… helvâ-yı pişmâniyeler ve sâbûnî ve tahîne ve helvâ-yı ebyaz ve mâhîce ve kırma
bâdem
ve samsa ve helvâ-yı kettân ve helvâ-yı gâzîler ve arşın helvâsın şehir oğlancı …
Esnâf-ı helvâcıyân-ı bîrûn: Dükkân 170 ve neferât 400, bunlar dükkânların tahtırevânlar üzre akmişe-i fâhireler ile zeyn edüp ve gûnâ-gûn helvâ-yı pişmâniyeler ve sâbûnî ve tahîne ve helvâ-yı ebyaz ve mâhîce ve kırma bâdem ve samsa ve helvâ-yı kettân ve helvâ-yı gâzîler ve arşın helvâsın şehir oğlancıkları gördükde akılları gidüp ağızlarından salyarları akar ve ter ü tâze beyâz halkaçini mahbûb dostlar görünce bir gayrı vâkı‘a görürler. Hâsıl-ı kelâm dükkânların zülbiyyât ve katr-ı nebât-ı hamavîler ve yetmiş elvân helvâlar ile dükkânların zeyn edüp seyrâncılar üzre helvâ nisâr edüp şakalar ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b ·
metinde göster ·
… f-ı şekerciyân-ı Galata: Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânlar niçe bin gûne
bâdem
şeker ve fısdık şeker ve zencebîl şeker ve fındık ve leblebi ve râzyâne ve kişm …
Esnâf-ı şekerciyân-ı Galata: Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânlar niçe bin gûne bâdem şeker ve fısdık şeker ve zencebîl şeker ve fındık ve leblebi ve râzyâne ve kişmikiş ve nârenc kabuğu 174a ve ûd-ı mülebbes ve kahve dâne mülebbesi ve bâdem mülebbesi ve Şâm fısdığı mülebbesi ve sanavber fısdığı mülebbesi, bunun emsâli niçe bin elvân mülebbes sükker ni‘metlerin hâs u beyâz ve billûr ve necef [ve] moran câm katremîz şîşeler içre koyup dükkânlarında raflar üzre zeyn edüp ve niçe elvân atlas ve kemhâ ve hârâ ve dârâyîler ile dükkânların zeyn edüp âdâb üzre ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b–174a ·
metinde göster ·
… ve kişmikiş ve nârenc kabuğu 174a ve ûd-ı mülebbes ve kahve dâne mülebbesi ve
bâdem
mülebbesi ve Şâm fısdığı mülebbesi ve sanavber fısdığı mülebbesi, bunun emsâli …
Esnâf-ı şekerciyân-ı Galata: Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânlar niçe bin gûne bâdem şeker ve fısdık şeker ve zencebîl şeker ve fındık ve leblebi ve râzyâne ve kişmikiş ve nârenc kabuğu 174a ve ûd-ı mülebbes ve kahve dâne mülebbesi ve bâdem mülebbesi ve Şâm fısdığı mülebbesi ve sanavber fısdığı mülebbesi, bunun emsâli niçe bin elvân mülebbes sükker ni‘metlerin hâs u beyâz ve billûr ve necef [ve] moran câm katremîz şîşeler içre koyup dükkânlarında raflar üzre zeyn edüp ve niçe elvân atlas ve kemhâ ve hârâ ve dârâyîler ile dükkânların zeyn edüp âdâb üzre ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173b–174a ·
metinde göster ·
… kûlât [ü] meşrûbât bulunursa bakkâlânda dahi Şâm fısdığı ve sanavber fısdığı ve
bâdem
ve fındık ve unnâb ve kızılcık [ve] vişne kurusu ve hurmâ ve ceviz ve levz ve'l …
El-hâsıl attârân san‘atında dünyâda ne kadar me’kûlât [ü] meşrûbât bulunursa bakkâlânda dahi Şâm fısdığı ve sanavber fısdığı ve bâdem ve fındık ve unnâb ve kızılcık [ve] vişne kurusu ve hurmâ ve ceviz ve levz ve'l-hâsıl cümle eşyâ bulunup her birin birer esnâf tahrîr etmeyüp ale'l-umûm tahrîr edüp arz olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… ve hoş-hârdur ve yiğirmi elvân emrûdı ve kirazı ve dürbalisi ve üzüm sarısı ve
bâdem
kırması (---)(---) . Ammâ limon ve turuncu ve narı ve inciri ve zeytûnu ve hur …
Sitâyiş-i envâ‘-ı müsmirrât Evvelâ bâğ-ı Merâm'ında Kamerü'd-devle nâm Kamereddîn derler iki gûne mışmış âlûsu olur kim Şâm'ın Hamâvî kaysısından lezîz ü âbdâr ve hoş-hârdur ve yiğirmi elvân emrûdı ve kirazı ve dürbalisi ve üzüm sarısı ve bâdem kırması (---)(---) . Ammâ limon ve turuncu ve narı ve inciri ve zeytûnu ve hurmâsı olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 14a ·
metinde göster ·
… e gice kâ’im kuvvet-i kudsiyye sâhibi cânlar vardır kim haftada bir hurma ve üç
bâdem
ve bir filcan süd içer hâl sâhibi âdemler vardır ve cemî‘i mürsel ve gayr-i mür …
Şâm'ın cânib-i garbında üç menzil ba‘îd Bukâ‘ sahrâsının şimâlinde evc-i âsumâne çıkmış bir kûh-ı bülend-i ma‘mûr [u] âbâdândır kim cemî‘i Dürüzî ve Nusayrî ve Timânî mezhebinde olan fırâk-ı dâlle mezhebinde olanlar bu dağda mevcûddur. Bir ucu Antakıyye kurbunda Gülbin dağında nihâyet bulur. Bir ucu cânib-i kıblede kırk konak Mekke-i Mükerreme kurbunda vâdî-i Hicâz'da nihâyet bulur. Böyle bir tûl [u] dırâz cebel-i mümtâzdır. Bunda olan uyûn-ı câriyeler bî-nihâyedir ve bî-hisâb gûnâ-gûn eşcârât-ı müsmirrâta hadd u hasır yokdur. Ve âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbe Dürüzî cüvânları olur kim gûyâ la‘l-gûn dürrâkî şeftâlû yanaklı ve kiras dudaklı, sîmîn-ten, mükahhal gözlü, mümtâz [ü] müstesnâ meh-pâre mahbûbları olur. Ve cümle Frenk ve Arab hukemâları ve cümle kimyâgîrler bu dağlara mevsim-i bahârda urûc edüp niçe kerre yüz bin elûl-i edviye haşâyîş-i nâfi‘a-i bî-nihâye cem‘ edüp niçe bin garâr yükü ahşâbâtı dâ’-i devâ içün diyâr diyâr götürürler. Ve kimyâgîrler niçe elvân otlar bulurlar. Bu cebelde bir gûne ot vardır {ol otu yeyen} koyunun ve keçinin dişleri altun gibi olur. Anın erbâbı olanlar bulup kimyâya idhâl edüp altun 35b ederler, ammâ nâdirâtdan bir gûne giyâhdır. Hakîr bu cebelin ziyâretine urûc etdikde niçe yüz gârlar içre sulehâ-yı ümmetden büdelâ ve melâmiyyûn ve mecâzibûndan kimesneler vardır kim kırkar ellişer senedir bıçağ ile boğazlanmış zî-rûh kısmından bir şey tenâvül etmemişlerdir. Ve haftada bir iftâr edüp gündüz sâ’im ve gice kâ’im kuvvet-i kudsiyye sâhibi cânlar vardır kim haftada bir hurma ve üç bâdem ve bir filcan süd içer hâl sâhibi âdemler vardır ve cemî‘i mürsel ve gayr-i mürsel nebîler bu kûh-ı bâlâyı ziyâret etmeyince nebî olmamışlardır. Zîrâ bu cebel-i azîmiye Cenâb-ı İzzet yetmiş kerre tecellî-i cemâl etmişdir. Ale's-sabâh bu cebele nazar olundukda, Hudâ âlim ve dânâdır, gûyâ nûr-ı berk urur. Anınçün bu dağda cümle enbiyâların i‘tikâfhâne-i gâr-ı pür-envârları vardır. Cebelü'l-Lübnân ismiyle müsemmâ olmasının aslı
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 35a–35b ·
metinde göster ·
… rında ceviz dırahtı cihânı zeyn etmişdir. Şâhdâne kâğız gibi rakîk kabuğı olur.
Bâdem
lezzetinde bir gûne cevizi olur kim Mudurnu cevizi meşhûr-ı âfâkdır.
Memdûhât-ı âhar: Bâğlarında ceviz dırahtı cihânı zeyn etmişdir. Şâhdâne kâğız gibi rakîk kabuğı olur. Bâdem lezzetinde bir gûne cevizi olur kim Mudurnu cevizi meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a ·
metinde göster ·
Ve İsâ Hoca ve Hüseyin Vâ‘iz, tarîk-i Halvetî'de haftada bir iftâr edüp bir
bâdem
ve bir zeytûn ve bir hurma ve bir filcan süd ile iftâr edermiş. Akkapu cenbinde …
Ve İsâ Hoca ve Hüseyin Vâ‘iz, tarîk-i Halvetî'de haftada bir iftâr edüp bir bâdem ve bir zeytûn ve bir hurma ve bir filcan süd ile iftâr edermiş. Akkapu cenbinde âsûdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121b ·
metinde göster ·
… ı ve âluvı ve zendisi gâyet latîf ter olduğundan aslâ cirmi yokdur ve kalınları
bâdem
gibi lezîzdir. Ve âb u hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Amm …
Evvelâ yedi elvân gendümü olur kim gûyâ gılâl-ı Havrân-ı Şâm'dır ve şa‘îri gûyâ Sivas arpasıdır ve baklası ikişer dirhem gelir, danedâr fûli olur kim bir diyârda olmaz. Sâ’ir hubûbâtları dahi ana göre kıyâs oluna. Ve Kelenter kavli üzre yigirmi bin bâğdır, dedi. Cümleden âbdâr engürü Şâm'ın zeynî üzümüne ve Bozcaada'nın misket üzümüne ve İslâmbol kurbünde Bâzârköy kumla üzümünden lezîz ü âbdâr ve hoş-hor üzümü olur. Hatta efvâh-ı nâsda ve gayrı büldânda bir mahbûb-ı zamânı bir nâ-sezâ merd ile görseler "Şeledirende içre Rûmiyye engürü gibi yancılmış cüvândır." derler. Hâlâ elsine-i nâsda darb-ı mesel olmuş bir mümessek âbdâr u ter engürü olur. Ve sâ’ir envâ‘-ı müsmirrâtından memdûh olan fâkihesi yetmiş gûnedir. Ammâ nebî emrûdu ve meleçe emrûdunun aslâ nazîri yokdur. Eyle âbdâr emrûdlardır kim şırası şır şır akar ve âlusı ve âluvı ve zendisi gâyet latîf ter olduğundan aslâ cirmi yokdur ve kalınları bâdem gibi lezîzdir. Ve âb u hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Ammâ ulemâsı meşhûr değildir. Lâkin sulehâsı gâyet çokdur. Hatta nihânîce cemâ‘atle namâz kılar Sünnîleri dahi çokdur. Cümle tarîk-ı Hâcegân fukarâlarıdır kim âsitâne-i Koçağa sultândır. İklîm-i (---) bulunup arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---) sâ‘at ve dericedir. Ve tâli‘-i imâreti sünbülede vâki‘ olup beyt-i Utarid-i turâbîdir, dimişler. Anınçün cümle hubûbâtının sünbülesi "Miete habbe." olup ezheriyyâtı Utarid-i ıtriyyât gibi dimâğ-ı insânı mu‘attar eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 295a ·
metinde göster ·
… kanlı araba tekerleği kadar bin kat güllâc ve hâs un yuf[k]asından tereyağı ve
bâdem
ile bir gûne baklavadır kim yerde tennûr içinde pişerler. Ol kadar büyükdür kim …
Ta‘rîf-i ni‘met-i me’kûlât: Cümleden baklava-yı Belgrad Rûm ve Arab u Acem'de meşhûrdur kim sûr-ı azîm ziyâfetlerinde kanlı araba tekerleği kadar bin kat güllâc ve hâs un yuf[k]asından tereyağı ve bâdem ile bir gûne baklavadır kim yerde tennûr içinde pişerler. Ol kadar büyükdür kim furuna sığmaz ve bir baklavayı üç yüz âdem yese doymaz. Tâ bu mertebe büyük ve lezîz ve kalındır, ammâ üstüne bir penez akçe bıraksan baklavaya batar. Tâ bu mertebe bir baklavası olur. Ve bâdemli ve darçın ve karanfilli ve za‘ferânlı lezîz zerdesi bir diyârda olmaz. Ve Mısır tavuğu add etdikleri kırmızı hortum burunlu tavuk kebâbı ve dolma tavuk kapaması ve sazan balığı ve mersin balığı furunu ve beyâz Latin ekmeği ve Zümon kaymağı ve yoğurdu ve (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115b ·
metinde göster ·
… ber ve şimşâd ve ar‘ar ve zeytûn ve incir ve turunc ve limon ve nar ve hurma ve
bâdem
ve ınnâb ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) Bu gûne şeyler yokdur, ammâ Her …
Bu diyârda olmayan nebâtât [u] eşcârât-ı müsmirât: Evvelâ servi ve sanevber ve şimşâd ve ar‘ar ve zeytûn ve incir ve turunc ve limon ve nar ve hurma ve bâdem ve ınnâb ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) Bu gûne şeyler yokdur, ammâ Hersek'de ve Mostar'da ve leb-i deryâlarında hurmadan gayrı meyve var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131a ·
metinde göster ·
… olmağile havâsı latîf olduğundan mahbûbeleri hûbdur ve cümle dağları ve bâğları
bâdem
ağaçlarıyla zeyn olmuş hûb havâ bir karye-i ra‘nâdır.
Evvelâ karye-i Kulfal Obası ve karye-i Sılpova ve Hasanköy ve karye-i Pokravenik. Bunlar sâfî Urûm keferesi köyleridir kim nâzenin Urûm keratseleri var, kârları ipekçilerdir. Suluhâl yaylağı dibinde olmağile havâsı latîf olduğundan mahbûbeleri hûbdur ve cümle dağları ve bâğları bâdem ağaçlarıyla zeyn olmuş hûb havâ bir karye-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 179b ·
metinde göster ·
… irşekler ve papaslar var. Niçe yüzü haftada bir filcan süd ve bir hurma ve bir
bâdem
ile iftâr edüp riyâzât [u] mücâhede ile kadîd-i mahz olup Van diyârında Ahlad ş …
Bu harem bâğı etrâfında üç yüz aded zerkârî hücreler var kim her birinde akl-ı Arasto bıtrîk ve irşekler ve papaslar var. Niçe yüzü haftada bir filcan süd ve bir hurma ve bir bâdem ile iftâr edüp riyâzât [u] mücâhede ile kadîd-i mahz olup Van diyârında Ahlad şehri kadîdine dönmüşler kim her biri birer gûne ilm-i felsefiyâta mukayyed olup ders-i Arasto olmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14b ·
metinde göster ·
harîresi ve tavuk maslûkası içirüp andan beş dirhem kadar şarâb verüp gayri şey …
Ba‘dehu oda içre bir bed râyihalı buhûr yakup herîf-i mecrûhun burnu deliklerine kırk elli yıllık şarâb sürüp ellerine ve kollarına ve göğsüne ve gerdânına el-hâsıl mümkin olan yerlerine tîn-i amber-i çîn sürüp andan yine oda içre mûmyâ-yı kânî yakup andan ortaya ta‘âm gelüp tenâvül etdiğimizde kâmil bir sâ‘at olunca herîf gözlerin açup ta‘âm istedikde bâdem harîresi ve tavuk maslûkası içirüp andan beş dirhem kadar şarâb verüp gayri şey vermedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b ·
metinde göster ·
… şnesi ve kirazı olur, ammâ ayva ve incir ve zeytûn ve nâr ve üvez ve muşmula ve
bâdem
ve fındık ve fısdık ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Diyâr-ı Kırım'da hâsıl olan ve olmayan fâkihât: Emrûdu ve eriği ve elması ve üzümü, vişnesi ve kirazı olur, ammâ ayva ve incir ve zeytûn ve nâr ve üvez ve muşmula ve bâdem ve fındık ve fısdık ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128b ·
metinde göster ·
… âldir. Cemî‘i zamânda suda râyiha halk olunmamışdır, ammâ bu zülâl-i acîn olmuş
bâdem
râyihasındadır. Ammâ dahi büyüğü olurmuş, lâkin hakîr görmedim.
İçinde tazı kadar âb-ı zülâlleri, ya‘nî cânlı kar kurdları olur. Bir nev‘i dahi âdem uyluğu kalınlıkda kara başlı ve kara gözlü buzdan cânlı kur[d]ları olur, ana hukemâ âb-ı zülâl derler. [Ta]vustân hânları Mehemmed Geray Hân'a hedâyâ getirmişlerdi. Aynı Rûm'un ev saçaklarında buzdan diş diş olup sarkmış dud yaprağı tırtıl kurdu şeklinde kol kalınlığı cânlı buzdan kurdlar idi. Başların kırup içinde pâlûze 160a gibi suyunu emüp içdik. Hakkâ ki gûyâ hayât-ı câvidân bulup recûliyyet damarlarımız harekete gelüp etrâf [u] eknâfda olan Tavustân mahbûbelerine nazar etmeğe başladık. Ammâ bu âb-ı zülâlin harekât [u] sekenâtları hemân kar içinde ikendir. Taşra çıkınca hareketden kalıyor. Hemân cümle vücûdu buzdur, ammâ içi koyuca âb-ı zülâldir. Cemî‘i zamânda suda râyiha halk olunmamışdır, ammâ bu zülâl-i acîn olmuş bâdem râyihasındadır. Ammâ dahi büyüğü olurmuş, lâkin hakîr görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159b–160a ·
metinde göster ·
Bu şehirde olan ziyâretleri beyân eder: Evvelâ Ziyâretgâh-ı (---). Bu şehrin şimâlinde kal‘a kurbunda ziyâret-i nâtık-ı hakâyık, nâsıh-ı halâyık, sultân-ı dünyâ vü dîn, sîmurg-ı Kâf-ı yakîn Hazret-i Seyyid Kemâleddîn, çâr-kûşe dîvâr içre üstü açık bir ulu ziyâretgâhdır. Nice kerâmât[ı] zâhir ü bâhirdir. Hattâ cümleden biri mübârek ser-i sa‘âdetleri ucunda bir dıraht-ı müntehâ ardıç ağacı vardır, beş âdem kucaklar bir dıraht-ı azîmdir. Bir memleketde ardıç ağacı eyle müntehâ ve cesîm olmak ihtimâli yokdur. Ve bu ağacın vücûdu kapu kapu aralıkdır. İçi boşdur, on âdem sığar. Hikmet-i Hudâ münkirînden bir kaç şahs-ı bed-fi‘âl azîzi imtihân içün ziyârete gelüp âlâ-tarîkı'l-hedâye birez bâdem getirüp kerâmet isterler. Azîz hazretleri buyururlar kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y99a ·
metinde göster ·
getiriciye âdem bâğcılar! Meşâyihe keşf [ü] kerâmet etmek hayız görmek gibidir. …
"Bâdem getiriciye âdem bâğcılar! Meşâyihe keşf [ü] kerâmet etmek hayız görmek gibidir. Ammâ şu bâdemlerinizden tâze bâdem yeyin" deyü mübârek dest-i şerîfleri ile bir bâdemi mezkûr büyük ardıç ağacının kovuğu içine "Bismillâh" deyüp koyunca bi-emrillâh tarfetü'l-ayn içre yeşil şâhlar verüp yedi sâ‘atde tâze bâdem biter. Ammâ Hikmet-i Hudâ hâlâ ol kadar bâdem verir kim vilâyet be-vilâyet teberrüken hedâyâ götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y99a ·
metinde göster ·
… âyihe keşf [ü] kerâmet etmek hayız görmek gibidir. Ammâ şu bâdemlerinizden tâze
bâdem
yeyin" deyü mübârek dest-i şerîfleri ile bir bâdemi mezkûr büyük ardıç ağacının …
"Bâdem getiriciye âdem bâğcılar! Meşâyihe keşf [ü] kerâmet etmek hayız görmek gibidir. Ammâ şu bâdemlerinizden tâze bâdem yeyin" deyü mübârek dest-i şerîfleri ile bir bâdemi mezkûr büyük ardıç ağacının kovuğu içine "Bismillâh" deyüp koyunca bi-emrillâh tarfetü'l-ayn içre yeşil şâhlar verüp yedi sâ‘atde tâze bâdem biter. Ammâ Hikmet-i Hudâ hâlâ ol kadar bâdem verir kim vilâyet be-vilâyet teberrüken hedâyâ götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y99a ·
metinde göster ·
… yüp koyunca bi-emrillâh tarfetü'l-ayn içre yeşil şâhlar verüp yedi sâ‘atde tâze
bâdem
biter. Ammâ Hikmet-i Hudâ hâlâ ol kadar bâdem verir kim vilâyet be-vilâyet tebe …
"Bâdem getiriciye âdem bâğcılar! Meşâyihe keşf [ü] kerâmet etmek hayız görmek gibidir. Ammâ şu bâdemlerinizden tâze bâdem yeyin" deyü mübârek dest-i şerîfleri ile bir bâdemi mezkûr büyük ardıç ağacının kovuğu içine "Bismillâh" deyüp koyunca bi-emrillâh tarfetü'l-ayn içre yeşil şâhlar verüp yedi sâ‘atde tâze bâdem biter. Ammâ Hikmet-i Hudâ hâlâ ol kadar bâdem verir kim vilâyet be-vilâyet teberrüken hedâyâ götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y99a ·
metinde göster ·
… il şâhlar verüp yedi sâ‘atde tâze bâdem biter. Ammâ Hikmet-i Hudâ hâlâ ol kadar
bâdem
verir kim vilâyet be-vilâyet teberrüken hedâyâ götürürler.
"Bâdem getiriciye âdem bâğcılar! Meşâyihe keşf [ü] kerâmet etmek hayız görmek gibidir. Ammâ şu bâdemlerinizden tâze bâdem yeyin" deyü mübârek dest-i şerîfleri ile bir bâdemi mezkûr büyük ardıç ağacının kovuğu içine "Bismillâh" deyüp koyunca bi-emrillâh tarfetü'l-ayn içre yeşil şâhlar verüp yedi sâ‘atde tâze bâdem biter. Ammâ Hikmet-i Hudâ hâlâ ol kadar bâdem verir kim vilâyet be-vilâyet teberrüken hedâyâ götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y99a ·
metinde göster ·
ağacının kökleri ardıç ağacının vücûdundadır, yerde değildir. Aslâ bâdem kökünd …
Ve bu bâdem ağacının kökleri ardıç ağacının vücûdundadır, yerde değildir. Aslâ bâdem kökünden alâmet yokdur. Ve mezkûr bâdemin ardıç içinde âdem cüssesi-misâl kalın haşebeleri vardır. Ve bâdem ağacı ardıç ağacından bâlâ bir dıraht-ı müzeyyen ve mevzûndur kim çeşm hîrelenir. El-hâsıl vâcibü's-seyr ibret-nümâ bir dıraht-ı azîmdir. Ve Seyyid Cemâleddîn Sultân bu keşifden sonra merhûm olur. Acâyib nazargâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y99a ·
metinde göster ·
Ve bu bâdem ağacının kökleri ardıç ağacının vücûdundadır, yerde değildir. Aslâ
bâdem
kökünden alâmet yokdur. Ve mezkûr bâdemin ardıç içinde âdem cüssesi-misâl kalın …
Ve bu bâdem ağacının kökleri ardıç ağacının vücûdundadır, yerde değildir. Aslâ bâdem kökünden alâmet yokdur. Ve mezkûr bâdemin ardıç içinde âdem cüssesi-misâl kalın haşebeleri vardır. Ve bâdem ağacı ardıç ağacından bâlâ bir dıraht-ı müzeyyen ve mevzûndur kim çeşm hîrelenir. El-hâsıl vâcibü's-seyr ibret-nümâ bir dıraht-ı azîmdir. Ve Seyyid Cemâleddîn Sultân bu keşifden sonra merhûm olur. Acâyib nazargâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y99a ·
metinde göster ·
… . Ve mezkûr bâdemin ardıç içinde âdem cüssesi-misâl kalın haşebeleri vardır. Ve
bâdem
ağacı ardıç ağacından bâlâ bir dıraht-ı müzeyyen ve mevzûndur kim çeşm hîreleni …
Ve bu bâdem ağacının kökleri ardıç ağacının vücûdundadır, yerde değildir. Aslâ bâdem kökünden alâmet yokdur. Ve mezkûr bâdemin ardıç içinde âdem cüssesi-misâl kalın haşebeleri vardır. Ve bâdem ağacı ardıç ağacından bâlâ bir dıraht-ı müzeyyen ve mevzûndur kim çeşm hîrelenir. El-hâsıl vâcibü's-seyr ibret-nümâ bir dıraht-ı azîmdir. Ve Seyyid Cemâleddîn Sultân bu keşifden sonra merhûm olur. Acâyib nazargâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y99a ·
metinde göster ·
… leri maymûn-sıfatdır. Ammâ ne mudhik kavimdir. Bu âdemler Yemen vilâyetlerinden
bâdem
ve akîk u Yemenî ve bileği taşı getirirler. Ve bunun emsâli niçe ecnâs-ı mahlûk …
Ve şehr-i Demmâre ve kal‘a-i Habbe âdemlerinden kıp kırmızı âdemler, ammâ gözleri sarı. Bunlar dahi nahîf ü kadîd âdemlerdir. Ba‘zılar Hudâ hakkıyçün Y 320a maymûna benzerler. Ancak kuyrukları ve tüğleri yok, yohsa çehreleri maymûn-sıfatdır. Ammâ ne mudhik kavimdir. Bu âdemler Yemen vilâyetlerinden bâdem ve akîk u Yemenî ve bileği taşı getirirler. Ve bunun emsâli niçe ecnâs-ı mahlûkullâh var kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y319b–Y320a ·
metinde göster ·
… i kâzibe ile Ahlâd kadîdi gibi kadîd-i mahz olup haftada bir hurmâ ve zeytûn ve
bâdem
ve bir fincân süd ile nâ-iftâr ederler. Ve anlara cemî‘i Kâfiristân'dan nezerât …
Bu cebel üzre Hazret-i Mûsâ ve Hazret-i Îsâ Cenâb-ı Bârî ile bilâ-vâsıta kelimât etdikleri ecilden İskender Batlîmûs bu cebelin bâlâsının tâ zirve-i âlîsinde bir deyr-i azîme binâ etmiş kim felekde misli yokdur. Hâlâ eyle müzeyyendir kim Kudüs-i şerîfde Kumâme ve Beytü'l-lahm bunun zîb ü ziyneti yanında güneşde zerredir. Ve binden mütecâviz yigirmi altı kavim millet-i mesîhiyyenin râhibleri ve bıtrîk ve kıssîs ve kâzibleri vardır. Anda rıyâzât [ve] mücâhede-i kâzibe ile Ahlâd kadîdi gibi kadîd-i mahz olup haftada bir hurmâ ve zeytûn ve bâdem ve bir fincân süd ile nâ-iftâr ederler. Ve anlara cemî‘i Kâfiristân'dan nezerâtlar gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y380b ·
metinde göster ·
… -ı şırlugancı: Kârhâne iki yüz, neferât yedi yüz. Bunlar zeyt-i asfûr ve zeyt-i
bâdem
ve zeyt-i simsim çıkarırlar. Bunlar dahi ankâlar, ammâ yağlı ve kirli âdemlerdi …
Esnâf-ı şırlugancı: Kârhâne iki yüz, neferât yedi yüz. Bunlar zeyt-i asfûr ve zeyt-i bâdem ve zeyt-i simsim çıkarırlar. Bunlar dahi ankâlar, ammâ yağlı ve kirli âdemlerdir. Mısır'ın cemî‘i fukarâları zeyt-i hâr ve zeyt-i simsim ve tahîne yerler. Ve her gece niçe bin batman zeyt-i hâr yanar. Bâ-husûs mevlûd geceleri ve Ramazân geceleri ve bu muhtesib gecesi niçe yüz bin batman yağ yanar. Ve cemî‘i vilâyete Mısır'dan bezir yağı gider. Anıniçün bu esnâf mün‘im âdemlerdir. Ammâ bunların alayına bir esnâf tâbi‘ Y 168b olmayup bunlar kendü tevâbi‘leri ile gûnâ-gûn dühniyyâtdan meş‘aller yakup yağlı ve palâs palâs esbâblar geyüp ba‘zısı uryân olup yağ tulumların şişirüp omuzlarında götürüp sûk-ı sultânîde izdihâm edenlerin üstlerine yağ tulumların sürerek cemî‘i halk bu esnâfa gülerek yolları tulumlar ile açarak deff [ü] dâ’ire ve deblek çalarak bunlar dahi dilberânları ile mehterhânelerin çalarak ubûr ederler. Cemî‘i Mısır halkı bu esnâfın havfinden beş on gün mukaddem dükkânlar dutup seyr [ü] temâşâ edüp esbâbları rüsvây olmadan halâs olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y168a–Y168b ·
metinde göster ·
Levzü'n-nebî: yerde alçacık bir küçük muğaylândır. Her birinde ikişer üçer
bâdem
biter, hemân bâdem lezzetindedir. Hazret Şâm-ı şerîfe gelüp ticâret ederken ol …
Levzü'n-nebî: yerde alçacık bir küçük muğaylândır. Her birinde ikişer üçer bâdem biter, hemân bâdem lezzetindedir. Hazret Şâm-ı şerîfe gelüp ticâret ederken ol yollarda Cenâb-ı Bârî habîbi içün halk etmiş. Mısır hâkinde dahi çokdur. Mukavvî ve lezîzdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y239a ·
metinde göster ·
… yerde alçacık bir küçük muğaylândır. Her birinde ikişer üçer bâdem biter, hemân
bâdem
lezzetindedir. Hazret Şâm-ı şerîfe gelüp ticâret ederken ol yollarda Cenâb-ı Bâ …
Levzü'n-nebî: yerde alçacık bir küçük muğaylândır. Her birinde ikişer üçer bâdem biter, hemân bâdem lezzetindedir. Hazret Şâm-ı şerîfe gelüp ticâret ederken ol yollarda Cenâb-ı Bârî habîbi içün halk etmiş. Mısır hâkinde dahi çokdur. Mukavvî ve lezîzdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y239a ·
metinde göster ·