… îr-i Muhammedî sadâsı evce peyveste olup cemî‘i huccâc-ı müslimîn at ve deve ve
bagal
ve çemender üzre yâhûd piyâde hâzır-bâş olup cebel-i Arafât'ın cânib-i cenûbund …
Andan Mısır huccâcı üç nevbet nefîr-i rıhletlerin çalup ol dahi deryâ-misâl huccâc ve asker ile Mahmil-i şerîfi getirüp mezkûr soffa üzre Şâm mahmili ile yanyana dutarlar. Tâ ki cânib-i erba‘ada olan huccâclar yükleri ile gelüp vakfeye durunca karâr ederler. Ve bin bir ayak bir ayak üzre kat-ender-kat cümle huccâc at ve cemel ve âdem bir yere cem‘ olup cebel-i Arafât'ı Y 321b ortaya alırlar. Bu huccâc-ı uryânı dahi cemî‘i Şâm ve Mısır, Arâk, Hicâz askeri pür-silâh olup beş yerden mehterhâneler ve yetmiş yerden kûs-i hâkânîlere turralar urulup bir yerden tekbîr-i Muhammedî sadâsı evce peyveste olup cemî‘i huccâc-ı müslimîn at ve deve ve bagal ve çemender üzre yâhûd piyâde hâzır-bâş olup cebel-i Arafât'ın cânib-i cenûbunda ve garbında ve şarkında âdem deryâsı olup dururlar. Ammâ Arafât'ın garb tarafında durmak a‘lâdır. Zîrâ hatîb cânib-i garbda Kâ‘be'ye müteveccih olup hutbe okuyup yakın isen nasîhat etdüği istimâ‘ olunur. Eğer ba‘îd isen eliyle işâret etdüği ve infidâd mahallinde makra[ma] saldığı görünür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y321a–Y321b ·
metinde göster ·
Anda dahi etrâf vilâyetlerden beş altı bin deve ve
bagal
ve hımâr ile altı yedi bin tüccâr-ı pür-silâh gelüp bilâ-hisâb me’kûlât [u] meş …
Anda dahi etrâf vilâyetlerden beş altı bin deve ve bagal ve hımâr ile altı yedi bin tüccâr-ı pür-silâh gelüp bilâ-hisâb me’kûlât [u] meşrûbâtlar getürürler. Hemân üç bin deve yükü Nîl suyu Mısır a‘yânları huddâmları ile dostlarına mukâbil gönderirler. Zîrâ Akabe'den berü Tîh sahrâsında ve Mesâni‘ [ve] Acrût menzillerinde su yokdur. Ve cümle tüccârın bârları arpa ve bakla ve şeker ve bal ve yağdır. Dahi ziyâde getürdükleri boş develerdir. Bu mahalde paşa emr edüp Mısır içinde ne kadar cemmâl ve taş-keşân develeri var ise cümlesin Akabe seferine sürerler. Ba‘dehu Akabe beği Âdiliyye'den topların atup Akabe'ye gitmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y207a ·
metinde göster ·
… ankâdır. Ve Ümmü'l-Hasan çölünde bî-tâb u bî-mecâl kalan cemâl u hussânları ve
bagal
u hımârları cümle bu şehir halkı varup alurlar, besleyüp yine huccâca satarlar. …
Ve bu şehrin halkı gâyet ankâlardır. Zîrâ âyende vü revendeye niçe kerre yüz bin deve yükü su satarlar. Zîrâ bu şehirden kasaba-i Ümmü'l-Hasan çölünde altı konak yerde lezîz su yokdur. Sahrâ-yı Tîh'in nihâyeti bir rimâlistân ve çöl çölistân ve berr ü beyâbân bî-emân yerdir. Bu Sâlihiyye'den sular ve kirâ ile develeri yükü ile dutup azm-i râh olunur. Anıniçün bu kavm ankâdır. Ve Ümmü'l-Hasan çölünde bî-tâb u bî-mecâl kalan cemâl u hussânları ve bagal u hımârları cümle bu şehir halkı varup alurlar, besleyüp yine huccâca satarlar. Ve fetâları dâ’imâ rehzenlik edüp âdem katl ederler bir alay kuttâ‘u't-tarîk âsîlerdir. Ammâ Cenâb-ı Bârî dahi her Mûsâ'ya bir Fir‘avn ve her Fir‘avna bir Mûsâ halk etdüği gibi bu kavme dahi Cenâb-ı İzzet çöl Urbânın Mûsâ gibi bu fir‘avnîlere musallat etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·