Bunların hakkında Mekke delîlleri "Yâ Karamanî yâ kara îmânî" derler, bî-rahm ribâhor âdemlerdir. Bunların kâr [u] kesbleri gemicilerle olmağın anların yamağı olup seyishâneler üzre dükkânlar edüp harar harar buğday ve arpa ölçerek ve halk üzre arpa ve buğday saçarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 164a ·
metinde göster ·
… r ile ikisi küştegîrlik ederken bir tarafdan Rüstem dahi sarılup ol Nûruddehr-i
bî-rahm
hünkâr-ı tüvânâ hânı altına alup ol nâzenîn vücûdı birkaç yerde dahi bârûtçı ga …
Ammâ bu hakîr gâfil değil iken ve ol kadar cüst ü çâpük hâzır-bâş iken yerimden hareket etmeğe iktidârım olmayup gaş[y] olmuşum. Hemân fakîr hân cân havliyle bir âh-ı serd çeküp Nûruddehr ile ikisi küştegîrlik ederken bir tarafdan Rüstem dahi sarılup ol Nûruddehr-i bî-rahm hünkâr-ı tüvânâ hânı altına alup ol nâzenîn vücûdı birkaç yerde dahi bârûtçı galburı gibi delik delik bırakdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 13a ·
metinde göster ·
… ış çağış sürüyüp melîl melîl cânib-i erba‘alarına nigerân ederek ve azebistân-ı
bî-rahm
anlara kırbaç urarak sürü sürü güzer ederlerdi.
Anlardan sonra cümle on bir bin altmış aded esîrlerin cümlesi pây-beste ve dil-haste giriftâr-ı bend-i hicrân ayaklarında ve boğazlarında zincirlerin çağış çağış sürüyüp melîl melîl cânib-i erba‘alarına nigerân ederek ve azebistân-ı bî-rahm anlara kırbaç urarak sürü sürü güzer ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 64b ·
metinde göster ·
… inlerinde Budin sicni gibi amîk ve muzlim ve seccânları gibi zâlim ve gaddâr ve
bî-rahm
ve bî-amân kâtı‘u'r-rahm zindânbânlar yokdur. Ve cümle paşa cellâdları da bunda …
Ve bu iç kal‘anın iki kapusu arasında çâh-ı gayyâ ve derk-i esfelden nişân verir bir zindânı var kim el-iyâzu billâh cümle mücrimleri ve cümle kanlıları ve cümle şehir a‘yânlarının üsârâların bunda haps ederler. Her sabâh yine lâzım olan üsârâları ve salb u katl olunacak kâtil ve harâmîleri kemend ve dollâblar ile sicinden çeküp esîrleri sâhiblerine ve kâtilleri cellâdlara teslîm edüp cellâdlar da kâtilleri teslîm-i rûh etdirirler. Cemî‘i serhadlerin sicinlerinde Budin sicni gibi amîk ve muzlim ve seccânları gibi zâlim ve gaddâr ve bî-rahm ve bî-amân kâtı‘u'r-rahm zindânbânlar yokdur. Ve cümle paşa cellâdları da bunda sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 81b ·
metinde göster ·
… u şehrin tâli‘-i imâreti be-kavl-i müneccimîn mirrîh olmağile halkı hûnrîz olup
bî-rahm
ve kattâl gâzîlerdir. Şeb [ü] rûz eğer berren ve bahren çeteye ve poturaya gidü …
Ve bu şehrin tâli‘-i imâreti be-kavl-i müneccimîn mirrîh olmağile halkı hûnrîz olup bî-rahm ve kattâl gâzîlerdir. Şeb [ü] rûz eğer berren ve bahren çeteye ve poturaya gidüp kâfire aslâ amân vermezler. Dâ’imâ kılıçları bellerinde ve tüfengleri ellerinde olup Kotur kâfiriyle ceng ederler. Ve cümlesi Boşnakça ve Sırfça ve Latince kelimât edüp niçeleri lisân-ı Arnavudcayı fasîh bilirler, zîrâ bu Nova körfezinin karşısı cümle Arnavudistân'ın Kilimente ve Karadağ ve Podgoriçse kal‘aları dağlarıdır. Ve bu kal‘a içi sokakları daracıkdır, ammâ pâk kaldırım döşelidir ve halkı cümle garîb-dost gâzîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155b ·
metinde göster ·
kavmdir, ammâ min-indillâh Âl-i Osmân önüne sedd olup her bâr küffâr ile ceng-i …
Hakkâ ki bî-rahm kavmdir, ammâ min-indillâh Âl-i Osmân önüne sedd olup her bâr küffâr ile ceng-i cidâl ve harb-i kıtâl ederler. Ve gâyet salt ve sebük-bâr askerdir, zîrâ kavm-i Noğay Tatarlarının yanlarında hall [u] hurmetden bir şey bilmezler bir alay mübâhî kavimdirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107b ·
metinde göster ·
… imâreti burc-ı akreb beyt-i merrîh mâ’î olduğundan askerî tâ’ifeleri kattâl ve
bî-rahm
ve hûnî gâzîlerdir.
Der-hükm-i müneccimân-ı tâli‘-i amâristân: İlm-i nücûmda kâmyâb ve dânende-i rümûz-ı usturlâb olan Alî Kuşçı ve Mengli Geray Hân kavilleri üzre bu şehr-i Bâğçesarây'ın binâ-yı tâli‘-i imâreti burc-ı akreb beyt-i merrîh mâ’î olduğundan askerî tâ’ifeleri kattâl ve bî-rahm ve hûnî gâzîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128a ·
metinde göster ·
… ti burc-ı akreb beyt-i merrîh-i mâîde bulunduğiyçün halkı merrîh sıfat gazûb ve
bî-rahm
ve gaddâr ve kattâl ve şemşîr-bâz merrîh gibi cellâd-ı felek hûnhâr âdemleri va …
Der-kavl-i kehene-i sülefâ: Bu kal‘a-i Azağ'ın tâli‘-i imâreti burc-ı akreb beyt-i merrîh-i mâîde bulunduğiyçün halkı merrîh sıfat gazûb ve bî-rahm ve gaddâr ve kattâl ve şemşîr-bâz merrîh gibi cellâd-ı felek hûnhâr âdemleri var. Şeb [ü] rûz kâr [u] kisbleri kılıç ile geçinmekdir, ammâ cümlesi şecî‘ ve gâziyân bahâdırânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 186a ·
metinde göster ·
hûnî cellâd-ı merrîh döğünce helâk edecek mertebe döğer. Hakkâ ki aceb zabt [u] …
Eğer Arabın ölürse yerine bir gayri köle verir. Sâhibi döğse yetmiş seksen döğenek(?) urup merhamet edüp koyverir, ammâ beği bî-rahm hûnî cellâd-ı merrîh döğünce helâk edecek mertebe döğer. Hakkâ ki aceb zabt [u] rabt ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272a ·
metinde göster ·
… âsından bîzâr olup bilâhire solaklara ve asesbaşı ve subaşıya fermân edüp anlar
bî-rahm
cellâdlar halkı ziyâretden men‘ ederler. Yine böyle iken Eyyûb'dan ahşâma dek k …
Andan Sultân Ahmed alay-ı deryâ-misâl ile Eyyûb Sultân'dan kadem-i Q 209a resm-i şerîfi bizzât ırk-ı tâhirden olan nakîbü'l-eşrâf hazretlerinin dirâgûşuna verüp alay ile İslâmbol içine girdükde âdem deryâsının gulû-yı âmmından şefâ‘at yâ Resûlullâh deyüp feza‘ [u] çeza‘ edüp nakîbü'l-eşrâfa sarılan âdem deryâsından bîzâr olup bilâhire solaklara ve asesbaşı ve subaşıya fermân edüp anlar bî-rahm cellâdlar halkı ziyâretden men‘ ederler. Yine böyle iken Eyyûb'dan ahşâma dek kadem-i şerîfi Yenicâmi‘e gücile vâsıl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y136b ·
metinde göster ·
… z pâreleri ile sarup cümle ma‘sûmları bu hâl üzre kat‘-ı tenâsül eder. On nefer
bî-rahm
[ü] bî-emân cellâbedir kim yüzlerinde ve gözlerinde nûrsuz ve uğursuz abûs zişt …
Esnâf-ı cerrâh-ı cellâb: Y 178b Nefer on âdemdir. Hânelerinde olur. Bunların kârları Allâhümme âfinâ kırk elli ve yüz aded kavm-i May Bornî ve Câcûvî ve Kırmankî ve Bağaniskî Habeşî ve Fûncî ve Afnuvî siyâh-çerde ma‘sûmları tavâşî etmeğiçün ba‘de't-ta‘âm za‘ferânlı şerbet verüp ale't-tertîb yüz iki yüz ibâdullâh ma‘sûmları dizüp bir ucdan ustura ile zeker ve hayâların kesüp zekeri yerine bir kamış sokup vilâyet-i Sûdân'da hâsıl olur bir nebâtât gubârıdır, anı eküp bi-emrillâh kanı munkatı‘ olur. Ve üstüne santa ağacı yaprağı tozu ve dahi üstüne siyâh yağlı meşin pâreleri koyup şermût bez pâreleri ile sarup cümle ma‘sûmları bu hâl üzre kat‘-ı tenâsül eder. On nefer bî-rahm [ü] bî-emân cellâbedir kim yüzlerinde ve gözlerinde nûrsuz ve uğursuz abûs zişt ve esmer-çehre âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y178a–Y178b ·
metinde göster ·
… ağlarlar, kimi şüst endâm yatır, kimi birkaç günden merhûm olur. Böyle cellâd-ı
bî-rahm
[ü] bî-emân cellâbelerdir. Bu dahi Mısır'a mahsûsdur. Ve,
Kethudâ İbrâhîm Paşa hedâyâ içün yüzer ikişer yüz kara Arabcıkları kesdirmişdi. Hakîr an-kasd varup temâşâ etdim. Allâhümme âfinâ, kimi cân havli ile boğazlanmış tavuk gibi Kürd lisânı üzre pur putur olurken anları bağlarlar, kimi şüst endâm yatır, kimi birkaç günden merhûm olur. Böyle cellâd-ı bî-rahm [ü] bî-emân cellâbelerdir. Bu dahi Mısır'a mahsûsdur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y178b ·
metinde göster ·