… ı âfâk cisr-i azîmin biri dahi bu nehr-i Tohma üzre kantara-i Kırkgöz'dür, ammâ
Batmân
cisri ve Hasankeyf pülü gibi âlî değildir. Lâkin sihr-i i‘câz musanna‘ köprü-yi …
Diyâr-ı Kürdistân'da meşhûr-ı âfâk cisr-i azîmin biri dahi bu nehr-i Tohma üzre kantara-i Kırkgöz'dür, ammâ Batmân cisri ve Hasankeyf pülü gibi âlî değildir. Lâkin sihr-i i‘câz musanna‘ köprü-yi ibret-nümâdır. Ammâ bâlâda tahrîr olunan altı aded enhârlardan lezîz nehr-i Mesîh'dir kim bir kerre mâh-ı temmuzda nûş eden nehr-i Mesîh'den hayât-ı Mesîh bulur. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195b ·
metinde göster ·
… b-ı râhata varır. Netîce-i kelâm kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek nehr-i
Batmân
ile nehr-i Şatt'ın birbirleriyle mahlût olduğu mahalle gelüp ikisinden dahi nûş …
Sebeb-i âmeden-i İskender-i Kübrâ, Încâ (---) bi-kavli tevârîh-i Mıkdısî-i Yarmenî "İskender-i Zülkarneyn'in iki et parçasından pekçe iki boynuzları var idi. Lisân-ı Arab'da karn boynuza derler. Ya‘nî iki boynuz sâhibi demekdir. İskender bu iki boynuzların veca‘ından bir sâ‘at hâb-ı râhata varamazdı. Âhir veca‘ı karneynine dâ-i devâ içün cihân-geşt olup cemî‘i nedim-i musâhibleriyle ve hukemâlarıyla ve niçe yüz bin askeriyle tâ zulumâta gidüp ‘âb-ı hayâtdan derdine bir dermân bulam’ deyü âb-ı hayât arardı. Hikmet-i Hudâ meğer ol asırda Hızır İskender'in askerî tâ’ifesinden idi. Hızır âb-ı hayâtı bulup ilâ hâze'l-ân zinde-i peygamberândır, ammâ nübüvvetinde ihtilâf-ı kalîl-i za‘îf de vardır. Âhir İskender âb-ı hayât bulmadan el yuyup hâ’ib ü hâsir yine boynuzlarının veca‘iyle yine cihânı geşt [u] güzâr ederek şehr-i Basra'ya gelüp Şattu'l-Arab'ı nûş idince karneyninin veca‘ayni teskîn olup sehel hâb-ı râhata varır. Netîce-i kelâm kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek nehr-i Batmân ile nehr-i Şatt'ın birbirleriyle mahlût olduğu mahalle gelüp ikisinden dahi nûş eder. Ammâ âb-ı Şatt'ın nef‘in müşâhede edüp boynuzunun vec‘i teskîn olduğundan sâhil-i Şatt'ı kovarak Diyârbekir'e gelüp andan yukaru bu Palu kal‘ası kurbünda Şatı bâğına gelüp nûş edüp karneyn veca‘ayni teskîn olur. Anınçün bu mahalde çetr-i mülammâ‘ın kurup bu mahalde bir sedd-i İskender-i neşimin binâ eder. Hâlâ ber-devâm bir mastaba-i hâss u âmdır. Anınçün İskender bu mahalle gelmişdir." deyü müverrih Mıkdısî böyle tahrîr etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 204b ·
metinde göster ·
kal‘a-i Meyâfarikîn ve kal‘a-i Hazzo ve kal‘a-i Atak ve kal‘a-i Tercil kûhların …
Evvelâ nehr-i Batmân kal‘a-i Meyâfarikîn ve kal‘a-i Hazzo ve kal‘a-i Atak ve kal‘a-i Tercil kûhlarından cem‘ olup nehr-i Bitlîs ve nehr-i kal‘a-i Kefindir ve kal‘a-i Zırkı nehri ve Habur'un bir fırkası bu nehr-i Batmân'a rîzân olup kal‘a-i Hazzo 205b kurbünde cisr-i Batmân-ı ibret-nümâ altından ubûr edüp niçe yüz kurâ ve büldânlara uğrayup kal‘a-i Hasankeyfâ kurbünde bu nehr-i Batmân nehr-i Şatt'a rîzân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 205a–205b ·
metinde göster ·
… edüp niçe yüz kurâ ve büldânlara uğrayup kal‘a-i Hasankeyfâ kurbünde bu nehr-i
Batmân
nehr-i Şatt'a rîzân olur.
Evvelâ nehr-i Batmân kal‘a-i Meyâfarikîn ve kal‘a-i Hazzo ve kal‘a-i Atak ve kal‘a-i Tercil kûhlarından cem‘ olup nehr-i Bitlîs ve nehr-i kal‘a-i Kefindir ve kal‘a-i Zırkı nehri ve Habur'un bir fırkası bu nehr-i Batmân'a rîzân olup kal‘a-i Hazzo 205b kurbünde cisr-i Batmân-ı ibret-nümâ altından ubûr edüp niçe yüz kurâ ve büldânlara uğrayup kal‘a-i Hasankeyfâ kurbünde bu nehr-i Batmân nehr-i Şatt'a rîzân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 205a–205b ·
metinde göster ·
… im‘ân-ı nazar ile nazar edüp böyle gördük. Ancak bu kal‘a nehr-i Şat ile nehr-i
Batmân
mâbeyninde vâki‘ cezîrede mebnî olup nehreyn-i azîmeyn mâbeynlerini fark etdiği …
Evsâf-ı eşkâl-i kal‘a-i Meyâfârikîn: Müverrihân-ı Rûm bu kal‘a hakkında cezîre-i Şat ve nehr-i Furât mâbeynindeki cezîre-i azîm içredir deyü tahrîr etmişler ammâ galat-ı fikr etmişler. Hakîr bu mahalde on sene mikdârı tek ü pûm vardır kim selîkam bu fenne düşmek ile kırat-be-kırat dakîkiyle ma‘lûmumdur. Nehr-i Furât u Murâd Malatıyye kurbünde Kömürhânı cenbinde cereyân edüp kırk menzilde kal‘a-i Kurna kurbünde nehr-i Şatt'a munsabb olup Şattu'l-Arab olur ve nehr-i Şat Diyârbekr'in Fızkayası dibinden geçüp iner, Hasankeyfâ ve Cizre ve Musul ve Bağdâd ve Kurna dibinde yine nehr-i Furât'a rîzân olur. Bu kerre Diyârbekir'den cisri geçüp şimâle iki gün gidüp bu kal‘a-i Mefârikîn'e gelir. Bu takdîrce bu kal‘a niçe Şat ile Furât mâbeynindeki cezîrede olmuş olur. Bu hakîr-i pür-taksîr im‘ân-ı nazar ile nazar edüp böyle gördük. Ancak bu kal‘a nehr-i Şat ile nehr-i Batmân mâbeyninde vâki‘ cezîrede mebnî olup nehreyn-i azîmeyn mâbeynlerini fark etdiğiyçün Mâ-fârıkayn derler. Hakkâ ki böyledir. 218a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 218a ·
metinde göster ·
: (---)(---)(---)(---) kurbünde (---)(---) dağlarından gelüp bu püll-i kûzah …
Nehr-i zülâl Batmân: (---)(---)(---)(---) kurbünde (---)(---) dağlarından gelüp bu püll-i kûzahun altından ubûr edüp cânib-i şarka ve kâh kıbleye cereyân ederek (---)(---) altında nehr-i Şatt'a rîzân olur, ammâ bu cisr-i Batmân altından ubûr etdikde eyle darb-ı hiddet ile akar kim sâ’ikasından âdemin kulağı asamm olur. Zîrâ ol mahalle kûh-ı bî-sütûn pârelerinden nişân verir kayalar üzerinden ubûr eder ve bu mahal Diyârbekir ve Mefârikîn'den Hazzo'ya ve Bitlîs'e ve Van'a ve gayrı diyâr-ı Kürdistân'a memerr-i nâs olduğundan nesl-i Âl-i Abbâsiyân'dan (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) hazretleri helâl-i zülâl mâlından üç bin kîse masrûf edüp bu mahalle cemî‘i diyârın bennâ ü mi‘mâr [u] mühendislerin cem‘ edüp bir püll-i azîm binâ etdirmişdir kim Anadolu diyârında cisr-i Geyve ve cisr-i Çâşnigîr ve püll-i Osmâncık ve kantara-i Amasiyye ve Adana köprüsü ve Misis sırâtı ve Hasankeyfâ cisri gibi niçe yüz cisr-i ibret-nümâlar vardır ammâ bu cisr-i Batmân'ın binâsı ve tarzı tavrı ve vaz‘ı esâsı ve kadd u kâmeti ve metâneti bir cisrde yokdur. Bu nehr-i azîmin bir tarafı kayadır, bir tarafı rimâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b ·
metinde göster ·
… eye cereyân ederek (---)(---) altında nehr-i Şatt'a rîzân olur, ammâ bu cisr-i
Batmân
altından ubûr etdikde eyle darb-ı hiddet ile akar kim sâ’ikasından âdemin kulağ …
Nehr-i zülâl Batmân: (---)(---)(---)(---) kurbünde (---)(---) dağlarından gelüp bu püll-i kûzahun altından ubûr edüp cânib-i şarka ve kâh kıbleye cereyân ederek (---)(---) altında nehr-i Şatt'a rîzân olur, ammâ bu cisr-i Batmân altından ubûr etdikde eyle darb-ı hiddet ile akar kim sâ’ikasından âdemin kulağı asamm olur. Zîrâ ol mahalle kûh-ı bî-sütûn pârelerinden nişân verir kayalar üzerinden ubûr eder ve bu mahal Diyârbekir ve Mefârikîn'den Hazzo'ya ve Bitlîs'e ve Van'a ve gayrı diyâr-ı Kürdistân'a memerr-i nâs olduğundan nesl-i Âl-i Abbâsiyân'dan (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) hazretleri helâl-i zülâl mâlından üç bin kîse masrûf edüp bu mahalle cemî‘i diyârın bennâ ü mi‘mâr [u] mühendislerin cem‘ edüp bir püll-i azîm binâ etdirmişdir kim Anadolu diyârında cisr-i Geyve ve cisr-i Çâşnigîr ve püll-i Osmâncık ve kantara-i Amasiyye ve Adana köprüsü ve Misis sırâtı ve Hasankeyfâ cisri gibi niçe yüz cisr-i ibret-nümâlar vardır ammâ bu cisr-i Batmân'ın binâsı ve tarzı tavrı ve vaz‘ı esâsı ve kadd u kâmeti ve metâneti bir cisrde yokdur. Bu nehr-i azîmin bir tarafı kayadır, bir tarafı rimâldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b ·
metinde göster ·
… üç adımdır. Gerçi diyâr-ı Hersek'de Mostar köprüsü de bir gözdür ammâ bu cisr-i
Batmân
hendese-i batmanda gâyet ağır mosta[r]dır. Zîrâ bunda olan metânet ve istihkâm …
Üstâd-ı bennâ "Bu nehr-i mecnûn üzre bir göz cisr olmakdan gayrı ilâç yokdur", deyüp bu cisrin tarafeynine ol kadar metânet üzre vâsi‘ ve arîz rıhtım ve ıskara esâslar bırağup bir tarafdan bir tarafa tâk-i Kisrâ'dan nişân verir bir göz inşâ etmişdir kim mesâfe-i ba‘îdeden zıhgîr gibi nümâyândır. Cisrin bir çenesinden bir çenesine varınca kâmil yüz yetmiş üç adımdır. Gerçi diyâr-ı Hersek'de Mostar köprüsü de bir gözdür ammâ bu cisr-i Batmân hendese-i batmanda gâyet ağır mosta[r]dır. Zîrâ bunda olan metânet ve istihkâm ve bunda olan hendese-i zerâfet ve nezâfet-i tâm bir cisr-i benâmda yokdur. İmdi ey ihvân-ı vefâ Hudâ âlimdir, bu ömr-i girân-mâyeyi hâlâ seyâhatde ifnâ etmedeyiz, ammâ böyle bir mehîb u mahûf kantara görmedim. Hey’et ve hikmet okuyan ihtimâlci yârânlar bu cisrden geçmek ihtimâli yokdur. Niçesi tulumlar ile kelek ve pot yapdırup ubûr eder. Zîrâ ta zirve-i a‘lâsına çıkdıkça cisrin kendiri bâr-ı sakîl olmasın içün üstâd-ı bennâ cisrin zirvesin incecik etmiş. Ol mahalden aşağı âdem bakmağa cür’et idemez, ammâ aşağıları gâyet vâsi‘dir ve iki tarafında kal‘a kapuları gibi demir kapuları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b ·
metinde göster ·
… sa şehri içre cebel-i Ruhbân'dan gelen nehr-i Irgandı üzre cisr-i Irgandı'yı bu
Batmân
cisri gibi murâd edinmişler ammâ ne münâsebet, anın yanında bu cisr-i Batmân ke …
Bu cisr-i bî-hemetânın Hazzo tarafındaki hânda Hazzo beği âdemleri ubûr eden tüccârdan bâc alurlar. Mefârikîn tarafındaki hânda (---) beği âdemleri bâc alırlar, ammâ bu hân dediğimiz binâdan taşralarda bir âsâr-ı binâ yokdur. Cümle cisrin iki tarafı altında hân-ı azîmlerdir. Gerçi eyâlet-i Erzurûm'da 220a Hasan kal‘ası sahrâsında nehr-i Araz üzre Sultân Çoban cisri dahi bir azîm muvassatdır ammâ bu cisr-i Batmân'a mânend değildir. Hatta Bursa şehri içre cebel-i Ruhbân'dan gelen nehr-i Irgandı üzre cisr-i Irgandı'yı bu Batmân cisri gibi murâd edinmişler ammâ ne münâsebet, anın yanında bu cisr-i Batmân kehkeşân-âsâ semâya kad çeküp zirve-i evce kemend-i bî-mânend atmışdır. Hakkâ ki üstâd-ı mühendis var makdûrun sarf edüp ol binâ-yı bânî bu cisrde tasarruflar etmişdir kim atlas-ı gerdûnda eyle bir kârgîrlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Zîr u bâlâsından zirve-i a‘lâsına varınca Diyârbekir kal‘ası taşından taş döşenmişdir kim çakmak taşı anın yanında rahmetdir. Yedi yüz seneden berü bu cisr üzre bu kaldırım asla fenâ bulmayup gûyâ bennâ elinden henüz çıkmışdır. Bu hakîr at ile ubûr etmeğe havf edüp piyâdece ubûr edüp selâmetle karşu tarafa vâsıl olduk. Hülâsa-i kelâm bu cisrin midhatinde lisân kâsır ve kalemler kâsirdir. Cenâb-ı Kayyûm ınkırâzu'd-deverân metîn ü müstahkem eyleye, âmîn ve yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b–220a ·
metinde göster ·
… bu Batmân cisri gibi murâd edinmişler ammâ ne münâsebet, anın yanında bu cisr-i
Batmân
kehkeşân-âsâ semâya kad çeküp zirve-i evce kemend-i bî-mânend atmışdır. Hakkâ k …
Bu cisr-i bî-hemetânın Hazzo tarafındaki hânda Hazzo beği âdemleri ubûr eden tüccârdan bâc alurlar. Mefârikîn tarafındaki hânda (---) beği âdemleri bâc alırlar, ammâ bu hân dediğimiz binâdan taşralarda bir âsâr-ı binâ yokdur. Cümle cisrin iki tarafı altında hân-ı azîmlerdir. Gerçi eyâlet-i Erzurûm'da 220a Hasan kal‘ası sahrâsında nehr-i Araz üzre Sultân Çoban cisri dahi bir azîm muvassatdır ammâ bu cisr-i Batmân'a mânend değildir. Hatta Bursa şehri içre cebel-i Ruhbân'dan gelen nehr-i Irgandı üzre cisr-i Irgandı'yı bu Batmân cisri gibi murâd edinmişler ammâ ne münâsebet, anın yanında bu cisr-i Batmân kehkeşân-âsâ semâya kad çeküp zirve-i evce kemend-i bî-mânend atmışdır. Hakkâ ki üstâd-ı mühendis var makdûrun sarf edüp ol binâ-yı bânî bu cisrde tasarruflar etmişdir kim atlas-ı gerdûnda eyle bir kârgîrlik bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Zîr u bâlâsından zirve-i a‘lâsına varınca Diyârbekir kal‘ası taşından taş döşenmişdir kim çakmak taşı anın yanında rahmetdir. Yedi yüz seneden berü bu cisr üzre bu kaldırım asla fenâ bulmayup gûyâ bennâ elinden henüz çıkmışdır. Bu hakîr at ile ubûr etmeğe havf edüp piyâdece ubûr edüp selâmetle karşu tarafa vâsıl olduk. Hülâsa-i kelâm bu cisrin midhatinde lisân kâsır ve kalemler kâsirdir. Cenâb-ı Kayyûm ınkırâzu'd-deverân metîn ü müstahkem eyleye, âmîn ve yâ Mu‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 219b–220a ·
metinde göster ·
… elerek ve âb-ı nâbdan nûş ederek, kat‘-ı menâzil ü tayy-ı merâhil ederek nehr-i
Batmân
ile nehr-i Şatt'ın birbirine mahlût olduğu mahalle gelüp ikisinden dahi nûş edü …
Ammâ hikmet-i Hudâ ol asırda Hızır Nebî İskender'in askerî tâ’ifesinden bir recül-i sâlih imiş, halkdan ba‘îd serserî gitmek mu‘tâdı imiş. Bir mahalde kendüye harâret-i bedeniyye ârîz olup bir âb-ı sâfîden nûş eder. Meğer ol âb-ı hayât-ı cennât imiş. İlâ hâze'l-ân Hazret-i Hızır zindedir kim deryâda ve gayrı cezâyirler hizmetine me’mûrlardır. Ammâ niçeler nübüvvetinde ihtilâf etmişler. Çoğu nübüvvetine zâhib olmuşlar. Netîce-i merâm âhir İskender âb-ı hayâtdan hayât-ı şifâyı bulamayup yine hukemâlarının ta‘lîmiyle "Dünyânın göbeği kûh-ı Bingöl'de âb-ı hayât olmak ihtimâli vardır." deyü "Azm-i kûh-ı Bingöl!" diyerek Basra önünde Şattu'l-Arab'a gelüp andan nûş edince karneyninin veca‘ı teskîn olur. Andan sâhil-i Şatt ile gelerek ve âb-ı nâbdan nûş ederek, kat‘-ı menâzil ü tayy-ı merâhil ederek nehr-i Batmân ile nehr-i Şatt'ın birbirine mahlût olduğu mahalle gelüp ikisinden dahi nûş edüp Şatt'ın nef‘in dahi ziyâdece müşâhade edüp Diyârbekr'e gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222a ·
metinde göster ·
… a‘ları teskîn olur, ammâ karneyninden halâs olamaz. Âhir yine avdet edüp nehr-i
Batmân
Şatt'a mahlût olduğu mahalle gelüp nehr-i Batmân'dan nûş edince hayli râhat olu …
Şatt'ın dörd başından dahi nûş edüp İskender'in boynuzu veca‘ları teskîn olur, ammâ karneyninden halâs olamaz. Âhir yine avdet edüp nehr-i Batmân Şatt'a mahlût olduğu mahalle gelüp nehr-i Batmân'dan nûş edince hayli râhat olur. Sâhil-i Batmân ile gidüp Kefindir kal‘ası altına vardıkda Bitlîs'den berü gelen uyûndan nûş edüp ayn-ı İskender münevver olur. "Bre meded", deyü şehr-i Bitlîs'e gelince şehir içinde nehir iki fırka olur. Avınç deresinden gelen uyûndan nûş eder, nef‘in müşâhede idemez, ammâ kal‘a-i Bitlîs kayasının sağ tarafından cereyân eden uyûndan nûş edince hemân kal‘a kayası dibinde hâb-ı 222b râhata varup safâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222a–222b ·
metinde göster ·
… lût olduğu mahalle gelüp nehr-i Batmân'dan nûş edince hayli râhat olur. Sâhil-i
Batmân
ile gidüp Kefindir kal‘ası altına vardıkda Bitlîs'den berü gelen uyûndan nûş ed …
Şatt'ın dörd başından dahi nûş edüp İskender'in boynuzu veca‘ları teskîn olur, ammâ karneyninden halâs olamaz. Âhir yine avdet edüp nehr-i Batmân Şatt'a mahlût olduğu mahalle gelüp nehr-i Batmân'dan nûş edince hayli râhat olur. Sâhil-i Batmân ile gidüp Kefindir kal‘ası altına vardıkda Bitlîs'den berü gelen uyûndan nûş edüp ayn-ı İskender münevver olur. "Bre meded", deyü şehr-i Bitlîs'e gelince şehir içinde nehir iki fırka olur. Avınç deresinden gelen uyûndan nûş eder, nef‘in müşâhede idemez, ammâ kal‘a-i Bitlîs kayasının sağ tarafından cereyân eden uyûndan nûş edince hemân kal‘a kayası dibinde hâb-ı 222b râhata varup safâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 222a–222b ·
metinde göster ·
… up cereyân ederek iki günde Hasankeyfâ kal‘asın zîrinde nehr-i Batmân'a, nehr-i
Batmân
dahi (---)(---)(---) nehr-i Şatt'a mahlût olur ve's-selâm.
El-hâsıl cemî‘i zî-rûh kısmı nûş edüp semîn ü cesîm olur ve bu uyûnlar ile reyy olan besâtînlerin sebzevâtları ter ü tâze olup gâyet latîf nebâtât [u] giyâhâtı olur. Ve bu nühûrlar cümle şehrin cânib-i garbında bir olup cereyân ederek ra‘d-vâr kayalar içre gürleyerek Kefindir kal‘asına varmazdan mukaddem cânib-i cenûbda bir azîm dere içre sapup cereyân ederek iki günde Hasankeyfâ kal‘asın zîrinde nehr-i Batmân'a, nehr-i Batmân dahi (---)(---)(---) nehr-i Şatt'a mahlût olur ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 226b ·
metinde göster ·
… z. Hemân ol sarây meydânına monlânın sidiği istîlâ edince nehr-i Darb ve nehr-i
Batmân
ve nehr-i Çerka ve Dicle gibi akup bu anda sarây meydânı bir buhayre olmağa baş …
Nev‘-i diğer-i ibret-nümâ: Monlâ Muhammed eyitdi: "Hanım! Sarây meydânı kapuların ve yukaru nerdübân kapuların cümle kapasınlar.Ta ki sen dahi ve aşağıdaki temâşâcılar seyir çalsınlar." deyince hân tenbîh edüp cümle kapuları sedd etdiler kim cânib-i erba‘ası kal‘a dîvârı gibidir. Monlâ Muhammed harârı içinden biraz çaput ve pembe ve şarmut pâreleri çıkarup huddâmlarıyla kapuların menfez deliklerin cümle dıkayup yine meydâna gelüp harârından bir bardak çıkarup suyundan bir pâre nûş etdi ve bardağı yine harârına pinhân etdi ve yine zekerin eline alup bu halk-ı âleme karşu ol kadar işedi kim selesi'l-bevle mübtelâ olan ol kadar teşâşür idemez. Hemân ol sarây meydânına monlânın sidiği istîlâ edince nehr-i Darb ve nehr-i Batmân ve nehr-i Çerka ve Dicle gibi akup bu anda sarây meydânı bir buhayre olmağa başlayınca bu kadar bin benî Âdem havfe düşüp bir hây [u] hûy-ı vâveylâ ve vâveledâ deyüp feyâd u figân edenlerin hadd [u] pâyânları ve bir cânibe firâr etmeğe cây-ı menâs yok, hemân monlâ harârının üstüne süvâr olup bu buhayre içre şinâverlik etmeğe başlayınca halk gördüler kim gark oluyorlar. Hemân cümlesi bir ağızdan "Amân hey Melek Ahmed Paşa! Amân kapuları açsınlar, bizi bu gark-ı âbdan halâs etsinler!" deyü feryâd [u] enîn etdiklerinde paşa "Bu ne hâldir, bu kadar ibâdullah, hey hân senin hânedânında gark-ı âb mı olsunlar?!" dedikde, hân paşanın destin bûs edüp "Sultânım, ma‘rifetdir, bunda helâk yokdur. Sehel sabr eyle." dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231b ·
metinde göster ·
… nehr-i Araz üzre Çoban köprüsü ve yine Araz üzre Altun Halkalı cisri ve nehr-i
Batmân
üzre kal‘a-i Hazzo kurbünde Batmân cisri. Bu zikr olunan cüsûrlardan mâ‘adâ niç …
Anadolu'da nehr-i Sakarya üzre Geyve cisri ve Osmâncık cisri ve Amasiyye cisri ve Erzurûm'da nehr-i Araz üzre Çoban köprüsü ve yine Araz üzre Altun Halkalı cisri ve nehr-i Batmân üzre kal‘a-i Hazzo kurbünde Batmân cisri. Bu zikr olunan cüsûrlardan mâ‘adâ niçe bin ibret-nümâ cisr-i azîmler seyr [ü] temâşâlar etdim ki her birinin vasfında lisân kâsırdır ammâ alâ kadri'l-imkân tahrîr olunmuşu vardır ve inşâallah mahalliyle niçesin dahi tahrîr ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… yine Araz üzre Altun Halkalı cisri ve nehr-i Batmân üzre kal‘a-i Hazzo kurbünde
Batmân
cisri. Bu zikr olunan cüsûrlardan mâ‘adâ niçe bin ibret-nümâ cisr-i azîmler sey …
Anadolu'da nehr-i Sakarya üzre Geyve cisri ve Osmâncık cisri ve Amasiyye cisri ve Erzurûm'da nehr-i Araz üzre Çoban köprüsü ve yine Araz üzre Altun Halkalı cisri ve nehr-i Batmân üzre kal‘a-i Hazzo kurbünde Batmân cisri. Bu zikr olunan cüsûrlardan mâ‘adâ niçe bin ibret-nümâ cisr-i azîmler seyr [ü] temâşâlar etdim ki her birinin vasfında lisân kâsırdır ammâ alâ kadri'l-imkân tahrîr olunmuşu vardır ve inşâallah mahalliyle niçesin dahi tahrîr ederiz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… nişînler ile inşâ olunmuşdur. Bu cisir gûyâ nehr-i Batmân-ı azîm üzre inşâ olan
Batmân
cisrine müşâbihdir. Zîrâ Batmân cisri mukaddem binâ olunmuşdur.
Ammâ bu Hasankeyf cisri temâşâ olıcak vâcibü's-seyr pül-i ibret-nümâdır. Şatt üzre, eyle bir dîvâne cereyân eder nehr-i arîz ü amîk üzre, Kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp eflâke kemend atmış kavs-ı kuzahdan nişân verir bir cisirdir. Üstâd-ı bennâ var kuvvetin bâzûya getirüp bu cisrin yemîn [ü] yesârında olan pâyelerine eyle rıhtım-ı Şeddâdî esâs bırağup üzerine bir kemer inşâ etmiş kim şehr-i Medâyin'de Tâk-i Kisrâ-yı Enûşirvân bu tâk-i Havernak'ın yanında bir bend-i revâkdır ve bu cisrin yemîn [u] yesârı cümle boşdur. Hâne hâne kâ‘a kâ‘a müte‘addid hücreler ve ıstabl-ı azîmler ve her hücrede Şatt'a nâzır pencereler ve şâhnişînler ile inşâ olunmuşdur. Bu cisir gûyâ nehr-i Batmân-ı azîm üzre inşâ olan Batmân cisrine müşâbihdir. Zîrâ Batmân cisri mukaddem binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
Ammâ bu Hasankeyf cisri temâşâ olıcak vâcibü's-seyr pül-i ibret-nümâdır. Şatt üzre, eyle bir dîvâne cereyân eder nehr-i arîz ü amîk üzre, Kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp eflâke kemend atmış kavs-ı kuzahdan nişân verir bir cisirdir. Üstâd-ı bennâ var kuvvetin bâzûya getirüp bu cisrin yemîn [ü] yesârında olan pâyelerine eyle rıhtım-ı Şeddâdî esâs bırağup üzerine bir kemer inşâ etmiş kim şehr-i Medâyin'de Tâk-i Kisrâ-yı Enûşirvân bu tâk-i Havernak'ın yanında bir bend-i revâkdır ve bu cisrin yemîn [u] yesârı cümle boşdur. Hâne hâne kâ‘a kâ‘a müte‘addid hücreler ve ıstabl-ı azîmler ve her hücrede Şatt'a nâzır pencereler ve şâhnişînler ile inşâ olunmuşdur. Bu cisir gûyâ nehr-i Batmân-ı azîm üzre inşâ olan Batmân cisrine müşâbihdir. Zîrâ Batmân cisri mukaddem binâ olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… nehr-i Şatt üzre bu cisri el-Melikü'l-Muzaffer es-Sultânu'l-Mu‘azzam Turan Şâh
Batmân
cisrin inşâ eden mi‘mârın şâkirdine bu Hasankeyf cisrin inşâ etdirmişdir. Bu ci …
Ana taklîden bu kal‘a-i Hasankeyf'de nehr-i Şatt üzre bu cisri el-Melikü'l-Muzaffer es-Sultânu'l-Mu‘azzam Turan Şâh Batmân cisrin inşâ eden mi‘mârın şâkirdine bu Hasankeyf cisrin inşâ etdirmişdir. Bu cisrin itmâmın Batmân cisrini binâ eden {üstâd} istimâ‘ edüp bir gün nihânîce Hasankeyf'e gelüp görse kim kendünün Batmân nehri üzre binâ etdüği cisirden âlî ve musanna‘ vü müzeyyen ve metîn ü müstahkem bir cisr-i ibret-nümâ olmuş kim hasedinden âh edüp şâkirdine eydür: "Ey oğul, eyi cisir binâ etmişsin ammâ bu cisir henüz nâ-tamâmdır. Bu cisrin tâ zirve-i a‘lâsında kined yerine bir hayli civa dök kim bu cisir ilâ yevmi'l-haşr ber-karâr ola." deyüp gâ’ib olur. Ol gice bu cisri binâ edenin üstâd-ı hasûdu bir tulum içre yedi yıllık Ergane sirkesi kim semm-i helâhilden nişân verir, âlem ağyârdan bî-haber iken ol hasûd-ı lâ-yesûd üstâd cisrin tâ kined yerine bir tulum sarp sirke döküp firâr eder. Ol gice cisrin orta yeri nehr-i Şatt'a dökülür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… eden mi‘mârın şâkirdine bu Hasankeyf cisrin inşâ etdirmişdir. Bu cisrin itmâmın
Batmân
cisrini binâ eden {üstâd} istimâ‘ edüp bir gün nihânîce Hasankeyf'e gelüp görse …
Ana taklîden bu kal‘a-i Hasankeyf'de nehr-i Şatt üzre bu cisri el-Melikü'l-Muzaffer es-Sultânu'l-Mu‘azzam Turan Şâh Batmân cisrin inşâ eden mi‘mârın şâkirdine bu Hasankeyf cisrin inşâ etdirmişdir. Bu cisrin itmâmın Batmân cisrini binâ eden {üstâd} istimâ‘ edüp bir gün nihânîce Hasankeyf'e gelüp görse kim kendünün Batmân nehri üzre binâ etdüği cisirden âlî ve musanna‘ vü müzeyyen ve metîn ü müstahkem bir cisr-i ibret-nümâ olmuş kim hasedinden âh edüp şâkirdine eydür: "Ey oğul, eyi cisir binâ etmişsin ammâ bu cisir henüz nâ-tamâmdır. Bu cisrin tâ zirve-i a‘lâsında kined yerine bir hayli civa dök kim bu cisir ilâ yevmi'l-haşr ber-karâr ola." deyüp gâ’ib olur. Ol gice bu cisri binâ edenin üstâd-ı hasûdu bir tulum içre yedi yıllık Ergane sirkesi kim semm-i helâhilden nişân verir, âlem ağyârdan bî-haber iken ol hasûd-ı lâ-yesûd üstâd cisrin tâ kined yerine bir tulum sarp sirke döküp firâr eder. Ol gice cisrin orta yeri nehr-i Şatt'a dökülür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… eden {üstâd} istimâ‘ edüp bir gün nihânîce Hasankeyf'e gelüp görse kim kendünün
Batmân
nehri üzre binâ etdüği cisirden âlî ve musanna‘ vü müzeyyen ve metîn ü müstahke …
Ana taklîden bu kal‘a-i Hasankeyf'de nehr-i Şatt üzre bu cisri el-Melikü'l-Muzaffer es-Sultânu'l-Mu‘azzam Turan Şâh Batmân cisrin inşâ eden mi‘mârın şâkirdine bu Hasankeyf cisrin inşâ etdirmişdir. Bu cisrin itmâmın Batmân cisrini binâ eden {üstâd} istimâ‘ edüp bir gün nihânîce Hasankeyf'e gelüp görse kim kendünün Batmân nehri üzre binâ etdüği cisirden âlî ve musanna‘ vü müzeyyen ve metîn ü müstahkem bir cisr-i ibret-nümâ olmuş kim hasedinden âh edüp şâkirdine eydür: "Ey oğul, eyi cisir binâ etmişsin ammâ bu cisir henüz nâ-tamâmdır. Bu cisrin tâ zirve-i a‘lâsında kined yerine bir hayli civa dök kim bu cisir ilâ yevmi'l-haşr ber-karâr ola." deyüp gâ’ib olur. Ol gice bu cisri binâ edenin üstâd-ı hasûdu bir tulum içre yedi yıllık Ergane sirkesi kim semm-i helâhilden nişân verir, âlem ağyârdan bî-haber iken ol hasûd-ı lâ-yesûd üstâd cisrin tâ kined yerine bir tulum sarp sirke döküp firâr eder. Ol gice cisrin orta yeri nehr-i Şatt'a dökülür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… ğı hâkinde sahrâ-yı vâsi‘ içre hargûş u gazâl şikâr ederek 5 sâ‘at gidüp nehr-i
Batmân
kurbünde,
Bu püleden karşu tarafa Hasankeyf beğiyle atlara süvâr olup sayd [u] şikâra gitdikde hakîr at üzre bu cisirden ubûr etmeğe zehrem çâk olup piyâdece güzer edüp karşu tarafda yine esb-i sabâ-sür‘atime süvâr olup Şatt'ın karşu tarafında yine Hasankeyf sancağı hâkinde sahrâ-yı vâsi‘ içre hargûş u gazâl şikâr ederek 5 sâ‘at gidüp nehr-i Batmân kurbünde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… dfûn olup ziyâretgâh-ı avâm-ı ünâs-ı hâs [u] âmdır. Ve bu 390a mahalde nehr-i
Batmân
Hasankeyf'e gelmezden üç sâ‘at mukaddem Şatt-ı Dicle'ye rîzân olur ve nehr-i Ba …
Ziyâret-i eş-Şeyh Hazret-i Çoban Sultân: Erzurûm eyâletinde Hasan kal‘ası kurbünde nehr-i Araz üzre bâlâda merkûm olan cisr-i Çoban'ı inşâ eden Âl-i Çobaniyân'dan bu dahi bir pâdişâh-ı Çobaniyân idi. Terk-i tâc u taht u baht edüp bu mahall-i fezâda bir bâğ-ı İrem içre bir mesîregâh kubbede medfûn olup ziyâretgâh-ı avâm-ı ünâs-ı hâs [u] âmdır. Ve bu 390a mahalde nehr-i Batmân Hasankeyf'e gelmezden üç sâ‘at mukaddem Şatt-ı Dicle'ye rîzân olur ve nehr-i Batmân'ın Miyâfârikîn ve Zirkî ve Bitlîs dağlarından tulû‘ edüp kal‘a-i Hazzo altında cisr-i Batmân altından ubûr etdiği, Van'a Melek Ahmed Paşa ile revâne olurken mufassal tahrîr olunmuşdur. Ve Şeyh Çoban ziyâretinde bir gece zevk u safâ edüp andan ale's-sabâh yine cânib-i şimâle 5 sâ‘atde yine sayd [u] şikâr-ı erneb ve ceyran ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b–390a ·
metinde göster ·
… âfârikîn ve Zirkî ve Bitlîs dağlarından tulû‘ edüp kal‘a-i Hazzo altında cisr-i
Batmân
altından ubûr etdiği, Van'a Melek Ahmed Paşa ile revâne olurken mufassal tahrîr …
Ziyâret-i eş-Şeyh Hazret-i Çoban Sultân: Erzurûm eyâletinde Hasan kal‘ası kurbünde nehr-i Araz üzre bâlâda merkûm olan cisr-i Çoban'ı inşâ eden Âl-i Çobaniyân'dan bu dahi bir pâdişâh-ı Çobaniyân idi. Terk-i tâc u taht u baht edüp bu mahall-i fezâda bir bâğ-ı İrem içre bir mesîregâh kubbede medfûn olup ziyâretgâh-ı avâm-ı ünâs-ı hâs [u] âmdır. Ve bu 390a mahalde nehr-i Batmân Hasankeyf'e gelmezden üç sâ‘at mukaddem Şatt-ı Dicle'ye rîzân olur ve nehr-i Batmân'ın Miyâfârikîn ve Zirkî ve Bitlîs dağlarından tulû‘ edüp kal‘a-i Hazzo altında cisr-i Batmân altından ubûr etdiği, Van'a Melek Ahmed Paşa ile revâne olurken mufassal tahrîr olunmuşdur. Ve Şeyh Çoban ziyâretinde bir gece zevk u safâ edüp andan ale's-sabâh yine cânib-i şimâle 5 sâ‘atde yine sayd [u] şikâr-ı erneb ve ceyran ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b–390a ·
metinde göster ·