… ederler kim üç günde on yedi bin ümmet-i Muhammed kılıç ve harbe ve navorta ve
baltadan
geçüp Bükreş ve Tirkoviş ve gayrı şehirlerde ümmet-i Muhammed'den mürted olanla …
"Taht-ı hükûmetinizde olan cümle müselmânları kırup mâl-ı hazâ’inlerin bana gönderesiz" deyü haber gönderdikde, eyle rivâyet ederler kim üç günde on yedi bin ümmet-i Muhammed kılıç ve harbe ve navorta ve baltadan geçüp Bükreş ve Tirkoviş ve gayrı şehirlerde ümmet-i Muhammed'den mürted olanları dahi haps edüp mâlların alup anları dahi niçe gûne izâ ve işkence ile cümle kırdı, ammâ bir bayrak sekbân ve bir bayrak sarıca ve niçe yüz yeniçeriler bir yere gelüp mürted olmağı kabûl etmeyüp ceng ede ede niçe bin küffârı kırup cümlesi selâmet Yergöğü kal‘asına düşerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103b ·
metinde göster ·
… inde vardır, ammâ himmet-i Âl-i Osmân'a dağlar dayanmaz. Anın da cümle bâğların
baltadan
geçirüp kapudan taşra bir kâfir çıkmağa kâdir olmadılar. Andan yedi günde on bi …
"Efendim, leb-i deryâda bir yüzünde iki Eskisarây cirminde vardır, ammâ himmet-i Âl-i Osmân'a dağlar dayanmaz. Anın da cümle bâğların baltadan geçirüp kapudan taşra bir kâfir çıkmağa kâdir olmadılar. Andan yedi günde on bin güzîde salt asker olup vilâyet-i Mora'ya ve vilâyet-i Dodoşka'ya nehb u gâret etdiğimizde fakîr-i pür-taksîr bile idim" "Yâ Evliyâ, Dodoşka ne vilâyetdir?" dedi[kde],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 164a ·
metinde göster ·
… olan kasr-ı müzeyyenleri ve hânelerin ıhrâk edüp niçe bin dıraht-ı müntehâların
baltadan
geçirüp harâb u yebâb ve hânelerin türâb etdiler, ammâ bî-hisâb bâğ u bâğçeleri …
Leb-i deryâda bir kumsal zemînde bir alçak püşte üzre şekl-i murabba‘ kârgîr Şeddâdî binâ bir küçük beyâz kal‘a-i ra‘nâ görünürdü, ammâ Allâhu a‘lem ol kadar metîn değildir, zîrâ her cânibinde dîvârları alçakdır. Derûn-ı hisârda birkaç kenîse çanlığı nümâyân idi. Niçe yüz gâzîlerimizin cân u başa kalmayan serdengeçdi fetâları bir yere gelüp müşâvere edüp beşer onarı birer yere gelüp cümlesi azharun mine'ş-şems Allâh Allâh deyüp kal‘anın suyu altına girüp varoşa vardıklarında gördüler kim bu varoşun cânib-i erba‘ası kat-ender-kat gemi direklerinden hiyel ü şeytanat ile binâ olunmuş şarampavlar ve vâsi‘ handakları içinde deryâ var. Ve her tarafda cisirleri kalkup kal‘a bir cezîre-misâl yerde kalup bir vech ile yanına varılmak muhâl, lâkin taşrada olan bâğ u bâğçelerinde kalup kal‘aya giremeyen kâfirlerden kırk bir nefer kefereleri esîr edüp bâğlarında olan kasr-ı müzeyyenleri ve hânelerin ıhrâk edüp niçe bin dıraht-ı müntehâların baltadan geçirüp harâb u yebâb ve hânelerin türâb etdiler, ammâ bî-hisâb bâğ u bâğçeleri var. Cümle bir kumsal düz vâsi‘ fezâda bâğ-ı İremler iken bâğlara yağı ayağı girüp İremleri veremler olup sâhiblerinin demleri dem-beste ve kimisi esîr-i dil-haste oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 157a ·
metinde göster ·