına cümle Cezâyirli meterise girdi. Ve kal‘anın cânib-i garbîsinde Altuntabya tarafına Haleb eyâletine mutasarrıf (---) Paşa üç oda ile zenberekçibaşı meterise girdi. Netîce-i kelâm yedi koldan on yedi kat-ender-kat cümle guzât meterise girüp her tarafdan göz açdırmayup günden güne meterisler yürümede, ammâ sedd-i İskender-vâr bir çâr-kûşe kal‘a-i üstüvâr olmağıla cânib-i şimâlîsi liman ve deryâ vâkı‘ olup ol tarafında meterise girilmek muhâl-ender-muhâl olup ancak karada şarkî ve garbî ve cenûb tarafından meterise girildi. La‘în-i bî-dîn küffâr, Âl-i Osmân ile Kıbrıs gazâsından berü ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl etmemeğile askeri dinç ve cebehânesi gülünç ve sâ’ir mühimmatları mütekâsir ve soltatları vâfîr, şeb [u] rûz ârâm etmeyüp yedi gün yedi gice kırk bin top ve niçe kerre yüz bin tüfenk-i pür-renk ve niçe bin kazan kumbara atup şeb-i zulmânîde kal‘ayı meş‘al-i mu‘allaklar ile çerâğân ederdi. Yedi günde yedi bin âdem şehâdet câmın nûş edüp camadanları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ammâ hamd-i Hudâ guzât-ı müslimîn zerre ve şemme havf etmeyüp serdâr-ı bâ-vakârın ihsân [u] in‘âmı sebebiyle ihtimâm-ı 271b tam edüp gice ve gündüz meterisleri ileri yürüdüp üçüncü gün handak kenarına varıldı. Ve yedi koldan balyemez toplar kal‘anın yedi yerinden rahneler verdi. Ammâ kal‘anın zerre mikdârı rûhunun haberi olmadı. Gûyâ bir kûh-ı Demâvend idi. Bu hâl üzre yigirmi gün yigirmi gice ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl olup mel‘ûn küffâr topa tutulmuş maymuna dönüp henüz hâbdan bîdâr olur gibi kudurmuş yılana dönüp eyle hıyel u şeytanat ve âteş-bâzlıklar edüp cümle guzât-ı müslimîni kebâb eyledi. Asker-i İslâm bu hıyel u mel‘ânetlerine bakmayup gün-be-gün ser-bâzlıkların ziyâde edüp Kumtabya cânibinden toprak sürmeğe eyâlet-i Şâm ve Mar‘ayş ve Karaman ve Tarabefzûn me’mûr olup toprak dağlar gibi gelirken küffâr-ı bed-girdâr [u] hilekâr kal‘a içinden el kumbarası ve kazan kumbarası ile erbâb-ı timarı yakup yandırdı. Âhir toprak sürmek mümkün olmayup taraf taraf lağımlara mübâşeret olunup kal‘anın garbî cânibi ki Nazarta tarafıdır, ol cânibden üç ağızlı bir lağm-ı sehm-gîn atılup kal‘anın yetmiş arşın mikdârı yeri hevâya perrân olup üzerinde olan küffârlar zâğ-ı gammâz-vâr hevâya pervâz urup dârü'l-bevâr-ı veylde karâr etdiler. Küffâr-ı dûzah-karâr bu lağım fennin görüp fi'l-hâl derûn-ı kal‘ada zîr-i handakdan güzer edüp bir lağım-ı sehm-gîn [ü] keyd-i mekîn atmışdır kim sürülen toprakla iki yüz mikdârı âdemleri evc-i hevâya münkalib edüp bir sâ‘at-i nücûmî gubar-ı türâb ile asker-i İslâm zulumât içre kaldılar. Niçe âdemler zîr-i türâbda bî-nâm u nişân olup bilâ-lahid ü bilâ tekfîn medfûn oldular. Guzât-ı müslimîn bu hâle dahi bakmayıp birbirlerin cenge tergîb edüp kal‘anın rahnedâr yerlerinden serdengeçdiler câbecâ kelleler ve diller getirmeğe başladılar. Hemân serdâr hazretleri kelle getirene elli altun, dil getirene yüz altun ve esîrin ihsân edüp niçesine timar u ze‘âmet bî-dirîğ ihsân oldukça guzât-ı müslimîn cân u gönülden cân ve baş verüp bir kaç kerre tâ derûn-ı kal‘adan kelle ve dil ve bir kerre ceneralin oğlun kayd-bend ile getirdiler. Ammâ ol gün mel‘ûn küffâr kudurdular ve hayli ceng edüp bî-nihâye yiğitleri şehîd etdiler. Ve bundan mâ‘adâ şeb [u] rûz görülmemiş âteş-feşânlık ederdi. Mâh-ı mezbûrun (---) günü derûn-ı kal‘adan bir küffâr resen-bâzlık ederek nüzûl edüp serdâr-ı âlî-tebârın huzûruna gelüp eydür "Sultânım! Eğer kal‘a içinde benim evimi ve ehl [u] iyâlimi bana ihsân edersen sana müjdem vardır" dedi. Serdâr "Hânenden ma‘a ziyâde murâd [u] maksudun her ne ise dîn-i Muhammedî hakk-içün sana ihsân edüp cümle re‘âyâya seni zâbit nasb edüp cümle tekâlîf-i örfiyyeden seni ve evlâdların mu‘âf ve müsellem edem" deyü yemîn billah ve kasem tallah edüp mezkûr keferenin gerdenine bir emân destmâlı bend edüp keferenin cümle ricâsın kabûl etdikde kefere eyitdi. "Sultânım: Küffâr içerde iki fırka olup Rûmlar kal‘ada kırılmakdan kal‘ayı Osmânlıya verüp harâc-güzâr re‘âyâ olalım derler. Venedikli, yok elbette imdâdımız gelince ceng edüp kırılırız, kal‘ayı virmeziz derler ve imdâdlarının gelmek ihtimâlleri vardır. Ve kendüler dahi top u tüfenk ve lağımdan helâk olup cümle küffâr liman tarafı emîn olmağıla anda cem‘ olmuşlardır. Şimdi tedârik oldur kim liman tarafına havâle taşrada bir tabya binâ edüp on pâre balyemez top ile liman tarafın döğesiz ve içeri Rûm mahallesinde bir kaç ok ile Rûmlara istimâlet kâğızları atasız, inşâallah böyle etseniz kal‘anın fethi müyesser olur" deyü kefere niçe gûne mütehassin tedârikler gösterdi ve vâfir sûret-i hak yüzünden telkîn edüp bir kaç ok ile Rûm mahallesine Rûmî lisânı üzre kâğızlar atup ol gice içerden on aded Rûm kefereleri çıkup İslâm ile müşerref olup isimlerine Burmalı fülân, Burmalı Sinân nâmında isimler kodular. Serdâr-ı zafer-şi‘âr bunların bu kelâm-ı dürûğlarına aslâ i‘timâd etmeyüp yevmen fe-yevmen göz açdırmayup kal‘ayı döğerdi. Ve kal‘anın cânib-i şarkîsinde Cezâyirli kolunda limana havâle bir tabya-i âlî binâ etmeği vech-i ma‘kûl görüp bir gicede evce ser çekmiş bir tabya-i âlî ihdâs edüp on pâre balyemez top-ı küp ile derûn-ı kal‘ada olan sarây-ı âlîlere ve emîndir deyü liman kenarında sâkin olan küffâra eyle top gülleleri uruldı kim derûn-ı kal‘adan 272a bir feza‘ u çeza‘ kopdu kim feryâd u figânları evce peyveste oldu. Ve ol gün cümle donanma-yı hümâyûn gemilerinde ve cümle deryâ beğlerine ve Cezâyirliye emirler gidüp rûy-ı deryâda gâfil olmayup hıfz [u] hırâsetler üzre olup on iki pâre mavunalar ile kal‘anın leb-i deryâdan olan yerlerin ve liman tarafların döğmeğe me’mûr etdiler. Anlar dahi kal‘a limanın döğmeğe mübâşeret edince derûn-ı kal‘adan bir vâveylâ kopdu. Ammâ deryâdan atılan top-ı kûplerin gülleleri niçe kerre bizim asker-i İslâma isâbet etdüğünden donanma topçubaşısına gayrı fermânlar gitdi. Ammâ yine bu mâbeynde küffâr-ı anîd-i pelîd inâdına musırr olup niçe bin gûne muhîl [u] şeytanat ve âteşbâzlık edüp ve niçe kayd [u] hâ’inlik ile âteş-feşânlık edüp günden güne yüz ve iki yüz âdem derece-i şehâdete kadem basdılar, bu kemîngâhda ömr-i gümânların yasdılar, ve sâ’ir guzât-ı muvahhidîn kılıçların arşa asdılar. Hulâsa-i kelâm şeb [u] rûz olan vekâyi‘âtları tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olup bir mücelled kitâb olur. Ancak merâm [u] maksûd-ı kelâm oldur kim küffâr-ı hîlekâr bu hücûm-ı mehcûmu görüp mâh-ı mezbûrun (---) günü bendler üzre çıkup gördü kim kırk bin eli kılıçlı ve çeğini kalkanlı serdengeçdi gâzîleri yürüyüş etmeğe âmâde olmuşlar. Ol gün küffâr bu hâli görüp bedenler üzre beyâz vereh bayrakları diküp "Aman, aman ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyü feryâd u figân etdiler. Aslâ feryâd u vâveylâlarına nazar etmeyüp ma‘a'z-ziyâde kal‘a[yı] kûp toplar ile döğüp kumbara ve kurşumlar ve lağımlar atılup kal‘anın ba‘zı münhedim olan yerlerinden rehin nâmıyla bir kaç kapudan küffâr çıkup on gün mehil istediler. Serdâr eyitdi "Ale's-sabâh çıkarsınız, yohsa cümlenizi dendân-ı tîğdan bî-dirîğ geçiririz" deyü ta‘ahhüd etdiler. Hemân küffâr-ı dûzah-karârın birkaçı serdâr serâperdesinde kalup birkaçı derûn-ı kal‘aya gidüp "Kâbil ü imkân değildir. Cümle Türk yürüyüş edüp kırsalar gerekdir. Hemân cân u başımız ve ehl [u] iyâl ü yoldaşımız sağ iken sabâh çıkalım" deyü cümle ricâ edüp ma‘a-ziyâde bedenler üzre vere bayrakları zeyn edüp niçe mu‘temed küffârlar taşra rehne çıkup ol sâ‘at emân ile cümle yeniçeri ve sipâh ve cebeci ve topçu ocakları pür-silâh bedenler üzre zeyn olup cümle topları ve cebehâneleri kabza-i tasarrufa aldılar. (---) Ol gice cümle küffâr gemilerine dolup cezîre cezîre dârü'l-karâr-ı bevârlarına git(me)diler. Hamd-i Hudâ mâh-ı mezbûrun (---) günü burc u bârûlar üzre ezân-ı Muhammedîler kırâ’at olunup cümle guzât-ı müslimîn meterislerden çıkup kal‘anın der-i dîvârı üzre kat-ender-kat zeyn olup bir kerre gülbâng-ı Muhammedî ve bir yaylım top u tüfenk şâdmânın edüp üç gün üç gice donanma-yı hümâyûn olup şeb [u] rûz şâdmânîler olup sıyt u sadâ-yı top u tüfenk evkât-ı hamsede üç yaylım atıldığında zemîn ü âsumân ve deryâ-yı bî-pâyân cûş [u] hurûşa geldi. Küffâr gemileriyle Hanya'nın cânib-i şarkîsinde Suda kal‘asına ve Retime ve Apokorona ve Kandiye'ye giderlerken Hanya cenerali la‘în bu şâdmânîleri görüp ve ezân-ı Muhammedîleri istimâ‘ edüp ve nâkûshâneleri üzre haç alemleri ser-nigûn olup yerine yeşil alem-i Resulullah zeyn olduğun görünce ceneral-i mel‘ûn "Bu hâli görmemek yeğdir" deyü parmağıyla kendi gözün çıkarup la‘în oldu. Hemân ale'l-acele cümle donanma-yı hümâyûn limana girüp ıskarça olup sâ’ir şayka ve karamürsel ve cebehâne gemilerine destûr verilüp Âsitâne tarafına müjdeciler gitdi. Ve gayrı deryâ beğleri cümle yetmiş yedi pâre başdardalarıyla elli pâre Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus gemileri lenger-endâz olup yatdılar. Andan cümle gemilerde olan mühimmâtları ve forsa pâyzenleri gemilerden çıkarup leb-i deryâya azîm surâhî ve serâmed ve musanna‘ toplar koyup ve niçe tabya-i azîmler edüp kirpi-misâl toplar ile müzeyyen edüp kal‘anın ibtîda handaklerin ve sürülen dağlar gibi toprakların deryâ-misâl asâkir-i İslâm ve beldâr ve çerâhôr ve teberdârân ve azebân ve forsa ve pâyzenânlar ile üç gün üç gicede handakleri mülevvesâtdan ve meteris sıçan yollarından pâk edüp kal‘anın rahne-dâr yerlerin metânet üzre mebnî edüp cümle asâkir-i İslâmı yerlü yerine nasb 272b edüp kal‘a evvelkiden bin kat ziyâde metânet ve istihkâm bulup cemî‘î kenîseleri ma‘bed-i müslimîn olup tâ‘at-ı Sübhânî olmağa başlandı. İbtidâ cum‘a Sultân İbrâhîm câmi‘inde kılınup cümle guzât fethinde bulunduklarına hamd-i Hudâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 271a–272b ·
metinde göster ·
… le ve beğinin askeriyle cümle bin iki yüz mükemmel asker olur. Kal‘a dizdârı ve
azeb ve
gönüllü ağası ve üç yüz kal‘a neferâtları ve yüz eli akçe kadısı ve yedi aded m …
Evsâf-ı kal‘a-i kadîm Keçivân, şehr-i Dûdımân, binâ-yı Enûşirvân: Ba‘zı tevârîhlerde Pîjen ve Şeffâk ve Efrâsiyâb cengleri hikâyetinde tahrîr olunan kal‘a-i Dûdımân-ı Keçkıvân bu kal‘a-i şehr-i kadîmdir {deyü tahrîr etmiş}. Zamân-ı kadîmde 323b Âl-i Abbâsiyân'dan Bağdâd-ı behişt-âbâd halîfesi el-Müstansır Billah hükmünde iken Moğol tâ’ifesinden Hülâgû Hân gelüp bu şehri harâb [u] yebâb ve ahâlîsin kebâb edüp Bağdâd'ı dahi harâb etdi. Ba‘dehû bu şehr-i Keçkıvân-ı Dûdımân, Karakoyunlu Kara Yûsuf Şâh hükmünde iken ol kadar âbâdân olup mânend-i Erzen Bender-i Ahlât şehri oldu. Andan Timur-ı bî-nûr gelüp harâb tiye (?) harâb etdi. Ba‘dehû Süleymân Hân Nahşivân'a gelirken talî‘a-i asâkir-i İslâm olan Lala Kara Mustafâ Paşa feth edüp Kars eyâleti hükmünde hâlâ imâristândır, ammâ bender şehr değildir. Kal‘ası bir dereli yerde şekl-i murabba bir küçük kal‘adır. Hâkimi başka sancak beğidir. Hâss-ı hümâyûnı 153.500, ze‘âmet (---) ve timar (---) vardır. Alaybeğisi ve çeribaşısı vardır. Kânûn-ı Süleymânî üzre cebelüleri ile ve beğinin askeriyle cümle bin iki yüz mükemmel asker olur. Kal‘a dizdârı ve azeb ve gönüllü ağası ve üç yüz kal‘a neferâtları ve yüz eli akçe kadısı ve yedi aded ma‘mûr Keçîvân nâhiyeleri vardır. Cümle bin iki yüz aded tîn-i türâb ile mestûr hâne-i ma‘mûrları ve üç aded câmi‘-i muhtasarı her esnâfdan kırk elli aded dekâkînleri vardır. Andan (---) sâ‘at şarka gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323a–323b ·
metinde göster ·
… isâb cebehâneleri ve niçe bin kantar peksimat ve barûd-ı siyâhı ve cümle piyâde
azebistân ve
cebeciyânları ve topçuları cümle ma‘ûnetleriyle keştîlere koyup şâdımânlıklar e …
{Matlab-ı nâme-i hân kırâ’at olundukdan sonra "Mefhûmu ma‘lûm olunduğu yazıla"} deyü bu nâme-i nüvâzişi kal‘a-i Van'da hânın bir ağasıyla ve niçe a‘yân-ı Bitlîs ile gelüp Malazgird Beği Mehemmed Beğ yayla koyunu hakkın hâna vermemek içün hân üzre gelüp ceng etdiği ve Mehemmed Beğ'in ibtidâ müttehem olup demi heder olduğu ve yeniçerilerin hân üzre gulüvv edüp haklarından geldiklerinin arz-ı mahzarları gelüp ve paşanın mektûbun götüren Cânpolat Ağası da mektûblarla gelüp dîvân-ı Van'da hânın nâmeleri kırâ’at olunup paşa bu iltiyâm-âmîz mektûbdan hazz edüp eydür: "Ammâ niçün kendüsü cem‘iyyet-i Van'a ve şer‘-i Resûl-i sultâna gelmedi." dedikde hânın ağası eydür: "Sultânım sehel şikeste-hâtırdır. Sultânımdan ricâsı oldur kim yeniçeriler ile mâbeynlerin sulh idesüz deyü bu hakîri {vekîl edüp} hâk-i pâye gönderdi." deyince hemân Van a‘yânları "Devletli vezîr sultânıma hâb-ı hargûş verüp hâlâ beş on bin asker yazmışdır. Göririz bir gün kim ale'l-gafle 262a ilimiz memleketimiz Malazgird Beği Mehemmed Beğ diyârı gibi vilâyetimiz harâb u yebâb ve hânelerimiz türâb edüp dedesi Şeref Hân gibi diyâr-ı Acem'e firâr eder. Zîrâ kadîmen ocak dostumuzdur. Elbette bu kadar asâkir-i İslâm Van derneğinde âmâdeler iken sefer edüp hakkından gelelim, deyü yetmiş bin hıyel ü şeytanat ile paşanın ırkına girüp hâh nâ-hâh hân üzre sefere gitmeğe karâr verilüp altı bin güzîde asker-i Mahmûdî ile Van altından paşanın tâk-ı nüh-tâkı Karaçay başında meks edüp paşa Van altında sefer tedâriklerine mukayyed olup şehir içre münâdîler nidâ edüp herkes âmâde olmağa başladı ve yetmiş aded kapucubaşılar eyâlet-i Van'da otuz sancak yerde olan beğlerine ve askerî tâ’ifelerine ve yetmiş aded kazâlara emr-i şerîfler ile ağalar gidüp yine iki kıt‘a emr-i şerîf üzre paşa tuğrâ-yı garrâ çeküp ağalarıyla Erzurûm Vâlîsi Tavukçu Mustafâ Paşa'ya gönderüp eyâlet-i Erzurûm'dan Hınıs beği ve Tekman beğin ve Kuzucân beğin ve Avnik beğin ve Pasin beğin ve hânın gâret etdiği Malazgird beğin emr-i pâdişâhî ile taleb edüp Erganeli Ahmed Ağa gitdi. Ve Diyârbekir Vâlîsi Firârî Mustafâ Paşa'ya kendüsü tuğrâ çeküp eyâlet-i Diyârbekir'de olan Mifârıkîn beğin ve Tercil beğin ve Kulp beğin ve Mihranî ve Pertek beğin ve Sağman beğlerin güzîde asker ile Diyârbekir tarafından hânın ardın alup gelmeleriyçün vâlî-i Diyârbekir'e bir ağa gönderdi. Ve'l-hâsıl günden güne Van kal‘ası altında hân üzre gitmeğe deryâ-misâl asker cem‘ olup hemân paşa-yı müdebbir kal‘a-i Van'dan elli pâre şâhî toplar ve altı pâre balyemez topları cümle mühimmâtlarıyla âmâde eyleyüp Van deryâsının yigirmi pâre gemilerine bu kadar topları ve bu kadar bî-hisâb cebehâneleri ve niçe bin kantar peksimat ve barûd-ı siyâhı ve cümle piyâde azebistân ve cebeciyânları ve topçuları cümle ma‘ûnetleriyle keştîlere koyup şâdımânlıklar edüp gülbâng-ı Muhammedî çekerek Van deryâsıyla cânib-i garba mütevekkilen alallah deyüp kal‘a-i Âdilcevâz limanına gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 261b–262a ·
metinde göster ·
beşli ağaları ve kapudanı ve subaşı ve muhtesibi vardır. Ve bu şehir cümle iki …
Sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve azeb ve beşli ağaları ve kapudanı ve subaşı ve muhtesibi vardır. Ve bu şehir cümle iki bin hânedir ve üç mahalle-i müslimîndir. Mâ‘adâ Eflâk ve Boğdan ve Rûm [ve] Ermeni ve Yahûdî re‘âyâlarıyla mâl-â-mâl bir şehirdir kim ekseriyyâ evlerinin üzerleri serâpâ hasır ve avluları kamış ile mebnî hânelerdir. Kârgîr dîvârlı ve kiremit örtülü evleri ve hâneleri ve câmi‘leri cümle müselmân mahallâtları içre vâki‘ olup bu şehirde aslâ kurşum örtülü imâret yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 34b ·
metinde göster ·
Kal‘a dizdârı ile yigirmi ağalıkdır ve üç bin aded müstahfızân-ı
azeb ve
yerli ve gönüllü kal‘a neferâtları vardır, Ve yeniçeri ağasıyla yedi oda kapuku …
Kal‘a dizdârı ile yigirmi ağalıkdır ve üç bin aded müstahfızân-ı azeb ve yerli ve gönüllü kal‘a neferâtları vardır, Ve yeniçeri ağasıyla yedi oda kapukulu çorbacıları ve bir oda cebeci ve bir oda topçu {ve muhtesib ve subaşı ve gümrük emîni} vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37b ·
metinde göster ·
… kenârında (---)(---) üzre şekl-i murabba‘ bir hisâr-ı üstüvârdır kim kırk aded
azeb ve
kırk aded beşli ve kırk aded hisâreri neferâtları ve kal‘a dizdârı hâkimdir. Ki …
Evvelâ hâk-i pâk-i Babadağı tarafında kal‘a-i Tulça sırası ve nehr-i Tuna kenârında (---)(---) üzre şekl-i murabba‘ bir hisâr-ı üstüvârdır kim kırk aded azeb ve kırk aded beşli ve kırk aded hisâreri neferâtları ve kal‘a dizdârı hâkimdir. Kifâyet mikdârı cebehânesi ve topları vardır ve cânib-i (---) bir kat metîn demir kapusu var ve her gece mehterhânesi çalınup derûn-ı hisârda cümle (---) aded kiremitli bâğ u bâğçesiz neferât hâneleri ve buğday anbârları ve hünkâr câmi‘i var. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 109a ·
metinde göster ·
… -ı muvahhidîndir. Cümle ağalar sancağ u bayrak sâhibleridir, ammâ sağ ve sol ve
azebistân ve
gönüllüyân askerleri bunlar sancağ u bayrakdan mâ‘adâ kanûn üzre mîr-i mîrân pa …
Hemân bu kırk sekiz ağaların taht-ı hükûmetlerinde kanûn-ı Süleymânî üzre cümle on iki bin aded mevcûd guzât-ı muvahhidîndir. Cümle ağalar sancağ u bayrak sâhibleridir, ammâ sağ ve sol ve azebistân ve gönüllüyân askerleri bunlar sancağ u bayrakdan mâ‘adâ kanûn üzre mîr-i mîrân paşasıyla ikişer aded tuğ çekerler. Eyâlet-i Budin'de bir mîr-i livâ merhûm olsa bu dörd ağanın bir eşbehine sancağ-ı mahlûl ihsân olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 79b ·
metinde göster ·
gönüllü ve ma‘zûlciyân ve martolosân ve topçıyân ve cebeciyân ve niçe gûne ocak …
Evvelâ sağkol ve solkol ve azebistân ve gönüllü ve ma‘zûlciyân ve martolosân ve topçıyân ve cebeciyân ve niçe gûne ocak ağaları var, ammâ kapukulu yeniçeri ağaları yokdur, lâkin ma‘zûlciyân derler bilâ-kayd u bilâ-vazîfe iki bin kadar gâzîler bu diyârda çete ve poturalara gidüp eyi atlar ve eyi gulâmlar ve pâk silâhlar bunlardadır. Ma‘zûlen gedik beklerler. Kaçan kim Budin erenlerinden bir cân merhûm olsa vâlî-i vilâyet bu ma‘zûlcinin bir hidmeti sebkat etmiş eşbehcesine merhûmun gediğin verir. Âhara tevcîh ederse Balı Paşa meydânında gulû edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 90b ·
metinde göster ·
… ib ağası ve dizdâr ağası ve beşli ağası ve gönüllü ağası ve sağkol ve solkol ve
azebistân ve
martolosân ve yerli cebeciyân ve yerli topçıyân ağaları vardır. Ve altı yüz ade …
Cümle on üç hâkimi vardır. Şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur, ammâ sipâh kethudâyeri ve Budin yeniçerisi kulu serdârı vardır, kapukulu serdârı yokdur. Ve muhtesib ağası ve dizdâr ağası ve beşli ağası ve gönüllü ağası ve sağkol ve solkol ve azebistân ve martolosân ve yerli cebeciyân ve yerli topçıyân ağaları vardır. Ve altı yüz aded kal‘a neferâtları var, hîn-i muhâsarada cümle beş bin cengâver askeri olur. Ve harâc ağası ve bâcdâr ağası ve şehremîni ve mi‘mârbaşı ve altı bin aded re‘âyâsı kal‘a ta‘mîri içün mu‘âf u müsellemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 10b ·
metinde göster ·
… îfim vüsûl buldukda cümle eyâletin askerinin erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ve
azebistân ve
kürekçiyân ve cemî‘i pâyzen forsa keferelerin ve cümle getirdiğin sipâh ve yeni …
"Sen ki kapudan paşasın! Emr-i şerîfim vüsûl buldukda cümle eyâletin askerinin erbâb-ı zu‘amâ ve erbâb-ı tîmâr ve azebistân ve kürekçiyân ve cemî‘i pâyzen forsa keferelerin ve cümle getirdiğin sipâh ve yeniçerilerin ve cebeciyân ve topçuyân ve kumbaracıyân askerlerin cümle mevcûd olan asâkir-i islâmları ve cümle mühimmât [u] levâzımâtları alup bir alay-ı azîm ile şâdımânlık ederek ordu-yı hümâyûna gelesin ve fermân-ı şehriyârî üzre kal‘a-i Hanya limanına kifâyet mikdâr asker ile cümle donanma-i hümâyûn gemilerin koyup Ankebût Ahmed Paşa'yı yerine kâ’immakâm eyleyüp Hanya'nın muhâfızı Ahmed Paşa ola. Ve ale'l-fevr Hanya'dan acele ile ordu-yı İslâma girirken bir ala[y-ı] azîm edüp top ve tüfengler atup gülbâng-ı Muhammedîler çekerek Göllük tarafında İbrâhîm Paşa yanında meks edesin" deyü Kaplan Paşa'ya fermân-ı pâdişâhî varınca bir haftanın içinde ordu-yı İslâm içre bir alay ile geçüp tabl [u] nakkârelerin döğerek yigirmi bin aded müsellah ve müretteb ve müzeyyen askeriyle ve on bin aded ayağı demir prankalı esîr pâyzenlerin ellerinde birer la‘l-gûn bayrakları ve bellerinde çapaları ve kazmaları ile ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296b ·
metinde göster ·
… ğda ve emîr-i hac askeri ile dündâr ve sipâh ve gönüllü solda ve müstahfızân ve
azebân ve
topçıyân hazîne ve toplar ile cümle pür-silâh mîrî heccân ve kısrak develer üzr …
Ammâ Mısır yolları kayalı ve dereli ve depeli ve acı sulu yollardır. Ammâ emn [ü] emân vardır. Mısır huccâcın yedi bölük askeri kuşadup emîr-i hac kethudâsı ve Çerâkise askeri sağda ve emîr-i hac askeri ile dündâr ve sipâh ve gönüllü solda ve müstahfızân ve azebân ve topçıyân hazîne ve toplar ile cümle pür-silâh mîrî heccân ve kısrak develer üzre giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376a ·
metinde göster ·
… ider. Andan akabe başı P 155b çarkacı olup dündâr ile ileri gidüp yeniçeri ve
azebistân ve
sâ’ir asker ile mukaddem Akabe'ye varup Dîvdâr belinde çadırlar kurup cümle ask …
Ve cümle huccâcın zebûn develerin değişdirüp Akabe'yi aşmağa dinc-â-dinc develer dutup âb-ı zülâl sular ve zahîreler yükledüp ikinci gün direk şeyhleri vesîle olup göç tablına turralar urulup ibtidâ toplar gider. Andan akabe başı P 155b çarkacı olup dündâr ile ileri gidüp yeniçeri ve azebistân ve sâ’ir asker ile mukaddem Akabe'ye varup Dîvdâr belinde çadırlar kurup cümle askeriyle pür silâh âmâde dururlar. İhtimâldir Akabe boğazın bir düşmen ala yâhûd ol teng [ü] târ yerde huccâc askeri ile ceng [ü] cidâl ola. Anların mâbeynini ıslâh içün ibtidâ Akabe askeri gider. Andan Emîrü'l-haccın bârhânesi ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379a ·
metinde göster ·
müteferrikagân ve gönüllüyân ve tüfengciyân ve sipâhân ve eytâm ve cevâlî ⟦P 17 …
Ve kısm-ı sâbi‘i, cümle yeniçeriyân ve azebistân ve müteferrikagân ve gönüllüyân ve tüfengciyân ve sipâhân ve eytâm ve cevâlî P 176a ve keşîde kaleminden cümle askerî tâ’ifesinin beytü'l-mâlların paşa zabt eylemek kânûn-ı Selîm Hân oldu. Ammâ bin yetmiş senesinden berü mustahfızân ya‘nî yeniçeriyân ocağı ve azeb ocağı tegallüb eyleyüp beytü'l-mâlların kendüler zabt edüp niçe bin fellâhîn yoldaşdır, deyü beytü'l-mâlın zabt edüp bir sefere me’mûr olsalar, ortalarının cemî‘i masârıfların beytü'l-mâldan görürler. Ve bir kefere İslâm'a gelüp kapularına varsa, kisve ederler. Ve garîb yiğide kisve ve dirlik verüp atlandırırlar. Ve bu yoldaşları küffâra esîr olsa, anı on bin guruş da olursa halâs ederler. Ol seneden berü paşa beytü'l-mâllarına vaz‘-ı yed edemez oldu, ammâ mâdde-i azîmdir. Ammâ gayrı hâssa ve âmmın beytü'l-mâlını paşa zabt edüp yedi bölükden çavuşlar ve kadıasker tarafından kassâm nâ’ibleri yazup çizüp paşa ağası izniyle paşa hazînesine teslîm olur. Zîrâ paşanın üstü iltizâmdır ilzâmdır elzemdir. Tahsîl olan mâlı mevâcibine verir. Eğer merhûmun vârisi gelüp isbât-ı vücûd ederse, akrabâsı mâlın paşadan yedi bölük çavuşları ve kassâm defteri mûcebince devede kulak taleb edüp alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y58b ·
metinde göster ·
topcu ve cebeciyâna ve arabacı ve mehterâna üç ayda bir mevâcib çıkar, ammâ müt …
Kânûn-ı Selîm Hân oldur kim yeniçeriye ve azebâna ve topcu ve cebeciyâna ve arabacı ve mehterâna üç ayda bir mevâcib çıkar, ammâ müteferrikagâna ve çavuşâna ve tüfengciyâna ve gönüllüyâna ve Çerâkese'ye ve keşîdeye ve eytâm ve cevâlîye ayda bir ulûfe çıkar. Bu minvâl üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y67a ·
metinde göster ·
… lîl vermişdir kim Mısır içre askerî tâ’ifesi yetmiş kalemdir kim yeniçeriyân ve
azeb ve
müteferrikagân ve çavuşân ve gönüllüyân ve sipâhiyân ve tüfengciyân ve cebeci v …
Ammâ Cenâb-ı Bârî bu anbâr-ı Yûsuf'a bir berekât-ı Halîl vermişdir kim Mısır içre askerî tâ’ifesi yetmiş kalemdir kim yeniçeriyân ve azeb ve müteferrikagân ve çavuşân ve gönüllüyân ve sipâhiyân ve tüfengciyân ve cebeci ve topcu ve keşîde ve mütekâ‘idîn ve cevâlî ve eytâm ve tavâşiyân ve nisvân ve aklâm-ı e’imme ve hutebâ ve meşâyihûn ve sâdât ve'l-hâsıl bu tahrîr olunan yetmiş aded aklâmlarda kırk yedi bin üç yüz yetmiş eli berâtlı pâdişâh kulu cirâye-hârân vardır. Bunlar anbâr-ı Yûsuf'dan cirâye ve alîkaların her mâh [u] sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y144a ·
metinde göster ·
… kanı paşanın pây-ı semendine doğru cereyân edüp paşaya hayır du‘â ederler. Ammâ
azebistân ve
yeniçeriyân paşa ile piyâde tâ sarâya giderler.
Paşa gelüp ba‘de's-selâm paşa ubûr edince cümle atlılar kendi hânelerine giderler. Paşa Azeb kapusundan içeri bismillâh ile kadem basınca azebler ocağından yüz koyun kurbân edüp ganemlerin kanı paşanın pây-ı semendine doğru cereyân edüp paşaya hayır du‘â ederler. Ammâ azebistân ve yeniçeriyân paşa ile piyâde tâ sarâya giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y189b ·
metinde göster ·
… ümâyân olunca Kara Meydân içinde olan deryâ-misâl asker iki şak olup bir tarafa
azebistân ve
yeniçeriyân dizilüp selâma durur ve bir tarafa yedi bölük atlı sipâhiyânı kat-e …
Ve emîrü'l-hac bu kadar alay ile mehterhânesin çalarak nümâyân olunca Kara Meydân içinde olan deryâ-misâl asker iki şak olup bir tarafa azebistân ve yeniçeriyân dizilüp selâma durur ve bir tarafa yedi bölük atlı sipâhiyânı kat-ender-kat zer-ender-zer olup pür-silâh esb-i hor hor üzre cıdaları ellerinde emîr-i hac selâmına muntazır olup emîrü'l-hac dahi alay ile bu iki askerin miyânından güzer ederek iki cânibine selâm verüp mehterhânesin döğerek paşanın otağında nüzûl edüp cümle emîrânın üzerlerine tasaddur edüp karâr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y200a ·
metinde göster ·
… ân sancağ u bayrakları ile alaya çıkup mahmel-i şerîfi getürmezler ve bu alayda
azebistân ve
yeniçeriyân askeri dahi çıkmazlar, kânûn değildir. Ancak beş bölük halkı ve emî …
Ve huccâc evvel gitdüği alaydaki gibi cümle fukarâ ve meşâyihân sancağ u bayrakları ile alaya çıkup mahmel-i şerîfi getürmezler ve bu alayda azebistân ve yeniçeriyân askeri dahi çıkmazlar, kânûn değildir. Ancak beş bölük halkı ve emîrü'l-hac alay ile ubûr eder. Cümle ata dona kâdir olan tüfeng-endâz bölüğü ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y209b ·
metinde göster ·