İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

bît*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
161
isabet
157 cümle/beyitte
59,7
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
31
farklı biçim
41 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi16165,8

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 161

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“bît*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 8a … ile bu arz [u] semevâtı ve mülevven kâ’inâtı ademden vücûda getirdi. Ve dürûd-ı bî-tu‘add ol mahbûb u matlûb-ı Hudâ Muhammedü'l-Mustâfâ üzerine olsun kim feth-i kılâ‘ ha …
EÇS I 38a … in kişi" deyü Gülâbî Ağa'ya ta‘zîm edüp üç gün üç gece Gülâbî Ağa anda aç susuz bî-tâb [u] bî-mecâl kalup Unkapanı'ndaki hânedânı ve evlâd [u] ensâbları hâtırına gelü …
EÇS I 68a … ûyâ halk-ı cihân tâze cân buldular. Zîrâ Bayram Paşa zulmünden gûyâ halk-ı âlem bî-tâb u tüvân ve mutlakâ nev‘-i beşer bir kâlıb-ı bî-cân idi. Rû-yı Pâdişâh-ı münevve …
EÇS I 70b … yedi bin dahi eşkıyâ ve zorbanın kellelerin galtân eyledim" buyurunca Mîr dahi bî-tekellüfâne eyitdi:
EÇS I 72a … , edebde sikime sıçarsın, bire pâdişâhım başıniçün o da geldi" deyince gülmeden bî-tâb u bî-mecâl olup bu latîfeden safâ edüp hakîre kırk sekiz altun ihsân eyledi.
EÇS I 133a "Pâdişâhım, ol müneccim-i bî-tâli ‘ Alî Kuş'un cân kuşu uçmağile uçmakda belki karâr etmeyüp bu dünyâda karârgâhı …
EÇS I 145a İki yüz altmış sekizinci fasıl / İslâmbol'un cânib-i erba‘asında hâs u âmm içün bî-tekellüf olan mesîregâh-ı ferah-fezâların beyân eder
EÇS I 163b … im, bir zamândan sonra gördüm ki kâhî baş aşağı kâhî baş yukaruya takla ata ata bî-tâb kaldım. Ba‘dehu yine ke'l-evvel balığın karnında asûde-hâl oldum. Ammâ cânım sı …
EÇS I 163b–164a … elimdeki bıçağile rû-yı deryâya çıkup şinâverlik ederek 164a bir kenâra çıkup bî-tâb [u] bî-mecâl rimâl üzre yatırken anı gördüm, ol balık kendüyi deryâdan taşra he …
EÇS I 210b … tli bir papas olup Yıldırım Hân huzûruna varup göründükde Yıldırım Hân gülmeden bî-tâb olup,
EÇS I 217a–217b … sûmu 217b huzûruna getirdüp eşkâl-i aceblusuna nazar edüp Murâd Hân güle güle bî-tâb kalup pâdişâh eydir:
EÇS I 217b … ulum gibi bir yumuşak şey durup leş gibi kokardı. Biz dahi dibelik sermest olup bî-tâb u bî-mecâl kalup sabâhısı şikeste-hâtır olup salât-ı ıydı edâ edemeyüp işte anı …
EÇS II 249b … ehirlerindendir. Karadeniz'in cânib-i şarkîsi tarafında bir körfez-misâl bahr-i bî-taş üzre vâkı‘ olmuş bâğ-ı İrem'den nişân verir bir şehr-i müzeyyendir. İslâmbol Bo …
EÇS II 261b–262a … zıl kâna müstağrak olduklarından fark olunmadan kalmışlardı ve cû‘ [u] atşândan bî-tâb u bî-mecâl kalmışlardı. Netîce-i merâm, sekiz sâ‘at-i nücûm hücum, ceng [u] sav …
EÇS II 265a … amîka nüzûl edüp sandal içinden kavuklarımızla su dökmeden ve şiddet-i şitâdan bî-tâb ve bî-mecâl kaldık. Ânî gördük Menkub Kadısı Alî Efendi, deniz mâliki gibi gavv …
EÇS II 265b … sütûnlar nümâyân olup vakt-i zuhrda temevvüc-i deryâ bizi sâhil-i bahre bırağup bî-tâb u bî-mecal türâb [u] rimâl üzre düşdüğüm bildim. Beyt:
EÇS II 272b–273a … ında Isfakıye dağlarında olan re‘âyâ vü berâyâlara her ocakdan mu‘temedün aleyh bî-tama ‘ u bî-garaz ve sâhib-i ırz âdemleri istimâletnâmeler ile her kılâ‘ ve büleydele …
EÇS II 294b … m mahbûbları sîm-ten mâhîleri gibi havz-ı Şâfi‘î'de şinâverlik edüp birbirlerin bî-tekellüf derağûş ederler. Bu şehrin ekseriyyâ halkı Gökdolak ve Cüllah'lardır. Âşıkâne m …
EÇS II 297a … hâşâ sebb etdiklerin bunda işidüp aklım gitdi. Ammâ ne çâre henüz dahi za‘afdan bî-tâb u bî-mecâl idim. Yohsa bir hâl ile ol sebbâb-ı la‘îni katl etmek emr-i sehl idi …
EÇS II 353b–355b … erine süvâr oldukda bu hakîr [u] fakîre tîğ havâle eyleseler bu şiddet-i şitâda bî-tâb ve bî-mecâl idim. Anlar germâ-germ-i nerm kimesneler idi. Husûsan cengâver kime …
EÇS II 360a–360b … ı kırâ’at edüp hakîre eydür: "Ne ahmak herifdir. Mektûbunda cemî‘î hamâkatin ve bî-tedbîrliğin ifşâ etmek içün hâl-i dilin i‘lâm eylemiş.
EÇS II 365a–366a … n. Bu kevn-i keç-revin hükmü budur" deyü hâmûş-bâş oldu. Ammâ zahm kendüyü alup bî-tâb u bî-mecâl etdi. Bu mahalde Köprülü Mehemmed Paşa 366a eydür: "Mezâ mâ-mezâ, …
EÇS II 366b … şa ile iç ağaları yetişüp fakîr Halîl Efendi['yi] paşa huzûruna getirdiklerinde bî-tâb u tüvân gelüp eydür: "Sultânım! Niksârda Erzurûm'a giderken ve gelirken hâneme …
EÇS II 370a–370b … îk idim. İnşâallah devletinizde dahi dünyâlığile şerîk oluruz" dedikde "Vallahi bî-tekellüf olduğundan hazz etdim. Bre hazînedâr gel" deyü hazînedârın kulağına bir güft [ü …
EÇS II 371b … stimâ‘ etse meddâhân-ı sipâhiyân ol[urdu]. El-kıssa yeniçeri bî-hisâb sipâhiyân bî-tâb olmağıla cenge iktidârları olmayup "El-firâru mimmâ lâ yutak, min süneni'l-mürs …
EÇS II 373b–374b … arafeynden ceng-i azîmler olur. Âhir Kara Haydaroğlu'nun altındaki esb-i tâzîsi bî-tâb u bî-mecâl olup Kara Memi nâm şakîsi gayrı at yetişdirüp bir atdan bir ata süvâ …
EÇS III 25b … e niçeleri ahmerü'l-levn nahîf ü sâhib-i şeyb pîrleri olur kim kuvvet-i kuvâdan bîtâb kalup niçe müstecâbü'd-da‘ve âdemleri var.
EÇS III 31b Ve niçe bin bî-tâb u bî-mecâl kalmış muharrâ tiryâkîler ileri gitmeğe mecâli kalmayup refîklerine …
EÇS III 31b … ‘zısı garîb âdemdir, "Allah versin şehîdliği", der. Ve kimi dahi "Ağa bu silâhı bît bâzârından âriyetî mi aldın" der. Biri "Yok şirdenzâdeden ödünç aldı," der.
EÇS III 33b … r yiğit atıyla ve donuyla bir dağ içinden nümâyân olup gelir. Ammâ atı ve kendü bî-tâb u bî-mecâl gelir. Hemân hakîr, bu iyi alâmet değildir. Ahvâlini tecessüs edüp h …
EÇS III 43a–43b Hâssa-i sâlis: Bu ayn-ı nâbdan bî-tâb u bî-mecâl sığıra yedi gün su verseler bi-emr-i Hudâ ölüm mertebesinde ise halâ …
EÇS III 52b–53a … ârın gösterüp gûyâ ki elîm-i A‘râf'ı gördük. Yedi sâ‘at kâmil taban-keşlik edüp bî-tâb u bî-me‘âl kaldıkda esb-i sabâ-sür‘atime süvâr 53a oldum. Hikmet-i Hudâ dördü …
EÇS III 97b … miler, Âl-i Osmân donanmasının nısfı karaya düşmüş, nısfı yedi sâ‘at ceng etmiş bî-tâb u bî-mecâl gemiler içre Malta gemileri girince Venedik küffârları taze cân bulu …
EÇS III 100b–101a … ır. Ammâ anların dahi atları mukaddemâ bizimle vakt-i Şâfi‘îden berü ceng edeli bî-tâb u bî-mecâl kalup âhir-i kâr dağlara yan verir şeklinde olunca bizim asker şîrîn …
EÇS III 144b Ve mine'l-acâ’ib ta‘bîr-i rü’yâ: Bu hakîrin vâkı‘asın Melek Ahmed Paşa bî-tâb u bî-mecâl iken Bismillah ile bede’ edüp buyurdular kim: Ol Bâğçekapusunda beni …
EÇS III 144b–145a … hakîr ilhâm-ı Rabbânî ile böyle ta‘bîr etdim, hayr ola" deyüp kesret-i kelâmdan bî-tâb u bî-mecâl kalup girde-bâlişe nâliş ederek söylenüp hâb-ı râhata vardı. Cümle e …
EÇS III 162a … yokdur. Zîrâ bir iki kubbesi mümhedim olmağıla içinde hallâclar işler. Taşrası bît bâzârıdır {ve yigirmi kubbedir}. Andan,
EÇS III 162b … -ı meh-tâb gazzâz mahbûbları var kim parmaklarında elekleri seyr olunup uşşâk-ı bî-tâb çehrelerine sırma teli gibi sarılırlar, sûk-ı uşşâkândır. Sûk-ı bezzâzân ankâ h …
EÇS III 177a … mülamma‘dır, gûyâ hayme-i Efrâsiyâb'dır. Kapusundan tâ paşanın obasına varınca bî-tâb u bî-mecâl kaldım. Hemân pertâb ederek İpşir Paşa huzûruna vardıkda, beyt:
EÇS III 183b … başından gidüp ol ân bre koçı, deyüp fi'l-hâl araba ile Bâğçekapusu'na gelirken bî-tâb u bî-mecâl kayığa girüp Üsküdar'a gelirken paşa bir kayık ile istikbâline çıkdı …
EÇS IV 238b … r-i Ahlad: Zamânı kadîmde bu şehir Mâhân pâdişâhının hükmünde idi. Ol pâdişâh-ı bî-tedbîr Semenkân pâdişâhı üzre sefer etmeğe murâd edindikde bu şehr-i Ahlad ahâlîsinden …
EÇS IV 253a … ile hisâb olunursa kâmil on bir bin hatve-i fetâdır, ya‘nî yiğit adımlamasıdır. Bî-tâb u bî-mecâl ehl-i keyf tiryâkî adımıyla on beş bin adım dahi olur ve dâ’iren-mâd …
EÇS IV 269a–269b … yd [ü] bend etdiler. Ve niçe bini hâk-i mezelletde pâymâl-i rimâl olup mecrûh-ı bî-tâb ü tüvân yetüp kimi "Âh!" ve kimi "Vâh illahlah!" ve kimi "Yâ Allah" ve kimi "Mu …
EÇS IV 273a … n akîbince kovmağa giden Malazgirdli Mehemmed Beğ gelüp atları kalmış ve askeri bî-tâb u bî-mecâl olmuş, ammâ hân firâr ederken dağlar içre bırakdığı atlar ve katır k …
EÇS IV 305b … Kızılbaş askeri her tarafdan "Şâh! Şâh!" deyüp kılıç urmağa başlar. Cümle asker bî-tâb u bî-mecâl iken yine üç sâ‘at ceng edüp âhir Kızılbaş'da meydân kalup illâ Tata …
EÇS IV 309a … i âlî dağ değildir. Ammâ ibret-nümâ olduğu cihetle meşhûr-ı âfâk kûh-ı bülend-i bî-tâkdır . Meselâ Âd kavmi mi yâhûd Semûd kavmi mi bu kûhun altını kesmişler, altına niçe …
EÇS IV 311b … ile ceng etmeden ve zahîre kılletinden ve şiddet-i hârdan ve cebehânesizlikden bî-tâb u tüvân kalup kâmil bu minvâl üzre dokuz ay bu Bağdâd'ı muhâsara etdiler ve niç …
EÇS IV 360a … ây-ı Efrâsiyâb u tabl-ı Âl-i Osmân çalar. Sancak beğleri vardır ve iki yüz aded bî-tabl mîr-i aşâ’ir-i Arab u Urbân ve şeyh-i meşâyihleri vardır. Ammâ,
EÇS IV 376a Lûgat-i sahîhi Bî-tennûr'dur . Zamân-ı kadîmde bu kal‘a hâyilindeki kûh-ı bâlâda bir gâr var idi. Bir tarafı …
EÇS IV 376a … uhtâc olmayup murâd-ı merâmları üzre mezkûr tennûrda nânları pişdiğiyçün şehr-i Bî-tennûr derler. Mürûr-ı eyyâm ile galat-ı meşhûr olan evlâ olmağile Baytanûr derler. Ba …