… aşa hân meterisleri temâşâsına gidüp leş leşe çitilmiş görüp "Sübhânu'l-Hallâk!
Böyle sarp
sengistân yerde bizim asker-i İslâm bunları niçe kırdılar?" deyü âlem-i hayretd …
Ve ba‘de'l-ceng paşa hân meterisleri temâşâsına gidüp leş leşe çitilmiş görüp "Sübhânu'l-Hallâk! Böyle sarp sengistân yerde bizim asker-i İslâm bunları niçe kırdılar?" deyü âlem-i hayretde kalup "İlâhî! Kudret ü kuvvet ve nusret ü hikmet senindir. Tiz bu lâşe-i Ekrâdları ahâlî-i Bitlîs defn etsinler ve otak kurbünde yatan kelleleri ve na‘şe-i murdârları kaldırup bir çâha ilkâ etsinler ve bizim şehîdlerimizi dahi başka bir merkad-i ma‘lûm edüp cümle mecrûhları cerrâhlara versünler." deyü tenbîh [ü] te’kîd edüp yine serâperdesine gelüp müşâvere cem‘iyyeti olup kat-ender-kat âdem deryâsı oldukda, kapucular kethudâsı huzûr-ı paşaya gelüp eydür:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272b ·
metinde göster ·
… â vilâyet-i Çîn ü Fağfûr ve Maskov diyârından sökün edüp gelen Kalmık derdinden
böyle sarp
kayalı dere içinde vatan edinüp kalmışlardır. Hattâ cemî‘i zamânda bu kavmin ce …
Pişköv-i azîm Besnibay: Beği bunda sâkindir. İsmi (---) ve cümle beş bin aded güzîde ceng-âver atlı ve yaya askere mâlikdir kim gâyet tüvânâ ve yarar ve bahâdırân kavimlerdir. Ve bu pişkövün iki yanı taşlı gayyâ-misâl Bâğçesarây gibi bir vâsi‘ kayalı dere içine vâki‘ olup bu derenin iki başlarında biner evli ma‘mûr pişkövdür. 156a Şehir denilse sezâdır. Ve bu Besni kavmi tâ vilâyet-i Çîn ü Fağfûr ve Maskov diyârından sökün edüp gelen Kalmık derdinden böyle sarp kayalı dere içinde vatan edinüp kalmışlardır. Hattâ cemî‘i zamânda bu kavmin ceng [ü] cidâlleri Kalmık kavmiyledir. Hân'a bunlar azîm hedâyâlar ve mahbûb u mahbûbe kızlar ve oğlanlar hedâyâlar verdiler, zîrâ bunlar Hân ile ehli ve vâlideleri tarafından akrabâlardır. Bunda beş gün zevk u safâlar edüp cümle ehl-i sanâyi‘lerin seyr [ü] temâşâ edüp andan cânib-i şarka 3 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b–156a ·
metinde göster ·
… hitâb ederler. Derhâl şütürler hâbdan bîdâr olup ol sa‘b yeri mürûr ederler. Ve
böyle sarp
yerlerde cümle akkâm ve sakkâ ve meş‘alciyân deff [ü] kudümlerin çalarak elâ ya …
Ammâ deveciler görürler kim develer pek uyur, bir muhâlif sengistân sa‘b yere geldikde "îdek îdek" deyü cemellere hitâb ederler. Derhâl şütürler hâbdan bîdâr olup ol sa‘b yeri mürûr ederler. Ve böyle sarp yerlerde cümle akkâm ve sakkâ ve meş‘alciyân deff [ü] kudümlerin çalarak elâ yansuru's-sultân deyüp el çarparak gûnâ-gûn şakalar ederek her gece böyle azm-i râh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376b ·
metinde göster ·
… tuz üç senedir ekâlîm-i seb‘ada on sekiz pâdişâhlık yeri geşt [ü] güzâr ederim.
Böyle sarp
derbend-i çalender bî-emân yer görmedim. Hudâ hıfz ede. Bu yoldan deve ile gitm …
Hâsıl-ı merâm hakîr seyyâh-ı âlem Evliyâ otuz üç senedir ekâlîm-i seb‘ada on sekiz pâdişâhlık yeri geşt [ü] güzâr ederim. Böyle sarp derbend-i çalender bî-emân yer görmedim. Hudâ hıfz ede. Bu yoldan deve ile gitmek müyesser etmeye. {Zîrâ etdiğin hayr ürkütdüğün kurbağaya değmez.} Zîrâ hukûk-ı ibâd müşkil derddir. Meğer Cenâb-ı Kibriyâ'nın ihsânı ola. Ammâ at ile ve katır ile gitmek a‘lâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379b ·
metinde göster ·