… lelerde baca ve fürûş mazgal yerleri etmişler kim kaçan düşman kapu önüne gelse
bâlâdan
düşman üzre taş ve kumbara bırağacak delikler vardır. Evvelâ cânib-i şarka Tata …
Sene (---) târîhinde Fâtih-i Eğre Sultân Mehemmed-i Sâlis asrında Celâlî Karayazıcı ve Kalenderoğlu ve Deli Hasan ve Cennetoğlu nâm celâlîlerin Bursa üzre hücûmların a‘yân-ı Bursa istimâ‘ edüp fermân-ı şehriyâriyle şehrin cânib-i selâsesine burc [u] bârûlu ve kûşe-bendli ve dirsekli ve her tarafı mazgallı yalın kat bir kal‘a-i azîm binâ etmişlerdir, ammâ ol kadar metânet üzre binâ olunmamışdır. Bu dahi Keşiş Dağı ismiyle müsemmâ cibâlin zeylinde şarkdan garba tûlânî bir belde-i mu‘azzamdır. Tûlu kâmil bir fersahdır ve arzı nısf fersahdır ve dâiren-mâdâr iç kal‘a'nın üç tarafın ihâta edüp cümle etrâfı on beş bin adımdır. Der-i dîvârları ol kadar âlî değildir ve Tatarlar Kapusu cânibinde handakı vardır, gayrı câniblerinde handakı yokdur ve handak ihtiyacı yokdur. Zîrâ sulu yir olmağıla düşman gelüp sıfr bulup meteris kazacak alçak yerinden su çıkar. Anınçün handakı yokdur. Ve câ-be-câ kulleler üzre topları ve mazgalları çokdur, ammâ iç kal‘ada cebehâne ve tophâne firâvândır. Her ıydeynde ve donanmalarda azîm şâdmânlar olur. Dizdârı vardır, ammâ iç-el olmağıla bevvâblarından gayrı neferâtları yokdur, ammâ şehrin altı binden ziyâde pâsbânları çokdur. Ve bu aşağı kal‘a'nın dâiren-mâdâr cümle (---) kal‘a kapularıdır. Ba‘zısı demir kanatlı kapulardır, ba‘zıları belvan tahta kapulardır: ammâ her kapunun üzerindeki kullelerde baca ve fürûş mazgal yerleri etmişler kim kaçan düşman kapu önüne gelse bâlâdan düşman üzre taş ve kumbara bırağacak delikler vardır. Evvelâ cânib-i şarka Tatarlar Kapusu ve Filedâr Kapusu şimâle mekşûfdur ve Hasan Paşa Kapusu (---) nâzırdır ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223a ·
metinde göster ·
… görüp âhir yedi seneden sonra Habîb-i Neccâr'ı şehîd edüp ser-i sa‘âdeti kûh-ı
bâlâdan
galtân olarak aşağı şehirde bir gâr-ı hafrde (---) nerdübân ile inilir bir teky …
Menâkıb-ı Habîb-i Neccâr : Bâlâda tahrîr olunan bânî-i Antakıyye Bî‘atü'l-Kassân nâm melikin bir nûr-i dîde ciğer-kûşesi var idi. Ol dahi pederi gibi Hazret-i Mesîh'e îmân getirüp mü’min ü muvahhid olmuş idi. Hikmet-i Hüdâ ecel-i müsemmâsı gülüp "İrci‘î ilâ rabbik" emrine imtisâlen cânib-i Hakk'a revâne olup Antakıyye içre defn olunup yedi seneden sonra bu Hazret-i Habîb-i Neccâr bu Antakıyye şehrine gelüp cümle halkı dîn-i Mesîh'e da‘vet etdikde cümle ahâlî-i beled Habîb-i Neccâr'dan mu‘cize isteyüp "Bizim melîkimizin Yavhîd nâmında bir âdil oğlu var idi. Yedi senedir merhûm oldu. Anı ihyâ eyle, cümlemiz îmâna gelelim" dediler. Derhâl Habîb-i Neccâr kabr-i şehzâde üzre varup du‘â edüp "Kum bi-iznillah" deyince bi-emri Hüdâ şehzâde-i âzâde azâb-ı kabrden âzâd olup hayât buldukda yedi sene mu‘ammer olup cümle ehl-i Antakıyye İslâm ile müşerref olup şehzâde yedi sâlde ol kadar adl-i adâletler edüp deyr-i kebîrler ve hayrât-ı vefîrler edüp şehr-i Antakıyye'i imâr ederken Habîb-i Neccâr kifâf-ı nefs içün neccârlık etdüğünden Habîb-i Neccâr derler. Ol asrda dülgerlerin pîri ol idi. Ammâ Hazret-i Risâlet-penâh asrında Ebü'l-Kâsım Abdülvâhid en-Neccârî'dir. Hazret huzûrunda Selmân-ı Pâk belin bağlayup kırk ikinci pîr olup [İbn] Zübeyr hazretlerinin fermâniyle Mekke-i Mükerreme'ye bir bâb dahi binâ edüp huccâc birinden girüp birinden çıkarlardı. Ba‘dehû Yûsuf Haccâc-ı Zâlim gelüp zulm ile {Mekke'de} ceng-i azîm edüp [İbn] Zübeyr hazretleri mündehim olup "Niçün Mekke'ye bir kapu dahi ihdâs etdin?" deyü Hazret-i [İbn] Zübeyr'i sene (---) târîhinde Haccâc-ı Zâlim salb edüp kabr-i Zübeyr kurâfe-i mu‘allâdadır. Neccârların pîri Ebü'l-Kâsım'ı dahi kapu inşâ etdiğiyçün salb etmek murâd edindikde Ebü'l-Kâsım Cidde'den gemiyle Habeş'e firâr edüp andan Asvân şehrinde Dâr-ı Bâkî'de karâr etdi. Ammâ pîr-i neccâr-ı kadîm Habîb-i Neccâr idi {Hazret-i Habîb-i Neccâr bu Antakıyye'de Yavhîd nâm} şehzâdei mürde iken ihyâ edüp keşf-i mu‘cize etdüğün münkerîn görüp âhir yedi seneden sonra Habîb-i Neccâr'ı şehîd edüp ser-i sa‘âdeti kûh-ı bâlâdan galtân olarak aşağı şehirde bir gâr-ı hafrde (---) nerdübân ile inilir bir tekye-i pür-envâr içinde medfûn olup hâlâ cemî‘i ehl-i İslâm ü Nasâra kavminin ziyâretgâhıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 24a ·
metinde göster ·
… n mezkûr kulle-i bülendden hânlar ba‘zı vâcibü'l-izâle olan âdemleri ol kulle-i
bâlâdan
aşağı endâht edüp pâre pâre olur. Anınçün ol şark tarafında kulle-i âlîye "Kanl …
Evvelâ bu kal‘a-i ser-bülend kûh-ı Dehdîvân ile kûh-ı Âvîh mâbeyninde bir vâsi‘ sengistân uz içinde Âvîh deresi solunda ve İskender deresi sağında bu nehreyn-i zülâleyn bir yere mahlût olduğu mahalde evce ser çekmiş bir yalçın kaya üzre Şeddâdî binâ-misâl seng-tıraşlar ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim her seng-i hârâsı pil-i Mengurûsî cüssesi kadardır. Bu kal‘a vaz‘ olduğu püşte-i bâlâ iki nehir mâbeyninde gûyâ cezîre-misâl vâki‘ olmuşdur. Ammâ gâyet serâmed kanâre-i âlîdir kim kal‘anın dervezesine altı yüz adımda urûc olunur, sa‘b yolu vardır. Cirm-i kal‘a oldur kim şarkdan garba şekl-i murabba‘dan tulanîce vâki‘ olmuşdur, ammâ şark tarafı gâyet âlî olup evc-i âsumâna ser çekmiş bir burc-ı âlîsi olup aşağı deresi derk-i esfelden nişân verir bir çâh-ı gayyâ olduğundan mezkûr kulle-i bülendden hânlar ba‘zı vâcibü'l-izâle olan âdemleri ol kulle-i bâlâdan aşağı endâht edüp pâre pâre olur. Anınçün ol şark tarafında kulle-i âlîye "Kanlı kulle" derler. Bir kulle dahi cânib-i garbda hân sarâyı köşesinde kulle-i azîmdir kim içinde cebehâne-i gûnâ-gûnlar vardır ve cümle altı yüz yetmiş aded dendân-ı bedendir ve her bedende birer mazgal deliği vardır ve anlardan aşağı birer kat mazgal delikleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223a ·
metinde göster ·
… îkat andan bir kerre düşen takla atarak kendüyi Bitlîs şehrinde bulur. Bu kûh-ı
bâlâdan
aşağı nazar etdiğimizde el-azametullah Bitlîs şehrinin cânib-i etrâfın âdem der …
Ve Bitlîs'e girecek dere ağzın sedd-i İskender ile ol kadar metîn etmiş kim andan dahi bir kuş uçamaz ve büyük Dehdîvân üzre hânın vezîri makâmında Çâker Akası yüz elli bayrak tüfeng-endâz ile çıt-a-çıt olup başka kal‘a-misâl bir meteris etmiş kim gûyâ sedd-i Kahkahâ'dır. Ve karşu alçak Dehdîvân'da kezâlik zirve-i a‘lâsında kal‘a-i Demâvend-vâr bir meteris edüp hânın ikinci akası Arab Halîl Ağa kapanup anda dahi mûr-ı mâr-misâl asâkir-i kerrâr âmâdelerdi. Paşa-yı mubassır im‘an-ı nazar ile nazar edüp "Bu tarafdan bunlara zafer mümkin değildir." deyüp Dehdîvân-ı âlî tarafında dağlar içre gidüp kâh esb-süvâr ve kâh piyâde reftâr ile gûnâ-gûn müşâvere-i güftâr ederek bir kûh-ı bülendin zirvesine urûc etdik kim meğer ana kûh-ı Taklaban derlermiş. Hakîkat andan bir kerre düşen takla atarak kendüyi Bitlîs şehrinde bulur. Bu kûh-ı bâlâdan aşağı nazar etdiğimizde el-azametullah Bitlîs şehrinin cânib-i etrâfın âdem deryâsı ihâta edüp pür-silâh âmâde dururlar. Ve kal‘a-i Bitlîs'in burc u bârûları toplar ile ârâste ve asâkir-i firâvân ile pîrâste olup cümle dendân-ı bedenleri sancağ u bayrağ-ı gûnâ-gûnlar ile zeyn olmuş. Paşa-yı {dûrbîn-fikr} eline dûrbînin alup hayli mesâfe-i ba‘îde 264b olan yerleri dûrbîn ile temâşâ edüp ne cânibden bu şehre yürüyüş ideceğin gözden geçirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 264a–264b ·
metinde göster ·
… rbirlerine çıt-a-çıt olup cümle mezra‘aları nehr-i Hermas'dan sulanır bir kûh-ı
bâlâdan
tulû‘ eder. Hatta be-kavl-i müverrihân mahall-i Tûfân'da Hazret-i Nûh'un gemisi …
Cümle (---) aded sebîl-i atşândır. Melik Sincâr ve Sencer Şâh asrında bu Nasîbîn içre cereyân eden nehr-i Nasîbîn Hermas şehrin 392a cümle sebîlleri ve cevâmi‘ ü hammâmları reyy etdikden sonra şehrini cânib-i şimâlinden ba‘îd sahrâlar cümle bâğ u besâtîn ve hadîka-i ravza-i Rıdvân misilli cinîn ü gaytânlar idi. Nehr-i Hermas tulû‘ etdüği kûh-ı bülende varınca bâğ-ı behişt birbirlerine çıt-a-çıt olup cümle mezra‘aları nehr-i Hermas'dan sulanır bir kûh-ı bâlâdan tulû‘ eder. Hatta be-kavl-i müverrihân mahall-i Tûfân'da Hazret-i Nûh'un gemisi bu Hermas dağında dahi müstakarr olup iki gün ol cebel üzre ârâm edüp hâlâ anda ziyâretgâh-ı Câmi‘-i Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm var, zamân-ı kadîmde gâyet ma‘mûr imiş. Hâlâ ol kadar imâr değildir. Ancak yayla zamânı Aşdı Ekrâdları ibâdet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 391b–392a ·
metinde göster ·
… â olup cemî‘i Keçkemet sahrâları ve Şarkez yakaları üç konak yerdir, bu kulle-i
bâlâdan
nümâyân olup tahta örtülü ayyûka kad-keşân olmuş bir kulle-i bâlâdır kim tâ zir …
Derûn-ı hisârda cümle yetmiş aded şindire tahta örtülü hâneleri ve bir kenîseden tebdîl olmuş Süleymân Hân câmi‘i var, gâyet ma‘bedgâh-ı kadîm ve kârgîr binâdır. Hattâ bu câmi‘e muttasıl evc-i âsumâna ser çekmiş çâr-kûşe Şeddâdî binâ bir kulle-i ra‘nâsı var kim cihân-nümâ olup cemî‘i Keçkemet sahrâları ve Şarkez yakaları üç konak yerdir, bu kulle-i bâlâdan nümâyân olup tahta örtülü ayyûka kad-keşân olmuş bir kulle-i bâlâdır kim tâ zirve-i a‘lâsında dörd aded serâmed topları vardır. Dahi mâ-fevkinde bu kulle üzre Süleymân Hân câmi‘inin bir musanna‘ serâmed tahta menâresi vardır. Ve bu kullede dizdârın ve iki yüz aded kal‘a neferâtlar[ının] zî-kıymet metâ‘ları mahfûzdur, zîr[â] sa‘b 71b ve metîn kulle-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 71a–71b ·
metinde göster ·
… eks eden küffârı nâr-nûr murâdına ergirir top-ı tavîlleri var. Hattâ bu tabya-i
bâlâdan
aşağı varoşa bakmağa âdem cür’et edemeyüp aklı çâk olur. Tâ bu mertebe tabya-i …
Ve bu kapudan içeri tâ mağrib cânibindeki toprak tabyaya varınca kâmil beş yüz hatvedir, ammâ bu toprak tabya dahi iki kat Şeddâdî taşdan nev binâ bir tabya-i ra‘nâdır kim her katında onar pâre balyemez topları var kim Tuna aşrı Ciğerdelen sahrâsına gelen düşmanların ciğerin deler. Serâmed topları tâ Murâdovası'nda meks eden küffârı nâr-nûr murâdına ergirir top-ı tavîlleri var. Hattâ bu tabya-i bâlâdan aşağı varoşa bakmağa âdem cür’et edemeyüp aklı çâk olur. Tâ bu mertebe tabya-i âlîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94a ·
metinde göster ·
… zrevân gibi aşağıdan yukaru çıkmışdır. Garâbet bunda kim bu su bir havâle kûh-ı
bâlâdan
enüp terâzû ile çıkma değildir, hemân çarh-ı dollâblar ile çıkmışdır. Ve bu çeş …
Cümle su yolları tuç künkler ile mebnîdir kim vasfında lisân kâsırdır ve Budin'dekinden musanna‘ su yoludur kim görenin aklı perîşân olur, zîrâ bu su yolu dik yukaru şazrevân gibi aşağıdan yukaru çıkmışdır. Garâbet bunda kim bu su bir havâle kûh-ı bâlâdan enüp terâzû ile çıkma değildir, hemân çarh-ı dollâblar ile çıkmışdır. Ve bu çeşmenin yol aşırı karşusunda on beş kade[me] taş nerdübân ile çıkılır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 94a ·
metinde göster ·
berü bu mezkûr köyler cümle Budin'in üçer ve dörder ve beşer yüz evli etrâfı şa …
Hamd-i Hudâ cümle piyâdelerimiz bataklık içinde piyâde sular içinde tasvîrlerin tecessüs ederek selâmetle ubûr edüp andan karye-i Sinlaslo, andan karye-i Toray, bâlâdan berü bu mezkûr köyler cümle Budin'in üçer ve dörder ve beşer yüz evli etrâfı şarampavlı ve handaklı ve cisir kapulu ve her birinde birer ikişer ve beşer mu‘azzam binâlı kenîseleri ve bâğları bâğçeleri var ma‘mûr ve müzeyyen Macar cüvânlı şîrîn kurâları 13 sâ‘atde ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 34a ·
metinde göster ·
… r-ı] binâlar var ise mermer amûdları ve gayri mermer ahcârâtları cümle bu kûh-ı
bâlâdan
kesildiği yerleri durur. Ve hâlâ niçe yüz aded kûhkenler Ferhâd-vâr mermer kesm …
Atina şehrinde her ne kadar âsâ[r-ı] binâlar var ise mermer amûdları ve gayri mermer ahcârâtları cümle bu kûh-ı bâlâdan kesildiği yerleri durur. Ve hâlâ niçe yüz aded kûhkenler Ferhâd-vâr mermer kesmededirler, garîb temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b ·
metinde göster ·
… âresi gibi mâ-i berd-i ayn-ı revâkdır, ammâ aceb hikmet-i Bârî'dir kim bu kûh-ı
bâlâdan
bâlâ kurbunda dağlar yokdur kim andan bu kal‘aya sular gele diyesin. Hemân ⟦Ara …
Bu kal‘ada Sultân Mehemmed câmi‘i dibinde iki aded âb-ı zülâl çeşme-i cân-perverler vardır kim her biri mâh-ı Temmûz'da buz pâresi gibi mâ-i berd-i ayn-ı revâkdır, ammâ aceb hikmet-i Bârî'dir kim bu kûh-ı bâlâdan bâlâ kurbunda dağlar yokdur kim andan bu kal‘aya sular gele diyesin. Hemân Arapça dir, âmennâ ve saddaknâ. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 258a ·
metinde göster ·
cânib-i şimâle yokuş aşağı beş bin adımda enilir, ammâ yarı yolda yol üzre bir …
Bu kal‘a-i bâlâdan cânib-i şimâle yokuş aşağı beş bin adımda enilir, ammâ yarı yolda yol üzre bir uçurum mürtefi‘ yerde iki aded âb-ı hayât çeşmeler var kim Hudâ hakkiyçün Rûmeli diyârında öyle bir âb-ı hayât meğer Erdel vilâyetinde nehr-i azîm Şamos suyu ola. Şehre yakın olan çeşme-i cân-perverin târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 258b ·
metinde göster ·
… yâ ebrler serimiz üzre güzer edüp sadâ-yı kerrûbiyân istimâ‘ olunurdu. Bu kûh-ı
bâlâdan
kal‘a-i Alâ’iyye leb-i deryâda nümâyân oldu. Anı serber-zemîn nüzûl edüp bir sâ …
Hakîr, müsellime, bu Karpuz nehri kenarında şehîd olan garîb tüccârların ahvâlâtın takrîr etdiğimde, fî'l-hâl baş bölükbaşısı ile üç bayrak asker gönderüp teftîş ve tefahhus etmeğe gitdiler. Hakîr anda anlar ile bir gün tekâ‘üd edüp ertesi gün cemapur askeri-misâl derinti kavim ile gâh leb-i deryâ ile ve gâh sengistân ve cibâl ile mahûf u muhâtara yollarla, her kayanın zirve-i i‘lâsından âdem aşağı deryâya baksa zehresi çâk olur, eyle bir musîbet akabenin nihâyetine çıkdık. Gûyâ ebrler serimiz üzre güzer edüp sadâ-yı kerrûbiyân istimâ‘ olunurdu. Bu kûh-ı bâlâdan kal‘a-i Alâ’iyye leb-i deryâda nümâyân oldu. Anı serber-zemîn nüzûl edüp bir sâ‘at dahi kumsal düz yerde yürüyüp mecmû‘u altıncı sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y138b ·
metinde göster ·
… i. Hırkîl Kral cümleden ziyâde mu‘ammer olup Mısır'a dahi mutasarrıf oldu. Zîrâ
bâlâdan
bu mahalle dek tahrîr etdiğimiz eğer müslim eğer millet-i Nasârâ cümle Mısır'a …
Cem‘ olsa kayâsıra derlerdi. Hırkîl Kral cümleden ziyâde mu‘ammer olup Mısır'a dahi mutasarrıf oldu. Zîrâ bâlâdan bu mahalle dek tahrîr etdiğimiz eğer müslim eğer millet-i Nasârâ cümle Mısır'a ve Kudüs'e tâliblerdir. Mısır'a mâlik olan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y38a ·
metinde göster ·
berü tahrîr olunan eğer alaylı ve eğer alaysız minvâl-i meşrûh üzre tavsîf olun …
İhvân-ı zarîfâna şöyle ma‘lûm ola kim bâlâdan berü tahrîr olunan eğer alaylı ve eğer alaysız minvâl-i meşrûh üzre tavsîf olunan Mısır hazîneleri cümle seksen bir hazîne-i Mısır eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y217b ·
metinde göster ·
Bu şehrin cümle esvâkları bir mürtefi‘ yere vâki‘ olmağile
bâlâdan
süflîye yâhûd aşağıdan yukarı bir çârsû içre nazar olundukda âdem deryâsı temev …
Bu şehrin cümle esvâkları bir mürtefi‘ yere vâki‘ olmağile bâlâdan süflîye yâhûd aşağıdan yukarı bir çârsû içre nazar olundukda âdem deryâsı temevvüc eder. Ve ekseriyyâ evlerinin kapularında ve atebe-i âlîlerinde gûnâ-gûn nakş ile âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y367b ·
metinde göster ·