… sarpdır. Ammâ askerinin bahâdır ve şecî‘ olduklarından aslâ ve kat‘â düşmandan
bâk [u]
pervâları yokdur. Hattâ Kel Rüstem Hân muhâsarasında yedi ayda iç kal‘adan yedi …
Ammâ Tebrîz kapusu tarafı handakı yüz arşun arîz ve kırk arşun amîk handak-ı azîmdir, zîrâ türâblı zemîndir. Ekseriyyâ der-ceng-i evvel düşman aşağı kal‘aya bu mahalden sarıldığından aşağı kal‘anın bu Tebrîz kapusu mahalli kat-ender-kat sarpdır. Ammâ askerinin bahâdır ve şecî‘ olduklarından aslâ ve kat‘â düşmandan bâk [u] pervâları yokdur. Hattâ Kel Rüstem Hân muhâsarasında yedi ayda iç kal‘adan yedi aded top atmışlar. Kesik Top derler. Süleymân Hân'ın bir ağzı kırık topu vardır, anı bir kerre İçkal‘a kayasındaki mağaradan atup yedi aded Acem hânları müşâverede iken yedisin dahi dûzah-ı nîrâna gönderir. Böyle bir top-ı kûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 252b ·
metinde göster ·
… bir kurşum menzili mesâfe-i ba‘îdede nehr-i azîm olmağile bu tarafdan Bağdâd'ın
bâk u
pervâsı yokdur ve bu tarafda imâreti çokdur. (---)(---)(---)
Ve bu mahalde derûn-ı Bağdâd'da şiddet-i hârdan emân bulmak içün sarâylar vardır. Ba‘zı zamân Şatt, Bağdâd içre girüp bu serdâbları mâl-â-mâl olur. Zîrâ Bağdâd'ın cümle imâreti Şat kenârı semtine vâki‘ olmuşdur kim cemî‘i burc [u] bârûlar üzre Şatt'a nâzır hânedânlardır. Ve bu tarafda kal‘a-i Bağdâd'ın aslâ havfi yokdur. Zîrâ nehr-i Şatt'a karşu kıble tarafı ka‘be hâki Kuşlar kal‘ası cânib bir kurşum menzili mesâfe-i ba‘îdede nehr-i azîm olmağile bu tarafdan Bağdâd'ın bâk u pervâsı yokdur ve bu tarafda imâreti çokdur. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 340b ·
metinde göster ·
… ûretler polad-ı Nahşivânî tucu olmağile ne âteşden ve ne eğeden ve ne çürümeden
bâk [u]
pervâsı yokdur, ammâ bu Alî Ağa niçe çalım ile bu putları kılıç ile çaldı" deyü …
Kıssîs eydir: "Bunların ibtidâ ma‘denleri diyâr-ı Acem'de Nahçuvan'dan gelüp hâlâ bunlar polad-ı Nahşivânî'dirler. Tuç ise iki şeyden mürekkebdir. Nısfı kalay ve nısfı bakır ola, hâlis tuç olur ve tuç-ı esferü'l-levn olsun deyü içine tutiya korsan sarı altun-misâl tuç olur. Ve hâlâ cümle kâfiristânda ve bizim bu Vârat kal‘asında olan üç yüz aded toplarımız bu terkîb ile dökülmüş altun gibi berrâk ve sarı toplardır kim ibtidâ bu toplar döküldükde germâ-germ otuz altı sâ‘at göyner çam ile âteş edüp kaynar kal olur. Ba‘dehû top dökerler. Yine hîn-i mahalde âteşde ol top kırıkların eritmek kabildir, ammâ bu bizim Vârat'da Alî Ağa'nın kılıç ile urduğu sûretler polad-ı Nahşivânî tucu olmağile ne âteşden ve ne eğeden ve ne çürümeden bâk [u] pervâsı yokdur, ammâ bu Alî Ağa niçe çalım ile bu putları kılıç ile çaldı" deyü bu ahvâl-i timsâlleri nakl eden ruhbân engüşt ber-dehen edüp nakl ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 126b ·
metinde göster ·