… zârındaki Dikilitaş'da Yanko ibn Mâdyân'ın Hindistân'a gitdiği askerinin alay-ı
bî-misâlin
timsâl edüp ayân u beyân etdi. Ve ol amûdun için cevf edüp minâre-vâr ruhbânlar …
Meselâ Avret 12a bâzârındaki Dikilitaş'da Yanko ibn Mâdyân'ın Hindistân'a gitdiği askerinin alay-ı bî-misâlin timsâl edüp ayân u beyân etdi. Ve ol amûdun için cevf edüp minâre-vâr ruhbânlar çıkup İslâmbol'a bir bâğî ve dağî asker gelse çan çalarlardı. Hemân sâ‘at cümle asâkir-i bî-pâyân hâzırbâş olurlardı. Ve niçe bin âsâr-ı acîbe ve garîbe ve mutalsamâtlar binâ etdüği inşâ’allâh mahallinde tahrîr olunur. Hülâsa-i kelâm bu Yağfûr Kıral İslâmbol'u ol mertebe ma‘mûr u âbâdan etdi kim gûyâ ravza-i cinândan bir köşe etdi. Bu dahi âlem-i dalâlet içre mürd olup yerine Tekfur nâm pelîd-i anîd kıral-ı dâl oldu. Tâ beş bin yedi yüz elli seneye gelince niçe kayâsıra ve batâliseler ve niçe bıtrîk ve kıssîs ve efârîkaların tahtgâhı ve karârgâhları olup günden güne şehr-i Makdon'u amâr etdiler. Ve niçe yüz sene hükûmet üzre müstakarr olup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11b–12a ·
metinde göster ·
… Kudüs-i Şerîf içre Kumâme nâm bir deyr-i benâm binâ-yı tâm etdi kim rû-yı arzda
bî-misâl
ve bî-bedel bir deyr-i pür-dalâl oldu. Hâlâ cemî‘i küffâr-ı dûzah-karârın bilâ …
Ve Kostantîn'in ümm-i şümmi İslâmbol kal‘asının ta‘mîr [ü] termîmi içün cedd-i nâ-pâkinden intikâl eden mâl-ı mevrûs-ı habîsden bin milyon mâl Kostantîn'e verüp kendi terk-i dünyâ olup Hazret-i Meryem tarîki üzre keşîşe olup lâ-yu‘ad ve lâ yuhsâ mâl-ı Kârûn ile deryâdan yüz pâre gemi ile arz-ı Filistîn'de Akka kal‘asına varup ibtidâ anı binâ edüp bir sûr-ı metîn ve bir liman-ı azîm inşâ edüp andan Arz-ı Mukaddes'de Kudüs-i Şerîf içre Kumâme nâm bir deyr-i benâm binâ-yı tâm etdi kim rû-yı arzda bî-misâl ve bî-bedel bir deyr-i pür-dalâl oldu. Hâlâ cemî‘i küffâr-ı dûzah-karârın bilâ teşbîh kıblegâhlarıdır kim her sene niçe bin nasârâ varup Kumâme'de pür gumâm olup ziyâret edüp hâşâ sümme hâşâ hac etmiş olalar. Ammâ haç edüp haç-perestlik etdükleri mukarrerdir. Bu deyr-i bî-direk evsâfı Seyâhatnâme cild (---) mizde mastûr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 12b ·
metinde göster ·
… âmetleri kırkar zirâ‘-ı mekkîdir. Andan âlî olan ikinci tabakadaki amûdlar dahi
bî-misâldir
, ammâ kadd [ü] kâmetleri otuzar zirâ‘dır.
Ve derûn [u] bîrûn-ı câmi‘de sağîr ü kebîr cümle (---) aded serâmed amûd-ı bâlâlardır kim gûyâ her biri birer pâye-i kürsî-i vâlâlardır. Ve la‘l-gûn sommâkî sütûn-ı mücellâlar var kim zî-kıymet cevâhirden nâdire-i cihân kemyâb makûlesi amûd-ı mu‘azzamlardır kim her birisinin kadd [ü] kâmetleri kırkar zirâ‘-ı mekkîdir. Andan âlî olan ikinci tabakadaki amûdlar dahi bî-misâldir, ammâ kadd [ü] kâmetleri otuzar zirâ‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 35b ·
metinde göster ·
Ol sene-i mübârekde Kayseriyye altında Abaza-yı pür-gırre ile ceng-i perhâş ve
bî-misâl
savaş ve niçe cân u baş oynayup âhir-i kâr Abaza Paşa münhedim olup Erzurûm kal …
Ol sene-i mübârekde Kayseriyye altında Abaza-yı pür-gırre ile ceng-i perhâş ve bî-misâl savaş ve niçe cân u baş oynayup âhir-i kâr Abaza Paşa münhedim olup Erzurûm kal‘asına varup kendüye ve asker-i makhûruna dârü'l-karâr eyledi ve mürdeleri dârü'l-bevârda karâr eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 64a ·
metinde göster ·
Hamd [u] sipâs ol Sâni‘-ı zerre ve şemme ve mülevven kâyinâta kim bu abd-i hakîri diyâr-ı ademden vücûda getürüp tâ‘ât [u] ibâdât etmeğe me’mûr etdi kim âyet Arapça emriyle evkât-ı hamseye me’mûr eyledi ve şerâ’it-i İslâm'dan salât [u] sıyâmı ve zekâtı (---)(---)(---) haccı kullarına farz eyleyüp emr-i Hakk'a imtisâlen her kulları edâ-yı farz edüp ibâdet ederler. Bu abd-i kemter dahi edâ-yı hacc eylemek arzûsıyla seyâhate tâlib ü râğıb olup "Âyâ, peder ü mâder ve birâder kahrından niçe halâs olup cihânı geşt [ü] güzâr edüp seyyâh-ı âlem olabilirim?" deyü bin kırk senesinin mâh-ı Muharrem'inin gurresinde piyâdece şehr-i İslâmbol içre serserî gezüp bâlâda cild-i evvelimizde İslâmbol evsâfın tahrîr etdiğimiz üzre şehr-i bî-misâl mahmiye-i Kostantıniyye'yi bi't-temâm ve'l-kemâl seyr [u] temâşâ edüp alâ kadri'l-imkân cemî‘î âsâr-ı binâları ve ibret-nümâ kârları ve'l-hâsıl cemî‘î imâretleri tavsîf edüp kırk yedi fasl üzre cemî‘î esnâfâtların pîr [ü] perverleri ve kânûn [u] kâideleriyle Sultân Murâd Hân Gâzî'nin Bağdâd gazâsına azîmetinin ordu alayın dahi tahrîr edüp Belde-i Tayyibe içre seyâhat u ziyâret ve temâşâ etmeğe arzumuz def‘ olup şeb [u] rûz, ışk [u] şevkimiz arz-ı mukaddese ve Bağdâd-ı behişt-âbâd [ve] Mekke ve Medîne ve Mısr u Şâm câniblerine azîmete bel bağlayup cild-i evvelimiz ibtidâsında tahrîr olunduğu üzre bir leyle-i mübârekede künc-i mihnethânemde hâb-âlûd iken bizzât Hazret-i Risâlet-penâhı rü’yâ-yı sâlihimde görüp dest-i şerîflerin bûs edüp "Şefâ‘at yâ Resûlallah" diyecek mahalde "Seyâhat yâ Resûlallah" demişiz. Mübârek, nikâbların küşâde kılup arz-ı cemâl edüp tebessüm-künân olup buyurdular kim "Şefâ‘atî ve seyâhatî ve ziyâretî, Allahümme yessir bi's-sıhhati ve's-selâme" deyü Fâtiha dediler. Cümle huzzâr-ı meclis ashâb-ı güzîn Fâtiha-i şerîfi tilâvet edüp cümle kibâr-ı ashâbın dest-i şerîflerin bûs edüp hâbdan bîdâr olduğumuz bâlâda mufassaldır. Hikmet-i Hudâ Arapça ertesi ale's-sabâh Gedikpaşa semtinde bir yâr-ı gâr-ı kadîmimiz Okçuzâde Ahmed Çelebi hânesine varup ânî gördüm, bir tedârik-i azîm ile Bursa şehrinin teferrücü ve ziyâretlerine âmâde olmuşlar. Ol yâr-ı vefâdâr-ı gamgüsâr eyitdi "Ey birâder-i cân-berâberim Evliyâ-yı mâ. Gel senin ile "Evvelu'r-refîk, sümme't-tarîk" fehvâsınca refîk olup beş-on gün içinde taht-ı kadîm-i evvel, sevâd-ı mu‘azzam olan Bursa şehrin seyr [u] temâşâ edüp kalbün âyînesi jeng-i gamdan mücellâ olup mahzûn gönlümüz şâd ve gam-gîn gönlümüz âbâd olup niçe bin ibret-nümâ âsârlâr ve niçe yüz erbâb-ı ma‘ârif cânlar ve mülûk-ı selef-i selâtîn-i âl-i Osmâniyân ve gayrı merâkıd-ı pür-envârları ziyâret edüp husûsan Hazret-i Emîr Sultân'ın âsitânesine yüz sürüp kalbimiz münevver olup cihân cihân cân sohbetleri edelim" dedikde hemân derûnuma bir âteş düşüp ol yâr-ı vefâdârın teklîfiyle tabî‘ata diyâr-ı Bursa'ya gitme arzûları gelüp gûyâ kıbel-i Hak'dan bir 221a ilhâm-ı Rabbânî olup Bismillah deyüp cümle huzzâr-ı meclis, ehibbâ ve dûstânlar, "Mübarek olup sâlimîn ü gânimîn avdet müyesser ola", deyüp hayr du‘â ile bir Fâtiha-i Seb‘u'l-mesânî tilâvet olunup hakîr dahi hemân ol mahalde peder ü mâder ü birâder [ü] hâher haberleri yok iken yigirmi nefer yârân-ı bâ-safâ ile Eminönü'ne gelüp bir Mudanya kayığına süvâr olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 220b–221a ·
metinde göster ·
… urrahmân b. Alî, ibn Ahmed el-Bistâmî: İlm-i tefsîr ve hadîs ve fıkıhda fakîh-i
bî-misâl
idi. İlm-i şi‘rde dahi füsahâ-yı bulegâdan bî-bedeldir. Kendüler Bursa'da sâkin …
Ve müftî-i esrâr-ı ilâhî, mücâhid-i envâr-ı nâ-mütenâhî, eş-Şeyh Abdurrahmân b. Alî, ibn Ahmed el-Bistâmî: İlm-i tefsîr ve hadîs ve fıkıhda fakîh-i bî-misâl idi. İlm-i şi‘rde dahi füsahâ-yı bulegâdan bî-bedeldir. Kendüler Bursa'da sâkin olduklarına bu ebyât-ı belîga anlarındır. Müfred
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 238b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı minber-i Câmi‘-i Sinop: Eyle bir musanna‘ mermer-i ibret-nümâdır kim sitâyişinde kerrûbiyânlar dahi âcizlerdir. Lâkin alâ-kadri't-tâka bu hakîr-i pür-taksîr deryâda katre [ve] güneşde zerre kadar tavsîf edelim. Evvelâ üstâd-ı kâmil-i kudemâ bu minberi altı kıt‘a mermer-i hâmdan inşa edüp her pâresin birbirine eyle mümtezic etmiş kim ne kadar kuvvet-i basara mâlik olan Cemşîd-i hezârfen kimesneler im‘ân-ı nazar ile bu minbere nazar etseler her kıt‘a taşın birbirine imtizâcı yerin fark edemezler. Gûyâ yekpâre bir minber-i ra‘nâdır. Cenâb-ı İzzet rûy-ı arzda ne kadar nebâtât [u] şükûfe ve ezhârât halk etmişse üstad-ı mermer-bür nakkâş yed-i tûlâsın ayân edüp bu minberde icrâ etmişdir kim diyâr-ı İslâm'da bir minber buna mu‘âdil değildir. Meğer Bursa'da Ulu Câmi‘ minberi ola. Ammâ bu minberin tarz [u] tarhı rub‘-ı meskûnda yokdur. Zîrâ bunda olan üç kat biri biri altında islimî ve rûmiler ve dal kırma [ve] zülf-i nigâr ve nilüfer-i çîn ve gül-i nesrîn nakışları ile müzeyyendir. Hulâsa-i kelâm cemî‘î seyyâhân-ı berr u bihâr ve üstâdân-ı hezâr-kâr-ı zevi'l-iktidâr olanlar bu minber-i ibret-nümûnu görüp engüşt ber-dehen edüp "Bu makdur-ı beşer kârından değildir. Ancak bir kibâr-ı evliyâullahın ızhâr-ı kerâmetidir" derler. Tâ bu mertebe sihr-i i‘câz bir minber-i bî-misâldir. Bu câmi‘-i zîbâ kal‘a varoşunda olmağıla cemâ‘at-i kesîreye mâlik ma‘bedgâh-ı kadîm müstecâbü'd-da‘ve yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 246b ·
metinde göster ·
… âsumâna ser çekmiş aslâ bir tarafdan zaferi mümkün değil havâlesiz bir kal‘a-i
bî-misâldir
. Aşağı kayada ağaç cisr ile ubûr olunur. Ancak bir kapusu var, andan içeri minâ …
Eşkâl-i kal‘a-i Mekü: Nehr-i (---) kenarında dibi ince, yukarısı sahrâ-yı azîm gûyâ mantar gibi yâhûd zencef ütücüsü mermeri gibi ince belli, evc-i âsumâna ser çekmiş aslâ bir tarafdan zaferi mümkün değil havâlesiz bir kal‘a-i bî-misâldir. Aşağı kayada ağaç cisr ile ubûr olunur. Ancak bir kapusu var, andan içeri minâre yolu gibi kayadan kesmeli yokuş yukaru çıkılır. İçinde yedi yüz hâne kadar imâr olmada hâneleri var, dahi ol kadar ma‘mûr değildir. Eğer imâr olursa Kahkaha-âsâ bir kal‘a-i bî-misâl olur. Revân hânlığı hükmünde bir sultânlık olup içinde iki bin Mâzenderânî tüfenk-endâz komuşlar. Ve her gice nehr üzre cisrin kaldırup kal‘anın kayası cezîre-misâl kalup kal‘anın tâ zirve-i a‘lâsından yüz kulaç iplerin dollâblarıyla kal‘aya su çeküp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292b ·
metinde göster ·
… ri var, dahi ol kadar ma‘mûr değildir. Eğer imâr olursa Kahkaha-âsâ bir kal‘a-i
bî-misâl
olur. Revân hânlığı hükmünde bir sultânlık olup içinde iki bin Mâzenderânî tüfe …
Eşkâl-i kal‘a-i Mekü: Nehr-i (---) kenarında dibi ince, yukarısı sahrâ-yı azîm gûyâ mantar gibi yâhûd zencef ütücüsü mermeri gibi ince belli, evc-i âsumâna ser çekmiş aslâ bir tarafdan zaferi mümkün değil havâlesiz bir kal‘a-i bî-misâldir. Aşağı kayada ağaç cisr ile ubûr olunur. Ancak bir kapusu var, andan içeri minâre yolu gibi kayadan kesmeli yokuş yukaru çıkılır. İçinde yedi yüz hâne kadar imâr olmada hâneleri var, dahi ol kadar ma‘mûr değildir. Eğer imâr olursa Kahkaha-âsâ bir kal‘a-i bî-misâl olur. Revân hânlığı hükmünde bir sultânlık olup içinde iki bin Mâzenderânî tüfenk-endâz komuşlar. Ve her gice nehr üzre cisrin kaldırup kal‘anın kayası cezîre-misâl kalup kal‘anın tâ zirve-i a‘lâsından yüz kulaç iplerin dollâblarıyla kal‘aya su çeküp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 292b ·
metinde göster ·
… şer altışar yüz at alur. On aded yed-i kudret ile kayadan oyulmuş kârbânsarây-ı
bî-misâllerdir
kim içinde âdemîzâd gâ’ib olur. Hikmet-i Hudâ temmûzda bu kaya hânlar sermâdır …
Cümle (---) aded mihmân hâne-i tüccârân-ı berr [u] bihâr. Evvelâ çârsû içinde Yemiş hânı kârgîr binâ-yı metîndir. Ve Alahân, vekâle-i âbâdândır. İbrâhîm Halîl nehri, içinden ubûr eder. Ve Hacı İbrâhîm hânı ve Samsad kapusu hânı ve Beğ kapusu hânı ve Beğ kapusundan taşra Sebil hânı ve Samsad kapusundan taşra mağaralardan hânlar var kim her biri beşer altışar yüz at alur. On aded yed-i kudret ile kayadan oyulmuş kârbânsarây-ı bî-misâllerdir kim içinde âdemîzâd gâ’ib olur. Hikmet-i Hudâ temmûzda bu kaya hânlar sermâdır ve vakt-ı şitâda germâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 56b ·
metinde göster ·
Der-sitâyiş-i imâret-i büleyde-i Çatalca: 171b Bu şehrin imâristânı Çatal dağının zeyline vâki‘ olmağıla Çatalca derler. Kayalı ve dereli ve depeli iki çatal kûh-ı bâlânın cânib-i şarkîsi dâmeninde kıbleden cânib-i şimâle tûlânî vâki‘ olmuş iki bin adım dırâz bâğlı ve bâğçeli ve âb-ı hayâtlı bâğ-ı İrem-misâl bir büleyde-i bî-misâldir. Eyyûb Sultân Mevleviyyeti nevâhîlerinden yüz elli akçe pâyesiyle mükellef kazâdır. Ve cümle (---) aded nâhiye kurâlarıdır. Hâkim-i örfi Çatalca bâğçesi üstâdıdır. Üç yüz bâğbân Aznavur bostâncılar ile zabt u rabt eder a‘lâ hükûmetdir. Tarafından subaşısı ve kethüdâyerisi ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve ayak nâ’ibi vardır. Ammâ İslâmbol karîb olmağıla müftî ve nakîbi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171a–171b ·
metinde göster ·
… îm avân yapmada ve zergerânları altun tâc ve zer-i hâlis mücevher avânî yapmada
bî-misâl
üstâdlardır. Ve kalemkârları nakş-ı bukalemun işlemede gûyâ nakkâş Mânî ve Bihz …
Ve kuyumcuları sîm avân yapmada ve zergerânları altun tâc ve zer-i hâlis mücevher avânî yapmada bî-misâl üstâdlardır. Ve kalemkârları nakş-ı bukalemun işlemede gûyâ nakkâş Mânî ve Bihzâd ve Erjeng'dir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 203a ·
metinde göster ·
… k gulâmları ve bir halvetde beş aded perî peyker ve melek manzar hüsn-i cemâlde
bî-misâl
bikr-i nâşüküfte duhter-i pâkîze-ahter dellâkeler Sultân Murâd Hân'a hizmet ede …
El-hâsıl bu hammâmın ve sarây-ı azîmin ve bâğ-ı İreminin vasfında lisân kâsırdır. Zîrâ bu merkûm ebniyye-i ibret-nümâların hurde-kârlık tasarruflarında ve letâfet ü zarâfet ve nezâfetinde asla misilleri yok vâcibü's-seyr bir hammâm-ı tarz-ı âhardır kim bu hakîr kırk bir sene seyâhatinde nazîrin görmemişdir. Üstâd-ı mühendis her kârında var kuvvetin bâzûya getirüp eyle san‘atlar icrâ etmişdir kim felek-i atlasda eyle bir kârgîrlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Ammâ bu hânedân-ı ibret-nümâya dahi giden mesârifi Hudâ bilür. Hatta Fâtih-i Revân Murâd Hân bu hammâma girüp sovuk suları gülâb ve ıssı mâları âb-ı buhûr cereyân etmiş ve bir halvetde beş aded çeşm-i siyâh geysûdâr pençe-i âfitâb dellâk gulâmları ve bir halvetde beş aded perî peyker ve melek manzar hüsn-i cemâlde bî-misâl bikr-i nâşüküfte duhter-i pâkîze-ahter dellâkeler Sultân Murâd Hân'a hizmet ederler. Murâd Hân mahzûz olup buyurmuşlar kim "Nolaydı bu hammâm benim dârü's-sa‘âdemde olaydı" demişler!. Hakkâ ki vâcibü's-seyr ibret-nümâ bir hammâm-ı dilküşâdır. Melek Ahmed Paşa efendimiz bu hammâma girüp "Böyle hammâm rub‘-ı meskûnda görülmemişdir" dediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 230a ·
metinde göster ·
… kal‘a-i Larende'ye karîb kal‘a-i Ermenak'i gördüm ki ol dahi vâcibü's-seyr bir
bî-misâl
kal‘a-i dâr-ı celâldir. Ammâ bu kal‘a-i Amîk andan ziyâde âlî ve bî-hâ’il kal‘a …
Bu hakîr-i pür-taksîr bu kal‘aya mânend Adana eyâletinde Silifke sancağında kal‘a-i Larende'ye karîb kal‘a-i Ermenak'i gördüm ki ol dahi vâcibü's-seyr bir bî-misâl kal‘a-i dâr-ı celâldir. Ammâ bu kal‘a-i Amîk andan ziyâde âlî ve bî-hâ’il kal‘a-i Amîk-i bî-hâyildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
Hakkâ ki arz-ı Irâk'da böyle bir sedd-i Kahkahâ-misâl kal‘a-i
bî-misâl
görmedim. Diyâr-ı Anadolu'da kal‘a-i Karahisâr-ı Sâhib ya‘nî Afyonkarahisârı ve …
Hakkâ ki arz-ı Irâk'da böyle bir sedd-i Kahkahâ-misâl kal‘a-i bî-misâl görmedim. Diyâr-ı Anadolu'da kal‘a-i Karahisâr-ı Sâhib ya‘nî Afyonkarahisârı ve diyâr-ı Rûm-ı Erzurûm'da kal‘a-i Kemâh ve diyâr-ı Ermen'de kal‘a-i Van ve diyâr-ı Âzerbaycân'da kal‘a-i Mekü ve diyâr-ı Diyârbekir'de kal‘a-i Mardin ve diyâr-ı Irâk'da bu kal‘a-i İmâdiyye cümleden şöhre-i şehr olmuş hisâr-ı üstüvârlardan yed-i kudret ile kal‘a halk olunmuş bur sûr-ı sun‘-ı Allah'dır kim seyyâh-ı âlem ve cihân-geşt ü âlem-bîn olanlar ve im‘ân-ı nazarla bu kal‘aya nazar edenler bu kal‘anın keyfiyyet-i hâlin bilirler, yohsa herkes sâmi‘înden olmağile bu kal‘aya akl u fikr-i Aristo irgürmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 377a ·
metinde göster ·
… kelâm bu diyâr-ı Kürdistân'da on bir sene seyâhat edüp bu medrese-i Kophan gibi
bî-misâl
medrese görmedim. Kal‘a-i Mardin'de medrese-i Kâsım Paşa ve kal‘a-i Van'da medr …
deyü kefere kenîselerinden avâid ü fevâid ta‘yîn edüp niçe bâğ u bâğçe ve dekâkîn ü âsiyâb-ı âb bu medreseye muttasıl inşâ edüp vakf 379a etmişdir ve ders-i âmın şehrin şeyhülislâmın etmişdir. Bu imâret evkâf-ı kavî olmağile her hücrenin talebelerine cânib-i vakfdan vazîfe-i mu‘ayyeneleri dâyimdir. Ve her hücreye dârü'z-ziyâfesinden birer sofra ta‘âm merreteyn ta‘yîndir. Ammâ bu medrese-i azîm cisr-i Kophan yanında olmağile kavm-i Ekrâd bu medreseye medrese-i Kophan derler. Ammâ bânîsi Sultân Hüseyin'dir. Kavm-i Ekrâd'ın niçesi medrese-i Kubâ derler. Hulâsa-i kelâm bu diyâr-ı Kürdistân'da on bir sene seyâhat edüp bu medrese-i Kophan gibi bî-misâl medrese görmedim. Kal‘a-i Mardin'de medrese-i Kâsım Paşa ve kal‘a-i Van'da medrese-i Horhor ve medrese-i Hüsrev Paşa dahi meşhûrlardır ammâ bu İmâdiyye'nin medrese-i Kophan'ı anlardan ma‘mûr u müzeyyendir. Ve bu kal‘a-i İmâdiyye'de mahsûs dârü'l-hadîs ve medrese-i dârü'l-kurrâ yokdur. Ammâ cümle medreselerde ilm-i hadîs ve ilm-i tecvîd görülür. Lâkin ilm-i hıfz-ı Kur’ân-ı Azîm'e ol kadar mukayyed değillerdir. Zîrâ hâfız-ı Kelâmullah olan âlim olmaz derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 378b–379a ·
metinde göster ·
… binâ-yı ibret-nümâ nehr-i Sava ve nehr-i Tuna kenârında cümle dokuz kat kal‘a-i
bî-misâl
bölme bölme hisâr-ı üstüvâr-ı pür-me’âl ve bir sûr-ı bâ-kemâldir kim aşağı kat …
Bu kal‘a-i hoş-binâ-yı ibret-nümâ nehr-i Sava ve nehr-i Tuna kenârında cümle dokuz kat kal‘a-i bî-misâl bölme bölme hisâr-ı üstüvâr-ı pür-me’âl ve bir sûr-ı bâ-kemâldir kim aşağı kat kal‘asından niçe zor âver kemândârân dilâverân var kuvvetini bâzûya getirse yukaru kal‘aya şast ber-kabza bir ok perrân etse iç kal‘aya sehm-i kazâsı gücile yetişir. Tâ bu mertebe âlî iç kal‘ası vardır. Ve aslâ bu kal‘anın cânib [u] etrâfında bir havâlesi yokdur kim böyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i gevher-nigîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 112a ·
metinde göster ·
… imiz bu kal‘ayı ta‘mîr ü termîm edüp cümle ağardup incü-misâl beyâz bir kal‘a-i
bî-misâl
olmuş (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)128b
Ve Melek Ahmed Paşa efendimiz bu kal‘ayı ta‘mîr ü termîm edüp cümle ağardup incü-misâl beyâz bir kal‘a-i bî-misâl olmuş (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)128b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 128a–128b ·
metinde göster ·
… ânları harâb [u] yebâb edüp bu kadar mâl-ı firâvân ve emti‘a-i nevâdir makûlesi
bî-misâl
tuhaf âvânîler ele girmişdir kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz …
Andan kal‘a-i Moran'a aslâ nazar etmeyüp yakınında olan imâristânları ve bâğ [u] bostânları harâb [u] yebâb edüp bu kadar mâl-ı firâvân ve emti‘a-i nevâdir makûlesi bî-misâl tuhaf âvânîler ele girmişdir kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Ve yedi bin aded Fireng-i Seng ve Islovin üsârâlarının güzîdeleri dest-i İslâm'da giriftâr-ı bend-i belâ olup bu kavmeyn-i mezbûreyn devletlerine bir mertebe za‘af u şikest ü bâl târî oldu kim def‘-i adüvde adem-i kudretleri zâhir olmağile cümle guzât gürûh gürûh olup her tarafı Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr gibi urup kavm-i Islovin ve Fireng-i şekâvet-sencleri esîr ederlerdi. Ve yine ol gün serdârımız yanına elbette gelirlerdi, zîrâ bu zemînde olan dağların şark ve şimâl cânibi tarafları Zirinoğlu ve Beganoğlu ve Nadajoğlu (---)(---)(---)(---)(---) oğullar nâm keferelerin hâk-i nâ-pâk-i menhûs hâneleridir kim diyâr-ı Islovin nâmıyla müte‘ârif dâr-ı diyârların cümlesi Nemse çâsârına tâbi‘ olup ol kral-ı dâllin boybeğleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 141b ·
metinde göster ·
evsâfın Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân istimâ‘ etdikde asker-keşân olup bu kal‘ …
Ba‘dehû bu kal‘a-i bî-misâlin evsâfın Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân istimâ‘ etdikde asker-keşân olup bu kal‘ayı muhâsara edüp hikmet-i İlâh fethi müyesser olmayup bî-feth avdet etdiğinden dağ-ı derûn olup sene-i âtîde yine asker-i deryâ-misâl ile sene 866 târîhinde gelüp amân u zamân vermeden feth edüp derûn-ı hisâra müstevfâ asâkir ve cebehâne koyup ba‘dehû iki sene dest-i İslâm'da kalup bir cum‘a gün derûn-ı hisârda re‘âyâ olan kefereler hisâr kapuların açup taşradan içeri küffâr dolarak cevâmi‘lerde ümmet-i Muhammedi kırarak kal‘ayı kabza-i tasarrufa alup câmi‘lerimiz yine kenîsalar edüp kâmil altmış yedi sene küffâr-ı füccârın elinde kalır. Tâ ki sene 934 târîhinde Süleymân Hân ümerâlarından Hüsrev Beğ Yayiçse içre olan küffârlara mâl-ı firâvânlar bezl edüp ve gûnâ-gûn ta‘ahhüdler edüp keferelerin gönlün eder. Meğer küffârın dağlarda bir deyrleri var imiş. Ol deyrde bed-âyîn ederlerken ol gece guzât-ı müslimîn şebhûn edüp kal‘anın her tarafından ve battâl kapu tarafından nerdübânlar ile nâmân voyvada ol gece derûn-ı hisâra girüp kal‘a-i Yayiçse'yi feth ederler. Müjdesine Gâzî Hüsrev Beğ'e giderler. Meğer Hüsrev Paşa sayd [u] şikârda bulunup safâsından üstündeki esbâbları ve atı ve donuyla müjde eden gâzîye ihsân edüp yine ol gâzîyi müjde ile Sultân Süleymân Gâzî'ye gönderüp {ol gâzîye} Yayiçse kal‘ası dizdârlığı sadaka olunur. Hâlâ Hüsâm Kapudan rahmetullâhi aleyh derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151a ·
metinde göster ·
… n'de yatdık. Bin aded menhûs hâneli ve çârsû-yı bâzârlı kasaba-misâl bir kend-i
bî-misâldir
. Bu karyeden ileri bir âdemimizle Beğ nâm velîd-i pelîde iki Kaya Sultân yağlığ …
Ol gün gidüp karye-i Vaslovin'de yatdık. Bin aded menhûs hâneli ve çârsû-yı bâzârlı kasaba-misâl bir kend-i bî-misâldir. Bu karyeden ileri bir âdemimizle Beğ nâm velîd-i pelîde iki Kaya Sultân yağlığı ve bir kûse destâr-ı Muhammedî gönderüp sabâh inşâ’allâh şeref-i sohbetleriyle bir niyâznâme gönderdikde Zirin ban nâm kilisenin kurbunda bir sarây-ı azîm döşedikleri haberi geldi. Ertesi gün yevm-i bâzâr idi. Alay ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 161a ·
metinde göster ·
… gölün içinde yumurta gibi bir beyâz kaplıbağa gibi göl içinde yatır bir kal‘a-i
bî-misâldir
. Ma‘mûr kenîseleri ve sarây-ı âlîleri nümâyân idi, lâkin ne cirmde ve ne şekild …
Bir gölün içinde yumurta gibi bir beyâz kaplıbağa gibi göl içinde yatır bir kal‘a-i bî-misâldir. Ma‘mûr kenîseleri ve sarây-ı âlîleri nümâyân idi, lâkin ne cirmde ve ne şekilde ve kaç kapusu var ma‘lûmum değildir, zîrâ yanına sademât-ı top-ı kûpdan varılmak muhâl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 11a ·
metinde göster ·
… ları yetmiş ocak bir hân-ı azîm binâ etmişler kim hâlâ kal‘a-misâl bir vekâle-i
bî-misâl-i
pür-me’âldir.
Ve cümle altı aded hân-ı tüccârân-ı sevdâgerânları var. Cümleden Gâzî Mihal Beğ hânı, münhedim etdiği kâfirden kalma kal‘anın taşından bezzâzistân-ı dîv inşâ edüp eyle müzeyyen etmiş kim ol asırda bu kârhâne içre beş altı bin kîseye mâlik hâceler var imiş. Bin beş târîhinde Eflak küffârı Tuna nehri tonunca buz üstünden ubûr edüp bu şehri ıhrâk bi'n-nâr edüp bu bezzâzistândan beş Mısır hazînesi mâl alup dârü'l-bevârlarına gider. Ba‘dehu bu bezzâzistânı Mihaloğulları yetmiş ocak bir hân-ı azîm binâ etmişler kim hâlâ kal‘a-misâl bir vekâle-i bî-misâl-i pür-me’âldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 56a ·
metinde göster ·
kara tarafı ise bu gûne metânet üzredir, ammâ Tuna cânibi üç minâre-i bâlâ kadd …
Bu kal‘a-i bî-misâlin kara tarafı ise bu gûne metânet üzredir, ammâ Tuna cânibi üç minâre-i bâlâ kaddi yalçın kaya üzre sedd-i metîn dîvâr-ı İskender-var'dır, ammâ ne mertebe kalın dîvâr idiği ma‘lûm değildir. Hemân devr-i müdevver rıhtım dolama Şeddâdî binâ dîvâr üzre aslâ dendân-ı beden ve kulle ve tabya ve peten yokdur. Hemân dîvâr-ı üstüvârı üzre niçe hânedân-ı cihân-nümâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b ·
metinde göster ·
Ammâ bu zikr olunan cümle cüsûrlardan vâcibü's-seyr ibret-nümâ-yı
bî-misâl
cisr-i lâ-nazîr bu Mostar köprüsüdür kim Arab u Acem ve Rûm u Firengistân'da ve …
Ammâ bu zikr olunan cümle cüsûrlardan vâcibü's-seyr ibret-nümâ-yı bî-misâl cisr-i lâ-nazîr bu Mostar köprüsüdür kim Arab u Acem ve Rûm u Firengistân'da ve Belh u Buharâ'ya varınca tek-i pûmız var, bu hakîr eyle bir cisr-i âlî rub‘-ı meskûnda görmedim. Gerçi Kürdistân'da zikri sebkat eden Batman cisri ve Hasankeyf cisri dahi gâyetü'l-gâye musanna‘ cüsûrlardır, ammâ bu Mostar cisri eflâke ser çekmiş bir kayadan bir kayaya tâk-ı Havarnak gibi atılmış bir göz cisr-i müntehâdır kim aşağı bakanın zehresi çâk olur. Hattâ bu cisrin iki başındaki kal‘aların iç yüzdeki kapularının bir kapudan bir kapuya varınca bu Mostar köprüsünün tûlu kâmil yüz germe adımdır. On beş ayak enniliği vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164b ·
metinde göster ·
… ur kim hâlâ Kazak-ı âk-ı dâll-i Kazak içinde binâ olunmuş bir böğür iği kal‘a-i
bî-misâldir
.
"Hamd-i Hudâ, İslâm Geray Hân ile bu Toğan Hân kal‘ası yine amâr ola" deyü du‘â etdiğimiz âsârı gelüp mürûr(?) etdiğim sene 1076 târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ asrında be-dest-i Vezîr-i a‘zam-ı sâbık Süleymân Paşa bâ-fermân-ı Köpürlü Vezîr-i a‘zam Mehemmed Paşa ağasıyla Tatar Hân ve eyâlet-i Rûmeli ve eyâlet-i Özü ve asâkir-i Bucak Tatarı ve eyâlet-i Eflak ve eyâlet-i Boğdan kefereleriyle yüz elli bin asker-i deryâ-misâl olup bu Toğan geçidi kal‘asın müceddeden bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olmuşdur kim hâlâ Kazak-ı âk-ı dâll-i Kazak içinde binâ olunmuş bir böğür iği kal‘a-i bî-misâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 110b ·
metinde göster ·
Kabarti hükmündedir, zîrâ bu taraf Bebirdikaç vilâyeti içine girmiş Kabartay hükmün[de]dir. Ammâ bu kal‘ada eser-i binâdan bir şey yokdur, hemân Cenâb-ı Hallâk-ı Ezel yed-i kudretiyle sun‘unu ızhâr içün bu kûh-ı bî-misâli kal‘a deyü halk etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158a ·
metinde göster ·
. Ammâ kıble kapusu olan bâb-ı musanna‘ının yemîn ü yesârındaki pervâzelerde ola …
Eski câmi‘: Kârgîr kubbe değil harpüşte servi ağaçlarından bir tarza musanna‘ kurşum örtülü kubbe-i azîmdir. Cümle yigirmi dörd mermer sütûn-ı berrâk üzre nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn çâr-kûşe kubbe-i bî-misâldir. Ammâ kıble kapusu olan bâb-ı musanna‘ının yemîn ü yesârındaki pervâzelerde olan zıh ve gilvi ve burma helezon-misâl zıhları üstâd-ı mermer-bür eyle oymuş kim gûyâ sihr-i mübîn etmiş kim acâ’ib kârgerlikdir. Bu câmi‘in tûlu iki yüz ayakdır, arzı yüz on kademedir. Ve bir musanna‘ minâre-i bâlâsı var kim bu şehirde misli yokdur. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 226a ·
metinde göster ·
… esi fethine giderken Gâzî Ömer Beğ'i serdâr edüp be-dest-i Ömer Beğ, bu kal‘a-i
bî-misâl
dest-i Efrenc-i Venedik'den feth olup tahrîr-i Süleymân Hân üzre kapudan paşa e …
Fâtihi bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed sene (---) târîhinde Mora cezîresi fethine giderken Gâzî Ömer Beğ'i serdâr edüp be-dest-i Ömer Beğ, bu kal‘a-i bî-misâl dest-i Efrenc-i Venedik'den feth olup tahrîr-i Süleymân Hân üzre kapudan paşa eyâletinde Ağrıboz sancağı hâkinde voyvadalıkdır ve yüz elli akçe pâyesiyle kazâcıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 244a ·
metinde göster ·
etmişdir kim bu dehr-i denîde ana mu‘âdil cemî‘i dünyâ ressâmları cem‘ olsa bir …
Bu limanın kenârındaki iskele başındaki hân-ı azîm dibinde iki âdem kaddi kadar bâlâ beyâz mermerden götü üzre oturmuş ve ağzın cânib-i cenûbdaki deryâya açmış bir arslan tasvîrin üstâd-ı mermer-bür eyle timsâl-i bî-misâl etmişdir kim bu dehr-i denîde ana mu‘âdil cemî‘i dünyâ ressâmları cem‘ olsa bir tîşe ve bir tilsiman ve bir direfş urmağa kâdir değillerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254b ·
metinde göster ·
… elipaları 255b ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir tomar-ı dırâz olur, zîrâ bu deyr-i
bî-misâlin
vasfında lisân kâsırdır. Bu deyri dahi temâşâ edüp mâ-fevkinde,
Ve hâlâ İslâmbol'un Emînönü'nde binâ olunan Vâlide câmi‘ine bu kenîse hâs kayd olunup bostâncıbaşı tarafından bir haseki zabt edüp imâret-i dâru'z-ziyâfe içün cânib-i vakfa beş bin vukıyye asel-i musaffâ verirler. Ve eğer bu Mendel manastırının mâ-vaka‘ı üzre binâsı ve hevâsı ve anda olan ibret-nümâ musanna‘ kanâdîl ü şem‘dân ve çelipaları 255b ta‘rîf ü tavsîf eylesek bir tomar-ı dırâz olur, zîrâ bu deyr-i bî-misâlin vasfında lisân kâsırdır. Bu deyri dahi temâşâ edüp mâ-fevkinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255a–255b ·
metinde göster ·
… âm hâsıl olup Hallâk-ı âlem ana bir hüsn ü cemâl [ü] kemâl ve bir hüsn-i edeb ü
bî-misâl
vermişdi kim güneş anın rûy-ı münevveri yanında bî-nûr bî-ferdir. Hikmet-i Bârî …
Hattâ bu şehr-i hâk-i pâkde hâsıl olmuş (---) Ağazâde Abdullâh Çelebi nâm bir cüvân-ı benâm hâsıl olup Hallâk-ı âlem ana bir hüsn ü cemâl [ü] kemâl ve bir hüsn-i edeb ü bî-misâl vermişdi kim güneş anın rûy-ı münevveri yanında bî-nûr bî-ferdir. Hikmet-i Bârî pederi merhûm oldukda bu cüvân-ı ahsen-i takvîm ansızın öksüz kalup Gördüslü Zekeriyyâ Efendi yanına alup dünyâ ve âhiret oğul edüp ilm-i kemâl-i ma‘rifet ta‘lîm etdirüp bir necîb ü reşîd ma‘sûm-ı pâk oldu kim görenler Arapça âyetin tilâvet ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 266a ·
metinde göster ·
… uçurmaz. Bu cirmde ve bu eşkâl-i mehâbetde ve bu binâ-yı salâbetde olan kal‘a-i
bî-misâlin
içinde,
Ve Sarı Beğoğlu'nun evi köşesinde Cığala Paşa tabyası üzre azîm vezni üzre serâmed balyemez topları var, kırkar karışdır, cenûb tarafındaki limanı döğüp kuş uçurmaz. Bu cirmde ve bu eşkâl-i mehâbetde ve bu binâ-yı salâbetde olan kal‘a-i bî-misâlin içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 271b ·
metinde göster ·
… sâr-ı üstüvâr-ı lâ-nazîrdir kim şarkdan garba tûlânî vâki‘ olmuş bir iç kal‘a-i
bî-misâldir
kim ba‘zı zamân kesâfet-i hevâda iç kal‘a bulutlar içre kalup tâ vakt-i zuhurda …
Eşkâl-i kal‘ası: Akdeniz kenârında Mora cezîresinin cenûbîsi tarafında bir sivri burunda hemân 277a bir ada-misâl bir kırmızı yalçın kaya üzre ol kûh-ı ser-bülendin zirve-i a‘lâsında evc-i âsımâna berâber dest-i kudret ile halk olmuş kal‘a-i Kahkahâ-yı Rûm bir hisâr-ı üstüvâr-ı lâ-nazîrdir kim şarkdan garba tûlânî vâki‘ olmuş bir iç kal‘a-i bî-misâldir kim ba‘zı zamân kesâfet-i hevâda iç kal‘a bulutlar içre kalup tâ vakt-i zuhurda şiddet-i hâr olunca ebr-i kebûtlar zâ’il olup iç kal‘a nümâyân olmağa başlar. Tâ bu mertebe iç kal‘a-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 276b–277a ·
metinde göster ·
… bir ok menzili kadar bâğçe-i azîm içinde Ürd-i behişt-i heşt-misâl bir câmi‘-i
bî-misâldir
. Ve sol tarafındaki medrese içre bir âb-ı hayât su sarnıcı var. Etrâfı dâru't-t …
Kal‘anın cenûbî tarafında Yüksek tabya kurbunda kiremitli ve çanlık minâreli bir bâbâyâne sâde güzeli bâğ-ı Merâm misilli bir hıyâbân [u] gülistân bâğçeli ve bir imâret ve medreseli bir ok menzili kadar bâğçe-i azîm içinde Ürd-i behişt-i heşt-misâl bir câmi‘-i bî-misâldir. Ve sol tarafındaki medrese içre bir âb-ı hayât su sarnıcı var. Etrâfı dâru't-tedrîs-i âlimân-ı müfessirânlar sâkindir kim şeb [ü] rûz ilm-i hadîs tilâvet olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 314a ·
metinde göster ·
Ammâ bu Körfez cezîresi Rûmeli tarafında Delvinye hâkinde Sayada ve Dalyan kal‘ası mukâbelesinde Venedik 352a körfezi deryâsı içre Rûmeli kıyısına iki mîl karîb şarkdan garba tûlânî vâki‘ olup kâmil toksan mîl ihâta eder bir ma‘mûr u müzeyyen cezîre-i bî-misâldir. Kayıkdan çıkup ceneraline buluşup bizimle vâfir musâhebetler etdi. Zîrâ Kandiye cenerali iken ba‘de'l-feth-i Kandiye Kumkapu limanında her bâr sarâyına varup âşinâlık kesb etmişdik. Şimdi yine bu Körfös'de ceneral-i dâll bulup bizi bir mesîregâh konak verüp kal‘ayı birkaç gün seyr [ü] temâşâlar etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 351b–352a ·
metinde göster ·
… bu ibret-nümâ câmi‘i inşâ eder. Bunun dahi iki minâresi birer tabakalı minâre-i
bî-misâllerdir
. Ve câmi‘i dahi bî-bedel kat-ender-kat kubbe-i âlîleri serâpâ kurşum örtülü bin …
Bundan sonra Vâlide Sultân câmi‘i. Süleymân Hân'ın vâlidesidir kim silihdâr ağaya Y 35a Tarabefzûn eyâletin ricâ etdüği ecilden silihdâra Rûm'da bir sancak ve bu vâlidesine Ma‘nisa'yı hâss ilhâk edüp mü’ebbed nefy-i ebed Ma‘nisa'da kalır. Ba‘dehu bu ibret-nümâ câmi‘i inşâ eder. Bunun dahi iki minâresi birer tabakalı minâre-i bî-misâllerdir. Ve câmi‘i dahi bî-bedel kat-ender-kat kubbe-i âlîleri serâpâ kurşum örtülü binâ-yı azîmlerdir. Mihrâbı ve minberi kezâlik ibret-nümâdır kim diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y34b–Y35a ·
metinde göster ·
. Lâkin ne top ve ne tüfeng ve cebehânesi yokdur. Sultân İbrâhîm bir avreti anda …
El-hâsıl medhinde lisân kâsırdır, bir kal‘a-i bî-misâldir. Lâkin ne top ve ne tüfeng ve cebehânesi yokdur. Sultân İbrâhîm bir avreti anda haps etmiş. Andan gayri benî âdem yokdur. Cümle ahâlîsi aşağı varoşda sâkinlerdir. Şeb [u] rûz kapusu mesdûddur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y142b ·
metinde göster ·
Âl-i (---)(---) bir pâdişâh-ı âlî-tebâr imiş kim böyle bir câmi‘-i
bî-misâle
mâlik olmuşdur kim midhâtinde diller kâsırdır. Ve bu câmi‘ fevkânîdir, serâpâ a …
Âl-i (---)(---) bir pâdişâh-ı âlî-tebâr imiş kim böyle bir câmi‘-i bî-misâle mâlik olmuşdur kim midhâtinde diller kâsırdır. Ve bu câmi‘ fevkânîdir, serâpâ altı zîr-i zemînler ve dekâkînlerdir. Üç taraf kapulardan on beşer kademe taş nerdübân ile urûc olunur. İki cânibinde yetmiş pençereleri cümle esvâk-ı sultâniyyeye nâzırdır. Ve izdihâm yerde olmağile câmi‘-i Ezher'den sonra cemâ‘at-i Y 93b kesîreye mâlik olan câmi‘ budur. Gâyet havâdâr dilküşâ câmi‘-i rûşendir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y93a–Y93b ·
metinde göster ·
Bu İsvân'ın şimâlî kurbunda tâ Benî İsrâ’îl zamânından berü bir köhne dıraht-ı
bî-misâl
vardır kim rûy-ı arzda buna mânend şecere-i azîm-i bülend halk olunmamışdır. Şâ …
Bu İsvân'ın şimâlî kurbunda tâ Benî İsrâ’îl zamânından berü bir köhne dıraht-ı bî-misâl vardır kim rûy-ı arzda buna mânend şecere-i azîm-i bülend halk olunmamışdır. Şâhaları ve berg [ü] bârları hâlâ sayf ü şitâda dâ’imdir. Ve varakları yedi yılda bir köhne olup hazân olur, ba‘dehu tâze evrâkları zâhir olur. Şeceretü'l-hat deyü vilâyet-i İsne ve İsvân ve Sûdân ve Fûncistân ve Nûbe ve Dümbiyye ve Alevî ve Habeş diyârlarında meşhûr-ı âfâk şecerdir. Cüssesini on âdem ancak dirâgûş eder. Ve kırk aded şu‘beleri var, her haşebesini dahi beş âdem ancak kucaklar. Eflâke ser çekmiş şecer-i kebîrdir kim sâyesinde kırk bin ganem sâyelenmek mümkündür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y387a ·
metinde göster ·
… er ve ihsân [u] in‘âmlar olunup üç gün üç gece [Â]diliyye'de Rûmeli Meydânı'nda
bî-misâl
şâdumânlar oldu.
Ba‘dehu sene-i mezbûrun mâh-ı Cemâziye'l-âhir'inin evvel bâzârertesi gün Âdiliyye['ye] Bağdâd-ı behişt-âbâddan sa‘âdetle Abdurrahmân Paşa (---) günde 118 anda gelüp bir alay-ı azîm ile serâperdesinde karâr edüp e gidüp cemî‘i erbâb-ı menâsıba hil‘at-ı fâhireler ve ihsân [u] in‘âmlar olunup üç gün üç gece [Â]diliyye'de Rûmeli Meydânı'nda bî-misâl şâdumânlar oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·