İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

bakmayup

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
67
isabet
65 cümle/beyitte
24,8
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
42 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi6727,4

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–50 / 67

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“bakmayup” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 21b … elli bin âdem ile Malatıyye'yi feth edüp andan İslâmbol'a gelüp kal‘asına aslâ bakmayup cânib-i erba‘asın nehb [ü] gâret edüp yigirmi bin küffârı dendân-ı tîğ-ı bi-dir …
EÇS I 27a … arafından Serdâr Şâ‘ir Ahmed Paşa ihtimâm-ı tâm edüp küffârın top [u] tüfengine bakmayup kal‘anın niçe yerlerin harâb [ü] yebâb etdi.
EÇS I 37b … Gülâbî Ağa bile girüp kebâb ve nân-pâre yeyüp boza nûş edüp Gülâbî Ağa'ya aslâ bakmayup bir nân-pâre vermez. Andan yeniçeri def‘-i cû‘ edüp bozahâneden taşra çıkınca y …
EÇS I 83b–84a … up Rakofçi'yi Leh kıralı olmadan men‘ eyleyüp Rakofçi Köpürlü'nün men‘ etmesine bakmayup iki kerre yüz bin küffâr-ı füccâr ile Leh üzre gelirken Leh kıralı Âl-i Osmân'a …
EÇS II 271a–272b … p cümle guzât-ı müslimîni kebâb eyledi. Asker-i İslâm bu hıyel u mel‘ânetlerine bakmayup gün-be-gün ser-bâzlıkların ziyâde edüp Kumtabya cânibinden toprak sürmeğe eyâle …
EÇS II 308b–309b … İslâm'ı muztarib eyleyüp bu mahalde cüyûş-ı muvahhidîn kızılbaşın top-ı kûbüne bakmayup nehr-i Zengî'yi karşu tarafa ubûr edüp bir solak pâdişâh-ı Cem-cenâbın rikâbınd …
EÇS II 341a … taleb edüp vermedi ve "Şehrinden redd eyle" dedi. Yıldırım Hân Timur'un sözüne bakmayup Timur'un Yıldırım Hân üzre hurûcu ibtidâ bu Kara Yûsuf ve Ahmed Celâyir içün ol …
EÇS III 32b … yık birer dilâverler idi. Celâlîlerin kırkar ellişer dirhem dalyan tüfenklerine bakmayup Şâmlı Osmân Ağa siperin yüzüne dutup şemşîr-i âteş-tâbın eline alup at sürüp ön …
EÇS III 92b–93a … tındaki yiğitlerimin ulûfesi tahtında sadaka olunmuşdur" dedükde aslâ feryâdına bakmayup Çomar Bölükbaşı'yı nefîr-i âmm ile Niksâr şehri içre haps edüp bu kadar mâl [u] …
EÇS III 99b–100a … rdik. Vakt-i seher kim oldu, ânî gördük, girüden bizim askerin ilerisi gerisine bakmayup "Kopar bre kopar, at boyna düşmüşler, yanımıza gelüp bize bakmadan. Bre Allah A …
EÇS III 153a … der-i dîvâr kıbâbların nakş edüp masrûf göstermişdir. Koca Murâd giden masârıfa bakmayup her üstâda hadden efzûn ihsânlar edüp bu câmi‘in cemî‘i seng [u] ahşâbâtı ve ga …
EÇS IV 191b … bir yaylım ok serpüp der-ceng-i evvel birin atı tepesi üzre yıkılup asla anlara bakmayup nehr-i Sakarya kenârınca gidüp yine nehr-i Sakarya üzre Sultân Bâyezîd-i Velî'n …
EÇS IV 269a–269b … h" derken yine gözleri kızmış asker-i bî-amân anların "Ah illallah" dediklerine bakmayup kelleleri top-ı çevgân gibi galtân edüp kellesin alırlardı. Kimisi kelle bâr-ı …
EÇS IV 273a … erk-i hazân gibi dir dir ditreyüp zemîn bûs etdiklerinde Paşa birinin yüzlerine bakmayup bir dakikadan sonra,
EÇS IV 296a–296b … runu açup gördüm ki beyâz pembe-misâl ter ü tâze idi. Men anın ter ü tâzeliğine bakmayup âteşe göyündürürken yâ Hay, yâ Hay çağırup feryâd etdiğin bu cümle nökerlerim i …
EÇS V 29a–29b … hûn-ı siyâh olur. Hemân paşa-yı müdebbir şehir içini yağma eden Kazaklara aslâ bakmayup hemân cümle asker ile ale'l-gafle bâğlar içinde leb-i deryâda olan Urus-ı menhû …
EÇS V 31b … gâret ve ıhrâk bi'n-nâr ederse eyle ma‘lûm ola kim vallâhi'l-azîm salâh hâline bakmayup seni ibret-i âlem içün amân u zamân vermeyüp pâre pâre ederim. Basîret üzre olu …
EÇS V 59b … idiler, ammâ bu yeni gelen kâfirler bu sademât-ı top-ı kûpların darblarına aslâ bakmayup arabalarıyla hâh-nâ-hâh kal‘a altına geldi, zîrâ ol tarafda handaklar yokdur, z …
EÇS V 60a Yine küffâr aslâ kılıca bakmayup bedenler üzre yaka yakaya kûştegîrlik eder gibi köpek cengi edüp bizden dahi im …
EÇS V 60a … dan gelen mel‘ûnlar dahi dinç cengâver hınzîrlardır kim hiç ölüp dirildiklerine bakmayup bu kadar bin gülle ve iki yüz kumbara yeyüp kırıldılar. Aslâ bakmayup kâmil dok …
EÇS V 60a … diklerine bakmayup bu kadar bin gülle ve iki yüz kumbara yeyüp kırıldılar. Aslâ bakmayup kâmil dokuz sâ‘atdir mel‘ûnlar ceng mümted edüp görmez misin leşlerin kaldırup …
EÇS V 61a … a berekât" deyüp kaçarlarken guzât-ı müslimîn bunların bu sahrâda ağırlıklarına bakmayup çapul ile bu sahrâ içre bunlar eni konu kova kıra ân-ı vâhidde yedi bin esîr ve …
EÇS V 62b … eçirüp yine karşu tarafda meterise girüp niçe bin Akkirmân askeri aslâ gemilere bakmayup mu‘tedil havâda tarfetü'l-ayn içre nehr-i Perezen'i yıldırup yıldırım gibi geçd …
EÇS V 72b–73a … up cümlesi ayağıma yüz sürdüler. İlahî, ben bir abd-i za‘îf âsî kulunun cürmüme bakmayup afvınla mu‘âmele eyle. Eğer istidrâc ise yâ Rabbî, bu devleti bana gösterme" de …
EÇS V 75b … hûr [u] gılmânlarına nâ’il oldum. Bir kerre Yeni Câmi‘i yaparken pâdişâhlığıma bakmayup ırgatların arasına girüp eteğimle taş ve toprak taşıyup, yâ Rabbim, işte Ahmed …
EÇS V 78a … ve bu esvâblar içre benim esvâblarım var" deyü feryâd etdikce Köpürlü feryâdına bakmayup , "Haremeyn dollâbı emîn yerdir. Kerîmesi içün bu mâlları anda hıfz ederiz" deyü …
EÇS V 102a … ceng [u] cidâlde iken hemân yine Kalga Sultân askeriyle dönek edüp aslâ küffâra bakmayup hemân Galata'da olan kâfirin taburuna girüp gâret [u] âlân u tâlâna başlayınca, …
EÇS V 124a … smân" deyü feryâd ü nâlâna başladılar. Serdâr-ı mûmâ-ileyh kâfirin bu feryâdına bakmayup ol gün ol gece dahi kal‘ayı döğe döğe tamâm etdikçe içerden niçe yüz aded kâfir …
EÇS V 141a … dra âteş-i Nemrûd içinde kalup murg-i semendere döndü. Cümle guzât bu güllelere bakmayup kal‘ayı berbâd etdiler. Vakt-i ışâ olunca münhedim edüp ol şeb-i muzlimde cümle …
EÇS VI 10a Bu ganîmetleri gâzîler görünce âteş-i Nemrûd'a bakmayup lâşe-i duhter üzre hücûm edüp niçe ümmet-i Muhammed birbirlerin ganîmet içün şe …
EÇS VI 25a … âl eyleyüp sulha rağbet etdiklerince necâtiye sûret yok şeklinde aslâ yüzlerine bakmayup yine memâlik-i mahrûselerine âteşler ve akınlar salınup nehb ü gâretlerden hâlî …
EÇS VI 102b–103a … bizim piyâde gâzîlerimiz gelüp kâfirin cümle topların zabt edüp bizler toplara bakmayup hemân "Allâh Allâh" diyerek yayan küffâra sataşdık, ammâ küffâr-ı hîlekâr murg- …
EÇS VI 103b–104a … r. "Her kaçan olsa bunlar bu sahrâda bizimdir" deyü küffâr-ı hâksâr deyyâr bize bakmayup Firârî tahallus eden askerlerimiz kovarak ölüleri 104a dirilerine binerek git …
EÇS VI 117b–118a … up kal‘anın her tarafında güpe gündüz kat-ender-kat meterise girüp topa tüfenge bakmayup beşinci gün handak kenârına geldiler ve Yassı Tabya'yı aldılar ve kırk gündür k …
EÇS VI 129b … lçar nâm kal‘ada bir gümrük emîni oturur imiş. Hemân cümle Leh askeri aslâ bize bakmayup doğru kal‘aya girüp fi'l-hâl bizim askere elli araba zahîre gönderdi, zîrâ ol m …
EÇS VI 154a … kal‘aya duhûl edince derûn-ı hisârda mahsûr olan ümmet-i Muhammed'in amânlarına bakmayup cümle ibâdullâhı bi-esrihim katl eyleyüp kal‘a-i Nova'yı kabza-i teshîre alup b …
EÇS VI 154a … Paşa'ya verince mukaddemâ küffâr bu kal‘ayı aldıkda ümmet-i Muhammed'in amânına bakmayup kırdığı gibi bunlar dahi men dakka dukka deyüp küffâra bir sâtûr-ı Muhammedî ur …
EÇS VI 167a … ır gibi yetişüp "Allâh" deyüp kâfire yetişüp kâfir gördü kim Türk bayram gününe bakmayup yine cenge geldiler ve kâfire kılıç ile girdiler.
EÇS VI 174a … -ı muvahhidîn rû-gerdân olmayup her münhedim olan yerlerin gâzîler topa tüfenge bakmayup cümle guzât dendân-ı bedenler üzre çıkup cemî‘i ebrâcları ve tabyaları kabza-i …
EÇS VI 184b … dâsı tutup cihâna haberimiz şâyi‘ oldu, ammâ küffârın bu haber topları atdığına bakmayup cümle yorgun atlarımızı tebdîl edüp dinç atlara süvâr olup ol gün ol gece yine …
EÇS VII 13b … bu kal‘ayı aldığımızda bu kal‘ayı bize vere ile emânet veren Türk'ün emânlarına bakmayup cümlesin kılıçdan geçirdik. İmdi şimdi dahi Türk bu kal‘ayı döğüp zor ile alır, …
EÇS VII 20a … hm-horde olmamış imdâdları tâze tâze gelüp mest ü hayrân küffârlar topa tüfenge bakmayup bâtıl dînlerinin gayretine yedi koldan topların ve tüfenglerin eyle yağdırdılar …
EÇS VII 21a … bizi bırakdı kaçdı, yâ biz ne dururuz?" deyüp yeniçeriler hâkim ve zâbitlerine bakmayup ale'l-ittifâk hemân cisrden karşu tarafa geçmeğe birbirlerine takaddüm etmeğe c …
EÇS VII 21b … ncubaşı Abdî Ağa cisr yanında izdihâma uğramayup köprüden aşağı kâfir kesretine bakmayup atıyla suya urup selâmet çıkup niçe piyâdeleri gark-ı âb olup niçeleri halâs ol …
EÇS VII 101b Ve yine Âl-i Osmân isyânlarına bakmayup gayri beğ nasb eder, zîrâ bu vilâyetin beğlerinin azl nasbları Âl-i Osmân pâdiş …
EÇS VII 114a Ammâ asâkir-i İslâm küffârın câniblerine aslâ bakmayup sahrâ tarafına yüz dutmuşlar idi. Hemân küffâr Tatar'ın bu gûne batıyyu'l-harek …
EÇS VII 116a Buna dahi kavm-i Tatar bakmayup bir sahrâda koş kolan arkanlar ve alaçıklarımız ve yağmurlukdan çadırlarımızla …
EÇS VII 130b … r oğlu dahi Bayındır Hân'dır, ol dahi babası gark-ı âb olıcak ammîsi Ertuğrul'a bakmayup Ahlât pâdişâhına varup anda medfûndur.
EÇS VII 132b … arkasından iki karış taşra çıkup fi'l-hâl Mâlik Eşter kendi zahm-âlûd olduğuna bakmayup Salsal-ı la‘în üzre at bırağup başını kesüp dişlerin çıkarır. Hâlâ la‘în Salsal …
EÇS VII 137b … l-hâsıl her kanda kapular önüne varup "Şey’en lillâh" dedikçe feryâdına kimesne bakmayup müsâferete kabûl etmezler. Ol dervîş her ne hâl ise bir künçe ve pünçede pinhân …