… âr bir kubbe-i sağîr üzre bir kat kubbe-i âlî dahi inşâ edüp biri {biri} içinde
böyle musanna
‘ kubbe bir diyârda vâkı‘ olmamışdır. Bu tarz-ı acîb ü garîb görülmemişdir. Ve b …
Evsâf-ı hıyâban-ı merkad-i pür-envâr: Mihrâb önünde bir sehm-i tîrkeş menzili bir gül [ü] gülistân [u] hıyâban-ı nısf-ı cihân içre meşhed-i Süleymân Hân tâbe serâhu bir kubbe-i âlî içinde medfûndur kim bu kubbenin nazîri bu kubbe-i eflâk altında yokdur. Zîrâ üstâd-ı şîrînkâr bir kubbe-i sağîr üzre bir kat kubbe-i âlî dahi inşâ edüp biri {biri} içinde böyle musanna‘ kubbe bir diyârda vâkı‘ olmamışdır. Bu tarz-ı acîb ü garîb görülmemişdir. Ve bunda olan müşebbek ve mukarnas mermer tasnî‘âtları bir amâristânda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45a ·
metinde göster ·
… m Paşa binâ etmişdir. Semerkand, Belh, Buhârâ ve Lûristan ve Moltan seyyâhları,
böyle musanna
‘ binâ-yı metin ve azîm hammâm görmedik, derler. Câmekânı bir vâsi‘ sahrâ üzre k …
Evsâf-ı Yeni Kaplıca: Bir kapalı yerde vâkı‘ olmuş, bu dahi Eski Kaplıca gibi cümle imâreti kurşum örtülü binâ-yı azîmdir. Mâ-tekaddem binâ-yı muhtasar imiş. Süleymân Hân gelüp niçe kerre görüp nikrîs marazından şifâ bulup sadrıa‘zamı olan Sarı Rüstem Paşa'ya "Şunda bir binâ-yı azîm ile bir hammâm binâ eyle" deyü fermân etdikde sene (---) târîhinde bu Yeni Kaplıca'yı Rüstem Paşa binâ etmişdir. Semerkand, Belh, Buhârâ ve Lûristan ve Moltan seyyâhları, böyle musanna‘ binâ-yı metin ve azîm hammâm görmedik, derler. Câmekânı bir vâsi‘ sahrâ üzre kubbe-i azîmlerdir kim gûya kubbe-i eflâkdir. Bin âdem alır câmekân bir mekân-ı kebîrdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 227b ·
metinde göster ·
… lık diyâr gezüp dokuz pâdişâh ile zânû-be-zânû olup nedîm-i hâsları oldum, dahi
böyle musanna
‘ ve murassa‘ sanduka görmedim" dedikde cihân kadar hazz etdi.
Hakîr eyitdim, "Vallâh Hân'ım, kırk bir yıldır on bir pâdişâhlık diyâr gezüp dokuz pâdişâh ile zânû-be-zânû olup nedîm-i hâsları oldum, dahi böyle musanna‘ ve murassa‘ sanduka görmedim" dedikde cihân kadar hazz etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10b ·
metinde göster ·
… Ve bu gölün kenârına Lipul Beğ bir hammâm binâ etmişdir kim cümle kâfiristânda
böyle musanna
‘ ve rûşen-i rûşinâ hammâm inşâ olunmamışdır. Cümle huddâmları pâk ü pâkîze siyâ …
Mâ-tekaddem yok idi. Sene 1045 târîhinde Lipul Beğ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘'den me’zûn olup arz-ı hâliye iken iki bayırın arasına bir sedd-i Nemrûd yığup nehr-i Iskıntı'dan bir azîm göl hâsıl olup içine niçe kerre yüz bin aded gûnâ-gûn balıklar koyup ol asırda kırk bin altun balığından hâsıl olur bir göldür. Hâlâ yine mukata‘a ve emînlikdir kim dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz mîl ihâta edüp ayağında su değirmenleri vardır. Ve bu gölün kenârına Lipul Beğ bir hammâm binâ etmişdir kim cümle kâfiristânda böyle musanna‘ ve rûşen-i rûşinâ hammâm inşâ olunmamışdır. Cümle huddâmları pâk ü pâkîze siyâh kâküllü ve maralî ve gazâlî gözlü ve şîrîn sözlü Boğdan mûğpiçeleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 105b ·
metinde göster ·
… şammâlı ve mukavvâlı kuka keçe külâh gibi tak tak öter katıdır. Zamân-ı kadîmde
böyle musanna
‘ ve murassa‘ değil imiş. Her gelen kral-ı dâll i‘tibâr edüp birer şey yapdırup …
Ve gorona ve tâc ve manlifke ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) derler. Her lisânda birer gûne ismi vardır. Hakîr dikkatle niçe kerre temâşâ etdim, Rûm'un buğday kîlesi kadar bir müdevver sivri Edhemî külâhı gibi {bir şeydir}. Allâhu a‘lem gönden ve telatinden ola, zîrâ sâfî murassa‘ ve cevâhirinden üstü olmak ile içerisi ne idiği ma‘lûmum değildir. Ancak muşammâlı ve mukavvâlı kuka keçe külâh gibi tak tak öter katıdır. Zamân-ı kadîmde böyle musanna‘ ve murassa‘ değil imiş. Her gelen kral-ı dâll i‘tibâr edüp birer şey yapdırup sâfî cevâhirle zeyn olmuş kim bin Mısır hazînesi mâl değer ve ana bahâ yetişmez de derler. Hemân hakkâ ki on sekiz kral on sekiz aded zencîr edüp depesinde bir cevâhir halkaya zencîrleri bağlayup tâcı bir yere salb etmek içün bu silsileleri etmişler, ammâ bu zencîrin her birine bahâ yetişmez derler, ammâ her bâr bu zencîrler ile bu tâc durmazmış, zîrâ zencîrlerin çengâlleri geçmedir. Esbâb-ı ihtişâm günleri ve böyle bir âlî-kadr elçi günleri zencîrleri koyup tâcı yerine korlarmış, ba‘dehu yine Prak kal‘asına götürürlermiş. Ammâ bu tâc on iki terkdir. Her terki aralarında sıra sıra la‘l yâkût ve elmâs ve zümürrûd incüsü çokdur ve ağzının kenâreleri dâ’iren-mâdâr altı sıra fındık kadar dürr-i yetîm beyâz incüler mâbeyninde yeşil damla zümürrûd dizilüp beyâz ve yeşil tâca eyle hüsün vermiş kim çeşm-i insân hîrelenir. Bu gûne ve bu eşkâlde bir tâc-ı İskender'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 67b ·
metinde göster ·
‘ târîhler cemî‘i hân u câmi‘ ve mesâcid [ve] medreselerde manzûrûmuz olmuşdur, …
Ve niçe bin böyle musanna‘ târîhler cemî‘i hân u câmi‘ ve mesâcid [ve] medreselerde manzûrûmuz olmuşdur, ammâ tahrîrinde aczimiz olup seyâhatimize mâni‘ olur ve tatvîl-i kelâm olmasın içün bu kadar ile iktifâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 367b ·
metinde göster ·
… z. Hattâ merhûm Sultân Gavrî bu kubbeyi kendülerine türbe olmak üzre cân özedüp
böyle musanna
‘ düzedüp itmâm etmiş. Ammâ,
Ve bu kubbe zer-ender-zer nakş-ı bûkalemûn olmuş, gûyâ sun‘-ı Hudâ bir san‘at-ı azîm ile mebnîdir kim İrem kasırlarından bir kasırdır kim diller ile ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Hattâ merhûm Sultân Gavrî bu kubbeyi kendülerine türbe olmak üzre cân özedüp böyle musanna‘ düzedüp itmâm etmiş. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y96b ·
metinde göster ·