… ‘âmı var kim yetmiş kubbedir, gûyâ matbah-ı Keykâvus'dur, şeb [u] rûz merreteyn
bay [u]
gedâ-yı fukarâ-yı mesâkîne ni‘meti mebzûldür. Ve bu imâret kurbünde bir kârbâns …
Ve bu ulemâya bir dârü'z-ziyâfe âsitânesi vardır. Ve bir matbahü't-ta‘âmı var kim yetmiş kubbedir, gûyâ matbah-ı Keykâvus'dur, şeb [u] rûz merreteyn bay [u] gedâ-yı fukarâ-yı mesâkîne ni‘meti mebzûldür. Ve bu imâret kurbünde bir kârbânsarây var. Ve devâbbât-ı müsâfirîn içün bir ıstabl-ı Anterîsi var, üç bin at ve katır ve deve makûlesi hayvânât alur. Böyle bir hayrât-ı azîm ve medâris-i kadîmelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 91a ·
metinde göster ·
gedâya ve hâs [u] âmma yevmiyye üç kerre ni‘meti mebzûldür.
nassı üzre ol Rabbü'l-âlemîn İslâmbol'un fethin Ebü'l-feth'e ihsân edüp ol dahi Kerîm ve Ganî ismine mazhar düşüp hünkârlık edüp ibtidâ gurebâ ve fukarâ ve zu‘afâya ni‘met-i uzmâyı bezl etmek içün ibtidâ imâret-i sarây-ı cedîd mâh [u] sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl bay u gedâya ve hâs [u] âmma yevmiyye üç kerre ni‘meti mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 93a ·
metinde göster ·
… zâ sarf eyleyüp bu âsitâneye bir âb-ı zülâl getirüp fukarâlara imâret inşâ edüp
bay [u]
gedâya ni‘meti mebzûldür.
Cümlesinden 126a Hazret-i Emîr Sultân tekyesi tarîk (---) ulu âsitânedir. Yüzden mütecâviz hücre ve fukarâları vardır. Her leyle (---)(---) cümle fukarâ Arapça âyeti emrine imtisâlen tevhîd [ü] tezkîr edüp vücûdların ifnâ ile ihyâ ederler. Kapudan Halîl Paşa mâl-ı gazâ sarf eyleyüp bu âsitâneye bir âb-ı zülâl getirüp fukarâlara imâret inşâ edüp bay [u] gedâya ni‘meti mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125b–126a ·
metinde göster ·
… cûd eder. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbeleri meşhûrdur. Ve
bay u
gedâya ni‘metleri mebzûldür. Ve cümle yâr anda âlüfte dervîşân-meşreb halkı var …
İşte Galata şehrinin bu gûne esnâfâtları vardır. Bu keyfiyetlere mübtelâ olup müflis mendebûr olanları Yağkapanıkapusunun iç yüzündeki zindâna koyup ıslâh-ı vücûd eder. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbeleri meşhûrdur. Ve bay u gedâya ni‘metleri mebzûldür. Ve cümle yâr anda âlüfte dervîşân-meşreb halkı vardır. Vakt-i şitâda oda sohbetleri memdûhdur. Ve a‘yân [u] kibâr re’îsleri seferden gelüp filika ve firkateleri ile cümle yârânların alup Boğazhisâr'da bâğ fasıllarına gidüp cân sohbeti etmeleri meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130a ·
metinde göster ·
… Vâlide'dir. Bu dahi ol tertîb üzre cum‘a geceleri pilâvı, zerdesi dahi mebzûl-ı
bay [u]
gedâ ve pîr [u] cüvândır. Ve cevâmi‘ huddâmları sekiz yüz âdem ta‘yîn-i vazîfe …
İkinci imâret-i it‘âm Orta Vâlide'dir. Bu dahi ol tertîb üzre cum‘a geceleri pilâvı, zerdesi dahi mebzûl-ı bay [u] gedâ ve pîr [u] cüvândır. Ve cevâmi‘ huddâmları sekiz yüz âdem ta‘yîn-i vazîfe alırlar, evkâf-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 142b ·
metinde göster ·
Bunların alayından sonra emîn ağanın alayı mevc mevc ve fevc ü fevc gelüp şâhrâhın iki tarafında olan âdemlerin bay [u] gedâsına cevâhir gülâbdânlar ile pençe-i âfitâb gılmânlar gülâb nisâr edüp ardı sıra niçe mahbûblar dahi tarafeyne buhûr [u] ûd-ı mülebbes ve amber-ı hâm yakarak ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 178b ·
metinde göster ·
… bu Çomar'ı serdâr edüp kâh Hakkarî ve kâh Mahmûdî köylerin nehb ü gâret etdirüp
bay [u]
muğtenim yine Van'a gelirdi. Niçe kerre böyle Hakkarî'den intikâm alup baş u di …
Âhir Çomar hapisden halâs olup cümle yüz aded yiğidiyle Merzivân'da kendüyi haps edüp mâlın alan Dilâver Ağa'nın 282a çiftliğin basup elli mikdârı küheylân atların alup bu kadar gâret ü hasâret edüp çiftliği âteşe verüp bu kadar mâl ü menâl ile doğru Van'da Şemsî Paşa oğlu Mehemmed Emîn Paşa, Melek Ahmed Paşalı olmağile ana varup yine bayrak açar. Mehemmed Emîn Paşa Van'da Hakkarî'yle ve Hoşâb Hâkimi Mahmûdî Süleymân Beğ ile hasm olup bu Çomar'ı serdâr edüp kâh Hakkarî ve kâh Mahmûdî köylerin nehb ü gâret etdirüp bay [u] muğtenim yine Van'a gelirdi. Niçe kerre böyle Hakkarî'den intikâm alup baş u dil ü mâl alurdu. Âhir Vanlılar bu Çomar'ın fetâlığından hazz edüp Çomar'a dirlik etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 281b–282a ·
metinde göster ·
… destinde iken bu şehirde mihmân olup âsitâne-i Bektaşiyân olmuşdur. Hâlâ cümle
bay u
gedâya sofra-i bî-imtinânıyla ni‘meti mebzûldür.
Andan bâğlar içinde Hızırlık nâm mahalde Açıkbaş tekyesi. Bir âsitâne-i Bektaşiyândır kim tâ Hazret-i Hacı Bektaş Velî, bu şehir Yarmeni destinde iken bu şehirde mihmân olup âsitâne-i Bektaşiyân olmuşdur. Hâlâ cümle bay u gedâya sofra-i bî-imtinânıyla ni‘meti mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 21b ·
metinde göster ·
… cisri memdûh olan Kirezlik Gölü nâm bir buhayrecikdir. şehrin cümle fukarâsı ve
bay [u]
gedâları bu gölde her bâr câmeşûyluk edüp esbâb yıkarlar, ammâ bi-emrillâhi Te‘ …
İbret-nümâ-yı sun‘-ı diğer: Bâlâda cisri memdûh olan Kirezlik Gölü nâm bir buhayrecikdir. şehrin cümle fukarâsı ve bay [u] gedâları bu gölde her bâr câmeşûyluk edüp esbâb yıkarlar, ammâ bi-emrillâhi Te‘âlâ yaykadıkları esbâb-ı köhne eğer zamân ile la‘lgûn ve sebiz-gûn ve nîlgûn ve esved levn ve beyâz levn ise hemân kim bu buhayrede bir esbâb yaykana, bi-emrillâh eğer beyâz ise ve eğer kırmızı ve siyâh ise ol mertebe her rengi tâzelenir kim gûyâ henüz sabbağ boyacı destinden çıkmışa döner. Ekseriyyâ hindîler bu buhayrede fenâ bulup lekelenmiş esbâbları gasl edüp ter u tâze olur. Cümle halk bu esrâra vâkıfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 23a ·
metinde göster ·
… eri çalınup sabâh ve ahşam yigirmi Akkirmân kazganı ta‘âm tabh olup hâs u âm ve
bay u
gedâya ni‘met-i bî-imtinânı mebzûl idi.
Ve her tarafda herkes lu‘b u lehv ve ayş [u] işretde olup Paşa'nın evkât-ı hamsede dokuzar kat mehterhâneleri çalınup sabâh ve ahşam yigirmi Akkirmân kazganı ta‘âm tabh olup hâs u âm ve bay u gedâya ni‘met-i bî-imtinânı mebzûl idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 53b ·
metinde göster ·
… içre kuş gibi {uçup} vakt-i zuhurdan bir sâ‘at sonra geliyor. Cümle mahsûr olan
bay u
gedâ ve pîr [u] cüvân hamd [u] senâ edüp hakîr yine minâreye çıkdım. Gördüm ki …
Hemân hakîr minâreden ezân perdesinde, "Bire ümmet-i Muhammed, size müjde olsun. Deryâ-misâl Akkirmân askeriyle Melek Ahmed Paşa askeri geliyor" deyü haykırarak aşağı inüp cümle guzâta boğazım boğulunca çağıra çağıra muştulayup niçe âdemler dahi minâreye çıkup gördüler kim bir kara dağ gibi âdem deryâsı kara toz içre kuş gibi {uçup} vakt-i zuhurdan bir sâ‘at sonra geliyor. Cümle mahsûr olan bay u gedâ ve pîr [u] cüvân hamd [u] senâ edüp hakîr yine minâreye çıkdım. Gördüm ki kal‘aya karîb cümle Tatar ve Paşalılar atlarından enüp at tartıların tartup çatal atların bırağup yarar koşkol kazaklanmış atlarına binüp çapul çiverdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60b ·
metinde göster ·
gedâ-yı a‘yân: Cümle yedi sekiz yüz aded tahtânî ve fevkânî musanna‘ kırmızı ki …
Sitâyiş-i sarây-ı bay u gedâ-yı a‘yân: Cümle yedi sekiz yüz aded tahtânî ve fevkânî musanna‘ kırmızı kiremit örtülü şâhâne şâhnişînli ve billûr ve necef moranlı revzenler ile ârâste ve şâhrâh-ı mutahhara ile pîrâste olmuş hânedânlardır. Cümleden meşhûr sarâyları bildirir. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 94b ·
metinde göster ·
… âta ziyâretgâhdır ve subh u mesâ âyende vü revendegâna matbah-ı Keykâvûslarında
bay u
gedâya ni‘metleri firâvân bir imâret-i müsâfirândır. Andan yine cânib-i garba ( …
Ve bu gâzînin yanında ziyâret-i (---)(---)(---) ser-i sa‘âdetinde Bektaşî külâhı üzre turna telleri ile müzeyyen bir sa‘îd ü şehîd mücâhid fî sebîlillâhdır kim ikisi de hâlâ erbâb-ı hâcâta ziyâretgâhdır ve subh u mesâ âyende vü revendegâna matbah-ı Keykâvûslarında bay u gedâya ni‘metleri firâvân bir imâret-i müsâfirândır. Andan yine cânib-i garba (---) sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 97b ·
metinde göster ·
… âs-ı râhat-efzâdır kim içine giren âdem hayât-ı câvidân bulur, zîrâ şeb [ü] rûz
bay u
gedâ-yı pîr ü cüvân u mugân ve gebr ve tersâya birer sini içre birer tas gendüm …
Husûsan eyyâm-ı şitâda bir menzil-i cây-ı menâs-ı râhat-efzâdır kim içine giren âdem hayât-ı câvidân bulur, zîrâ şeb [ü] rûz bay u gedâ-yı pîr ü cüvân u mugân ve gebr ve tersâya birer sini içre birer tas gendüm şurbâsı ve her âdeme birer nân ve her leylde her ocak başına birer şem‘-i revgan ve her at başına birer tobra arpa ve her leyle-i cum‘ada birer sini yahni ve pilav zerde ile sofra-i bî-imtinânı mebzûldür. El-hâsıl matbah-ı Keykâvûs'u matbah-ı Selçukiyân gibi bir dârü'z-ziyâfedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 98a ·
metinde göster ·
Bunlardan mâ‘adâ sağîr ü kebîr cümle kârgîr binâ tahtânî ve fevkânî
bay u
gedâ hâneleridir kim cümle kiremitli ve câ-be-câ şindire tahta örtülü bâğ u bâğ …
Bunlardan mâ‘adâ sağîr ü kebîr cümle kârgîr binâ tahtânî ve fevkânî bay u gedâ hâneleridir kim cümle kiremitli ve câ-be-câ şindire tahta örtülü bâğ u bâğçe ve şâhnişîn ve kasr-ı âlîli beyt-i ra‘nâlardır kim cümlesi biri birlerinden âlî zemîne vâki‘ olmağile cümle büyûtlarının revzenleri ve 114a manzaraları nehr-i Tuna'ya ve nehr-i Sava'ya ve sahrâ-yı Zümon'a nâzır büyût-ı müzeyyenlerdir kim cümle mevzûn bacalı ve ikişer kat porta kapulu hânedânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 113b–114a ·
metinde göster ·
Sene 958 târîhinde asr-ı Süleymân Hân'da Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa fethidir. Ba‘dehû küffâr istîlâ edüp Sokollu Mehemmed Paşa fethidir. Ba‘dehû mürûr-ı eyyâm ile harâb u yebâb olup sene (---) târîhinde Köpürlü Mehemmed Paşa Yanova kal‘asın feth etdikde müceddeden bu kal‘ayı amâr edüp dizdâr ve elli aded nefer ve cebehâne koyup bir câmi‘ ve bir hân-ı azîm ve tevhâne ve mütevellîhâneler ve mekteb ve tekye ve bir imâret-i dârü'z-ziyâfe inşâ edüp cemî‘i âyende vü revendeye ni‘met-i nefîse-i bî-imtinânı subh u mesâ bay u gedâya mebzûldür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120a ·
metinde göster ·
… n girdâb-ı azîme dökülür. El-hâsıl şehr-i Sarây sudan ibâretdir kim elbette her
bay u
gedâ hânelerinden birer uyûn cârîdir.
Der-medh-i enhâr-ı âb-ı hayevân: Evvelâ şehr-i Sarây'ın ortasından akan nehr-i Milaçka Ravna yaylalarından (---)(---)(---) ve Maçkosa ve Mokra dağlarından cem‘ olup cereyân ederek şehir içinde Hünkâr cisri altından ubûr edüp iki sâ‘at aşağı nehr-i Sarây'a karışır ve nehr-i Sarây dahi cânib-i kıble ve semt-i cenûbda Foniça ve Lipete ve Biyelemik (---) Hersek dağlarından berü gelüp aşağıda (---) nâm mahalde nehr-i Sava'ya nehr-i Sava dahi Hırvadistân'dan ve Dodoşka dağlarından gelüp Belgrad dibinde nehr-i Tuna'ya katılır. Nehr-i Tuna dahi cânib-i garbda Alman dağlarından gelüp cânib-i şarka akarak kal‘a-i Kili ve kal‘a-i Tulça kurblarında beş yerde Karadeniz'e munsabb olur. Karadeniz dahi İslâmbol'un Yedikulle burnunda bi-emr-i Hudâ bir beyâz râdde deryâ üzre çekilmişdir. Ol mahalde Karadeniz Akdeniz'e mahlût olduğu azharun mine'ş-şemsdir. Akdeniz dahi Sebte boğazında Bahr-i Muhit'e ol dahi Bahr-i Okyunus'da bi-emr-i Hâlik-ı kevneyn girdâb-ı azîme dökülür. El-hâsıl şehr-i Sarây sudan ibâretdir kim elbette her bay u gedâ hânelerinden birer uyûn cârîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 129b ·
metinde göster ·
Der-vasf-ı reng-i rûy-ı eşkâl-i insân: Âb [u] havâsı gâyet latîf olduğundan ve yazı yaz ve kışı kış olduğundan cemî‘i halkının reng-i rûları humret üzredir, zîrâ bu şehrin cânib-i erba‘ası yaylalardır ve âb-ı hayât suları firâvândır. Anıniçün ahâlîleri zinde cân-ı cânândır. Hattâ niçe bin ricâl makûlesi kemâl mertebe müsinn ve mu‘ammer ve Zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i müsemmâsı yüz yetmişe yetmiş, gitmiş ve cimâ‘ [u] musâhebetden kalmış olurlar, ammâ cümle ünâsı pâk-i‘tikad ve mü’min ve muvahhid ve sâhib-i vera‘ ve gıll ü gışdan berî kimesnelerdir kim cümle sağîr ü kebîri ve bay u gedâları gâyet musallîdirler. Hattâ çârsû-yı bâzârda akçe sayarken ezân işitdikleri gibi "Lebbeyk Allâhüm" deyüp akçeyi meydânda bırağup dükkânların kapamadan gürûh gürûh câmi‘e giderler. Edâ-yı salâtdan sonra yine ticâret ederler, zîrâ cemî‘i halkı "el-kâsibu habîbullâh" deyü ticâret ederler ve aslâ batıyyü'l-hareke olup tembelân-ı Horasan olan ma‘rifetsiz âdemi sevmezler. Elbette bir ma‘rifet ile kifâflanan âdeme ri‘âyet edüp ehl-i kelâm ve ehl-i kemâl âdemlere zekât dahi verirler ve hacıyân, gâzîyân, tüccârânı gâyet çokdur. Cümle halkı Boşnakca ve Türkçe ve Sırf ve Latin ve Hırvad ve Bulgarca tekellüm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130a ·
metinde göster ·
Der-beyân-ı sarây-ı kârbân-ı revân: Cümle bir kârbânsarây-ı hasbîdir, ammâ cümle hânedân sâhiblerinin bâbları meftûh olup cümle bay u gedâ mihmân olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 166b ·
metinde göster ·
… de ve ulemâ ve fukarâ-yı mesâkîne subh u şâm ale'd-devâm sofra-i bî-imtinânları
bay u
gedâya mebzûllerdir. Cümleden Yahyâ Paşa imâreti ve Hünkâr imâreti ve Koca Must …
Alâmet-i me’kel-i dâr-ı it‘âm-ı imârât: Cümle dokuz aded me’kel-i dârü'z-ziyâfe-i müsâfirîn ve mücâvirînlerdir kim cemî‘i âyende vü revende ve ulemâ ve fukarâ-yı mesâkîne subh u şâm ale'd-devâm sofra-i bî-imtinânları bay u gedâya mebzûllerdir. Cümleden Yahyâ Paşa imâreti ve Hünkâr imâreti ve Koca Mustafâ Paşa imâreti ve İshâk Beğ imâreti ve oğlu İsâ Beğ imâretleri dâ’imâ cârî ni‘met-i firâvândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 171b ·
metinde göster ·
… kadar memdûh değildir, lâkin ahâlîsi gâyet garîb-dost âdemlerdir kim ni‘metleri
bay u
gedâya mebzûldür. Hattâ bu şehirde rûz-ı rûşende kapusun kapayup hânedânında ot …
Ammâ şehrin âb [u] havâsı ol kadar memdûh değildir, lâkin ahâlîsi gâyet garîb-dost âdemlerdir kim ni‘metleri bay u gedâya mebzûldür. Hattâ bu şehirde rûz-ı rûşende kapusun kapayup hânedânında oturmak gâyet ayıbdır. Ganîmet şehir olmağile bir âdem atıyla bir hânda bir ay otursa kimesne çûn [u] çirâ demezler. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 174a ·
metinde göster ·
… Ancak Ahmed Ağa sarâyı hâlâ yeni binâ olunmak ile kiremit örtmüş. Yohsa mâ‘adâ
bay u
gedâ büyûtları cümle kayağan ile mestûr büyût-ı ma‘mûrelerdir. (---)
Sitâyiş-i varoş-ı İştib: Kal‘anın cânib-i şarkîsinde iki dere depeler mâbeyninde bir vâsi‘ öz içinde bâğlı ve bâğçeli ve mâl-â-mâl kârgîr binâ tahtânî ve fevkânî ma‘mûr u müzeyyen cümle iki bin iki yüz kırk aded serâpâ kayağan taş örtülü hânedân-ı ra‘nâlardır. Ancak Ahmed Ağa sarâyı hâlâ yeni binâ olunmak ile kiremit örtmüş. Yohsa mâ‘adâ bay u gedâ büyûtları cümle kayağan ile mestûr büyût-ı ma‘mûrelerdir. (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 37b ·
metinde göster ·
… h mâlik değildir. Ve imâret-i dârü'z-ziyâfe dahi Emîr Efendi'nindir kim ni‘meti
{bay u
gedâya mebzûldur}.
Netîce-i merâm bu şehir içre ta‘rîf u tavsîf etdiğimiz hân ve câmi‘ ve çârsû-yı bâzâr ve havz u şazrevân ve bezzâzistân ve cüsûrlar cümle bu büyük şeyh Emîr Sultân'ın hayrât [u] hasenâtlarıdır kim bu şehri ol azîz ism-i "Yâ Azîz"e mazhar düşüp amâr etmişdir. İşte devlet-i Âl-i Osmân'da bu pîşvâ-yı tarîk şeyh-i azîz ve bir de Fâtih-i Yemen Sinân Paşa kîmyâya mâlik olup bu kadar hayrât [u] hasenât etmişlerdir. Hakkâ ki bir şeyh künc-i uzletde neye mâlik olup bu kadar hayrât ede. Elbette kîmyâ-yı iksîr-i a‘zam berekâtıyla bu kadar âsâr-ı binâlar etmiş kim bir pâdişâh mâlik değildir. Ve imâret-i dârü'z-ziyâfe dahi Emîr Efendi'nindir kim ni‘meti {bay u gedâya mebzûldur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38a ·
metinde göster ·
gedâya ve pîr u cüvâna ve gebr ü tersâya mebzûldur. Bunlar da bu menzilde olmas …
Bu rabta içre bir kiremit örtülü bir câmi‘ ve bir mescid ve bir hân ve on beş dükkân var, gayri imâret yokdur. Ancak cümle on o kadar Müselmân hâneleridir, mâ‘adâ Bulgar ve Sırf kefereleri evleridir. A‘yândan Kâsım Ağa ve karındaşı Mehemmed Ağaların hâneleri âyende vü revendegâna mihmân-sarây olup ni‘metleri bay u gedâya ve pîr u cüvâna ve gebr ü tersâya mebzûldur. Bunlar da bu menzilde olmasalar bu dereden kuş uçmazdı. Andan Kâsım Ağa bu hakîre yigirmi yiğit tüfeng-endâz refîkler verüp ale's-sabâh cânib-i şarka dağlar ve ormanlar ve niçe bin sürü koyunlar geçüp 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38b ·
metinde göster ·
Ve cümle yüz elli aded hânedân hammâmları vardır deyü nakl etdiler ve bay u gedâ hânelerinde cümle eyyâm-ı şitâda sobaları vardır, zîrâ şiddet-i şitâsı şedîd olur, ammâ eyyâm-ı medîd olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 55b ·
metinde göster ·
… pîr [ü] cüvâna birer tas çobra ve bir nân-pâre mâh u sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl
bay u
gedâya ve fukarâ-yı mesâkîne her bâr gendüm çorbası ve leyle-i Cum‘ada pirinç p …
Ve cümle bir aded imâret-i dâ[r]ü'z-ziyâfe-i dârü'l-it‘âmı var kim subh u mesâ cemî‘i âyende vü revendegân müsâfirîn ve pîr [ü] cüvâna birer tas çobra ve bir nân-pâre mâh u sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl bay u gedâya ve fukarâ-yı mesâkîne her bâr gendüm çorbası ve leyle-i Cum‘ada pirinç pilâvı ve zerdesi ve yahnisi mebzûldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 56b ·
metinde göster ·
… şâh-ı çârnâsâr u inpiratorlar arasında pâdişâhlık oldur kim eğer kefere ve eğer
bay u
gedâ fukarâlarına ve yetîm ve yetîmelerine merhamet edesin. Al imdi kendi öksüz …
"Bunun babasın öldürüp mâl [u] mülkin almak hüner değildir. Şehinşâh-ı çârnâsâr u inpiratorlar arasında pâdişâhlık oldur kim eğer kefere ve eğer bay u gedâ fukarâlarına ve yetîm ve yetîmelerine merhamet edesin. Al imdi kendi öksüz garîbini" deyüp Yanoş gulâmı Süleymân Hân önünde bırağup avret alarka durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 74b ·
metinde göster ·
… a ve kapu yanında olan kubbe su hazînesine âb-ı nâbı dolup ol kubbe çeşmesinden
bay u
gedâ su alup def‘-i atşân ederler bir kâr-ı küffâr vâcibü's-seyr bir çâh-ı nâmd …
Ve bu tophâneye muttasıl bir çâh-ı mâsı var, kâmil yüz kulaçdır, suyu tâ nehr-i Tuna'dan lağımlar ile gelir bir müdevver kuyudur kim suyunu dollâblar ile atlar çeküp paşa sarâyına ve ba‘zı hânedânlara ve kapu yanında olan kubbe su hazînesine âb-ı nâbı dolup ol kubbe çeşmesinden bay u gedâ su alup def‘-i atşân ederler bir kâr-ı küffâr vâcibü's-seyr bir çâh-ı nâmdârdır. Ve bu kuyu etrâfı ve mezkûr tophâne altı ve paşa sarâyı altı ve gayri hânedânların altları cümle zîr-i zemînler ve su sarnıçları ve mehâzinler ve cebehâne ve bârûdhâne ve gayri mühimmât [u] levâzımât duracak mahzenlerdir kim niçe yerde (yerde) Tuna'ya nâzır pençereleri cümle demir kafesli ve demir kapaklı manzaralardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b ·
metinde göster ·
… yâfe-i pîr [u] cüvândır. Evvelâ yukaru Şeyh Hasan Efendi tekyesinin subh u mesâ
bay u
gedâya ni‘meti mebzûldur. Ve aşağıda Koca Mûsâ Paşa hânı yanında imâretinin ni‘ …
Der-imâret-i dârü'l-it‘âm-ı fakîrân-ı garîbân: Cümle iki aded dârü'z-ziyâfe-i pîr [u] cüvândır. Evvelâ yukaru Şeyh Hasan Efendi tekyesinin subh u mesâ bay u gedâya ni‘meti mebzûldur. Ve aşağıda Koca Mûsâ Paşa hânı yanında imâretinin ni‘meti mâh u sâl bi'l-guduvvi [ve]'l-âsâl ni‘meti dâ'imdir. 141b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 141a–141b ·
metinde göster ·
… e Paşa sarâyı kurbunda bir me’kel-i imâretidir kim cemî‘i âyende vü revendegâna
bay u
gedâya ve pîr [u] cüvâna mâh [u] sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl,
Ve cümle bir aded imâret-i dârü'l-it‘âm-ı fakîrânı Gâzî Sinân Paşa hayrâtıdır. Câmi‘iyle Paşa sarâyı kurbunda bir me’kel-i imâretidir kim cemî‘i âyende vü revendegâna bay u gedâya ve pîr [u] cüvâna mâh [u] sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 145a ·
metinde göster ·
Evvelâ âb [u] hevâsı Temmûz'da latîfdir, ammâ şiddet-i şitâsı şedîd olup gölü donup buz oldukda kâfirden ol zamân pek havf ederler, zîrâ küffâr şebhûn edüp buz üzre gelirler, bi-inâyetillâhi Ta‘âlâ yine hâ’ib ü hâsir giderler, zîrâ bu kal‘a Hazret-i Ali'nin himâyesinde olduğun niçe bin sulehâ-yı ümmetden kimesneler vâkı‘alarında görmüşlerdir. Ve ol şitâda cemî‘i Kanije'nin sağîr ü kebîri ve bay u gedâsı kal‘a etrâfındaki buzları kable'l-mağrib kesüp kal‘ayı ziyâdesiyle muhâfaza ederler. Gâyet şecî‘ ve bahâdır gâzîleri vardır. Her sabâh elbette kâfire çeteye ve poturaya giderler ve kâfir de her zamân anlara gelüp ceng-i azîmler edüp baş alup baş verir ve bir baş kâfire varır gâzîleri vardır, ammâ ekserî yayanlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 182b ·
metinde göster ·
… a-i Kanije'ye Topraklık kal‘ası tarafından şehre dâhil olunca cümle Kanijelinin
bay u
gedâ ve pîr ü cüvânları istikbâlimize çıkup koca Kanije kal‘asından bir yaylım …
Menzil-i kal‘a-i Kanije'ye Topraklık kal‘ası tarafından şehre dâhil olunca cümle Kanijelinin bay u gedâ ve pîr ü cüvânları istikbâlimize çıkup koca Kanije kal‘asından bir yaylım top şâdımânları olup murğ-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kaldı. Bir alay-ı sürûr-ı hubûr olundu kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olmaz. Hattâ katl etdiğimiz kulağızımızdan ötürü cümle gâziyân-ı Kanije,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 9a ·
metinde göster ·
gedâsına ve pîr [u] cüvânlarına ve hasta vü mecrûhlarına mâlları ve cânları ve …
Ve niçe bin asker Ustolni'ye geldiklerinde gûyâ kâlıb-ı bî-rûh âdemler âb [u] hevâsı latîf şehre girince çoğu mevtâya cân gelir gibi oldular, hayât-ı tâze ve sürûr-i dilnüvâze döndüler, zîrâ Ustolni'nin halkı gâyet garîb-dost âdemler olmağile cemî‘i Âl-i Osmân askerinin bay u gedâsına ve pîr [u] cüvânlarına ve hasta vü mecrûhlarına mâlları ve cânları ve başlarıyla hidmet edüp var makdûrların sarf etdiler. Hudâ cümlesinden râzî ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27b ·
metinde göster ·
… ur, ammâ cümleden İstifani kenîsesi ve Kral Sarâyı imâreti cümleden ma‘mûr olup
bay [u]
gedâya ve cüvân u pîr u sıbyâna hon-ı bî-imtinânları mebzûldur.
Cümle on bir yerde me’kel-i dâru'z-ziyâfe vardır. Gerçi hasîs ve le’îm ve hisâbî vilâyeti olup kaht [u] galâ şehirdir, ammâ elbette her kral manastırlarının imâretlerinde buğday ve un çorbası pişüp kenîselerde sâkin olan bıtrîk ve kıssîslere ve ba‘zı fukarâlara çobraları mebzûldur, ammâ cümleden İstifani kenîsesi ve Kral Sarâyı imâreti cümleden ma‘mûr olup bay [u] gedâya ve cüvân u pîr u sıbyâna hon-ı bî-imtinânları mebzûldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63b ·
metinde göster ·
Ve cümle a‘yân-ı kibârın eşbehi biri paşadır kim ni‘meti
bay u
gedâya ve pîr ü cüvâna şeb [ü] rûz sofra-i bî-imtinânı mebzûldur. Ekseriyyâ ahâ …
Ve cümle a‘yân-ı kibârın eşbehi biri paşadır kim ni‘meti bay u gedâya ve pîr ü cüvâna şeb [ü] rûz sofra-i bî-imtinânı mebzûldur. Ekseriyyâ ahâlîleri tüccâr olup yine cümle serhadli esbâbları geyüp gâyet mü’eddeb gâzî âdemlerdir. Hîn-i savaş-ı perhâşda bu şehirden iki bin yarar cürd atlı asker çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 79a ·
metinde göster ·
… re getirüp hân ve câmi‘ ve hammâmlara ve mezkûr çeşmelerden cereyân edüp cemî‘i
bay u
gedâ ve mahlûk-ı Hudâ nûş edüp şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ ervâhların yâd ederler. …
Ve bu çeşmelerin suları At kapusundan taşra rub‘ sâ‘at ba‘îdce kuyulardan atlar çeküp terâzûlar ile üstâd-ı kâmiller derûn-ı şehre getirüp hân ve câmi‘ ve hammâmlara ve mezkûr çeşmelerden cereyân edüp cemî‘i bay u gedâ ve mahlûk-ı Hudâ nûş edüp şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ ervâhların yâd ederler. Bir acîb ü garîb dollâblı kuyulardır kim temâşâgâh-ı ibret-nümâdır. Ve azîm evkâfları üzre cümle şehir a‘yânları nâzıru’n-nuzzâr olduklarından bu hayrât fenâ bulmak ihtimâlleri yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119a ·
metinde göster ·
gedâ ve pîr [ü] cüvâna mebzûldur. Hattâ bu hakîr-i fakîr küstâhâne bi'l-bedâhe …
Nehr-i Kaçı kenârında üç yüz evli bâğ u bâğçeli ve iki câmi‘-i kadîmli ve bir hammâmlı ve bir mihmânsarâylı bir ma‘mûr köydür, ammâ gûyâ bir kasaba-i ra‘nâdır. Bunda Hızır Şâh Efendi hazretlerinin tekyesinde mihmân olup her bâr kendülerinin şeref-i sohbetleriyle müşerref olup şeb [ü] rûz tarîk-i Halvetî'nin halka-i zikrine girüp tevhîd [ü] tezkîr ederdik. Bu azîz hâlâ vilâyet-i Kırım'da kırk bin mürîde mâlikdir. Bir azîm âsâr-ı binâlı kârgîr kıbâblarla mebnî bir ulu âsitânedir. Şeb [ü] rûz âyende vü revendelere sofra-i bî-imtinânıyla ni‘metleri bay u gedâ ve pîr [ü] cüvâna mebzûldur. Hattâ bu hakîr-i fakîr küstâhâne bi'l-bedâhe Hızır Şâh Efendi’ye münâsib bu ebyât denilmişdir, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 119b ·
metinde göster ·
… üç yerde dâru'l-ıt‘âm-ı mesâkînler vardır kim mâh u sâl bi’l-guduvvi ve'l-âsâl
bay u
gedâya ve pîr [u] cüvâna ni‘metleri mebzûldür. Evvelâ Hân Sarâyı imâretine vara …
Der-imâret-i dâru'z-ziyâfe-i fakîrân-ı garîbân: Cümle üç yerde dâru'l-ıt‘âm-ı mesâkînler vardır kim mâh u sâl bi’l-guduvvi ve'l-âsâl bay u gedâya ve pîr [u] cüvâna ni‘metleri mebzûldür. Evvelâ Hân Sarâyı imâretine varan elbette def‘-i cû‘ edüp selef pâdişâhlarına hayr du‘âlar ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127a ·
metinde göster ·
… alar ve atalıklar ve'l-hâsıl Bâğçesarây'ın cemî‘i a‘yân-ı kibâr-ı kübbârları ve
bay [u]
gedâları bunda medfûnlardır, zîrâ tâ Hazret-i Risâlet-penâh asrından berü bu ma …
Andan bu kıbâbların hârici etrâfında cemî‘i kalgalar ve nûru'd-dehrler ve sultânlar ve biyim ve bükeçler ve Kazak sultânlar ve cümle vüzerâ ve mirzalar ve atalıklar ve'l-hâsıl Bâğçesarây'ın cemî‘i a‘yân-ı kibâr-ı kübbârları ve bay [u] gedâları bunda medfûnlardır, zîrâ tâ Hazret-i Risâlet-penâh asrından berü bu mahal cebbâne-i hâmûşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 130b ·
metinde göster ·
… ne-i dervîş-i dil-rîşândır. Bunun dahi subh u mesâ imâret-i dâru'z-ziyâfesinden
bay u
gedâ-yı pîr [ü] cüvâna ni‘meti mebzûldur. Ammâ bunda olan zikrullâh tevhîd-i er …
Andan Dâmâd Efendi tekyesi: Bu dahi bir ulu âsitâne-i dervîş-i dil-rîşândır. Bunun dahi subh u mesâ imâret-i dâru'z-ziyâfesinden bay u gedâ-yı pîr [ü] cüvâna ni‘meti mebzûldur. Ammâ bunda olan zikrullâh tevhîd-i erre bir tekyede olmaz, zîrâ Dâmâd Efendi hazretler[i] bir pîşvâ-yı reh-nümâ-yı Âl-i Abâ'dır kim rûhâniyyetlerinden cemî‘i âşıkân-ı sâdıkânlar sermest olup aşk-ı İlâhî ile kendülerden geçerler, bir gûne tekye-i mehîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 140b ·
metinde göster ·
Menzil-i şehr-i Akmescid, andan Eski Kırım, andan menzil-i Güleç salası, ya‘nî Güleç köyü: Kefe kal‘ası kurbunda iki yüz Tatar evli ve bir kubbe-i âlîli ve taş minâreli câmi‘i ve bir hammâmı cümle kurşum imâretli câmi‘dir ve bâğ u bâğçesi var ma‘mûr köydür. Bunda Güleçli eş-Şeyh Ahmed Efendi hazretleri e‘izze-i kirâmdan mazınne-i kerâme ulu sultândır kim hâlâ kırk bin bıyıkları tırâş mürîde mâlik tarîk-i Halvetî'de pîşvâ-yı tarîk-i Âl-i Abâ'dır. Kırk bin mürîdi dahi derûn-ı Kırım'da sâkin mu‘tekid muhibleri vardır. Âsitânesinde ni‘meti âyende vü revende ve bay u gedâya şeb [ü] rûz mebzûldur. Andan cânib-i şarka 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 144b ·
metinde göster ·
gedâ "mübârek-bâd" deyü ibtidâ ulemâlar ve andan vüzerâlar andan Şîrînli ve Man …
Ve cemî‘i bay [u] gedâ "mübârek-bâd" deyü ibtidâ ulemâlar ve andan vüzerâlar andan Şîrînli ve Mansûrlular ve cümle gayriler hândan bî‘at edüp niçe pişmiş at etleri ve niçe bin ta‘âm-ı gûnâ-gûn niçe bin suhûn-ı ibret-nümûnlar içinde tenâvül olunup ba‘de'd-du‘â ve senâ gitdiler, ammâ Şîrîn mirzaları ta‘âma gelmediler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 195b ·
metinde göster ·