… tarafı sehel şordur. Akdeniz tarafı acıdır. Boğazhisâr'dan taşrası dahi acıdır.
Bahr-i Muhît
dahi ziyâde acıdır. Ammâ Bahr-i Kulzüm kim Bahr-i Süveys'dir Allâhümme âfinâ ze …
Ve hikmet-i Hallâk-ı âlem bu hattın Karadeniz tarafı sehel şordur. Akdeniz tarafı acıdır. Boğazhisâr'dan taşrası dahi acıdır. Bahr-i Muhît dahi ziyâde acıdır. Ammâ Bahr-i Kulzüm kim Bahr-i Süveys'dir Allâhümme âfinâ zehr-i mârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a ·
metinde göster ·
… ri nakl ederlerdi: "Yedi sene mukaddem bu Sefer Dede'yi Sedde Boğazı'ndan taşra
Bahr-i Muhît
üzre bir balığa süvâr olup şinâverlik ederken gemimize alup muvâfık eyyâm ile C …
Kara Hoca ve Alî Peçenzâde tevâbi‘leri nakl ederlerdi: "Yedi sene mukaddem bu Sefer Dede'yi Sedde Boğazı'ndan taşra Bahr-i Muhît üzre bir balığa süvâr olup şinâverlik ederken gemimize alup muvâfık eyyâm ile Cezâyir'e gelirken Sefer Dede süvâr olduğu neheng akîbimizden ayrılmayup biz Cezâyir'e geldikde balık dahi limana girüp kenâra düşüp merhûm olup lâşesin Sefer Dede ricâsıyla defn eyledik" deyü bu kadar ibâdullâh şehâdet etdiler. İşte merhûm Sefer Dede böyle bir âşık-ı serbâz, büdelâ-yı mümtâz idi. Ol sene Unkapanı mahzeninde merhûm olup Unkapanı hâricinde Horosî Dede yanında defn etdiler. Kuddise sırrahu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 113b ·
metinde göster ·
kenârında bir bender-i şehr-i azîmdir, elli bir târîhinde manzûrumuz olduğu inş …
Andan Saltık Muhammed-i Buhârî, tebdîl-i câme olup Leh memleketinde Sarı Saltık nâmında papası katl eyleyüp papasın savma‘asında Sarı Saltık nâmıyla karâr edüp pes-i perdeden Leh memleketinde sâkin olan Lipka kavmi Tatarın cümle İslâm ile müşerref edüp andan Saltık-ı Buhârî, Leh diyârından hurûc edüp tâ Daniska iskelesi, kim Bahr-i Muhît kenârında bir bender-i şehr-i azîmdir, elli bir târîhinde manzûrumuz olduğu inşâ’allâh tahrîr olunur, ol şehri feth edüp Lipka Tatarı'ndan yüz elli bin ümmet-i Muhammed'i anda iskân etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 212b ·
metinde göster ·
… ceng-i perhâş ederler. Lâkin bahr-i Esved ve bahr-i Sefîd ve bahr-i Okyonus ve
bahr-i Muhît
kalyonları gibi azîm karaka keştîleri yokdur. Ancak küpeşteleri kamış sazlı hûr …
{Der-sitâyiş-i niheng-i pîl-kûş-ı Bahr-i Haraz}: Andan kalkup yine leb-i deryâ ile giderken temevvüc-i Bahr-i Haraz ile sâhil-i deryâda bir balık düşmüş, kaddi kâmil yüz adım idi. İki başı var, biri kuyruğu yerinde yılan başlı, biri büyük başı ki hammâm kubbesi kadar var idi. Gûyâ tasvîrlerde tahrîr olunan ejdehâ tasvîri başına müşâbih idi. Üst çenesinde yüz elli dendânları var ve alt çenesinde yüz kırk sinni var. Her bir dişi birer zirâ‘ tavîl ve âdem uyluğu gibi kalın dişleri ve fil kulağı gibi gûşleri ve müdevver sofra cirminde gözleri var. Ve cümle vücûdu kunduz tüğü-misâl tüğlü bir mahlûk-ı Hâlık ve bir mehîb ü mefret balık idi. Cümle ehl-i Bakü ve Demirkapu ve kavm-i Şemahı cem‘ olup temâşâ ederlerdi. Hoca Sarı Hân nâm bir seyyâhân-ı Bahr-i Haraz eydür: "Bu Bahr-i Haraz'a mahsûs bir nehengdir kim mellâhân-ı bihâr, bu mâhîye neheng-i pîl-kûş derler. Cemî‘î mâhîler bu balıkdan havf ederler" dedi. Ammâ hakîkatü'l-hâl bu Bahr-i Haraz sâhilinde olan ibret-nümâ bir deryâda yokdur. Hattâ leb-i deryâda ol kadar derya mahlûku kabları ve lâşeleri vardır kim diller ile ta‘bîr olunmayup bir bahr mahlûkuna müşâbeheti yokdur. Çâr-kûşe ve şekl-i muhammes ve topuz gibi başı müdevver ve kuyruğu ince mahlûklar olur. Ammâ mâhî-i kepî ve mâhî-i minâ gûyâ murassa‘ bir zirâ‘-ı mâhîdir. Ve mâhî-i lipâta ve mâhî-i sürhendâm ve mâhî-i sebz ve mâhî-i sîmî ve niçe bin elvân mâhîleri var, amma ma‘lûmumuz olup tenâvül olunan bu gûne mâ’idelerdir. Ve bu Bahr-i Haraz ol diyârın mellâhları takrîri üzre Karadeniz'den bir buçuk kadar vâsi‘dir. Dâiren-mâdâr cirmi dörd bin mildir. Ve bir yire ittisâli yokdur. Başka bir bahr-i azîmdir. Ve Karadeniz gibi içinde aslâ cezîresi yokdur. Cezîre-i ma‘mûreler Akdeniz'e mahsûsdur kim sağîr ve kebîr cümle iki bin kırk cezîrelerdir. Kırkı cezîre-i azîmlerdir. Meselâ; cezîre-i Kıbrıs ve Girid ve Mora ve Rodos ve Midilli ve İlimni ve İstendil ve İstanköy ve Sakız ve Nakşa ve Zanılsa ve Kefalonya ve Cicilya ve Korsika ve Sardilya ve Malta misillü niçe cezîreler vardır. Her birinde beşer onar ve yetmişer seksener mikdârı kılâ‘-ı metînler ve nehr-i azîmler vardır. Ammâ bu Bahr-i Haraz'da bir cezîreli yer yokdur. Ammâ limânları çokdur ve talattum-ı deryâ-yı tebbâsı (?) Karadeniz'den şedîd olur. Tûlunun nihâyeti Fağfûr hududu vilâyetinde nihâyet bulur kim ıklîm-i sâbi‘in nihâyetidir. Garb tarafı diyâr-ı Moskovdur. Şark tarafı Gîlân-ı Acem ve Özbek ve Bulgar ve Kalmâğ ve Çîn ve Fağfûr ve Kazak'dır kim bu Kazak tarafıyla Moskov ma-beyni şiddet-i şitâda bu bahr müncemid olup yedi ay sedd-i yah-bend olup üzerinden Kalmah Tatarları ubûr edüp diyâr-ı Moskov'ı nehb ü gâret edüp esîrlerin Çîn-i Hıta ve Hoten'de fürûht edende bây kişi olurlar. Ammâ bu Gîlân ve Bakü ve Demirkapu ve Türk kal‘aları önünde bu Bahr-i Haraz aslâ donmaz, zîrâ sevâhil taraflardır. Ve bu cânibde bu bahrin nihâyeti Bâbü'l-ebvâb ta‘bîr etdükleri Demirkapu'dan cânib-i kıbleye içeri bir körfezdir. Dağıstân pâdişâhı hudûdunda leb-i Haraz'da Avar ülkesine karîb Türk nehri kenarında Moskov'un Türk kal‘asında bu bahr nihâyet bulur. Kıbleden 315b şimâle tûlânîce vâkı‘ olup tûlı dörd bin mildir. Ve umkı, ka‘rı nihâyeti üç ıskandil boyudur, ya‘nî üç yüz zirâ‘ derin yeri vardır. Ve bu rûy-ı deryâda bin pâre gemileri vardır kim diyârdan diyâra tüccârân-ı berr [u] bihâr götürüp kâr ederler. Ammâ cemî‘î keştîbânları Moskov kâfiri Kazağı şaykalarından havf edüp rûy-ı deryâda azîm ceng-i perhâş ederler. Lâkin bahr-i Esved ve bahr-i Sefîd ve bahr-i Okyonus ve bahr-i Muhît kalyonları gibi azîm karaka keştîleri yokdur. Ancak küpeşteleri kamış sazlı hûrde gemileri ve hûrde mişkât topları vardır. Rûm deryâsı gibi sâhib-i mahâret keştîbânları yokdur. Deryâ üzre neberd-i zevrâk Fireng-i pür-renge ve Âl-i Osmân-ı evrenge mahsûsdur kim gemilerinde ikişer üçer bin asker olup ikişer üçer yüz top çeker karavana kalyonları olup bahr-i Sefîd üzre Fireng ile ceng ederler. Ammâ bu Bahr-i Haraz mellâhları ancak Moskov Kazağ'ı kayıklarıyla ceng ederler. Ez-în-cânib bu Bahr-i Haraz kenarından cânib-i şarka düz sahrâlar içre yine nâhiye-i Müskir'de (---) sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 315a–315b ·
metinde göster ·
… gemiler ve niçe gurâb-ı Hindistân gelür. Ve Basra önünde medd [u] cezir derler,
bahr-i Muhît
vakt-ı seherde Şattü'l-Arab'ı gerü reddedüp Basra önünde su acı olur. Ba‘de'z-z …
Zirâ Arz-ı Mukaddese içre cereyân eden bu nehr-i Furât ve nehr-i Âsî'den gayri nehr-i azîm yokdur. Mâ‘adâsı Bikâ‘ Ovası içre uyûn-ı câriyeciklerdir ve Ayn-i Zerka ve Berka ve nehr-i Ceyhân ve nehr-i Seyhân ve nehrü'l-Kelb (---)(---)(---)(---)(---)(---) Arz-ı Mukaddes içre anlar dahi enhâr-ı sağîrelerdir, ammâ cümleden bu deryâ-misâl olup Birecik'den beher sene niçe bin tulumdan kelek ta‘bîr etdikleri gemiler ile cemî‘i memâlik-i mahrûse tüccârları mâl-â-mâl kelekleri zî-kıymet metâ‘ları ve atları ve sâ’ir havâ’icleriyle yükledüp Erzurûm kal‘asına, Ca‘ber'e Rakka'ya ve Derûğına ve cümle yük boşadup ba‘de 3 günde Bağdâd taşrasına Kuşlar kal‘asına ve kal‘a-i (---)(---) dibinde Bağdâd'a karîb olmağıla bender-i iskele andan metâ‘ların çıkarup Bağdâd'a gelir. Kaçan kim Şatt-ı Dicle ve bu nehr-i Furât tuğyân ile cereyân etse iki nehr-i azîm fezâ-yı Bağdâd'da birbirine mahlût olur, ammâ nâdir vâki‘ olur. Eğer eyle olsa bu iki nehir Bağdâd'ı gark ederdi, ammâ ba‘zı sene Şattü'l-Arab taşup Bağdâd'ın cisr kapusundan içeri gelir. Melek Ahmed Paşa efendimiz Bağdâd valisi iken Şatt tuğyân edüp Murâd Hân asrında lağım ve meterîs yerlerinden girüp kal‘anın niçe yerlerin harâb eder, ammâ Hazret-i Abdülkâdir el-Cîlânî bu nehreyn-i mübârekeyne "Yâ mübârekler birer birer çûş ederek gelin!" deyü nutk-ı dürer-bârları olandan berü bir sene Şatt ve bir sâl nehr-i Furât tuğyân üzre cereyân edüp deşt-i Kerbelâ'yı reyy ederek ve Düceylân hafrini saky-i leb-ber-leb edüp (---)(---)(---)(---)(---)(---) inüp Kurna kal‘ası köşesinde Şatt ve nehr-i Furât birbirine Kurna dibinde munsab olup üç konak aşağı Basra'da Şattü'l-Arab derler, deryâ-misâl olup Hindistân'dan Basra'ya niçe gemiler ve niçe gurâb-ı Hindistân gelür. Ve Basra önünde medd [u] cezir derler, bahr-i Muhît vakt-ı seherde Şattü'l-Arab'ı gerü reddedüp Basra önünde su acı olur. Ba‘de'z-zuhr bahr-i Ummân gerüye gidüp Şattü'l-Arab gâlib olup Basra önünde su âb-ı hayât olur. İlâ mâşâallah Basra önünde bu Şattü'l-Arab'ın hâli budur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 54a ·
metinde göster ·
… în lerzân olurdu. Ammâ mezkûr yüz kırk sekiz dağlardan kebîr bu dünyâ cezîresin
bahr-i Muhît
ile ve bahr-i Ummân ile ve bahr-i Okyanus ile mâverâ’-i bahrlerden ihâta edüp d …
Ammâ bu yüz kırk sekiz kûh-ı bâlâlardan âlî, evc-i âsumâna ser çekmiş ser-bülend ü ser-firâz kûhlar yokdur demişler. Bu kûhları Cenâb-ı İzzet edîm-i arz nizâm-ı intizâm bulsun içün makâlîd halk etmişdir. Makâlîd kilîd ma‘nâsıdır. Âyet: Arapça âyetinden murâd, yeryüzünün dağlar kilîdidir. Bir âyet-i şerîfede dahi âyet Arapça buyurmuşdur. Zîrâ bu dağlar olmasa rûy-ı zemîn lerzân olurdu. Ammâ mezkûr yüz kırk sekiz dağlardan kebîr bu dünyâ cezîresin bahr-i Muhît ile ve bahr-i Ummân ile ve bahr-i Okyanus ile mâverâ’-i bahrlerden ihâta edüp dünyâyı ber-karâr eden kûh-ı Kâf'dır kim anın hakkında âyet: Arapça buyurmuşdur. Cebel-i Kâf'ın mâverâsın Cenâb-ı Bârî bilir kim el-ilmü indallah anı âkıl olan su’âl etmemek gerek. Hey’et kitâblarında dahi tahrîr olunmamışdır. Anın tecessüsi akîdeye halel verir, zîrâ "Tefekkerû fî âlâillâh ve lâ tefekkerû fî zâtillâh" buyurulmuşdur. Ammâ bu dünyâ cezîresinin cânib-i şarkı ve şimâli mâbeyninde diyâr-ı Moskov tarafından kûh-ı Sedd-i Ye’cûc ve Me’cûc-i kadîme İskender-i Zülkarneyn emr-i Rabbi'l-İzzet ile varup anda cemî‘i ma‘âdinden bir sedd binâ edüp ol boğazı sedd etdi kim ol boğazdan taşra kavm-i Ye’cûc güzer etmeye sûre-i Kehf'de
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88a ·
metinde göster ·
… r}. 115a Bunlar bu cezîre-i dünya içinde acı deryâlardır. Bu cezîre-i dünyâyı
bahr-i Muhît
ve bahr-i Ummân ve bahr-i Okyanus ihâta edüp mezkûr iki yüz kırk aded nehr-i az …
Be-kavl-i Batlamyus: Edîm-i arzda iki yüz kırk nehr-i azîm ve kırk dörd bin uyûn-ı sağîr câriye vardır. Ve üç yüz altmış buhayre vardır. Yedisi deryâ-yı mâlih buhayrâtdır. Meselâ Karadeniz gibi ve bahr-i Harez gibi ve halic-i Kıyamenk gibi ve Buhayre-i Azak gibi ve Buhayre-i Vân gibi ve Buhayre-i Harput gibi. Bu buhayre-i seb‘a ekâlîm-i seb‘a içre buhayrat-ı mâlihlerdir. Ammâ Karadeniz Akdeniz'e {muttasıldır. Ammâ Akdeniz dörd Karadeniz kadar vardır. Ammâ hakîkatinde nazar olunsa cemî‘i deryâların menba‘ı Karadeniz'dir}. 115a Bunlar bu cezîre-i dünya içinde acı deryâlardır. Bu cezîre-i dünyâyı bahr-i Muhît ve bahr-i Ummân ve bahr-i Okyanus ihâta edüp mezkûr iki yüz kırk aded nehr-i azîmler ve kırk dörd bin enhâr-ı sağîreler bu zikr olunan üç yüz altmış buhayreye ve yedi aded deryâ-yı muhîte cârî olarak mahlût olur. Ve iki yüz nehrin birbirinden ba‘îd tûlı elli fersahdan bin fersaha varıncadır kim bin fersahdan ziyâde ve elli fersahdan eksik değildir. Cümle seyyâhân-ı berr [u] bihâr ve hukemâ-yı kudemâ niçe bin kerre bu atlas-ı rûy-ı arzı geşt [u] güzâr edüp böyle bulmışlardır. Ve cümle enhârın kebîrlerin hadîs-i sahîh ile bilmişlerdir. Hadîs-i Şerîf:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 114b–115a ·
metinde göster ·
… kulaç ve otuz kulaç derindir. İbtidâ tulû‘ı Moskov diyârının cânib-i garbîsinde
bahr-i Muhît
kenarındaki dağlardan tulû‘ edüp yedi aylık yol cânib-i şarka cereyân edüp Heyh …
{Der-sitâyiş-i nehr-i azîm Edil}: Ammâ ru-yı arzda Cenâb-ı Bârî cümleden büyük Moskov diyârında nehr-i azîm Edil'i halk etmişdir kim tulû‘undan gurûbına gelince kırk mil ve elli mil arzı vardır. Ve umkı yigirmi kulaç ve otuz kulaç derindir. İbtidâ tulû‘ı Moskov diyârının cânib-i garbîsinde bahr-i Muhît kenarındaki dağlardan tulû‘ edüp yedi aylık yol cânib-i şarka cereyân edüp Heyhât sahrâsının şark tarafı nihâyetinde bahr-i Haraz'a (---) koldan derya-misâl mahlût olur. Moskov gemileri ve Acem'in Bakü ve Demirkapu ve Gilân gemileri bu nehre girüp Moskov'a tüccâr-ı sevdâgerân götürürler. Hattâ Murâd Hân-ı Sâlis'de Sokollu Mehemmed Paşa kal‘a-i Azak dibinden cereyan eden Ten nehrinin başı, Edil nehrine üç menzil olmağıla nehr-i Edil'den hafirler kazup nehr-i Ten'e mahlût etmeğe iki sene çalışup husûle gelmişken bi-emri Hayy [u] Kadîr şiddet-i şitâ gelüp asker kırılup cümle mühimmât anda kalup Moskov ahz eylemişdir. Eğer ol Edil ile nehr-i Ten birbirine mahlût olsa İslâmbol'dan gemilerle cümle asker-i İslâm cebehâne ve mühimmâtlarıyla Karadeniz'den Azak bahrine, andan nehr-i Ten ile tâ nehr-i Edil'e, andan gemiler ile Acem diyârında Demirkapu'yu ve Bakü'yü ve Şirvân [u] Şemâkı'yı ve Gîlân'ı bî-bâk ü bî-pervâ zabt etmek mümkin idi. Allahümme yessir. Hâlâ mülûk-ı Âl-i Osmân murâd edinse emr-i sehildir. Zîrâ Edil nehrine handaklar varmağa bir sâ‘atlik yer kalmışdır. Nehr-i Edil'in irtifâ‘ı âlîdir. Nehr-i Ten süflîdir. Ol ecilden nehr-i Edil deryâsı kal‘a-i Azağa gelirdi. Bu hakîrin Mehemmed Girây Hân asrında Edil handakları manzûrumuz olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 115a ·
metinde göster ·
… a‘lâsından bir nehr-i azîm dahi cereyân edüp cânib-i garba on yedi konak gidüp
bahr-i Muhît
kenarında şehr-i azîm Lonçat dibinde deryâya mahlut olur, nehr-i Tunaç ya‘nî Tu …
Alaman dağının zirve-i a‘lâsından çıkup şadırvan gibi pertâb eder bir ayn-ı sağîredir. Başında niçe değirmânları ve niçe çuka dollâbları vardır. Şadırvan gibi pertâb etdüğü mahalde altından âdemler ve arabalar geçer. Andan aşağı üç aded nehir mahlût olup Süleymân Hân asrında Kâsım Paşa bu mahalde on iki {bin} âdemiyle gark olup Kâsım Paşa halâs oldu. Ve bu Alaman dağının zirve-i a‘lâsından bir nehr-i azîm dahi cereyân edüp cânib-i garba on yedi konak gidüp bahr-i Muhît kenarında şehr-i azîm Lonçat dibinde deryâya mahlut olur, nehr-i Tunaç ya‘nî Tuna'nın karındaşıdır, ammâ tulû‘ [u] gurûbu on yedi konakdır ve şarkdan garba cereyân eder. Ammâ nehr-i Tuna garbdan şarka cereyân edüp yüz {on} yedi konakda Karadeniz'e boş yerden mahlût olur. Bu mahalde nehr-i Tuna'nın gurûbundan tulû‘ı olan bu Alaman dağına gelince Rûmeli eyaletinde ve Budin eyâletinde ve Nemse hudûdunda nehr-i Tuna'ya 46 nehr-i azîmlerin meşhûr [u] memdûhu karışmışsa cümle tahrîr olundı, ve’s-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 116a ·
metinde göster ·
… e benî Âdem vardır kim "Bu eski dünyâ nüfûsuna asla müşâbehetleri yokdur", deyü
Bahr-i Muhît
kenârında Loncat şehri küffârları hikâye etdiler kim "Yeni dünyâda olan halkın …
Manzara-i Yenidünyâ: Hatta fetahtâ {889} târîhinde bulunan yeni dünyâda yetmiş gûne benî Âdem vardır kim "Bu eski dünyâ nüfûsuna asla müşâbehetleri yokdur", deyü Bahr-i Muhît kenârında Loncat şehri küffârları hikâye etdiler kim "Yeni dünyâda olan halkın kadd [ü] kâmetleri ve harekât [u] sekenâtları ve kelimâtları ve sûretleri ve reng-i rûyları ve birbirlerine nigerânları ve lehce-i mahsûsaları cümle bu dünyâ halkına mugâyirdir", deyü nakl etdiler. Hatta Cenâb-ı Allah bu dünyâda ne kadar bin milel halk var ise cümlesinin lisânları yigirmi dokuz aded hurûf-ı teheccâ üzre kelimât olunur, ammâ bu Yenidünyâ halkı kelimâtlarının niçesi Çerkes lisânı gibi boğazdan söylenir, kaleme gelmez elfâzları var imiş ve niçe kavmi hukemâ-yı kudemânın eşrâfiyânı gibi bî-zebân birbirlerine nazar etmeğile kelimât ederlermiş ve niçe kabîlesi bî-zebân el ele duduşmak ile söyleşirlermiş. Mâbeynlerinde asla kelâm-ı hurûf yok imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 241b ·
metinde göster ·
… m şehr-i mu‘azzamdır. Basra'nın Lahsa ile intihâ-yı hudûdunda bahr-i Hürmüz ile
bahr-i Muhît
bir olduğu mahalde Basra hükmünde Mekrânâbâd bir bender-âbâddır. Hâkimi Basra h …
Bender-i Mekrânâbâd: Nâm bender kim şehr-i mu‘azzamdır. Basra'nın Lahsa ile intihâ-yı hudûdunda bahr-i Hürmüz ile bahr-i Muhît bir olduğu mahalde Basra hükmünde Mekrânâbâd bir bender-âbâddır. Hâkimi Basra hâkimi cânibinden yedi bin askere ve yetmiş pâre gemiye mâlik sekiz bin hâneli ve yetmiş mihrâblı ve hân u hammâm u imâret [ve] mescid ü medrese ve mekteb ü tekye ve çârsû-yı bâzârlı şehirdir ammâ cümle eser-i binâsı türâb u top ile mebnî beyt-i kavîlerdir. Ammâ sutûhları yine türâb-ı pâk iledir. Ve nahlistânı bî-hadd [ü] bî-pâyândır. Bu şehirde bir gice mihmân olup ertesi ale's-sabâh yedi pâre gemiler cümle refîklerimizle süvâr olup mütevekkilen alallah deyüp muvâfık eyyâm-ı sa‘d ile bir günde bahr-i Hürmüz'ü ubûr edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 364a ·
metinde göster ·
gemisi Yûnus Nebî olduğu mahalle gelüp Yûnus Nebî dahi bu keştîye girüp azm-i b …
Hikmet-i Hudâ ale's-seher bir Bahr-i Muhît gemisi Yûnus Nebî olduğu mahalle gelüp Yûnus Nebî dahi bu keştîye girüp azm-i bahr-i Ummân edüp giderlerken hikmet-i Hudâ bir rûzgâr-ı zorkâr zâhir olup cümle ibâdullah gark-ı deryâ olmada.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 374b ·
metinde göster ·
… gûnâ-gûn zî-kıymet metâ‘ları bu şehirde mevcûddur, zîrâ şimâlinde Leh diyârının
Bahr-i Muhît
kenârında Daniska iskelesi karîbdir ve kıble cânibinde Boğdan tahtı Yaş şehri v …
Nehr-i Saz batağı kenârında bir varoş-ı azîmdir kim cümle on bin aded Şeddâdî ve kârgîr şaran[pav]lı ve cümle elvân kiremitli ve şindire tahta 19a örtülü evlerdir. Ve on bir aded serâmed çanlı manastırlar var kim her biri birer kral-ı dâllin binâsıdır kim cümlesi beyâz kalaylı tenekeler ile mestûrdur. Ve gûnâ-gûn hücreler ve dâr-ı it‘âm ve müsâfirhâneler ile ma‘mûrdur. Müte[‘a]ddid hânları ve bir hammâmı ve bilâ-teşbîh tekyeleri ve medrese şekilli bıtrîkhâneleri var, ammâ çârsû-yı bâzârı gâyet hemvâr tertîb üzre binâ olunmuş bir sûk-ı müzeyyeni var kim ta‘bîr olunmaz. Ve yine cümle ehl-i hırefi bâkire ve şâkire ve dûşîze zenânlar(ın) dükkânlarda oturup metâ‘ların fürûht ederler. Cemî‘i dâr-ı diyârların gûnâ-gûn zî-kıymet metâ‘ları bu şehirde mevcûddur, zîrâ şimâlinde Leh diyârının Bahr-i Muhît kenârında Daniska iskelesi karîbdir ve kıble cânibinde Boğdan tahtı Yaş şehri ve Eflak'in Tirkoviş ve Bükreş şehirleri onar konak yakındır. Anıniçün bu Megeşvar'da her metâ‘-ı zî-kıymet bî-kıymet ü bî-minnet bulunur. Ve halkı cümle tüccâr ve ankâ kefere-i Sazları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18b–19a ·
metinde göster ·
… îlâ-yı şehr-i Aden diyerek sene (---) târîhinde Yemen'den yüz elli pâre gemiyle
Bahr-i Muhît
ile beş ayda kâmil deryâ seküp vilâyet-i Hindistân'a varup Portakal Firengi eli …
Bu pîr-i muhterem Sultân Gavrî halazâdesi [ile] Özdemir Beğ'in ammîzâdesi olmak [üzre] Özdemir Beğ'e Mısır'da kapucular kethudâsı olup Süleymân Hân vezîri Tavâşî Süleymân Paşa Mısır'dan gâh feth-i Yemen ve gâh istîlâ-yı şehr-i Aden diyerek sene (---) târîhinde Yemen'den yüz elli pâre gemiyle Bahr-i Muhît ile beş ayda kâmil deryâ seküp vilâyet-i Hindistân'a varup Portakal Firengi elinden Dîvâbâd kal‘ası ve Bender-âbâd kal‘ası ve Dabolâbâd kal‘ası ve niçe kal‘aları darb-ı tîğ ile Fireng-i bed-rengleri dendân-ı tîğdan geçirüp ol kadar mâl-ı Kârûn-ı firâvân alırlar kim gemilerinin safraların ve bî-ma‘nâ eşyâların cümle deryâya ilkâ edüp safra yerine gemilere cümle mâl-ı hazâ’in ve cevâhir makûlesi eşyâlar ile bârçelerin mâl-â-mâl edüp mezkûr kal‘aların cümlesin Hind pâdişâhı hâkâna miftâh-ı kılâ‘ları teslîm etdikde hâkân-ı Hind Süleymân Paşa'ya yedi lek mâl ihsân eder. Rûm hisâbınca her leki (---)(---) mâl eder. Ve bu kadar mâl akmişe-i cevâhir güvâr(?) dürr [ü] kâlây [ü] vâlây metâ‘ ihsân eder kim cümle arabaları ıskarça olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46b ·
metinde göster ·
… Sefîd ve Bahr-i Harez ve Bahr-i Alaman ve Bahr-i Bundukan ve Bahr-i Filimenk ve
Bahr-i Muhît
ve Bahr-i Malgayan ve Bahr-i Okyunus ve Bahr-i Luccî ve Bahr-i Zulumât ve Bahr- …
Rûy-ı arzda Hallâk-ı âlem (---) deryâ halk etmişdir: Evvelâ Bahr-i Sefîd ve Bahr-i Harez ve Bahr-i Alaman ve Bahr-i Bundukan ve Bahr-i Filimenk ve Bahr-i Muhît ve Bahr-i Malgayan ve Bahr-i Okyunus ve Bahr-i Luccî ve Bahr-i Zulumât ve Bahr-i Girdâb ve Bahr-i Kulzüm, ya‘nî Süveys deryâsı ve Bahr-i Hürmüz ve Bahr-i Hind ve Bahr-i Sîn ve Bahr-i Lût ve Bahr-i Van ve Bahr-i Rûmiyye ve Bahr-i Fâris ve Bahr-i Gîlân ve niçe görmediğimiz ebhâr-ı sağîr ü kebîrler vardır, ammâ cümlenin başı bu Karadeniz'dir kim cümle deryâlara su bundan gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 51a ·
metinde göster ·
… n kâmil kırk bin aded Tatar-ı adû-şikâr-ı sabâ-reftâr ile vilâyet-i Alaman'a ve
Bahr-i Muhît
kenârına ve vilâyet-i Holandiye'ye ve İsfaç vilâyetinin menâzillerin bildirir
Kal‘a-i Uyvar altından kâmil kırk bin aded Tatar-ı adû-şikâr-ı sabâ-reftâr ile vilâyet-i Alaman'a ve Bahr-i Muhît kenârına ve vilâyet-i Holandiye'ye ve İsfaç vilâyetinin menâzillerin bildirir
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125b ·
metinde göster ·
Bu vilâyet-i ma‘mûre Çeh kralı hükmindedir. Şimâl tarafı Leh kralı hükmünde
Bahr-i Muhît
kenârında Daniska iskelesidir kim sene (---) târîhinde İslâm Giray Hân zamânı D …
Bu vilâyet-i ma‘mûre Çeh kralı hükmindedir. Şimâl tarafı Leh kralı hükmünde Bahr-i Muhît kenârında Daniska iskelesidir kim sene (---) târîhinde İslâm Giray Hân zamânı Daniska şehri iskelesine varmış idik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126a ·
metinde göster ·
… Yoranda nâm kral-ı benâm idi. Bu vilâyet-i ma‘mûrenin nihâyeti şimâl tarafında
Bahr-i Muhît
sâhilidir. Şark tarafı Leh diyârıdır, garb tarafı Çeh vilâyetidir. Ve bu Korol …
Hâkimi Varşalka bandır, ammâ nâmdâr bir kâfir-i bî-amândır. Hamd-i Hudâ bu vilâyete dahi Bahâdır Giray Hân asrında sene (---) târîhinde gelmiş idik. Ol zamân bu Varşalka Kral bir kişkene nâ-bâliğ şura idi. Babası Yoranda nâm kral-ı benâm idi. Bu vilâyet-i ma‘mûrenin nihâyeti şimâl tarafında Bahr-i Muhît sâhilidir. Şark tarafı Leh diyârıdır, garb tarafı Çeh vilâyetidir. Ve bu Korol dâ’imâ Leh'e tâbi‘ idi, ammâ bu sene Leh ile mâbeynleri zıd olmağile "Ez-zıddân lâ-yectemi‘ân" mazmûnu üzre Leh kralı tahrîkiyle şimdi bu diyârı urup eyle harâb u yebâb edüp ol kadar mâl-ı ganâ’im ve esîr alındı kim hadden efzûn ve kalemden bîrûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126a ·
metinde göster ·
Ve bu Korol içre kırk bin askerden nâkıs Tatar ile bî-bâk ü bî-pervâ 126b olup gâh mağrib ve gâh maşrık ve gâh cenûb ve gâh şimâl tarafların yaka yıka ve kıra kıra ve bakıyyetü's-seyflerin esîr ederek üç günden sonra yortup şimâl tarafında Bahr-i Muhît kenârına varup niçe şehirler harâb u yebâb edüp bî-aded Korol cüvânları esîrler alup ol gün cânib-i garba gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126a–126b ·
metinde göster ·
… le hem-çetdir ve semt-i garbîde İsfaç kralına hem-hâkdir, şimâl tarafı nihâyeti
Bahr-i Muhît
sâhilidir. Bu dahi ilm-i usturlâb üzre iklîm-i sâbi‘in vasatında sâhil-i Bahr-i …
Bu arâzî-i ma‘mûrenin cânib-i şarkîsi vilâyet-i Leh'de Korol vilâyeti hâkiyle müşâdır. Cenûbî tarafında Filimenk ile müşâdır ve kıble tarafında Nemse ile hem-çetdir ve semt-i garbîde İsfaç kralına hem-hâkdir, şimâl tarafı nihâyeti Bahr-i Muhît sâhilidir. Bu dahi ilm-i usturlâb üzre iklîm-i sâbi‘in vasatında sâhil-i Bahr-i Muhît'i sevâhil olmağile şeker kamışı ve limon ve turunç ve narı ve zeytûn [ve] inciri ve pembesi olur, başka bir kraldır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 126b ·
metinde göster ·
Ammâ bu şehrin mu‘azzamlığına göre esîrimiz azdır, zîrâ biz tâ
Bahr-i Muhît
kenârlarına dek gidüp niçe bin kurâları ve niçe şehirleri ıhrâk bi'n-nâr ederek …
Ammâ bu şehrin mu‘azzamlığına göre esîrimiz azdır, zîrâ biz tâ Bahr-i Muhît kenârlarına dek gidüp niçe bin kurâları ve niçe şehirleri ıhrâk bi'n-nâr ederek gitdiğimizi bu şehir küffârları duyup gemileriyle ve kimi atlarıyla dağlara kaçmışlar. Anıniçün bu şehirde esîr az idi, ammâ mâl-ı ganâ’im çok idi. Gerçi dağlarındaki becenelerinde ve taburlarında esîrlerinin çok idiği Tatar askerinin ma‘lûmları oldu, ammâ dağları gâyetü'l-gâye sarp çengelistân ve hıyâbân dağlar olmağile kavm-i Tatar kurşum havfinden ve at işlemediğinden dağlara girmeyüp esîrler az alındı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 127b ·
metinde göster ·
içr[e] iki yüz mîl ba‘îdde cezîre-i İngilis'dir. Sekiz bin mîl ihâta eder bir c …
Bu Fiyameng diyârına mahsûs bir nebâtâtdır, ammâ aslı Yenidünyâ'dan gelmişdir, zîrâ bu Filimenk diyârının cânib-i garbîsinde Bahr-i Muhît içr[e] iki yüz mîl ba‘îdde cezîre-i İngilis'dir. Sekiz bin mîl ihâta eder bir cezîre-i kebîrdir. Bu cezîrenin cânib-i garbîsinde Bahr-i Muhît'den öte Bahr-i Magalyan'dır andan öte dörd bin mîlde "Fütihatâ" lafzı târîhinde bulunan Yenidünyâ'dır kim Eskidünyâ'da iskelesi Dış Fransa ve İsfaç ve Donkarkız ve Danimarka ve Loncat ve Filimenk'in Amıstırdam şehirleri Yenidünyâ iskeleleri olmağile bu mezkûr lahanayı Yenidünyâ'dan getirüp Filimenk diyârında henüz hâsıl olmuş ismine hunza derler. Hattâ bu lahanadan ibret içün koşuma koyup tâ Uyvar'a getirüp pirinç ile zerde edüp her kim tenâvül etdiyse,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128b ·
metinde göster ·
kenârında Daniska iskelesinde (---)(---) manastırı (---) ve Orta Macar'da Kaşa …
Ammâ bu hakîr Leh memleketin seyâhat ederken Bahr-i Muhît kenârında Daniska iskelesinde (---)(---) manastırı (---) ve Orta Macar'da Kaşa şehrinde (---) manastırı mükellef ve ma‘mûr ve müzeyyen deyr-i azîmlerdir. Lâkin bu Beç içinde olan İstifani manastırı binâ-yı atîk ve gâyet ma‘mûr ve bunda olan mâl-ı hazâ’inin hadd [ü] hasrın ve bunda olan cevâhir-i murassa‘âtın ve bunda olan emânet-i zî-kıymet cevâhirlerin hisâbın Cenâb-ı Bârî bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59a ·
metinde göster ·
… de her kral yüzer bin asker ile çâsârın imdâdına gelirler, ammâ yine böyle iken
Bahr-i Muhît
kenârında Yenidünyâ'da karşu İsfaç kralı Nemse çâsârının yedi kerre yüz bin ask …
Evvelâ Donkarkız kralı ve Danimarka kralı ve Filimeng kralı ve Çeh kralı ve Leh kralı ve (---) kralı ve (---) kralı cümle Nemse çâsârı inpiratoruna tâbi‘lerdir. Hîn-i ma‘rekede her kral yüzer bin asker ile çâsârın imdâdına gelirler, ammâ yine böyle iken Bahr-i Muhît kenârında Yenidünyâ'da karşu İsfaç kralı Nemse çâsârının yedi kerre yüz bin askeriyle ödlerini koparup cihânı kralın başına dar etmişdir, zîrâ İsfaç kralı hemân on iki kerre yüz bin göçer evli Tatar askerine mâlikdir. Sâ’ir kefere leşkerlerinin hadd [ü] hasrın Hudâ bilir. Yüz yigirmi yedi yıldır Nemse çâsârıyla ale'l-ittisâl cengi vardır. Hattâ Nemse çâsârından karîbü'l-ahd yedi pâre kal‘asın almışdır kim "Her biri seb‘a-i ıklîme mu‘âdil kılâ‘-ı metîneler idi" deyü Nemseler feryâd ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72a ·
metinde göster ·
… sinin on beşinci gün bâzârertesi Beç tahtından Ungurus-i Alman diyârlarından tâ
Bahr-i Muhît
kenârlarında vilâyet-i İşpanya ve vilâyet-i Donkarkız ve vilâyet-i Danimarka ve …
Sene 1075 mâh-ı Zilhiccesinin on beşinci gün bâzârertesi Beç tahtından Ungurus-i Alman diyârlarından tâ Bahr-i Muhît kenârlarında vilâyet-i İşpanya ve vilâyet-i Donkarkız ve vilâyet-i Danimarka ve vilâyet-i Filimeng'de şehr-i Amıstırdam'a ve vilâyet-i Lonçat'a ve vilâyet-i Kallevine'ye ve vilâyet-i Ruye ve vilâyet-i Holandiye'ye ve vilâyet-i Prandaporosk ve şehr-i Prak'a ve şehr-i İsizinye'ye ve'l-hâsıl yedi krallık yerde tâ nehr-i Vo kenârına varınca gitdiğimiz konakları ayân u beyân eder 73b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73a–73b ·
metinde göster ·
… arını seyr-i temâşâ ederek kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp Beç ve Prak ve
Bahr-i Muhît
ve Donkarkız ve Danimarka ve İsfaç ve Çeh ve Tot vilâyetlerinden üçüncü yılda h …
Andan bizim elçimiz Kara Mehemmed Paşa ile Nemse çâsârına hakîr bile gidüp Alman diyârın niçe zamân 85b seyr-i temâşâlar edüp ba‘dehu Nemse çâsârının papinta hattıyla iki buçuk sene yedi krallık yeri bâlâda tahrîr olunduğu vech-i meşrûh üzr[e] yedi krallık yeri geşt [ü] güzâr edüp üçüncü yılda Budin vezîri Gürcî Mehemmed Paşa'ya gelüp müşerref olduğumuzda {hakîre} Eğre ve Tımışvar ve Varat eyâletlerinin kal‘a yoklamaların ihsân edüp bâlâda tahrîr olunduğu üzre mezkûr eyâletlerin cemî‘i kal‘alarını seyr-i temâşâ ederek kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil edüp Beç ve Prak ve Bahr-i Muhît ve Donkarkız ve Danimarka ve İsfaç ve Çeh ve Tot vilâyetlerinden üçüncü yılda hamd-i Hudâ yine sıhhat [ü] selâmetle mukaddemâ sene (---) târîhinde fethinde bulunduğumuz kal‘a-i Varat'a gelüp vâsıl oldukda Varat vâlîsi Arnavud Hısım Mehemmed Paşa sarâyında meks edüp şeb [ü] rûz şeref-i sohbetleriyle müşerref olup kal‘a-i Varat'ı ve varoşu ve bâğ-ı İremlerin seyr-i temâşâ ederdim, ammâ feth etdiğimizde asâkir-i İslâm elinde harâb u yebâb idi, ammâ şimdi ol kadar ma‘mûr u âbâdân olmuş kim kal‘ası ve rabâtları ve mahallât [ü] cevâmi‘leri ve bâğ u bâğçeleriyle gûyâ bâğ-ı İrem Ürd-i behişt olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 85a–85b ·
metinde göster ·
kenârında vilâyet-i Donkarkız ve vilâyet-i Danimarka ve vilâyet-i Lonçat ve vil …
"Vallâhi pâdişâhım benim bu seferlerde sergüzeşt [ü] serencâmım kopdur, ammâ Nemse kralında [pa]pintalar alup Bahr-i Muhît kenârında vilâyet-i Donkarkız ve vilâyet-i Danimarka ve vilâyet-i Lonçat ve vilâyet-i Filimenk'de Amstırdam ve vilâyet-i İsfaç ve memleket-i Çeh ve vilâyet-i Tot ve memleket-i Macar ve ülke-i Erdelistân, andan diyâr-ı Âl-i Osmân, andan vilâyet-i Eflak andan vilâyet-i Boğdan, el-hâsıl pâdişâhım Uyvar seferinden beri yedi krallık yeri ve niçe ban u herseklik vilâyetleri kâmil üç yılda devr edüp el-hamdü lillâh pâdişâhımın mübârek cemâl-i bâ-kemâlin bu mahalde yine gördüm. Şimden gerü öldüğüme gam yemem" deyüp yine Hân'ın destin bûs edüp zânû be-zânû oturup niçe musâhabetden sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 105a ·
metinde göster ·
… ve Kabâbıta müşkil-küşâ târîhlerinde eyle tahrîr etmişler kim bu rûy-ı arz kim
Bahr-i Muhît
seksen yedi bin mîl bir cezîredir, bu cezîrenin nısfını kavm-i Sol‘ât, ya‘nî ka …
Tuhfe nâm bir târîhde ve Rûm Yanvan târîhinde ve Ermenî Mığdisi târîhinde ve Latin (...) târîhinde ve Kabâbıta müşkil-küşâ târîhlerinde eyle tahrîr etmişler kim bu rûy-ı arz kim Bahr-i Muhît seksen yedi bin mîl bir cezîredir, bu cezîrenin nısfını kavm-i Sol‘ât, ya‘nî kavm-i Tatar dutmuşdur. Bu edîm-i arzda siyâh Arablar ile Tatar kavminden (bir) çok kavim yokdur, deyü yazmışlar ve niçe yüz kavm-i Nasârâ bu Tatar kavminden azmışlar, deyü yazmışlar. Hattâ Târîh-i Tuhfe'de birkaç mürsel nebîlerin hılye-i şerîflerin 107b "Cenâb-ı Kibriyâ ibtidâ Hazret-i Âdem'i yed-i kudretiyle tînden halk etdikde Tatar sıfatında halk etmişdir" deyü mufassal yazmış. Ve be-kavl-i müverrih-i âlem müfessir İshâk, sûre-i (---): Arapça tefsîrinde "Hazret-i Îsâ da Tata[r] mahbûbu şeklinde halk olmuşdur" deyü tahkîk etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 107a–107b ·
metinde göster ·
… lığı ve yâhûd uskumr[u] balıklarının envâ‘ları on iki aded deryâda olmaz. Hattâ
Bahr-i Muhît
ve Bahr-i Malgayan ve Bahr-i Okyanûs'da ve Bahr-i Harez'de ve Bahr-i Ummân ve B …
Memdûhât-ı me’kûlât-ı ni‘met-i uzmâ-yı müsmirât: Evvelâ Kefe'nin tereyağı ve sarı mayak yağı misk [ü] amber-i hâm râyihalı semnlerdir. Ve yâsemen ve Kefe lâlesi ve limanında tirkiz balığı ve levrek ve tekir balığı ve yâhûd uskumr[u] balıklarının envâ‘ları on iki aded deryâda olmaz. Hattâ Bahr-i Muhît ve Bahr-i Malgayan ve Bahr-i Okyanûs'da ve Bahr-i Harez'de ve Bahr-i Ummân ve Bahr-i Kulzum'da dahi Kefe balığı gibi bir mâhîler görmedim. Hattâ tirkiz nâmındaki balığı mâh-ı Hamsînde sayd edüp niçe yüz gemilere tuzlayup korlar ve cemî‘i ekâlimlere bâzergânları götürürler. Bir garâ’ib balık emânetidir kim başka mukâta‘adır. Emînin rızâsı olmadan bir ferd-i âferîde bir balık sayd edemez, ammâ gece karanlığında oğlancıklar kalaklı kefal balığı dutup yerler. Balık emîni anlara bir şey demez, ammâ şehir subaşısı duyarsa gulâmları cerîmiye keser.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
… 59a⟧ tefsîrinde müttefiklerdir kim kûh-ı Kâf bu edîm-i arzın etrâfın ihâta edüp
Bahr-i Muhît
ve Bahr-i Ummân ve Bahr-i Mağaylan ve Bahr-i Okyûnûs ve Bahr-i Girdâb ve Bahr-i …
159a tefsîrinde müttefiklerdir kim kûh-ı Kâf bu edîm-i arzın etrâfın ihâta edüp Bahr-i Muhît ve Bahr-i Ummân ve Bahr-i Mağaylan ve Bahr-i Okyûnûs ve Bahr-i Girdâb ve Bahr-i Zulumât ve'l-hâsıl bu dünyâ etrâfında olan yedi deryâyı ihâta etmiş kûh-ı Kâf'dır. Hattâ bu hakîrin ve kavm-i Noğay'ın ma‘lûmlarıdır kim Maskov vilâyeti tarafına karîb Kur’ân-ı azîm ile müsbet olan Bahr-i Zulumât buz olduğu mahalde İskender-i Kübrâ'nın Sedd-i Ye’cûc'a gitdiği buz deryâsı zulumâtı üzre kavm-i Kalmık yetmiş gün yetmiş gece, ya‘nî gündüzünde vakt-i Şâfi‘î gibi olan buz deryâsını geçüp yine bu dünyânın tabanında olan aydınlık yerlerin otlu ve sulu yerlerinde yedi gün yedi gece dahi Kalmık atlar ile seğirdüp kûh-ı Kâf dâmeninde bilâ-teşbîh ka‘belerine vardıkların ve yine buz deryâsı tûl-ı nehârda çözülmeden beri Helar vilâyetlerine gelirler, tevâtürle kavm-i Noğay içre meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159a ·
metinde göster ·
… altı kerre yüz bin aded ağırmak esb-i tâzîler ile yigirmi gün gece seğirdüp tâ
Bahr-i Muhît
kenârında İsfaç kralı memleketin gâret ve alan 169b u tâlân edüp kırk iki bin …
Zîrâ bu Sarây şehrinin Noğay Tatarları dâ’imâ Heyhât sahrâsın geçüp Çerkes vilâyetlerinde sâkin olan Noğay Tatarı ellerine esîr getirmede. Anlar da esîrleri diyâr-ı Kırım'a götürmededirler. Hattâ bu hakîr bin elli bir târîhinde İslâm Geray Hân devletinde Kırım'dan Sübhân Gâzî Ağa ile yüz bin Tatar-ı sabâ-reftâr ve altı kerre yüz bin aded ağırmak esb-i tâzîler ile yigirmi gün gece seğirdüp tâ Bahr-i Muhît kenârında İsfaç kralı memleketin gâret ve alan 169b u tâlân edüp kırk iki bin esîr çıkardık. Lâkin ol asırda Kardaş Kazağı Tatar ile henüz kardaş olup anların i‘ânetleriyle tâ İsfaç vilâyetine varılup guzât-ı müslimîn ganîmet aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 169a–169b ·
metinde göster ·
… u inhizâmından sonra Nemse çâsârı kralına varup andan pasaporta nâm hatlar alup
Bahr-i Muhît
kenârında Lonçat şehrine ve Donkarkız ve Danimarka vilâyetlerine ve Alman deryâ …
Hattâ bu hakîr-i pür-taksîr sene 1074 târîhinde Raba suyu inhizâmından sonra Nemse çâsârı kralına varup andan pasaporta nâm hatlar alup Bahr-i Muhît kenârında Lonçat şehrine ve Donkarkız ve Danimarka vilâyetlerine ve Alman deryâsı kenârında Filimenk kralının pây-i tahtı olan Amıstırdam vilâyetlerine ve niçe yüz pâre şehirlerine ve yedi krallık vilâyetlerine gidüp seyâhat ederken ol sene bu cengde gâ’ib olan Fransa kralı şehzâdesine hakîr râst geldikde buluşup elimde olan Nemse çâsârın hattını görüp vâfir hazz edüp yetmiş gün kendü ile ve banları ve hatmanları ve hersekleriyle üns [ü] ülfet etdiğimiz mahallerde elli bin aded asker ile Dış Fransa vilâyetine giderdi. Bî-hadd ü bî-pâyân asker-i deryâ-misâle mâlik olup bir nev-cüvân kralzâde-i cihân pençe-i âfitâb-ı devr-i zamân idi. Meğer eceli sahrâ-yı bî-amân Kandiye-i dâr-ı kızıl kanda dest-i Âl-i Osmân'da müstağrak-ı hûn olup nâ-bedîd oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 298b ·
metinde göster ·
… âr-ı kâr-ı köhne tılsımâtlar var kim bir diyârda deyyâr misilleri yokdur. Meğer
Bahr-i Muhît
kenârında Yenidünyâ iskelesi olan Lonçat şehrinde böyle âsâr-ı azîmeler ola. Ve …
Ve bunda olan amûd-ı müntehâlar ve ibret-nümâ mîller ve havz u şâzrevân fevvâreler ve selsebîller ve niçe yüz âsâr-ı kâr-ı köhne tılsımâtlar var kim bir diyârda deyyâr misilleri yokdur. Meğer Bahr-i Muhît kenârında Yenidünyâ iskelesi olan Lonçat şehrinde böyle âsâr-ı azîmeler ola. Ve ol kadar vüs‘at üzre kal‘adır kim içinde iki pâre bâğlar ve bâğçeler ve niçe bin evler ve niçe kerre yüz bin dölüm tarlalı ve müşebbek bostânlı kal‘a-i azîmdir. Meğer Ikrît kralın lodos rûzgârından harâb olan pây-i taht-ı kadîmi bu şehr-i azîm imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322a ·
metinde göster ·
ihâta etmiş bir deryâ-yı Arapça dır. Nihâyetine niçe bin yıldan beri bir ferd …
Ana cevâb oldur kim bu cezîre-i dünyâyı Bahr-i Muhît ihâta etmiş bir deryâ-yı Arapça dır. Nihâyetine niçe bin yıldan beri bir ferd-i âferîde varmak müyesser olmayup niçe bin kîl ü kâl gavgâ ve cidâl olmuşdur. Ol Bahr-i Muhît'de girmiş bir Halîc-i Süveys'dir kim ana Bahr-i Kulzüm derler. Cidde anın sâhilindedir. Tâ anın iki yüz mîl ve ba‘zı yeri yüz mîl cenûba Habeş memleketidir. İklîm-i evvel ve iklîm-i sânî andadır. Ve hatt-ı İstivâ dahi andadır. Ve ekâlîm tarh olunmamış niçe ma‘mûr [u] âbâdân kurâ ve büldânları ve şehristânları var, ana cezîre-i Arab derler. On sekiz sikke ve hutbe sâhibi İslâm pâdişâhları vardır. Ve yetmiş dahi fırak-ı dâlle melikleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y318b ·
metinde göster ·
… eser. Ammâ lodos esse Arabistân kavmi tâze cân bulurlar. Zîrâ bu rûzgâr-ı lodos
Bahr-i Muhît
tarafından berü tâze gelir, poyraz gibi çölden gelmez.
Hamd-i Hudâ bizim zamânımızda lodos rûzgârı esüp havâ latîf oldu. Ammâ yine on yedi âdem helâk ol(un)up niçesi dahi çalındı. Hikmet-i Hudâ Rûm'da lodos hevâsında âdem serâsîme olur, poyraz esse âdem tâze cân bulur. Ammâ bu Hicâz'da Y 372b poyraz rûzgârı esse kavm-i Hicâz süst-endâm olur. Zîrâ poyraz Hicâz'a çöl ü çölistândan müsta‘mel gelüp halkı helâk eder. Ve sâm yeli bu mahallerde eser. Ammâ lodos esse Arabistân kavmi tâze cân bulurlar. Zîrâ bu rûzgâr-ı lodos Bahr-i Muhît tarafından berü tâze gelir, poyraz gibi çölden gelmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y372a–Y372b ·
metinde göster ·
Hindistân pâdişâhı ülkesi kadar vilâyete mâlik değilse seheldir.
Bahr-i Muhît
sâhilinde on iki bin pâre şehre mâlikdir. Pâdişâhlarına "Hâkân" derler. Bir pâd …
Hindistân pâdişâhı ülkesi kadar vilâyete mâlik değilse seheldir. Bahr-i Muhît sâhilinde on iki bin pâre şehre mâlikdir. Pâdişâhlarına "Hâkân" derler. Bir pâdişâhdan havf [u] haşyetleri yokdur. Ve re‘âyâsı çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y24a ·
metinde göster ·
… yle ma‘lûm ola kim Cenâb-ı Bârî rûy-i arzın rub‘-ı meskûnunda Bahr-i Okyûnûs ve
Bahr-i Muhît
ve Bahr-i Sefîd içre benî âdem ile müzeyyen niçe kerre yüz bin cezâyirât halk e …
Seyyâhân-ı Rûm'a şöyle ma‘lûm ola kim Cenâb-ı Bârî rûy-i arzın rub‘-ı meskûnunda Bahr-i Okyûnûs ve Bahr-i Muhît ve Bahr-i Sefîd içre benî âdem ile müzeyyen niçe kerre yüz bin cezâyirât halk etmişdir, el-ilmü indallâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y29b ·
metinde göster ·
içre iki bin mîl mağrib cânibine gidüp cezîre-i İngilis. Sekiz bin mîl bir cezî …
Ammâ Sebte boğazından taşra çıkup Bahr-i Muhît içre iki bin mîl mağrib cânibine gidüp cezîre-i İngilis. Sekiz bin mîl bir cezîre-i mu‘azzamdır kim iklîm-i hâmis ve iklîm-i râbi‘ içinde bulunmuşdur. İngilis krallarının pâyitahtı Londrine şehri nehr-i Londra kenârında bir şehr-i mu‘azzamdır. Bu şehirden gayri yedi yüz pâre şehr-i ma‘mûreler var idüği seyyâhân-ı Rûm mâbeyninde meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y30a ·
metinde göster ·
içre iki cezîre vardır. Birine cezîre-i (---) birine de cezîre-i (---) derler. …
Bundan gayrı yine Bahr-i Muhît içre iki cezîre vardır. Birine cezîre-i (---) birine de cezîre-i (---) derler. Dâ’iren-mâdâr yigirmi mîldir. Cemî‘i zamânda İngilis hükmündedir, ammâ İngilis cezîresi gibi ma‘mûr u müzeyyen değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y30a ·
metinde göster ·
Andan öte Bahr-i Muhît kenârınca Mısır cezîresinde Zeyla‘ boğazına gelince andan nehr-i Nîl'in tulû‘u başından dolaşup tâ Sebte boğazına gelince on dörd bin mîl yerinde olan benderler ve gayrı ma‘mûr şehirler cümle Portakal kralının hükmündedir, kimesnenin tasarrufunda değildir. Bu cezîre-i Mısır içinde kırk sekiz pâdişâhın cânib-i selâsın Portakal ihâta etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y30b ·
metinde göster ·
… -i mübârekin mâbeyni olan mâbeyne müstevlî olmuş kavm-i bî-pâyân-ı uryândır. Tâ
bahr-i Muhît
kenârında Portakal ile müşâ‘ yerleri vardır. Silâhları ceyrân boynuzundan hıştl …
Bu kavim Habeş ile Nîl-i mübârekin mâbeyni olan mâbeyne müstevlî olmuş kavm-i bî-pâyân-ı uryândır. Tâ bahr-i Muhît kenârında Portakal ile müşâ‘ yerleri vardır. Silâhları ceyrân boynuzundan hıştlardır kim âdeme nişter gibi güzer eder. Ekseriyyâ ihtilâtları Portakal ile olup bey‘ [u] şirâ ederler. Bunlarda bin sene mu‘ammer olmuş pîl dişi ve gergedân boynuzu ve keler derisi ve zebâd ve tibir gâyet çok olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y32a ·
metinde göster ·
kenârında azîm ülke sâhibi küffârdır. Hattâ on kerre yüz bin göçer evli Tatar r …
Bahr-i Muhît kenârında azîm ülke sâhibi küffârdır. Hattâ on kerre yüz bin göçer evli Tatar re‘âyâya mâlikdir. Gayrı askerî tâ’ifesinin hisâbın kendüler dahi bilmezmiş. Krallarının elkâbına İnper İsfan, İnper Radal derler. Sikke sâhibi kalın kâfirdir. Nemçe çâsârı bu kavimden âcizdir. Yüz yigirmi iki yıldır mâbeyninde niçe kralları geldi ve gitdi, hâlâ dahi cengleri bâkîdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y34b ·
metinde göster ·
sâhilindedir. İngiliz cezîreleri bunlara mukâbildir. Hattâ vâsi‘ vilâyetleri va …
Krallarına "Engur" derler. Bunlar dahi Bahr-i Muhît sâhilindedir. İngiliz cezîreleri bunlara mukâbildir. Hattâ vâsi‘ vilâyetleri vardır. Nemse çâsârına tâbi‘ olan yedi kralın biri dahi budur. Sikke sâhibidir, altunu ve dökme Y 35a riyalı vardır. Tahtı (---)dır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y34b–Y35a ·
metinde göster ·
… r, büyük kraldır. Ve âl-i Osmân ile karâbeti vardır. Akdeniz sâhilinde ve taşra
Bahr-i Muhît
kenârında hükmü vardır. Tahtları Paris şehridir. Niçe bin pâre kal‘aya ve kalyo …
Kralına (---) derler, büyük kraldır. Ve âl-i Osmân ile karâbeti vardır. Akdeniz sâhilinde ve taşra Bahr-i Muhît kenârında hükmü vardır. Tahtları Paris şehridir. Niçe bin pâre kal‘aya ve kalyonlara mâlikdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y36a ·
metinde göster ·
… ne Lutıryanîdir. Bir tahtı Sebte boğazı kurbunda (---)dir. Ve Mısır cezîresinin
Bahr-i Muhît
sâhili cümle bunun hükmündedir. Ve Hindistân'da yedi yüz cezîreye mâlik olmuşdu …
Krallarına (---) derler. Cemî‘i zamânda kimse ile sulh kabûl etmemiş bir muta‘azzım kâfirdir, ammâ yine İncîlîdir, lâkin mezhebi ne Papiştedir ve ne Lutıryanîdir. Bir tahtı Sebte boğazı kurbunda (---)dir. Ve Mısır cezîresinin Bahr-i Muhît sâhili cümle bunun hükmündedir. Ve Hindistân'da yedi yüz cezîreye mâlik olmuşdur. Çîn ü Mâçîn'e Hıtâ vü Hoten'e varup bu cihân cezîresin niçe bin kerre devr eden bu Portakal'dır. Cümle küffârdan ekserdir. Hind'i zebûn etmişdir. Ve zamân-ı kadîmde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y36a ·
metinde göster ·
… e Nemse çâsârına Alman diyârına vardıkda çâsârın papinteleri ile ya‘nî hattıyla
Bahr-i Muhît
kenârında Lonçat nâm şehr-i azîme varup anda Yeni Dünyâ karakaları var idi, her …
Hâlâ Yeni Dünyâ'da on sekiz kral müstevlî olup "Fetahetâ" târîhinden berü üç bin altmış pâre kal‘alar inşâ olunup hâlâ ma‘âdin hudûdlarıyçün cümle krallar birbirleri ile Yeni Dünyâ'da ceng-i azîm etmededirler. Hattâ hakîr Uyvar'ı feth etdiğimizden sonra elçi Kara Mehemmed Paşa ile Nemse çâsârına Alman diyârına vardıkda çâsârın papinteleri ile ya‘nî hattıyla Bahr-i Muhît kenârında Lonçat nâm şehr-i azîme varup anda Yeni Dünyâ karakaları var idi, herbirinde üçer bin Y 252b âdem var idi, ol gemiler içre tüğlü kasîrü'l-kâme Yeni Dünyâ âdemleri var idi, tilmaşlar ile ya‘nî Nemse tercümânları ile Yeni Dünyâ ahvâlin su’âl etdirdim ederdim ederim. Padre ve Kolon nâm papaslara söğerlerdi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y252a–Y252b ·
metinde göster ·
… rîr etmişlerdir. Ammâ Akdeniz ve Karadeniz kenârınca değildir, hemân bu dünyâyı
Bahr-i Muhît
ihâta etmişdir, anın kenârınca geşt [ü] güzâr edüp tahrîr etmişlerdir. Hâlâ Bah …
Netîce-i merâm ve hâsıl-ı kelâm eyle dünyâyı ilim kuvvetiyle bulan ve kesret-i seyâhat ile bu dünyâyı geşt [ü] güzâr edüp deverân eden Padre ve Kolon nâm ruhbânlar ifnâ-yı vücûd edüp niçe bin tevârihât tetebbu‘ edüp kitâb-ı hey’etlerden Atlas ve Minor ve Coğrafiyye tevârihlerine mürâca‘at edüp ömr-i dırâzı seyâhatde geçirüp hey’et-i dünyâyı mâ-vaka‘ı üzre tahrîr etdiler, ve zamân-ı kadîmde Feylekos ve Batlîmûs hakîmleri(n) şiddet-i şitâdan ve şiddet-i hârdan ve mahûf u muhâtara olup varılmayan yerlere mezkûr Padre ve Kolon berren ve bahren birer tarîk ile dünyânın şimâl [ve] cenûbuna şarkan ve garban birkaç kerre deverân ederek varup cirm-i dünyâyı seksen yedi bin mîl tahrîr etmişlerdir. Ammâ Akdeniz ve Karadeniz kenârınca değildir, hemân bu dünyâyı Bahr-i Muhît ihâta etmişdir, anın kenârınca geşt [ü] güzâr edüp tahrîr etmişlerdir. Hâlâ Bahr-i Okyûnûs ve Bahr-i Hind ve Donkarkız ve Danimarka ve Yeni Dünyâ ve Portakal mellâhları bu Padre ve Kolon râhiblerin tahrîrleri üzre hartalarına amel edüp deryâda şinâverlik ederler. Gâyet mu‘temed hartaları vardır. Zîrâ niçe bin kerre tecrübe edüp anların tahrîri üzre Bahr-i Ummân'da gemiler halâs olmuşdur. Cemî‘i dünyâ deryâsında liman liman dökündü taşları ve sığ yerleri ve demir dutar âb [u] havâsı latîf limanları tahrîr etmişlerdir. Ve berren kezâlik rûy-ı arzı dağı ve taşı ve âb [u] havâsıyla ve her nehrin menba‘-ı tulû‘iyle tahrîr etmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y252b ·
metinde göster ·
… ne diyâr-ı Fûncistân'a andan Nîl'in başın ubûr edüp bu Mısır cezîresinden çıkup
Bahr-i Muhît
üzre yine cenûba doğru gitdiklerin Portakal ve Hind gemilerindeki âdemler görmü …
Ve'l-hâsıl cemî‘i tuyûrân kanat kakup bu cebelden kalkup ber-havâ olup bir gûne sayha-i hazîn koparup istimâ‘ eden cânların cânları ve cân-ı cânânları bile râhat olup kâmil bir sâ‘at-i nücûmî bu cebel üzre hoş-havâ esvât-ı latîf ile yedi kerre gürûh gürûh deverân etdiklerinde evc-i âsumânda güneş gâyib olup perr ü bâl-i tuyûrdan zemîn şeb-i muzlim gibi olur. Yine bir sâ‘atden sonra alay alay remmâ remmâ cemî‘i murgân-ı Hudâ cümlesi turna katarı olup cenûb cânibine diyâr-ı Fûncistân'a andan Nîl'in başın ubûr edüp bu Mısır cezîresinden çıkup Bahr-i Muhît üzre yine cenûba doğru gitdiklerin Portakal ve Hind gemilerindeki âdemler görmüşlerdir, ammâ andan öte ne cânibe gitdikleri ma‘lûm değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y370a ·
metinde göster ·