{Netîce-i kelâm Kostantîn'in ömrü bu İslâmbol kal‘ası amârıyla âhir olup murg-ı dili, bâz-ı ecelden kurtulmayup kafes-i tenden tayerân edüp bir hâkim-i âdil ve dîn-i Îsâ'da kâmil olduğundan ehl-i cennetdir, derler. Cümle saltanatı (---) sene olup yerine oğlu Mikra Kostantîn kıral olup ol dahi dîn-i Îsâ üzre şân u şöhret ve şevket verüp Ayasofya anın zamânında binâ olunup hamd-i Hudâ ma‘bedgâh-ı müslimîn olup bâng-i Muhammedî verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14b ·
metinde göster ·
… elirken asâkir-i İslâm içre şeb [u] rûz yigirmi dörd sâ‘atde yigirmi dörd kerre
bâng-i
horos urup;
Ve Horosî Dede Unkapanı'ndan sarıldı. Unkapanı'na anıniçün Horoskapusu derler. Ve kapunun taşra atebesinin içeri girirken sol tarafında tâ atebe-i âlîsi üzre bir horos tasvîri vardır, anıniçün Horoslukapu dahi derler. Ve Horosî Dede ceddimiz Türk-i Türkân Hoca Ahmed Yesevî hazretlerinin fukarâlarından olup Hacı Bektaş-ı Velî ile Horasân'dan gelüp bir pîr-i fânî olup Ebü'l-feth ile İslâmbol'a gelirken asâkir-i İslâm içre şeb [u] rûz yigirmi dörd sâ‘atde yigirmi dörd kerre bâng-i horos urup;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26b ·
metinde göster ·
… ten kafesi / Kârbân-ı reh-i iklîm-i adem menzilinin / Tokınur oldu katı sem‘ime
bâng-i
çeresi
Iztırâbı kogil ey murg-ı revân sabr eyleEskiyüp işte harâb olmada bu ten kafesiKârbân-ı reh-i iklîm-i adem menzilininTokınur oldu katı sem‘ime bâng-i çeresi
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 29a ·
metinde göster ·
Ve bu câmi‘in dörd aded evsâf-ı minârâtları var kim her biri birer makâm-ı bâng-i Muhammedîdir. Sultân Süleymân Hân, selâtîn-i Âl-i Osmân'ın onuncu pâdişâhı olmağile ana alâmeten dörd minâreyi on tabaka inşâ etmişlerdir. Câmi‘e muttasıl iki minâre üçer tabaka evc-i semâya ser-çekmiş (---) yüz kade[me] minâre-i bî-hemtâlardır. Ve haremin gerü köşelerindeki iki minâre anlardan dahi alçacık ikişer tabaka minâre-i mevzûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b ·
metinde göster ·
… bu câmi‘in yemîn [ü] yesârında iki minâre-i mevzûnları ikişer şerîfeli serâmed
bâng-i
Muhammedî makâmıdır kim İslâmbol ve Bursa ve Edirne'de misli bünyâd olunmamış e …
Ve bu câmi‘in yemîn [ü] yesârında iki minâre-i mevzûnları ikişer şerîfeli serâmed bâng-i Muhammedî makâmıdır kim İslâmbol ve Bursa ve Edirne'de misli bünyâd olunmamış eyle münakkaş ibret-nümûn minârelerdir kim Koca Mi‘mâr bu minârelerde ve câmi‘de yed-i tûlâ-yı mi‘mârîsin ayân etmişdir. Her minâre on sekizer hâne köşe tarh olunmuşdur. Her tarhında serâpâ kat-ender-kat zıhlar içre gûnâ-gûn kitâbe ve mutahhıl türünce ve islimî nakışları ve her tabakada ibret-nümâ kirişme mukarnas ve medeneler ihtirâ‘ etmişdir kim görenin aklı vâlih olur. Zîrâ bu câmi‘ altıncı câmi‘dir. Her bir câmi‘den birer zerâfet ü nezâfet serîka edüp binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 47a ·
metinde göster ·
… birbirlerin görmeyüp ve sadâların istimâ‘ etmeyüp her biri birer tabakaya çıkup
bâng-i
Muhammedî ururlar. Kerâmet mertebesi bir gûne musanna‘ ibret-nümâ vâcibü's-seyr …
Ve bu haremin cânib-i erba‘asında çâr-rükn-misâl dörd aded minâre-i serâmedi var kim her biri eflâke ser çekmişdir. Ammâ sağ tarafında olan minâre-i zîbâ Üçşerîfeli olduğundan bu câmi‘e Üçşerîfeli derler. Aşağıdaki bir kapudan üç dâne 153a mü’ezzinân-ı hânendegân girüp minâreye urûc etdükde birbirlerin görmeyüp ve sadâların istimâ‘ etmeyüp her biri birer tabakaya çıkup bâng-i Muhammedî ururlar. Kerâmet mertebesi bir gûne musanna‘ ibret-nümâ vâcibü's-seyr bir minâre-i ra‘nâdır kim ilm-i mi‘mârîsine akl-ı Aristo ermez. Ve sol taraftaki minâre iki şerîfelidir. Ve haremin iki köşesinde minârelerin ikisi de birer tabaka burma burma ve şeşhâne mevzûn minâre-i ibret-nümûnlardır. Ve gûyâ cümlesi yek-pâre bâğhânelerdir. Ve bu câmi‘-i bî-bedelin cemî‘i kıbâbları rasâs-ı hâs-ı nîl-gûn ile bir gûne mestûrdur kim görenin aklı gider. Makdûr-ı beşer değil bir gûne kâr-ı acîb u garîbdir. El-hâsıl bu câmi‘in letâfet [ü] zarâfet [ü] nezâfet-i ilm-i mi‘mârîsinde misli yokdur. Üstâd-ı bennâ var makdûrun sarf edüp ol binâ-yı bânî bu câmi‘in enderûn [u] bîrûnunda ol kadar tasarruflar etmişdir kim atlas-ı felekde eyle bir kârgerlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152b–153a ·
metinde göster ·
… ol kulle sademât-ı top-ı kûplardan münhedim olup mezkûr horos dahi meksûr olup
bâng-i
horos vermeden kalır. Ol zamândan berü bu kapuya Horos kapusu deyü Macar-ı fücc …
Ba‘dehû bu kal‘a niçe kerre muhâsaralar görüp ol kulle sademât-ı top-ı kûplardan münhedim olup mezkûr horos dahi meksûr olup bâng-i horos vermeden kalır. Ol zamândan berü bu kapuya Horos kapusu deyü Macar-ı füccâr tevârîhlerinde yazmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118b ·
metinde göster ·
… r mektebde kırkar ellişer tîz bülend-âvâzlı püserân ma‘sûmlar cümle bir âhengde
bâng-i
Muhammedî'ye rehâ buldurduklarında kâmil bir sâ‘at-i nücûmî Mısır içinde makâm- …
Vakt-i zuhr ve vakt-i asr oldukda cümle selâtîn câmi‘lerinin minârelerinden Bilâlîler edâ-yı ezân-ı Muhammedîye âgâze etdiklerinde azametullâh Mısır'ın her köşe başında vâki‘ olmuş sebîller üzre her mektebde kırkar ellişer tîz bülend-âvâzlı püserân ma‘sûmlar cümle bir âhengde bâng-i Muhammedî'ye rehâ buldurduklarında kâmil bir sâ‘at-i nücûmî Mısır içinde makâm-ı hicâz ve segâh ve hüseynî ezân fasılları olur. Böyle mekteblerde ezân vermek bir diyâra mahsûs değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y107b ·
metinde göster ·
… irse ol parayı yudup Bedevî'nin başında Q 270aP 267a iki kanadın kakup bir
bâng-i
horos urur, ammâ eyle bir sadâ-yı horos istimâ‘ etmemişim.
Dîğer acîbe: Bir garâyib dahi budur kim bir hırka-i peşmîneli bir Bedevî dervîşi var idi. Bu meydânda horos oynardı. Horosun başında kırmızı at tâcı önünde bir boynuzu var idi. Dâ’imâ Bedevî'nin başında otururdu. Her kim varup bir para horosa verirse ol parayı yudup Bedevî'nin başında Q 270aP 267a iki kanadın kakup bir bâng-i horos urur, ammâ eyle bir sadâ-yı horos istimâ‘ etmemişim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y292a ·
metinde göster ·