… diyârından Âl-i Dânişmendiyân ile Rûm'a geldiklerinde bu memlekete ibtidâ kadem
basup bu
zemînde meks edüp tavattun ederler. Ve yaylaya çıkup konup göçerken bu mahalde …
Sene (---) târîhinde Akçakoyunlu pâdişâhları kim Âl-i Osmân'ın ecdâd-ı ızâmlarıdır. Kaçan kim Mâhân diyârından Âl-i Dânişmendiyân ile Rûm'a geldiklerinde bu memlekete ibtidâ kadem basup bu zemînde meks edüp tavattun ederler. Ve yaylaya çıkup konup göçerken bu mahalde bir kenz-i azîm ve gümüşhane ma‘denin bulup bây olduklarından bu zemîne "Bây-yurd"dan galat Bâyburd derler. Hâlâ galat-ı meşhûr evlâdır. Erzurûm hâkinde Uzun Hasan Şâh hükmünde iken sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Mehemmed Hân fethidir. Be-dest-i Mahmûd Paşa-yı atîk. Hâlâ Süleymân Hân tahrîri üzre Erzurûm vezîrinin hâss-ı hümâyûndan ifrâz olunan subaşılığıdır. Ve yüz elli akçe kazâdır ve cümle taht-ı kazâsında (---) aded âbâdân kurâ-yı büldândır. Kadısına senevî altı kîse 327b hâsıl olur. Kal‘a dizdârı ve (---) aded neferâtları ve şeyhülislâmı ve nakibü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] eşrâfı ve sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327a–327b ·
metinde göster ·
… etle Sivas'dan çıkup bir gicede ılgar ile Merzifon'da Dilâver Ağa'nın çiftliğin
basup bu
kadar mâl alup çiftlik kethüdâsın asup câriyyelerin fi‘l-i şenî‘a çekdirüp bu k …
Sebeb-i isyân-ı Çomar Bölükbaşı: Murtezâ Paşa efendimiz Şâm-ı cennet-meşâm dağlarında Dürüzî ile ceng etdikde bu Çomar Bölükbaşı'nın ol cengde etdüğü şecâ‘ati bir merd-i meydân [u] sâhib-i silâh pehlivân etmemişdir. Anın mukâbelesinde Murtezâ Paşa efendimiz vali-i Sivas oldukda Çomar Bölükbaşı'ya Niksâr voyvadalığın yüz elli yiğidinin ulûfeleri tahtında ihsân edüp altı aydan Niksâr subaşılığın Çomar üzerinden Tabanıyassılı Merzifonlu Dilâver Ağa alup zabt etdikde Çomar'ın muhasebesin görüp Çomar eydür: "Bu subaşılık benim bayrağım altındaki yiğitlerimin ulûfesi tahtında sadaka olunmuşdur" dedükde aslâ feryâdına bakmayup Çomar Bölükbaşı'yı nefîr-i âmm ile Niksâr şehri içre haps edüp bu kadar mâl [u] menâlin muhâsebesi tahtında alup Çomar Bölükbaşı yüz elli bahâdır yiğidiyle ancak birer atlarıyla kalup dâğ-ı derûnlarında Niksâr şehrinden Sivas'a gelüp Murtezâ Paşa'ya tazallüm edüp eydür: "Devletli vezîr! Niksâr'ı benim bayrağım yiğitleri ulûfesi tahtında ihsân edüp şimdi beni Dilâver Ağa bu hâle kodu" deyince Murtezâ Paşa: "Eyle olur hâlâ subaşılığı Dilâver Ağa'ya verdim ben muhâsebeyi andan bî-kusûr alırım" dedikde Çomar Bölükbaşı "Balık başdan kokar, haberin sıhhatın Lokman'dan aldım" deyüp bir nezâketle Sivas'dan çıkup bir gicede ılgar ile Merzifon'da Dilâver Ağa'nın çiftliğin basup bu kadar mâl alup çiftlik kethüdâsın asup câriyyelerin fi‘l-i şenî‘a çekdirüp bu kadar koyunları re‘âyâların gözü önünde 93a kurbân edüp benâm küheylân atlara süvâr olup çiftliği âteşe urup dağ beği olup isyâna âheng edüp Niksâr'da alınan mâlının yetmiş bin kadar ziyâdesin tahsîl edüp be-dürüstî harâmîliğe başladı. Tâ ki Murtezâ Paşa Sivas'dan ma‘zûl olup Murtezâ Paşa bu Merzifon şehrine gelince Çomar Bölükbaşı Murtezâ Paşa'yı Direklibel'den Osmâncık şehri üzre gider emniyyesinde olup Kızılırmak geçidinde pinhân olup yedi yüz yiğit ile Diyârbekir'den ma‘zûl Saçbağı Paşa'yı beklermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 92b–93a ·
metinde göster ·
… ne şîşe-i hayâller şikest oldu. Hemân şîşeler üstünden pertâb edüp zemîni kadem
basup bu
şîşe üzre üç şîşeler dahi koyup cümle on iki aded şîşeler oldu. Hatta bu şîşele …
Ve mine'l-acâ’ib san‘at-ı diğer: Bu pehlivân meydân-ı muhabbete iki yerde üç dane sürâhî bâde şîşelerin biri biri üzre koyup karşu tarafdan "Yâ Allah!..." deyüp seğirderek bir perende atup bî-bâk u bî-pervâ bu şîşe-i sürâhîlerin üstünde karâr edüp kendüsü ne hareket etdi ve ne şîşe-i hayâller şikest oldu. Hemân şîşeler üstünden pertâb edüp zemîni kadem basup bu şîşe üzre üç şîşeler dahi koyup cümle on iki aded şîşeler oldu. Hatta bu şîşelere rüzgâr isâbet etdikde zücâclar hareket ederdi ve içleri boş eyle hayâl-i sürahî Ceneviz Firengî şîşeleridir kim her biri hayal-i kârdır ve bu sırçaların altısı biri biri üzre durdukda bir âdem kaddinden âlî oldu. Müşkil işdir kim Perverdigâr yâver ola. Dest ber dâ’ire deyüp kırk elli adım mikdârı gerüye gidüp hemân anda at gibi eşinüp bir süheyl urup "Yâ Ma‘bûd-ı bî-hemtâ!" deyüp yıldırım gibi şakıyup katı yaydan ok çıkar gibi seğirdüp şîşelerin dibine geldikde "Yâ Hay" deyüp pertâb edüp gûyâ bir meges-vâr bir ayağın altı şîşe ve bir pâyın şeş şîşe üzre koyup meks etdi. Hudâ âlimdir ol cüsse ile ne kendüsü ve ne şîşeler zerre kadar hareket etmeyüp biri dahi münkesir olmadı. Şîşeler üzre paşaya du‘â edüp yine bir pertâb ile zemîn bûs edüp bir tarafa durdu. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231a ·
metinde göster ·
kadar mâla mâlik olacak Igrando Süleymân-ı Kostanopol beni hayr du‘âdan unutmay …
"Ey benden sonra bu Kızılelma'ya kadem basup bu kadar mâla mâlik olacak Igrando Süleymân-ı Kostanopol beni hayr du‘âdan unutmayup bu mâl ile nâm içün hayrât yapasın ve benim ocağım söndürmeyüp oğlum Yanoş'u kral edesin. Beni Ustolni-Belgrad'a alasın. Oğlumu da anda gömesin ve çok kal‘alar alasın. Sen de bu Alaman'da benim gibi olasın. Ben kim cemî‘i ilm ile meşhûr ferîdü'd-dehr Lagoş kralım ki Hazret-i Îsâ vilâdeti târîhi 1503 senesinde dünyâya geldim. Laslo Kral oğluyum, anam Galya Kralı kızı Anna Asson'dur. Millet-i Mesîh âdemlerindeniz sen de Osmânoğullarındansın. Ocağım söndürme, Îsâ Rûhullâh da senin ocağın söndürmesin" deyü tercüme-i hat bu gûne kırâ’at olundukda hemân Süleymân Hân âlem-i hayretde kalup Lagoş kralın batakda bulunan cesedin Ustolni-Belgrad'a defn etdirüp meşâdında olan şapkası üzre turna telleri ve şâhin ciğaları gönderüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 74b ·
metinde göster ·
… ayakları dutmadan kalup bir gece küffâr Komaran'dan çıkup guzâtın meterislerin
basup bu
kadar bednâmlıkdan sonra Osmân Paşa kal‘a-i Komaran'ı bırağup bî-feth avdet edü …
Ba‘dehu sene 1003 târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Sâlis asrında Yanık kal‘asın Serdâr Sinân Paşa dest-i Nemse'den feth edüp Yanık serdârı Semiz Osmân Paşa olup kırk bin asker ile Yanık kal‘ası muhâfazasında kalup bir iki aydan Osmân Paşa Komaran kal‘asın muhâsara edüp bir ay döğdükde şiddet-i şitâ gelüp asker-i İslâmın elleri ve ayakları dutmadan kalup bir gece küffâr Komaran'dan çıkup guzâtın meterislerin basup bu kadar bednâmlıkdan sonra Osmân Paşa kal‘a-i Komaran'ı bırağup bî-feth avdet edüp asâkir-i İslâmın kimi Yanık'a ve kimi Üstürgon ve Budin'e târmâr olunca bu kerre Komaran kal‘ası avcı elinden kurtulmuş gazâla dönüp Macar küffârı bu kal‘ayı eyle metânet üzre Sedd-i İskender edüp hâlâ içine Nemse kralı bir sarây-ı azîm binâ edüp içine üç bin Nemse leşkeri koyup bir sa‘b u metîn kal‘a oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46a ·
metinde göster ·
boğazda gâret etmesin" deyü İrşova beği bu İnlik kal‘asına ve karşu tarafdaki K …
Bu mahaller bir acâ’ib dar fenâ boğazdır kim Tuna'nın iki tarafı evc-i semâya ser çekmiş yalçın kayalar üzre karşu karşuya kâfir zamânı iki dâne kal‘alar var kim gûyâ her biri derbend-i mâşâdır, ammâ hâlâ bu iki aded kal‘aların içlerinde âdem ve âdemî-zâd yokdur. Lâkin Tuna gemileri bu mahalde geçdiklerinde "Gemileri Tuna haydudu basup bu boğazda gâret etmesin" deyü İrşova beği bu İnlik kal‘asına ve karşu tarafdaki Küpeşte(?) kal‘asına ve Vidin beği dahi tüfengliler koyup Tuna kapudanı dahi gemileriyle bu İnlik boğazında on iki pâre firkateleriyle palpa aleste hâzır olup Tuna gemilerin bu hâl üzre geçirmeğe cümle beğler ve kapudanlar me’mûrdur, zîrâ bu İnlik kal‘aları boğazı Tuna üzre hakkâ ki girdâb-ı mûhişdir, zîrâ bu boğazda her zamân Tuna kâfirleri gemileri basup nehb ü gâret eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b ·
metinde göster ·
… gâ’ib olmalarının aslı ol imiş. Bir sahrâda kralzâdeyi konmuş bulup ale'l-gafle
basup bu
kâfir silâhlarına davranmadan küffâra bir kılıç-ı Heşdekî ururlar kim bir kralz …
Bunlar dahi Yamanca Noğay'dan ve İçeli Heşdeğinden haber alup ol gece atlanup gâ’ib olmalarının aslı ol imiş. Bir sahrâda kralzâdeyi konmuş bulup ale'l-gafle basup bu kâfir silâhlarına davranmadan küffâra bir kılıç-ı Heşdekî ururlar kim bir kralzâdeyi katl ve bir kralzâdeyi esîr ve üç aded vezîrlerin bend-i zencîr edüp ceng ede ede bizim olduğumuz Mujikkirmân'a gelüp ol gün nehr-i Edil'i karşu tarafa ötmelerinin aslı ol imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 173b ·
metinde göster ·
kal‘ayı ihdâs eylemişler, ammâ ol kadar metânet üzre binâ etmemişler. Taşdan kâ …
Zamân-ı kadîm Hind rayları bu iklîme kadem basup bu kal‘ayı ihdâs eylemişler, ammâ ol kadar metânet üzre binâ etmemişler. Taşdan kârgîr-binâ ve şekl-i murabba‘dır. Ve dâyiren-mâdâr cirmi yedi yüz adımdır. Süveys deryâsı kenârında olmağile telattum-ı deryâ esâs-ı dîvâra câ-be-câ rahne vermişdir. Bir ağac kapusu iskele başında hurde'ye nâzır, bir kapusu cenûba kara tarafına mekşûfdur. Habeş eyâletinde sancak beği pâyesiyle paşanın bir ağası iki yüz âdemiyle hükm [ü] hükûmât edüp paşaya senevî kırk kîse verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y441a ·
metinde göster ·