… üye mutî‘ [ü] münkâd edüp Îrân [ve] Tûrân ve Hind(ler)istân pâdişâhları kendüye
bâc
[u] harâç verüp ekâlîm-i seb‘ayı kabza-i tasarrufa alup cihângîr olmağa sehl ka …
Bu Kostantîn dahi cümle pâdişâhları kendüye mutî‘ [ü] münkâd edüp Îrân [ve] Tûrân ve Hind(ler)istân pâdişâhları kendüye bâc [u] harâç verüp ekâlîm-i seb‘ayı kabza-i tasarrufa alup cihângîr olmağa sehl kalmışdı. Ammâ müddet-i medîd ömrü İslâmbol'u amâr etmeğile güzer etdi. Ve zamân-ı hayâtında Kızıl yumurta günleri ve Meryem Ana günleri ve İsvet Nikola ve Kâsım ve Hızır-ilyâs ve Avusdos ve haçların suya bırakdıkları günler ve Kara Koncoloz günleri ve bu makûle bed-nâm ıyd-i nasârâ günleri ve her bâzâr günleri İslâmbol kal‘ası dîvârların kırmızı parankona çuka ile mestûr etdirüp bizzât kendüsi alay-ı azîm ile Leka-yı bed-likâ gibi sakalına incü dizüp başına tâc-ı İskender-i Keyâniyânı geyüp İslâmbol'u seyr [ü] temâşâ edüp deverân ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 15b ·
metinde göster ·
… elerinin kurâ ve kasâbatların nehb ü gâret edüp her sene re‘âyâlarından harâc u
bâc
alup diyârların târâc ve halkını ac u zâc ve bir habbeye muhtâc eder oldular.
Bâ-husûs Mora cezîresi içinde cenûb tarafı nihâyetinde bir burunda sa‘b ve çengelistân yerde Manya nâm bir 75a vilâyet vardır sene (---) târîhinde ecdâd-ı izâmın Ebü'l-feth Mehemmed Hân feth edüp emn [ü] emânda iken bu ân pâdişâhımızın zamân-ı sa‘âdetinde Manya küffârı âsî olup elli bin küffâr ile Malta'ya tâbi‘ olup yüz pâre yarar firkate ve balkarmatalar ile Akdeniz içre cezîre-i Rodos'u ve İstanköy'ü ve Sakız'ı ve cezîre-i Susam'ı ve İlimni ve Midilli cezîrelerinin kurâ ve kasâbatların nehb ü gâret edüp her sene re‘âyâlarından harâc u bâc alup diyârların târâc ve halkını ac u zâc ve bir habbeye muhtâc eder oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 74b–75a ·
metinde göster ·
… k. Bu bize Acem'in ve Kağızmânlı'nın iftirâ-yı mahzıdır. Geçen hafta Kağızmânlı
bâc
almak bahânesiyle Revân tüccârın müte’ezzî etdiler, anların haklarından gelmek …
Bu Kars'dan cânib-i şimâle 12 sâ‘atde Orçivek köyün geçüp Bağarsık deresin geçüp ve Ulğar yaylasın 12 sâ‘atde aşup üç günde kal‘a-i Ahıska'dır ve Kars'dan Kargabâzârı'n geçüp Ardahân'a bir konakdır ve Kars'dan yine şimâle 10 sa‘atde kal‘a-i Göle'dir bu kal‘a-i {Kars'a} dâhil olduğumuz günde vali-i vilâyet (---) Paşa'ya ve sâ’ir kul ağalarına Erzurûm Vâlisi efendimiz Defterdârzâde Mehemmed Paşa'nın mektûb-ı dürer-bârların verüp dîvân-ı pâdişâhîde kırâ’at olunup mefhûmu ma‘lûmları olunca cümle a‘yân-ı huzzâr-ı meclis "Hâşâ ki biz Revân'ın Acem kârbânın urup rencîde etmiş olak. Bu bize Acem'in ve Kağızmânlı'nın iftirâ-yı mahzıdır. Geçen hafta Kağızmânlı bâc almak bahânesiyle Revân tüccârın müte’ezzî etdiler, anların haklarından gelmek gerekdir" deyü cümle iş erleriyle Kars'dan atlarımıza süvâr olup cânib-i kıbleye bir çemenzâr sahrâ ile bir konak gidüp nehr-i Araz kenarına varup andan karşu tarafa keleklerle ubur edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 324b ·
metinde göster ·
… . Hân ve hammâmı ve kırk mikdârı dükkânı vardır. Âyende vü revende tüccârlardan
bâc
alırlar. Kars paşasının subaşılığıdır. Kal‘ası şekl-i murabba‘ bir taş binâdır. …
Menzil-i kal‘a-i Zeyn Hân: Kars hâkinde iki yüz hâneli ve dizdârı ve neferâtları ve câmi‘i vardır. Hân ve hammâmı ve kırk mikdârı dükkânı vardır. Âyende vü revende tüccârlardan bâc alırlar. Kars paşasının subaşılığıdır. Kal‘ası şekl-i murabba‘ bir taş binâdır. Lâkin bânîsi ma‘lûmım değildir. Ahâlî-i karye dahi bilmediler. Bir küçük kal‘adır ve gâyet akûr kavmi vadır. Andan yine taraf-ı garba çamlı yollar ve beller aşup (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 326a ·
metinde göster ·
… n-ı kadîmde Gegve kralenin çobanları bu kal‘ada sâkin olup âyende vü revendeden
bâc
alırlarmış. Aşağısı deryâ-misâl Sakarya nehri ensesi yalçın dağ üzre kal‘a-i Po …
Evsâf-ı kal‘a-i Çoban: Evc-i âsumâna kad çekmiş serâmed yalçın kaya üzre bir küçük kal‘acıkdır. Hâlâ içinde benî Âdemden yokdur. Hârâb u yebâb durur. Zamân-ı kadîmde Gegve kralenin çobanları bu kal‘ada sâkin olup âyende vü revendeden bâc alırlarmış. Aşağısı deryâ-misâl Sakarya nehri ensesi yalçın dağ üzre kal‘a-i Poli ise pür dert sakar yolu olmağıla bi'z-zarûrî cümle kârbân halkı bunda bâc [u] harâc verirlermiş. Anı ubûr edüp yine cânib-i garba nehr-i Sakarya kenarınca aslâ güneş te’sîr etmez çemenzâr [u] lâle‘ızâ[r] sular kenarında tahta'l-kahve, fatûr-ı fatîrler tenâvül edüp tâ‘at [u] ibâdât edüp sun‘-ı Hudâ-yı Perverdigârı temâşâ ederek 4 sâ‘at dahi gidüp, 369b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369a–369b ·
metinde göster ·
… ‘a-i Poli ise pür dert sakar yolu olmağıla bi'z-zarûrî cümle kârbân halkı bunda
bâc
[u] harâc verirlermiş. Anı ubûr edüp yine cânib-i garba nehr-i Sakarya kenarınc …
Evsâf-ı kal‘a-i Çoban: Evc-i âsumâna kad çekmiş serâmed yalçın kaya üzre bir küçük kal‘acıkdır. Hâlâ içinde benî Âdemden yokdur. Hârâb u yebâb durur. Zamân-ı kadîmde Gegve kralenin çobanları bu kal‘ada sâkin olup âyende vü revendeden bâc alırlarmış. Aşağısı deryâ-misâl Sakarya nehri ensesi yalçın dağ üzre kal‘a-i Poli ise pür dert sakar yolu olmağıla bi'z-zarûrî cümle kârbân halkı bunda bâc [u] harâc verirlermiş. Anı ubûr edüp yine cânib-i garba nehr-i Sakarya kenarınca aslâ güneş te’sîr etmez çemenzâr [u] lâle‘ızâ[r] sular kenarında tahta'l-kahve, fatûr-ı fatîrler tenâvül edüp tâ‘at [u] ibâdât edüp sun‘-ı Hudâ-yı Perverdigârı temâşâ ederek 4 sâ‘at dahi gidüp, 369b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 369a–369b ·
metinde göster ·
… deyi nehb ü gâret 87b etmesin içün, Van müsellimi ziyâde askerle gelüp ziyâde
bâc
alur. Zîrâ aslında Van eyâleti hudûdudur.
Ta‘rîf-i bî-mâ‘nî, meşhûr-ı âfâk Çanlı kenise-i Yârmenî: Akâlim-i seb‘ada cemî‘i milel-i muhtelife mâbeyninde şöhre-i şehîr olup yılda bir kerre vakt-i (---) niçe yüz bin âdem cem‘ olup yedi gün yedi gece hayme vü hargâhler kurulup bey‘ [u] şirâlar olup yük bozulup yük bağlanup kârbân gelüp Revân cânibine ve gayri diyârlara revâne olmadadır. Bu mahalde Van vezîri müsellimi ve Bitlis hânı müsellimi ve Atak beği müsellimi hâzır olup cümle tüccârı ve ecnâs-ı mahlûkâtı muhâfaza ederler, zîrâ bu Çanlı mahalli üç hükûmet mâbeyninde vâki‘ olmağıla Celâlî ve Cemâlî âyende vü revendeyi nehb ü gâret 87b etmesin içün, Van müsellimi ziyâde askerle gelüp ziyâde bâc alur. Zîrâ aslında Van eyâleti hudûdudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 87a–87b ·
metinde göster ·
… in metâ‘ın ve kaçkın gulâmları ve harâmîleri kayd-bend edüp ubûr eden yüklerden
bâc
alırlar. Gölünde pisi balığı ve yılan balığı memdûhdur. Bu buhayre ile deryâ mâ …
Evvelâ Âzâdlı deresi ve Çatalca deresi ve Baba Nakkaş deresi ve Kovukdere deresi gelüp mahlût olur. Ve zir-i zemînden menfezi olup Tuna nehri dahi mahlût olup morina balığı çıkar. Şiddet-i şitâda bu buhayre dahi deryâ olup İslâmbol deryâsına rîzân olur. Sehel şûrcadır. Gölünün başka emîni vardır. Ve yeniçeri kolluğu ve gümrük emîni vardır kim cisr başında âyende vü revendenin metâ‘ın ve kaçkın gulâmları ve harâmîleri kayd-bend edüp ubûr eden yüklerden bâc alırlar. Gölünde pisi balığı ve yılan balığı memdûhdur. Bu buhayre ile deryâ mâbeyninde cereyân eden buhayre üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 105a ·
metinde göster ·
alup selâmetle tüccârı ubûr etdirir idi. Ba‘dehû sene 814 târîhinde Mûsâ Çelebi …
Kal‘a-i Çanga: Yanvan Târîhi kavli üzre Yanko ibn Madyan binâ etmişdir kim öte Pirevadi'de Dobruca kralı Bulkar meliklerinden idi. Anın ile Yanko kral müşâ olmağla bu Çanga balkanının tâ zirve-i a‘lâsı vasatında bu kal‘ayı Yanko binâ edüp âyende vü revende tüccârdan bâc alup selâmetle tüccârı ubûr etdirir idi. Ba‘dehû sene 814 târîhinde Mûsâ Çelebi feth edüp kal‘ayı harâb etmişdir. Hâlâ niçe yerde hıyâbân içre burc [u] bârûları zâhir olup harâmîler yatağı ve haydûd kâfirleri durağı olmuşdur. Ammâ bu mahalde âsâr-ı binâ-yı azîm oldur kim bu kal‘a dibinden bir kal‘a dîvârı cânib-i garba bu balkan üzre Kızan balkanına ve Şıpka balkanına ve Torvakurudan balkanına ve Televe balkanına velhâsıl on konak tâ Alacahisâr balkanlarına varınca bu kal‘a dîvârın Yanko ibn Madyan hükmüdür kim Dobruca kralı tarafından Soltat kavmi ya‘nî Tatar kavmi Rûm'a geçmeye deyü {handak-ı azîm dahi} binâ etmişdir, ammâ makdûr-ı beşer değildir. Niçe kerre balkanları aşarken bu hayyıtlara râst gelüp hayretde kalmışız. Ve yine bu Çanga kal‘asının cânib-i şarkîsinde bu dîvâr tâ Sücülü ve Koparan balkanları İçre Karadeniz sâhilinde Varna kal‘ası mukâbelesinde Galata burnundan elli mil deryâ içre binâ olunmuş bir dîvârdır. Mürûr-ı eyyâm ile talattum-ı deryâdan deryâ içre olan rasîf münhedim olup ka‘r-ı deryâda esâsları nümâyândır. Mellâh-ı keştîbân-ı Bahr-i siyâh ol rasîfde havf edüp alarka ubûr ederler. Aceb himmet-i benî Âdem'dir. Bu temâşâları Çanga balkanı içre ubûr edüp yine (---) sâ‘atde cânib-i şimâle Çanga'dan aşağıya nüzûl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 109a ·
metinde göster ·
alurlar. Mefârikîn tarafındaki hânda (---) beği âdemleri bâc alırlar, ammâ bu h …
Bu cisr-i bî-hemetânın Hazzo tarafındaki hânda Hazzo beği âdemleri ubûr eden tüccârdan bâc alurlar. Mefârikîn tarafındaki hânda (---) beği âdemleri bâc alırlar, ammâ bu hân dediğimiz binâdan taşralarda bir âsâr-ı binâ yokdur. Cümle cisrin iki tarafı altında hân-ı azîmlerdir. Gerçi eyâlet-i Erzurûm'da 220a Hasan kal‘ası sahrâsında nehr-i Araz üzre Sultân Çoban cisri dahi bir azîm muvassatdır ammâ bu cisr-i Batmân'a mânend değildir. Hatta Bursa şehri içre cebel-i Ruhbân'dan gelen nehr-i Irgandı üzre cisr-i Irgandı'yı bu Batmân cisri gibi murâd edinmişler ammâ ne münâsebet, anın yanında bu cisr-i Batmân kehkeşân-âsâ semâya kad çeküp zirve-i evce kemend-i bî-mânend atmışdır. Hakkâ ki üstâd-ı mühendis var makdûrun sarf edüp ol binâ-yı bânî bu cisrde tasarruflar etmişdir kim atlas-ı gerdûnda eyle bir kârgîrlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Zîr u bâlâsından zirve-i a‘lâsına varınca Diyârbekir kal‘ası taşından taş döşenmişdir kim çakmak taşı anın yanında rahmetdir. Yedi yüz seneden berü bu cisr üzre bu kaldırım asla fenâ bulmayup gûyâ bennâ elinden henüz çıkmışdır. Bu hakîr at ile ubûr etmeğe havf edüp piyâdece ubûr edüp selâmetle karşu tarafa vâsıl olduk. Hülâsa-i kelâm bu cisrin midhatinde lisân kâsır ve kalemler kâsirdir. Cenâb-ı Kayyûm ınkırâzu'd-deverân metîn ü müstahkem eyleye, âmîn ve yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b–220a ·
metinde göster ·
alırlar, ammâ bu hân dediğimiz binâdan taşralarda bir âsâr-ı binâ yokdur. Cümle …
Bu cisr-i bî-hemetânın Hazzo tarafındaki hânda Hazzo beği âdemleri ubûr eden tüccârdan bâc alurlar. Mefârikîn tarafındaki hânda (---) beği âdemleri bâc alırlar, ammâ bu hân dediğimiz binâdan taşralarda bir âsâr-ı binâ yokdur. Cümle cisrin iki tarafı altında hân-ı azîmlerdir. Gerçi eyâlet-i Erzurûm'da 220a Hasan kal‘ası sahrâsında nehr-i Araz üzre Sultân Çoban cisri dahi bir azîm muvassatdır ammâ bu cisr-i Batmân'a mânend değildir. Hatta Bursa şehri içre cebel-i Ruhbân'dan gelen nehr-i Irgandı üzre cisr-i Irgandı'yı bu Batmân cisri gibi murâd edinmişler ammâ ne münâsebet, anın yanında bu cisr-i Batmân kehkeşân-âsâ semâya kad çeküp zirve-i evce kemend-i bî-mânend atmışdır. Hakkâ ki üstâd-ı mühendis var makdûrun sarf edüp ol binâ-yı bânî bu cisrde tasarruflar etmişdir kim atlas-ı gerdûnda eyle bir kârgîrlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Zîr u bâlâsından zirve-i a‘lâsına varınca Diyârbekir kal‘ası taşından taş döşenmişdir kim çakmak taşı anın yanında rahmetdir. Yedi yüz seneden berü bu cisr üzre bu kaldırım asla fenâ bulmayup gûyâ bennâ elinden henüz çıkmışdır. Bu hakîr at ile ubûr etmeğe havf edüp piyâdece ubûr edüp selâmetle karşu tarafa vâsıl olduk. Hülâsa-i kelâm bu cisrin midhatinde lisân kâsır ve kalemler kâsirdir. Cenâb-ı Kayyûm ınkırâzu'd-deverân metîn ü müstahkem eyleye, âmîn ve yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b–220a ·
metinde göster ·
… sen bu sinn-i sâlde iken ıslâh-ı nefs etmeyüp âyende vü revende ehl-i tüccârın
bâc
bahânesiyle {tâcların kapup} yüklerün çözüp ale'l-kabz mâlların ucuz bahâ ile a …
Devlet-i Âl-i Osmân'ın mûhini olan sen ki Abdâl Hân-ı dâl nâm şakî-i pür-ızlâl, kavm-i Rujikiyân eri, âr [u] nâmûsdan berî vü ârî olup "Âl-i Abbâsiyân neslinden ve Sultân Evhadullah'ın ırk-ı tâhirindenim." deyü ol zu‘m-ı fâsid ile la‘anallahu'd-dâhilu ve'l-hâric la‘netin kabûl eden Hâricîlerden ashâb-ı rıfz-ı ilhâd ve erbâb-ı fitne vü fesâd, ehli ile âlûde olan Yezîdî-Ekrâd, urûk-ı nâ-tâhirindensin kim mezâhib-i erba‘adan hâric olan Hâricî ve Ca‘ferî ve Cebrî ve Kaderî ve Hulûlî ve Hurûfî ve Zemînî ve Hamzavî ve vâsi‘î-mezheb olan fırak-ı dâldan bir bî-mezhebler ile ihtilât etmiş Hâricî mezhebin ve cemî‘i mudhıkân u kışmirân u mutrıbân zümresiyle lû‘b u lehve meşgûl ve hem-celîs ü hem-enîs olup fısk u fücûr ile âlûde olup ve Arapça ıtâbına mu‘âteb olan dalâlet-âbâd hâkimi Abdâl Hân-ı bî-mecâlsin kim bu hakîr mülk-i diyâr-ı Erz[urûm] vâlîsi iken etdiğin şenâ‘at ü şekâvet ve cinâyetlere "Tâze yiğitdir!" deyü mezâ-mâ-mezâ diyerek afv ederdim. Henüz sen bu sinn-i sâlde iken ıslâh-ı nefs etmeyüp âyende vü revende ehl-i tüccârın bâc bahânesiyle {tâcların kapup} yüklerün çözüp ale'l-kabz mâlların ucuz bahâ ile alursun ve Erzurûm eyâleti hâki müşânda olan Malazgird Beği Mehemmed Beğ'in kırk bin aded gûsfendlerin sürüp elin memleketin nehb ü gâret edüp üç yüz aded âdemlerin katl edüp serlerine serbendleri dâr olan Halitî ve Çekvânî ve Celüvî ve Rûzikî 261a nâm Yezîdî Ekrâdı kabâ’illerin başına cem‘ eyleyüp dâr-ı diyârları hasâre etdirüp âyende vü revendegândan kapu kullarının eşedd-i ukûbet ile mâlların alup kolların kesüp mecrûh edersin ve her cânibe dest-dırâzlık edüp kuttâ‘u't-tarîklık edersin. Hatta dâr-ı diyârında olan ulemâ-yı Ekrâd, "Niçün böyle edersin", deyü va‘z u nasîhat etdiklerinde, "Kürdistân'dır, birbirimiz mâbeyninde gûşmâl içün gâhîce müşâmızda olan kimesneleri gâret etmek kânûn-ı Âl-i Abbâsiyân'dır." demişsin. Sana Âl-i Osmân devletinde emr-i Hudâ ile bir gûşmâl ideyim ki gûşine mengûş olup ehl-i ıyâlinle halka-begûş zer-harîd gibi Âl-i Osmân'a kul olasın. Hatta bu abd-i ahkarın derûnunda cilve-ger olan mel‘anetini ilhâm-ı Rabbânî ile azharu mine'ş-şems bilüp on gün hânende pinhân olup Rahova nâm mahalde haymen içre tek ü tenhâda sana pend ü nasîhatler edüp, ey cânım hân nitekim ben Van eyâleti hâkimi iken müşânızda olan ümerâlar ile ve ehl-i tüccâr ile ve re‘âyâ vü berâyâlar ile hüsn-i zindegâne eyle, deyü vasiyyet eylediğim bu maslahatlar içün idi. İmdi ol pendnâmelerimiz sana zerre kadar te’sîr etmeyüp bu kadar fitne vü fesâd edüp, ili vilâyeti gâret edüp sulha muğâyir nâ-şer‘î dest-dırâzlıklar etdiğün ecilden kuttâ‘u't-tarîk olduğuna şüphemiz kalmayup nass-ı kâtı‘la vücûdun şecere-i bî-meyvesin kat‘ etmek helâldir kim el-âyet:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 260b–261a ·
metinde göster ·
… bân'da {kal‘a-i Van'da} sultânımın huzûrunda feryâd edüp hân bizim yedi yükümüz
bâc
almak bahânesiyle alup bizden âdem katl eyleyüp niçe âdemlerimiz dahi mecrûh ey …
Hemân içlerinden bir mütekellimcesi ileri gelüp eydür: "Devletli vezir! Mukaddemâ mâh-ı Şa‘bân'da {kal‘a-i Van'da} sultânımın huzûrunda feryâd edüp hân bizim yedi yükümüz bâc almak bahânesiyle alup bizden âdem katl eyleyüp niçe âdemlerimiz dahi mecrûh eyledi, dediğimiz hâlâ yüklerimiz budur" dediklerinde paşa ahâlî-i vilâyet-i bî-garaz mu‘temed âdemlerinden ve gümrük huddâmlarından su‘âl etdikde "Belî 279a devletli vezîr, bu yedi aded yükleri hân bâc nâmıyla alup der-hazîne etmişdi. Lâkin bunlar da bâc vermeğe ta‘ahhüd etmişdi ve anınçün gavga olmuşdu ve bâc vermeyüp hamısı sultânıma gitmişdi" deyü şehâdet etdiklerinde "Tiz kânûn üzre bâcların alın" deyü yedi aded yükü ashâblarına cümle redd eyleyüp adâlet etdi ve yetmiş aded dahi dibâ vü zerbâf u sereng ve hârâ vü dârâyî ve valâ-yı gûnâ-gûn kalemkârî Hindî serâperdeler ve gayrı perde-i zenbûrîler ve zerdûz müzehheb işleme maksala çıkdı. Ve yedi aded sandûkalar içre cümle yetmiş tahta semmûr kürk ve on altı aded elvân çukalara kaplı semmûr kürkler ve yigirmi aded zincab kürk, sof elvânlara kaplı ve elli aded vaşak kürkler gûnâ-gûn Londeriye çukalara kaplı ve on bir aded kakum beyâz kürkler rengâreng soflara kaplı ve iki yüzden ziyâde Acem Keyunî kürkleri kapsız ve paşa Âsitâne'den gelüp şehr-i Bitlîs'de hâna müsâfir oldukda hâna giydirdiği beyâz semmûr kürkü bin guruşa Van yeniçeri ağası tarafından aldılar. Bu fürûht olunan eşyâlardan mâ‘adâ kırk yük kâmil sandıklar içre hanım sultâna ve yeni hânın haremine ve sâ’ir âzâdlı cevârîlere mute‘allık olan esbâblarına aslâ ve kat‘â vaz‘-ı yed olunmayup cümle guzâtın huzûrlarında anın izniyle kırk yük esbâb hanım sultânın Amber Ağasına teslîm olunup hareme götürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… dâmlarından su‘âl etdikde "Belî 279a devletli vezîr, bu yedi aded yükleri hân
bâc
nâmıyla alup der-hazîne etmişdi. Lâkin bunlar da bâc vermeğe ta‘ahhüd etmişdi v …
Hemân içlerinden bir mütekellimcesi ileri gelüp eydür: "Devletli vezir! Mukaddemâ mâh-ı Şa‘bân'da {kal‘a-i Van'da} sultânımın huzûrunda feryâd edüp hân bizim yedi yükümüz bâc almak bahânesiyle alup bizden âdem katl eyleyüp niçe âdemlerimiz dahi mecrûh eyledi, dediğimiz hâlâ yüklerimiz budur" dediklerinde paşa ahâlî-i vilâyet-i bî-garaz mu‘temed âdemlerinden ve gümrük huddâmlarından su‘âl etdikde "Belî 279a devletli vezîr, bu yedi aded yükleri hân bâc nâmıyla alup der-hazîne etmişdi. Lâkin bunlar da bâc vermeğe ta‘ahhüd etmişdi ve anınçün gavga olmuşdu ve bâc vermeyüp hamısı sultânıma gitmişdi" deyü şehâdet etdiklerinde "Tiz kânûn üzre bâcların alın" deyü yedi aded yükü ashâblarına cümle redd eyleyüp adâlet etdi ve yetmiş aded dahi dibâ vü zerbâf u sereng ve hârâ vü dârâyî ve valâ-yı gûnâ-gûn kalemkârî Hindî serâperdeler ve gayrı perde-i zenbûrîler ve zerdûz müzehheb işleme maksala çıkdı. Ve yedi aded sandûkalar içre cümle yetmiş tahta semmûr kürk ve on altı aded elvân çukalara kaplı semmûr kürkler ve yigirmi aded zincab kürk, sof elvânlara kaplı ve elli aded vaşak kürkler gûnâ-gûn Londeriye çukalara kaplı ve on bir aded kakum beyâz kürkler rengâreng soflara kaplı ve iki yüzden ziyâde Acem Keyunî kürkleri kapsız ve paşa Âsitâne'den gelüp şehr-i Bitlîs'de hâna müsâfir oldukda hâna giydirdiği beyâz semmûr kürkü bin guruşa Van yeniçeri ağası tarafından aldılar. Bu fürûht olunan eşyâlardan mâ‘adâ kırk yük kâmil sandıklar içre hanım sultâna ve yeni hânın haremine ve sâ’ir âzâdlı cevârîlere mute‘allık olan esbâblarına aslâ ve kat‘â vaz‘-ı yed olunmayup cümle guzâtın huzûrlarında anın izniyle kırk yük esbâb hanım sultânın Amber Ağasına teslîm olunup hareme götürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… , bu yedi aded yükleri hân bâc nâmıyla alup der-hazîne etmişdi. Lâkin bunlar da
bâc
vermeğe ta‘ahhüd etmişdi ve anınçün gavga olmuşdu ve bâc vermeyüp hamısı sultân …
Hemân içlerinden bir mütekellimcesi ileri gelüp eydür: "Devletli vezir! Mukaddemâ mâh-ı Şa‘bân'da {kal‘a-i Van'da} sultânımın huzûrunda feryâd edüp hân bizim yedi yükümüz bâc almak bahânesiyle alup bizden âdem katl eyleyüp niçe âdemlerimiz dahi mecrûh eyledi, dediğimiz hâlâ yüklerimiz budur" dediklerinde paşa ahâlî-i vilâyet-i bî-garaz mu‘temed âdemlerinden ve gümrük huddâmlarından su‘âl etdikde "Belî 279a devletli vezîr, bu yedi aded yükleri hân bâc nâmıyla alup der-hazîne etmişdi. Lâkin bunlar da bâc vermeğe ta‘ahhüd etmişdi ve anınçün gavga olmuşdu ve bâc vermeyüp hamısı sultânıma gitmişdi" deyü şehâdet etdiklerinde "Tiz kânûn üzre bâcların alın" deyü yedi aded yükü ashâblarına cümle redd eyleyüp adâlet etdi ve yetmiş aded dahi dibâ vü zerbâf u sereng ve hârâ vü dârâyî ve valâ-yı gûnâ-gûn kalemkârî Hindî serâperdeler ve gayrı perde-i zenbûrîler ve zerdûz müzehheb işleme maksala çıkdı. Ve yedi aded sandûkalar içre cümle yetmiş tahta semmûr kürk ve on altı aded elvân çukalara kaplı semmûr kürkler ve yigirmi aded zincab kürk, sof elvânlara kaplı ve elli aded vaşak kürkler gûnâ-gûn Londeriye çukalara kaplı ve on bir aded kakum beyâz kürkler rengâreng soflara kaplı ve iki yüzden ziyâde Acem Keyunî kürkleri kapsız ve paşa Âsitâne'den gelüp şehr-i Bitlîs'de hâna müsâfir oldukda hâna giydirdiği beyâz semmûr kürkü bin guruşa Van yeniçeri ağası tarafından aldılar. Bu fürûht olunan eşyâlardan mâ‘adâ kırk yük kâmil sandıklar içre hanım sultâna ve yeni hânın haremine ve sâ’ir âzâdlı cevârîlere mute‘allık olan esbâblarına aslâ ve kat‘â vaz‘-ı yed olunmayup cümle guzâtın huzûrlarında anın izniyle kırk yük esbâb hanım sultânın Amber Ağasına teslîm olunup hareme götürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… mişdi. Lâkin bunlar da bâc vermeğe ta‘ahhüd etmişdi ve anınçün gavga olmuşdu ve
bâc
vermeyüp hamısı sultânıma gitmişdi" deyü şehâdet etdiklerinde "Tiz kânûn üzre b …
Hemân içlerinden bir mütekellimcesi ileri gelüp eydür: "Devletli vezir! Mukaddemâ mâh-ı Şa‘bân'da {kal‘a-i Van'da} sultânımın huzûrunda feryâd edüp hân bizim yedi yükümüz bâc almak bahânesiyle alup bizden âdem katl eyleyüp niçe âdemlerimiz dahi mecrûh eyledi, dediğimiz hâlâ yüklerimiz budur" dediklerinde paşa ahâlî-i vilâyet-i bî-garaz mu‘temed âdemlerinden ve gümrük huddâmlarından su‘âl etdikde "Belî 279a devletli vezîr, bu yedi aded yükleri hân bâc nâmıyla alup der-hazîne etmişdi. Lâkin bunlar da bâc vermeğe ta‘ahhüd etmişdi ve anınçün gavga olmuşdu ve bâc vermeyüp hamısı sultânıma gitmişdi" deyü şehâdet etdiklerinde "Tiz kânûn üzre bâcların alın" deyü yedi aded yükü ashâblarına cümle redd eyleyüp adâlet etdi ve yetmiş aded dahi dibâ vü zerbâf u sereng ve hârâ vü dârâyî ve valâ-yı gûnâ-gûn kalemkârî Hindî serâperdeler ve gayrı perde-i zenbûrîler ve zerdûz müzehheb işleme maksala çıkdı. Ve yedi aded sandûkalar içre cümle yetmiş tahta semmûr kürk ve on altı aded elvân çukalara kaplı semmûr kürkler ve yigirmi aded zincab kürk, sof elvânlara kaplı ve elli aded vaşak kürkler gûnâ-gûn Londeriye çukalara kaplı ve on bir aded kakum beyâz kürkler rengâreng soflara kaplı ve iki yüzden ziyâde Acem Keyunî kürkleri kapsız ve paşa Âsitâne'den gelüp şehr-i Bitlîs'de hâna müsâfir oldukda hâna giydirdiği beyâz semmûr kürkü bin guruşa Van yeniçeri ağası tarafından aldılar. Bu fürûht olunan eşyâlardan mâ‘adâ kırk yük kâmil sandıklar içre hanım sultâna ve yeni hânın haremine ve sâ’ir âzâdlı cevârîlere mute‘allık olan esbâblarına aslâ ve kat‘â vaz‘-ı yed olunmayup cümle guzâtın huzûrlarında anın izniyle kırk yük esbâb hanım sultânın Amber Ağasına teslîm olunup hareme götürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
içün rencîde-hâtır etdiği ecilden Van gümrüğü mu‘attal kaldı. Âhir paşa birkaç …
"Hânım, Acem tüccârın ve yeniçeri sevdâgerânın bâc içün rencîde-hâtır etdiği ecilden Van gümrüğü mu‘attal kaldı. Âhir paşa birkaç kerre tenbîh etdiğinden mütenebbih olmayup üstüne yetmiş bin asker ve bu kadar gemilerle Van deryâsından toplar çeküp hânın üzerine varup bin altmış beş Ramazân'ının yigirmi beşinci pazarertesi gün {Bitlîs} hânı askerine bir seyf-i Melek uruldu kim felekde melekler pesend eylediler. Âhir-ı kâr Bitlîs hânı firâr edüp nâbûd olup ciğer-kûşesin yerine hân etdi." dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 302b ·
metinde göster ·
… kim bu kal‘a Hürmüz deryâsı boğazında binâ olunup âyende vü revende keştîlerden
bâc
u kapân aldığıyçün kal‘a-i Kapân derler. Bu sûr-ı azîm Basra hâkinde nehr-i Şat …
Evsâf-ı kal‘a-i Kapân: Sene 213 târîhinde Abâdân şâhlarından Mekrân Şâh binâ etmişdir. Kapân nâmıyla müsemmâ olmasının vech-i tesmiyyesi oldur kim bu kal‘a Hürmüz deryâsı boğazında binâ olunup âyende vü revende keştîlerden bâc u kapân aldığıyçün kal‘a-i Kapân derler. Bu sûr-ı azîm Basra hâkinde nehr-i Şatt cezîresi sâhilinde Hürmüz bahri boğazı kurbünde şekl-i muhammes bir kal‘a-i muhannesdir. Zîrâ bir kerre ahâlîsi bu kal‘ayı Portukal küffârına verüp kefere-i fecere bu kal‘ayı esâsına varınca münhedim edüp ba‘dehû Melik Mansûr tula esâs üzre hâk-i pâk ile bir kal‘a inşâ etmişdir ammâ gâyet metânet üzre mebnîdir. Dâ’iren-mâdâr cirmi dokuz bin adımdır ve iki kapusu var, biri cânib-i şarkda bahr-i Hürmüz kenârına mekşûfdur. Biri cânib-i garba Übülle hâkine meftûhdur. Cümle sazdan ve kamışdan üç bin kadar müfîd ü muhtasar hâne-i külbeleri vardır. Cümle halkı şiddet-i hârdan çuka esvâb geyemeyüp beyâz lekfûrî hil‘at giyerler. Fukarâları arkalarına birer futa ihrâm giyüp kâr ederler. Tâ bu mertebe şiddet-i hârı mü’essirdir. Ammâ hikmet-i Hudâ halkı gâyet ten-dürüstdür. Ba‘de'l-asr ol kadar latîf hevâsı olur kim âdem hayât-ı câvidân bulur. Ve her şeb bâd-ı nesîm bu diyârda esmesi mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 363b ·
metinde göster ·
… îni vardır. Diyâr-ı Acem'den ve diyâr-ı Hürmüz'den gelen bâzergân metâ‘larından
bâc
u gümrük alınır bender-i Böğürdelen'dir kim şâhî darbzen toplar ile Acem'in ve …
Sene (---) târîhinde Acem'in böğrün delmek için alâ rağmi'l-a‘dâ hâk-i Acem'de kuvvet-i bâzû ile bu kal‘a[yı](---)(---) binâ edüp nâmına Böğürdelen dediler. Sâhil-i Şatt'da şekl-i murabba‘ gâyet metîn tula binâ-yı hısn-ı hasîn kal‘a-i zîbâdır. Lâkin Basra gibi büyük değildir. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç bin adımdır ve handakı vardır. Ve Şatt kenârında bir kapusu var, kıbleye nâzırdır. Ve cânib-i berre şark tarafında Duvrak şehri kapusudur. Derûn-ı kal‘ada sâkin başkaca sancak beği hâkimdir kim bin mikdârı nökere mâlikdir. Bu kal‘a hudûd-ı Acem'de intihâ-yı serhad bender olmağile kal‘a dizdârı ve sekiz yüz kal‘a neferâtı vardır ve başkaca gümrük emîni vardır. Diyâr-ı Acem'den ve diyâr-ı Hürmüz'den gelen bâzergân metâ‘larından bâc u gümrük alınır bender-i Böğürdelen'dir kim şâhî darbzen toplar ile Acem'in ve Fireng gemilerinin böğrün deler şâhâne top-ı kûbları vardır. Ve derûn-ı kal‘ada cümle altı yüz mikdârı müfîd ü muhtasar külbe-i ahzânları ve câmi‘ vü hânları ve gâsılları ve birkaç dükkânları vardır ammâ gayrı imâretleri yokdur. Lâkin bâğ-ı nahlistân [u] gülistânları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 365b ·
metinde göster ·
u revâclarına müdâhale etmeyüp livâsı hükmünde aslâ timâr u ze‘âmet yokdur ve k …
Sitâyiş-i hâkimân-ı kal‘a-i Akra: Evvelâ kânûn-ı kadîm-i kavânîn-ı Âl-i Osmâniyân'dan Süleymân Hân tahrîri üzre bu kal‘a-i Akra eyâlet-i Bağdâd-ı behişt-âbâdda İmâdiyyeyi serbest hükûmetinde hâlâ kal‘a-i Akra sancak beği hükmünde kal‘a-i kadîmdir. Lâkin beği Âl-i Osmân tarafından değildir. Kânûn-ı Süleymân Hân üzre İmâdiyye hâkiminden Akra beği hil‘at giyüp tabl u alem sâhibi olup İmâdiyye hâkimiyle Bağdâd seferine ve muhâfaza ve mahâsarasına me’mûr bir mîr-i Behdinânura'dır. Taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu olmayup evâmirleri elkâbında mîr-i mükerrem tahrîr olunup Âl-i Osmân hâs-ı harâc ü bâc u revâclarına müdâhale etmeyüp livâsı hükmünde aslâ timâr u ze‘âmet yokdur ve kal‘ası ve cemî‘i hükûmâtları beğinin kabza-i tasarrufundadır. Aslâ bir ferd-i âferîde müdâhale edemez. Hatta kadıları dahi İmâdiyye tarafından bir âbid ü zâhid ü fâzıl kimesne olur. Ve beği üç bin mikdârı Humeydî Ekrâd bahâdır askerine mâlikdir. Ve sancağı hâkinde yigirmi bin mikdârı tüfeng-endâz Ekrâd re‘âyâsına mâlikdir. Cümleden melik hâkimdir. Şimâlinde dörd konak Hakkarî hâkiyle müşâdır. Cânib-i şarkîsinde şehr-i (---) Acem ile çetdeşdir. Cenûb tarafında şehr-i Şehrezûl hâkiyle hudûddeşdir. Cânib-i garbında beş konak İmâdiyye ile hem-hâkdir. Selâmetle bu kal‘aya dâhil oldukda mîr-i muhteremi Sultân Hüseyin ibn Sultân {Seyyid} idi. Murtezâ Paşa Kethudâsı Köle Yûsuf Ağa ile bu Akra kal‘asına dâhil olurken Akra beği alây-ı azîm ile istikbâlimize çıkup şehde girerken ka‘adan toplar atılup sarâyında ni‘met-i nefîseler tenâvül olunup Murtezâ Paşa'nın mektûb-ı muhabbet-uslûbun ve bir eğerli raht u bahtlı küheylân atın hedâyâ verüp cihân kadar pek hazzedüp sarâyında mihmân olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 375b ·
metinde göster ·
… ne geldikde her gelen kimesne Şatt kenârından kurşun urup ol gemilerden elbette
bâc
alırlar akûr kavimdirler.
Evsâf-ı kabasa-i Marin: Diyârbekir eyâletinde Aşdı beği tahtıdır. Yiğirmi üç bin askere ve on beş bin Ekrâd re‘âyâ-yı tüfeng-endâza mâlikdir. Gerçi beği Diyârbekir eyâletinde beğdir ammâ hâss-ı hümâyûnu yokdur. Ülkesinin ebvâb-ı mahsûlâtı kendüye hâs kayd olunmuşdur. Eyâlet-i Diyârbekir'de mîr-i aşâ’irlerde bundan güzîde askerli aşîret yokdur. Bir ümerâsı fevt olsa yerini Âmid vâlîsi oğluna yâhûd akrabâlarının bir eşbehine verilüp gayriye verilmez ve Osmânlı beği dahi olamaz. Zîrâ gâyet sa‘b u çengelistân u sengistân kûh-ı bî-emânlarda Yezîdî kavimleri çokdur. Hatta Diyârbekir'den tulumdan kelek gemileri Hasankeyf'den ubûr edüp bu Aşdı içine geldikde her gelen kimesne Şatt kenârından kurşun urup ol gemilerden elbette bâc alırlar akûr kavimdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 388a ·
metinde göster ·
… f Beğ'in bir âdemi vakıf tarafından hâkimdir. Gelen geçen kârbândan ve usârâdan
bâc
u bâzâr hakkı alup kal‘a neferâtlarına vazîfe verüp yolları muhâfaza ederler. A …
Hâkimi Ken‘ân Paşa merhûm tarafından Dergâh-ı âlî kapucubaşılarından Abdüllatîf Beğ'in bir âdemi vakıf tarafından hâkimdir. Gelen geçen kârbândan ve usârâdan bâc u bâzâr hakkı alup kal‘a neferâtlarına vazîfe verüp yolları muhâfaza ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 35a ·
metinde göster ·
Bir hâkimi dahi beğ subaşısıdır ve mi‘mâr ağası ve muhtesib ağası ve
bâc
u bâzâr ağası ve marankoz ve kalafat ağası vardır, zîrâ iskele olmağile Akkirmâ …
Bir hâkimi dahi beğ subaşısıdır ve mi‘mâr ağası ve muhtesib ağası ve bâc u bâzâr ağası ve marankoz ve kalafat ağası vardır, zîrâ iskele olmağile Akkirmân'a ve Kili ve İsmâ‘îl'e gider gelir ve karşu Kırım'a asker geçirir gemileri çok olduğundan kalafat ve marankozları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 54b ·
metinde göster ·
… karış buz olduğu eyyâmlarda ol buz pâre üzre niçe yüz bin kızak ve araba geçüp
bâc
u bâzâr harcı olmadığından ol mahalde re‘âyâ vü berâyâ ol kadar metâ‘ların geti …
E’imme vü hutebâ şeklinde âdemleri çokdur ve cümlesi ehl-i zevk ve ehl-i şevk garîb-dost sofra-i bî-imtinânları meydânda kapuları küşâde âdemlerdir. Ve dahi kış eyyâmlarında nehr-i Tuna donup on karış buz olduğu eyyâmlarda ol buz pâre üzre niçe yüz bin kızak ve araba geçüp bâc u bâzâr harcı olmadığından ol mahalde re‘âyâ vü berâyâ ol kadar metâ‘ların getirüp bey‘ [ü] şirâ olup şehr-i Belgrad eyle ganîmet olur kim yohsulları bay olup muğtenim olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 116a ·
metinde göster ·
… i yüz doksan akçedir. On bir yerde hâs voyvadaları vardır, ammâ bu hâslardan ve
bâc
u bâzâr ve cürm [ü] cinâyet ve bâd-ı havâdan ber-vech-i adâlet paşasına seksen …
Paşası iki tuğlu mîr-i mîrândır, ammâ niçe kerre üç tuğlu vezîrlere sadaka olunmuşdur, ammâ paşasının taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu sekiz yüz altı bin yedi yüz doksan akçedir. On bir yerde hâs voyvadaları vardır, ammâ bu hâslardan ve bâc u bâzâr ve cürm [ü] cinâyet ve bâd-ı havâdan ber-vech-i adâlet paşasına seksen yedi bin guruş dutar. Seydî Ahmed Paşa gibi zabt ederse iki kerre yüz bin guruş dutar eyâlet-i azîmdir. Çete ve potura yeridir kim gâzîler esîr getirirlerse bî-kıyâs üsârâ peydâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117b ·
metinde göster ·
… döğer ve nehr-i Moroş üzre on iki göz ağaç cisr başında kal‘aya girecek mahalde
bâc
alınır bir lonca köşkü var ve bu cisrin Tımışvâr tarafında iki yüz saz ve tahta …
Bir küçük hammâmı ve kifâyet mikdârı esvâk-ı muhtasarları vardır. Kal‘ası nehr-i Moroş'in Göle kal‘ası tarafındadır kim cirmi dörd bin adım dolma rıhtım binâdır ve iki tahta-i metîn kapuları var. Biri şimâl tarafına Yanova kapusu, taşrasında iki yüz aded kâfir hâneleri var ve Tımışvâr kapusu dibinde çâr-kûşe bir palanka iç kal‘ası var. Ancak bir kapusu metîndir. Bu iç kal‘ayı nehr-i Moroş döğer ve nehr-i Moroş üzre on iki göz ağaç cisr başında kal‘aya girecek mahalde bâc alınır bir lonca köşkü var ve bu cisrin Tımışvâr tarafında iki yüz saz ve tahta örtülü kefere hâneleri varoşu var. Andan nehr-i Moroş kenârında saz ve tahta örtülü külbe-i ahzânlardan panayır dükkânları var kim yılda bir kerre bu dükkânlarda yetmiş seksen bin re‘âyâ vü berâyâ kefereleri cem‘ olup bir bey‘ [ü] şirâ olur kim ta‘bîr olunmaz. Germâ-germ on gün on gece bu cem‘iyetde mütevellî hükûmet eder. Gerçi Tımışvâr eyâletidir, ammâ maktû‘-ı kalem ve mefrûzü'l-kadem bir vakf-ı tevliyetdir ve Tımışvâr monlası niyâbetidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120a ·
metinde göster ·
Ve bir hâkimi bâcdârdır. Cemî‘i kârbân metâ‘larından
bâc
alır, ammâ bu şehirde gümrük yokdur, zîrâ Selânik'de ve Bosna'da ve Belgrad'da …
Ve bir hâkimi bâcdârdır. Cemî‘i kârbân metâ‘larından bâc alır, ammâ bu şehirde gümrük yokdur, zîrâ Selânik'de ve Bosna'da ve Belgrad'da gümrük alınır. Bu mezkûr şehirlerin tâ ortasına vâki‘ olup bu Üsküb'de dahi gümrük alınsa bâzergânlara müşkil olur. Bu mahalde cümle hâkimân-ı Üsküb tamâm oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 169b ·
metinde göster ·
… in aded morina ve mersin balıkları gelüp anlardan ve cümle gelüp giden metâ‘dan
bâc
u bâzâr alır mîrî mâl verir bâcdâr mâldâr hazînedârdır. Ve bir zâbiti şehir ket …
Bir hâkimi dahi kapudandır. On pâre firkatesi ve üç yüz levendâtıyla Tuna deryâsı üzre cezîre cezîre gezüp haydudları dutup katl eder, a‘lâ hükûmetdir, Vidin kapudanı nâmıyla iştihâr bulmuşdur. Bir hâkimi dahi gümrük emînidir ve bir hâkimi harâc ağasıdır ve bir hâkimi şehir subaşı ağasıdır ve bir hâkimi kal‘a dizdârıdır ve bir hâkimi sipâh kethudâyeridir ve bir hâkimi yeniçeri serdârıdır ve bir hâkimi muhtesib ağasıdır. Ve bir zâbiti bâcdârdır kim Eflak'dan niçe kerre yüz bin kaya tuz gelir ve niçe kerre yüz bin aded morina ve mersin balıkları gelüp anlardan ve cümle gelüp giden metâ‘dan bâc u bâzâr alır mîrî mâl verir bâcdâr mâldâr hazînedârdır. Ve bir zâbiti şehir kethudâsıdır ve bir âmili bâğ ağasıdır kim bâğlarının hadd-i nihâyeti yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 57a ·
metinde göster ·
alırlar mîrî mâldır kim bir metâ‘ın bâcı alınmadan bir zerre ubûr edemez.
Ve bu mahalde cisrin on adım yeri başka bir kepeng-i cisrdir. "Düşman öteden beri ubûr etmesin ve bâcdârlardan tüccâr bir metâ‘ kaçırmasın" deyü her gece cisir pâsbânları bu kepeng-i cisri makaralar ile kaldırup cisrin kapusunı sedd edüp bu kantaradan zî-rûh kısmı bir şey geçemez. Bu mahalde Darda ve Ösek kal‘ası neferâtları oturu[p] âyende vü revende tüccârlarından bâc alırlar mîrî mâldır kim bir metâ‘ın bâcı alınmadan bir zerre ubûr edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
… ezîrinin bir mükellef ağası bunda emîndir. Bu cisirden ubûr eden hemân şarâbdan
bâc
alır, gayri eşyâlardan bir habbe almaz. Bu mahalde cisr-i haşeb altından cereyâ …
İçinde bir câmi‘i ve on hânesi ve on aded şâhî topları var, köprüyü korudur. Dizdârı ve yüz aded neferâtları cümle Segsâr kuluyla mevâcib alırlar. Ve bu kal‘a önünde birkaç evler ve birkaç dükkânlar var, ancak bin hâncığazı ve birkaç bâğcığazı ve birkaç balık bendi ağcuğazı var. Ve bu cisir üzre bir ârâmgâh kasırcığazı üzre Budin vezîrinin bir mükellef ağası bunda emîndir. Bu cisirden ubûr eden hemân şarâbdan bâc alır, gayri eşyâlardan bir habbe almaz. Bu mahalde cisr-i haşeb altından cereyân eden âb-ı hayât,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 70b ·
metinde göster ·
… olup niçe kerre yüz bin araba ve kızaklar Tuna üzre gidüp gelmededir. Ol zamân
bâc
u bâzârdan bir şey alınmaz ve cisre dahi aslâ ihtiyâc olunmaz. Üç dörd ay nehr- …
Yaz ve kış bu cisir durup cisir başında bâc-ı pâdişâhî alınur. Eğer şiddet-i şitâ vefret üzre olup nehr-i Tuna donarsa cisre ihtiyâc kalmayup nehr-i Tuna on karış on beş karış buz dutup nehr-i Tuna üstü şâhrâh olup niçe kerre yüz bin araba ve kızaklar Tuna üzre gidüp gelmededir. Ol zamân bâc u bâzârdan bir şey alınmaz ve cisre dahi aslâ ihtiyâc olunmaz. Üç dörd ay nehr-i Tuna buz olup durur. Ol zamân cisir gemilerin bir tarafa çekerler. Evvelbahârda yine kurarlar. Bu cisir başında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 89b ·
metinde göster ·
… kından ve cemî‘i yüklerden bir guruş ve cümle kirâ komor bârgîrinden birer rub‘
bâc
alınur bir kulle-i bâlâdır.
Bu kullede şeb [ü] rûz Bosna vezîrinin bir mükellef ağası elli aded nefer ile dâ’imâ bunda sâkin olur ve Hersek paşası tarafından bir ağa ve Nova kal‘ası çorbacılarından bir ağa bu kullede mâh u sâl oturup cemî‘i Bosna-sarâyından gelen ve cümle Dobra-Venedik'den gelüp giden kârbân halkından ve cemî‘i yüklerden bir guruş ve cümle kirâ komor bârgîrinden birer rub‘ bâc alınur bir kulle-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150b ·
metinde göster ·
… yetü'l-gâye havfi olduğundan yedi kral ile ve Âl-i Osmân ile sulh edüp harâc ve
bâc
verir, ammâ yine sulh etdiği pâdişâhlardan yigirmi harâc verdiği kadar mâl peyd …
Ve cümle (---) kal‘a kapusudur. Ve Büyük Venedik körfezi içre bir küçük körfez ağzında vâkı‘ olmuş rabât-ı metîndir. Ve cümle yedi yüz aded sağîr u kebîr topları vardır, ammâ yine havâlelerinden gâyetü'l-gâye havfi olduğundan yedi kral ile ve Âl-i Osmân ile sulh edüp harâc ve bâc verir, ammâ yine sulh etdiği pâdişâhlardan yigirmi harâc verdiği kadar mâl peyd[â] eder bir hîlekâr şeytân-ı dûzah-karâr küffâr-ı hâksârdır. Ve kal‘ası içi eyle zîk ve daracık sokaklı ma‘mûr hânelerdir kim aslâ bir hâlî ve mu‘attal yeri yokdur. İllâ siyâsetgâh meydânı ve bâzâr meydânı ve yigirmi iki manastır meydânları var. Cümleden mükellef Hersek kralının (---)(---) nâm manastırı bu kal‘aya gûyâ iç kal‘a olmuşdur. Serâpâ kubâbları kurşum ile mestûr bir deyr-i ma‘mûr, Hudâ-yı bîçûn İslâm'a müyesser edüp ma‘bedgâh-ı müslimîn ola. Bundan mâ‘adâ Venedik Pirinc-pirimlerinin ve irşek ve banlar ve herseklerin kenîseleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151b ·
metinde göster ·
u bâzâr alınmayup yine selef pâdişâhları eyyâmlarında gibi tuzla işleye" deyü e …
Biz dahi Loboşka yoluna gitmeden ferâğat edüp cümle Norin gâzîleriyle vedâlaşup andan taraf-ı şimâle avdet edüp iki sâ‘atde yine kasaba-i Gabele'ye gelüp tuz emînine emr-i pâdişâhîleri gösterüp sicill-i şer‘-i Resûle emr-i şerîf kayd olundu kim "Kanûn-ı pâdişâhîden ziyâde Dobra-Venedik tuzlasından bâc u bâzâr alınmayup yine selef pâdişâhları eyyâmlarında gibi tuzla işleye" deyü emrler sicille kayd olup Dobra-Venedik emîninden ve bizim tuzla emîninden üçer yüz guruş ve üçer donluk çukalar ve kumaşlar alup cümle ahâlî-i Gabele ile vedâlaşup andan tekrâr yine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164a ·
metinde göster ·
Bu kal‘a Ustolni-Belgrad'ı kâfir tarafı önünde siper olmağile bu gâzîler elbette her gün üçer dörder kerre kâfirle ceng etmededirler, zîrâ nehr-i Şarviz üzre olan handak cisrinden geçmek lâzım, gayri yol yokdur. Bu cisrden 12b ubûr eden metâ‘dan kal‘a neferâtları bâc alırlar. Ekseriyyâ küffâr bu kal‘ayı muhâsara etdiklerinde ân-ı vâhidde Ustolni-Belgradlı yetişüp halâs ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12a–12b ·
metinde göster ·
… üseddes ve altı kapusu var, altı vilâyetden gelen kârbân halkından bu kapularda
bâc
alınır.
Ba‘dehu küffâr bu varoşu ma‘mûr etmemek içün la‘net edüp hâlâ bu varoş harâb u yebâb kalup zemîninde bâğ u bâğçe ve gül-i gülistân ve müşebbek bostânlar içre yigirmi aded deyr-i azîmleri kârgîr binâ olmak ile bâğçeler içre ma‘mûr kenîselerdir, ammâ kal‘ası nehr-i Tuna kenârında gâyet Şeddâdî seng binâ bir kal‘a-i bâlâdır kim nazîri olmayup üstâdân-ı selef bu kal‘ayı mühr-i Süleymân gibi tabya-i azîmleriyle şekl-i müseddes ve altı kapusu var, altı vilâyetden gelen kârbân halkından bu kapularda bâc alınır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 74a ·
metinde göster ·
u bâzâr ve gümrük cümle harâc ve öşr-i sultânî vakıf tarafından zabt olunup hâk …
Bâc u bâzâr ve gümrük cümle harâc ve öşr-i sultânî vakıf tarafından zabt olunup hâkimü'l-vakti mütevellîdir. Gerçi Çanad sancağı hâkindedir, ammâ sancak beği aslâ müdâhale etmez. Ancak yüz elli akçe şerîf kazâdır. Müftî ve nakîbi ve emîni ve bâcdârı var, ammâ yine vakıf tarafından emîn zabt eder. Bu kal‘adan İbrâhîm Hânzâde beğ efendimiz içün bir akçe almadık ve vermezler idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 82b ·
metinde göster ·
… -ı Bâyezîd Hân üzre dörd yük akçedir. İskelesinde 184a gümrüğü ve ihtisâbı ve
bâc
u bâzârı paşalara hâss-ı hümâyûn kayd olunmuşdur. Hâlâ eyâletinde tîmâr ve ze‘â …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî ibn Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân fethidir, be-dest-i Lala Gedik Ahmed Paşa, Ciniviz Frengi elinden almışdır. Hâlâ Kefe eyâletinde sancak beği tahtıdır. Taraf-ı pâdişâhîden kânûn-ı Bâyezîd Hân üzre dörd yük akçedir. İskelesinde 184a gümrüğü ve ihtisâbı ve bâc u bâzârı paşalara hâss-ı hümâyûn kayd olunmuşdur. Hâlâ eyâletinde tîmâr ve ze‘âmet ve alaybeğisi ve çeribaşısı ve kurâ vu kasabâtları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 183b–184a ·
metinde göster ·
… m andan bir âdem ve bir kârbân geçemeyüp kal‘anın deryâ kapusundan geçilüp anda
bâc
u gümrük alınırmış. Hâlâ gümrükhâne âsârları zâhir ü bâhirdir.
Ve iki kapusu var, biri leb-i deryâya kıbleye nâzırdır, bir[i] cânib-i garba Karasu'ya nâzırdır. Ve bu kal‘aya muttasıl bir dîvâr şimâl cânibine çekilmişdir, tâ kal‘adan dağlara varınca tûlu bir sâ‘at metîn hît-ı kavîdir kim andan bir âdem ve bir kârbân geçemeyüp kal‘anın deryâ kapusundan geçilüp anda bâc u gümrük alınırmış. Hâlâ gümrükhâne âsârları zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 214b ·
metinde göster ·
Ve bu elde hayrâtı olan Sultân Süleymân'ın makbûl iken maktûl olan Gâzî İbrâhîm Paşa vakfı olmak ile mütevellîsi de iki yüz asker ile bir tarafın muhâfaza edüp cemî‘i dekâkînlerden kirâların ve bâc [u] bâzârların cem‘ edüp câmi‘lerinin talebe-i mürtezikalarına vazîfe-i mu‘ayyenelerin verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242a ·
metinde göster ·
Ammâ bu limanın büyük kapusunun iç yüzünde yeniçeri ocağından Haseki Pâyzen Hasan Ağa cümle odası neferâtlarıyla kolluk bekleyüp küçük kapuda gümrük dîdebânları bekleyüp gümrük kapusunda gümrük emîni bâc u bâzâr öşr-i sultânî bekler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316b ·
metinde göster ·
… -ı azîmi durup niçe bin âdemler cem‘ olup her metâ‘ firâvân bulunur. Bu bâzârın
bâc
[u] bâzârı ibtidâ bu şehri Ebü'l-feth asrında binâ eden Musâhib-i şehriyârî Bî- …
Ve cümle elli yedi aded dükkânlardır. Büyük Çârsû elli dükkânlardır ve Küçük Çârsû yedi aded [dü]kkâncıklardır, ammâ mukaddemâ bu dahi ma‘mûr bâzâr imiş, ammâ haftada bir bâzâr-ı azîmi durup niçe bin âdemler cem‘ olup her metâ‘ firâvân bulunur. Bu bâzârın bâc [u] bâzârı ibtidâ bu şehri Ebü'l-feth asrında binâ eden Musâhib-i şehriyârî Bî-zebân Musâ Ağa câmi‘i evkâfıdır. Bî-zebân bir dilsiz ağa binâ etdiğiyçün bu şehre Zebân şehri derler kim bî-zebândan galat-ı meşhûr kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 340a ·
metinde göster ·
… vcûdât emînin iltizâmında olup cümle kaçkın köleler ve cemî‘i yuvalar 368b ve
bâc
u bâzâr ve aded-i ağnâm ve ispençe ve kışla hakkı ve tütün hakkı ve dölüm hakkı …
Bu Üstürka kasabası ve kal‘ası Ohri sancağı hâkindedir, ammâ hükûmetinin salb [u] siyâseti ve cürm [ü] cinâyeti Ohri gölü emîni hükmünde olup maktû‘-ı kalem ve mefrûzu'l-kadem kırk yük akçe hâss-ı hümâyûn mâl-ı pâdişâhîli emânetdir kim gökde uçan ve yerde gezen ve gölde yüzen cemî‘i mahlûkât-ı mevcûdât emînin iltizâmında olup cümle kaçkın köleler ve cemî‘i yuvalar 368b ve bâc u bâzâr ve aded-i ağnâm ve ispençe ve kışla hakkı ve tütün hakkı ve dölüm hakkı ve beytü'l-mâl ve hâss u harâc ve hâne-i avârız el-hâsıl cemî‘i tekâlîf-i örfiyye-i şâkkalar cümle Ohri gölü emîninin hükmünde olup Ohri beğinin aslâ alâkası yokdur. Büyük emânetdir kim iki yüz aded neferâtlarıyla bu hükûmeti fermân-ı pâdişâhiyle zabt [u] rabt-ı tasarruf edüp şeb [ü] rûz gölün etrâfların askeriyle dolaşup hıfz [u] hırâset edüp gölün etrâflarında sayd olunan mâhîlerin öşr-i sultânîlerin alup anın izniyle sayyâdlar balık sayd ederler. Eğer emîninin izinsiz bir kimesne nihânî bir şibr mâhî sayd ederse tecrîm edüp siyâsetler ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 368a–368b ·
metinde göster ·
… cisirleri vardır. Anda dahi emînin âdemleri bekleyüp âyende vü revendegânlardan
bâc
u bâzâr ve öşr-i mâhîler alup hükûmet ile kuş uçurmazlar, ammâ memerr-i nâs şâh …
Ve bu gölün ayağı tâ on konak Arnavudluk içinde İskenderiyye sancağında Leş kal‘ası dibinde Körfez deryâsına Sincivan limanı içinde mahlût olur. Bir tarafdan aslâ geçit vermez. Ohri gölü bu vilâyet ortasında sedd olmuş bir buhayre-i azîmdir. Ve iki yerden dahi ayağında cisirleri vardır. Anda dahi emînin âdemleri bekleyüp âyende vü revendegânlardan bâc u bâzâr ve öşr-i mâhîler alup hükûmet ile kuş uçurmazlar, ammâ memerr-i nâs şâhrâh bu Üstürka cisridir. Bu kantaranın alt yanında niçe yüz aded balık dalyanları var kim ta‘bîr olunmaz görmeğe muhtâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 368b ·
metinde göster ·