… bi toprakların deryâ-misâl asâkir-i İslâm ve beldâr ve çerâhôr ve teberdârân ve
azebân
ve forsa ve pâyzenânlar ile üç gün üç gicede handakleri mülevvesâtdan ve meteri …
{Der-beyân-ı muhâsara-i kal‘a-i Hanya} : Ba‘dehû fermân-ı serdâr ile cümle hayme ve hargâhları Hanya kal‘asının cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve cenûbî tarafına top menzili ba‘îd ordu-yı İslâm kat-ender-kat kurulup cânib-i erba‘a içine karavullar ta‘yîn olunup cümle mîr-i mîran ve asâkir-i a‘yân-ı cüyûş-ı müslimîn hayme ve hargâhı ve bâr [u] bengâhıyla ta‘yîn olunduğu yerlerde meks edüp taraf taraf çavuşlar tenbîh edüp cümle guzât gusller eyleyüp herkes helâlleşüp Bismillah ile ibtidâ yeniçeri ocağı rûz-ı rûşende meterise girdiler. Ertesi ale's-sabâh deryâ-misâl asker ile mevc mevc ve fevc fevc ve gürûh gürûh müzeyyen ve müsellâh cüyûş-ı muvahhidîn ile Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa kal‘a altından küffâr-ı hâre karşu alâ rağmi'l-a‘dâ'l-a‘dâ bir alay olmuşdur kim cümle küffâr-ı dûzah-karâr havf [u] haşyet-i Âl-i Osmân'dan mebhût [u] mütehayyir kaldılar. Andan serdâr-ı mu‘azzam, kânûn-ı kadîm üzre otağına nüzûl etdüğü sâ‘at cümle beldâr u çerâhora kırk bin mikdârı kazma ve kürek verüp yedi koldan sıçan yollarına mübâşeret olunup yedi koldan kal‘a-i Hanya'yı kuşadup muhâsara etdiler. Evvelâ kal‘anın cânib-i cenûbunda yeniçeri kethüdâsı koluna serdâr-ı mu‘azzam girdi. Ve Anadolu eyâleti ile (---) Paşa on oda ile zağarcıbaşı girdi. Ve Rûmeli eyâletiyle (---) Paşa on oda ile samsoncubaşı girdi. Kapu tarafı ki cenûb tarafıdır, Sivas eyâletiyle (---) Paşa beş oda ile yeniçeriyle haseki ağa meterise ve cânib-i şarkîsinde gümüş tabyasına cümle Cezâyirli meterise girdi. Ve kal‘anın cânib-i garbîsinde Altuntabya tarafına Haleb eyâletine mutasarrıf (---) Paşa üç oda ile zenberekçibaşı meterise girdi. Netîce-i kelâm yedi koldan on yedi kat-ender-kat cümle guzât meterise girüp her tarafdan göz açdırmayup günden güne meterisler yürümede, ammâ sedd-i İskender-vâr bir çâr-kûşe kal‘a-i üstüvâr olmağıla cânib-i şimâlîsi liman ve deryâ vâkı‘ olup ol tarafında meterise girilmek muhâl-ender-muhâl olup ancak karada şarkî ve garbî ve cenûb tarafından meterise girildi. La‘în-i bî-dîn küffâr, Âl-i Osmân ile Kıbrıs gazâsından berü ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl etmemeğile askeri dinç ve cebehânesi gülünç ve sâ’ir mühimmatları mütekâsir ve soltatları vâfîr, şeb [u] rûz ârâm etmeyüp yedi gün yedi gice kırk bin top ve niçe kerre yüz bin tüfenk-i pür-renk ve niçe bin kazan kumbara atup şeb-i zulmânîde kal‘ayı meş‘al-i mu‘allaklar ile çerâğân ederdi. Yedi günde yedi bin âdem şehâdet câmın nûş edüp camadanları beytü'l-mâle teslîm olundu. Ammâ hamd-i Hudâ guzât-ı müslimîn zerre ve şemme havf etmeyüp serdâr-ı bâ-vakârın ihsân [u] in‘âmı sebebiyle ihtimâm-ı 271b tam edüp gice ve gündüz meterisleri ileri yürüdüp üçüncü gün handak kenarına varıldı. Ve yedi koldan balyemez toplar kal‘anın yedi yerinden rahneler verdi. Ammâ kal‘anın zerre mikdârı rûhunun haberi olmadı. Gûyâ bir kûh-ı Demâvend idi. Bu hâl üzre yigirmi gün yigirmi gice ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl olup mel‘ûn küffâr topa tutulmuş maymuna dönüp henüz hâbdan bîdâr olur gibi kudurmuş yılana dönüp eyle hıyel u şeytanat ve âteş-bâzlıklar edüp cümle guzât-ı müslimîni kebâb eyledi. Asker-i İslâm bu hıyel u mel‘ânetlerine bakmayup gün-be-gün ser-bâzlıkların ziyâde edüp Kumtabya cânibinden toprak sürmeğe eyâlet-i Şâm ve Mar‘ayş ve Karaman ve Tarabefzûn me’mûr olup toprak dağlar gibi gelirken küffâr-ı bed-girdâr [u] hilekâr kal‘a içinden el kumbarası ve kazan kumbarası ile erbâb-ı timarı yakup yandırdı. Âhir toprak sürmek mümkün olmayup taraf taraf lağımlara mübâşeret olunup kal‘anın garbî cânibi ki Nazarta tarafıdır, ol cânibden üç ağızlı bir lağm-ı sehm-gîn atılup kal‘anın yetmiş arşın mikdârı yeri hevâya perrân olup üzerinde olan küffârlar zâğ-ı gammâz-vâr hevâya pervâz urup dârü'l-bevâr-ı veylde karâr etdiler. Küffâr-ı dûzah-karâr bu lağım fennin görüp fi'l-hâl derûn-ı kal‘ada zîr-i handakdan güzer edüp bir lağım-ı sehm-gîn [ü] keyd-i mekîn atmışdır kim sürülen toprakla iki yüz mikdârı âdemleri evc-i hevâya münkalib edüp bir sâ‘at-i nücûmî gubar-ı türâb ile asker-i İslâm zulumât içre kaldılar. Niçe âdemler zîr-i türâbda bî-nâm u nişân olup bilâ-lahid ü bilâ tekfîn medfûn oldular. Guzât-ı müslimîn bu hâle dahi bakmayıp birbirlerin cenge tergîb edüp kal‘anın rahnedâr yerlerinden serdengeçdiler câbecâ kelleler ve diller getirmeğe başladılar. Hemân serdâr hazretleri kelle getirene elli altun, dil getirene yüz altun ve esîrin ihsân edüp niçesine timar u ze‘âmet bî-dirîğ ihsân oldukça guzât-ı müslimîn cân u gönülden cân ve baş verüp bir kaç kerre tâ derûn-ı kal‘adan kelle ve dil ve bir kerre ceneralin oğlun kayd-bend ile getirdiler. Ammâ ol gün mel‘ûn küffâr kudurdular ve hayli ceng edüp bî-nihâye yiğitleri şehîd etdiler. Ve bundan mâ‘adâ şeb [u] rûz görülmemiş âteş-feşânlık ederdi. Mâh-ı mezbûrun (---) günü derûn-ı kal‘adan bir küffâr resen-bâzlık ederek nüzûl edüp serdâr-ı âlî-tebârın huzûruna gelüp eydür "Sultânım! Eğer kal‘a içinde benim evimi ve ehl [u] iyâlimi bana ihsân edersen sana müjdem vardır" dedi. Serdâr "Hânenden ma‘a ziyâde murâd [u] maksudun her ne ise dîn-i Muhammedî hakk-içün sana ihsân edüp cümle re‘âyâya seni zâbit nasb edüp cümle tekâlîf-i örfiyyeden seni ve evlâdların mu‘âf ve müsellem edem" deyü yemîn billah ve kasem tallah edüp mezkûr keferenin gerdenine bir emân destmâlı bend edüp keferenin cümle ricâsın kabûl etdikde kefere eyitdi. "Sultânım: Küffâr içerde iki fırka olup Rûmlar kal‘ada kırılmakdan kal‘ayı Osmânlıya verüp harâc-güzâr re‘âyâ olalım derler. Venedikli, yok elbette imdâdımız gelince ceng edüp kırılırız, kal‘ayı virmeziz derler ve imdâdlarının gelmek ihtimâlleri vardır. Ve kendüler dahi top u tüfenk ve lağımdan helâk olup cümle küffâr liman tarafı emîn olmağıla anda cem‘ olmuşlardır. Şimdi tedârik oldur kim liman tarafına havâle taşrada bir tabya binâ edüp on pâre balyemez top ile liman tarafın döğesiz ve içeri Rûm mahallesinde bir kaç ok ile Rûmlara istimâlet kâğızları atasız, inşâallah böyle etseniz kal‘anın fethi müyesser olur" deyü kefere niçe gûne mütehassin tedârikler gösterdi ve vâfir sûret-i hak yüzünden telkîn edüp bir kaç ok ile Rûm mahallesine Rûmî lisânı üzre kâğızlar atup ol gice içerden on aded Rûm kefereleri çıkup İslâm ile müşerref olup isimlerine Burmalı fülân, Burmalı Sinân nâmında isimler kodular. Serdâr-ı zafer-şi‘âr bunların bu kelâm-ı dürûğlarına aslâ i‘timâd etmeyüp yevmen fe-yevmen göz açdırmayup kal‘ayı döğerdi. Ve kal‘anın cânib-i şarkîsinde Cezâyirli kolunda limana havâle bir tabya-i âlî binâ etmeği vech-i ma‘kûl görüp bir gicede evce ser çekmiş bir tabya-i âlî ihdâs edüp on pâre balyemez top-ı küp ile derûn-ı kal‘ada olan sarây-ı âlîlere ve emîndir deyü liman kenarında sâkin olan küffâra eyle top gülleleri uruldı kim derûn-ı kal‘adan 272a bir feza‘ u çeza‘ kopdu kim feryâd u figânları evce peyveste oldu. Ve ol gün cümle donanma-yı hümâyûn gemilerinde ve cümle deryâ beğlerine ve Cezâyirliye emirler gidüp rûy-ı deryâda gâfil olmayup hıfz [u] hırâsetler üzre olup on iki pâre mavunalar ile kal‘anın leb-i deryâdan olan yerlerin ve liman tarafların döğmeğe me’mûr etdiler. Anlar dahi kal‘a limanın döğmeğe mübâşeret edince derûn-ı kal‘adan bir vâveylâ kopdu. Ammâ deryâdan atılan top-ı kûplerin gülleleri niçe kerre bizim asker-i İslâma isâbet etdüğünden donanma topçubaşısına gayrı fermânlar gitdi. Ammâ yine bu mâbeynde küffâr-ı anîd-i pelîd inâdına musırr olup niçe bin gûne muhîl [u] şeytanat ve âteşbâzlık edüp ve niçe kayd [u] hâ’inlik ile âteş-feşânlık edüp günden güne yüz ve iki yüz âdem derece-i şehâdete kadem basdılar, bu kemîngâhda ömr-i gümânların yasdılar, ve sâ’ir guzât-ı muvahhidîn kılıçların arşa asdılar. Hulâsa-i kelâm şeb [u] rûz olan vekâyi‘âtları tahrîr eylesek tatvîl-i kelâm olup bir mücelled kitâb olur. Ancak merâm [u] maksûd-ı kelâm oldur kim küffâr-ı hîlekâr bu hücûm-ı mehcûmu görüp mâh-ı mezbûrun (---) günü bendler üzre çıkup gördü kim kırk bin eli kılıçlı ve çeğini kalkanlı serdengeçdi gâzîleri yürüyüş etmeğe âmâde olmuşlar. Ol gün küffâr bu hâli görüp bedenler üzre beyâz vereh bayrakları diküp "Aman, aman ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyü feryâd u figân etdiler. Aslâ feryâd u vâveylâlarına nazar etmeyüp ma‘a'z-ziyâde kal‘a[yı] kûp toplar ile döğüp kumbara ve kurşumlar ve lağımlar atılup kal‘anın ba‘zı münhedim olan yerlerinden rehin nâmıyla bir kaç kapudan küffâr çıkup on gün mehil istediler. Serdâr eyitdi "Ale's-sabâh çıkarsınız, yohsa cümlenizi dendân-ı tîğdan bî-dirîğ geçiririz" deyü ta‘ahhüd etdiler. Hemân küffâr-ı dûzah-karârın birkaçı serdâr serâperdesinde kalup birkaçı derûn-ı kal‘aya gidüp "Kâbil ü imkân değildir. Cümle Türk yürüyüş edüp kırsalar gerekdir. Hemân cân u başımız ve ehl [u] iyâl ü yoldaşımız sağ iken sabâh çıkalım" deyü cümle ricâ edüp ma‘a-ziyâde bedenler üzre vere bayrakları zeyn edüp niçe mu‘temed küffârlar taşra rehne çıkup ol sâ‘at emân ile cümle yeniçeri ve sipâh ve cebeci ve topçu ocakları pür-silâh bedenler üzre zeyn olup cümle topları ve cebehâneleri kabza-i tasarrufa aldılar. (---) Ol gice cümle küffâr gemilerine dolup cezîre cezîre dârü'l-karâr-ı bevârlarına git(me)diler. Hamd-i Hudâ mâh-ı mezbûrun (---) günü burc u bârûlar üzre ezân-ı Muhammedîler kırâ’at olunup cümle guzât-ı müslimîn meterislerden çıkup kal‘anın der-i dîvârı üzre kat-ender-kat zeyn olup bir kerre gülbâng-ı Muhammedî ve bir yaylım top u tüfenk şâdmânın edüp üç gün üç gice donanma-yı hümâyûn olup şeb [u] rûz şâdmânîler olup sıyt u sadâ-yı top u tüfenk evkât-ı hamsede üç yaylım atıldığında zemîn ü âsumân ve deryâ-yı bî-pâyân cûş [u] hurûşa geldi. Küffâr gemileriyle Hanya'nın cânib-i şarkîsinde Suda kal‘asına ve Retime ve Apokorona ve Kandiye'ye giderlerken Hanya cenerali la‘în bu şâdmânîleri görüp ve ezân-ı Muhammedîleri istimâ‘ edüp ve nâkûshâneleri üzre haç alemleri ser-nigûn olup yerine yeşil alem-i Resulullah zeyn olduğun görünce ceneral-i mel‘ûn "Bu hâli görmemek yeğdir" deyü parmağıyla kendi gözün çıkarup la‘în oldu. Hemân ale'l-acele cümle donanma-yı hümâyûn limana girüp ıskarça olup sâ’ir şayka ve karamürsel ve cebehâne gemilerine destûr verilüp Âsitâne tarafına müjdeciler gitdi. Ve gayrı deryâ beğleri cümle yetmiş yedi pâre başdardalarıyla elli pâre Cezâyir ve Tunus ve Tarabulus gemileri lenger-endâz olup yatdılar. Andan cümle gemilerde olan mühimmâtları ve forsa pâyzenleri gemilerden çıkarup leb-i deryâya azîm surâhî ve serâmed ve musanna‘ toplar koyup ve niçe tabya-i azîmler edüp kirpi-misâl toplar ile müzeyyen edüp kal‘anın ibtîda handaklerin ve sürülen dağlar gibi toprakların deryâ-misâl asâkir-i İslâm ve beldâr ve çerâhôr ve teberdârân ve azebân ve forsa ve pâyzenânlar ile üç gün üç gicede handakleri mülevvesâtdan ve meteris sıçan yollarından pâk edüp kal‘anın rahne-dâr yerlerin metânet üzre mebnî edüp cümle asâkir-i İslâmı yerlü yerine nasb 272b edüp kal‘a evvelkiden bin kat ziyâde metânet ve istihkâm bulup cemî‘î kenîseleri ma‘bed-i müslimîn olup tâ‘at-ı Sübhânî olmağa başlandı. İbtidâ cum‘a Sultân İbrâhîm câmi‘inde kılınup cümle guzât fethinde bulunduklarına hamd-i Hudâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 271a–272b ·
metinde göster ·
… ka emânetdir, senevî kırk yük akçe iltizâmdır, ve kal‘a dizdârı ve kethüdâsı ve
azebân
ağaları ve cebeci ve topcu başıları ve (---) aded pür-silâh kal‘a neferâtları v …
Bu zikrolunan kazâlardan mollasına senevî yigirmi kîse hâssıl olur. Şeyhülislâmı ve Kederzâde nâm beş yüz akçe pâyesiyle nakîbü'l-eşrâfı ve altı yüz menâsıb-ı âlîye mutasarrıf olmuş kadı-yı a‘yânları ve sâ’ir kibârdan eşrâfları bî-hisâbdır. Ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı yerine bir müte‘azzım yeniçeri çavuşu vardır. Zîrâ cümle ahâlîsi kadılar ve askerî ta’ifesidir. Ve şehr nâ’ibi ve muhtesib ağası ve gümrük emîni ve Engürü tamga ağası, başka emânetdir, senevî kırk yük akçe iltizâmdır, ve kal‘a dizdârı ve kethüdâsı ve azebân ağaları ve cebeci ve topcu başıları ve (---) aded pür-silâh kal‘a neferâtları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 356b ·
metinde göster ·
İbtidâ bânîsî Hazret-i Zekeriyyâ asrında kayser Ercîş'dir. Niçe mülûkden mülûke intikâl edüp âhir Hazret-i Ömer hilâfetinde kayser Melik Harkil ta‘mîr ü termîm edüp gâh bunda sâkin olurdu ve gâh Konya'da bâğ-ı Merâm faslı ederdi. Harkil'in bir karındaşı kayser Cimcime Mar‘aş'ı binâ etdi. Bir karındaşı kayser Sives kal‘a-i Sivas'ı inşâ edüp birbirine mu‘âdil şehr-i azîmler idi kim ol asırda Mısır ve Şâm ve Irâk'dan sonra bu bilâd-ı selâse nazîre şehir yok idi, ammâ bu Kayseriyye Mar‘aş ve Sivas'dan ziyâde ma‘mûr u müzeyyen ve metânet üzre mebnî idi. Ve kayseri deryâ-misâl askere mâlik idi kim cümle cünûdu tâ’ife-i Rûm idi. Anın içün bu şehr bilâd-ı Rûm'dandır. Ve hâsıl Hazret-i Ömer radıyallahu anh bizzât Kudüs'ü feth edüp seksen bin askere Hâlid ibn Velîd hazretlerini serdâr-ı mu‘azzam edüp hicret-i Nebeviyyenin sene (---) târîhinde bu Kayseriyye'yi feth edüp içine kifâyet mikdârı asker-i azebân koyup Hâlid Medîne'ye gidüp yine küffâr-i kayser-zemîn cünûd-ı cünûbiyle gelüp bu kal‘ayı muhâsara edüp cümle mütehassın olan guzât-ı müslimîni şehîd edüp kal‘ayı istilâ edecek mahalde bu kal‘anın cânib-i (---) ensesine havâle olan cebelden bir azîm asker nîl alemlerle zâhir olup cümle küffârı kırarlar, ammâ cemî‘i küffârın lâşe-i murdârlarında alât-ı silâhdan bir zahm bulunmayup ancak cümle fecerelerin dudaklarının sağ tarafları mecrûh olup mürd olmuşlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 63b ·
metinde göster ·
… nâzır tarafında bölme bölme kayalar üzre üç bölük kal‘a dîvârlarıdır kim içinde
azebân
tâ’ifesi ve gayrı neferâtları sâkin olurlar. Ve bu şimâl tarafından kayalar içr …
Bâlâda tahrîr olunan mağaralı kayalar üzre evc-i âsumâna kad çekmiş bir kal‘a-i Kahkahâ-vâr bir hisârı vardır kim cânib-i garbîsinde yedi kat kapu kulleleri vardır. Birbirine nâzır burclar andan cânib-i şimâle nâzır tarafında bölme bölme kayalar üzre üç bölük kal‘a dîvârlarıdır kim içinde azebân tâ’ifesi ve gayrı neferâtları sâkin olurlar. Ve bu şimâl tarafından kayalar içre ta aşağı sazlığa inilir sulak yolu vardır kim bu kullede kirpi gibi balyemez topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251b ·
metinde göster ·
… e tershâne ağası ve gön başı ve marankoz başı ve tershâne emîni ve kâtibleri ve
azebân
ağası ve cemî‘i tershâneye hidmet {eder} her esnâf şeyhleri vardır. Hattâ ulûfe …
Bu şehir şeyhülislâm nakîbüleşrâf ve a‘yân [u] eşrâf ve yeniçeri çavuşu serdârdır ve sipâh kethüdâyeri ve gümrük emîni yetmiş yük akçe iltizâmdır ve muhtesib ağası ve mi‘mâr başı ve liman re’îsi ve şehir subaşısı (---)(---)(---)(---)(---) vardır ve kal‘a dizdârı ve on bir bölük ağası ve tershâne ağası ve gön başı ve marankoz başı ve tershâne emîni ve kâtibleri ve azebân ağası ve cemî‘i tershâneye hidmet {eder} her esnâf şeyhleri vardır. Hattâ ulûfeli gavvâs dalgıçları var kim elli altmış kulaç yerde deryâ dibine dalarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 94b ·
metinde göster ·
… r ve bir oda topçular ve taşra kal‘a ağası ve sağ kol ağası ve sol kol ağası ve
azebân
ağası ve beşli ağası ve martolosân ağası ve gönüllüyân ağası ve cümle on aded a …
Kal‘a dizdârı ve altı oda yeniçeri odası ve bir haseki ağası ve sipâh kethüdâyeri ve bir oda cebeciler ve bir oda topçular ve taşra kal‘a ağası ve sağ kol ağası ve sol kol ağası ve azebân ağası ve beşli ağası ve martolosân ağası ve gönüllüyân ağası ve cümle on aded ağalıkdır ve cümle sekiz bin asker neferâtları ve muhâfazacıları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122a ·
metinde göster ·
… hudâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve yüz elli aded merdüm-hisârı ve
azebân
ağaları ve martolosân ağaları ve gümrük emîni ve muhtesibi ve bâcdârı ve harâc …
Kânûn üzre bu sancakda sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı ve kal‘a dizdârı ve yüz elli aded merdüm-hisârı ve azebân ağaları ve martolosân ağaları ve gümrük emîni ve muhtesibi ve bâcdârı ve harâc emîni ve mi‘mâr ağası ve şehir kethudâsı vardır. Ve şer‘-i Resûl-i mübîn tarafından şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı ve yüz elli akçe pâyesiyle kadısı ve yetmiş pâre nâhiye kurâları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b ·
metinde göster ·
… Tîn-i amber-çîn-misâl bir hâk-i pâki var. Hâlâ bunda asâkir-i İslâmdan niçe yüz
azebân
yiğitler kahvehâneler ve bozahâneler ve niçe yüz 286a aded dükkânlar ihdâs ed …
Karye-i Çömlek: Yol üzre bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr müslim ve kefere köyüdür. Keferesi cümle çanak ve desti ve çömlek yapdıklarından Çömlek köyü derler. Tîn-i amber-çîn-misâl bir hâk-i pâki var. Hâlâ bunda asâkir-i İslâmdan niçe yüz azebân yiğitler kahvehâneler ve bozahâneler ve niçe yüz 286a aded dükkânlar ihdâs edüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 285b–286a ·
metinde göster ·
… ğda ve emîr-i hac askeri ile dündâr ve sipâh ve gönüllü solda ve müstahfızân ve
azebân
ve topçıyân hazîne ve toplar ile cümle pür-silâh mîrî heccân ve kısrak develer …
Ammâ Mısır yolları kayalı ve dereli ve depeli ve acı sulu yollardır. Ammâ emn [ü] emân vardır. Mısır huccâcın yedi bölük askeri kuşadup emîr-i hac kethudâsı ve Çerâkise askeri sağda ve emîr-i hac askeri ile dündâr ve sipâh ve gönüllü solda ve müstahfızân ve azebân ve topçıyân hazîne ve toplar ile cümle pür-silâh mîrî heccân ve kısrak develer üzre giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376a ·
metinde göster ·
askerinin alayları yokdur. Ammâ ulemâ ve sulehâ ve fukarâ çokdur. Ve mahmil kad …
Ammâ bu alayda yeniçeriyân ve azebân askerinin alayları yokdur. Ammâ ulemâ ve sulehâ ve fukarâ çokdur. Ve mahmil kadısı ve mahmil çavuşu pîşvâ olup emîr-i hac cümle askeriyle mehterhânesin çalarak sancakdâr Hazretin alem-i şerîfin açarak Rûmeli Meydânı'ndan ubûr edüp Kara Meydân'da emîr-i hac paşaya Mahmil-i şerîfi teslîm edüp yine paşa mahmili nâkası licâmıyla eline alup paşa dahi kethudâsına teslîm edüp cümle huzzâr-ı meclis huzûrunda kadıasker mahmil paşaya teslîm olunduğunu sicille kayd edüp emîr-i hac eline hüccet-i şer‘iyye alup paşadan emîrü'l-hac ve kethudâsı ve dîvdârı ve Hazret-i Resûl'ün sancakdârı ve mahmil keşânları ve çavuşları ve mahmil nâzırı ve kadısı ve yedi bölük serdârları ve kethudâları ve çavuşları ve'l-hâsıl cümle ocaklı yüz yetmiş altı aded hil‘at-i pâdişâhî bu mahmil teslîmi günü geyilüp yine alay ile emîr-i hac paşa askeriyle Y 387b kendü hânesine revâne olup cümle enüp ve paşa ağalarına bir kîse ihsân eder. Paşa kethudâsı dahi Mahmil-i şerîfi Kara Meydân'dan (---)(---)(---)(---) Bâb-ı Vezîr'e getirüp anda bir şütür-i mahmili Q 156b çökürüp Mahmil-i şerîfi ol mahalde bozarlar. Zîrâ kal‘a kapusu küçükdür. Cemel ile mahmil içeri giremez. Ba‘dehu mahmili şeyyâller Yûsuf köşküne götürüp kisve nâzırına paşa kethudâsı teslîm edüp sene-i âtiyeye mâh-ı mevlûdda iki kisve dokumağa mübâşeret ederler, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y387a–Y387b ·
metinde göster ·
… ferrikabaşı olur. Elli tevâbi‘e mâlikdir. Ve yeniçeri ocağından başçavuşları ve
azebân
ocağından başçavuşları beş dîvânda mevcûd bulunup ocaklarına müte‘allık bir yol …
Andan aşağı hükûmet tercümânbaşınındır. Bu dahi şakîlerin azruhâllerin alup paşa huzûruna getürüp müdde‘[î] ve müdde‘[â] aleyh da‘vâ ederken bu tercümânlık eder. Kânûn üzre müteferrikabaşı olur. Elli tevâbi‘e mâlikdir. Ve yeniçeri ocağından başçavuşları ve azebân ocağından başçavuşları beş dîvânda mevcûd bulunup ocaklarına müte‘allık bir yoldaşlarının da‘vâsı olsa bunların ma‘rifetiyle görülür. Yolları hacca yâ hazîneye serdâr olup kul kethudâsı olup andan sancak beği olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y62a ·
metinde göster ·
… e erzâk kâtibi efendi ve bakâyâ kâtibi efendi ve kâtib-i yeniçeriyân ve kâtib-i
azebân
Urbân Urbân. Bunlar dîvândan sonra kapularında otururlar.
Ve bir köşede defter emîni, bu dahi paşa tarafından olur. Ve taşra hazîne kâtibi ve taşra mahlûl kâtibi ve taşra kâğız emîni ve hazîne emîni ve mukâbeleci efendi ve muhâsebeci efendi ve eytâm kâtibi efendi ve havâle kâtibi efendi ve erzâk kâtibi efendi ve bakâyâ kâtibi efendi ve kâtib-i yeniçeriyân ve kâtib-i azebân Urbân Urbân. Bunlar dîvândan sonra kapularında otururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y62b ·
metinde göster ·
Evvelâ Selîm Şâh Mısır'ı feth etdükde üç bin üç yüz on üç nefer
azebân
pâdişâhın pây-i semendine yüzler sürüp kullukda olup Selîm Şâh bu kullara hayr …
Evvelâ Selîm Şâh Mısır'ı feth etdükde üç bin üç yüz on üç nefer azebân pâdişâhın pây-i semendine yüzler sürüp kullukda olup Selîm Şâh bu kullara hayr du‘â edüp kânûn-ı kadîm üzre vazîfe-i mu‘ayyenelerin ve me’kûlât [u] meşrûbâtların kemâkân ihsân etdi. Zîrâ Hazret-i Ömer ocağıdır. Amr ibnü'l-Âs hazretleri ile Mısır'a ibtidâ gelen İslâm askeri bunlardır kim cemî‘i zamânda mutî‘lerdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y64a ·
metinde göster ·
Andan alay-ı piyâdegân-ı neferât-ı azebân iptidâ bayrakları yürüyüp cümlesi pür-silâh tüfeng-endâz kaplan postlu gâzîlerdir. Başlarında şeb-külâhları üzre cığa telleri vardır. Ve eski dayılar fes üzre sarık sararlar. Ve ortalarında alay çavuşları orta kuşak ve siyâh dolama ile giderler. Bu neferâtların kânûnları sipâh olurlar, ağaları yeniçeri ağası yâhûd çavuşlar kethudâsı ve yâhûd Mısır beği olur. Ve bunların kul kethudâsı ve başkâtibleri ve başçavuşları atbaşı berâber giderler. Hazret-i Ömer'den berü cümle yetmiş iki bölükdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y65b ·
metinde göster ·
… ri aşcı bıçağı kullanırlar (---)(---) sokarlar. Zîrâ hâlâ Mısır'da yeniçeri ve
azebân
mu‘teberlerdir. Çok ağavâtları gördüm ki müteferrika ve sipâhdan çıkup yeniçeri …
Ve bu Mısır içre bâlâda mastûr olan [[(---) (---)]] Çerâkize ve tüfengci ve gönüllü ve müteferrika ve çavuşândan mâ‘adâ kırmızı şalvârlı kavim var ise ayıbdır, haklarından gelinir. Bunlardan gayrı Mısır kavmi yeniçeri ve azeb [[(---) (---)]] gûnâ-gûn çuka dolama ve harvânî ve başlarında serbend ve bellerinde muhattem kuşak ve kürdeli geyüp bellerinde iri aşcı bıçağı kullanırlar (---)(---) sokarlar. Zîrâ hâlâ Mısır'da yeniçeri ve azebân mu‘teberlerdir. Çok ağavâtları gördüm ki müteferrika ve sipâhdan çıkup yeniçeri ve azeb P 182a oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y66b ·
metinde göster ·
… Mehemmed Ağa ve Çerâkese ağası Mustafâ Ağa ve mustahfızân ağası Mustafâ Ağa ve
azebân
ağası Ca‘fer Ağa ve muhassıl-ı huddâm-ı dîvân-ı Mısrî Çavuşlar Kethudâsı Süleym …
Sebeb-i tahrîr-i kitâb ve tastîr-i sıhhat-nisâb oldur ki husûs-ı âtî-i celîlü'ş-şân, nigâşte-i sahîfe-i tahrîr ü beyân, olmağiçün hâliyâ muhâfaza-i tahtgâh-ı kadîm-i Yûsufî ve himâyet-i hicâb-ı eyâlet-i Mısır ile me’mûr, medyen-i umûr-ı cumhûr, pîrâne-bahş-ı sened-i lutfî, müşkil-küşâ-yı her âyîn-i hafî, bânî-i mebânî-i adl ü dâd, hâdim-i esâs-ı zulm ü fesâd, hâfız-ı me‘âlim-i İslâm, nâsır-ı zu‘afâ-yı enâm, re‘âyâ-perver, ma‘delet-küster, hâmî-i hicâb-ı dîn ü devlet, mâhî-i Y 69b âsâr-ı zulm [ü] bid‘at, âsaf-ı mükerrem ve düstûr-ı muhterem, devletlü ve sa‘âdetlü vezîr-i dilîr İbrâhîm Paşa veffekahullâhu ta‘âlâ limâ yerzâhu ve yeşâ’ hazretlerinin huzûr-ı âlî mahfûfun bi'l-ma‘âlîlerinde akd-i meclis-i şer‘-i şerîf-i şâmihü'l-imâd-ı Muhammedî ve tarh-ı mahfil-i dîn-i münîf-i râyihü'l-evtâd-ı Ahmedî olunup ilticâ-yı zılâl-ı râyât-ı sultâniyye ve irtikâ-yı erâyik-i emâret-i hakâniyye, andan ümerâ-yı nâmdâr-ı Mısrî'den hâlâ kâfile-sâlâr-ı beyt-i atîk olan Emîrü'l-hac Özbek Beğ ve mukaddem-i ceyşü'l-ümerâ olan Novalı Mehemmed Beğ ve sâbıkan hizmet-i defterdârî ile şerefyâb olan Hüseyin Beğ ve Kansuh Beğ ve Mustafâ Beğ ve Yûsuf Beğ ve sâbıkan hükûmet-i eyâlet-i Circe olan Mehemmed Beğ ve Alî Beğ ve Cündî Mehemmed Beğ ve Abdullâh Beğ ve Ömer Beğ, ve ağayân-ı firak-ı seb‘adan gönüllüyân ağası Mehemmed Ağa ve Çerâkese ağası Mustafâ Ağa ve mustahfızân ağası Mustafâ Ağa ve azebân ağası Ca‘fer Ağa ve muhassıl-ı huddâm-ı dîvân-ı Mısrî Çavuşlar Kethudâsı Süleymân Ağa ve tercümân-ı Dîvân-ı Âlî Mustafâ Ağa ve müteferrikabaşı Mehemmed Ağa ve cebeciyân ağası Ca‘fer Ağa ve yedi bölük kethudâları ve başçavuşları ve erbâb-ı aklâm-ı Mısrıyye'den defterdâr-ı hizâne-i Mısrıyye ile şerefyâb olan Ivaz Beğ ve Rûznâmeci Abdurrahmân Efendi ve halîfe-i evveli Ahmed Efendi ve halîfe-i sânîsi Alî Efendi ve muhâsebeci Yûsuf Efendi ve halîfeleri Mustafâ Efendi ve Sâlih Efendi ve Şarkıyye mukâta‘acısı Mehemmed Efendi ve halîfeleri Alî Efendi ve Mehemmed Efendi ve Garbiyye mukâta‘acısı Hasan Efendi ve halîfeleri Ahmed Efendi ve İbrâhîm Efendi ve şehir mukâta‘acısı Mehemmed Efendi ve halîfeleri Şa‘bân Efendi ve Mehemmed Efendi ve îrâd-ı gılâl mukâta‘acısı olan Murtazâ Efendi ve halîfeleri Mustafâ Efendi ve Mehemmed Efendi ve masraf-ı gılâl mukâta‘acısı Rıdvân Efendi ve halîfeleri Fazlı Efendi ve Osmân Efendi ve kâtib-i çavuşân (---) Efendi ve kâtib-i müteferrikagân (---) Efendi ve havâle kâtibi (---) Efendi ve yeniçeriyân kâtibi (---) Efendi ve azebân kâtibi (---) Efendi ve gönüllüyân kâtibi (---) Efendi ve tüfengciyân kâtibi (---) Efendi ve sipâhân-ı yemîn ü yesâr kâtibânı Alî Efendi ve Hasan Efendi ve cebeciyân kâtibi Receb Efendi ve eytâm kâtibi İbrâhîm Efendi ve keşîde kâtibi Baltacı Mustafâ Efendi ve cevâle kâtibi (---) Efendi ve erzâk kâtibi Mülakkab Osmân Efendi ve yeniçeriyânın kâtibi Küçük Süleymân Efendi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y69a–Y69b ·
metinde göster ·
… ---) Efendi ve havâle kâtibi (---) Efendi ve yeniçeriyân kâtibi (---) Efendi ve
azebân
kâtibi (---) Efendi ve gönüllüyân kâtibi (---) Efendi ve tüfengciyân kâtibi (-- …
Sebeb-i tahrîr-i kitâb ve tastîr-i sıhhat-nisâb oldur ki husûs-ı âtî-i celîlü'ş-şân, nigâşte-i sahîfe-i tahrîr ü beyân, olmağiçün hâliyâ muhâfaza-i tahtgâh-ı kadîm-i Yûsufî ve himâyet-i hicâb-ı eyâlet-i Mısır ile me’mûr, medyen-i umûr-ı cumhûr, pîrâne-bahş-ı sened-i lutfî, müşkil-küşâ-yı her âyîn-i hafî, bânî-i mebânî-i adl ü dâd, hâdim-i esâs-ı zulm ü fesâd, hâfız-ı me‘âlim-i İslâm, nâsır-ı zu‘afâ-yı enâm, re‘âyâ-perver, ma‘delet-küster, hâmî-i hicâb-ı dîn ü devlet, mâhî-i Y 69b âsâr-ı zulm [ü] bid‘at, âsaf-ı mükerrem ve düstûr-ı muhterem, devletlü ve sa‘âdetlü vezîr-i dilîr İbrâhîm Paşa veffekahullâhu ta‘âlâ limâ yerzâhu ve yeşâ’ hazretlerinin huzûr-ı âlî mahfûfun bi'l-ma‘âlîlerinde akd-i meclis-i şer‘-i şerîf-i şâmihü'l-imâd-ı Muhammedî ve tarh-ı mahfil-i dîn-i münîf-i râyihü'l-evtâd-ı Ahmedî olunup ilticâ-yı zılâl-ı râyât-ı sultâniyye ve irtikâ-yı erâyik-i emâret-i hakâniyye, andan ümerâ-yı nâmdâr-ı Mısrî'den hâlâ kâfile-sâlâr-ı beyt-i atîk olan Emîrü'l-hac Özbek Beğ ve mukaddem-i ceyşü'l-ümerâ olan Novalı Mehemmed Beğ ve sâbıkan hizmet-i defterdârî ile şerefyâb olan Hüseyin Beğ ve Kansuh Beğ ve Mustafâ Beğ ve Yûsuf Beğ ve sâbıkan hükûmet-i eyâlet-i Circe olan Mehemmed Beğ ve Alî Beğ ve Cündî Mehemmed Beğ ve Abdullâh Beğ ve Ömer Beğ, ve ağayân-ı firak-ı seb‘adan gönüllüyân ağası Mehemmed Ağa ve Çerâkese ağası Mustafâ Ağa ve mustahfızân ağası Mustafâ Ağa ve azebân ağası Ca‘fer Ağa ve muhassıl-ı huddâm-ı dîvân-ı Mısrî Çavuşlar Kethudâsı Süleymân Ağa ve tercümân-ı Dîvân-ı Âlî Mustafâ Ağa ve müteferrikabaşı Mehemmed Ağa ve cebeciyân ağası Ca‘fer Ağa ve yedi bölük kethudâları ve başçavuşları ve erbâb-ı aklâm-ı Mısrıyye'den defterdâr-ı hizâne-i Mısrıyye ile şerefyâb olan Ivaz Beğ ve Rûznâmeci Abdurrahmân Efendi ve halîfe-i evveli Ahmed Efendi ve halîfe-i sânîsi Alî Efendi ve muhâsebeci Yûsuf Efendi ve halîfeleri Mustafâ Efendi ve Sâlih Efendi ve Şarkıyye mukâta‘acısı Mehemmed Efendi ve halîfeleri Alî Efendi ve Mehemmed Efendi ve Garbiyye mukâta‘acısı Hasan Efendi ve halîfeleri Ahmed Efendi ve İbrâhîm Efendi ve şehir mukâta‘acısı Mehemmed Efendi ve halîfeleri Şa‘bân Efendi ve Mehemmed Efendi ve îrâd-ı gılâl mukâta‘acısı olan Murtazâ Efendi ve halîfeleri Mustafâ Efendi ve Mehemmed Efendi ve masraf-ı gılâl mukâta‘acısı Rıdvân Efendi ve halîfeleri Fazlı Efendi ve Osmân Efendi ve kâtib-i çavuşân (---) Efendi ve kâtib-i müteferrikagân (---) Efendi ve havâle kâtibi (---) Efendi ve yeniçeriyân kâtibi (---) Efendi ve azebân kâtibi (---) Efendi ve gönüllüyân kâtibi (---) Efendi ve tüfengciyân kâtibi (---) Efendi ve sipâhân-ı yemîn ü yesâr kâtibânı Alî Efendi ve Hasan Efendi ve cebeciyân kâtibi Receb Efendi ve eytâm kâtibi İbrâhîm Efendi ve keşîde kâtibi Baltacı Mustafâ Efendi ve cevâle kâtibi (---) Efendi ve erzâk kâtibi Mülakkab Osmân Efendi ve yeniçeriyânın kâtibi Küçük Süleymân Efendi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y69a–Y69b ·
metinde göster ·
ocağının başçavuşu paşadan izin alup cümle azebân ihtiyârları gelüp dest-bûs ed …
Ardları sıra azebân ocağının başçavuşu paşadan izin alup cümle azebân ihtiyârları gelüp dest-bûs ederler. İbtidâ baş kethudâ ve ardı sıra ale't-tertîb meks edüp bunlara dahi bâlâda tahrîr olunduğu üzre bî-kusûr ri‘âyetler edüp bunlar dahi revâne olurlar. Ammâ Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa yeniçeri ve azebân Y 183b ocakların bir yerden huzûruna çağırup bayramladılar, o dahi nezâketdir. Bu iki ocağın gâyet iştihârları olmak ile ziyâde ta‘zîm gerekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183a–Y183b ·
metinde göster ·
Ardları sıra azebân ocağının başçavuşu paşadan izin alup cümle
azebân
ihtiyârları gelüp dest-bûs ederler. İbtidâ baş kethudâ ve ardı sıra ale't-tertî …
Ardları sıra azebân ocağının başçavuşu paşadan izin alup cümle azebân ihtiyârları gelüp dest-bûs ederler. İbtidâ baş kethudâ ve ardı sıra ale't-tertîb meks edüp bunlara dahi bâlâda tahrîr olunduğu üzre bî-kusûr ri‘âyetler edüp bunlar dahi revâne olurlar. Ammâ Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa yeniçeri ve azebân Y 183b ocakların bir yerden huzûruna çağırup bayramladılar, o dahi nezâketdir. Bu iki ocağın gâyet iştihârları olmak ile ziyâde ta‘zîm gerekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183a–Y183b ·
metinde göster ·
… ler edüp bunlar dahi revâne olurlar. Ammâ Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa yeniçeri ve
azebân
Y 183b ocakların bir yerden huzûruna çağırup bayramladılar, o dahi nezâketdir …
Ardları sıra azebân ocağının başçavuşu paşadan izin alup cümle azebân ihtiyârları gelüp dest-bûs ederler. İbtidâ baş kethudâ ve ardı sıra ale't-tertîb meks edüp bunlara dahi bâlâda tahrîr olunduğu üzre bî-kusûr ri‘âyetler edüp bunlar dahi revâne olurlar. Ammâ Cânpûlâdzâde Hüseyin Paşa yeniçeri ve azebân Y 183b ocakların bir yerden huzûruna çağırup bayramladılar, o dahi nezâketdir. Bu iki ocağın gâyet iştihârları olmak ile ziyâde ta‘zîm gerekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183a–Y183b ·
metinde göster ·
… çavuşları ve serdârları ile ve eski kokonos kethudâ ihtiyârları ile sol tarafı
azebân
, sağ tarafı yeniçeriyân atbaşı berâber ubûr ederek başçavuşları paşa yanındadır …
Bunların sağında yeniçeri çorbacıları hem-çünân küheylân atlar üzre semmûr çuka ferrâceler ile ve önlerinde cıdaları ile andan eski çavuşları ve serdârları ile ve eski kokonos kethudâ ihtiyârları ile sol tarafı azebân, sağ tarafı yeniçeriyân atbaşı berâber ubûr ederek başçavuşları paşa yanındadır ve beytü'l-mâlcıları kapularında kalır, ancak azeb kethudâsı ile yeniçeri kethudâsı atbaşı berâber ve yeniçeri ağasıyla azebler ağası berâber enselerinde pür-silâh köçeklerle ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y189a ·
metinde göster ·
… e Mehemmediyye sahâbe develeri sular bezl ederek andan cebeciyân ve topcıyân ve
azebân
altı pâre şâhî toplar arabalar üzre ve cümle üç yüz asker ubûr eder.
Andan Murâdiyye ve Mehemmediyye sahâbe develeri sular bezl ederek andan cebeciyân ve topcıyân ve azebân altı pâre şâhî toplar arabalar üzre ve cümle üç yüz asker ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y200b ·
metinde göster ·
… îleri ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân-ı kibâr eşrâfı ve Mısır yeniçerisi serdârı ve
azebân
serdârı ve dörd bölük çavuşları vardır, ammâ kapukulu serdârı ve sipâh kethudây …
Ve bu şehirde mezâhib-i erba‘a müftîleri ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân-ı kibâr eşrâfı ve Mısır yeniçerisi serdârı ve azebân serdârı ve dörd bölük çavuşları vardır, ammâ kapukulu serdârı ve sipâh kethudâyeri yokdur. Lâkin askerî tâ’ifesi gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y353a ·
metinde göster ·
… dan şeyhülislâmları ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân-ı kibârı ve Mısır yeniçerisi ve
azebân
serdârı ve gayrı bölük çavuşları vardır. Kapukulu serdârı ve sipâh kethudâyeri …
Ve mezâhib-i erba‘adan şeyhülislâmları ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân-ı kibârı ve Mısır yeniçerisi ve azebân serdârı ve gayrı bölük çavuşları vardır. Kapukulu serdârı ve sipâh kethudâyeri ve alaybeği ve çeribaşı ve zâ‘im ü zu‘amâları yokdur. Cümle kurâları mâl-ı pâdişâhî hâsıl olur iltizâm köyleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y356a ·
metinde göster ·
… hâsıl olur, taht-ı hükûmetinde yüz kırk pâre kurâdır. Mısır yeniçeri serdârı ve
azebân
çorbacısı ve şeyhülislâmı ve nakîbi ve a‘yân-ı kibârı vardır.
Ve bir hâkim dahi hâkimü'ş-şer‘ kadıdır kim yüz elli akçe kazâ-i âlîdir, senevî on yedi kîse hâsıl olur, taht-ı hükûmetinde yüz kırk pâre kurâdır. Mısır yeniçeri serdârı ve azebân çorbacısı ve şeyhülislâmı ve nakîbi ve a‘yân-ı kibârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y361b ·
metinde göster ·