… ve gazâ-yı Mekke ve gazâ-yı Huneyn ve gazâ-yı Tâif ve on tokuz gazâda Hazret-i
bâ-izzet
bile gazâ etdiler. Ammâ harb [ü] kıtâl ve ceng [ü] cidâl olmadan düşman itâ‘at …
Ammâ beri Mekke ve Medîne taraflarında Hazret-i Risâlet-penâh günden güne emr-i Hudâ ile mücâhidün fî-sebîlillâh olup bizzât kendüleri yigirmi sekiz gazâ edüp tokuz gazâda kâfirler ile mukâtele olmuşlardır. Meselâ gazâ-yı Bedr ve gazâ-yı Uhud ve gazâ-yı Handak ve gazâ-yı Benû Ferît [Kurayza] ve gazâ-yı Beni'l-Mustalık ve gazâ-yı Hayber ve gazâ-yı Mekke ve gazâ-yı Huneyn ve gazâ-yı Tâif ve on tokuz gazâda Hazret-i bâ-izzet bile gazâ etdiler. Ammâ harb [ü] kıtâl ve ceng [ü] cidâl olmadan düşman itâ‘at edüp harâc kabûl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 19b ·
metinde göster ·
Bu Sultân (---)(---) evlâd-ı evlâda Diyârbekr'e mâlik-i mülk olup tâ Sultân Selîm-i Evvel asrında Diyârbekir hâkimi el-melikü'l-muzaffer Sultân (---)(---) idi. Selîm Hân Çıldır gazâsına giderken bu Diyârbekir Ekrâdları rehzenlik edüp cüyûş-ı müslimîne Kemâh ve Tercân ve Bâybûrd ve Çânhâ kal‘aları râhlarında hayli rahne verirler. Selîm Hân'a bu ahvâl-i pür-melâl mün‘akis olup fi'l-hâl Diyârbekir hâkimine bir muhabbetnâme ile dergâh-ı âlî kapucıbaşısın gönderüp nâme-i hümâyûnunda: "Benim karındaşım, lutf edüp taht-ı hükûmetinizde olan Ekrâd-ı eşirrâlarınız zabt u rabt idesiz", deyü ricânâme tahrîr etdi. Nâmeyi hâkim-i Âmid kırâ’at edüp mefhûmu ma‘lûmu oldukda bir nâme ile âdem gönderüp, "Eğer Şâh İsmâ‘îl'den intikâm alabilirsen, menim dahi Diyârbekr'ümün iki yüz bin tüfeng-endâz Kürd'imden intikâm alasın" deyü nâmesi geldikde Selîm Hân eydür: "Elsinetü'l-halk aklamu'l-hakdır".. Diyârbekir hâkimi bize icâzet vermiş kim ‘Diyârbekrimün Ekrâdından intıkâm alasın’ demiş. Olmaya; illâ hayr", deyüp azm-i râh-ı gazâ-yı Çıldır edüp isti‘ânet-i Cenâb-ı Bârî yârı olup şâh-ı bed-fi‘âli münhedim edüp mansûr u muzaffer yine Erzurûm'a gelüp yüz bin asker-i İslâm'a Bıyıklı Mehemmed Paşa'yı serdâr-ı mu‘azzam edüp kat‘–ı menâzil ederek kal‘a-i Diyârbekr'i muhâsara edüp yetmiş gün neberd-i azîm edüp Dağkapusu ve Mardinkapusu câniblerinden tarabât-ı top-ı kûpdan rûy-ı dîvâr niçe yerden rahnedâr olup guzât-ı müslimîn yürüyüş sadedinde iken gördüler kim Mardin tarafından bir azîm asker gelir. Talî‘a-i askerden bir kaç âdem ileri ordu-yı İslâm'a gelüp mektûbları serdâr-ı mûma-ileyh Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya verüp kırâ’at etdikde serdâr safâsından raks edüp eydür: "Ey gâzîyân, Çıldır cenginde bize imdâda gelen Amâdiye hâkimi Monlâ İdrîs hazretleri kırk bin askerile yine imdâda gelirmiş. Ol nümâyân olan asker odur. Hemân gelüp ordu-yı İslâm'un bir tarafında meks etsinler", deyü fermân edüp ol ân asker-i Mollâ İdrîs gelüp emân vermeyüp meterise girerler. Bu hâli derûn-ı kal‘ada olan kavm-i Ekrâd görüp "Emân, ey güzîde-i Âl-i Osmân" deyüp kal‘a-i Diyârbekr'i bâ-sulh vezir-i rûşen-zamîr Bıyıklı Mehemmed Paşa'ya verdiler, bâ-i‘ânet-i Monlâ İdrîs-i Amâdî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 199a ·
metinde göster ·
… ehân derler ammâ niçe füsehâları kesr-i elif ve sükûn-ı sad-ı mühmele ve feth-i
bâ-i
muvahhid ve hâ-yı hüvvez meftûh ile ve sükûn-ı elif ve uhrâ nûn-ı sükûn ile Isf …
Ba‘dehû ârifân-ı Acem ve zarîfân-ı kavm-i Becem kesr-i elif ile ve feth-i elif ü med ile Aspehân derler ammâ niçe füsehâları kesr-i elif ve sükûn-ı sad-ı mühmele ve feth-i bâ-i muvahhid ve hâ-yı hüvvez meftûh ile ve sükûn-ı elif ve uhrâ nûn-ı sükûn ile Isfahân dediler ammâ kâ‘ide-i lisân-ı lûgat-i Acem'dir kim bâ-i muvahhideyi harf-i fâya tebdîl eylerler. Zîrâ ilm-i tecvîdde bâ harfi ve fâ harfi hurûf-ı şefevî olduğundan bâ harfin fâ yerine isti‘mâl ederler. Meselâ ferişteye perişte ve perifte dahi derler ve file pîl dahi derler. Anınçün Aspehân'a Isfahân-ı nısf-ı cihân derler. Ammâ bu gûne isim ile müsemmâ oldu ammâ yine ba‘zı tevarihlerde şehr-i Yahûd derler. Bu mezmûm isim ile müsemmâ olmuş pây-i taht-ı şâh-ı şâhân-ı İrân-zemîn olmasın içün Âl-i Kiyâniyân'dan Keygubâd Şâh bir gayrı şehir inşâ edüp ismine "Nısf-ı cihân-ı seyyâhân." dediler. Anınçün şehr-i Isfahân birbirine muttasıl iki şehirdir ammâ Isfahân-ı atîk-i şehr-i Yahûd'u ibtidâ binâ eden Tahmûres ve Cemşîd ve Zülkarneyn binâ etmişlerdir. Lâkin sonra kavm-i Yahûd mezkûr Hazret-i Hızır şehrinden varup mâl-â-mâl olduklarından şehr-i Yahûd derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407a ·
metinde göster ·
… uhrâ nûn-ı sükûn ile Isfahân dediler ammâ kâ‘ide-i lisân-ı lûgat-i Acem'dir kim
bâ-i
muvahhideyi harf-i fâya tebdîl eylerler. Zîrâ ilm-i tecvîdde bâ harfi ve fâ har …
Ba‘dehû ârifân-ı Acem ve zarîfân-ı kavm-i Becem kesr-i elif ile ve feth-i elif ü med ile Aspehân derler ammâ niçe füsehâları kesr-i elif ve sükûn-ı sad-ı mühmele ve feth-i bâ-i muvahhid ve hâ-yı hüvvez meftûh ile ve sükûn-ı elif ve uhrâ nûn-ı sükûn ile Isfahân dediler ammâ kâ‘ide-i lisân-ı lûgat-i Acem'dir kim bâ-i muvahhideyi harf-i fâya tebdîl eylerler. Zîrâ ilm-i tecvîdde bâ harfi ve fâ harfi hurûf-ı şefevî olduğundan bâ harfin fâ yerine isti‘mâl ederler. Meselâ ferişteye perişte ve perifte dahi derler ve file pîl dahi derler. Anınçün Aspehân'a Isfahân-ı nısf-ı cihân derler. Ammâ bu gûne isim ile müsemmâ oldu ammâ yine ba‘zı tevarihlerde şehr-i Yahûd derler. Bu mezmûm isim ile müsemmâ olmuş pây-i taht-ı şâh-ı şâhân-ı İrân-zemîn olmasın içün Âl-i Kiyâniyân'dan Keygubâd Şâh bir gayrı şehir inşâ edüp ismine "Nısf-ı cihân-ı seyyâhân." dediler. Anınçün şehr-i Isfahân birbirine muttasıl iki şehirdir ammâ Isfahân-ı atîk-i şehr-i Yahûd'u ibtidâ binâ eden Tahmûres ve Cemşîd ve Zülkarneyn binâ etmişlerdir. Lâkin sonra kavm-i Yahûd mezkûr Hazret-i Hızır şehrinden varup mâl-â-mâl olduklarından şehr-i Yahûd derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407a ·
metinde göster ·
… inden Süleymân Hân-ı Iğrando fethidir, be-dest-i Vezîr-i Sânî Serdâr Ahmed Paşa
bâ-i‘ânet-i
Ulama Paşa ve imdâd-ı Gâzî Küçük Balı Beğ.
Ba‘dehu sene 958 târîhinde Erdel Kralı Betlen Gor elinden Süleymân Hân-ı Iğrando fethidir, be-dest-i Vezîr-i Sânî Serdâr Ahmed Paşa bâ-i‘ânet-i Ulama Paşa ve imdâd-ı Gâzî Küçük Balı Beğ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81b ·
metinde göster ·
… Sultân Mehemmed-i Râbi‘ ibn İbrâhîm Hân asrında be-dest-i Serdâr Köse Alî Paşa
bâ-i‘ânet-i
Seydî Ahmed Paşa ve Çavuşzâde Mehemmed Paşa ve Çatalbaş Paşa ve Hısım Mehemmed …
Sene 1071 târîhinde Sultân Mehemmed-i Râbi‘ ibn İbrâhîm Hân asrında be-dest-i Serdâr Köse Alî Paşa bâ-i‘ânet-i Seydî Ahmed Paşa ve Çavuşzâde Mehemmed Paşa ve Çatalbaş Paşa ve Hısım Mehemmed Paşa ve Cerrâh Kâsım Paşa ve Abaza Sarı Hüseyin Paşa ve Yentür Hasan Paşa ve niçe vüzerâ ve mîr-i mîrânların i‘ânetiyle kal‘a-i Varat'ı Alî Paşa'nın feth etdiğinin târîhleri budur. Mısra‘-ı târîhi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 85b ·
metinde göster ·
Mengli Geray Hân Sultân Bâyezîd-i Velî Hân Ciniviz kralı Frengi elinden be-dest …
Sene (---) târîhinde bâ-i‘ânet-i Mengli Geray Hân Sultân Bâyezîd-i Velî Hân Ciniviz kralı Frengi elinden be-dest-i Gedik Ahmed Paşa feth etmişdir. Tahrîr-i Bâyezîd Hân üzre hâlâ Kefe eyâletinde voyvadalıkdır. Ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâdır kim cümle (---) aded nâhiye kurâları vardır. Dizdârı ve elli aded merdüm-hisârı var, gayri hâkimleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135a ·
metinde göster ·
… ahrîr olunduğu gibidir. Ammâ sene (---) târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî asrında
bâ-i‘ânet-i
Mengli Geray Hân be-dest-i Serdâr-ı mu‘azzam Gedik 139a Ahmed Paşa Ciniviz Fr …
Ba‘dehu bin pâre gemiler ile Karadeniz'e çıkup Bahr-i Siyâh'ın yemîn [ü] yesârında her ne kadar kılâ‘-ı metîneler ve şehr-i bender-i azîmler var ise cümle kabza-i teshîre alup ba‘dehu bu Kefe kal‘ası limanına lenger-endâht olup görse kim âb [u] hevâsı latîf nebâtât [u] giyâhâtı firâvân ve enhârları cârî ve revân bir cây-ı emâ[n] ve bir latîf liman olduğun görü[p] "Tîz bu mahalde bana bir kal‘a binâ edin" dedikde asker-i deryâ-misâl ve niçe bin ummâl ve niçe bin üstâd-ı kâmil bennâlar üşüp yedi ayda yedi kapulu bir kal‘a-i mu‘azzam binâ edüp kral kendi ismi ile, Kefey(?) Ban deyü nâm korlar. Galat-ı meşhûr evlâ olmağın başına banın kaldırup Kefe derler, ammâ ba‘zı müverrihîn Kefa'dan galat Kefe derler, ya‘nî kefâ yeter demek ola derler, bunu yazmışlar. El-hâsıl bânîsi ve sebeb-i tesmiyesi bâlâda tahrîr olunduğu gibidir. Ammâ sene (---) târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî asrında bâ-i‘ânet-i Mengli Geray Hân be-dest-i Serdâr-ı mu‘azzam Gedik 139a Ahmed Paşa Ciniviz Frengi elinden kuvvet-i bâzû ile feth etdiğine târîh-i zîbâdır:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 138b–139a ·
metinde göster ·
… lidesi binâ etdiğiyçün Sultâniyye kullesi derler. Be-dest-i Gürcî Mustafa Paşa,
bâ-i‘ânet-i
Mehemmed Geray Hân, bâ-müşâvere-i Köpürlü Mehemmed Paşa ile inşâ olunmuş bir Se …
Bu kulle-i serâmedi sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘in vâlidesi binâ etdiğiyçün Sultâniyye kullesi derler. Be-dest-i Gürcî Mustafa Paşa, bâ-i‘ânet-i Mehemmed Geray Hân, bâ-müşâvere-i Köpürlü Mehemmed Paşa ile inşâ olunmuş bir Sedd-i İskender-vâr kulle-i serâmed-i azîmdir. Bu vilâyet-i Maskov hâkinde olmak ile bu kulleye takayyüd-i tâm ve cidd [ü] ihtimâm edüp metânet üzre binâ olunmuş. Ammâ bunun da zirve-i a‘lâsında tahtadan serâmed kulle külâhıyla örtülü bir musanna‘ ve mukarnazlı ve furûşlu ve medîneli ve mazgallı ve kat-ender-kat top delikli İslâmbol'da Galata kullesi gibi şekl-i müdevver Şeddâdî-misâl seng binâ-yı ra‘nâ kulle-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 187a ·
metinde göster ·
… ne 759 târîhinde Orhân Gâzî asrında be-dest-i Süleymân Beşe ibn Sultân Orhân ve
bâ-i‘ânet-i
Kara Ece Ya‘kûb ve Sarı Hoca ve Kara Koca ve Kara Mürsel ve Kocaeli Beğ ve Kara …
İbtidâ bânîsi be-kavl-i Rûm Yanvan Dimodoka kal‘ası sâhibi Dimodoka [nâ]mân bürâderânlar iştirâk-i seviy üzre binâ etmişlerdir. Niçe divelden divele düşüp âhır-ı kâr mu‘cizât-ı Seyyidü'l-levlâk Fahr-i Enbiyâ berekâtıyla sene 759 târîhinde Orhân Gâzî asrında be-dest-i Süleymân Beşe ibn Sultân Orhân ve bâ-i‘ânet-i Kara Ece Ya‘kûb ve Sarı Hoca ve Kara Koca ve Kara Mürsel ve Kocaeli Beğ ve Kara Foça ve Kara Sığal(?) ve Kara Tazkır nâmân yetmiş aded Kara Koca Kara Foçalar ile ibtidâ Süleymân Beşe Kapudağı'ndan gemiler ile bism-i İlâh ile hâk-i Rûm'a geçüp ibtidâ İpsala'yı feth edüp ibtidâ salâyı anda edâ etdiklerinden ibtidâ Salâ kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 380b ·
metinde göster ·
Kara Ko(ko)ca ve Kara Foça ve Kara Mürsel nâmân yetmiş aded erler ile bu kal‘a- …
Ba‘dehu sene 759 târîhinde Orhân Gâzî asrında be-dest-i Gâzî Süleymân Beşe bâ-i‘ânet-i Kara Ko(ko)ca ve Kara Foça ve Kara Mürsel nâmân yetmiş aded erler ile bu kal‘a-i Tekrûr'u feth edüp mu‘tâd-ı kadîmeleri üzre ke'l-evvel hisâr-ı üstüvârını hâke berâber münhedim edüp zabt [u] rabt edüp Silivri'den ve İslâmbol'dan taşra bir kefere çıkmağa iktidârları olmayup hemân her bâr şebhûnlar edüp şikâr alup yine Tekrurdağı'na girüp pinhân olurlarmış. İbtidâ bu Tekirdağı şehrinin feth [ü] fütûhâtı bu yüzden olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 381b ·
metinde göster ·
muvahhidesine iki nokta ile tâ’i müsennâ kılup "Faktülûhü" eyleyüp bir neccâb i …
Sebeb-i şehâdet-i Hazret-i Osmân eş-şehîd: Sene (---) târîhinde Hazret-i Osmân Mısır'ı Hazret-i Ebâ Bekr'in evlâdı Muhammed Ekber'e ihsân etdi. Ammâ Hazret-i Osmân'ın kâtibi olan Mervân'ın murâdı Mısır'ı gayriye ricâ etmişdi. Ricâsı kabûl olmayup Muhammed Ekber Mısır'a karîb vardıkda Hazret-i Osmân tarafından Mısır'a bir yarlığ-ı belîğ iktizâ etmeğile Mervân-ı kâtib hîle edüp bu gûne bir emir inşâ eder kim "izâ câ’e'l-emîr fakbilûhü" lâfzın bî-nukat tahrîr edüp Hazret-i Osmân'a mühürledüp ba‘dehu "Fakbilûhü" lâfzının bâ-i muvahhidesine iki nokta ile tâ’i müsennâ kılup "Faktülûhü" eyleyüp bir neccâb ile bu sahte emri Mısır'a gönderir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y295b ·
metinde göster ·
muvahhadesine iki nokta ile tâ-i müsennâ kılup "faktulûh" eyleyüp bir neccâb il …
Mervân kâtib bir hîle ile bu gûne emir inşâ eder kim "İzâ câe'l-emîr fakbulûh" lafzın bî-nukât tahrîr edüp Hazret-i Osmân'a mühürledir. Ba‘dehu "fakbulûh" lafzının bâ-i muvahhadesine iki nokta ile tâ-i müsennâ kılup "faktulûh" eyleyüp bir neccâb ile Mervân kâtib bu emri Mısır'a gönderir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y17a ·
metinde göster ·