… handak tabur yeri gördük kim dörd kat handak-ı azîm kim handakının umkuna âdem
bakamaz
. Meğer Rakofçi kral üç gün mukaddem konup kazup kalkup İlvov kal‘ası altına git …
Andan bir sâ‘at ileri varup sahrâ-yı Boraj'da bir handak tabur yeri gördük kim dörd kat handak-ı azîm kim handakının umkuna âdem bakamaz. Meğer Rakofçi kral üç gün mukaddem konup kazup kalkup İlvov kal‘ası altına gitmiş. Hemân Nûreddîn Sultân hazretleri ot ağaları ve cümle kart kişiler ile keneş, ya‘nî müşâvere edüp cümle yemîn billâh ile çapul civerecek olup Leh ve Kazak askeri salt olup atlar ile ve arabalar ile anlar dahi seğirdecek olup Fâtiha tilâvet oldukda el-azametullâh cümle koş atlı sadaklı ve savatlı zor-batır yiğitler koşkol atların kollarına alup Kazaklanmış ağırmak atlarına süvâr olup "Tevekkülen-alallâh niyyetü'l-gazâ" deyüp seksen yedi bin Kırım ve Bucak Tatarı iki kerre yüz bin atlar ile bir kerre yortup gird-i siyâh evc-i âsumâna peyveste olup at ayağı altına râst gelen ağaç kökleri sofî misvâkı gibi tiftik tiftik olup Allâhümme âfinâ bir âdem atdan tökezlense ol âdemin âhirete ulaklık ile gidişidir, zîrâ bu çapul civerildiği mahalde Tatarın mahşerden nişân verir bir günüdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 42a ·
metinde göster ·
… in kırk gûne envâ‘ı ve lâdeni ve gûnâ-gûn şâhteresi olur. Hattâ karaûd ağacı ve
bakam
ağacı ve kalembek(?) ağacı var, ammâ bu mezkûr ûd ve bakam ve kalembek ağaçları …
Ve muz ağaçları ve cümmeyz ağaçları ve şeker kamışları ve on iki gûne rengâ-reng pembe ağaçları olur kim her biri çınâra benzer yeşil pembe ve kırmızı ve sarı ve mâvî ve neftî ve nâr çiçeği gibi ve beyâz pembeleri hâsıl olur. Ve dahi zencebîl kökü var ammâ ağaç dağildir. Ve sınâmekî ve çöpçini ve râvend-i çînî ve dâr-ı çînî ağaçları var, meyvesi gûyâ Rûm'un çilek meyvesine sehel müşâbeheti vardır. Ve nilüfer ve karanfil otu ve Mısır'ın habbu'l-lezîz ve habbu's-selâtîn ve cevz-i hindî ve cevz-i gülbeser ve râvend-i ıkrîti ve eftîmûn-ı ıkrîtinin kırk gûne envâ‘ı ve lâdeni ve gûnâ-gûn şâhteresi olur. Hattâ karaûd ağacı ve bakam ağacı ve kalembek(?) ağacı var, ammâ bu mezkûr ûd ve bakam ve kalembek ağaçları mürûr-ı eyyâm ile hayli zamân güzeşt edüp kurumuşlar. Hâla vücûd-ı dırahtları durup çürümemiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a ·
metinde göster ·
… attâ karaûd ağacı ve bakam ağacı ve kalembek(?) ağacı var, ammâ bu mezkûr ûd ve
bakam
ve kalembek ağaçları mürûr-ı eyyâm ile hayli zamân güzeşt edüp kurumuşlar. Hâla …
Ve muz ağaçları ve cümmeyz ağaçları ve şeker kamışları ve on iki gûne rengâ-reng pembe ağaçları olur kim her biri çınâra benzer yeşil pembe ve kırmızı ve sarı ve mâvî ve neftî ve nâr çiçeği gibi ve beyâz pembeleri hâsıl olur. Ve dahi zencebîl kökü var ammâ ağaç dağildir. Ve sınâmekî ve çöpçini ve râvend-i çînî ve dâr-ı çînî ağaçları var, meyvesi gûyâ Rûm'un çilek meyvesine sehel müşâbeheti vardır. Ve nilüfer ve karanfil otu ve Mısır'ın habbu'l-lezîz ve habbu's-selâtîn ve cevz-i hindî ve cevz-i gülbeser ve râvend-i ıkrîti ve eftîmûn-ı ıkrîtinin kırk gûne envâ‘ı ve lâdeni ve gûnâ-gûn şâhteresi olur. Hattâ karaûd ağacı ve bakam ağacı ve kalembek(?) ağacı var, ammâ bu mezkûr ûd ve bakam ve kalembek ağaçları mürûr-ı eyyâm ile hayli zamân güzeşt edüp kurumuşlar. Hâla vücûd-ı dırahtları durup çürümemiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324a ·
metinde göster ·
… ri tepesindedir ve gerdânı yokdur, yekpâre pîl-tendir, sağa ve sola karada yere
bakamaz
. Kaçan mezkûr kuş timsâha def‘-i cû‘ içün hizmet etmeğe geldikde timsâh ağzın a …
Ammâ böyle bir ejderhâya Cenâb-ı İzzet bir sebeb-i mevt halk etmiş. Rûm'da gelincik derler dörd ayaklı mûşa hasım bir hayvândır, hemân ana benzer tüğlü bir hayvândır. Nîl içinde olur, timsâh gibi karada dahi tavattun eder, karaya çıkup cezîrelerde rimâl-i rakîk içre sürüne sürüne gezüp timsâhı arar, zîrâ gâyetü'l-gâye timsâha hasımdır. Ve timsâhın muzahrafâtın çıkaran kuşu dahi sayd eder bir küçük gelincikdir. Hemân timsâh takâzâ-yı hâcete taşra çıkup gezerken bu gelincik kum üzre yürüyerek timsâhın yanına varup Y 161b timsâh anı görmez. Zîrâ bi-emri Hudâ timsâhın gözleri tepesindedir ve gerdânı yokdur, yekpâre pîl-tendir, sağa ve sola karada yere bakamaz. Kaçan mezkûr kuş timsâha def‘-i cû‘ içün hizmet etmeğe geldikde timsâh ağzın açup kuş içeri girince bu gelincik dahi pertâb edüp timsâhın ağzından içeri girince azamet-i Hudâ timsâh-ı bî-cenâh-ı pür-günâh sad lek âh ederek kendüyi yerden yere urup cân havliyle kendüyi Nîl'e urur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y161a–Y161b ·
metinde göster ·