çatağı içre gûyâ bir su içinde kaplıbağa yatır gibi durur, dörd ayakların germi …
Bu Tımış nehrinin batağı çatağı içre gûyâ bir su içinde kaplıbağa yatır gibi durur, dörd ayakların germiş, dörd aded tabya-i azîmleridir ve kaplıbağanın başı gûyâ iç kal‘adır ve kaplıbağanın vücûdu gûyâ kal‘anın cirmidir. Bu hisâb üzre şekl-i muhammesdir, lâkin ne taşdır ve ne tuladır. Cümle kalın meşe ve pelîd ağaçlarından mebnî bir palankadır. Taşra yüzü çit örme bir kat ince beyâz ve mücellâ dîvâr şekilli çitdir. Üstâd-ı kâmil bu çiti yaban asmalarından örüp üzerine alçı ve beyâz kireç sürüp nûr-ı mücellâ kuğu-misâl bir kal‘adır, ammâ iç kat dolma palankası iki kat sütûn-ı bâlâlardır kim mâbeynini üstâd-ı kâmil bennâ horasan ve kireç ve alçı ile eyle rıhtım etmiş kim bin yıl niçe yüz bin top-ı kûp gülleleri ursan palanka direklerinin aralarına gülleler girüp gâ’ib olur. Taş kal‘alar gibi topdan aslâ havf u haşyeti yokdur. Eğer palanka ağaçların âteşe uralım deseler deryâ-misâl sudan ve bataklardan yanına varılmaz ve etrâfında batakdan meterise girilmez ve iç kal‘adan ve dörd aded makas tabyalardan şayka toplar âdem gezdirmez, değil ki palankasın âteşe uralar. Bir vech ile kabza-i teshîre almak mümkün değildir, illâ muhâsaradan gayrı ilâc yokdur, zîrâ gâyet metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir. Eğer denirse "Ağaç kal‘a mürûr-ı eyyâm ile çürümez mi?" denirse, belî çürüyen sütûn-ı müntehâların kırk elli yılda bir çıkarup yerine bir dıraht-ı müntehâ korlar, zîrâ bu kal‘anın ta‘mîr ü termîmine me’mûr yetmiş aded ma‘mûr köyler me’mûrlardır, ammâ her dırahtı bataklık içre dura dura abanos olup polad-ı Nahçivânî olmuşdur. Ve dolma rıhtım dîvârı dahi sedd-i şirvanî olmuşdur kim bu dîvârın enniliği kâmil elli ayak ve ba‘zı yerleri altmış ayak âriz dîvârlardır kim üzerlerinde fârisi'l-hayl olanlar cirid oynasalar yerleri dar değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 118a ·
metinde göster ·
kenârında bir varoş-ı azîmdir kim cümle on bin aded Şeddâdî ve kârgîr şaran[pav …
Nehr-i Saz batağı kenârında bir varoş-ı azîmdir kim cümle on bin aded Şeddâdî ve kârgîr şaran[pav]lı ve cümle elvân kiremitli ve şindire tahta 19a örtülü evlerdir. Ve on bir aded serâmed çanlı manastırlar var kim her biri birer kral-ı dâllin binâsıdır kim cümlesi beyâz kalaylı tenekeler ile mestûrdur. Ve gûnâ-gûn hücreler ve dâr-ı it‘âm ve müsâfirhâneler ile ma‘mûrdur. Müte[‘a]ddid hânları ve bir hammâmı ve bilâ-teşbîh tekyeleri ve medrese şekilli bıtrîkhâneleri var, ammâ çârsû-yı bâzârı gâyet hemvâr tertîb üzre binâ olunmuş bir sûk-ı müzeyyeni var kim ta‘bîr olunmaz. Ve yine cümle ehl-i hırefi bâkire ve şâkire ve dûşîze zenânlar(ın) dükkânlarda oturup metâ‘ların fürûht ederler. Cemî‘i dâr-ı diyârların gûnâ-gûn zî-kıymet metâ‘ları bu şehirde mevcûddur, zîrâ şimâlinde Leh diyârının Bahr-i Muhît kenârında Daniska iskelesi karîbdir ve kıble cânibinde Boğdan tahtı Yaş şehri ve Eflak'in Tirkoviş ve Bükreş şehirleri onar konak yakındır. Anıniçün bu Megeşvar'da her metâ‘-ı zî-kıymet bî-kıymet ü bî-minnet bulunur. Ve halkı cümle tüccâr ve ankâ kefere-i Sazları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18b–19a ·
metinde göster ·
içinde şekl-i (---) yetmiş dörd kulleli bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn sedd-i …
Eşkâl-i kal‘ası: Nehr-i (---) kenârının câ-be-câ batağı içinde şekl-i (---) yetmiş dörd kulleli bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn sedd-i İskender-misâl bir hisâr-ı üstüvâr-ı müstahkem Kahkahâ kal‘ası gibi şeddâdî binâ bir kal‘a-i zîbâdır kim cümle on bir aded tula binâ tabya-i azîmleri var kim her birinde kırkar ve ellişer aded balyemez ve kolumbur[na] ve pranka ve şayka ve havân topları var ve her tabyaları ol kadar vâsi‘dir kim her birinde biner kefere ceng etse yerim dar demezler. Ve cümle altı bin askere ve altmış bin âdeme mâlik bir kal‘a-i mu‘azzamdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29a ·
metinde göster ·
Der-hakk-ı eşkâl-i kal‘a-i Darda: Nehr-i Dırava kenârında bir cânibi köprü
batağı
sâhilinde çâr-kûşe bir haşeb palankacıkdır. Cânib-i garba bir kapusu var, ağaçd …
Der-hakk-ı eşkâl-i kal‘a-i Darda: Nehr-i Dırava kenârında bir cânibi köprü batağı sâhilinde çâr-kûşe bir haşeb palankacıkdır. Cânib-i garba bir kapusu var, ağaçdır, ammâ burc [u] bârûsu ve cebehânesiyle metîn palankadır. Dizdârı ve seksen aded neferâtları var. Derûn-ı hisârda elli kadar tahta örtülü müfîd ü muhtasar hânecikler ve bir câmi‘ ve anbârı var ve taşra varoşu şeklinde bir hân ve on aded dükkân var, ammâ bâğları yokdur, zîrâ kefere katanası gelüp bâğlarından âdemleri alup esîr edüp gider, gâyet serhad yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
… m olan küffârı dinç atlı olan gâzîlerimiz kova kıra Uyvar'a karîb tâ Patka gölü
batağı
ve hanâzîr ve Mujik yatağı nâm mahalle dek yüz dutup firâr etdiler.
Azametullâh bu ânda cümle cünûd-ı müslimîn ü mü’minîn elleri ve kolları ve cümle esvâbları la‘l-gûn kan revân olup her bir gâziyân-ı dilâverân serbâzânlar Kassâb-ı Cömerd köçeklerine döndüler, ammâ küffâr kırmadan dahi bî-tâb u bî-mecâl kaldılar. Ammâ henüz bizim yayan gâzîlerimiz yayan küffârları kırmadan intikâm aldılar. Ve ol kadar mâl-ı ganâ’imle muğtenem oldular ve cümlesi hamd ü senâ edüp tâze cân buldular. Ammâ münhezim olan küffârı dinç atlı olan gâzîlerimiz kova kıra Uyvar'a karîb tâ Patka gölü batağı ve hanâzîr ve Mujik yatağı nâm mahalle dek yüz dutup firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 105a ·
metinde göster ·
… gibi âb-ı hayât cereyân eder. Hattâ bu kal‘a varoşunun cenûbî tarafındaki sazlı
batağı
nehr-i Gara azmağı ırmağındandır. Ve bu nehr-i Gara tâ Orta Macar içindeki Külv …
Ve zamân-ı kadîmde {bu kal‘a-i Leve} Orta Macar'ın Mısır'ı imiş, zîrâ nehr-i Gara kenârında pirinç hâsıl olur. Hâlâ mezra‘a yerleri vardır ve ile'l-ân zemîni bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr sahrâsı nebâtât [u] giyâhâtlı ve dağlarında altun ve gümüş ma‘denli bir âbâdân dâr-ı diyârdır kim sahrâsından nehr-i Gara gibi âb-ı hayât cereyân eder. Hattâ bu kal‘a varoşunun cenûbî tarafındaki sazlı batağı nehr-i Gara azmağı ırmağındandır. Ve bu nehr-i Gara tâ Orta Macar içindeki Külvar kal‘asından ve kal‘a-i Ma‘denvar dağlarından gelüp bu Leve {kal‘ası} altından ubûr edüp kal‘a-i Üstürgon mukâbelesindeki Ciğerdelen kal‘ası kurbundan ba‘îd nehr-i Gara Tuna'ya mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133b ·
metinde göster ·
… leb Gara suyudur, ammâ taşra varoşu iç kal‘anın kıblesin ihâta etmiş Gara nehri
batağı
kenârında kıbleye tûlânî vâkı‘ olmuş iki kat dolma rıhtım ağaç palanka hisâr-ı …
Ve bu iç kal‘anın handakı bataklıkdır ve leb-ber-leb Gara suyudur, ammâ taşra varoşu iç kal‘anın kıblesin ihâta etmiş Gara nehri batağı kenârında kıbleye tûlânî vâkı‘ olmuş iki kat dolma rıhtım ağaç palanka hisâr-ı metîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 133b ·
metinde göster ·
… sitâyiş-i Orta varoş-ı Seğitvar: Bu dahi bir sahrâ-yı çemenzâr içre Reyke nehri
batağı
içre şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâkı‘ olmuş cirmi kâmil bin beş yüz germe adım …
Der-sitâyiş-i Orta varoş-ı Seğitvar: Bu dahi bir sahrâ-yı çemenzâr içre Reyke nehri batağı içre şekl-i murabba‘dan tûlânîce vâkı‘ olmuş cirmi kâmil bin beş yüz germe adımdır. Taşradaki mezkûr varoşa muttasıl olup cânib-i kıbleye iki sıra tûlânîce vâkı‘ olmuşdur, zîrâ iki yanları mezkûr batak ve çatak bereklikdir kim tûlânîsi beş yüz adım dîvârdır. Ve Peçoy kapusu dîvârı ve iç kal‘aya gidecek kapu dîvârı ikişer yüz ellişer adım dîvârdır. Bu hisâbca "Bu orta kal‘anın gird-â-gird cirmi bin beş yüz adımdır" deyü bâlâda dahi tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176a ·
metinde göster ·
Ve bu zemîn-i kal‘anın kıble ve batı tarafı iki sâ‘at yer
batağ-ı
azîmdir. Fîl-i Mahmûdî ve pîl-i Menkerûsî sökmez sazlı batakdır. Bunun dahi iç …
Ve bu zemîn-i kal‘anın kıble ve batı tarafı iki sâ‘at yer batağ-ı azîmdir. Fîl-i Mahmûdî ve pîl-i Menkerûsî sökmez sazlı batakdır. Bunun dahi iç kal‘ası bir püşte-i âlî üzre palanka imiş, ıhrâk olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 177b ·
metinde göster ·
kenârında yine ağaç palanka-i azîm ve metîn ve kavî hisâr-ı üstüvârdır. Nehr-i …
Ammâ varoşu nehr-i Şarviz batağı kenârında yine ağaç palanka-i azîm ve metîn ve kavî hisâr-ı üstüvârdır. Nehr-i Şarviz mezkûr Balatin gölünün ayağıdır. Bu kal‘a-i Şemetorna altından geçüp Segsar kal‘ası önünde Yeni Palanka nâm cisrinin altından ubûr edüp hemân ol mahalde nehr-i Tuna'ya mahlût olur. Anıniçün Şemetorna bir batak içinde cümle (---) mahalle ve cümle (---) aded şindire tahta örtülü varoşdur, ammâ kârgîr binâ hânedânları nâdirdir. Bu dahi dâ’iren-mâdâr palanka dîvârdır, ammâ tabyaları ve dirsekleri ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 12a ·
metinde göster ·
… ili cânib-i şarkında bâğlar bayırından ba‘îde bir sahrâ-yı hâmûnda nehr-i Zakve
batağı
ve çatağı gölü içinde gûyâ bir kulpsuz bardak gibi yatır bir kal‘adır. Meselâ b …
Bir top menzili cânib-i şarkında bâğlar bayırından ba‘îde bir sahrâ-yı hâmûnda nehr-i Zakve batağı ve çatağı gölü içinde gûyâ bir kulpsuz bardak gibi yatır bir kal‘adır. Meselâ bardağın karnı varoşudur ve bardağın boğazı meselâ iç kal‘asıdır, ammâ bu kal‘a cümle Kanije gibi ve Seğitvar ve Ustolni kal‘aları gibi palanka çit ve dolama ve rıhtım ve üç kat kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîndir kim her kat dîvârının aralarında arîz ve amîk handakları vardır kım her handakın içinde nehr-i Zakve suyu leb ber-leb olup içinde balıkçı kayıkları gezer. Tâ bir top-ı tavîl menzili etrâfı böyle bir deryâ-misâl buhayre batakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 34b ·
metinde göster ·
… aklık ve sazlık vâki‘ olup aslâ ve kat‘â bir tarafdan havâlesi yok nehr-i Kiriş
batağı
içinde bir kal‘a-i mu‘azzamdır kim nehr-i Kiriş tâ Erdel vilâyetinde Şiçevar ka …
Kal‘ası sahrâ-yı Tîh-misâl bir kırlık çölistân yerde cânib-i etrâfı bataklık ve çataklık ve sazlık vâki‘ olup aslâ ve kat‘â bir tarafdan havâlesi yok nehr-i Kiriş batağı içinde bir kal‘a-i mu‘azzamdır kim nehr-i Kiriş tâ Erdel vilâyetinde Şiçevar kal‘ası ve Lipyan dağlarından cem‘ olup gelerek Yanova kal‘ası handakları ve şehri içinden cereyân ederek gelüp bu Göle kal‘ası etrâfların reyy ü saky edüp bir azîm [ü] mehîb bataklı göl olup andan cânib-i garba Eğre eyâletinde Çon[g]rad kal‘ası handakı önünde nehr-i azîm (---) mahlût olur. Ammâ Göle kal‘asının iç hisârı sâfî tula rıhtım Şeddâdî kârgîr binâ-yı metîn ve kırk arşın yüksek şekl-i murabba‘ beş aded kulle-i bâlâlı iç kal‘adır kim kulleleri cümle darı ve buğday ve çeltikli pirinç ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımât âlât-ı ceng eşyâları doludur. Ve bu iç kal‘ada ancak dizdâr ağa sâkin olup birkaç anbârlar ve cebehâne hâneleri ve bir âb-ı hayât kuyusu var, gayri şey yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 83a ·
metinde göster ·
"At ve ton ve mâl ve rızık ve kul ve karavaş isteyen bu adaya bir hâl edüp koyulsunlar" deyince el-azametullâh yetmiş yedi bin Tatar yaylarının çilelerine ikişer dâne iri 117a temrenli tabur okların yay çilelerine gezleyüp cümle asâkir-i İslâm kat-ender-kat Andirya cezîresin ihâta edüp bir gezden cümle gâzîler sadâ-[yı] Allâh Allâh'a rehâ buld[ur]up cezîre üzre her tarafdan at bırağup cezîre içre bir yaylım tabur okların atınca bi-emrillâhi te‘âlâ cemî‘i oklar cezîrenin içinde olan hayvânâtlara ve âdemlere hadeng-i belâ isâbet edince bu kadar yüz bin hayvân hemân bir kerre ürküp cezîre etrâfında meterise girmiş kefereleri çiğneyerek cümle hayvânâtlar suya urup beri bizim tarafımıza geçerken Tatar gördü kim cezîreye geçmek mümkin. Bu hâlde küffâr dahi hayvânât çiğnediğinden şaşup bir tüfeng atmağa iktidârları olmayup serserî gezerlerken hemân Tatar bir kerre dahi Allâh Allâh ile bir yaylım okların dahi perrân edüp hemân cümle guzât cezîrenin her tarafından göle at bırağup bî-bâk [ü] bî-pervâ batağı geçüp küffâra kılıç urup tîr-i bârân atmağa başlayınca küffârın niçe bini cezîreden beri bizim tarafımıza yüzüp selâmet kenârına çıkdım derken melâmet yakasın ele verüp esîr-i bend-i zencîr oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 116b–117a ·
metinde göster ·
… huccâcı ve Acem huccâcı bî-pâk [u] bî-pervâ tâvûsî ve tülü develerle serpüp ol
batağı
selâmetle çıkdılar.
Ve niçe taht-ı revân ve mahâfîleri ve avret ve oğlanlar piyâde olup aşağısı deryâ yukardan yağar berd ü serd ümmet-i Muhammed'i helâk etdi. Gûyâ mahşerden bir nişân dahi oldu. Ammâ Türkmân huccâcı ve Acem huccâcı bî-pâk [u] bî-pervâ tâvûsî ve tülü develerle serpüp ol batağı selâmetle çıkdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264a ·
metinde göster ·
… r etdiler. Ammâ kilar-ı âmire ve surre-i pâdişâhî meydânda kaldı. Hemân paşa bu
batağı
ubûr edüp ileri geçen Acem huccâcının ve Türkmân a‘yânının huccâcının önlerin a …
Beri cânibde gark olan develerin ayakları altına niçe bin kilim ve keçeleri pâyendâz ederek boş develeri derkenâr etdiler. Ammâ kilar-ı âmire ve surre-i pâdişâhî meydânda kaldı. Hemân paşa bu batağı ubûr edüp ileri geçen Acem huccâcının ve Türkmân a‘yânının huccâcının önlerin alup "Tîz bu mahalde konakdır" deyü paşanın otağını yüz bin renc [ü] anâ ile tarfetü'l-ayn içre kurup halkın yüzü güldü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264a ·
metinde göster ·