… ehirli göz mîlleri ve malafa ve çimşîr işkence ve ne‘ûzü billâh el ayak kırmağa
balta ve
malafaların cümle kemerine bend kılup sâ’ir halîfeleri dahi yetmiş yedişer pâre …
Bu kavmin üstâd-ı kâmili Murâd Hân'ın cellâdı Kara Alî, bâzûların sığayup tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ-ı âteş-tâbın kemerine bend kılup sâ’ir işkence ve karabend ve nakşbend ve kemenbend ve zünnârbend edecek ucu aşıklı yağlı kemendleri kemerine asup ve sâ’ir âlât-ı işkencelerden kelpedân ve burgu ve mismâr ve buhûr-ı fitîl ve semîn sünger ve tilsimân ve yakakârt ve deri yüzecek sıntırâş ve pûlâd tâs ve niçe elvân zehirli göz mîlleri ve malafa ve çimşîr işkence ve ne‘ûzü billâh el ayak kırmağa balta ve malafaların cümle kemerine bend kılup sâ’ir halîfeleri dahi yetmiş yedişer pâre âlât-ı cellâdları kemerlerine zeyn kılup sâ’ir huddâmların omuzlarında altunlu münakkaş serâmed servi haşebinden râyiha-yı tayyibeli kazıklar ile ve bellerinde seyâhat urganları ve ellerinde yalın seyf-i müczemleriyle merdâne cünbüş ederek ubûr ederler. Ammâ ne‘ûzü billâh herbirinin çehresinde nûr kalmayup zehir damlar. 155a Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154b–155a ·
metinde göster ·
… ve hışt ve tîr [u] kemân ve zemberek-i bî-amân ve teber ve sapan ve navurta ve
balta ve
meçik ve sopa ve şiş {pinyal} ve topuz ve salma ve tabancalı ve çarhlı tüfengle …
Ve bu beylik mandıracılar ve avcılar azametullâh eyle pür-silâh olurlar kim gûyâ bu tâ’ife ayaklı cebehânedir. Her birinde gûnâ-gûn pençe harbe ve çatal harbe ve gelberi harbe ve sıpkın harbe ve çengâl harbe ve şiş harbe-i gûnâ-gûnlar ve kılıç ve mızrak ve hışt ve tîr [u] kemân ve zemberek-i bî-amân ve teber ve sapan ve navurta ve balta ve meçik ve sopa ve şiş {pinyal} ve topuz ve salma ve tabancalı ve çarhlı tüfengler bellerinde ve kırkar ve yüzer dirhem tüfeng ellerinde atarak ubûr etdiklerinde gûyâ bu asker murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup feryâd [u] figânları evce çıkarak "Allâh'ı seven hû" diyerek gırîv ü feryâdları islâmbo[l] için velveleye verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b ·
metinde göster ·
… Sıddîka'nın Sıffîn cenginde şehîd olup anda medfûndur. Bu azîz Sahâbe-i kirâma
balta ve
nacak ve külünk ve keser ve kazma yapmağı îcâd etdi. Bu keserciyânlar dahi dükk …
Ehl-i kâni‘, esnâf-ı keserciyân: Dükkân 200, neferât 500, bunlar dahi Dâvûdî'dir ammâ Hazret asrında pîrleri Ebü'l-müslim-i Gaffârî'dir. Hazret-i Enes belin bağladı. Kabri nehr-i Murâd sâhilinde Ca‘ber kal‘ası dibinde Hazret-i Alî ile Hazret-i Âyişe-i Sıddîka'nın Sıffîn cenginde şehîd olup anda medfûndur. Bu azîz Sahâbe-i kirâma balta ve nacak ve külünk ve keser ve kazma yapmağı îcâd etdi. Bu keserciyânlar dahi dükkânların keser ve balta, bıçak ve gayrı uracak silâh âletleriyle dükkânların zeyn edüp geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 184a ·
metinde göster ·
harbe ve bellerinde şemşîr-i âteş-tâb ile rûz-ı rûşende niçe musanna‘ fânûslar …
Pâsbân-ı Bedâsten-i cedîd 80, pîrleri Gafîr-i Hindî denilmişdi. Bu pâsbânlar ellerinde balta ve harbe ve bellerinde şemşîr-i âteş-tâb ile rûz-ı rûşende niçe musanna‘ fânûslar yakup "Aşa dura vura" deyü feryâd ile ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 201b ·
metinde göster ·
… çarmıh ve ablı ve kazlı ve göncük ve ıstaca ve kornal ve cümle yelken âletlerin
balta ve
kılıçlar ile kesüp ezânlar tilâvet edüp kâmil bir sâ‘at dahi küffâr anlar içre …
Âhir cümle Cezâyirli bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup bir yaylım dahi top u tüfenk urup kıçdan başdan kâfir gemilerine girüp fi'l-hâl dal-kılıç çarmıhlara ve kâfir direklerine çıkup cümle çarmıh ve ablı ve kazlı ve göncük ve ıstaca ve kornal ve cümle yelken âletlerin balta ve kılıçlar ile kesüp ezânlar tilâvet edüp kâmil bir sâ‘at dahi küffâr anlar içre cenk edüp ibtidâ Felemenk gemisi feth oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 41b ·
metinde göster ·
… akûleleri anda mevcûddur. Ammâ bu diyârda işlenen kılıç ve kaddâre ve külünk ve
balta ve
tîr ve hançer ve mızrak yalmanı ve ok peykânı bir diyârda işlenmez, meğer Isfah …
El-hâsıl üçyüz altmış altı 203a esnâfâtun dükkânları mevcûddur. Ammâ sipâh bâzârında bezzâzistânı gâyet ma‘mûr u müzeyyen ve iki tarafı demir kapulu kâ[r]gîr binâ-yı metîndir. Ve ankâ bâzergânlar ile mâl-â-mâl olup cümle büldânın zî-kıymet kâlâ-yı vâlâları ve girân-bahâ cevâhir makûleleri anda mevcûddur. Ammâ bu diyârda işlenen kılıç ve kaddâre ve külünk ve balta ve tîr ve hançer ve mızrak yalmanı ve ok peykânı bir diyârda işlenmez, meğer Isfahân-ı nısf-ı cihân haddâdları işleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 202b–203a ·
metinde göster ·
Ve niçesinde ok ve yay ve zemberek ve tüfeng ve kılıç ve kalkan ve
balta ve
teber ve kazma ve külünk ve kürek ve çârpâ ve kumbara ve çarh-ı felekler ve paç …
Ve niçesinde ok ve yay ve zemberek ve tüfeng ve kılıç ve kalkan ve balta ve teber ve kazma ve külünk ve kürek ve çârpâ ve kumbara ve çarh-ı felekler ve paçarizler ve domuz ayakları ve mancınıklar ve müdevver taşlar ve bî-hisâb elzem-i levâzımından cebehâne ve sâ’ir mühimmâtlar var kim lâ-yu‘ad velâ-yuhsâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251a ·
metinde göster ·
… huddâmları "Bu otak sokakların kılıç ile bu Kürd'ü kesdi" deyü çadır tokmağı ve
balta [ve]
nacak üşürüp herîfi atıyla kaçırdılar. Bu kerre herîf-i mezkûr benim gösterdiği …
Hakîr eyitdim "Bre nişlersiz?" deyü bunları men‘ etdim, "Ey lolo işte paşa!" deyü Yûsuf Kethudâ'nın çadırın gösterdim. Hemân paşanın huddâmları "Bu otak sokakların kılıç ile bu Kürd'ü kesdi" deyü çadır tokmağı ve balta [ve] nacak üşürüp herîfi atıyla kaçırdılar. Bu kerre herîf-i mezkûr benim gösterdiğim gibi Yûsuf Kethudâ'yı sahîh paşa sanup Yûsuf Kethudâ üzre berk-i hâtif gibi at bırağup otağı içine girüp kethudâya bir cıdâ eyle aşk etdi kim gûyâ hışt-ı İpşir Paşa'dır. Hemân fakîr Yûsuf Kethudâ cân havliyle yerinden pertâb edüp "Bre urun şu gidiyi!" deyince Kürd'ün cıdâsı Yûsuf Kethudâ'nın yasdığında zerk olmuş kalup hemân Kürd-i nâmdâr dal-tîğ olup üzerine gelenleri anı anda kimin şunda tekerleyüp pâreleyüp âhir mezkûr Kürd'e şu kadar yüz âdem birkaç zahm-ı mühlik irgirüp Kürd-i akûr kudurmuş kelb gibi köpek cengi ederken meğer ibtidâ bize Paşa'nın otağı yanına geldikde yigirmi aded güzîde serdengeçdi Yezîdî refîkleri serâperde-i Paşa kemîninde âmâde imişler, anlar dahi bu hâli görüp refîkinin halâsına yigirmisi de dal-mızrak {olup} "Ho!. Ho!." deyüp Yûsuf Kethudâ çergesiyle paşa otağı mâbeynindeki fezâda niçe bin âdem haymelerinden çıkup bir ceng-i âyî olmuşdur kim yigirmi âdem niçe yüz âdemi mecrûh edüp yedi âdemi hâke salup şehîd etdiler. Âhir-i kâr bu yigirmi Kürd şehbâzları fecc-i amîk deryâya düşer gibi asker deryâsı içre düşmüşlerdi. Evvel kethudâya hamle edenle yigirmi bir aded Ekrâd dilâverlerin topa tutulmuş maymuna döndürüp yetişdikleri yerde pâre pâre edüp mâlların ve atların guzât-ı müslimîn gâret edüp kellelerin serâperde önüne döküp cesedlerin Hüsrev Paşa Hânı cenbinde defn etdiler. Hudâ âlimdir kim bu kadar seyâhatde anlar gibi cengâver fetâlar ve dilâver ser verici serverler görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265b ·
metinde göster ·
… ûb cebe ve cevşen ve katlavî ve tuğulka ve ser-penâh ve zırh [u] zereh-külâh ve
balta ve
nacaklar ve şiş ve harbe ve mızrak ve tüfeng ve tîr-i kemân ve kılıç ve gaddâre …
Sitâyiş-i hisâr-ı Nârin kal‘a: Bu kal‘a Yukarukal‘anın cânib-i garbı köşesinde vâki‘ olmuş gâyetü'l-gâye metânet üzre mebnî şekl-i murabba‘ seng-i tırâş ile inşâ olunmuş başka iki kat bölme hisâr-ı üstüvârdır kim içinde dizdâr ve kal‘a imâmı ve mü'ezzininden gayrı bir ferd-i âfrîde sâkin değildir. Ancak bir zâviye ve gılâl anbârları ve su sarnıçları vardır. Ve cânib-i şarka nâzır iki kat metîn demir kapuları mâbeyninde dizdâr ağa dîvânhânesi etrâfında olan rûy-ı dîvârda maslûb cebe ve cevşen ve katlavî ve tuğulka ve ser-penâh ve zırh [u] zereh-külâh ve balta ve nacaklar ve şiş ve harbe ve mızrak ve tüfeng ve tîr-i kemân ve kılıç ve gaddâre ve zemberek ve gürz ve salık ve nobbut ve sopa ve salma ve gürz ve siper-i zerîn ve niçe bin bunun emsâli âlet-i silâha müte‘allık zî-kıymet silâh-ı gûnâ-gûnlar ile bu kapular mâbeyni eyle müzeyyen olmuşdur kim Devlet-i Âl-i Osmân'da misli meğer Bağdâd-ı bî-dâdda ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 112b ·
metinde göster ·
… rimiz mâbeyninde mâl-ı ganâ’imlerimiz fürûht ederken cümle kefere tüfengleri ve
balta ve
harbaları ve esbâb-ı şayakların fürûht ederken derbend kâfirleri de gelüp niçe …
Ba‘dehu biri birimiz mâbeyninde mâl-ı ganâ’imlerimiz fürûht ederken cümle kefere tüfengleri ve balta ve harbaları ve esbâb-ı şayakların fürûht ederken derbend kâfirleri de gelüp niçe eşyâlarımız iki üç bahâsına alup cümle fürûht olan eşyâların mâllarıyla mukaddemâ eşekler üzre bulunan iki kîse mâlı dahi bir yere koyup beş yüz otuz aded yiğide altışar guruş hisse değdi. Meğer bir yiğidimiz bir kemer guruş saklamış, anı kimseye vermeyüp "harc-ı râh" deyü seksen guruşu alay beğine emânet verdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54b ·
metinde göster ·
… ehl-i sefer âdemler hâs ağası efendimizin başına üşüp kendüye ve tevâbi‘lerine
balta ve
külüngler urup bir kötek çekdik kim ta‘bîr olunmaz, zîrâ bu köyde yatdığımız ge …
"Bu başları ve bu davulları ve haçlı bayrakları kanda götürürsüz, elbette bize verin" deyü üzerimiz hücûm edince biz dahi bir alay cânı acımış ehl-i sefer âdemler hâs ağası efendimizin başına üşüp kendüye ve tevâbi‘lerine balta ve külüngler urup bir kötek çekdik kim ta‘bîr olunmaz, zîrâ bu köyde yatdığımız gece cemî‘i hırsız kefereleri üzerimize taslît edüp tâ vakt-i sabâha dak bîdâr kaldık. Hamd-i Hudâ anın da intikâmın aldık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 54b ·
metinde göster ·
… zırh u zereh-külâh tuğulka ve ser-penâh [ve] şiş ve mızrak ve harba ve teber ve
balta ve
zemberek ve tüfeng makûlesi şeyler mevcûddur, zîrâ üçüncü muhâsarada küffâr bu …
Ve gûnâ-gûn cenge müte‘allık âlât-ı silâhlardan demir katlavîler ve geyimler ve zırh u zereh-külâh tuğulka ve ser-penâh [ve] şiş ve mızrak ve harba ve teber ve balta ve zemberek ve tüfeng makûlesi şeyler mevcûddur, zîrâ üçüncü muhâsarada küffâr bu kapudan yürüyüş edüp kal‘aya istîlâ edecekleri mahalde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80a ·
metinde göster ·
… ay ve kılıç ve kalkan ve harba ve şiş ve mızrak ve zemberek ve bârût ve hışt ve
balta ve
nacak ve kazma ve kürek ve neft ve katrân ve zift ve niçe kerre yüz bin âlât-ı …
Bu sarây-ı İremi seyâhat ile uğrayup temâşâ edenlere hafî değildir, lâkin bu kal‘a niçe kerre muhâsara görmek ile sademât-ı top-ı kûpdan bu sarâyın niçe yerleri münhedim olup yine amâr olmuşdur, ammâ kâr-ı kadîmine göre amâr edememişler. Hâlâ bu sarâyda dizdârdan gayri bir ferd-i âferîde yokdur. Hemân zevk u safâsın dizdâr ağa eder, zîrâ bu sarâyın zîr-i zemînlerinde olan tüfeng ve ok ve yay ve kılıç ve kalkan ve harba ve şiş ve mızrak ve zemberek ve bârût ve hışt ve balta ve nacak ve kazma ve kürek ve neft ve katrân ve zift ve niçe kerre yüz bin âlât-ı mühimmât-ı mühmelâtlar var kim hadd ü hisâbın cebecibaşı ve dizdâr bilir. Ve bunda olan tuğulka ve cebe vü cevşen bir serhadde yokdur. Bu cebehâne hazînesinin miftâhları cümle dizdâr elinde olduğıyçün dizdârlar bu sarâyda sâkin olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82b ·
metinde göster ·
… -ı silâha müte‘allık yahşı karabina tüfengler ve Ferhâdî külüngler ve kolçak ve
balta ve
nacak makûlesi cevher-dâr musanna‘ silâhlar yaparlar. Ve bunda Yahûdî karıları …
Der-beyân-ı memdûhât-ı sanâyi‘ât: Ekseriyyâ bu şehrin haddâdları gûnâ-gûn âlât-ı silâha müte‘allık yahşı karabina tüfengler ve Ferhâdî külüngler ve kolçak ve balta ve nacak makûlesi cevher-dâr musanna‘ silâhlar yaparlar. Ve bunda Yahûdî karıları bir gûne şayak nâm çuka dûhte ederler, gayri diyârda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 87b ·
metinde göster ·
… atlavî ve ser-penâh makûlesi şeyler var. Ve mızrak ve harba ve çapa ve kazma ve
balta ve
nacak ve külünk ve mıh ve kılıç ve şiş ve gayri âlât-ı silâhların hisâbların Al …
El-hâsıl bir odada olan bisât u edviyeler bir odada dahi yokdur. Ve tahtânî odalar dahi cümle otuz aded hücre-i kârgîrlerdir. Bunlarda cümle âlât-ı harbe ve âlât-ı silâha müte‘allık eşyâlar var kim on bin aded âlü'l-âl mücevher çarhlı ve karabina puşkalar var ve on bin aded zırh u zereh-külâh ve tuğulka ve katlavî ve ser-penâh makûlesi şeyler var. Ve mızrak ve harba ve çapa ve kazma ve balta ve nacak ve külünk ve mıh ve kılıç ve şiş ve gayri âlât-ı silâhların hisâbların Allâh (Allâh) bilir. Ve bu mezkûr silâhların cümlesi eyle mücellâ ve musaykal idi kim gûyâ her biri üstâd elinden henüz çıkmış gibi cümle hâzır-bâşdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 131b ·
metinde göster ·
Ve cümle yigirmi dörd kadar ağalıkdır. Cümlesi Nova kulu gibi daracık beyâz sıkma göğüslük ve geçirme esbâb geyüp başlarında kırmızı fes ve ayaklarında Fireng filları ve baldırları çıplak, bellerinde pala bıçak ve kiminin ellerinde balta ve nacak taşıyup kırkar ve ellişer dirhem armud başlı dalyan Cezâyir tüfengi taşıyup firkateler ile deryâda gezüp İşpanya ve Klora ve Mankordonya ve Misine ve Napolya ve Korsaka ve Sardilya ve Cicilya adaların urup nehb ü gâret edüp şikârları ile her bâr Gabele'ye selâmet gelir gâzîlerdir kim cümle Boşnakça kelimât ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 162b ·
metinde göster ·
… her birinin ayaklarında yigirmişer ve otuzar vukıyye gelir demir neybeleri var,
balta ve
keser ve eğelerimiz yok. Âhır-ı kâr bu yüz elli aded esîr müslimînin bindikleri …
Sene 939 gurresinde Süleymân Hân kabza-i teshîre alup yine küffâr-ı Zirin istîlâ etmişdir, ammâ hâlâ Nemse çâsârı hükmünde olup Nedajoğlu keferesi tarafından içinde cünûd-ı cünübleri var gâyet metîn palankadır. Hattâ ileri giden gâzîlerimiz iki yüz aded küffâra râst gelüp yüz elli kadar ümmet-i Muhammed esîrlerini kal‘adan çıkarup nehr-i Tise'den bir ark kazup kal‘anın handakına akıtmak isterlerken hemân guzât-ı müslimînimiz hemân fakîr esîr bizim asker-i İslâmı görüp Allâh deyü feryâd edince bizim asker dahi dal-sâtûr-ı Muhammedî olup esîrler üzre müvekkil olan keferelere bizim çarhacılar kılıç bâzârına girüp biz dahi ileriye varup gördük kim bir meydân-ı ma‘reke kurulmuş, hemân bizim yüğrük atlılarımız ileri yetişüp derhâl cenge girişüp bin altmış kadar küffârı kal‘alarına firâr etmeğe komayup cümle kılıçdan geçirüp ancak kapudanlarıyla üç yüz kâfir esîr olup yüz elli aded ümmet-i Muhammed'i cümle esîrlikden halâs edüp hamd ü senâ etdiler, ammâ her birinin ayaklarında yigirmişer ve otuzar vukıyye gelir demir neybeleri var, balta ve keser ve eğelerimiz yok. Âhır-ı kâr bu yüz elli aded esîr müslimînin bindikleri arabalara yine bindirüp iki yüz kadar atları za‘îf yiğitlerimizle bu ümmet-i Muhammed esîrlerin Kopan kal‘amıza gönderdik. Andan kal‘a-i Kapornak'ı ubûr edüp bir sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 2b ·
metinde göster ·
… mızın zîr-i zeber tenklerin berk edüp cümle helâlleşüp dal-sâtûr-ı Muhammedî ve
balta ve
külüng ve tüfeng-i Frengî ile âmâde olup üç kol asker edüp biri sağ ve biri sol …
"Bire âdemler dahi kâfir görmedik ve bir elbeşti kadar ceng etmedik ve asker-i İslâm yakın iken bir haber almadık. Hemân bi'z-zarûrî cümlemiz kırılınca ceng ederiz" deyü yemîn billâh ve kasem tallâh edüp tuza ve etmeğe ve kılıca ve Kelâm-ı İzzet'e el urup cümle heybelerimizi ve terkide yağmurluk ve esvâblarımızı cümle bir yere yığup birez atı kalmış âdemler ile hakîrin gulâmların koyup cümle bin dörd yüz 8a aded salt atlı gâzîler cümle atlarımızın zîr-i zeber tenklerin berk edüp cümle helâlleşüp dal-sâtûr-ı Muhammedî ve balta ve külüng ve tüfeng-i Frengî ile âmâde olup üç kol asker edüp biri sağ ve biri sol olup bir kolu pusuda saklı koyup bizler dahi âheste âheste giderken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 7b–8a ·
metinde göster ·
… r. Şimdiden tabanca ile gözün korkudursun yarın da bugün de kâfirin şiştöper ve
balta ve
külüngünden korkup kâfirle yaka yakaya olamaz mu ya! Şu serhaddimiz oğlanların …
"Senin ciğerpâre evlâdın işte bizim serhaddimizin gülü ve gözümüzün nûru bir gâzî yiğit olacakdır. Birkaç yıldan kâfirden intikâm alacakdır. Şimdiden tabanca ile gözün korkudursun yarın da bugün de kâfirin şiştöper ve balta ve külüngünden korkup kâfirle yaka yakaya olamaz mu ya! Şu serhaddimiz oğlanların böyle döğmeye" deyü gulâmın pederin ta‘n-âmîz lisânlar ile rüsvây edüp gulâma tesliye-i hâtırlar verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79a ·
metinde göster ·
… bin kadar yer götürmez asker olup bu kadar kerre yüz bin aded kazma ve tahta ve
balta ve
külüng ve kürek ve niçe gûne mühimmât ve cebehâne ve yüz aded şâhî toplar ve ga …
Bu mahalle Türk Or'u, ya‘nî Osmânlı handakı denmesinin vech-i tesmiyesi oldur kim sene 976 târîhinde Sultân Selîm-i Sânî asrında Sokollu vezîr-i a‘zamın re’y [ü] tedbîriyle Acem şâhından intikâm alup Şirvân ve Şamâkî ve Demirkapu ve Bakü kal‘alarında muhâfazada olan Özdemiroğlu Osmân Paşa'ya ve Hâdım Ca‘fer Paşa'ya ve Cığalzâde'ye ve Koca Ferhâd Paşa'ya imdâd ve mühimmât u levâzımât gitmesi âsân olmak içün Karadeniz'den gemiler cebehâne götürüp Azağ'a gide, andan nehr-i Ten ile şayka gemiler nehr-i Ten'in nehr-i Edil'e yakın yerine gemiler varup nehr-i Ten ile nehr-i Edil'in mâbeynleri bir günlük, iki nehri birbirlerine mahlût etmek içün Kefe paşası Çerkes Kâsım Paşa'yı ve Kırım hânı Semiz Mehemmed Geray'ı ve Eflak ve Boğdan askerlerin cümle 175a yüz bin kadar yer götürmez asker olup bu kadar kerre yüz bin aded kazma ve tahta ve balta ve külüng ve kürek ve niçe gûne mühimmât ve cebehâne ve yüz aded şâhî toplar ve gayri yüz bin gûne levâzımâtlar ile yüz bin asker ile bu şimdi bizim konduğumuz Türk Or'u nâm mahalde nehr-i Edil kenârında asker-i İslâm meks edüp ibtidâ düşmandan emîn olmalarıyçün bir tabur-ı azîm kazup cümle asâkir-i İslâm girüp nehr-i Edil'in bir kolun kazmağa başlayup kâmil sekiz ay Edil ile nehr-i Ten'in beynlerin kazup yemîn ü yesârına dağlar gibi handakın türâbların yığmışlar ve nehr-i Ten'i kâmil iki konak yere deryâ gibi getirmişler. Hemân iki nehrin arası birbirlerine kavuşmağa iki sâ‘atden eksik yer kalmışken hemân Tatar kavmi bizim askere fıs verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 174b–175a ·
metinde göster ·
Hakkâ ki yine bir cezîre-i bî-amân olduğundan gâzîlerinin her etdiklerine bakmayup dâ’imâ müsâmaha ederler, zîrâ bir alay gâzîyân-ı mücâhidân firkateci yiğitleridir kim cümle sağîr ü kebîrlerinin evzâ‘ [u] etvârları ve cümle libâsları Cezâyirli gibi başlarında kırmızı fes ve parankona kırmızı göğüslükler ve bağır yelekleri ve muhattem harîr kuşaklar ve bellerinde çatal bıçaklar ve ellerinde balta ve nacaklar ve beyâz dimiler geyüp baldırları çıplak gezüp ayaklarına siyâh fillar ve arkalarında nişaburnus ve gûnâ-gûn kapudlar ve kırmızı ihrâmlar ile reftâr edüp ayş u tarab ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 343b ·
metinde göster ·
… tokuz bin üç yüz bâğbândır. Ekinciler ve keyyâl ve gırbâlcı ve bâğbânlar cümle
balta ve
kazma ve çapa ve kürekleri ve belleri ellerinde ve yâ Hâlık ve yâ Rezzâk, ⟦Y 16 …
Esnâf-ı bâğbân: Mısır içinde iki bin altmış bâğ [u] bostân ve gaytân vardır. Pîrleri Hazret-i İsmâ‘îl'dir. Ve cümle tokuz bin üç yüz bâğbândır. Ekinciler ve keyyâl ve gırbâlcı ve bâğbânlar cümle balta ve kazma ve çapa ve kürekleri ve belleri ellerinde ve yâ Hâlık ve yâ Rezzâk, Y 167a yâ Mün‘im, yâ Muğnî ve yâ Ganî esmâları dillerinde ve serâpâ kendülerini gûnâ-gûn şükûfeler ile ve reyhân ü sünbül ve mersin ve hınnâ ve gül-i nesrîn ile başların zeyn edüp ellerinde limon ve turunc ve hammâslı dallar ile keyyâlbaşı ve bâğbânbaşı atbaşı berâber yine mahbûbları ile mehterhânelerin çalarak ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y166b–Y167a ·
metinde göster ·
… mel‘ûnlara yapışmak mümkün değil, hemân taşra çıkanı boklu hınzîr gibi nobut ve
balta ve
kılıçlar ile depeleyerek üç yüz beş mel‘ûnu katl etdiler. Ammâ mel‘ûn Avâroğlu …
Derhâl serdâr-ı nâmdâr-ı maslahat-güzâr kehrîzin şehirden taşra çıkacak menfezin horâsânî-binâ ile sedd edüp âsitânenin şâfi‘î havuzunun suyun kehrîz yollarına koyverüp kuyuların sâkıye sığırlarına hay edüp sâkıye suyu ile kerîz yolları pür olup cümle eşkıyâ necâset içinde gark olmadan havf edüp birer birer ayak yolu deliklerinden baş gösterüp taşra çıkdıklarında necâset ile mülemma‘ mel‘ûnlara yapışmak mümkün değil, hemân taşra çıkanı boklu hınzîr gibi nobut ve balta ve kılıçlar ile depeleyerek üç yüz beş mel‘ûnu katl etdiler. Ammâ mel‘ûn Avâroğlu avret sûretine girüp mukaddem firâr etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y288b ·
metinde göster ·