… Göksu nâm mesîregâhda ahmer-gûn bir gûne türâb hâsıl olur. Andan dahi gûnâ-gûn
bardaklar ve
çanaklar ve sifâller îcâd ederler. Ammâ hukemâ kavlince bu hâkin kûzesinden âb- …
Ma‘âdin-i âşir: Yine Göksu nâm mesîregâhda ahmer-gûn bir gûne türâb hâsıl olur. Andan dahi gûnâ-gûn bardaklar ve çanaklar ve sifâller îcâd ederler. Ammâ hukemâ kavlince bu hâkin kûzesinden âb-ı sâfî nûş eden renc-i bâsûr-ı demevîden halâs olur, kerrât ile tecrübe olunmuşdur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 19a ·
metinde göster ·
… -i âmın dahi iki cânibi serâpâ iki yüz elli aded kârhâne-i sifâlı ve çanakcı ve
bardakcı ve
çömlekci dükkânlarıdır. Tîn-i mahtûmdan ve tîn-i Kâğızhâne'den ve tîn-i Sarıyâr …
Ve bir tarîk-i âmın dahi iki cânibi serâpâ iki yüz elli aded kârhâne-i sifâlı ve çanakcı ve bardakcı ve çömlekci dükkânlarıdır. Tîn-i mahtûmdan ve tîn-i Kâğızhâne'den ve tîn-i Sarıyâr'dan maşraba ve kûzeler ve sürâhîler îcâd ederler kim misli meğer Fağfûr Çîninde ve İznik çinisinde ola. Ammâ bunun hâk-i anber-pâkinde olan hâssa bir diyârın türâbında yokdur. Husûsâ bir kûze tâze iken andan âb nûş edenin demâğı mu‘attar olup hayât-ı câvidânı bulup Arapça âyeti mazmûnun müşâhede eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 118b ·
metinde göster ·
çanak işlemek ile hâlâ bu karyede memdûh bardak ve çanak işlenir.
Menzil-i Dankaza köyü: Amasiyye hâkinde gümüş kazâsıdır. Yüz hâneli ma‘mûr karyedir. Bunda Köse Şa‘bân Paşa Çiftliği kurbunda ziyâret-i Bardaklı Baba ve dahi Akça Baba Sultân; iki er bir yerde medfûnlardır. Lâkin ol kadar müzeyyen kıbâbları yokdur. Ammâ ziyâretgâh-ı ünâsdır. Bardakçı Baba, kifâf-ı nefs içün toprak bardak ve çanak işlemek ile hâlâ bu karyede memdûh bardak ve çanak işlenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349b ·
metinde göster ·
… ba, kifâf-ı nefs içün toprak bardak ve çanak işlemek ile hâlâ bu karyede memdûh
bardak ve
çanak işlenir.
Menzil-i Dankaza köyü: Amasiyye hâkinde gümüş kazâsıdır. Yüz hâneli ma‘mûr karyedir. Bunda Köse Şa‘bân Paşa Çiftliği kurbunda ziyâret-i Bardaklı Baba ve dahi Akça Baba Sultân; iki er bir yerde medfûnlardır. Lâkin ol kadar müzeyyen kıbâbları yokdur. Ammâ ziyâretgâh-ı ünâsdır. Bardakçı Baba, kifâf-ı nefs içün toprak bardak ve çanak işlemek ile hâlâ bu karyede memdûh bardak ve çanak işlenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349b ·
metinde göster ·
… mı nûş etdirdin?" deyü ehline itâb eder. Hakkâ ki latîf, gûnâ-gûn, musanna‘ çam
bardakları ve
ibrîkları yaparlar, meşhûrdur. Bu diyârda ol bardaklara boduç ve senek derler. …
Memdûh-ı âhar: 95b Cümle kûh-ı bülendleri çamlık olmağıla kurâlarında ikişer kulplu çam bardakları olur. İkisin bir hımâra tahmîl ederler. Anın içinden bir katre mâ-i sâfî nûş eden âb-ı hayât nûş etmiş olur. Diyâr-ı Hind'e hedâyâ götürürler. Kûze-i sanavber deyü memdûh-ı Hindistân'dır. Hattâ Hindistân diyârında bir nisvân-ı sâhib-isyân ehline muğber-i hâtır olsa "Ben senin neni gördüm. Yohsa bana Rûm'un sanevber kûzesinden âb-ı hayât mı nûş etdirdin?" deyü ehline itâb eder. Hakkâ ki latîf, gûnâ-gûn, musanna‘ çam bardakları ve ibrîkları yaparlar, meşhûrdur. Bu diyârda ol bardaklara boduç ve senek derler. Rûm'a dahi hedâyâ gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a–95b ·
metinde göster ·
… rvâ sarâyın içinde olan zî-kıymet eşyâlardan yigirmi aded gümüş sahanlar ve sîm
bardaklar ve
yedi aded gümüş kadehler ve üç altun kadeh ve elli aded yaylar ve yigirmi aded …
Bu sarâyda birkaç kefere bir odadan çıkup el kaldırdılar, amân u zamân vermeyüp yedisinin dahi boyunların urduk. Aslâ kimesne hâciz-i hasım ve mâni‘-i kavî olmayup bî-bâk u bî-pervâ sarâyın içinde olan zî-kıymet eşyâlardan yigirmi aded gümüş sahanlar ve sîm bardaklar ve yedi aded gümüş kadehler ve üç altun kadeh ve elli aded yaylar ve yigirmi aded çarhlı murassa‘-misâl kol tüfengleri ve on aded gümüşlü kılıçlar ve üç aded gümüşlü haçlar ve bir gümüş Meryem Ana ve kucağında altundan bilâ-teşbîh Hazret-i Îsâ ve elleri cümle cevâhirli cibisden(?) inşâ olunmuş sûretler idi ve yedi aded semmûr kürk ve bu kadar atlas ve dîbâ ve şîb ve zerbâf ve kâmhâ ve hârâ ve dârâyî ve katîfe ve çukaları cümle yedi kişi bu kadar eşyâları cem‘ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22a ·
metinde göster ·
… su ile memlû olmuş kovasını çarhlar ile çekerken zincîrden yukaru kovalar gelüp
bardaklara ve
destîlere doldurup giderler. Üç yerde bu gûne zincîr çarhlar ile su çekilir bir …
Der-sıfat-i ibret-nümâ-yı âbâdân: Cümleden temâşâgâh cisr-i azîmidir, ammâ bu cisrin çârsû tarafında ve dahi şehir içinde ve şehirden taşra yalçın kayalar üzre ibret-nümâlardan birkaçı oldur kim nehr-i Neretva kayasının tâ çârsû içinde bir kalın zincîrli çarhlara ve dollâblara bağlayup bir zincîrin bir ucu tâ aşağı nehr-i Neretva içinde kayalara bağlanmış kalın zincîrlerdir. Kaçan bir kimesne Neretva'dan su çıkarmak murâd edinse hemân kovasın(a) zincîrin halka[sı]na geçirüp kovayı zincîrden koyverüp yıldırım gibi kova nehr-i Neretva'ya enüp kayaların başındaki su ile memlû olmuş kovasını çarhlar ile çekerken zincîrden yukaru kovalar gelüp bardaklara ve destîlere doldurup giderler. Üç yerde bu gûne zincîr çarhlar ile su çekilir bir san‘at etmişler kim bir diyârda böyle ibret-nümâ temâşâgâh yokdur. Ekseriyyâ bu şehrin sıbyânları su çekme bahânesiyle bu çarhlardan eğlenüp üstâdlarının çarh-ı sitemger çemberlerine girüp kötek yerler. Bu dahi garîb temâşâ-yı gırîv ü feryâddır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166a ·
metinde göster ·
… ine mahlût olur, lâkin kayalar içre cereyân etmek ile sehel ıssıdır, ammâ taşra
bardaklarda ve
bir sâyedâr yerde sehel durup kisb-i havâ etdikde buz pâresi olup 166b gûyâ â …
İbtidâ tulû‘ı Çemerne yaylalarından âb-ı zülâl nâm selc-i rahmet olan karlı dağlardan gelüp kasaba-i Oluğ'a andan kasaba-i Foniç'e andan cânib-i kıbleye cereyân ederek bu şehr-i azîm-i Mostar'a bu nehr-i azîm Neretva-i kadîm uğrayup cemî‘i mahlûk-ı Hudâ'yı saky eder, ammâ yüz kulaç şehirden aşağı cereyân etmeğile bâğ u bâğçelere ve müşebbek bostânlara aslâ fâ’idesi olmayup cereyân ederek kal‘a-i Poçetel'e uğrar, andan kal‘a-i Gabele'ye, andan kal‘a-i Norin'de deryâ-misâl olup on sekiz yerden Venedik körfezine mahlût olur, lâkin kayalar içre cereyân etmek ile sehel ıssıdır, ammâ taşra bardaklarda ve bir sâyedâr yerde sehel durup kisb-i havâ etdikde buz pâresi olup 166b gûyâ âb-ı kevser olur. Ve eyle lezîzdir kim bu şehirde aslâ sâbûn ile esbâb yaykanmasa cümle esbâbları beyâz pembe-misâl eder. Ve ana ve nisâ tâ’ifesine gâyet nâfi‘ olup lahm u şahm sâhibi eder. Ve safrâ ve sevdâ ve balgamı izâle eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166a–166b ·
metinde göster ·
… sti işlerler. Ve bir tîn-i amber-i çîn-misâl hâk-i pâki var kim gûnâ-gûn surâhî
bardaklar ve
çanaklar ve hoşâb kâseleri işlenir.
Memdûhâtından: Beyâz gömeç balı rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Zîrî misk-i amber-i hâm gibi râyiha-i tayyibesi olup tenâvül eden âdemlerin dimâğları mu‘attar olup balını ve sarı yağını vilâyet vilâyet destiler ile hedâyâ götürürler. Ve anıniçün cümle kefereleri bal ve yağ komak içün toprak desti işlerler. Ve bir tîn-i amber-i çîn-misâl hâk-i pâki var kim gûnâ-gûn surâhî bardaklar ve çanaklar ve hoşâb kâseleri işlenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137b ·
metinde göster ·
… aları ve birkaç dâne fîl-i Mengerûsî leşleri ve mezârdan çıkmış âdem leşleri ve
bardak ve
çanak [ve] hasîr ve yılan ve çıyan ve keçiler ve koyunlar ve ayuların ölüleridi …
Ba‘de[hu]152a ale's-sabâh bir hayli yârân pür-silâh eyleyüp hevâda oburların ceng etdiği mahalli zemînine vardık. Yeryüzünde at ve eşek ve hınzîrlar ve küp ve davullar ve tekne ve uçları sırıklı furûn paçavraları ve birkaç dâne fîl-i Mengerûsî leşleri ve mezârdan çıkmış âdem leşleri ve bardak ve çanak [ve] hasîr ve yılan ve çıyan ve keçiler ve koyunlar ve ayuların ölüleridir ve niçe yüz bin gûne mûhiş şeylerden zemîn-i çemenzâr görünmez olmuş. Ve ba‘zı ayağı demirli esîr-i âdem leşleri ve gûnâ-gûn şişmiş hayvânât leşleri çok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b–152a ·
metinde göster ·
… bdâr hoş-hor üzümü ve tekkeşîn ayvası memdûhdur, ammâ kırmızı la‘l-gûn Dimetoka
bardağı ve
kâseleri ve çanakları ve ibrikleri meşhûr-ı âfâkdır.
Bâğ u bâğçesinde şîreli âbdâr hoş-hor üzümü ve tekkeşîn ayvası memdûhdur, ammâ kırmızı la‘l-gûn Dimetoka bardağı ve kâseleri ve çanakları ve ibrikleri meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 206a ·
metinde göster ·
cerre ve tulum ve kofa doldurmadadırlar. Ammâ bu âb-ı Zemzem-keşânlar kırk nefe …
Ve subh [u] mesâ niçe kerre yüz bin gırba ve bardak ve cerre ve tulum ve kofa doldurmadadırlar. Ammâ bu âb-ı Zemzem-keşânlar kırk nefer elleri ve ayakları hınnâlı zeberdest Arablardır. Beher vakit dörder dörder gelüp âb-ı Zemzem çekerler. Her bâr dörd âdem tahammül edemez, gece ve gündüz nevbet ile çekerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y346b ·
metinde göster ·
… nlar kırk bin dükkândır. Âb-ı rakîk damla suyu satarlar. Ve dükkânları gûnâ-gûn
bardaklar ve
kâse ve tâslar ile zeyn edüp nûş eden keremine göre ednâ mertebe bir nukra veri …
Esnâf-ı dükkân-ı mâ-fürûş: Bunlar kırk bin dükkândır. Âb-ı rakîk damla suyu satarlar. Ve dükkânları gûnâ-gûn bardaklar ve kâse ve tâslar ile zeyn edüp nûş eden keremine göre ednâ mertebe bir nukra verirler. Cümle yüz kişidir. Ba‘zı piyâde mümessek tulumlu pâk sakalar vardır. Bu dükkânlardan su doldurup erbâb-ı devlete âb-ı nâb su bezl eder. Pâk tâsları var, zeheb-i hâlis gibi musaykaldır. Ve gûnâ-gûn kâse ve kûze-i tûtiyâ ile mâ-i hayâtı bezl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y167a ·
metinde göster ·
… ömlekciyân: Dükkân iki yüz, neferât iki yüz. Zîrâ dükkânında çömlek ve mecur ve
bardak ve
cerreden bir âdem ancak sığar. Ammâ bunlar gâyet sulehâ âdemlerdir. Ve,
Esnâf-ı attâr-ı çömlekciyân: Dükkân iki yüz, neferât iki yüz. Zîrâ dükkânında çömlek ve mecur ve bardak ve cerreden bir âdem ancak sığar. Ammâ bunlar gâyet sulehâ âdemlerdir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y174a ·
metinde göster ·
… cârîdir. Ve bu mevlûd-ı şerîfde bu ayn içün ol kadar yüz kerre yüz bin cerre ve
bardak ve
mecur ve çanak bey‘ olunur kim hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Ve yine ol gün ol ka …
Ve bu su mevlûdun üç gününde cüllâb-misâl su cereyân eder. Ve lezzeti Hudâ hakkıyçün gûyâ âb-ı Zemzem'dir. Ve tabî‘atı sehel müshildir. Yetmiş yedi emrâz-ı muhtelifeye dâ‘-i devâdır. Bu âbdan bir kerre nûş eden sene-i âtiyeye varınca aslâ ve kat‘â bir marîze mübtelâ olmayup Hakîm-i Lem-yezel'den gayrı hâkim [ü] hükemâya muhtâc olmaz. Ammâ i‘tikâd-ı tâm ile nûş etmek gerek. Hattâ dem-i fâsidi vücûdda olan ahlâtı ve ra‘şe ve beras ve cüzâmı def‘ eder. Mezkûr ayn sene-i âtiyeye varınca bayağı turna gözü âb-ı latîf cereyân eder. Ve yine mâh-ı Temmûz'da kırk gün kırk gece kan akar. Yevm-i mevlûdda kan dinüp mücellâ cüllâb-misâl cereyân eder. Bi-emrillâh ilâ mâşaallâh âdetullâh bunun üzerine cârîdir. Ve bu mevlûd-ı şerîfde bu ayn içün ol kadar yüz kerre yüz bin cerre ve bardak ve mecur ve çanak bey‘ olunur kim hisâbın Cenâb-ı Bârî bilür. Ve yine ol gün ol kadar mecur Cîze yoğurdu ve kaymağı fürûht olunur kim cemî‘i züvvârın derûn [u] bîrûnu beyâz yoğurd olur. Ve Heremeyn dağları bu cânibde olmağile beş on yârân bir yere cem‘ olup kimi piyâde ve kimi har-süvâr olup Fir‘avn dağların temâşâya giderler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y271b ·
metinde göster ·
… iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ma‘mûr [u] âbâdân azîm karyedir. Ekseriyyâ halkı
bardakçı ve
çanakçıdır. Ammâ bu belîde içre meşhûr-ı âfâk bir bâğ-ı İremezât-misâl bir sarâ …
Karye-i İfrît, ya‘nî cin köyü demekdir. Garbiyye hâkinde iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ma‘mûr [u] âbâdân azîm karyedir. Ekseriyyâ halkı bardakçı ve çanakçıdır. Ammâ bu belîde içre meşhûr-ı âfâk bir bâğ-ı İremezât-misâl bir sarây vardır. Selef mülûkları bir Mısır hazînesi mâl sarf eyleyüp ma‘mûr etmişler. Yakın zamânlarda Fazlı Ağa nâm bir kimesne bu sarây-ı âlîde sâkin iken bir gece bir azîm asker bu sarâyı basup cenge meşgûl olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y279b ·
metinde göster ·
… öndermişlerdir. Meselâ cevâhir ve murassa‘ kanâdîller ve çerâğdânlar ve fağfûrî
bardaklar ve
gûnâ-gûn devekuşu yumurtaları ve altun ve gümüş toplar ve sürâhîler maslûbdur k …
Ve ekâlîm-i seb‘ada olan İslâm pâdişâhlarının dahi teberrüken birer zî-kıymet tuhef göndermişlerdir. Meselâ cevâhir ve murassa‘ kanâdîller ve çerâğdânlar ve fağfûrî bardaklar ve gûnâ-gûn devekuşu yumurtaları ve altun ve gümüş toplar ve sürâhîler maslûbdur kim hisâbın Hudâ bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y285b ·
metinde göster ·
… ü kebîr kanâdîllerden otağlar ve mihrâb u minber ve mühr-i Süleymân ve şemse ve
bardak ve
kabak eşkâllerini kanâdîllerden eşâreler edüp meydân-ı melâhati nûr ederler. Am …
Buna mânend niçe bin yerlerde sagîr ü kebîr kanâdîllerden otağlar ve mihrâb u minber ve mühr-i Süleymân ve şemse ve bardak ve kabak eşkâllerini kanâdîllerden eşâreler edüp meydân-ı melâhati nûr ederler. Ammâ bizim temâşâ etdiğimiz sene cemî‘i meşâyihân mevlûd-ı şerîf etmeğe me’zûn olmak içün İbrâhîm Paşa huzûruna vardıklarında paşa buyurdular kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y290a ·
metinde göster ·