… vhîd-i erreye meşgûl olup def [ü] kudümlerin çalarak ve alem-i hâfîlerin açarak
azharun
mine'ş-şems deryâ üzerinden piyâde ve post-nişîn ubûr etdüğin kal‘adan küffâr-ı …
Ve bu Cübbe Alî hazretleri Okmeydânı'ndan enen gemilere süvâr olmayup hemân Tershâne bâğçesi önünde üç yüz Zeyneddîn Hâfî fukarâları ile deryâ üzre postların döşeyüp tevhîd-i erreye meşgûl olup def [ü] kudümlerin çalarak ve alem-i hâfîlerin açarak azharun mine'ş-şems deryâ üzerinden piyâde ve post-nişîn ubûr etdüğin kal‘adan küffâr-ı dûzah-karâr görünce ru‘b u bîmden akılları çâk olup Cübbe Alî hazretleri postların deryâdan alup Cibâlikapusu'ndan sarıldılar. Ba‘de'l-feth keşf-i kerâmet etdüğiyçün kendüleri şehîd olup Gül Câmi‘ sâhasında defn olunup cümle fukarâları ol âsitânede münzevî oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26b ·
metinde göster ·
mine'ş-şems görürler kim bir na‘lîn ber-hevâ tayrân ederek gelüp sîne-i pür-kîn …
Ba‘dehû Selâhaddîn {merhûm oldukdan sonra} Tâhir Baybars halîfe iken "Nitekim Akka kal‘ası dest-i küffârdadır, yine Kuds'e istîlâları mukarrerdir" deyü yer götürmez asker-i deryâ-misâl ile berren ve yedi yüz pâre gemiyle bahren Akka kal‘asın Tâhir Baybars muhâsara edüp kâmil yedi sene zîr-i kal‘ada bâğ dikdiler. Evlâd [u] ensâb sâhibi oldular. Ammâ yine kal‘anın fethi mümkin olmadı. Zîrâ bu Akka kal‘ası gibi ol asrda böyle bir kal‘a-i Kahkahâ yok idi. Âhır bir gice Hazret-i Melikü't-Tâhir rü’yâsında görür kim bu gazâda Haleb şehrindeki Şeyh Âbidîn Efendi olmayınca bu kal‘a feth olmaz derler. Hemân Tâhir Baybars, Haleb'e bir muhabbetnâme ile âdem ılgarup üç günde Haleb'e varup mektûb-ı muhabbet-uslûbu şeyhe tapşırınca şeyh me’âl-i kelâm-ı anlayup "el-Emru emrüküm!" deyüp na‘leynin üzre âbdest alırken hemân şeyhin bir gözü şehîd olur. "Sübhânallah der. Var âdem elhamdü lillah. İşte bu ân kal‘a feth olur" deyü sağ ayağından na‘leynin çıkarup gazab ile hevâya atup "Var Melik Tâhir'e bizden selâm eyle. Gazâları kutlu olsun, deyü haber eyle. İşte ol gazâda âlem-i bâtında cenk ederken bir gözceğimiz şehîd oldu" deyü merdüm-i dîdesin bir hokkaya koyup mezkûr kâsıd ile çeşm-i şerîfin kal‘a-i Akka altında Tâhir Baybars'a gönderüp kâsıd üç günde Akka kal‘asına geldikde görse kim kal‘a zîr u zeber olup yerde yitüp cümle guzât-ı müslimîn kal‘aya dâhil olup ibâdetgâh-ı müslimîn olmuş. Kâsıd Melik Tâhir'e gelüp şeyhin selâmıyla çeşm-i şerîfin 41a verüp cümle guzât-ı muvahhidîn âlem-i hayretde kalır. Meğer mezkûr Şeyh Âbidîn hazretleri "Nola da‘vete icâbet gazâda bulunalım" deyüp âbdest alırken gözü şehîd oldukda ayağından na‘linin hevâya endaht etdükde Akka'yı muhâsara eden fetâ-yı müslimîn azharun mine'ş-şems görürler kim bir na‘lîn ber-hevâ tayrân ederek gelüp sîne-i pür-kîne sûra bir kerre niçe darb ederse bi-emrillah taşra handak kenarında olan kal‘a dîvârına bir zelzele-i azîm isâbet edüp cümle burc [u] bârûları ka‘r-ı zemîne geçüp cümle esâsları hevâya nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 40b–41a ·
metinde göster ·
… ye bir tîğ ile darb etdi kim eli bağlı âdem zemine yüzü üzre düşüp cemî‘i asker
azharun
mine'ş-şems gördüler kim yüzi üzre düşmüşken kendi kendiye kıbleye müteveccih o …
Hâzâ zulm-i sarîh: Abdullah Paşa "Fermân-ı şerîf mûcebince cümle bunları katl ederim" deyince hemân cümle guzât-ı Müslimîn bir uğurdan paşa üzre hücûm edüp "Bir alay mâldan ve rızıkdan ve ırzdan ayrılmış garîbü'd-diyâr, bî-dâr mahlûk-ı Hudâ'yı kırdırmazız. Der-i devlete götürürüz. Ümmîddir kim her biri birer takrîb ile halâs ola" deyü serdâra ricâ etdiler. Âhir-i kâr serdâr niçe a‘yânın ricâların kabûl edüp ba‘zı âdemleri bostânlar içre pinhân etdiler. Niçesin bu Bostâncıbaşı Cisri altında sazlık ve kamışlık içine saklatdılar. Niçesin tebdîl-i kıyâfet edüp halâs eylediler. Niçesin sipâh esbâbıyla at üzre bindirüp Üsküdar'a getirüp halâs etdiler ve altı aded âdemi serdârdan birer takrîb ile 101b bu abd-i hakîr Evliyâ-yı pür-taksîr ricâ edüp altısın dahi âzâd etdim. Ammâ Daşnık Mirza Beğ ve Hanîfe Halîfe içün ricâ geçmeyûp cisir kenarında kırk altı âdemleriyle ale't-tertîb dizüp Daşnık Mirza [ve] Halîfe kelime-i şehâdeti getirüp {Hanîfe Halîfe} eydür: "İlâhî! Bu husûsda Melek Ahmed Paşa mecbûr u mağlûb u bî-günâhdır. Ammâ ey Pâdişâh-ı Kahhâr beni Kahr ismine mazhar etmişsin. Takdîrinde ezelü'l-âzâlde alnıma kilk-i kazânı böyle tahrîr etmişsin. Umarım sen pâdişâh-ı Kahhâr'dan kim benim katlime sebeb olanları ân karîbu'z-zamân benim gibi katl edesin" deyü Bismillah deyüp kelime-i şehâdetle kıbleye müteveccih olup "Al imdi emânetin efendim" dedikde Aşçı Alî nâm bir şakî dal-uryân kılıç olup el kaldırım derken hemân Hanîfe Halîfe ayak üzre kalkup Aşçı Alî'ye bir depme niçe urdu ise asla tahallüf etmeyüp Aşçı Alî'nin cânı çıkdı. Derhâl serdârımızın silâhdârı bir esfehü's-süfehâ at üzre dururken Hanîfî Halîfe'ye bir tîğ ile darb etdi kim eli bağlı âdem zemine yüzü üzre düşüp cemî‘i asker azharun mine'ş-şems gördüler kim yüzi üzre düşmüşken kendi kendiye kıbleye müteveccih olup arkası üzre yatdı. Cümle asker el-azametullah deyüp niçe zî-akl âdem kaçan kaçanın oldu. Andan Daşnık Mirza'yı kesdiler. Aslâ fakîr dünya kelâmın söylemeyüp kırk altı pelîdi dahi birer birer şehâdet kelimesi etdirerek kelleleri kesilüp cesedleri cisr başına defn olunup cümle kelleler ile Üsküdar'a, andan İslâmbol'a Bâğçe kapusundan alay-ı azîm ile cümle 814 aded kelleler ârâyiş-i nîze olup dîvân-ı âlîde sa‘âdetlü Sultân Muhammed Hân Gâzî'nin huzûrundan güzer edüp "Hemişe devlet hâ’inlerinin kelleleri rikâb-ı hümâyûnumda bu gûne galtân ola" deyü cümle kelleleri yire urup andan Bâb-ı hümâyûn önünde bırağup cümle kelleler top-ı çevgân gibi âyende vü revendenin pâylerinde pâymâl-i rimâl olurdu. Hikmet-i Hudâ ol gice Bâb-ı hümâyûn önünde Hanîfi Halîfe ve Daşnık İmirza'nın ser-i sa‘âdetleri üzre üç kerre nûr nâzil olduğun sulehâ-yı ümmetden niçe kimesneler gördüğü müsbetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 101a–101b ·
metinde göster ·
… taşraya düşüp anlar mektûbları kırâ’at edüp yine anlardan bir serdengeçdi yiğit
azharun
mine'ş-şems bizim kal‘a altına gelüp derûn-ı kal‘aya üç aded mektûblar oklar il …
"Fişenglerimiz yokdur" dediklerinde fi'l-hâl hakîr on dâne badaluçka fişengler yapup mektûbları fişengler ile atdıkda hikmet-i Hudâ beş aded fişeng derûn-ı kal‘aya ve ikisi taşraya düşüp anlar mektûbları kırâ’at edüp yine anlardan bir serdengeçdi yiğit azharun mine'ş-şems bizim kal‘a altına gelüp derûn-ı kal‘aya üç aded mektûblar oklar ile kal‘aya atup yine kal‘asına firâr etdikden sonra hakîr mektûbları kırâ’at edüp eyle tahrîr etmişler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59b ·
metinde göster ·
mine'ş-şems asâkir-i İslâm'ı meterise döküp cânib-i erba‘asın yedi vezîr ve yig …
Ol gün kal‘aya amân u zamân vermeyüp azharun mine'ş-şems asâkir-i İslâm'ı meterise döküp cânib-i erba‘asın yedi vezîr ve yigirmi aded mîr-i mîrânlar ve yetmiş aded tabl [u] alem sâhibi sancak ümerâları ve yüz on aded alaybeğleriyle Yanova kal‘asın kat-ender-kat kuşadup gece ve gündüz sademât-ı top-ı kûplar ile yedi yerden döğüp âhirü'l-emr sene (---) târîhinde kal‘a-i Yanova feth olduğu târîhidir. Be-dest-i Köpürlü Mehemmed Paşa-yı sadrıa‘zam.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 69b ·
metinde göster ·
… p menzilinden ba‘îd kuşadup ol ân amân u zamân vermeyüp cümle guzât-ı müslimîni
azharun
mine'ş-şems meterise kodu. Ve ol gün yedi kat meteris değişilüp sıçan yolları k …
"Bire cânım, biz Vârat kal‘ası cengine gideriz. Bu ne turfa seyrdir kim Seydî Ahmed Paşa alayıyla derûn-ı hisârdan çıkup alâ mele’i'n-nâs gitdi" deyü niçe gûne turrehât kelimâtlar oldu, ammâ serdâr-ı âkıbet-endîş aslâ bu ahvâle takayyüd etmeyüp tabl [u] alemin döğerek sene (---) mâh-ı (---) gününde kal‘a-i Vârat'ı top menzilinden ba‘îd kuşadup ol ân amân u zamân vermeyüp cümle guzât-ı müslimîni azharun mine'ş-şems meterise kodu. Ve ol gün yedi kat meteris değişilüp sıçan yolları kol kol yürüyüp tâ kal‘anın top altına varılup etrâf-ı kal‘ada olan sahrâ-yı bî-pâyân hayme vü hargâhlarında meks etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123a ·
metinde göster ·
… eyâz râdde deryâ üzre çekilmişdir. Ol mahalde Karadeniz Akdeniz'e mahlût olduğu
azharun
mine'ş-şemsdir. Akdeniz dahi Sebte boğazında Bahr-i Muhit'e ol dahi Bahr-i Okyu …
Der-medh-i enhâr-ı âb-ı hayevân: Evvelâ şehr-i Sarây'ın ortasından akan nehr-i Milaçka Ravna yaylalarından (---)(---)(---) ve Maçkosa ve Mokra dağlarından cem‘ olup cereyân ederek şehir içinde Hünkâr cisri altından ubûr edüp iki sâ‘at aşağı nehr-i Sarây'a karışır ve nehr-i Sarây dahi cânib-i kıble ve semt-i cenûbda Foniça ve Lipete ve Biyelemik (---) Hersek dağlarından berü gelüp aşağıda (---) nâm mahalde nehr-i Sava'ya nehr-i Sava dahi Hırvadistân'dan ve Dodoşka dağlarından gelüp Belgrad dibinde nehr-i Tuna'ya katılır. Nehr-i Tuna dahi cânib-i garbda Alman dağlarından gelüp cânib-i şarka akarak kal‘a-i Kili ve kal‘a-i Tulça kurblarında beş yerde Karadeniz'e munsabb olur. Karadeniz dahi İslâmbol'un Yedikulle burnunda bi-emr-i Hudâ bir beyâz râdde deryâ üzre çekilmişdir. Ol mahalde Karadeniz Akdeniz'e mahlût olduğu azharun mine'ş-şemsdir. Akdeniz dahi Sebte boğazında Bahr-i Muhit'e ol dahi Bahr-i Okyunus'da bi-emr-i Hâlik-ı kevneyn girdâb-ı azîme dökülür. El-hâsıl şehr-i Sarây sudan ibâretdir kim elbette her bay u gedâ hânelerinden birer uyûn cârîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 129b ·
metinde göster ·
… . Cümle asâkir-i nusret-me’ser bu kal‘a-i Şamos Uyvar altına varup meks etdikde
azharun
mine'ş-şems cümle asker mûr [u] zenbûr gibi kal‘anın cânib-i erba‘asına üşüp de …
Lisân-ı Macar'da (---) demekdir, ammâ sahîhi Uyvar'dır. Erdel krallarına tâbi‘dir. Lâkin Süleymân Hân asrından evvel cümle küffârların şikâyetgâhları ve kralların tahtgâhları bu idi. Kal‘ası bir buheyre-i azîmin kenârında şekl-i müseddes Şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i mu‘azzamdır kim sedd-i sedîd ve dîvâr-ı medîd yedi aded mîl-i cedîd tabyaları vardır. Ve cebehânesi ve cümle topları ârâste ve altı bin aded cengâver Nemse askeriyle pîrâste olmuş bir kal‘adır kim mahsûd-ı çâsârân-ı bî-dîndir. Ve makbût-ı havakîn-i enîndir. Cümle asâkir-i nusret-me’ser bu kal‘a-i Şamos Uyvar altına varup meks etdikde azharun mine'ş-şems cümle asker mûr [u] zenbûr gibi kal‘anın cânib-i erba‘asına üşüp derûn-ı kal‘adan ancak küffâr bir yaylım top endâht edüp ve bir yaylım kurşum atmağa güc ile iktidârları olup gayra mecâlleri muhâl olup cümle papasları bedenler üzre amân bayrakların ser-nigûn diküp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 6a ·
metinde göster ·
… -ı vâhidde müstağrak olup cümle guzât-ı müslimîn bu kal‘a varoşuyla ortaya alup
azharun
mine'ş-şems her tarafdan bu sûr-ı üstüvâra guzât-ı muvahhidîn mûr mâra nice üşe …
İsmâ‘îl Paşa bu kal‘a altında meks edince Budin ağalarından Hüsâm Çavuş nâm bir ağayı kal‘a kapudanına elçi irsâl eyleyüp başı yarılup gözü çıkmış Hüsâm Ağa serdâra gelince hemân dellâllar nidâ edüp cümle guzât cebe vü cevşene ân-ı vâhidde müstağrak olup cümle guzât-ı müslimîn bu kal‘a varoşuyla ortaya alup azharun mine'ş-şems her tarafdan bu sûr-ı üstüvâra guzât-ı muvahhidîn mûr mâra nice üşerse üşüp ibtidâ kal‘anın havâlesinden derûn-ı hisâra beş on top-ı kal‘a-kûp urup kal‘a dahi kırk elli pâre toplar atup su‘bân-ı gırrende gibi kudurdu. Küffâr bu cânibe meşgûl iken aşağı varoşa âteş uruldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23a ·
metinde göster ·
… ndân-ı tîğdan rehâ bulanlarının karârları firâra mübeddel olup ol varoş-ı azîmi
azharun
mine'ş-şems âteşe urup tâ kal‘a altında şarampav içinden esîr [ve] mâl-ı ganâ’i …
Âhir efendimiz Melek Ahmed Paşa tarafından ordumuz kalkup top güllesi gelmez yerde serdâr ordusuna nakl edüp anda meks etdik. Ertesi gün cümle asker me’mûr olup kal‘a varoşun ıhrâk etmeğe bin aded güzîde bahâdır serdengeçdi yazup cümlesi uryân kılıçları ağızlarına alup varoş dibinde nehr-i şamos'u ubûr [u] hubûr edüp karşu varoşa bu kadar uryân yiğitler uryân sâtûrlarıyla varoşda bî-bâk ü bî-pervâ duran küffâr-ı hâksâra bir seyf-i uryân ururken küffâr bu çıplak uryân ve biryân ve şallak ve mallak ve cellâk âdemleri görünce "Bire meded Türk deli olmuş" deyüp dem-beste hayretde iken bu keferelere deli çatlak gâzîler bir sâtûr-ı uryân urdular kim niçe kâfirler kendülerin nehre urup kimi beri tarafa çıkup esîr olup kimisi gark-ı âb olup dendân-ı tîğdan rehâ bulanlarının karârları firâra mübeddel olup ol varoş-ı azîmi azharun mine'ş-şems âteşe urup tâ kal‘a altında şarampav içinden esîr [ve] mâl-ı ganâ’imler alınup topdan alarka guzât-ı uryân su kenârına gelüp gûnâ-gûn ahşâbâtlar ve fıçılar ile aldıkları esîrleri ve eşyâ-yı kelepürleri beri ordu tarafına selâmete geçirüp ol varoş-ı müzeyyen âteş-i gâziyân ile çerâğân oldu. Ve ba‘zı fetâlarımız yine karşu 27b geçüp yine şikârlar alup nehirden şinâverlikler ederek sâlimîn ü gânimîn İslâm tarafına güzer etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 27a–27b ·
metinde göster ·
Hemân Kara Hersek "Hay krala ne cevâb verem?" deyü yine cidd [ü] ihtimâm edüp
azharun
mine'ş-şems meterise girirlerken karşu kal‘a-i Budin'den ve kal‘a-i Peşte'den b …
Hemân Kara Hersek "Hay krala ne cevâb verem?" deyü yine cidd [ü] ihtimâm edüp azharun mine'ş-şems meterise girirlerken karşu kal‘a-i Budin'den ve kal‘a-i Peşte'den bin beş yüz pâre toplara âteş edüp cemî‘i küffârı top gülleleri kâfirin kellelerin kırup yigirmi bin mikdârı küffâr cân ber-cehennem yerleri dârü'l-bevâr olup hikmet-i Hudâ ol mahalde bir top güllesi Kara Hersek nâm serdâr-ı benâmın belinden gülle iki pâre edüp nîrân-ı sa‘îre gitdikde cümle küffârın ölüsü dirisine binüp karârları firâra mübeddel olunca hemân cümle gâziyân-ı Peşte ve Budin küffâr-ı hâksârın akîbine düşüp tâ kal‘a-i Novigrad'a ve kal‘a-i Leve'ye ve kal‘a-i Litre'ye ve kal‘a-i Uyvar'a varınca kıra kıra ol kadar mâl-ı ganâ’im-i firâvânlar ile cümle gâziyân muğtenim olup sâlimîn ü gânimîn kal‘a-i Peşte'ye gelirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 90a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu mâh-ı Safer'in dördüncü gün Serdâr Ali Paşa kolundan
azharun
mine'ş-şems "Allâh Allâh" deyüp Bosna gâzîleri ve zağarcıbaşı yeniçerileri kal‘ …
Ba‘dehu mâh-ı Safer'in dördüncü gün Serdâr Ali Paşa kolundan azharun mine'ş-şems "Allâh Allâh" deyüp Bosna gâzîleri ve zağarcıbaşı yeniçerileri kal‘a-i Uyvar'ın cânib-i garbîsindeki Aktabya'ya asâkir-i İslâm mûr mâra ve zenbûr asel-i muravvâka seğirdir gibi dîvârın rahnedâr yerlerinden urûc edüp tabya üstündeki meterisleri basup iki yüz kadar küffâr kesüp gördüler kim askerin gerisin dahi kesüp imdâd gelmez oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 115a ·
metinde göster ·
… vakti Ali Paşa'nın Hırvatlı gâzîleri ve zağarcıbaşı yeniçerileri hemân âmedâne
azharun
mine'ş-şems "Allâh Allâh" deyüp yürüyüş etdiler.
Andan mâh-ı Saferü'l-muzafferin on altıncı yevm-i Cum‘ada beyne's-salât vakti Ali Paşa'nın Hırvatlı gâzîleri ve zağarcıbaşı yeniçerileri hemân âmedâne azharun mine'ş-şems "Allâh Allâh" deyüp yürüyüş etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116b ·
metinde göster ·
… üp karârı kalmayup gördü kim Serasker Ali Paşa tarafına gürûh gürûh asker gelüp
azharun
mine'ş-şems balyemez toplar dahi gelüp ve bî-bâk ü bî-pervâ yeniçeriler alâ mel …
Hemân küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr kal‘adan bu asker-i deryâ-misâli görüp karârı kalmayup gördü kim Serasker Ali Paşa tarafına gürûh gürûh asker gelüp azharun mine'ş-şems balyemez toplar dahi gelüp ve bî-bâk ü bî-pervâ yeniçeriler alâ melei'n-nâs kat-ender-kat meterislere girüp evvel gelen askerin meterise girenleri cümle gerüde kaldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133a ·
metinde göster ·
… rü muhâsara eden Kaplan Paşa'ya on bin kadar piyâde yeniçerileri imdâd gönderüp
azharun
mine'ş-şems kal‘a dibine varup meterise girdiler.
Ammâ küffâr bu kal‘a-i Novigrad'a sene 1002 târîhinde istîlâ edelden berü dest-i küffârda 72 sene kalup hamd-i Hudâ sene 1074 târîhinde Köpürlü Mehemmed Paşazâde Sadrıa‘zam Fâzıl Ahmed Paşa bu kal‘a altına deryâ-misâl 134b asâkir-i bî-hadd [ü] bî-pâyân ile gelüp meks etdikde hemân dem Sadrıa‘zam hazretleri kal‘ayı yigirmi günden berü muhâsara eden Kaplan Paşa'ya on bin kadar piyâde yeniçerileri imdâd gönderüp azharun mine'ş-şems kal‘a dibine varup meterise girdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134a–134b ·
metinde göster ·
… eçdi fetâları bir yere gelüp müşâvere edüp beşer onarı birer yere gelüp cümlesi
azharun
mine'ş-şems Allâh Allâh deyüp kal‘anın suyu altına girüp varoşa vardıklarında g …
Leb-i deryâda bir kumsal zemînde bir alçak püşte üzre şekl-i murabba‘ kârgîr Şeddâdî binâ bir küçük beyâz kal‘a-i ra‘nâ görünürdü, ammâ Allâhu a‘lem ol kadar metîn değildir, zîrâ her cânibinde dîvârları alçakdır. Derûn-ı hisârda birkaç kenîse çanlığı nümâyân idi. Niçe yüz gâzîlerimizin cân u başa kalmayan serdengeçdi fetâları bir yere gelüp müşâvere edüp beşer onarı birer yere gelüp cümlesi azharun mine'ş-şems Allâh Allâh deyüp kal‘anın suyu altına girüp varoşa vardıklarında gördüler kim bu varoşun cânib-i erba‘ası kat-ender-kat gemi direklerinden hiyel ü şeytanat ile binâ olunmuş şarampavlar ve vâsi‘ handakları içinde deryâ var. Ve her tarafda cisirleri kalkup kal‘a bir cezîre-misâl yerde kalup bir vech ile yanına varılmak muhâl, lâkin taşrada olan bâğ u bâğçelerinde kalup kal‘aya giremeyen kâfirlerden kırk bir nefer kefereleri esîr edüp bâğlarında olan kasr-ı müzeyyenleri ve hânelerin ıhrâk edüp niçe bin dıraht-ı müntehâların baltadan geçirüp harâb u yebâb ve hânelerin türâb etdiler, ammâ bî-hisâb bâğ u bâğçeleri var. Cümle bir kumsal düz vâsi‘ fezâda bâğ-ı İremler iken bâğlara yağı ayağı girüp İremleri veremler olup sâhiblerinin demleri dem-beste ve kimisi esîr-i dil-haste oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157a ·
metinde göster ·
Hemân ol ân Serdâr Mehemmed Paşa bu kal‘a altında meks etdikde kal‘aya amân u zamân vermeyüp azharun mine'ş-şems cümle guzât meterise girüp ancak dö[r]d aded balyemez topları kal‘anın sîne-i pür-kînesine vurunca kal‘anın niçe yerden burc [u] bârûları ve dendân-ı bedenleri hevâya türâb olup kal‘a münhedim olduğun derûn-ı hisârdan küffâr görüp "El-amân ey güzîde-i asâkir-i Âl-i Osmân" deyüp fi'l-hâl serdâr tarafına dendân-ı bedenlere beyâz emân bayrakların diküp ve haçlı peykerlerin ser-nigûn edüp vere ile kal‘ayı verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90b ·
metinde göster ·
… n bu gece Göllük tarafın basalım" deyü askerlerin cem‘ edince vakt-i zuhur olup
azharun
mine'ş-şems iken cümle guzât "Iyd-ı şerîfin üçüncü günüdür" deyü taraf taraf so …
"Türkün cemî‘i hücûmu bu Kızıl tabya tarafına olup öte Göllük taraflarının Türkleri gâfil olup ol tarafda Türk az görünmeğe başladı. Hemân bu gece Göllük tarafın basalım" deyü askerlerin cem‘ edince vakt-i zuhur olup azharun mine'ş-şems iken cümle guzât "Iyd-ı şerîfin üçüncü günüdür" deyü taraf taraf sohbetlerde iken hemân derûn-ı kal‘adan on bin aded piyâde ve iki bin aded atlı küffâr tabl [u] kudûm ve erganon ve torompetelerin çalarak kal‘adan çıkup hınzîr sürüsü gibi sürü sürü küffâr birbirlerine çita çit olup "Yajuj, Yajuj" deyü feryâdları evce peyveste {olup} gelmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 295a ·
metinde göster ·
… vâda cezîre-i İstanköy ve cezîre-i Rodos ve cezîre-i Hereke ve cezîre-i İncirli
azharun
mine'ş-şems nümâyândır. Tâ bu mertebe bir kûh-ı Demâvenddir.
Ve bu mezkûr Yılancık beli eyle cebel-i müntehâdır kim şitâ ve Temmûz'da ve eyyâm-ı Nevrûz'da mâh u sâl zirve-i âlâsı üzre dâ’imâ ebr-i kebûd eksik değildir. Ula şehri ve Muğla şehri sahrâları nümâyân olduğundan mâ‘adâ küşâde hevâda cezîre-i İstanköy ve cezîre-i Rodos ve cezîre-i Hereke ve cezîre-i İncirli azharun mine'ş-şems nümâyândır. Tâ bu mertebe bir kûh-ı Demâvenddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y98a ·
metinde göster ·
… ine nazar etsen üç yüz mîl ba‘îd Girid cezîresinin karlı karlı İsfakiye dağları
azharun
mine'ş-şems nümâyândır.
El-hâsıl otuz altı sene seyâhatimde böyle bir Kahkahâ-yı Rûm kal‘a-i ibret-nümûn görmedim. Cebehâne kullesinden şimâl cânibinde olan zemîne nazar etsen cemî‘i bâğ u bâğçe ve bostân nakş-ı bûkalemûn nümâyândır. Cenûb cânibine nazar etsen Bahr-i Sefîd halîç-misâl nümâyândır. Ve mu‘tedil hevâda garb cânibine nazar etsen üç yüz mîl ba‘îd Girid cezîresinin karlı karlı İsfakiye dağları azharun mine'ş-şems nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y123a ·
metinde göster ·
Ve bu sarnıç kal‘asına aşağı iskeleden kâmil bir sâ‘atde çıkılır. Ve bu mahalden hevâ küşâde oldukda cenûb ile kıble mâbeyninde Kıbrıs cezîresi azharun mine'ş-şems râyegândır. Aceb mürtefi‘ kal‘a-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y139a ·
metinde göster ·
… r ve on beş dakîka ve sâ‘ât-ı atvel-i nehârı inde'l-imtihân on beş sâ‘at olduğu
azharun
mine'ş-şemsdir. Ve,
İklîm-i sâdis bilâd-ı Harez'den Bahr-i Taberistân'a varmadan bilâd-ı Tercân'a mürûr edüp Bahr-i Mağrib'de nihâyet bulur. Ve Kostantıniyye ve evâhir-i bilâd-ı Efrenc bu iklîmde tamâm olur. Hukemâ-yı kudemâ İslâmbol'u altıncı iklîmde tahrîr etmişler. Ammâ irtifâ‘da arz-ı beledi ve tûl-i nehârı beşinci iklîmin evâhirindedir. Zîrâ arz-ı Kostantıniyye kırk bir derecedir ve on beş dakîka ve sâ‘ât-ı atvel-i nehârı inde'l-imtihân on beş sâ‘at olduğu azharun mine'ş-şemsdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y254b ·
metinde göster ·
Lisân-ı Kıbtîde bir kehene ismidir kim cemî‘i ulûmu Hazret-i İdrîs'den görüp bin sene mu‘ammer olmuşdu. Efvâh-ı nâsda Siyût derler. Zamân-ı kadîmde bir kal‘a-i metîn imiş kim Amr ibnü'l-Âs kâmil yedi ay muhâsara edüp ba‘de'l-feth yine düşmen destine girüp mutahassın olmasınlar deyü kal‘asının burc [u] bârûların münhedim edüp hâlâ âsâr-ı binâları azharun mine'ş-şemsdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y368a ·
metinde göster ·