… f içre Kumâme nâm bir deyr-i benâm binâ-yı tâm etdi kim rû-yı arzda bî-misâl ve
bî-bedel
bir deyr-i pür-dalâl oldu. Hâlâ cemî‘i küffâr-ı dûzah-karârın bilâ teşbîh kıble …
Ve Kostantîn'in ümm-i şümmi İslâmbol kal‘asının ta‘mîr [ü] termîmi içün cedd-i nâ-pâkinden intikâl eden mâl-ı mevrûs-ı habîsden bin milyon mâl Kostantîn'e verüp kendi terk-i dünyâ olup Hazret-i Meryem tarîki üzre keşîşe olup lâ-yu‘ad ve lâ yuhsâ mâl-ı Kârûn ile deryâdan yüz pâre gemi ile arz-ı Filistîn'de Akka kal‘asına varup ibtidâ anı binâ edüp bir sûr-ı metîn ve bir liman-ı azîm inşâ edüp andan Arz-ı Mukaddes'de Kudüs-i Şerîf içre Kumâme nâm bir deyr-i benâm binâ-yı tâm etdi kim rû-yı arzda bî-misâl ve bî-bedel bir deyr-i pür-dalâl oldu. Hâlâ cemî‘i küffâr-ı dûzah-karârın bilâ teşbîh kıblegâhlarıdır kim her sene niçe bin nasârâ varup Kumâme'de pür gumâm olup ziyâret edüp hâşâ sümme hâşâ hac etmiş olalar. Ammâ haç edüp haç-perestlik etdükleri mukarrerdir. Bu deyr-i bî-direk evsâfı Seyâhatnâme cild (---) mizde mastûr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12b ·
metinde göster ·
ve usûl-bend, sihr-i helâ[l] üstâd idi. Bitlîs hânı Abdâl Hân'dan hakîr ile Ace …
Hânende Kara Oğlan Âmidî, Yahyâ telâmîzlerinden bî-bedel ve usûl-bend, sihr-i helâ[l] üstâd idi. Bitlîs hânı Abdâl Hân'dan hakîr ile Acem'e, Acem'den Erzurûm'da elli altıda Defterdârzâde Mehemmed Paşa yanında üç sene Hüseyin Baykara fasılları etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 206a ·
metinde göster ·
… nakkaş ve müzeyyen ve kân-ı a‘yân ve mahbûb-ı cihân rakkâsları var kim her biri
bî-bedel
mümtaz [u] müstesnâlardır. Bu kahve Ulu Câmi‘ kurbunda olmağıla bâng-ı Muhammed …
Cümle kahvehâneleri hezâr-fen üstâd-ı kâmiller mâl-â-mâl-i kahhâvîlerdir. Cümleden Ulu Câmi‘ dibinde Emîr kahvesi münakkaş ve müzeyyen ve kân-ı a‘yân ve mahbûb-ı cihân rakkâsları var kim her biri bî-bedel mümtaz [u] müstesnâlardır. Bu kahve Ulu Câmi‘ kurbunda olmağıla bâng-ı Muhammedî "Hayya ale's-salâ" dedikde kahvede bir cân kalmayup câmi‘e giderler. Gâyet musallî Bursa halkıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 228b ·
metinde göster ·
… mber-i hâm ile tahmîr olunmuşdur. Bir minâresi serâpâ Kâşî mînâ ile mebnî ancak
bî-bedel
bir minâre-i âlîdir.
Evvelâ cümleden câmi‘-i atîk Zübeyde Hâtûn Câmi‘i: Tarz-ı kadîm ve ma‘bedhane-i azîm olup kubbesi ve cümle der-i dîvârları Kâşî-yi çindir. Ve mihrâbının cîri müşk-i amber-i hâm ile tahmîr olunmuşdur. Bir minâresi serâpâ Kâşî mînâ ile mebnî ancak bî-bedel bir minâre-i âlîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 298b ·
metinde göster ·
… oldu. Bu bâğ eyle bir bâğ-ı İrem-i İreme zâtü'l-imâddır kim felekde nazîri yok
bî-bedel
lâ-nazîr kabîlesinden bir bâğ-ı cinândır. Meğer bu bâğın bu mertebe âbâdân kalm …
Der-sitâyiş-i mesîregâh-ı bâğvât: Cümle kırk yedi bin bâğ u bâğçe ve teferrücgâhdır. Cümleden Şâh Ya‘kûb bâğı câmi‘inin kurbundadır. Hân-ı âlîşân, hakîre bu irem içre bir ziyâfet-i âlî etmişdir kim ta‘bîr ü tavsîfden hâric ve temdîhden âric idi. Şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet-mend ola kim bir günde on bir kerre yetmiş aded hânende ve sâzende ve mutrıbânlar tarz-ı Horâsân fasılları edüp rakkâslar zühre-misâl deverân u semâ‘ edüp gûyâ ol gün Hüseyn-i Baykarâ meclisi oldu. Bu bâğ eyle bir bâğ-ı İrem-i İreme zâtü'l-imâddır kim felekde nazîri yok bî-bedel lâ-nazîr kabîlesinden bir bâğ-ı cinândır. Meğer bu bâğın bu mertebe âbâdân kalmasının aslı Sultân Murâd-ı Sâlis vüzerâlarından Koca Ferhâd Paşa hâkim-i Tebrîz iken bu Ya‘kûb Şâh bâğının âb [u] hevâsından hazz edüp gûnâ-gûn müte‘addid kasr-ı Havernaklar ve gûnâ-gûn hücre ve kâ‘alar ve hıyâbânlar binâ edüp âbâdân etmeğile Murâd Hân-ı Râbi‘ bu şehri harâb etdikde Çiftelerli Osmân Ağa'yı bu bâğ üzre koyup hıfz [u] hırâset eder. Hâlâ hadîka-i gülistândan nişân verir bir ravza-i rıdvândır. Ziyâfet tenâvül etdiğimiz kasrın âhir-i mısra‘-ı târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300b ·
metinde göster ·
ve ulûm-i evvelîn ve âhirînde bî-mesel idi ve ilm-i ledünni derûnunda derc ve c …
Ve eş-Şeyh Sağûcî ve eş-Şeyh Selâmî Reyî ve mekâbir-i Sürhâb'da Ümeyye b. Ömer b. Ümeyye, andan kân-ı ma‘ânî, müftî-i esrâr-ı ilâhî eş-Şeyh Hazret-i Seyyid Cân Memi hazretleri, te’lîf ve tasnîfâtda bî-bedel ve ulûm-i evvelîn ve âhirînde bî-mesel idi ve ilm-i ledünni derûnunda derc ve cevâhir-i nükûd-ı ömr-i girân-mâyesin ilm-i tevhîde harc etmişdi. Eğerçi ma‘ârif-i celîlesine nihâyet ve letâ’if-i cemîlesine gâyet yok idi. Kuddise sırruhu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 303b ·
metinde göster ·
… ardır ammâ Afyon Karahisârı'yla bu Şebin Karahisârı'nın edîm-i arzda nazîri yok
bî-bedel
kal‘ateyndir. Amma bu Karahisâr'ın dağlarında şeb [şap] ma‘adini olmağıla Şebin …
Ve Şebin Karahisâr dahi derler. Devlet-i Âl-i Osmân'da (---) aded Karahisâr vardır. Meşhûr-ı âfâkı bu Erzurûm hâkinde Karahisâr-ı Şarkî'dir ve Anadolu hâkinde Afyon Karahisârı'na, Karahisâr-ı Sahib derler ve Develi Karahisârı ve Adalya Karahisârı ve Van Karahisârı (---)(---)(---)(---)(---)(---) Bunlar meşhûr-ı âfâk hisârlardır ammâ Afyon Karahisârı'yla bu Şebin Karahisârı'nın edîm-i arzda nazîri yok bî-bedel kal‘ateyndir. Amma bu Karahisâr'ın dağlarında şeb [şap] ma‘adini olmağıla Şebin Karahisârı derler. Ve cânib-i şarkda olmağıla Karahisâr-ı Şarkî derler. Ve vech-i tesmiyesinin bir aslı dahi kal‘anın ekseriyyâ taşları siyâh gûndur. Ve ibtidâ bânîsi Ermen pâdişâhlarından kayasıralar binâsıdır. Ba‘dehû Tarabefzûn'dan Rûm kefereleri istîlâ etdi. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Erzincân pâdişâhı Sultân Zâhireddîn hîle ile şeb-i muzlimde şebhûn edüp feth etdiğiyçün şeb-in kal‘asından galat Şebîn Karahisâr derler. Ya‘nî şeb-in bu gice feth olur kal‘ası derler. Ba‘dehû Azerbaycân Şâhı Uzun Hasan hükmünde iken be-dest-i Ebü'l-feth Gâzî, Uzun Hasan'ın ömrü küteh olup münhedim oldukdan sonra bu kal‘a-i Karahisârı Ebü'l-feth muhâsara edüp ceng-i azîm ile sene (---) târîhinde feth olup ba‘dehû Selîm Hân tahrîrinde Erzurûm eyâleti hâkinde başka sancak beği tahtı olmuşdur. Hâlâ beğinin taraf-ı pâdişâhîden hâss-ı hümâyûnu, kânûn-ı Süleymân üzre 130.000 akçe eder. Livâsında ze‘âmet 32, timar 940, hîn-i gazâda paşasının askeriyle cümle iki bin güzîde, yarar ve nâmdâr asker-i kerrâr olur. Paşasına senevî kırk kîse olur. Niçe kerre üç tuğlu vüzerâlara ber-vech-i arpalık ihsân olunmuşdu. Sancağ-ı azîmdir. Hattâ Ahıska Vezîri Gâzî Sefer Paşa'ya Ahıska ilhâkıyla ihsân olunup müsellimi Dervîş Ağa Gürcî âdemîsi bir zâbıt u râbıt, hâkim-i şedîd idi, bu sancakdan elli bin guruş tahsîl etdi, derler. Bir sahiyyü'l-vücûd hakkâ ki dervîş desek dervîş-i dilrîş idi. Ammâ bir mücrim âdemin girîbânı anın destine girince ol âdemi dilim dilim dilrîş edüp ana bir iş ederdi kim ol âdemin âhir işi tamâm olurdu. Hakîr bir kerre bir hizmetle Mandoval deresine ve Kur deresine vardıkda ol hizmetden yedi yü[z] riyâl ve bir at ve bir kılıç ve iki kızıl katır alıverüp kendisi dahi hakîre bir Gürcî gulâmı ihsân etdi. Aceb hâkim-i muhassıl idi. Bir hâkimi dahi 343a yüz elli akçe pâyesiyle şerîf kazâ-yı latîfdir. Cümle (---) nâhiyesi (---) vardır. Evvelâ nâhiye-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 342b–343a ·
metinde göster ·
… edrese-i Sultân Murâd-ı Sânî; talebe hücreleri ve ders-i âm kubbeleri ile mebnî
bî-bedel
bir dârü't-tedrisdir ve ilm-i hadîs dahi tilâvet olunur. Ve iki yerde dârü'l-ku …
Bunlardan mâ‘adâ mesâcidlerdir. Ve cümle medârisdir. Evvelâ Medrese-i Sultân Murâd-ı Sânî; talebe hücreleri ve ders-i âm kubbeleri ile mebnî bî-bedel bir dârü't-tedrisdir ve ilm-i hadîs dahi tilâvet olunur. Ve iki yerde dârü'l-kurrâsı ve yetmiş yerde dârü't-ta‘lîm-i mekteb-i sıbyân [u] tıflânı var. Ve iki yerde imâret-i dârü'l-it‘âmı var. Cümleden Pîr Dede Sultân Tekyesi imâretinin hâs u âmme, âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldur. Ve cümle 7 yerde tekye-i dervîşân-ı zî-şândır. Cümleden Pîr Dede Sultân Tekyesi ve yine Deşandağı eteğinde Hırka Sultân Tekyesi ve buna karîb şehre bir sâ‘at ba‘îd Hazret-i Ukkâşe Tekyesi, ulu âsitâne-i azîmdir. Ve şehr içinde Tekye-i Abdülkâdir-i Ceylânî ve Tekye-i Halvetî (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 346b ·
metinde göster ·
… h Karakaş-ı zimmînin iki veled-i pelîdi var, biri Ucân ve biri Balıhan ikisi de
bî-bedel
üstâd-ı bî-cedellerdir.
Der-vasf-ı cerrâhân [u] üstâdân: Evvelâ cümleden Boyacı kapusunda zimmî Karakaş Ermenî gâyet üstâd-ı kâmil cerrâhdır. İlm-i cerrâheti tekmîl etmek içün Frengistân'ın İşpaniye diyârına gitmişdir. Hattâ bir adamın dişi ağrısa bir mâvî su sürer dişin veca‘ı teskîn olur. Eğer ol dişi çıkartmak murâd edinirsen ol ağrıyan dişe bir la‘l-gûn su sürer kelpedâna muhtâc eylemeyüp ol dişi kendi elinle çıkarırsın 65b ve bu cerrâh Karakaş-ı zimmînin iki veled-i pelîdi var, biri Ucân ve biri Balıhan ikisi de bî-bedel üstâd-ı bî-cedellerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65a–65b ·
metinde göster ·
Der-vasf-ı ibret-nümâ-yı âbâdân: Bu şehr-i kâdîmin esvâk [u] dekâkîn ve hân [u] câmi‘ ve imâret ü medrese ve sâ’ir ebniye-i hayrât [u] hasenât-ı gûnâ-gûnları alâ kadri'l-imkân ta‘rîf u tavsîf olunmuşdur. Ammâ şehrin cânib-i garba nehr-i Kızılırmak üzre bir sâ‘at şehre karîb iki kaya arasında Birgöz köprü nâm bir bî-bedel cisrdir kim Süleymân Hân asrında Koca Mi‘mâr Sinân niçe sinîn-i ömr-i girân-mâye geçirüp var makdûrun sarf edüp bir kavs-i kuzah-misâl bî-bedel kantara îcâd etmiş kim seyyâhân-ı berr ü bihâr içre meşhûr-ı âfâkdır. Bosna vilâyetinde Hersek sancağında Mostar köprüsü ve bu Karamân eyâletinde Kayseriyye sancağında bu Yalınızgöz köprüsü meşhûr-ı âfâkdır ve şehre karîb Koyun köprüsü ve Mazlûmoğlu cisri ve Âlî köprüsü ve ibret-nümâ Ulucâmi‘ ve kal‘a binâsı ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65b ·
metinde göster ·
… sinîn-i ömr-i girân-mâye geçirüp var makdûrun sarf edüp bir kavs-i kuzah-misâl
bî-bedel
kantara îcâd etmiş kim seyyâhân-ı berr ü bihâr içre meşhûr-ı âfâkdır. Bosna vil …
Der-vasf-ı ibret-nümâ-yı âbâdân: Bu şehr-i kâdîmin esvâk [u] dekâkîn ve hân [u] câmi‘ ve imâret ü medrese ve sâ’ir ebniye-i hayrât [u] hasenât-ı gûnâ-gûnları alâ kadri'l-imkân ta‘rîf u tavsîf olunmuşdur. Ammâ şehrin cânib-i garba nehr-i Kızılırmak üzre bir sâ‘at şehre karîb iki kaya arasında Birgöz köprü nâm bir bî-bedel cisrdir kim Süleymân Hân asrında Koca Mi‘mâr Sinân niçe sinîn-i ömr-i girân-mâye geçirüp var makdûrun sarf edüp bir kavs-i kuzah-misâl bî-bedel kantara îcâd etmiş kim seyyâhân-ı berr ü bihâr içre meşhûr-ı âfâkdır. Bosna vilâyetinde Hersek sancağında Mostar köprüsü ve bu Karamân eyâletinde Kayseriyye sancağında bu Yalınızgöz köprüsü meşhûr-ı âfâkdır ve şehre karîb Koyun köprüsü ve Mazlûmoğlu cisri ve Âlî köprüsü ve ibret-nümâ Ulucâmi‘ ve kal‘a binâsı ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 65b ·
metinde göster ·
… bir mahalden turna gözü-misâl bir berrâk u rakîk âb-ı tâhirdir kim bu dahi bir
bî-bedel
zülâl-i cân-perverdir. Şatt'ın bir kolu dahi Harput ile Ergani' mâbeyninde Demi …
Palu'nun garbında Ergani ve Eğil birer konakdır. Şimâlinde Harput bir menzildir. Kıblesinde Diyârbekir iki menzildir. (---)(---)85a Andan bu kal‘a-i Palu ensesinde Bağın nâm bâğ-ı İrem-misâl bir köydür. Kürdistân içre meşhûr-ı âfâk bir mesîregâh [u] teferrücgâh hıyâbân-ı kuyâhdır kim Palu beğlerinin hâssıdır. Andan bir nehr-i zülâl bir kayadan tulû‘ eder âb-ı hayâtdan nişân verir. Şattü'l-Arab'ın üç başı vardır. İbtidâsı budur kim edîm-i arzda lâ nazîr bir nehr-i âb-ı hayvândır. İskender'in bu mahalde bir nişîmeni vardır. Şatt'ın bir fırkâsı dahi Ergani haylinde Taht-Maşat nâm bir mahalden turna gözü-misâl bir berrâk u rakîk âb-ı tâhirdir kim bu dahi bir bî-bedel zülâl-i cân-perverdir. Şatt'ın bir kolu dahi Harput ile Ergani' mâbeyninde Demirkapu ile Çınarlı deresinden gelüp mezkûr üç kol nehr-i Şatt Birdınıç nâm bir göz cisr-i azîm kim bir kayadan bir kayaya binâ olunmuş tâk-i Kisrâ'dan nişân verir eflâke ser-çekmiş bir kantara-i âlînin altında üç aded Şattü'l-Arab bir yere cem‘ olup ba‘dehû Berrecîl nehri mahlût olur ve Kara köprü altından cereyân eden nehr-i (---) munsab olup Diyârbekir'in Fıs Kayası altından ubûr edüp çay bostânlığın ve reyhânlığın reyy edüp yüz yetmiş pâre kılâ‘ ve kasabât u medâyinleri saky edüp Bağdâd-ı behişt-âbâda varınca yüz elli aded enhâr-ı azîmler mahlût olup Bağdâd'dan aşağı Diyâle ve Çarka ve Zarb-ı Alî ve altmış aded nehr-i azîmler munsab olup Basra'dan yukaru üç menzilde Kurna kal‘ası burnunda nehr-i Furât ile nehr-i Murâd bir yerden gelüp Kürna'da Şatt'a mahlût olup Şattü'l-Arab derler. Basra önünde Hindistân ve Portugal gemileri gelüp yanaşır. Bahr-i Ummân-misâl bir Şattü'l-Arab olup niçe müverrihler bu Şatt'ın ve Murâd ve nehr-i Furât'ın tâ tulû‘larından Basra önünde bahr-i Ummân'a mahlût olunca bu üç nehr-i azîme sagîr u kebîr iki bin altmış enhâr mahlût olur deyü hey’et kitâblarında tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 84b–85a ·
metinde göster ·
… şecer-i müntehânın zıll [u] himâyesinde tâ‘at [u] ibâdet eder. Hâlâ ol dıraht-ı
bî-bedel
bir şecere-i tayyibedir kim yumurta kadar at kestânesi hâsıl olur. Her kimin at …
{Menâkıb-ı Akyazılı Sultân}: Hattâ bu Akyazılı Sultân Pırevadi'de Müselmân olan Dobruca kralından izin alup bu Batova vâdîsinde mekân dutup bir gün kebâb pişirüp tenâvül etdikden sonra kebâb şişi olan ağacı 123a yere gömünce bi-emri Hudâ bir yeşil kestâne ağacı hâsıl olup ol ân meyve verir ve azîz hazretleri buyururlar kim "Bu ağaç meyvesi kendi makâmımız koruğudur. Bunun sâyesi mekânımızdır" deyü kırk sene kâmil ol şecer-i müntehânın zıll [u] himâyesinde tâ‘at [u] ibâdet eder. Hâlâ ol dıraht-ı bî-bedel bir şecere-i tayyibedir kim yumurta kadar at kestânesi hâsıl olur. Her kimin atına sancı yâhûd kızıl kurd hâsıl olsa ol at kestânesinden ata yedirseler bi-emr-i Hudâ şifâ bulur. Hâlâ Akyazılı Sultân hazretleri bu dıraht-ı tayyibenin sâyesinde bir müdevver kubbe-i âlî rasâs-ı hâs ile mestûr ma‘mûrdur. Anın derûnunda medfûndur. Sanduka-i münevveresinin cânib-i erba‘asında gûnâ-gûn hüsn-i hat kelâm-ı izzetleriyle ve gülâbdân ve buhûrdân ve şem‘dân ve altun-misâl Horâsân diyârının kârı çerâğdânlar ile ârâste ve ser-i sa‘âdetleri ucunda tuğ u alem ve direfş [ü] kalem ve nefîr ü tabl [u] kudûm u ziller ile pîrâste olmuş bir kabr-i pür-nûrdur. Âdem duhûl etdikde vücûduna bir lerze hâsıl olur. Ve müşk-i amber-i hâm râyihasından cemî‘i ehl-i züvvârın demağları mu‘attar olur. Ve türbedâr dedeler cümle âyende vü revende züvvâra gülâb nisâr edüp buhur yakarlar. Cânib-i erba‘asında olan revzenlerin etrâfı hadîka-i İremezâtü'l-imâd misilli gül ü nesterin ve sünbül ü yâsemin bağlarıdır kim gül-i gülistânı içre tavattun eden murg-ı andelîbin hezâr-ı hezârân nagamât-ı hoş-elhânı müstemi‘ olan züvvâra hayât-ı rûh olur. El-hâsıl bu gûne âsitâneleri hasbîce hıfz [u] hırâset etmek fukarâ-yı Bektâşiyân-ı zî-şâna mahsûsdur. Hattâ bu hakîr ol âsitâne-i ziyâ-bahşa vardıkda sehel ısıtma derdiyle şikeste-hâtır idim. Hemân kim bu âsitâneye girüp rûh-ı azîz içün bir Fâtiha-i seb‘u'l-mesânî tilâvet edince hâtıra bu ebyât hutûr ide düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 122b–123a ·
metinde göster ·
… r. Şeyhânî ve Ma‘arravî ve zıvzik kılıç urmada ve câb gödelec taşıyup ok atmada
bî-bedel
kavmdir. Ve gâyet musallî ve Şâfi‘îyyü'l-mezheb mü’min ve muvahhid recül-i sâli …
Sitâyiş-i rıbât-ı Hazzo: Kal‘anın kıble cânibi dâmeninde bir vâsi‘ce zemînde bin aded hâneli henüz ma‘mûr olmada, cümle türâb ile mestûr büyût-ı ma‘mûrlardır. Cümle (---) aded mihrâbdır. Cümleden çârsû içinde (---)(---) câmi‘i (---)(---) câmi‘i ve Şeref Hân medresesi (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve bir küçük kenîse hammâmı var ve üç yüz aded esvâk-ı muhtasarı var. Ve hâlâ hâkim-i vakt olan Murtezâ Beğ bir kârgîr binâ-yı metîn bir hân inşâ etmiş kim gûyâ bir hısn-ı hasîndir. Sengistân zemîn olmağile bâğ u bâğçeleri memdûh değildir, ammâ halkı şecî‘ ve tüvânâ fetâları olur. Piyâdesi ve hüssân süvarîsi meşhûrdur. Şeyhânî ve Ma‘arravî ve zıvzik kılıç urmada ve câb gödelec taşıyup ok atmada bî-bedel kavmdir. Ve gâyet musallî ve Şâfi‘îyyü'l-mezheb mü’min ve muvahhid recül-i sâlihleri vardır. Gerçi yaylalarında Halitî ve Çekvânî ve Zıbarı Yezîdî Kürdleri vardır ammâ anlar ile bey‘ u şirâ eylemezler. Bu şehrin cânib-i şimâlinde (---)(---) kal‘asıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 220b ·
metinde göster ·
… onlâ Müyesser ve Monlâ Ramazân ve Kara Sücah ve Kenho Alî ve Sarılızâde, bunlar
bî-bedel
hâkimlerdir.
Der-vasf-ı ulemâ-yı tabîbân-ı hâzıkân: Gerçi bu şehr-i Bitlîs'de hân-ı âlîşân gibi hâkim-i hâzık bu kevne gelmemişdir, meğer hukemâ-yı kudemâdan Eflatun ve Bukrat ve Sokrat gelmişdir ve Selîm Hân asrında Hâkim Kaysûnî gelmişdir, ammâ hân anlardan yegrek gelmişdir. Lâkin yine şehr-i Bitlîs belde-i atîk olmağile Monlâ Müyesser ve Monlâ Ramazân ve Kara Sücah ve Kenho Alî ve Sarılızâde, bunlar bî-bedel hâkimlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 225a ·
metinde göster ·
… an etıbbâsı vardır. İlm-i nabızda Mes‘ûd Çelebi lâ-nazîrdir ve Şeyhî Bay Çelebi
bî-bedel
tabîb-i hâzıkdır kim dâr-ı hukemâdandır, eyle hâkim yokdur. 258a
Gerçi bu belde-i tayyibenin hevâsı letâfetinden hukemâ lâzım değildir ammâ müsta‘idd olduklarından etıbbâsı vardır. İlm-i nabızda Mes‘ûd Çelebi lâ-nazîrdir ve Şeyhî Bay Çelebi bî-bedel tabîb-i hâzıkdır kim dâr-ı hukemâdandır, eyle hâkim yokdur. 258a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 257b–258a ·
metinde göster ·
… Usta Receb Kırımî, Bağçesarây'da Mehemmed Giray Hân kârhânesinde işler. Bu dahi
bî-bedel
üstâd-ı küldür.
Ve kâmil bin aded tüfeng-i îcâd-ı Fireng-i pür-reng-i bed-ceng tüfeng-i cevherdâr-ı murassa‘lardı kim her biri birer diyâr üstâdlarının kârhâneleri kârı olup gûyâ kâr-ı Dâvûd'dur kim her tarafdan hedâyâ gelmişdir. Evvelâ diyâr-ı Mâzenderân'dan kâr-ı Karçığa-yı Haddâdî 277b ve kâr-ı Satî-i Belhî ve kâr-ı Lâçin-i Yetîm-şâh-ı Isfahânî ve Muzaffer Bay-ı Horasânî ve kâr-ı Sevindik Hân-ı Belhî ve kâr-ı Usta Oruç-ı Mısrî ve amel-i Uzun Ömer-i İslâmbolî ve Usta Memi ve Usta Küçük Ömer ve Usta Uzun Mehemmed ve amel-i Kara Mehemmed ketebeli, bunlar cümle İslâmbol üstâdlarının tüfengleri cümle murassa‘ ve mücevher idi. Ve amel-i el-Hac Şaşı Mustafâ, içi ve dışı burmalı bir gûne tüfeng yapar kim {diyâr-ı} Hersek'de, Taşlıca'da ve Bâzârcık'da ve İslâmbol'da dahi nazîri yokdur. Nigebolu şehrinde sâkin olup cevâhirsiz cevherdâr tüfenglerin kâmil beş yüz guruşdan bir nakra eksiğe vermek ihtimâli yokdur, ammâ yılda iki tüfeng ancak hâsıl eder. Ve amel-i Usta Receb Kırımî, Bağçesarây'da Mehemmed Giray Hân kârhânesinde işler. Bu dahi bî-bedel üstâd-ı küldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 277a–277b ·
metinde göster ·
… dini ve cevânib-i erba‘asını gâret ü hasâret ederler. Ol şehr-i müzeyyenenin ol
bî-bedel
hânedânların ve bâğ u besâtîn ü kâşânelerin ve niçe bin bâğ-ı İremlerinde ve ni …
Ba‘dehû sene 1039 târîhinde Vezîria‘zam Hüsrev Paşa evvel-bahâr-ı Hârezmşâh'da Bağdâd-ı behişt-âbâd üzre serdâr-ı mu‘azzam olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek Diyârbekir'e andan yigirmi menzilde Musul'a vâsıl {olup} Şattu'l-Arab deryâ gibi olduğun görünce "Bu kadar deryâ-misâl asker ile hebâ yire meks etmek olmaz." deyü Musul altından asker-i kerrâr ile her cânibe akınlar fermân edüp guzât-ı müslimîn mâl-ı ganâ’imle muğtenim olup iki günde kal‘a-i Hemedân'a gelüp fakîr Hemedân'ın şehrini ve etrâf-ı eknâf-ı kendini ve cevânib-i erba‘asını gâret ü hasâret ederler. Ol şehr-i müzeyyenenin ol bî-bedel hânedânların ve bâğ u besâtîn ü kâşânelerin ve niçe bin bâğ-ı İremlerinde ve nigârhâne-i çîn-misâl kasr-ı Havernakların ve her bâğ-ı cinânda müte‘addid kasr-ı zîbâların ve niçe yüz hânedân-ı musanna‘ sarâyların ve fıskiyye vü havz ve şadırvânların ve tarz-ı Horasân üzre kâh ve nişîmen ve kâl‘aların asker-i İslâm eyle harâb u yebâb ederler kim gûyâ kân-ı bum-ı gurâb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 311b ·
metinde göster ·
… Monla Muhammed hem müfessir u muhaddis [ü] musannif, ilm-i simyâda mü’ellif ve
bî-bedel
kimesne idi kim bâlâda cümle san‘atları hân sarâyında Melek Ahmed Paşa'lıya arz …
Ammâ merhûm gâyet pür-ma‘rifet idi. Ekâlîm-i seb‘ada ol âna dek eyle bir ilm-i simyâya mâlik kimesne görmemiş idim. Gerçi sene 1058 târîhinde cülûs-ı Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ asrında Kara Murtazâ Paşa vâlî-i şâm-ı cennet-meşâm iken Dürûzî üzre sefere gitdiğimizde Akka kal‘asında bir resenbâz üstâd ilm-i simyâda gûyâ Mirzâd idi, ammâ bu Monla Muhammed hem müfessir u muhaddis [ü] musannif, ilm-i simyâda mü’ellif ve bî-bedel kimesne idi kim bâlâda cümle san‘atları hân sarâyında Melek Ahmed Paşa'lıya arz-ı ma‘rifet etdikleri cümle tahrîr olunmuşdur. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 12a ·
metinde göster ·
… ya‘nî vilâyet-i Kara Âmid'de Mardin ve İmâdiyye kal‘ası ola. Tâ bu mertebe bir
bî-bedel
sûr-ı pür-cedel kal‘adır, ammâ ne cirmde olduğu ma‘lûmum değildir kim cânib-i e …
Lisân-ı Latin'de Kının (---)(---) demekdir. Bu kal‘a-i bâlâ bir sarp saru, kırmızı şahin ve zağanos yuvalı kayanın tâ zirve-i a‘lâsında evc-i semâya münkalib olmuş bir hisâr-ı üstüvârdır kim misli meğer diyâr-ı Diyârbekir'de, ya‘nî vilâyet-i Kara Âmid'de Mardin ve İmâdiyye kal‘ası ola. Tâ bu mertebe bir bî-bedel sûr-ı pür-cedel kal‘adır, ammâ ne cirmde olduğu ma‘lûmum değildir kim cânib-i erba‘asından adımlamak muhâldir, ammâ derûn-ı sûrda cümle (---) aded hâne-i fukarâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 138b ·
metinde göster ·
hemân Gül Baba ile Velî Beğ ılıcası kurbunda nehr-i Tuna kenârında bir mekteb-i …
Tekye-i âsitâne-i Baba Miftâh: Bu hânkâh-ı bî-bedel hemân Gül Baba ile Velî Beğ ılıcası kurbunda nehr-i Tuna kenârında bir mekteb-i irfân-ı Bektaşiyân'dır. Bizzât Baba Miftâh hazretleri bir kubbecik içinde âsûdedirler. Bu sultânın niçe yüz menâkıbı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 86a ·
metinde göster ·
… üleymân Hân câmi‘i, zamân-ı kadîmde bir deyr-i âlî-i tâk-ı felek-i nuh-tâk gibi
bî-bedel
meşhûr-ı âfâk manastır imiş. Eğer bu deyrde olan ilm-i mi‘mârîyi ve tarz-ı tarh …
Evvelâ cümleden mükellef Süleymân Hân câmi‘i, zamân-ı kadîmde bir deyr-i âlî-i tâk-ı felek-i nuh-tâk gibi bî-bedel meşhûr-ı âfâk manastır imiş. Eğer bu deyrde olan ilm-i mi‘mârîyi ve tarz-ı tarh-ı eşkâli ve gûnâ-gûn tasarrufları ve şîvekâr u şîrînkârlıkları mâ-vaka‘ı üzre tahrîr etsek sâ’ir müsevvedâtımıza mâni‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 14a ·
metinde göster ·
… r içinde âb-ı revânı(?) firâvân bâğ-ı İrem-misâl bir varoş-ı âbâdândır kim hâlâ
bî-bedel
ve bî-adîldir.
Mâ tekaddem kal‘a imiş. Sene (---) târîhinde Yanova beği Tatar Hân Kardaş Kazak'la bu mahalle gelüp bu kal‘ayı berbâd edüp hâlâ hâli üzre kalmış, ammâ bir ma‘mûr u müzeyyen varoş-ı azîmi var kim misli Orta Macar diyârında meğer Dobroçin şehri ola. Alî Paşa asrında ihrâk olup hâlâ yine amâr olmuş. Hakîr mukaddemâ görmemiş idim. Bir dağ dibine vâki‘ olmuş sâfî bâğ u bâğçeler içinde âb-ı revânı(?) firâvân bâğ-ı İrem-misâl bir varoş-ı âbâdândır kim hâlâ bî-bedel ve bî-adîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 91b ·
metinde göster ·
… ger-endâht oldukda bu kulle-i serâmedi inşâ etmişdir, ammâ hakkâ ki yerinde bir
bî-bedel
kulle etmişdir. Lâkin henüz şeb [ü] rûz kapusu mesdûd durur. Bu kullenin hâlâ c …
Der-kayd-ı kal‘a-i varoş-ı Topraklı: Bunda bir bayır üzre bu Topraklı şehrini muhâfaza içün şehre havâle bir şekl-i müdevver kârgîr binâ bir kulle-i bâlâsı var, cirmi kâmil iki yüz adımdır. Cânib-i garba bir âlîce yerinde ancak bir demir kapusu var. Ve demir kapulu top mazgalı delikleri var, ammâ etrâfında handakı yokdur. Hemân leb-i d[er]yâda bir âlî püşte üzde sa‘b kulle-i bâlâdır. İçinde ancak bir dizdârı ve on aded merdüm-hisârı ve kifâyet mikdârı cebehânesi var. Sene (---) târîhinde Kantemur Hân Âl-i Osmân'a isyân etdiği asırda (---) kapudan paşa bu Kefe limanına donanma-i hümâyûn ile lenger-endâht oldukda bu kulle-i serâmedi inşâ etmişdir, ammâ hakkâ ki yerinde bir bî-bedel kulle etmişdir. Lâkin henüz şeb [ü] rûz kapusu mesdûd durur. Bu kullenin hâlâ cânib-i erba‘ası mezâristândır. Ana karîb mezkûr Ahmed Efendi tekyesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141a ·
metinde göster ·
günden güne dest-i Rûm'da amâr olup sevâd-ı mu‘azzam bender-âbâd bir dâr-ı diyâ …
Netîce-i kelâm bu kal‘a-i bî-bedel günden güne dest-i Rûm'da amâr olup sevâd-ı mu‘azzam bender-âbâd bir dâr-ı diyâr oldu. Çünki Arz-ı Mukaddese'de Hazret-i Zekeriyyâ'yı Yahûdîler erre-i Zekeriyyâ ile farkından iki falk edüp nübüvvet-i risâlet mührü ve tâc-ı hilâfet sikkesi Hazret-i Yahyâ'ya değüp kavm-i Yahûdî'yi dîne da‘vet etdikde ol asrın kral-ı dâllı olan (---) nâm la‘în kızını nikâh almak içün Yahyâ Nebî'den fetvâ taleb etdikde Yahyâ Nebî,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 223a ·
metinde göster ·
… ız cânibinde nîm sâ‘at ba‘îd Paşa Bâğı nâmıyla ma‘rûf bir bâğ-ı İrem vardır kim
bî-bedel
teferrücgâh-ı râhat-ı cândır. Ve Mesîre-i
Ve cümle 8 aded mesîregâhları var. Cümleden şehrin yıldız cânibinde nîm sâ‘at ba‘îd Paşa Bâğı nâmıyla ma‘rûf bir bâğ-ı İrem vardır kim bî-bedel teferrücgâh-ı râhat-ı cândır. Ve Mesîre-i
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 243b ·
metinde göster ·
Ve bu Ağrıboz cezîresinin tûlu yüz seksen mîldir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi üç yüz altmış mîldir. Ve dağlık ve taşlık ve ormanlık yerler ve âb-ı hayât kaynak sular ve mahsûllü sahrâlar ve çemenzâr u lâle‘izârlı yerler olup bir bî-bedel âb [u] hevâsı latîf cezîre-i vâcibü's-seyrdir kim mahsûlât-ı gûnâ-gûnunun kesretinden ehl-i hey’et bu cezîreyi yeşil ile tasvîr ederler. Bu adaya deryâdan varırken bir sivri dağ yüz mîl yerden nümâyân olup ol kûh-ı ser-bülende Ağrıboz derler. Bir cânibi Kızılhisâr burnu dağıdır. Ve bu cezîrenin leb-i deryâsı etrâfında serâpâ kat-ender-kat ma‘mûr Rûm keferesi kurâlarıyla müzeyyendir. Ve mezkûr adanın lodos tarafında kal‘a-i Ağrıboz'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249b ·
metinde göster ·
… miler yatamaz, fırtınadan helâk olur. Ammâ bu aşağı tarafdaki liman-ı azîmi bir
bî-bedel
Hüdâ’î limandır kim dörd yüz pâre gemi bir kezden girüp cümle lenger-endâht olu …
Sitâyiş-i limaneyn-i azîm Ağrıboz: Bu liman kal‘anın aşağı tarafına vâki‘ olup yukaru limanı yıldız rû[z]gârı ve poyraz cânibine açıkdır. Kış günleri gemiler yatamaz, fırtınadan helâk olur. Ammâ bu aşağı tarafdaki liman-ı azîmi bir bî-bedel Hüdâ’î limandır kim dörd yüz pâre gemi bir kezden girüp cümle lenger-endâht olup huzûr ile yatırlar. Hemân bir ırmağa girmiş gibi olurlar. Ve ba‘zı gemiler İslâmbol'da Galata önündeki gibi hisâr önüne aykuru yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249b ·
metinde göster ·
… î bir vâsi‘ limanı vardır, Tuzla limanı derler. Ve birine Palike limanı derler.
Bî-bedel
limanlardan bunlardır. Bu limanda yatup küffâra vere beyâz bayrağın diküp üç gü …
Ve bu adanın kıble tarafında hudâyî bir vâsi‘ limanı vardır, Tuzla limanı derler. Ve birine Palike limanı derler. Bî-bedel limanlardan bunlardır. Bu limanda yatup küffâra vere beyâz bayrağın diküp üç gün 264a nazaretede mihmân olup kal‘a cenerali cümle me’kûlât [u] meşrûbâtlarımız verüp safâlar etdik. Bu mezkûr Palike limanından çıkup karada altı mîl gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 263b–264a ·
metinde göster ·
… stûr bir câmi‘-i ma‘mûrdur. Zarâfet ve letâfet ve ilm-i mi‘mârîde misli yok bir
bî-bedel
ve müferrih ve dilküşâ câmi‘-i zîbâdır.
Ammâ bir nâzük ve musanna‘ ve serâmed ve şeşhâne kârgîr minâre ve bir kâse-i nîlgûn misâ[l] müdevver kubbesi üzre la‘l-gûn kiremit ile mestûr bir câmi‘-i ma‘mûrdur. Zarâfet ve letâfet ve ilm-i mi‘mârîde misli yok bir bî-bedel ve müferrih ve dilküşâ câmi‘-i zîbâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 358b ·
metinde göster ·
… ne (---) târîhinde tahrîr-i kilk-i beyân ile mevsûfdur, ammâ bu rûy-ı arzda bir
bî-bedel
lâ-nazîr sun‘-ı Hudâ dırahtistânlı bir bâğ-ı Merâmdır kim Rûm diyârında misli v …
Andan yine şarka 4 sâ‘at gidüp şehr-i Manastır içinden cereyân eden nehr-i (---) kenârında mesîregâh-ı hırâmda sehel ârâm istirâhat edüp niçe bin bülbül-i gûyânın asvât-ı hazînlerin istimâ‘ etdik. Bu bâğ-ı Merâm hıyâbân sene (---) târîhinde tahrîr-i kilk-i beyân ile mevsûfdur, ammâ bu rûy-ı arzda bir bî-bedel lâ-nazîr sun‘-ı Hudâ dırahtistânlı bir bâğ-ı Merâmdır kim Rûm diyârında misli var ise yine bu Manastır şehri merâmıdır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 372b ·
metinde göster ·
zat-ı şerîf çelebidir. Ve Leccî Çelebi ve Nevmî Çelebi ve Nevmîzâde Şûmî Çelebi …
Ve bu şehirde hânedân sâhibleri çokdur. Ve halkı gâyet zekiyyü't-tab‘ erbâb-ı ma‘ârif ve müfessir ve muhaddis çelebiler gâyet çokdur. Cümleden dîvân sâhibi Abûsî Çelebi ilm-i arûzda bî-bedel zat-ı şerîf çelebidir. Ve Leccî Çelebi ve Nevmî Çelebi ve Nevmîzâde Şûmî Çelebi beyne'z-zurafâ bir mudhik ve rind-ferzend âdemdir. Ve Mez‘î Çelebi ve Veznî Efendi ve Uzâmî Efendi ve Meşrebî Çelebi. Bu makûle mahlaslı erbâb-ı ma‘ârifden şu‘arâ çelebileri vardır. Ammâ ulemâ ve sulehâlarına ve ehl-i takvâ hâl sâhibi sâhib-i sülûk ve ehl-i vera‘ âdemlerine aşk olsun. Bu şehir bu sulehâların âb-ı ruyına ganîmet olup ma‘mûr [u] âbâdân olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y17a ·
metinde göster ·
Bundan sonra Vâlide Sultân câmi‘i. Süleymân Hân'ın vâlidesidir kim silihdâr ağaya Y 35a Tarabefzûn eyâletin ricâ etdüği ecilden silihdâra Rûm'da bir sancak ve bu vâlidesine Ma‘nisa'yı hâss ilhâk edüp mü’ebbed nefy-i ebed Ma‘nisa'da kalır. Ba‘dehu bu ibret-nümâ câmi‘i inşâ eder. Bunun dahi iki minâresi birer tabakalı minâre-i bî-misâllerdir. Ve câmi‘i dahi bî-bedel kat-ender-kat kubbe-i âlîleri serâpâ kurşum örtülü binâ-yı azîmlerdir. Mihrâbı ve minberi kezâlik ibret-nümâdır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y34b–Y35a ·
metinde göster ·
… alkal‘a kahvelerinden latîf Karaköy'deki kahvenin misli rub‘-ı meskûnda yok bir
bî-bedel
kahve bâğ-ı İremezât ve murgzâr-ı Furât misilli bir kahve-i zîbâdır kim misli H …
Ammâ Tahtalkal‘a kahvelerinden latîf Karaköy'deki kahvenin misli rub‘-ı meskûnda yok bir bî-bedel kahve bâğ-ı İremezât ve murgzâr-ı Furât misilli bir kahve-i zîbâdır kim misli Haleb'de Arslan Dede kahvesi yâhûd Şâm'da Sinâniyye kahvesi veyâhûd Mısır'da Harâbâbâd kahvesi ola. Ammâ bunlardan musanna‘ kahvedir. Dâ’imâ benî âdem ile leb-ber-leb olduğından beher yevm birer kantâr kahve sürülüp yevmiyye beşer yüz âdem huddâmları var. Her köşesinde uşşâkan-ı müştakân birbirleri ile cân sohbeti ederler. Böyle bir cem‘iyyet-i kübrâ yeri kahvehânedir. Cânib-i erba‘asındaki gül [ü] gülistân ve bâğ-ı reyhânı içre niçe bin tuyûrun ve hezârân hezârların asvât-ı hazînleri ve mürgân-ı andelîbânın ve hânende ve sâzendegânın birbirlerine hasmâne fasılları zevkinden hissedâr olan benî âdem dembeste ve hayrân olur. El-hâsıl Ma‘nisa şehrinin âb-ı rûyından olup şöhret veren bu cây-i safâ kahve-i zîbâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y38a ·
metinde göster ·
… nefesiyle ganî olup anıniçün fukarâlar ile üns [ü] ülfet eder derler. El-hâsıl
bî-bedel
mihmândâr ve merkezinde ber-karâr çelebidir. Ve birâderi el-Hâc Seyyid Hamza Çe …
Ve Nakîbüleşrâf Seyyid Bekir Ağa bu kasabada sâkindir. Hânedân-ı azîm sâhibidir kim ta‘rîf ü tavsîfinde kalem kâsirdir. Hemân şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim yaz u kış subh [u] mesâ merreteyn sofra-i Halîlî çekilüp ni‘met-i celîli tenâvül olunup yevmiyye ikişer yüz sahan mümessek ta‘âmı hâss [u] âma ve ulemâ vü avâma ta‘âmı mebzûldür. Ve her şeb sâz [u] söz ile Fisagores-i Tevhîdî fasılları olup ba‘de's-sohbe müsâfirîne yetmiş seksen harîr câmehâblar döşenir. Mâh u sâl bu tertîb üzre bir Hâtem-i Tay ve Ca‘fer-i Bermekî-rey zât-ı şerîf halîm ü selîm zât-ı mükerremdir. Ve âlem ağyâr-ı gayrıdan bî-haber olunca kendü savma‘asına girüp tâ vakt-i fecre dek tâ‘at [u] ibâdâta meşgûl bir zât-ı şerîfdir. Ba‘zılar ilm-i kâfda kâmil ayârdır derler, ba‘zılar sâhib-i vefkdir derler, ba‘zılar bir fukarâ nefesiyle ganî olup anıniçün fukarâlar ile üns [ü] ülfet eder derler. El-hâsıl bî-bedel mihmândâr ve merkezinde ber-karâr çelebidir. Ve birâderi el-Hâc Seyyid Hamza Çelebi dahi zât-ı hoş-hisâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y84b ·
metinde göster ·