kassâbbaşı" der idi. Ya‘nî kesret-i hûn-rîzlikden ve hûnhâr olup her gün âdem k …
"Baka kassâbbaşı" der idi. Ya‘nî kesret-i hûn-rîzlikden ve hûnhâr olup her gün âdem katl eylediğinden kassâbbaşı dedikde bizzât kendüleri tebessüm ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72b ·
metinde göster ·
ey bî-akl ve bî-idrâk, kifâflarından gayrı cân ürküdücü sayyâd-ı mâhî alan âhı …
"Bak-a ey bî-akl ve bî-idrâk, kifâflarından gayrı cân ürküdücü sayyâd-ı mâhî alan âhı onmadık gümrâhı tâ’ifeleri nice diyebilirsiz kim balık tenâvül edenler zekî tab‘ olup gıll [u] gışden berî olur dersiniz."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 173a ·
metinde göster ·
… murassa‘ı hânın destine verince hân dikkat-i tâm ve temâşâ-yı ihtimâm sarf edüp
baka
baka ve dîvânda halka bakdıra bakdıra tamâm oldular. Ba‘dehû kemerine bend kıld …
Ve ol ân şâha nâmeler ve huccetler ve hakîrin koyun tahsîl etdiği defteri çapar ile şâha gönderüp ancak hân ile şâh akası Tebrîz hânı yanında müsâfir oldular. Hakîr ile Murtezâ Paşa ağası hân kethudâsına mihmân olmak fermân olıcak {hemân hakîr Tebrîz hânına eyitdim}: "Hânım, Melek Ahmed Paşa karındaşınız hâna selâm edüp bu cevâhirli hançer-i zerrîni pîşkeş gönderdi." deyü hançer-i murassa‘ı hânın destine verince hân dikkat-i tâm ve temâşâ-yı ihtimâm sarf edüp baka baka ve dîvânda halka bakdıra bakdıra tamâm oldular. Ba‘dehû kemerine bend kıldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 302a ·
metinde göster ·
… sa‘ı hânın destine verince hân dikkat-i tâm ve temâşâ-yı ihtimâm sarf edüp baka
baka
ve dîvânda halka bakdıra bakdıra tamâm oldular. Ba‘dehû kemerine bend kıldılar.
Ve ol ân şâha nâmeler ve huccetler ve hakîrin koyun tahsîl etdiği defteri çapar ile şâha gönderüp ancak hân ile şâh akası Tebrîz hânı yanında müsâfir oldular. Hakîr ile Murtezâ Paşa ağası hân kethudâsına mihmân olmak fermân olıcak {hemân hakîr Tebrîz hânına eyitdim}: "Hânım, Melek Ahmed Paşa karındaşınız hâna selâm edüp bu cevâhirli hançer-i zerrîni pîşkeş gönderdi." deyü hançer-i murassa‘ı hânın destine verince hân dikkat-i tâm ve temâşâ-yı ihtimâm sarf edüp baka baka ve dîvânda halka bakdıra bakdıra tamâm oldular. Ba‘dehû kemerine bend kıldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 302a ·
metinde göster ·
… vâhidde nehr-i Özü'yi yıldırup beri cânibe geçdik. Kâfir karşuda hâ’ib ü hâsir
baka
kaldı. Hudâ-yı Müte‘âl ihsân edüp bu Doğan'da ya Kırım hânları ya Âl-i Osmân bi …
Menzil-i Doğan geçidi: Sarıkamış hâkinde bir mürtefi‘ yalçın kaya üzre bir harâb kal‘a yeri vardır. Sene (---) târîhinde Tohtamış Giray Hân asrında bu kal‘ayı Timur Hân harâb etmiş, ammâ bir amâr olacak yerdir, zîrâ Kazak vilâyetinden ganîmetle gelirken geçit başıdır. Bir kerre kâfir bizi bu mahalde basup hamd-i Hudâ cümle esîrleri beri Kırım cânibine şahinkirmân kal‘asına geçürüp salt âdemlerimizi Kazak-ı Ak basınca ân-ı vâhidde nehr-i Özü'yi yıldırup beri cânibe geçdik. Kâfir karşuda hâ’ib ü hâsir baka kaldı. Hudâ-yı Müte‘âl ihsân edüp bu Doğan'da ya Kırım hânları ya Âl-i Osmân bir kal‘a yasasalar cümle Tatar'a rahmet olurdu. Hattâ bir kerre bu Doğan geçidi yerinde çâr-kûşe beyâz mermer üzre hüsn-i hat ile "Fetahatâ" târîhini kazılmış buldum. Zamân-ı kadîmde kal‘a-i metîn imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 48b ·
metinde göster ·
kaldım ve "ebbe", ya‘nî ta‘accüb etmek ve "keremceli", ya‘nî eylik edici ve (-- …
Evvelâ "cömerdim kaldım", ya‘nî baka kaldım ve "ebbe", ya‘nî ta‘accüb etmek ve "keremceli", ya‘nî eylik edici ve (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96a ·
metinde göster ·
gâzîler bizler at sırtına geldikden sonra cân ve baş ile oynar bir alay garîb g …
Hakîr eyitdim: "Baka gâzîler bizler at sırtına geldikden sonra cân ve baş ile oynar bir alay garîb gâzîleriz. Bu diyâra biz gelmedik ve köylerin görmedik ve kasabaların bilmedik. Ordumuza boş gitmemek içün aç kurd koyuna salar gibi her yer ne olsa sarılup elbette şikâr alıruz. Ey imdi eyle olsa sizlerden ricâmız oldur ki bu kadar gâzîlerinizden bizimle beş on dâne şehbâz yiğitler atlanup bize şikâr alacak kâfir köylerin gösterüp sınırlarınızdan gerü dönüp geleler!" dediğimde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 5b ·
metinde göster ·
gâzîler nedir bu şehîd, niçün böyle nâ-hak kan dökersiz. Tatar gâzîleri kardaş …
"Baka gâzîler nedir bu şehîd, niçün böyle nâ-hak kan dökersiz. Tatar gâzîleri kardaş ve yoldaş ve gazâdaşlarınız değil midir" dedikde yeniçerilerin eşbeh mîr-i kelâmları eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 24b ·
metinde göster ·
… örürsün. O benim kardaşım kızıdır, ammâ ben Sultân Ahmed Hân efendinin kızıyım.
Baka
şu babam kölesini beni Kaya kız ile bir dutar" dedikde ben eyitdim:
Hemân ol dahi "Ya Paşacığım, beni Kaya Sultân gibi mi görürsün. O benim kardaşım kızıdır, ammâ ben Sultân Ahmed Hân efendinin kızıyım. Baka şu babam kölesini beni Kaya kız ile bir dutar" dedikde ben eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 44a ·
metinde göster ·
şu âsîleri baka şu kâfirleri, siz köy vurursuz ve yaylada koyun alırken çobanla …
"Baka şu âsîleri baka şu kâfirleri, siz köy vurursuz ve yaylada koyun alırken çobanları kırarsız. Koyverün şu bağlı mîrî çobanları. Bunlar vezîria‘zamın Kabirova hâssı çobanlarıdır" deyü bağlı olan diri kâfirlerimize yapışup niçe gâzîlerimize deyenek ve sopa ve zerdesteler ile girişüp hattâ benim Kâzım nâm gulâmımın başın yardılar. Bu hâl-i pür-melâli görüp âlem-i hayretde kalup her ne kadar müdârâ eyledikse bunlar bize girişmeğe başladılar ve birkaç keferemiz aldılar. Hele ormandan çıkup bir at işler çemenzâr yer idi, hemân cümlemiz bir ağızdan "Allâh Allâh" deyüp kâfirlere girdiğimiz gibi bunlara da dal sâtûr olup girişdiğimizde aslâ kıçları tutmayup tütün gibi tütüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54a ·
metinde göster ·
şu kâfirleri, siz köy vurursuz ve yaylada koyun alırken çobanları kırarsız. Koy …
"Baka şu âsîleri baka şu kâfirleri, siz köy vurursuz ve yaylada koyun alırken çobanları kırarsız. Koyverün şu bağlı mîrî çobanları. Bunlar vezîria‘zamın Kabirova hâssı çobanlarıdır" deyü bağlı olan diri kâfirlerimize yapışup niçe gâzîlerimize deyenek ve sopa ve zerdesteler ile girişüp hattâ benim Kâzım nâm gulâmımın başın yardılar. Bu hâl-i pür-melâli görüp âlem-i hayretde kalup her ne kadar müdârâ eyledikse bunlar bize girişmeğe başladılar ve birkaç keferemiz aldılar. Hele ormandan çıkup bir at işler çemenzâr yer idi, hemân cümlemiz bir ağızdan "Allâh Allâh" deyüp kâfirlere girdiğimiz gibi bunlara da dal sâtûr olup girişdiğimizde aslâ kıçları tutmayup tütün gibi tütüp gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54a ·
metinde göster ·
ağa, sen vezîria‘zam ağası isen biz de İbrâhîm Kethudâ'nın hocası Evliyâ Çelebi …
"Baka ağa, sen vezîria‘zam ağası isen biz de İbrâhîm Kethudâ'nın hocası Evliyâ Çelebi'yim. Şimdi gazâya gidüp İbrâhîm Kethudâ'ya 54b ve Köpürlüoğlu'na senden şikâyet ederiz. Nedir bu senin etdiğin. Nezâketle elimizden hayduk kâfirlerin almak mı isterdin? İşte ol kırk aded kâfirleri de kılıçdan geçirdik. Dağda bu kadar yiğitlerimiz şehîd olup bunda bu kadar yaralımız var. Yedi sâ‘at ceng-âşûb etdik. İmdâdımıza yetişmediğinden gayri bize yaygara edüp mâl-ı ganâ’im almak istersen, ayıb değil midir? Mü’min olana böyle etmek düşer mi?" deyü niçe gûne güft [ü] gûyumuz olup hele mâbeyne nâ’ib ve imâmlar ve niçe munsıf cemâ‘atler girüp cümlemizle barış görüş edüp beleğan-mâ-belağ zahîrelerimiz verüp "Gazânız kutlu olsun" demeğe başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54a–54b ·
metinde göster ·
gâzîler, bilirsiz ben ekmeğim yalınız yemem. İnşâallâh her birinize murâd [u] m …
"Baka gâzîler, bilirsiz ben ekmeğim yalınız yemem. İnşâallâh her birinize murâd [u] merâmlarınız üzre tîmâr u ze‘âmet ve gedikler ve esâmeler etmek boynuma borç olsun. Hemân gün bugünkü gündür. Dîn-i mübîn uğuruna hâzır-bâş olun. Eğer kâfir gelirse hemân bir hovdan kâfire sunalım, yâ taht ola yâ baht" deyüp herkesi cenge tergîb edüp her yiğide birer gûne hulv kelâm ile rûy-ı dil gösterüp ileriye Nigebolı sancağının üç bin aded askerin çarkacı ta‘yîn edüp nîm sâ‘at ileri küffârın geleceği Lara ve Lak dağlarına doğru gidüp at başı berâber tortop rikâb rikâba durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 101b ·
metinde göster ·
kâfirler, sarâyınızda olan krallarınızın sûretlerin Âl-i Osmân tasvîrleri üzeri …
"Baka kâfirler, sarâyınızda olan krallarınızın sûretlerin Âl-i Osmân tasvîrleri üzerinden bozun. Yohsa bir dahi gelüp eyle bulursam kal‘anız yere berâber edüp cümlenizi kılıçdan geçiririm" deyüp gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 153a ·
metinde göster ·
şu pâdişâh vilâyeti urucuları" deyüp vâfir yas yankı eyledi. Biz dahi müşâvere …
"Bu esîrlerinin sebebiyle bunları kâfir gelir basar ve pâdişâh kal‘asına ol sebeb ile zararları dokunur. Kal‘a altından kalksınlar, yohsa nefîr-i âm edüp kal‘adan balyemez toplar urup cümlesin kırarım. Baka şu pâdişâh vilâyeti urucuları" deyüp vâfir yas yankı eyledi. Biz dahi müşâvere edüp hakîr eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 186b ·
metinde göster ·
mel‘ûnlar eğer bizi çok düşman içine uğradup bizi kırdırup siz halâs olmak iste …
"Baka mel‘ûnlar eğer bizi çok düşman içine uğradup bizi kırdırup siz halâs olmak isterseniz sizi ibtidâ şöyle kırarız" deyüp küffârın birine bir sâtûr-ı Muhammedî urdu kim gûyâ kellesi bâzâr ipliğiyle dikili imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 3b ·
metinde göster ·
cânım yâ karşuda bu kadar yeniçeriler yalnız kırılsınlar mı? Kânûn-ı Süleymân H …
"Baka cânım yâ karşuda bu kadar yeniçeriler yalnız kırılsınlar mı? Kânûn-ı Süleymân Hân üzre kafâdârları olan sipâh askeri karşu yeniçeriye imdâd geçsinler" deyü cevâb etdiklerinde taraf taraf,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18b ·
metinde göster ·
"Baka bire âdemler, sa‘âdetlü pâdişâh geçen seneden berü size kapucubaşılar gönderüp ‘Serdâr-ı mu‘azzamımla me’mûrsuz’ deyü haber gideli bir yıldır. Yâ şimdi yetmiş seksen bin asker ile niçün Raba seferine 27b gelmeyüp böyle ayak süründürüp gezersiz? Biz Raba'da böyle münhezim olmazdık. Tîz cellâd kaldırın şu mel‘ûn hâinleri" deyince cemî‘i ocak halkı ve cümle bölük ağaları ve cemî‘i dîvân hâceleri Sadrıa‘zamın ayağına düşüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27a–27b ·
metinde göster ·
paşa sen bu kıyâfetle Alman kralına elçi mi gitsen gerek. Tîz kapunu 30b ve t …
"Baka paşa sen bu kıyâfetle Alman kralına elçi mi gitsen gerek. Tîz kapunu 30b ve tevâbi‘ [u] levâhıkını mükellef ü mükemmel edüp Yenikal‘a altında merhûm olan Kıbleli Paşa'nın ve nehr-i Raba'da şehîd olan İsmâ‘îl Paşa ve Yeniçeri Ağası Sâlih Paşa'nın ve Budin'de merhûm olan Serdâr Alî Paşa'nın ve Budin'de katl olunan Cân Arslan Paşa ve Çatrapatra Alî Paşa'nın ve gayri ümerâlar ve mîr-i mîrânların muhallefâtlarından cümle âlât-ı silâhları ve zırh-ı zireh-külâhları ve sâ’ir cebehâne ve gayri altun ve gümüş âvânileri ve mükellef cerge ve otakların cümle mîrîden satın alup ırz-ı pâdişâhîyi yerine getirüp Nemse kralı vilâyetine esbâb-ı ihtişâmınla gidüp dörd beş yüz kîse harc etmeden elem çekmeyesin. Yine sana Cenâb-ı Allâh anın iz‘âf-ı muzâ‘af ihsânın eder ve her esnâfdan askerin içinde pâk u pâkîze erbâb-ı ma‘ârif ağavâtlar götür. Ve sen bostâncı ocağında neşv [ü] nemâ bulup Nemse serhaddi ahvâlin bilmezsin. Hâlâ bizim yanımızda Melek Ahmed Paşalı Evliyâ derler bir seyyâh-ı âlem ve nedîm-i âdem kimesnedir, anı dahi götür, zîrâ ol serhadlerin ahvâlin ol kimesne pek bilir, anı dahi götür ve basîret üzre olup hemân tedârikin gör" deyü Sadrıa‘zam elçi paşaya bu gûne niçe yüz yüzden pend ü va‘z [u] nasîhatler edüp hemân ertesi gün elçi paşa Hacı İshâk Ağa ve Sadrıa‘zam kethudâsı İbrâhîm Ağa ile müşâvere edüp Sadrıa‘zamın fermânı üzre şehîd olan vezîrlerin cümle metâ‘ların üç yüz yetmiş kîse bu kadar mâl-ı erzâk âlât-ı silâh-ı sipâhîlik aldı kim ta‘bîr olunmaz. Ol gün Sadrıa‘zam hakîri huzûruna çağırup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 30a–30b ·
metinde göster ·
âdem, Allâh sana bu mertebeyi ihsân etdi kim dîn uğuruna dîn düşmanları olan Ne …
"Baka âdem, Allâh sana bu mertebeyi ihsân etdi kim dîn uğuruna dîn düşmanları olan Nemse keferelerine varup hisset-i denâ’et edüp ırz-ı pâdişâhîye bir şe’n getiresin, her bâr Beç'e benim çaşıtlarım gidüp gelmededir, işidem ki kâfirin mâlına meyl-i mahabbet edüp sözünde sâbit-kadem olmayup ticârete ve kâfirin ta‘[y]înât u hedâyâ ve mâlına tama‘ edesin, Allâh hakkıyçün sen Beç'de otururken anda başını keserim, yerine kethudâmı gönderirim. Hemân tama‘a düşme. Beş yüz kîse mâl sarf edüp mâlın ve zahîren kalmazsa işte Budin yakındır, hemân bana bir haber gönder, yüz iki yüz kîse ve beş on gemi zahîre gönderirim. Ve Raba suyu cenginde meydân-ı ma‘reke kâfirde kaldı, şekilli olup küffâr ikide bir anı söyleyüp yüklerin yukaru yığarlar. Hemân Sadrıa‘zamın defterinde ve hatt-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûnda ne yazmışsa ana göre amel edüp Uyvar'dan içeri ve nehr-i Raba'dan içeri tokuzar sâ‘at ileri kadem basdığımız yerler bizim hudûdumuz olursa anların elçisin bunda, sen anda git ve illâ aksi zuhûr edüp sulhu bu yüzden kabûl etmezlerse hemân bana haber gönder, Tatar askeri dağılmadan iş görelim. Olmaya illâ hayr, hemân basîret üzre olup eylece eyle" deyü Koca Gürcî {Paşa} elçi paşaya dîn-i mübîn ırzına yarar tenbîh ü te’kîdler edüp eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 42b ·
metinde göster ·
pelîd-i anîd Meykel tercümân biz bunda haps olup ziyâfet yemeğe ve kâr [u] kisb …
"Baka pelîd-i anîd Meykel tercümân biz bunda haps olup ziyâfet yemeğe ve kâr [u] kisb etmeğe gelmedim. Hemân bana bir şâfî haber verin, yohsa Allâh âlimdir sabâhın Budin'e giderim" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51b ·
metinde göster ·
kâfirler siz beni bu şehirde bir hafta oturtmanın aslı ve fer‘i ve netîcesi bun …
"Baka kâfirler siz beni bu şehirde bir hafta oturtmanın aslı ve fer‘i ve netîcesi buna mı çıkdı? Bu sizin etdiğiniz teklîf-i mâlâ-yutâklar bize ta‘zîmen midir, yohsa tahkîren midir?" dedikde kefereler eyitdiler:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 53b ·
metinde göster ·
komsar hoş geldiniz, ammâ ben çâsâra vardıkda kral tahtından enüp bana dîvânhân …
Eydir: "Baka komsar hoş geldiniz, ammâ ben çâsâra vardıkda kral tahtından enüp bana dîvânhâne kapusuna dak gelirse ve benim omuzumu çâsâr öpüp ben anın göğsün öpersem ve Mekke Medîne pâdişâhının nâmesin öpüp başa koyup nâme-i hümâyûn kırâ’at olunca kral ayak üzre durursa ve cümle pîşkeşlerimiz kânûn üzre verilirse ve nâme-i hümâyûnda ve fermân-ı vezîrde olan ahidnâme{mizin} kavl-i karârından ziyâde teklîf-i mâlâ-yutâk etmezlerse huzûr-ı çâsâra varup buluşurum ve illâ yok derse bi-Rabbi Ka‘be ve bi-hakkı Hazret-i Muhammed aleyhi's-selâm pâdişâhıma ahvâlimi arz ederim. Sizin elçinize dahi İslâmbol'da rağbet etmeyüp cefâ ederler" deyince başkomsar eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 64a ·
metinde göster ·
Hân! Niçün Or boğazın kesüp Kırım'ı bütün cezîre edüp Azak kâfirine yol açup bi …
"Baka Hân! Niçün Or boğazın kesüp Kırım'ı bütün cezîre edüp Azak kâfirine yol açup bizim Akkirmân kal‘asının nehb ü gâretine sebeb oldun" deyü Semiz Mehemmed Geray Hân'ı Kefe'nin Uzunçârsûsu başında salb etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 109a ·
metinde göster ·
kişiler, yigirmi yedi yıl evvel bir vâkı‘a gördüm idi. Dağıstân pâdişâhının ete …
"Baka kişiler, yigirmi yedi yıl evvel bir vâkı‘a gördüm idi. Dağıstân pâdişâhının eteğin kaldırup başımı eteği altına sokup ‘Dahil pâdişâhım’ dedim. Ol zamân bu düşümü Evliyâ Çelebi'ye eyitdim idi. O da ‘Belki pâdişâhım Dağıstân pâdişâhı üzre gidesiz’ dedi. Şimdi işte ol düş bu günkü gün zuhûr ediyor. Ben Kumuk şâhına gidüp başımı hırkaya çeküp şimden gerü bu sinn-i sâlimde bana ne tâc ve ne raht u baht u taht lâzım değildir" deyüp hazînesin açup meğer birkaç gece evvel yüz hurc yükü götürmede yenli ve bahâda ağır şeyleri bırağup büyük oğlu Ahmed Geray Sultân'ı bırağup Selîm Geray Sultân [ve] Ivaz Geray ve Cânbeh Geray ve Mübârek Geray nâm oğullarını alup üç yüz aded yarar koşkol atlı askeri âmâde edüp Çufud kal‘asından esîri olan Şeremet Ban kâfiri demirden çıkarup anı dahi bir ata bindirüp dest ber-kafâ kayd [u] bend edüp ol dahi hâzır oldukda hemân hakîr gördüm kim bu seferde Kırım'a gelişim rûz-ı menhûs imiş. Ayrılık günlerin görünce bir âh-ı serd-i kebûd(?) çeküp eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 144a ·
metinde göster ·
… Şâh'a bir Kaya Sultân makremesiyle verdiğimde makremeyi çevire döndüre nakşına
baka
baka hayrân olup ol kadar hazz etdi kim elçinin hedâyâlarından ziyâde hazz edüp …
Hikmet-i Hudâ Ahmad Mirzâ nâm bir âdemi Kırım'a gelüp üç yüz âdemiyle müselmân olup Kırım'da âşinâ olmuşduk. Mehemmed Geray Hân ma‘zûl olunca Ahmad Mirza Kırım'dan firâr edüp yine Kalmık Taysı Şâh'a gelüp mürted olmuş. Hikmet-i Bârî yârî kılup ol Ahmad Mirza Taysı Şâh'ın yanına kerr ü ferr ü dârât ile gelüp bu hakîri görünce hemân seğirdüp hakîr ile öpüşüp görüşüp hakîri Taysı Şâh'a ta‘rîf edüp Mehemmed Geray Hân'ın musâhibi ve kazakdaşıdır dedi. Taysı Şâh hazz edüp ta‘rîf edüp Mehemmed Geray'ın Dağıstân'da kalması ahvâlin su’âl etdikde cümle vâkıf-ı esrâr olduğum üzre lisân-ı Noğayca hep [a]nlatdım. Ve Mehemmed Geray Hân'ın biti mektûbun ve Terek kal‘asında rehin olan Kabartay beğinin ağaç çetele ve tamgası alâmetin Taysı Şâh'a bir Kaya Sultân makremesiyle verdiğimde makremeyi çevire döndüre nakşına baka baka hayrân olup ol kadar hazz etdi kim elçinin hedâyâlarından ziyâde hazz edüp makremeyi başındaki kalpağı üzre koyup durdu. Hakîrle niçe bin kelimâtlar etdi ve dedi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
… a bir Kaya Sultân makremesiyle verdiğimde makremeyi çevire döndüre nakşına baka
baka
hayrân olup ol kadar hazz etdi kim elçinin hedâyâlarından ziyâde hazz edüp makr …
Hikmet-i Hudâ Ahmad Mirzâ nâm bir âdemi Kırım'a gelüp üç yüz âdemiyle müselmân olup Kırım'da âşinâ olmuşduk. Mehemmed Geray Hân ma‘zûl olunca Ahmad Mirza Kırım'dan firâr edüp yine Kalmık Taysı Şâh'a gelüp mürted olmuş. Hikmet-i Bârî yârî kılup ol Ahmad Mirza Taysı Şâh'ın yanına kerr ü ferr ü dârât ile gelüp bu hakîri görünce hemân seğirdüp hakîr ile öpüşüp görüşüp hakîri Taysı Şâh'a ta‘rîf edüp Mehemmed Geray Hân'ın musâhibi ve kazakdaşıdır dedi. Taysı Şâh hazz edüp ta‘rîf edüp Mehemmed Geray'ın Dağıstân'da kalması ahvâlin su’âl etdikde cümle vâkıf-ı esrâr olduğum üzre lisân-ı Noğayca hep [a]nlatdım. Ve Mehemmed Geray Hân'ın biti mektûbun ve Terek kal‘asında rehin olan Kabartay beğinin ağaç çetele ve tamgası alâmetin Taysı Şâh'a bir Kaya Sultân makremesiyle verdiğimde makremeyi çevire döndüre nakşına baka baka hayrân olup ol kadar hazz etdi kim elçinin hedâyâlarından ziyâde hazz edüp makremeyi başındaki kalpağı üzre koyup durdu. Hakîrle niçe bin kelimâtlar etdi ve dedi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 175b ·
metinde göster ·
, kefereler! Niçün sûret-i sulhde görünüp pesü perdeden bu kadar ahid-şikenlik e …
"Baka, kefereler! Niçün sûret-i sulhde görünüp pesü perdeden bu kadar ahid-şikenlik edüp huccâc [u] tüccârımız gemilerin alup bu kadar ibâdullâhı esîr edüp rehzenlik edersiz? İmdi pâdişâhımızın murâdı sizden bu kal‘ayı cebren ve kahren kuvvet-i bâzû ile kabza-i teshîre almak murâd edinmişlerdir. İmdi size cânınız gerek ise bu ân bu kal‘ayı bize teslîm edesiz. Yohsa bu sâ‘at cümlenizi kılıçdan geçiririm" dedüğinde anlar dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y55b ·
metinde göster ·
beğler, baka ağalar! Bu iş içün size sa‘âdetlû pâdişâhımızdan bir hatt-ı şerîf …
"Baka beğler, baka ağalar! Bu iş içün size sa‘âdetlû pâdişâhımızdan bir hatt-ı şerîf geldi mi ve gelse de bu iki kerre yüz bin huccâc bu Haccü'l-Ekber mahallinde cem‘ olup başı kabak yalın ayak kefenleri boğazlarında uryân bir alay ibâdullâh edâ-yı hac etmeden bir fetret-i tuğyân olursa, bu kadar uryân ibâdullâh Urbân atları pâyinde pâymâl mi olsunlar? Giderin şöyle kelâmları, söylemen" deyü cevâb etdükde cümle a‘yân-ı şâm ve Mısır âlem-i hayretde kalup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y313b ·
metinde göster ·
ağalar! Bu iş içün size sa‘âdetlû pâdişâhımızdan bir hatt-ı şerîf geldi mi ve g …
"Baka beğler, baka ağalar! Bu iş içün size sa‘âdetlû pâdişâhımızdan bir hatt-ı şerîf geldi mi ve gelse de bu iki kerre yüz bin huccâc bu Haccü'l-Ekber mahallinde cem‘ olup başı kabak yalın ayak kefenleri boğazlarında uryân bir alay ibâdullâh edâ-yı hac etmeden bir fetret-i tuğyân olursa, bu kadar uryân ibâdullâh Urbân atları pâyinde pâymâl mi olsunlar? Giderin şöyle kelâmları, söylemen" deyü cevâb etdükde cümle a‘yân-ı şâm ve Mısır âlem-i hayretde kalup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y313b ·
metinde göster ·
… m derken aşağıda Q 232aP 229a haşerâtın biri destârları alır, sâhibi damda
baka
kalır.
Ba‘dehu Hazret-i İbrâhîm'in makâmı ubûr eder. Bu dahi gûnâ-gûn münakkaş ibrîşim ile zerdûzdur. Çâr-kûşe bir sandûka örtüsüdür. Bir âdem başında (---)(---) götürür. Bir musanna‘ örtüdür (---)(---)(---) gören âşıklara hafî değildir. Andan kisve-i şerîfi dokuyan kırk üstâd-ı kâmil paşadan izin alup ikişer ikişer yan (---)(---)(---) yana ubûr ederler. Ve bunlara teba‘iyyeten Mısır içinde ne kadar atlascı ve katîfeci ve kâmhâcı ve dârâcı [[(---) (---) (---)]] çıkarlar. Ammâ bu alay izdihâmında çok âdem mecrûh olur, zîrâ kisve-i şerîfi ve makâm-ı İbrâhîm'i ziyâret içün (---)(---)(---) tarîk-ı âmmın iki tarafında âdem deryâsı, tablalar içre olan kisvelere Y 198b yüzlerin sürmede ve damlarda olan mahlûk (---)(---)(---) damlardan kisve üzre sarığının ucun teberrüken kisveye dokundurayım derken aşağıda Q 232aP 229a haşerâtın biri destârları alır, sâhibi damda baka kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y198a–Y198b ·
metinde göster ·