… mmâ bu tabbâğlar bahâdır ve zorba kavim olmağile cümle (---) aded esnâf bunlara
bakarlar
. Her kankı zamânda olsa elbette ser-çeşmelerine Ahi Baba derler. Merhûm Melek A …
Ammâ bu tabbâğlar bahâdır ve zorba kavim olmağile cümle (---) aded esnâf bunlara bakarlar. Her kankı zamânda olsa elbette ser-çeşmelerine Ahi Baba derler. Merhûm Melek Ahmed Paşa efendimizin sene 1006 târîhinde vezâretden azline bunlar sebeb olmuşdur. Hakkâ ki zorba esnâf-ı bî-insafdırlar. Bunların cümlesi bir yere cem‘ olsa pâdişâhları hal‘ edüp cülûsa kâdirlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 194a ·
metinde göster ·
… ığır celebi pasdırmacı bâzergânlar vardır. Bir cânibinde niçe yüz kazganlar ile
bakarların
iç yağların ve ilik yağların eridüp say yağına halt ederler. Bir tarafında çüri …
Der-vasf-ı mesîregâh-ı şehr-i Silistre: Evvelâ handak Beğbâğçesi ve Paşa çayırı ve Çayır cisri ve İslâmbol cisri çayırı ve mesîre-i Namâzgâh ve mesîregâh-ı Küçük Mustafâ. Şehrin cenûbuna hâyil dağlar ve bâğ u bâğçeler içre cihânnümâ üç aded kasr-ı zîbâlı bir teferrücgâh-ı hergâhdır. Andan cümle şehir ve nehr-i Tuna nümâyândır. Ve teferrücgâh-ı Vişniçse ve temâşâgâh-ı Kendi kopan ve mesîre-i Karaağaç ve mesîre-i Akçeşme ve teferrücgâh-ı Kerdîme ve Seyrângâh-ı Arslanlıçeşme ve seyiregâh-ı Cezîre-i Pasdırma, nehr-i Tuna mâbeyninde bir azîm cezîredir kim beher sene yetmiş seksen bin sığır kurbân olup pasdırma edüp cemî‘i Rûm'a ve Arab'a ve Frengistân'a niçe yüz bin 120b yük pasdırma gider. Pasdırma mahallinde bu cezîreye âdem varsa niçe bin mahlûk-ı Hudâ'ya kassâb-ı ecel bıçak urdukda kanları sebîl revân olup nehr-i Tuna'ya cereyân etdikde âdemin aklı gider. Hatta bir sığırı zibh edüp karnın şakk etdikde yavrusu zâhir olup ayağa kalkup hayât bulup süd ile beslediler. Bu cezîrede mevsiminde hayme hargâhlarıyla niçe bin sığır celebi pasdırmacı bâzergânlar vardır. Bir cânibinde niçe yüz kazganlar ile bakarların iç yağların ve ilik yağların eridüp say yağına halt ederler. Bir tarafında çüriş yağından mum yaparlar. İbret-nümâ cezîredir ammâ zâbihü'l-bakar olduklarından bu kavim aslâ iflâh-ı ber-hurdâr oldukların görmemişizdir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120a–120b ·
metinde göster ·
… eryâda mîl minâre-vâr bir kulle-i bâlâda her gece fener yanup cümle gemiler ana
bakarlar
.
Sitâyiş-i ibret-nümâ-yı âbâdân: Kal‘a dibinde bir latîf limanı var, a‘lâ yatakdır. Ve binâ-yı azîm (---) göz kârgîr binâ tershâne gözlerinde hâlâ gâzî kadırgaları vardır. Ve şehrin şimâlinde leb-i deryâda mîl minâre-vâr bir kulle-i bâlâda her gece fener yanup cümle gemiler ana bakarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 95b ·
metinde göster ·
… rûz cümle dîdebânların ellerinde tüfengler âmâde ve fitilleri yanup bir feryâda
bakarlar
.
Cümlesi yedi aded hadîd-i cedîd ve metîn ve sedd-i sedîd kapulardır. Evvelâ lodos cânibinde Ovakapusu, üç kat paçarız ve sa‘b ve eğri büğrü yollu demir kapulardır. Her kapunun iki yanlarında azîm balyemez ve kâfire amân vermez ve dur otur bilmez topları var ve bu kapular mâbeyninde cümle gûnâ-gûn cebehâneler ve âlât-ı silâhlar ve dîdebân ve nigehbânlar âmâdedirler. Hattâ şeb [ü] rûz cümle dîdebânların ellerinde tüfengler âmâde ve fitilleri yanup bir feryâda bakarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80a ·
metinde göster ·
kim anlar dahi meydân-ı ma‘rekeye gelüp cümle yek-dil [ü] yek-cihet olup bizi o …
"Bire meded sultânım, şu iki kâfir asker birbirine karışmadan şunlara bir hov edüp biz evvel göz açdırmayup yâ atlısına yâhûd yayasına karışalım" deyüp cümle pür-silâh altı bin aded gâzîler birbirlerimizle helâlleşüp "Kardaşlar yoldaşlar, birbirimizin ensesinden ayrılmayalım ve leşlerimiz kâfir içinde komayup başlarımız leşlerimiz kâfire aldırmayalım" deyüp öpüşüp görüşüp küsülüler barışup cümle yek-dil [ü] yek-cihet olup yap yap kâfir üzre varmada iken meğer evvelki görünen cânib-i garbdaki kâfir atlıları piyâde küffâra bakarlarmış kim anlar dahi meydân-ı ma‘rekeye gelüp cümle yek-dil [ü] yek-cihet olup bizi ortaya alalar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 102a ·
metinde göster ·
"Ayâ bu kahtda bu nân-pâreleri Evliyâ kanda bulur kim" deyü yüzüme aları aları
bakarlardı
. Ve bu Hacı Paşa ile gelen zahîre arabaları boş kalup kalan cebehâneleri ve ba‘ …
"Ayâ bu kahtda bu nân-pâreleri Evliyâ kanda bulur kim" deyü yüzüme aları aları bakarlardı. Ve bu Hacı Paşa ile gelen zahîre arabaları boş kalup kalan cebehâneleri ve ba‘zı şâhî topları bu arabalara tahmîl edüp cebehâne ve ba‘zı bâr-ı sakîller sehel hiffet bulup bu menzilde sür‘at ile ziyâdece yüründü, zîrâ Leve kal‘ası altında {mukaddemâ} münhedim olan Sarı Abaza Hüseyin Paşa'dan feryâdnâmeler gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27a ·
metinde göster ·
… kim cezîre-i Kırım'da ma‘rûfdur. Bunlar dahi tezek yakarlar, ammâ müsâfire pek
bakarlar
. Ni‘metleri mebzûldur kim elbette ta‘âmları at eti ve lahşa çorbası ve talkan v …
Karye-i Beşavlulu andan karye-i Eliksen andan karye-i Kocalak andan menzil-i Butaş: Hân sancakdârlarının ma‘mûr kurâlarıdır. Bunların evleri dahi toprak örtülüdür, ammâ cümle taş ile mebnî 118a dîvârlardır, ammâ bunda ancak üç aded büyük söğüd ağaçları var kim cezîre-i Kırım'da ma‘rûfdur. Bunlar dahi tezek yakarlar, ammâ müsâfire pek bakarlar. Ni‘metleri mebzûldur kim elbette ta‘âmları at eti ve lahşa çorbası ve talkan ve kurud ve yazma ve maksima nâm tatlı bal gibi bozadır. Andan yine taraf-ı kıbleye 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 117b–118a ·
metinde göster ·
… eri vardır. Sevr burcunda oldukları haysiyyetden cümle sığırları semîn ve kebîr
bakarları
çokdur.
Der-kavl-i müneccimân-ı tâli‘-i amâristân-ı Kefe: Burc-ı sevrde beyt-i zühre türâbî hânesinde bulunup anıniçün halkı zühre gibi zevk [u] şevkde olup türâbî oldukları cihetden hâkiyle yek halûk ve halîm ve selîm âdemleri vardır. Sevr burcunda oldukları haysiyyetden cümle sığırları semîn ve kebîr bakarları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
"İşte sizcileyin Türkü ekmek ağacı yediğiniz içün sizi köleliğinden kovup evinden çıkaranca(?) en ulu babamız bu ka‘be evini yapup anda olan ağaçları ve (...)(...)(...) ve baldan ve şekerden ve südden tatlı suları akıdup ka‘benin ortasında hazînesini ve cümle kullarının cânlarını demir sandûkda mu‘allakda durguran babamızın ka‘be evidir. Bizimle söyleşen ölgen dedemizdir. Siz bizim dedemizin yaratdığı kulları bizim kölelerimizsiz. Noğaylar dahi ve bu Heşdekler dahi kölelerimizdir" deyü cevâb etdiklerinde Noğay ve Heşdekler Kalmıklara eğri eğri bakarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 178b ·
metinde göster ·
… yüzüne endiklerinde bu çâhı kazup ilm-i rasadı bu kuyuda peydâ edüp kevâkiblere
bakarlardı
. Ve cümle ehl-i Mısır'a ilm-i nücûmu ve ilm-i sihri Hârût ve Mârût öğredüp cüml …
{Ve cebel-i Cûşî dâmeninde Y 129b İfnây nâm bir kuyu vardır, ibtidâ Hârût ve Mârût âsumândan yer yüzüne endiklerinde bu çâhı kazup ilm-i rasadı bu kuyuda peydâ edüp kevâkiblere bakarlardı. Ve cümle ehl-i Mısır'a ilm-i nücûmu ve ilm-i sihri Hârût ve Mârût öğredüp cümle ehl-i Mısır sehere oldular. Hâlâ ol İfnây kuyusu durur, ammâ susuz olmak ile mu‘attaldır. Hâkim Bi-emrillâh tathîr edüp Hârût gibi rasad çıkarmışdır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y129a–Y129b ·
metinde göster ·
, görseler kim dâmâdın üstü başı kan. Dâmâdın zekerinden kız yapışır, baba ve an …
"Esbâbına bakın, hâlâ benim bekâretim kanı üzerindedir" dedikde dâmâdın esbâbına cümle hâzırûn bakarlar, görseler kim dâmâdın üstü başı kan. Dâmâdın zekerinden kız yapışır, baba ve ana herîfin belinden yapışup "şer‘u's-sûr" deyüp güveğiden kan bahâ isterler. Yine beynehümâya muslihûn girüp ana ve babaya dahi hayli kan bahâ hedâyâlar verüp dahi metâ‘ isterlerken bir tarafdan dâmâdın dahi babası ve anası ve akrabâ ve ta‘allukâtları gelüp bir azîm ceng [ü] cidâl edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y244b ·
metinde göster ·