… Göksu nâm mesîregâhda ahmer-gûn bir gûne türâb hâsıl olur. Andan dahi gûnâ-gûn
bardaklar
ve çanaklar ve sifâller îcâd ederler. Ammâ hukemâ kavlince bu hâkin kûzesinden …
Ma‘âdin-i âşir: Yine Göksu nâm mesîregâhda ahmer-gûn bir gûne türâb hâsıl olur. Andan dahi gûnâ-gûn bardaklar ve çanaklar ve sifâller îcâd ederler. Ammâ hukemâ kavlince bu hâkin kûzesinden âb-ı sâfî nûş eden renc-i bâsûr-ı demevîden halâs olur, kerrât ile tecrübe olunmuşdur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 19a ·
metinde göster ·
… âtının memdûhâtından kirazı ve âb-ı hayât suları ve kutu bozası ve çam ve ardıç
bardakları
olur kim andan su içen hayât-ı câvidân bulur. Ol diyârda ana senek ve boduç der …
Me’kûlât [ü] meşrûbâtının memdûhâtından kirazı ve âb-ı hayât suları ve kutu bozası ve çam ve ardıç bardakları olur kim andan su içen hayât-ı câvidân bulur. Ol diyârda ana senek ve boduç derler. Ve halkı ekseriyyâ tüccâr-ı berr u bihârdır. Ve dağlarında çam ağaçları olmağıla re‘âyâ vü berâyâsı çam tahtası ve çam direği yiyüp kifâflanırlar. Bolu tahtası İslâmbol'da memdûh u makbûldür. Bu şehrin cânib-i garbında iki konak yerde leb-i deryâda Akçaşar iskelesidir. Ve Ereğli İskelesi ve Bartın ve Hisârönü iskelesi Bolu sancağıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 278a ·
metinde göster ·
… ardır. Cümle halkı çam ağacından boduç ta‘bîr ederler, lisân-ı Türkî'de emzikli
bardaklara
boduç derler, anı yaparlar. Ve çöğür ve tanbûr ve tanbûra ve ravza ve karadüzen …
Evsâf-ı menzil-i kal‘a-i Koca: Yine Kocakaya nâmıyla meşhûrdur bir püşte-i bülendin üstünde gerçi küçük kal‘adır ammâ Karahisâr-ı Şarkî'den sarp hisâr-ı üstüvârdır. Burc [u] bârûları cümle yed-i kudret ile mebnîdir. Ve yekpâre yerli kayadandır, kâr-ı benî Âdem değildir. Kal‘aya urûc etmeğe bir râhı ve bir bâbı vardır. Gayrı yerden çıkılmak muhaldir. Ebrâcları ve dendân-ı bedenleri nâdirdir. Cümle kesme kayalardır. Niçe kerre Karayazıcı ve Sa‘îd Arab ve Kalenderoğlu nâmân celâlîler muhâsara edüp bir tarafdan zafer etmeğe kâdir olmayup hâ’ib ve hâsir gitmişlerdir. Ammâ sene 476 târîhinde Âl--i Dânişmendî'den Melîk Gâzî, Rûm keferesi destinden dest-i kahr ile feth edüp ba‘dehû Yıldırım Hân destine girmişdir. Lâkin bânisi ma‘lûmum değildir. Hâlâ (---) hâkinde Köprü kazâsı nevâhîlerindendir. Derûn-ı kal‘ada iki yüz mikdârı neferât hâneleri ve dizdârı ve yüz elli neferâtları vardır. Bir câmi‘i ve su sarnıçları ve gılâl anbârları ve yedi sekiz aded hûrde topları ve kifâyet mikdârı cebehânesi dahi vardır. Ammâ hammâmı ve hânları ve bezzâzistânı ve sâ’ir imâretleri yokdur. Lâkin bir kaç dükkânları vardır. Cümle halkı çam ağacından boduç ta‘bîr ederler, lisân-ı Türkî'de emzikli bardaklara boduç derler, anı yaparlar. Ve çöğür ve tanbûr ve tanbûra ve ravza ve karadüzen ve şarkî ve yonkâr nâm sâzları yapup kâr edüp ehl-i hevâ, ehl-i saz çoğu bî-namâz Etrâk halkıdır. Andan kalkup cânib-i şimâle ma‘mûr kurâları Deşan dağı eteğinden geçüp (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348a ·
metinde göster ·
olur. İkisin bir hımâra tahmîl ederler. Anın içinden bir katre mâ-i sâfî nûş ed …
Memdûh-ı âhar: 95b Cümle kûh-ı bülendleri çamlık olmağıla kurâlarında ikişer kulplu çam bardakları olur. İkisin bir hımâra tahmîl ederler. Anın içinden bir katre mâ-i sâfî nûş eden âb-ı hayât nûş etmiş olur. Diyâr-ı Hind'e hedâyâ götürürler. Kûze-i sanavber deyü memdûh-ı Hindistân'dır. Hattâ Hindistân diyârında bir nisvân-ı sâhib-isyân ehline muğber-i hâtır olsa "Ben senin neni gördüm. Yohsa bana Rûm'un sanevber kûzesinden âb-ı hayât mı nûş etdirdin?" deyü ehline itâb eder. Hakkâ ki latîf, gûnâ-gûn, musanna‘ çam bardakları ve ibrîkları yaparlar, meşhûrdur. Bu diyârda ol bardaklara boduç ve senek derler. Rûm'a dahi hedâyâ gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a–95b ·
metinde göster ·
… mı nûş etdirdin?" deyü ehline itâb eder. Hakkâ ki latîf, gûnâ-gûn, musanna‘ çam
bardakları
ve ibrîkları yaparlar, meşhûrdur. Bu diyârda ol bardaklara boduç ve senek derle …
Memdûh-ı âhar: 95b Cümle kûh-ı bülendleri çamlık olmağıla kurâlarında ikişer kulplu çam bardakları olur. İkisin bir hımâra tahmîl ederler. Anın içinden bir katre mâ-i sâfî nûş eden âb-ı hayât nûş etmiş olur. Diyâr-ı Hind'e hedâyâ götürürler. Kûze-i sanavber deyü memdûh-ı Hindistân'dır. Hattâ Hindistân diyârında bir nisvân-ı sâhib-isyân ehline muğber-i hâtır olsa "Ben senin neni gördüm. Yohsa bana Rûm'un sanevber kûzesinden âb-ı hayât mı nûş etdirdin?" deyü ehline itâb eder. Hakkâ ki latîf, gûnâ-gûn, musanna‘ çam bardakları ve ibrîkları yaparlar, meşhûrdur. Bu diyârda ol bardaklara boduç ve senek derler. Rûm'a dahi hedâyâ gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a–95b ·
metinde göster ·
… nâ-gûn, musanna‘ çam bardakları ve ibrîkları yaparlar, meşhûrdur. Bu diyârda ol
bardaklara
boduç ve senek derler. Rûm'a dahi hedâyâ gider.
Memdûh-ı âhar: 95b Cümle kûh-ı bülendleri çamlık olmağıla kurâlarında ikişer kulplu çam bardakları olur. İkisin bir hımâra tahmîl ederler. Anın içinden bir katre mâ-i sâfî nûş eden âb-ı hayât nûş etmiş olur. Diyâr-ı Hind'e hedâyâ götürürler. Kûze-i sanavber deyü memdûh-ı Hindistân'dır. Hattâ Hindistân diyârında bir nisvân-ı sâhib-isyân ehline muğber-i hâtır olsa "Ben senin neni gördüm. Yohsa bana Rûm'un sanevber kûzesinden âb-ı hayât mı nûş etdirdin?" deyü ehline itâb eder. Hakkâ ki latîf, gûnâ-gûn, musanna‘ çam bardakları ve ibrîkları yaparlar, meşhûrdur. Bu diyârda ol bardaklara boduç ve senek derler. Rûm'a dahi hedâyâ gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95a–95b ·
metinde göster ·
… rvâ sarâyın içinde olan zî-kıymet eşyâlardan yigirmi aded gümüş sahanlar ve sîm
bardaklar
ve yedi aded gümüş kadehler ve üç altun kadeh ve elli aded yaylar ve yigirmi ad …
Bu sarâyda birkaç kefere bir odadan çıkup el kaldırdılar, amân u zamân vermeyüp yedisinin dahi boyunların urduk. Aslâ kimesne hâciz-i hasım ve mâni‘-i kavî olmayup bî-bâk u bî-pervâ sarâyın içinde olan zî-kıymet eşyâlardan yigirmi aded gümüş sahanlar ve sîm bardaklar ve yedi aded gümüş kadehler ve üç altun kadeh ve elli aded yaylar ve yigirmi aded çarhlı murassa‘-misâl kol tüfengleri ve on aded gümüşlü kılıçlar ve üç aded gümüşlü haçlar ve bir gümüş Meryem Ana ve kucağında altundan bilâ-teşbîh Hazret-i Îsâ ve elleri cümle cevâhirli cibisden(?) inşâ olunmuş sûretler idi ve yedi aded semmûr kürk ve bu kadar atlas ve dîbâ ve şîb ve zerbâf ve kâmhâ ve hârâ ve dârâyî ve katîfe ve çukaları cümle yedi kişi bu kadar eşyâları cem‘ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 22a ·
metinde göster ·
… îldir, zîrâ cânib-i erba‘ası kayalar olmağile suyu dahi issi olur, lâkin suları
bardaklarda
sehel dursa buz pâresi olup anı nûş edenler tâze cân bulurlar. Ve ekseriyyâ hal …
Ve âb [u] hevâsı mâh-ı Temmûz'da sakîldir, zîrâ cânib-i erba‘ası kayalar olmağile suyu dahi issi olur, lâkin suları bardaklarda sehel dursa buz pâresi olup anı nûş edenler tâze cân bulurlar. Ve ekseriyyâ halkının reng-i rûyları saruya mâildir. Anıniçün mahbûb u mahbûbeleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55b ·
metinde göster ·
… su ile memlû olmuş kovasını çarhlar ile çekerken zincîrden yukaru kovalar gelüp
bardaklara
ve destîlere doldurup giderler. Üç yerde bu gûne zincîr çarhlar ile su çekilir …
Der-sıfat-i ibret-nümâ-yı âbâdân: Cümleden temâşâgâh cisr-i azîmidir, ammâ bu cisrin çârsû tarafında ve dahi şehir içinde ve şehirden taşra yalçın kayalar üzre ibret-nümâlardan birkaçı oldur kim nehr-i Neretva kayasının tâ çârsû içinde bir kalın zincîrli çarhlara ve dollâblara bağlayup bir zincîrin bir ucu tâ aşağı nehr-i Neretva içinde kayalara bağlanmış kalın zincîrlerdir. Kaçan bir kimesne Neretva'dan su çıkarmak murâd edinse hemân kovasın(a) zincîrin halka[sı]na geçirüp kovayı zincîrden koyverüp yıldırım gibi kova nehr-i Neretva'ya enüp kayaların başındaki su ile memlû olmuş kovasını çarhlar ile çekerken zincîrden yukaru kovalar gelüp bardaklara ve destîlere doldurup giderler. Üç yerde bu gûne zincîr çarhlar ile su çekilir bir san‘at etmişler kim bir diyârda böyle ibret-nümâ temâşâgâh yokdur. Ekseriyyâ bu şehrin sıbyânları su çekme bahânesiyle bu çarhlardan eğlenüp üstâdlarının çarh-ı sitemger çemberlerine girüp kötek yerler. Bu dahi garîb temâşâ-yı gırîv ü feryâddır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166a ·
metinde göster ·
… ine mahlût olur, lâkin kayalar içre cereyân etmek ile sehel ıssıdır, ammâ taşra
bardaklarda
ve bir sâyedâr yerde sehel durup kisb-i havâ etdikde buz pâresi olup 166b gûy …
İbtidâ tulû‘ı Çemerne yaylalarından âb-ı zülâl nâm selc-i rahmet olan karlı dağlardan gelüp kasaba-i Oluğ'a andan kasaba-i Foniç'e andan cânib-i kıbleye cereyân ederek bu şehr-i azîm-i Mostar'a bu nehr-i azîm Neretva-i kadîm uğrayup cemî‘i mahlûk-ı Hudâ'yı saky eder, ammâ yüz kulaç şehirden aşağı cereyân etmeğile bâğ u bâğçelere ve müşebbek bostânlara aslâ fâ’idesi olmayup cereyân ederek kal‘a-i Poçetel'e uğrar, andan kal‘a-i Gabele'ye, andan kal‘a-i Norin'de deryâ-misâl olup on sekiz yerden Venedik körfezine mahlût olur, lâkin kayalar içre cereyân etmek ile sehel ıssıdır, ammâ taşra bardaklarda ve bir sâyedâr yerde sehel durup kisb-i havâ etdikde buz pâresi olup 166b gûyâ âb-ı kevser olur. Ve eyle lezîzdir kim bu şehirde aslâ sâbûn ile esbâb yaykanmasa cümle esbâbları beyâz pembe-misâl eder. Ve ana ve nisâ tâ’ifesine gâyet nâfi‘ olup lahm u şahm sâhibi eder. Ve safrâ ve sevdâ ve balgamı izâle eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166a–166b ·
metinde göster ·
… eğildir. Hattâ bu abd-i kemter seyishânelerin gırârelerine birkaç elvân kâse ve
bardaklar
koyup Rûm'a getirdim. Görenler 91a kâr-ı Portakal zann etdiler.
Ve dahi memdûhâtından hâk-i anber-pâkinin tîn ma‘cûnundan fağfûr-i Çîn-misâl kâseler ve rindiye(?) ve surâhî kûzeler olur kim bir diyâra mahsûs değildir. Hattâ bu abd-i kemter seyishânelerin gırârelerine birkaç elvân kâse ve bardaklar koyup Rûm'a getirdim. Görenler 91a kâr-ı Portakal zann etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 90b–91a ·
metinde göster ·
… sti işlerler. Ve bir tîn-i amber-i çîn-misâl hâk-i pâki var kim gûnâ-gûn surâhî
bardaklar
ve çanaklar ve hoşâb kâseleri işlenir.
Memdûhâtından: Beyâz gömeç balı rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Zîrî misk-i amber-i hâm gibi râyiha-i tayyibesi olup tenâvül eden âdemlerin dimâğları mu‘attar olup balını ve sarı yağını vilâyet vilâyet destiler ile hedâyâ götürürler. Ve anıniçün cümle kefereleri bal ve yağ komak içün toprak desti işlerler. Ve bir tîn-i amber-i çîn-misâl hâk-i pâki var kim gûnâ-gûn surâhî bardaklar ve çanaklar ve hoşâb kâseleri işlenir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 137b ·
metinde göster ·
… yât su kenârında vâki‘ olmağile gâyet mahbûbe Rûm kızları bokliçse nâm desti ve
bardaklar
ile nehr-i ilimboz'dan su taşırlar.
Der-beyân-ı lisân-ı ahâlî: Şehir halkının ekseriyyâ lehçe-i ıstılâhları lisân-ı Arnavud'a yakınrak kelimât ederler, ammâ yine fasîh [ü] belîğ Urûmca bilüp Türük lisânı üzre dahi kellim ederler. Lâkin yine "Varmişik, gelmişik, görmişik" lafzını ziyâde isti‘mâl ederler. Ve bu şehirde aslâ kaldırım yokdur. Yine böyle iken aslâ çamur olmaz, zîrâ serâpâ kumsal zemîn-i hâk-i pâkdir. Ve dahi aslâ çemşesârlar yokdur, zîrâ âb-ı hayât su kenârında vâki‘ olmağile gâyet mahbûbe Rûm kızları bokliçse nâm desti ve bardaklar ile nehr-i ilimboz'dan su taşırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 235a ·
metinde göster ·
… e zerrîn ve reyhân ve erguvân ve zanbak ve gül-i mutabbak mevsiminde kâşî-i çin
bardaklar
ile cemî‘i dükkânları bu zikr olunan şükûfeler ile zeyn edüp tarîk-ı âmdan güze …
Ve halkı gâyet pâk ve nazîf ü zarîf olduklarından çârsû-yı bâzârı her bâr huddâmları âzâr ederek dâ’im tathîr edüp sulayup serdâb edüp herkes dekâkînlerinde gerd [ü] gubârsız meks edüp bey‘ [u] şirâ ederler. Ve gül [ü] sünbül ve zerrîn ve reyhân ve erguvân ve zanbak ve gül-i mutabbak mevsiminde kâşî-i çin bardaklar ile cemî‘i dükkânları bu zikr olunan şükûfeler ile zeyn edüp tarîk-ı âmdan güzer eden âdemlerin demâğı mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y38a ·
metinde göster ·
Ve bu kubbenin cânib-i erba‘asında niçe bin âb-ı Zemzem
bardakları
vardır, surâhî kûzelerdir. Anlara Zevrak-ı Safâ derler. Âb-ı Zemzem ile leb-ber …
Ve bu kubbenin cânib-i erba‘asında niçe bin âb-ı Zemzem bardakları vardır, surâhî kûzelerdir. Anlara Zevrak-ı Safâ derler. Âb-ı Zemzem ile leb-ber-leb edüp rûzgâra karşu durup kesb-i hevâ edince buz pâresi olur. Ve niçe bin surâhî boğazlı bardaklardır. Her biri birer sâhibü'l-hayrâtların hayrıdır. Üzerlerine kırmızı hat ile ism-i sâhibü'l-hayr tahrîr olunmuşdur. Meksûr olan bardak yerine biri dahi alınur. Bunların sâhibleri her diyârdan surre ve atıyyeleri gelüp vekîl olan kimesne bardakları doldurup huccâc-ı müslimîne bezl ederler, aceb hayrât-ı müstetirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y348b ·
metinde göster ·
… gâra karşu durup kesb-i hevâ edince buz pâresi olur. Ve niçe bin surâhî boğazlı
bardaklardır
. Her biri birer sâhibü'l-hayrâtların hayrıdır. Üzerlerine kırmızı hat ile ism-i …
Ve bu kubbenin cânib-i erba‘asında niçe bin âb-ı Zemzem bardakları vardır, surâhî kûzelerdir. Anlara Zevrak-ı Safâ derler. Âb-ı Zemzem ile leb-ber-leb edüp rûzgâra karşu durup kesb-i hevâ edince buz pâresi olur. Ve niçe bin surâhî boğazlı bardaklardır. Her biri birer sâhibü'l-hayrâtların hayrıdır. Üzerlerine kırmızı hat ile ism-i sâhibü'l-hayr tahrîr olunmuşdur. Meksûr olan bardak yerine biri dahi alınur. Bunların sâhibleri her diyârdan surre ve atıyyeleri gelüp vekîl olan kimesne bardakları doldurup huccâc-ı müslimîne bezl ederler, aceb hayrât-ı müstetirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y348b ·
metinde göster ·
Ve bu kubbenin cânib-i erba‘asında niçe bin âb-ı Zemzem bardakları vardır, surâhî kûzelerdir. Anlara Zevrak-ı Safâ derler. Âb-ı Zemzem ile leb-ber-leb edüp rûzgâra karşu durup kesb-i hevâ edince buz pâresi olur. Ve niçe bin surâhî boğazlı bardaklardır. Her biri birer sâhibü'l-hayrâtların hayrıdır. Üzerlerine kırmızı hat ile ism-i sâhibü'l-hayr tahrîr olunmuşdur. Meksûr olan bardak yerine biri dahi alınur. Bunların sâhibleri her diyârdan surre ve atıyyeleri gelüp vekîl olan kimesne bardakları doldurup huccâc-ı müslimîne bezl ederler, aceb hayrât-ı müstetirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y348b ·
metinde göster ·
… mesne ol mahallerde ihtirâz edüp Nîl'den içmemek gerek. İçerse âb-ı rakîk ya‘nî
bardaklardan
damlayup sakız ile kaynadup içmek gerek. Yâhûd Mısır'ın cânib-i şarkında iki sâ …
Ve bu Nîl hakkında niçe kîl ü kâl olmuşdur, ammâ hadîs-i şerîf mazmûnunca ale'l-ittifâk cennet nehirlerinden bir nehirdir, demişler. Hakkâ ki mâ-i cennet'dir. Bu Nîl-i mübârekde olan lezzet meğer Erzurûm'un kal‘asında Cennet bunarı suyu ola, yâhûd İslâmbol'da Kırkçeşme zülâli ola. Ammâ Nîl tulû‘ etdüği yerden beri gelince gayrı nehirler kendüye mahlût olmaz, olursa yine kendüden müteferrik nehirler vardır, anlar munsab olur, deyü cemî‘i tevârîhlerde ve hey’etlerde mastûrdur. Lâkin tabî‘atı kabz üzre balgamîdir. Ve nokta Nîl'e düşüp taşmağa başladuğı mahal yeşil cereyân eder. Kâmil bir ay böyledir. Sâhib-i tabî‘at olan kimesne ol mahallerde ihtirâz edüp Nîl'den içmemek gerek. İçerse âb-ı rakîk ya‘nî bardaklardan damlayup sakız ile kaynadup içmek gerek. Yâhûd Mısır'ın cânib-i şarkında iki sâ‘at ba‘îd Ayn-ı Şems şehri kurbunda Hazret-i Îsâ'nın vâlidesi Meryem Ana ile kazduğı kuyuya Matariyye derler, andan su getürdüp içmek gerek, bir âb-ı hayât nâfi‘ ve mu‘cize-i Îsâ bir mâ-i cân-fezâ sudur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y160a ·
metinde göster ·
… nlar kırk bin dükkândır. Âb-ı rakîk damla suyu satarlar. Ve dükkânları gûnâ-gûn
bardaklar
ve kâse ve tâslar ile zeyn edüp nûş eden keremine göre ednâ mertebe bir nukra v …
Esnâf-ı dükkân-ı mâ-fürûş: Bunlar kırk bin dükkândır. Âb-ı rakîk damla suyu satarlar. Ve dükkânları gûnâ-gûn bardaklar ve kâse ve tâslar ile zeyn edüp nûş eden keremine göre ednâ mertebe bir nukra verirler. Cümle yüz kişidir. Ba‘zı piyâde mümessek tulumlu pâk sakalar vardır. Bu dükkânlardan su doldurup erbâb-ı devlete âb-ı nâb su bezl eder. Pâk tâsları var, zeheb-i hâlis gibi musaykaldır. Ve gûnâ-gûn kâse ve kûze-i tûtiyâ ile mâ-i hayâtı bezl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y167a ·
metinde göster ·
… h hazretleri ol sudan doldurup cümle a‘yân-ı Mısır'a hedâyâ gönderüp anlar dahi
bardaklarda
olan şeyhin mührün bozup niyyetü'ş-şifâ deyüp nûş ederler ve bu âb-ı hayâtı get …
İbtidâ bismi-ilâh ile şeyh-i Ebû Hüreyre nûş edüp Mısır vezîrine ve mollâya ve nakîbü'l-eşrâfa ve mezâhib-i erba‘a şeyhülislâmlarına ve sâ’ir ümerâ-yı Mısır'a ve gayrı eşrâf-ı kibârın emânet gönderdikleri ibrîk ve cerre ve kûzelerine şeyh hazretleri ol sudan doldurup cümle a‘yân-ı Mısır'a hedâyâ gönderüp anlar dahi bardaklarda olan şeyhin mührün bozup niyyetü'ş-şifâ deyüp nûş ederler ve bu âb-ı hayâtı getüren fukarâlara in‘âm ederler. Ba‘dehu sâ’ir ümmet-i Muhammed nûş edüp niçe kerre yüz bin cerre ve bardak su doldururlar, bi-emrillâh bir katra tenezzülde olmaz. Ve şâm u Haleb'e ve Bağdâd u Basra'ya ve İslâmbol'a bakır kalaylı kumkumalar ile teberrüken cüllâb-ı Ebû Hüreyre deyü hedâyâ gönderirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y271b ·
metinde göster ·
… öndermişlerdir. Meselâ cevâhir ve murassa‘ kanâdîller ve çerâğdânlar ve fağfûrî
bardaklar
ve gûnâ-gûn devekuşu yumurtaları ve altun ve gümüş toplar ve sürâhîler maslûbdu …
Ve ekâlîm-i seb‘ada olan İslâm pâdişâhlarının dahi teberrüken birer zî-kıymet tuhef göndermişlerdir. Meselâ cevâhir ve murassa‘ kanâdîller ve çerâğdânlar ve fağfûrî bardaklar ve gûnâ-gûn devekuşu yumurtaları ve altun ve gümüş toplar ve sürâhîler maslûbdur kim hisâbın Hudâ bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y285b ·
metinde göster ·
… işmiş rağîf ekmeği. Bu şehirde etmeğe ragîf derler. Ve peştemâlı ve gûnâ-gûn su
bardakları
meşhûrdur. Gayrı şey yokdur.
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının temdîh olunmuşu evvelâ hâs u beyâz gül-penbe-misâl pişmiş rağîf ekmeği. Bu şehirde etmeğe ragîf derler. Ve peştemâlı ve gûnâ-gûn su bardakları meşhûrdur. Gayrı şey yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y365a ·
metinde göster ·