… kendiler kaçan bir âdeme gazab etse burnundan "pof" deyüp bir konralı(?) lakoz
balgam
çıkarup atdıkda fakîr-i herîf-i zarîfin üstü sandalozlu balgam olur.
Hikmet-i Hudâ vakt-i seherde pederi merhûm olup ol zamândan berü bu Dîvâne Çelebi'ye "Sabâh sabâh" dediklerinde başını taşdan taşa urdukda Hudâ âlimdir, başı Adana kabağı gibi küt küt öter. Ve bir sâhib-i minkârdır kim gûyâ Minkârîzâde kendiler kaçan bir âdeme gazab etse burnundan "pof" deyüp bir konralı(?) lakoz balgam çıkarup atdıkda fakîr-i herîf-i zarîfin üstü sandalozlu balgam olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115a ·
metinde göster ·
Hikmet-i Hudâ vakt-i seherde pederi merhûm olup ol zamândan berü bu Dîvâne Çelebi'ye "Sabâh sabâh" dediklerinde başını taşdan taşa urdukda Hudâ âlimdir, başı Adana kabağı gibi küt küt öter. Ve bir sâhib-i minkârdır kim gûyâ Minkârîzâde kendiler kaçan bir âdeme gazab etse burnundan "pof" deyüp bir konralı(?) lakoz balgam çıkarup atdıkda fakîr-i herîf-i zarîfin üstü sandalozlu balgam olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115a ·
metinde göster ·
"Bire Çelebi çufuddur, müselmân değildir" dedikçe kimine balgam kimine sümük atarak kimine muşt urarak Yahûdî tâbûtu altından geçmek murâd edindikde cuhûdların akılları başlarından gidüp tâbûtu şâhrâh üzre bırağırlar. Meğer Yahûdîlerin zu‘m-ı bâtıllarınca bir müselmân, Yahûdî meyyiti altından geçse yâhûd üstünden atlasa ol meyyit câzû olup ehl-i cehennem ola. Bu hâl üzre lâşe-i Yahûd meydânda kalup âhir Dîvâneyi ba‘zı müslimler bir kaç guruşa sulh edüp yine ba‘de's-sulh edebde dal-kîr mühmele olup lâşe-i Yahûd üzre sepe sepe işeyüp başında şapka ile firâr etdi. İşte bu gûne bir büdelâ cân idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 115b ·
metinde göster ·
… r âteşde demir ıskara üzre pişirüp yerler. Ammâ çiğ yenirse gûyâ bir lakoz sarı
balgam
yutmuş gibi olur. Ammâ gâyet mukavvîdir, küçük çük bürâdere hayli kuvvet verüp …
Ammâ lakoz istiridye gâyet mukavvîdir. 175a Ba‘zılar âteşde demir ıskara üzre pişirüp yerler. Ammâ çiğ yenirse gûyâ bir lakoz sarı balgam yutmuş gibi olur. Ammâ gâyet mukavvîdir, küçük çük bürâdere hayli kuvvet verüp ehliyle güleş etmeğe kişiye kuvvet verir. Hâsıl-ı kelâm fâsık cânlara mezedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 174b–175a ·
metinde göster ·
… -emrillahi Te‘âlâ kimi istifrâğ edüp sarı sarı ve yeşil yeşil safrâ ve sevdâ ve
balgam
ve ahlâtlar çıkar kim râyiha-i habîsinden âdem helâk mertebesine varır. Ba‘zı â …
Evsâf-ı âb-ı müshilât, İçme : Her sene mâh-ı temmûzda kiraz mevsiminde cümle İslâmbol'dan ve gayrı büleydelerden niçe bin âdem cem‘ olup çadırlarında bir sâz [u] söz u ayş ve nûş edüp kırk gün kırk gice leb-i deryâda top u tüfenk ve fişenk şâdmânları olur kim diller ile ta‘bîr ve tavsîf olunmaz. Ehl-i derd olup ahlât-ı fâside marazına mübtelâ olanlar bunda üç gün üç gice İçme suyından nûş edüp bi-emrillahi Te‘âlâ kimi istifrâğ edüp sarı sarı ve yeşil yeşil safrâ ve sevdâ ve balgam ve ahlâtlar çıkar kim râyiha-i habîsinden âdem helâk mertebesine varır. Ba‘zı âdemin aşağısından safra ve sevdâ ve ahlât ve kara balgam ve namazbur ve okran ve sîrence nâm emrâz-ı muhtelifeler çıkar kim âdem hayât-ı câvidân bulur. Ba‘zısından bilâ-teşbîh, tesbîh gibi dizilmiş çıkınca çıkınca şeyler çıkup kırkar ellişer boğum bağırsak-misâl çıkıları çalılara sererler, gelüp gidenler temâşâ ederler. Aceb hikmetdir kim 242b ba‘zı çıkıları yarup içinden niçe yüz siyâh başlı kurdlar ve kelebek misillü mahlûk haşerâtlar çıkar. Bir yalçın kayadan kaynayup çıkar. Berrâk ve latîf sudur ammâ sehel şûrcadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 242a–242b ·
metinde göster ·
… lâk mertebesine varır. Ba‘zı âdemin aşağısından safra ve sevdâ ve ahlât ve kara
balgam
ve namazbur ve okran ve sîrence nâm emrâz-ı muhtelifeler çıkar kim âdem hayât-ı …
Evsâf-ı âb-ı müshilât, İçme : Her sene mâh-ı temmûzda kiraz mevsiminde cümle İslâmbol'dan ve gayrı büleydelerden niçe bin âdem cem‘ olup çadırlarında bir sâz [u] söz u ayş ve nûş edüp kırk gün kırk gice leb-i deryâda top u tüfenk ve fişenk şâdmânları olur kim diller ile ta‘bîr ve tavsîf olunmaz. Ehl-i derd olup ahlât-ı fâside marazına mübtelâ olanlar bunda üç gün üç gice İçme suyından nûş edüp bi-emrillahi Te‘âlâ kimi istifrâğ edüp sarı sarı ve yeşil yeşil safrâ ve sevdâ ve balgam ve ahlâtlar çıkar kim râyiha-i habîsinden âdem helâk mertebesine varır. Ba‘zı âdemin aşağısından safra ve sevdâ ve ahlât ve kara balgam ve namazbur ve okran ve sîrence nâm emrâz-ı muhtelifeler çıkar kim âdem hayât-ı câvidân bulur. Ba‘zısından bilâ-teşbîh, tesbîh gibi dizilmiş çıkınca çıkınca şeyler çıkup kırkar ellişer boğum bağırsak-misâl çıkıları çalılara sererler, gelüp gidenler temâşâ ederler. Aceb hikmetdir kim 242b ba‘zı çıkıları yarup içinden niçe yüz siyâh başlı kurdlar ve kelebek misillü mahlûk haşerâtlar çıkar. Bir yalçın kayadan kaynayup çıkar. Berrâk ve latîf sudur ammâ sehel şûrcadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 242a–242b ·
metinde göster ·
… ammâ bu ayn-ı Sendefe'yi kırk gün nûş edenin derûnunda cemî‘i safrâ ve sevdâ ve
balgam
ve sâ’ir ahlâtları cümle mahv eder, serî‘u'l-hazm bir âb-ı revândır. Andan nehr …
Evvelâ zikri bâlâda sebkat eden ayn-ı İskender, kal‘anın cânib-i şarkîsine sehel karîb bir mesîregâh kayadan tulû‘ eder. Andan ayn-ı Âvîh, cebel-i Dehdîvân'dan hurûc edüp zeyl-i kal‘ada Hâtûniyye cisrinde ayn-ı İskender'e rîzân olur ve Aynu'l-burut, ayn-ı İskender'e munsabb olur ve nehr-i Husul, bir âb-ı zülâldir. Bu dahi ayn-ı İskender'e katılır ammâ kayalardan gelmek ile şiddet ile cereyân eder ve ayn-ı Taklaban, hânın buhayre yapduğu âb-ı nâbdır. (---) ve Nakşot deresi âb-ı nâbdır ve nehr-i Karadere, sehel şorcadır ammâ gâyet nâfi‘dir ve Değirmân deresi ayn-ı Sendefe derler. Beyne'l-hukemâ bir nâfi‘ sudur ammâ halk İskender aynı deyü anı medh ederler. Anın nef‘in İskender müşâhade etmiş, nûş edüp gitmiş, ammâ bu ayn-ı Sendefe'yi kırk gün nûş edenin derûnunda cemî‘i safrâ ve sevdâ ve balgam ve sâ’ir ahlâtları cümle mahv eder, serî‘u'l-hazm bir âb-ı revândır. Andan nehr-i,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 226a ·
metinde göster ·
… ya‘nî ocak yanına gelüp bir kerre "âh tû" deyüp ocağa bir lakoz istiridye kadar
balgam
tükürüp savurdu ve balgamın habâbları, beğlerin ve hakîrin üzerine hubâb-efşân …
Hemân Haydar Kethüdâ fakîr arz odasında ayak reftârı ederken beğlerin yanında olan biheri, ya‘nî ocak yanına gelüp bir kerre "âh tû" deyüp ocağa bir lakoz istiridye kadar balgam tükürüp savurdu ve balgamın habâbları, beğlerin ve hakîrin üzerine hubâb-efşân oldu. Ve ba‘zı kinâye cevâblar ile beğlere yukarudan aşağı mu‘âmeleler edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10a ·
metinde göster ·
… nup bir kerre dahi ocağa "âh tû" deyüp tükürünce ocak taşı ve Bedir Beğ'in başı
balgam
ile mülevves edince hemân bu kerre Bedir Beğ ve Nûruddehr Beğ ayağa kalkup,
"Beğler bizim selâmımız almadı" deyü somurdanup bir kerre dahi ocağa "âh tû" deyüp tükürünce ocak taşı ve Bedir Beğ'in başı balgam ile mülevves edince hemân bu kerre Bedir Beğ ve Nûruddehr Beğ ayağa kalkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10a ·
metinde göster ·
Hakîr eyitdim: "Karınca kanatlandıkça zevâlin bulup cümle erbâb-ı dîvân taht-ı nazarında peşm ü hâye değil idi. Herkese yukarudan aşağı mu‘âmele ederdi. Hattâ katl olunduğu yevm-i sa‘îdde beğlerimin ve hakîrin yanına gelüp ocağa tükürür şeklinde bir lakoz balgam nice tükürdü ise beğlerimin esvâbların telvîs edüp hakîrin çehresine kayy ideyazup yüzüm gözüm balgam oldu" deyü niçe gûne zemm ü nemm ü kadihî tarafında ba‘zı latîfe-âmiz kelimâtlar etdikde Hân gülmeden mebhût olup şâd oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10b ·
metinde göster ·
oldu" deyü niçe gûne zemm ü nemm ü kadihî tarafında ba‘zı latîfe-âmiz kelimâtla …
Hakîr eyitdim: "Karınca kanatlandıkça zevâlin bulup cümle erbâb-ı dîvân taht-ı nazarında peşm ü hâye değil idi. Herkese yukarudan aşağı mu‘âmele ederdi. Hattâ katl olunduğu yevm-i sa‘îdde beğlerimin ve hakîrin yanına gelüp ocağa tükürür şeklinde bir lakoz balgam nice tükürdü ise beğlerimin esvâbların telvîs edüp hakîrin çehresine kayy ideyazup yüzüm gözüm balgam oldu" deyü niçe gûne zemm ü nemm ü kadihî tarafında ba‘zı latîfe-âmiz kelimâtlar etdikde Hân gülmeden mebhût olup şâd oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 10b ·
metinde göster ·
… ve tas ile su alup nûş etseler yedi sekiz kerre fevkânî istifrâğ etdirüp cümle
balgam
ve safra ve sevdâ ve ahlat kay olunup bu âb-ı nâfi‘den nûş edenin reng-i rûyu h …
İbret-nümâ-yı diğer: Bu şehrin hâricinde Kemer köprü nâm bir cisr-i musanna‘ vardır. Gerçi memdûh-ı âlem olacak bir kantara-i azîm değildir, ammâ garâbet andadır kim bu cisir dibinde sun‘-ı Hudâ İçme Suyu nâmıyla bu diyârda meşhûr-ı âfâk bir şorca su vardır. Her sene mâh-ı Temmuz'da niçe bin çorlu âdem ol ayn-ı şordan aç karnına nûş etse amel eder, ammâ garâbet andadır kim bu âb-ı nâbı aşağı akındısıyla alsalar aşağıdan yedi sekiz amel eder, ammâ suyun akdığı aksine aşağıdan yukaru kâse ve tas ile su alup nûş etseler yedi sekiz kerre fevkânî istifrâğ etdirüp cümle balgam ve safra ve sevdâ ve ahlat kay olunup bu âb-ı nâfi‘den nûş edenin reng-i rûyu humret üzre olup yedi günde vücûdu cemî‘i ilelden selâmet bulur. Böyle bir nâfi‘ mücerreb âb Hakîm-i mutlakdır kim her kurâ vü kasabâtlara kumkumalar ile hedâyâ götürürler, meşhûr-ı âfâkdır. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23a ·
metinde göster ·
… dirin dediği bu vücû[du]m câmi‘inin içinde olan rûh ve cân ve safra ve sevdâ ve
balgam
ve ahlat ve kuvvet ü kudret za‘afıdır. Anlara perhîz ile ta‘âm yedirüp tâze cân …
"Dinleniz cânım, bu vâkı‘ada Mısır şehri dedikleri benim vücûdum şehridir. Süleymân Hân câmi‘inin kıblesi yıkılıyor. Mütevellîsi ağa ve kayyımı Evliyâ Ağa hâkime bildirmez dedikleri Âl-i Osmân Süleymân Hân'ın harem-i hâssında perverde olup vücûdum câmi‘i anların hayrâtıdır ve kıble yüzümdür. Mihrâb alnımdır. Hâlâ yüzüm ve gözüm ve alnım ve boynum şişdiğidir. Mütevellîsi Ahmed Ağa benim kim benim vücûdum câmi‘inin mütevellîsiyim ve benim vücûdum hidmetkârı kayyım Evliyâ Çelebi'dir. Vücûdum câmi‘ine müte‘allık şâfî haberleri hâkime söylemez dedikleri bana söylemediğidir ve cümle a‘yân-ı Mısır meşveret edüp bir netîce cevâb veremedikleri benim ağavât-ı garîblerim, âyâ efendimize nice ilâc olur, deyü müşâvere edüp âlem-i hayretde kaldıklarıdır ve kıble dîvârı yıkılup bel vermiş dedikleri kıble yüzüm şişüp belim eğri olduğudur. Âhir ben Evliyâ'sını oğlum gibi sevdiğimizden senin pederin bizim pederimiz ile dünyâ ve âhiret karındaşı ve Özdemiroğlu Osmân Paşa ile sefer yoldaşı olduğu ecilden pederin görünüp anlara su’âl olundukda bi-emrillâh âsândır. Bu câmi‘in kıble tarafı eğilüp mürûr-ı eyyâm ile kıble yüzüne bir rahne gelmiş dediği hâlâ ben ihtiyâr olup kıble yüzüm eğilüp belim kaldıramam. Kıble ensesine bir handak kazın, handak içinden su çıksın dediği ensemin kulak cânibinden nişter ile yarup içinden su yerine cerâhat çıka ve ol handaka iki ay iki arşın temel oldur kim bu yaranın içine iki ay fitiller işlediniz ve câmi‘ içindeki huddâmlara ta‘âm yedirin ve geydirin dediği bu vücû[du]m câmi‘inin içinde olan rûh ve cân ve safra ve sevdâ ve balgam ve ahlat ve kuvvet ü kudret za‘afıdır. Anlara perhîz ile ta‘âm yedirüp tâze cân bulmak işâretidir ve bi-emrillâh ol yarılan handaka câmi‘ gelir yerleşir ve câmi‘ yerin bulur dediği ol yarılan yerden şifâ bulup ke'l-evvel olur dediği ilâ mâşallâh bir câmi‘-i mü’ebbed olur dediği ecel-i müsemmâsına dek mu‘ammer olmamız işâretidir" deyü bu vâkı‘ayı bu yüzden ta‘bîr etdikde cümle huzzâr-ı meclisin sağîr ü kebîri âlem-i hayretde kalup engüşt ber-dehen etdiler ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 33a ·
metinde göster ·
… hukemâ sarı keçi südü bahâr eyyâmında hoşdur kim vücûdda olan safra ve sevdâ ve
balgam
ahlâtı cümle mahv eder. Ve vişnâb suyu ve hardaliyyesi ve bal suyu dahi keyif v …
Der-beyân-ı envâ‘-ı meşrûbât: Evvelâ eyyâm-ı bahârda bu şehir içre niçe kerre yüz bin fıçı keçi süd[ünde]n kâmil üç ay surutka suyu, ya‘nî peynir suyu edüp çârsû-yı bâzâ[r]da fıçı fıçı surutka satarlar. Cümle halkının tabî‘atların müshil edüp reng-i rûyları humret üzre olur, ammâ sarı keçi südünden edenin surutkasın yağmâ edüp nûş ederler. Hakkâ ki gayrı diyârlarda dahi be-kavl-i hukemâ sarı keçi südü bahâr eyyâmında hoşdur kim vücûdda olan safra ve sevdâ ve balgam ahlâtı cümle mahv eder. Ve vişnâb suyu ve hardaliyyesi ve bal suyu dahi keyif verir, ammâ bir nev‘a ramazâniyye derler, müselles gibi üzümden olur. Ol dahi âdemi ayağından alır, lâkin bu ramazâniyyenin al alalı imâmlarda bulunup 131b ibâdete takviyet verir latîf şerbetdir, ammâ şarâbı içen nikbetdir deyü ta‘ayyüb ederler ve mest [ü] medhûş olan bu şehirde makhûr ve mezmûmdur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131a–131b ·
metinde göster ·
… cereyân ederken suyu yukarlak alsa yukardan istifrâğlar edüp safra ve sevdâ ve
balgam
ve solucan ve namâzbûr ta‘bîr etdikleri ahlatdan tabî‘atda bir şey komayup âdem …
Üç yüz hâneli bâğ u bâğçeli kâfir ve müselmânlı ma‘mûr köydür, ammâ hikmet-i Hudâ bu köyün kurbunda birkaç yerde sucuğazlar kaynar. Her birinin birer gûne lezzetleri ve tabî‘atları var, ammâ biri gâyet müshildir kim Mahmûda ve habbü's-selâtîn ve hükemâların müshil şerbetlerinden şedîddir. Hattâ bahâr eyyâmlarında surutka südü içmeyen bu sudan nûş etdikde eğer su aşağı akarken aşağı alsa aşağıdan amel eder. Eğer su cereyân ederken suyu yukarlak alsa yukardan istifrâğlar edüp safra ve sevdâ ve balgam ve solucan ve namâzbûr ta‘bîr etdikleri ahlatdan tabî‘atda bir şey komayup âdemin çehresi verd-i ahmer-gûn olup münevver olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 132b ·
metinde göster ·
… uheyrenin âb-ı nâbın dâ'imâ nûş edenin tabî‘ati müleyyen olup sevdâ ve safrâ ve
balgam
ve sudâ‘ ve kabz u inhidâr misilli emrâz-ı muhtelifelerden halâs olur, tâ bu me …
Ve bu buheyrenin âb-ı nâbın dâ'imâ nûş edenin tabî‘ati müleyyen olup sevdâ ve safrâ ve balgam ve sudâ‘ ve kabz u inhidâr misilli emrâz-ı muhtelifelerden halâs olur, tâ bu mertebe suyu dahi nâfi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 34b ·
metinde göster ·
… havâlesi çokdur. Hattâ bu bâğlar dağları havâlesi kayasından kal‘aya bir lakoz
balgam
tükürsen balgam kal‘a içine düşer. Tâ bu mertebe bir havâleli Leve kal‘asıdır, …
Ve bu kal‘ada kırk elli aded dükkândan gayri bir âsâr yokdur, ammâ kal‘anın maşrık tarafındaki dağlar üzre bâğlarında kal‘aya havâlesi çokdur. Hattâ bu bâğlar dağları havâlesi kayasından kal‘aya bir lakoz balgam tükürsen balgam kal‘a içine düşer. Tâ bu mertebe bir havâleli Leve kal‘asıdır, ammâ bâğ u bâğçesi ve meyvesi çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133b ·
metinde göster ·
… . Hattâ bu bâğlar dağları havâlesi kayasından kal‘aya bir lakoz balgam tükürsen
balgam
kal‘a içine düşer. Tâ bu mertebe bir havâleli Leve kal‘asıdır, ammâ bâğ u bâğçe …
Ve bu kal‘ada kırk elli aded dükkândan gayri bir âsâr yokdur, ammâ kal‘anın maşrık tarafındaki dağlar üzre bâğlarında kal‘aya havâlesi çokdur. Hattâ bu bâğlar dağları havâlesi kayasından kal‘aya bir lakoz balgam tükürsen balgam kal‘a içine düşer. Tâ bu mertebe bir havâleli Leve kal‘asıdır, ammâ bâğ u bâğçesi ve meyvesi çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133b ·
metinde göster ·
… uyruk sokumu mahalle çıra ağaçları sokduğu deliklerden ol kadar kırmızı ve sarı
balgam
gibi koyu koyu dutkal gibi şeyler akdı kim ta‘bîr olunmaz.
Ve herîfe bir kâse beyâz şerbet verüp üstünü örtüp üstâd gayri işe meşgûl olup üçüncü sâ‘atde azamet-i Hudâ herîfin ellerinden ve ayaklarından ve kuyruk sokumu mahalle çıra ağaçları sokduğu deliklerden ol kadar kırmızı ve sarı balgam gibi koyu koyu dutkal gibi şeyler akdı kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63a ·
metinde göster ·
… ir âdem müddet-i medîd-i ömründe yiye içe vücûdunda niçe gûne safrâ ve sevdâ ve
balgam
ve ahlât-ı fâsideler cem‘ olur, ammâ yılda bir kerre bir ay sâ’im olunca on bir …
"Vallâhi emr-i Hak ile yolda gidüp ziyâret etmek lisânım üzre eyi seyâhatdir, ammâ bu benim Balıkhân'ımız şehrinden tâ Bahr-i Kulzum kenârında Beytullâh'a varınca bir yıllık yoldur. Ve tarîk-i âm üzre benim yedi aded pâdişâhlar hasm-ı kavî adû-i hâ’inlerimdir. Anların vilâyetlerin atlayup nice geçüp Mekke'ye gidüp geleyim. Bu dahi zekerin kesmek gibi müşkil teklîfdir. Ammâ yılda bir kerre oruç dutmak farzını kabûl eyledim, zîrâ hakîmâne emrullâhdır. Bir âdem müddet-i medîd-i ömründe yiye içe vücûdunda niçe gûne safrâ ve sevdâ ve balgam ve ahlât-ı fâsideler cem‘ olur, ammâ yılda bir kerre bir ay sâ’im olunca on bir aylık emrâz-ı muhtelifeler mahv olup ten-dürüst olur. Yarın inşâallâh sâ’im olurum. Poh ne güzel emr-i hakdır. Ve cemî‘i vilâyetlerimin halkına car salup mâh-ı Ramazân'da şenlik şâdımânlıklar edüp oruç dutdurup hemân beş vakti kılmak içün mezgitler ve eyne damları yasadırım, der. Ve Allâhu Te‘âlâ zekât verin demiş. Hakkâ güzel buyurmuş. Bu emrullâhı da kabûl eyledim. Hakkâ ki bir âdem mâl-ı Kârûn'a mâlik olup yığa yığa kayda götürür. Müstahak olan fukarâlara mâlının zekâtın vermek ne güzel dîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 131b ·
metinde göster ·
… dem girse hemân sâ‘at gönlü bulanup istifrâğ edü[p] pâre pâre safrâ ve sevdâ ve
balgam
ve sâ’ir ahlâtları cümle kusar, zîrâ kubbenin bir tereğinde şeb-i Yemenî ve bir …
Ve bu çadır kubbe içre âdem girse hemân sâ‘at gönlü bulanup istifrâğ edü[p] pâre pâre safrâ ve sevdâ ve balgam ve sâ’ir ahlâtları cümle kusar, zîrâ kubbenin bir tereğinde şeb-i Yemenî ve bir tereğinde lâciverd rengi göz taşı vardır. Hemân anların râyihası te’sîriyle hummâlı âdem kusup ısıtmadan halâs olur, gâyet mücerrebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254a ·
metinde göster ·
… da ve ma‘îdede ne kadar fazalât ve ahlât-ı fâside ve ne kadar safrâ ve sevdâ ve
balgam
ve namâzbur misilli şeyleri ve cemî‘i sovulcan ve kurdları kırup tahtânî niçe a …
Manastır-ı Kasro: Ayende ve revendelere ni‘metleri mebzûldur ammâ içinde âsî kâfirleri eksik değildir. Hikmet-i Hakîm-i Mutlak bu kenîsenin haremindeki kuyudan bir şorca beyâz süd gibi su çıkar. İki filcân içene hakîm şerbetinden nâfi‘ olup burmadan ve sarmadan mülâyemet üzre on kadar amel edüp vücûd-ı insânda ve ma‘îdede ne kadar fazalât ve ahlât-ı fâside ve ne kadar safrâ ve sevdâ ve balgam ve namâzbur misilli şeyleri ve cemî‘i sovulcan ve kurdları kırup tahtânî niçe ameller edüp âdem ten-dürüst olur. Anıniçün bu deyre beher sene mâh-ı Temmûz'da niçe bin âdem hayme vü hargâh ve bârgâhlarıyla gelüp bu mâ-i müshilden nûş edüp ayş [u] ışret edüp zevk u şevk ederler. Ba‘dehu bundan cânib-i şimâle 6 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282b ·
metinde göster ·
… rtanın yine taşra döküp ol bardakdan su içenin vücûdunda aslâ safrâ ve sevdâ ve
balgam
ve sovulcandan bir emrâz-ı muhtelife kalmayup pâk-vücûd olur.
Ve Avlonya zifti gibi bir lezîz pâk zift bir diyârda yokdur. Husûsan bir yeni bardak içre zifti kaynadup bardak içine koyup çalkayup artanın yine taşra döküp ol bardakdan su içenin vücûdunda aslâ safrâ ve sevdâ ve balgam ve sovulcandan bir emrâz-ı muhtelife kalmayup pâk-vücûd olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 362a ·
metinde göster ·
… lur bir tatlı kökdür. Suyu Mısırlıya gâyetü'l-gâye nâfi‘dir. Tezkere-i Dâvûd'da
balgam
içün ve mesâne idrârı içün ol kadar nef‘in yazmış kim ta‘bîr olunmaz.
Esnâf-ı dükkân-ı ırka sûs, ya‘nî biyan kökü suyu kaynadup satarlar. Rûm'da Menteşe ve Aydın ve Sarhan'da ve cezîre-i İstanköy'de çok hâsıl olur bir tatlı kökdür. Suyu Mısırlıya gâyetü'l-gâye nâfi‘dir. Tezkere-i Dâvûd'da balgam içün ve mesâne idrârı içün ol kadar nef‘in yazmış kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y167a ·
metinde göster ·