… ncakda timâr ve ze‘âmet yokdur. Ancak sancağında sancak beğleri hâssı vardır ve
bazı
kurâların mezâri‘leri ber-vech-i tahmîn beğlere hâs verilmişdir. Bu vilâyetlere …
Evvelâ sancağ-ı Hille ve sancağ-ı Zeng-âbâd ve sancağ-ı Cevâzir ve sancağ-ı Rûm Nâhiye ve sancağ-ı Cengûle ve sancağ-ı Karadağ ve bunlardan mâ‘adâ on bir sancakda timâr ve ze‘âmet yokdur. Ancak sancağında sancak beğleri hâssı vardır ve bazı kurâların mezâri‘leri ber-vech-i tahmîn beğlere hâs verilmişdir. Bu vilâyetlere arz-ı Irâk deyü add olunur kim sancakları bunlardır:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 339b ·
metinde göster ·
… sığır ve altı yüz koyun sürüp yetmiş aded ganîmet atlara Tata[r] gâzîlerimiz ve
bazı
kefere esîrlerimiz bindirüp ol gece yürüyüp nısfu'l-leylde,
Ba‘de't-tilâvet-i Fâtiha piyâdelerimizi Tatarların boş atlarına bindirüp üç yüz süvârî bahâdır olup ol gün seğirdüp dağ içinde on sekiz aded münakkaş ve billûr câmlı hınto arabalar ile üç yüz mikdârı Macar-ı füccâr kaçarken yetişüp bir ağızdan "Allâh Allâh" deyüp kılıç urduk. Ve beş sâ‘at kâmil ceng edüp on sekiz hıntovu ikişer atlarıyla ve içinde olan kırk aded pâk ve pâkîze duhter-i nâ-şükefte-i nâçîze pençe-i âfitâb-ı mehtâb kızları ve pençe-i âfitâb gulâmları ve pençe-i nâziş-i dûşiz avretleri ve bu kadar mâl-ı ganâ’imle cümle yüz otuz bir aded esîrleri dest-ber-kafâ bağlayup kimisi ağlayup kimi ciğer dâğlayup "Zanca Türk" deyerek elleri cenge kâsır kâfirlerin birkaçların kelle ve paça edüp niçesi dağlara firâr edüp anlara ığmâz-ı ayn edüp halâs oldular. Ve bizden ancak bir âdem şehîd olup arabaya koduk. Ve iki âdem dahi mecrûh olup cengden halâs olup selâmet tarafına sâlimîn ü gânimîn gelirken cânib-i erba‘adan sekiz yüz sığır ve altı yüz koyun sürüp yetmiş aded ganîmet atlara Tata[r] gâzîlerimiz ve bazı kefere esîrlerimiz bindirüp ol gece yürüyüp nısfu'l-leylde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3b ·
metinde göster ·
yiğitler "Vallâhi ma‘kûl" deyüp on aded yiğit bizimle âmâde olmağa gitdiler, am …
Bazı yiğitler "Vallâhi ma‘kûl" deyüp on aded yiğit bizimle âmâde olmağa gitdiler, ammâ bu Şolomkovar kal‘ası ağaç palanka-i rıhtım-ı Şeddâdîdir, ammâ gâyet metîn ü müstahkemdir. İçinde bin aded güzîde bahâdır erleri ve bir câmi‘i ve yahşı cebehâneleri ve şâhâne Macar-ı füccâr topları var, gâyet mükellef ve metîn kal‘adır kim bir yayla dibine vâkı‘ olmuş sehel havâlesi var. Ol dağda bâğları var çârsû-yı bâzârı ve gayri imâretleri henüz ma‘mûr olmada idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 5b ·
metinde göster ·
avret ve oğlan yurd yerlerinde serserî gezerlerdi. Ve bu mahallere Bihâr nâhiye …
Bu menzilde vâfir cebehâne arabaları ve toplar gelemeyüp cemî‘i bârhâne gelmesiyçün Rûmeli eyâletiyle efendimiz Melek Ahmed Paşa'yı me’mûr eyleyüp ol sarp dağlardan niçe bin arabalar aşınca bu mahalde iki gün meks olundu, ammâ bu mahalde gelen esîrlerin hisâbın Hudâ bilür. Hattâ beş yaşında bir esîr yüz akçeye ve bir at elli akçeye bey‘ olunup ordu-yı İslâm eyle ganîmet oldu kim herkes ganîmetden bîzâr olup yurd yerlerinde ba‘zı partal u sartal makûlesi kelepür eşyâları bırağırlardı. Hattâ bazı avret ve oğlan yurd yerlerinde serserî gezerlerdi. Ve bu mahallere Bihâr nâhiyesi derler, gayet mahsûllü yerlerdir. Andan 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7b ·
metinde göster ·
Ve cümle iki yüz dükkânı var. Bezzâzistânı vîrândır. Ve
bazı
evler altında sebîlhâneleri vardır. Ve bâğ u bâğçesi Kudüs-i şerîf yolu üzre da …
Ve cümle iki yüz dükkânı var. Bezzâzistânı vîrândır. Ve bazı evler altında sebîlhâneleri vardır. Ve bâğ u bâğçesi Kudüs-i şerîf yolu üzre dağı taşı yedi sâ‘atlik yer serâpâ bâğ u bâğçedir. Her sene Cenâb-ı Bârî eyle berekât-ı Halîl verir kim Mekke ve Medîne'den ve Mısır ve Irâk'dan niçe kerre yüz bin deve gelüp ineb-i Halîl deyü bâzergânlar kuru üzüm yükledüp vilâyet vilâyet götürürler. Ve incîri ve rummânı ve gûnâ-gûn âbdâr üzümü ve elması ve ayvası ve dibs-i Halîl'i ya‘nî bekmezi ve zeytûnu meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y232a ·
metinde göster ·
… i ferâh-âbâddır. Benî âdem devr edüp seyrân ederken şâd [u] ferahnâk olduğundan
bazı
müverrihîn kal‘a-i Ferah-âbâd demişler. Bazılar kal‘a-i Dımışk demişler. Böyle …
Bu kal‘a taşra kal‘anın cânib-i garbîsi o[r]tasına vâki‘ olmuşdur. Taşra kal‘a bu iç kal‘anın cânib-i şarkîsi ve kıblîsine vâki‘ olmuş bir şeddâdî sengîn binâdır. Kal‘a-i ferâh-âbâddır. Benî âdem devr edüp seyrân ederken şâd [u] ferahnâk olduğundan bazı müverrihîn kal‘a-i Ferah-âbâd demişler. Bazılar kal‘a-i Dımışk demişler. Böyle bir ferah-fezâ-yı musattah yerde şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i musanna‘dır. Sene (---) târîhinde (---) binâsıdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Ve cânib-i erba‘asında handakı vardır. Ammâ ol kadar amîk değildir, zîrâ alçak yer olmak ile suyu çıkar. Anıniçün handakı derin değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y241a ·
metinde göster ·
… rânı çekdiğimiz gece üç bin yük mâlı Urbân-ı uryân bırağup ba‘zısının devesi ve
bazı
kendüleri kırılup firâr ederler.
Menzil-i sahrâ-yı Balka: Bu mahal bir çemenzâr ve kumsal yerlerdir, ammâ yine yağmur yağmada. Derhâl Hüseyin Paşa atına süvâr olup ordunun cânib-i erba‘asın dolaşup pârekende ve perîşân konanı bir yere cem‘ edüp her kankı huccâcın devesi bir kerre iki kerre gerüde kalan ibâdullâhın mâlın getiren deve sâhiblerine birer altun verüp cümle bin iki yüz yetmiş altun ihsân edüp aceb adl-i Ömer edüp cemî‘i huccâc hayır du‘â etdiler. Ve bu şiddet-i şitâda on kazan çorba bişirüp ba‘zı huccâca bezl etdirdi. Ammâ Müzeyrib'den ne kadar zahîre ile salma develeri var ise Balka başında ol bârânı çekdiğimiz gece üç bin yük mâlı Urbân-ı uryân bırağup ba‘zısının devesi ve bazı kendüleri kırılup firâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264a ·
metinde göster ·
… l-feth derler bir gârdır. Hazret-i Âyişe-i Sıddîka bu gârda i‘tikâfa girmişdir.
Bazı
sulehâ-yı ümmet kimesneler teberrüken girüp ibâdet ederler. Ana hâlâ Sahra-i Ây …
Ve cebel-i Sebîr'in sol cânibinde Mağâretü'l-feth derler bir gârdır. Hazret-i Âyişe-i Sıddîka bu gârda i‘tikâfa girmişdir. Bazı sulehâ-yı ümmet kimesneler teberrüken girüp ibâdet ederler. Ana hâlâ Sahra-i Âyişe derler bir ibâdetgâh yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y350b ·
metinde göster ·
âşıkân-ı sâdıkâne müşâhede-i cemâl edüp tesellî-i hâtır olur ve bir temâşâdır. …
fehvâsınca bazı âşıkân-ı sâdıkâne müşâhede-i cemâl edüp tesellî-i hâtır olur ve bir temâşâdır. Eğer âşinâ ve eğer bîgâne bir âdem bir dilberân gördükde bî-pâk u bî-pervâ yanına varup "Iyd-ı şerîfin mübârek ola" deyü gül cemâlinden bûselik makâmında güllerin derersin ve murâd [u] maksûda erersin. Kânûn-ı Mısır böyledir, ayıb değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183b ·
metinde göster ·
… âdem deryâsı içre bir sarhoş âdem tarîk-ı âm üzre yıkılarak dalbıçak olarak ve
bazı
âdem urarak bir mest âdem görülmemişdir, gâyet ma‘yûb şeydir. Eğer görseler der …
Ve bir ibret dahi budur kim bu kadar kerre yüz bin âdem deryâsı içre bir sarhoş âdem tarîk-ı âm üzre yıkılarak dalbıçak olarak ve bazı âdem urarak bir mest âdem görülmemişdir, gâyet ma‘yûb şeydir. Eğer görseler derhâl dutup kapusuna Y 184a götürüp ya esâmesin çalarlar yâhûd Kıbrıs'a veyâhûd Fûncistân hudûdunda intihâ-i serhadları olan Sây kal‘asına sürerler. şarâb içüp yolda gezmek gâyet menfûrlarıdır, ammâ gayrı mel‘anetleri vâfirleridir. Ammâ bu ıyd-ı şerîfde birbirlerine ziyâfetler edüp kırmızı şalvârlı dilberânları ile küheylân atlar üzre gûy gûy sohbetler etmededirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y183b–Y184a ·
metinde göster ·