… a kayar gibi kayar. Ammâ suyu gâyet suhûniyyet üzre halk olunmuşdur, lâkin mâ-i
bârid
halt ederler, gâyet nâfi‘ germ-âbdır. Nûş edenin hafakanın ve zahîr marazın ve …
Ammâ Eski Kaplıca: Gâzî Hudâvendigâr'ın binâsıdır kim bir kubbe-i azîmin ortasında kavl-i İmâm-ı Züfer bir havz-ı kebîri var kim aşren fe-aşrendir. Cânib-i erba‘asında Hanefî kurnaları vardır ve iki aded halvetleri var. Âdem girdikde hayât-ı câvidân bulup vücûd-ı benî Âdem kulak şahmesi gibi yumuşak olup âdemin teninden dest-i insân sabunda kayar gibi kayar. Ammâ suyu gâyet suhûniyyet üzre halk olunmuşdur, lâkin mâ-i bârid halt ederler, gâyet nâfi‘ germ-âbdır. Nûş edenin hafakanın ve zahîr marazın ve yürek oynamasın def‘ eder. Ammâ bu ılıcaya girmenin ibtidâ hâssa-i şartın bilüp giren şifâ bulup, bilmeyüp girene zâtü'l-cenb marazına mübtelâ olup bir gün füc’eten Allah müsâfiri deyüp mûristâna ve vâdî-i hâmûşâna korlar. Şart-ı nâfi‘ oldur kim ibtidâ havz kenarına varup pâk âbdest alup ba‘de'l-vuzû‘ bir hayli başın ıssı suyla yıkayup ba‘dehû vücûduna döküp vücûdun haberdâr edüp andan ayakların havz içine sokup cümle vücûduyla havza girüp safâ ede, ammâ çok durmayup taşra câmekâne çıkup uryân durmaya. Zîrâ havzda eprimiş vücûd taşra sovukda emraz-ı muhtelifeler hâsıl eder. Hemân aceleyle örtünüp sehl-ârâm edüp nâfi‘ olan terler taşrada çıkup peştemâl ve havlı silecekleri arak-âlûd olup anları çıkara. Ba‘dehû esbâbın giyüp hayât-ı câvidân bulur. Böylece etmeyen cân cânından bîzâr olup halka dil-âzâr olur. Gâyet ihtırâz lâzımdır. Ne kadar nâfi‘ ise pes o kadar muzırdır. Ve Bursa kaplıcalarının nâfi‘i bu Hudâvendigâr ılıcasıdır. Ve taşra câmekânı tarz-ı kadîm olmağıla sovuk değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227a ·
metinde göster ·
… zâhirdir. Bir kubbe içre bir havz-ı azîmi vardır. Suyu gâyet ıssıdır. Ammâ mâ-i
bârid
halt edüp mu‘tedil olur. Gâyet nâfi‘ ılıcadır. Her sene kiraz mevsiminde bu dağ …
Sebeb-i binâ-yı germ-âb : Yanko kızı Aline nâm zimmiyye maraz-ı cerebe mübtelâ olup kaş ve kirpik dökülüp çâr-darb mutarraş ışığa dönüp cüzzâm ve miskîn olur. Âhir cemî‘î hukemâ-yı kudemâ bu duhtere ilâc etmede âciz olup âhir tebdîl-i hevâ içün ol kızı İslâmbol'dan bu dağlara bırağırlar. Ol kız dahi bu kûh-i bülendler içre serserî gezerken bu ılıca suyuna râst gelüp andan nûş eder. Bir kaç günde cerebleri kara kara yanup söner. Kıza ma‘lûm olur kim ol suda hâssa vardır deyüp her gün sudan nûş edüp suya girüp kırk günde vücûdu dürr-i beyza döner. Babası Yanko'dan âdemler gelüp kızı bu hâlde görünce İslâmbol'da Yanko'ya müjde edüp kızı görmeğe bu cây-ı şifâya gelüp kızını gördükde hamd-i Hudâ edüp bu germ-âb üzre altı aded kubbe-i azîmler binâ edüp niçe âsâr-ı hayrâtlar inşa eder. Hâlâ iki kubbesi zâhirdir. Bir kubbe içre bir havz-ı azîmi vardır. Suyu gâyet ıssıdır. Ammâ mâ-i bârid halt edüp mu‘tedil olur. Gâyet nâfi‘ ılıcadır. Her sene kiraz mevsiminde bu dağlar benî Âdem ile bu ılıcalar hâtırıyçün ma‘mûr olur. Safâgâh mahaldir. 244b Bunda kâmil bir hafta zevk u sefâ edüp yine arabalara süvâr olup 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 244a–244b ·
metinde göster ·
… si eyle ıssıdır kim çömlekde bulgur kaynar gibi kaynar. Bunâ muttasıl bir ayn-ı
bârid
vardır. İçinden râhat-ı cân ile üç taş çıkaramazsın. Şiddet-i burûdetinden dest …
Evsâf-ı germâb-ı ibret-nümâ: Nehr-i Araz ile Van deryâsı kenarında Erciş kal‘ası mâbeyninde bir humme-i vâcibü's-seyrdir kim Ziyâeddîn kal‘asına karîbdir. Sun‘-ı Hudâ budur kim bu ılıca beş altı yerde kaynakdır kim birbirine onar ve on beşer adım ba‘îd kıbâblardır. Kimisi buz pâresi âb-ı zülâldir, kimisi eyle ıssıdır kim çömlekde bulgur kaynar gibi kaynar. Bunâ muttasıl bir ayn-ı bârid vardır. İçinden râhat-ı cân ile üç taş çıkaramazsın. Şiddet-i burûdetinden dest-i âdem tahammül edemez ve yine buna muttasıl şâzirvân-misâl pertâb eder eyle ıssıdır kim içinde baş ve paça ütülenir. Bu germâbların ancak birinde âsâr-ı binâ vardır. Gayrılar küşâde Hüdâî hummelerdir kim her biri birer âsiyâb-ı mâ kadar cereyân eder. Bu kal‘ayı seyr [ü] temâşâ edüp fermân-ı vezîr ile kal‘a kullarının nısfı ağalarıyla sefere me’mûr olup andan yine cânib-i garba Süncâb aynı kenarınca dağlar ve taşlar aşup 9 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 291b ·
metinde göster ·
… Mâh-ı temmuzda bir fetâ içinden üç taş çıkarmağa kâdir değildir. Ta bu mertebe
bârid
bir mâ-i berrâkdır. Gûyâ billûr ve necef ve morandır. Hakkâ ki âb-ı hayâtdan ni …
Evvelâ Diyârbekir'den cânib-i şimâle bir günde varılır kal‘a-i Palu ensesinde Bağın nâm bir bâğ-ı İrem-misâl bir köydür kim Kürdistân'da bir mesîregâh-ı kâr-ı Rezzâk'dır. Eyle hıyâbân-ı kuyahdır kim cümle Palu beğleri ve sâ’ir diyârât beğleri anda teferrüc edüp ayş [u] ışret ederler. Bu karye-i İremezât Palu beğinin hâssıdır. Ol cibâl-i sengistân içre kayadan uyûn-ı zülâl cereyân eder. Mâh-ı temmuzda bir fetâ içinden üç taş çıkarmağa kâdir değildir. Ta bu mertebe bârid bir mâ-i berrâkdır. Gûyâ billûr ve necef ve morandır. Hakkâ ki âb-ı hayâtdan nişân verir bir aynü'l-hayâtdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204b ·
metinde göster ·
… savma‘a-i ibret-nümûnda bir âb-ı hayât kuyu vardır kim mâh-ı Temmuz'da ol kadar
bârid
ve âb-ı hayâtdır kim şehrin zurefâları ve hekîm tabî‘at olanları bu bi’r-i zülâ …
Andan şehir içinde Meydân tekye. Kân-ı fukarâ-yı (---) sândır. Gâyetü'l-gâye ma‘mûr [u] âbâdândır. Hattâ binâ-yı kadîm olmağile sâhibü'l-hayrât bu âsitâneyi eyle mükellef ü müzeyyen etmiş kim serâpâ sebiz-gûn kâşî-i çin nakş-ı bukalemûn ile inşâ edüp bu âsitâne gûyâ nigârhâne-i çin olmuşdur. Ve bu savma‘a-i ibret-nümûnda bir âb-ı hayât kuyu vardır kim mâh-ı Temmuz'da ol kadar bârid ve âb-ı hayâtdır kim şehrin zurefâları ve hekîm tabî‘at olanları bu bi’r-i zülâlden nûş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 21b ·
metinde göster ·
… r olur. Ve her germâbın suları ol kadar suhûniyet üzre halk olunmuşdur kim âb-ı
bârid
karışdırmasalar çimmek mümkün değildir. Hattâ niçesinde baş ve paça ütülenüp yu …
Hulâsa-i kelâm her elsine-i muhtelifede birer gûne ismi vardır, ammâ bu Köstendil'de on iki yerde kârgîr binâlar ile müstahkem kubâb-ı âlîli ve müte‘addid havuz ve kurnalı ve müte‘addid halvetli köstenler vardır. Cümleden Beğ kösteni ve Alaybeği ılısı ve Koca Murâd Hân kavzası mükelleflerdir ve her birinde birer camekân ve dârü'l-gusullerde kurnalar var ve pâk ü pâkîze futa ve havlı makramalar ile dellâklar hidmet ederler, ammâ her birinde birer gûne menâfi‘-i kesîreler var, zîrâ cümlesinde kesret-i râyihası istişmâm olunup her kişinin parmağındaki gümüş hâtemi altun gibi zerdâlûde olur. Eğer altun ise nûrun alâ-nûr olur. Ve her germâbın suları ol kadar suhûniyet üzre halk olunmuşdur kim âb-ı bârid karışdırmasalar çimmek mümkün değildir. Hattâ niçesinde baş ve paça ütülenüp yumurta bişirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174a ·
metinde göster ·
… -i Şamos'a mahlût olur, ammâ nehr-i Banya ılıca suyu olmağile ol kadar lezîz ve
bârid
değildir, ammâ nâfi‘dir. Ve bu su, ma‘denli gümüş cevherli dağlardan gelmek ile …
Ve mezkûr nehr-i Banya Ejder nehr-i Şamos'a mahlût olur, ammâ nehr-i Banya ılıca suyu olmağile ol kadar lezîz ve bârid değildir, ammâ nâfi‘dir. Ve bu su, ma‘denli gümüş cevherli dağlardan gelmek ile bu şehir halkı ol sudan isti‘mâl etdikleriyçün ekseriyyâ sağîr u kebîrlerinin boğazlarında kuşka, ya‘nî ur gibi bir yumru şey hâsıl olur. Ve bu şehir bir derede vâkı‘ olmağile hevâsı sakîldir, ammâ halkı gâyet ankâlardır. Ve ehl-i zevk ve ayş ü nûş sâhibleridir kim herkesin bâğlarında birer kasr-ı bed-âyîn hâneleri var. "Cümle yigirmi sekiz bin bâğdır" deyü şehir birovu nakl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 9a ·
metinde göster ·
… ı Temmûz'da âdem huzûr ile âb-ı nâblarından huzûr ile nûş edemez. Tâ bu mertebe
bârid
şarâb-ı zülâllerdir. Ve bu havz-ı azîmlerin etrâflarında gûnâ-gûn nişîmen soffa …
Evvelâ tâ Dırama şehrinin ortasında Eski câmi‘ önünde Subaşı nâm bir mecma‘u'l-irfân havz-ı azîm var kim Şâfi‘î havzından vâsi‘ ve âriz ve amîk mezheb-i Hanefî-i Nu‘mân ibn Sâbitî yolu üzre aşren fe-aşrinden büyük buhayre-misâl bir havzdır kim Rûm u Arab u Acem'de ve Belh u Buh[â]râ ve Horasân ve Alman'da eyle bir mesîregâh havz-ı latîf yokdur. Yüz adedden ziyâde âb-ı hayât turna gözü sâf u nijâd billûr-misâl sular kaynayup havz-ı azîme ve havz-ı sağîrelere rîzân olur kim her âb-ı kevserden mâh-ı Temmûz'da âdem huzûr ile âb-ı nâblarından huzûr ile nûş edemez. Tâ bu mertebe bârid şarâb-ı zülâllerdir. Ve bu havz-ı azîmlerin etrâflarında gûnâ-gûn nişîmen soffalar ve müte‘addid gûnâ-gûn maksûre-i tahtânîler, müte‘addid elvân elvân âsâr-ı binâlarla mebnî mazca‘(?) ve hücreler var. Ve cümleden büyük havz-ı azîm içine beş yüz âdem sığar. Ve suyu benî âdem memesi kaddi kadardır. Ve içi ve taşra kenârları serâpâ sâfî beyâz mermer-i hâm döşelidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 217b ·
metinde göster ·
… ereyân eden âb-ı rahmet bu mihrâb altındaki sarnıca cem‘ olup âb-ı zülâl-i mâ-i
bârid
olup câmi‘ içre olan cemâ‘at-i kesîre nûş edüp def‘-i atşân ederler.
Ve bu sütûhda döşeli olan mermerleri üstâd-ı mermer-bür bir gûne tahta gibi incecik biçmiş kim gûyâ her bir kıt‘ası tavan tahtası gibi ince olup câmi‘ üzre 252b aslâ bâr-ı sakîl değildir. Ve cemî‘i bârân-ı rahmetden nâzil olan katarât cümle bu mermer kiremitler üzre nâzil olup bir san‘at ile üstâd-ı kâmil katarât-ı matar-ı rahmete yollar edüp câmi‘in kıble tarafındaki mihrâb soffası altı ayak taş nerdübân ile çıkılır kâ[r]gîr binâ bir soffa-i azîmin altı amûd-ı müntehâlar üzre binâ olunmuş su sarnıcıdır. Cümle câmi‘ üzre mermerlerden cereyân eden âb-ı rahmet bu mihrâb altındaki sarnıca cem‘ olup âb-ı zülâl-i mâ-i bârid olup câmi‘ içre olan cemâ‘at-i kesîre nûş edüp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a–252b ·
metinde göster ·
… den huzûr ile nûş edemez ve bir âdem suya ellerin bir ân sokamaz. Tâ bu mertebe
bârid
ü rakîk ve berrâk âb-ı pâklerdir kim gûyâ turna gözüdür. Bu âb-ı cârîler cümle …
Der-aded-i çeşme-sâr-ı âb-ı hayât: Cümle kırk beş aded çeşme-sârlardan mâ‘adâ her hânedânlarda birer âb-ı hayât uyûn-ı câriyeler cereyân etmededir, zîrâ cümle bu şehrin enderûn [u] bîrûnunda iki yüz kırk beş aded aynü'l-hayât misilli kayalardan kaynayup çıkar kaynak suları var kim mâh-ı Temmûz'da bir âdem râhat ile üç yudum âb-ı zülâlinden huzûr ile nûş edemez ve bir âdem suya ellerin bir ân sokamaz. Tâ bu mertebe bârid ü rakîk ve berrâk âb-ı pâklerdir kim gûyâ turna gözüdür. Bu âb-ı cârîler cümle evlerden cereyân eder. 339a Ammâ yukaru kal‘a hânelerinde bu sular yokdur, zîrâ sa‘b yerler olmak ile kal‘anın kastel tarafının iç yüzlerinde ba‘zı arz-ı hâliye yerler vardır. Gâyet sengistân mahaller olup enüp çıkması usret olduğundan evleri yokdur, zîrâ büyük kal‘a-i vâsi‘dir. Ve iç kal‘a tarafında (---)(---) dağı iç kal‘aya havâle olmak ile gâyet sarp binâ olunup evleri dahi sarpdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 338b–339a ·
metinde göster ·
… trâfında hücreleri vardır. Ve hareminde bârân-ı rahmet ile memlû bir âb-ı hayât
bârid
çâh-ı mâsı var. Ve minâre-i mevzûnu var kim misli meğer Mısır'da Gavriyye minâr …
Semm-i helâhil-misâl suyu vardır. Sâhilinde bir kubbe-i mehbıt-ı münevverde âsûdedir. Çöl [ü] çölistân ve berr [ü] beyâbân ve bir cânibi sengistân olmağile cânib-i erba‘asında şenlik yokdur. Ammâ kubbe-i âlîsine muttasıl bir câmi‘-i âlîsi var kim dürr-i beyz-âsâ beyâz münevverdir. Ve câ-be-câ etrâfında hücreleri vardır. Ve hareminde bârân-ı rahmet ile memlû bir âb-ı hayât bârid çâh-ı mâsı var. Ve minâre-i mevzûnu var kim misli meğer Mısır'da Gavriyye minâresi ola. Ve haremden taşra yine bârân-ı rahmetden memlû bir birke-i azîmi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y233b ·
metinde göster ·
… vâ edüp buz pâresi olur. Ammâ i‘tidâl üzre olan sudan içmek ma‘kûldür, zîrâ pek
bârid
su ol diyârda şiddet-i hâr kavmine ziyâde harâret verdikçe kesret üzre nûş etdü …
Ve âb-ı Nîl bu mahalde âb-ı zülâldir. Zîrâ tulû‘u mahalli cenûba bir aylık yoldur, şûre yerlere ve neft ü katrân ve kükürd ve hadîd ve zirnîh ma‘âdinlerine uğramadan gelür. Ve niçe yüz bin tur‘alar içinde yılan ve çıyan ve mûr [u] mâr ve kepçe kuyruk nâm zehirnâk hayvânlar gark olmuş tur‘alara uğramadan hemân tulû‘ edüp bu Fûncistân'a gelir. Anıniçün bu diyârda Nîl âb-ı hayâtdır. Ammâ gâyet ıssı cereyân eder, ammâ ceyrân tulumlarına doldururlar, kesb-i havâ edüp buz pâresi olur. Ammâ i‘tidâl üzre olan sudan içmek ma‘kûldür, zîrâ pek bârid su ol diyârda şiddet-i hâr kavmine ziyâde harâret verdikçe kesret üzre nûş etdükçe ishâl emrâzına uğrar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y416b ·
metinde göster ·