baş dahi dolu dizgin kayadan kayaya atını çökerderek ra‘d gibi güzer edüp gerü …
Yine öte başdan bir baş dahi dolu dizgin kayadan kayaya atını çökerderek ra‘d gibi güzer edüp gerü hân askeri içine girdi. Hemân herîfin yanına vardım, atı solur mu deyü atının yüzüne gözüne bakdım, ne gözünde nûr var, ne solur ve ne durur. Hemân raks edüp çöm çöm çömrüdür. Ammâ bu esb-i lâğara im‘an-ı nazar ile nazar etdim. Ne aygırdır ve ne iğdişdir ve ne kısrakdır. Bunda eyle bir alâmet yok. Sübhânu'l-Hallâk bu ne sırdır derken hemân esb-süvâr hakîre hitâb edüp tebessüm ederek eydür: "Kişi ne şoh bahmışsan. Yohsa satın mı alursun. Mu benim ecdâd-ı ızâmımdan berü kalmış atımdır. Paşa kendü dahi istese men bunı vermenem ve cihân halkı muna behâ yetişdirmeyelerdir." deyü vâfir germ atdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 221b ·
metinde göster ·
… seğirderek dülbend üzre pertâb edüp seğirderek on altı zirâ‘ tavîl destârı bir
başdan bir
başa seğirdüp geçdikde aslâ dülbend zerre kadar hareket etmedi. Hakkâ ki sihr m …
Manzara-i râbi‘: Bu meydânda altı aded âdemlere on altı zirâ‘ tavîl bir köse destârı küşâde dutup hemân ol çâpük-süvâr pehlivân berk-i hâtif gibi seğirderek dülbend üzre pertâb edüp seğirderek on altı zirâ‘ tavîl destârı bir başdan bir başa seğirdüp geçdikde aslâ dülbend zerre kadar hareket etmedi. Hakkâ ki sihr mertebesi çâpük-süvârlıkdır. Andan
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231a ·
metinde göster ·
… a'l-yakîn hâsıl etmek içün atdan inüp piyâde reviş ile cisir üzre adımlayup bir
başdan bir
başa varınca kâmil iki bin germe adımdır ve dahi bu cisr-i musanna‘ın mevzûn tâ …
Ve kaddi kâmil doksan zirâ‘-ı Mekkî âlîdir ve esâs-ı pülde olan hacerâtların her biri fîl-i Mahmûdî ve fîl-i Mengerusî kadar seng-i hârâlardır. Hattâ hakîr hakka'l-yakîn hâsıl etmek içün atdan inüp piyâde reviş ile cisir üzre adımlayup bir başdan bir başa varınca kâmil iki bin germe adımdır ve dahi bu cisr-i musanna‘ın mevzûn târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 99b ·
metinde göster ·
… ümle küçük kemerlerdir, lâkin ol kadar serâmed âlî tâk-ı kisrâlar değildir. Bir
başdan bir
başa tûlu beş yüz adımdır.
Sene (---) târîhinde bu kulle-i azîmleri ve bu cisr-i kavîleri Gâzî Hüsrev Paşa binâ etmişler kim nehr-i Çetine üzre bir cisr-i tavîldir. Cümle on üç aded iri gözlerdir ve altısı cümle küçük kemerlerdir, lâkin ol kadar serâmed âlî tâk-ı kisrâlar değildir. Bir başdan bir başa tûlu beş yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137b ·
metinde göster ·
… içinden ubûr edüp tâ Yenihâna varınca bu iki varoşun ve aşağı hisârın tûlu bir
başdan bir
başa varınca beş bin beş yüz adımdır. Ve ba‘zı yerleri enli ve ba‘zı yerleri en …
Bu varoşun cenûb tarafı nihâyetinden aşağı kal‘a içinden geçüp tâ Sol varoş içinden ubûr edüp tâ Yenihâna varınca bu iki varoşun ve aşağı hisârın tûlu bir başdan bir başa varınca beş bin beş yüz adımdır. Ve ba‘zı yerleri enli ve ba‘zı yerleri ensizdir, zîrâ enseleri kayalardır. Ancak hemân nehr-i Drin kenârınca bir şâhrâh üzre bir ince uzun yol üzre varoşlardır, ammâ gâyet ma‘mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 169a ·
metinde göster ·
… Ve bu şehir tûlânî on (so)sokakdır ve arzan elli sokaklardır kim her sokakı bir
başdan bir
başına nümâyân doğru yollardır. Bu tarîkler üzre binden mütecâviz çuka ve şayak …
Ve şehr içre cârî olan nehr-i Matra üzre niçe yüz su değirmenleri var. Cümle evleri kârgîr binâ kat-ender-kat Şeddâdî kal‘a-misâl şindire örtülü musanna‘ beyt-i nasârâlardır. Ve bu şehir tûlânî on (so)sokakdır ve arzan elli sokaklardır kim her sokakı bir başdan bir başına nümâyân doğru yollardır. Bu tarîkler üzre binden mütecâviz çuka ve şayak işlenir çuka kârhâneleri vardır. Halkı cümle ankâ bâzergânlar olup cemî‘i tekâlîf-i örfiyyeden berîlerdir, ammâ Orta Macar hâkimi Topal Palatinuş'a dahi harâc verirler, zîrâ iki kılıç altındadırlar. Ammâ Osmânlıya hedâyâdan gayri bir şey vermezler, lâkin beher sene kânûn üzre Eğre kal‘asının ta‘mîr [ü] termîmine me’mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 40b ·
metinde göster ·