İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

beş on

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
116
isabet
114 cümle/beyitte
43,0
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
34 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi11647,4

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Bağlamlar 1–50 / 116

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“beş on” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 124b … tenâvül edüp bâde nûş ederler, ta‘âm-ı tarabdır. Ammâ bâde içmeden de bir âdem beş on gün ol istiridyeden tenâvül etse her gece ehliyle ve nâ-ehliyle beşer onar kerr …
EÇS I 145b … z sahan ve tencere ve kepçe ve kazgan ve bakır âvânî vardır, murâd edinen yârân beş on gece mihmân olup safâ eder.
EÇS I 146b Ve bu Çekmece göllerinde morina balığı dahi beş on yılda ya bir dâne ya iki dâne çıkar. Ammâ bu morina balığı nehr-i Tuna'ya mahsû …
EÇS I 164b–165a … ı keştîbân ile Allâh deyüp ubûr ederek alayköşkü dibine vardıkları mahalde gûyâ beş on pâre kâfir gemisine râst gelüp birbirlerine sarmaşup Freng gemileri "ki parlar" …
EÇS I 178b … t yalılardır. Ve bir kârgîr-binâ mahzen-i azîmi vardır, Hind ü Yemen tüccârları beş on sene anda mâlların koyup gider, gâyet emîn yerdir. Hakkâ kim emn [ü] emân yerdi …
EÇS II 238a … mı sultânım", der. Emîr Sultân eydür: "Katı müzeyyen câmi‘ olmuş ammâ ortasında beş on küp katresi harâm hamr gerekdir kim gelüp giden cemâ‘atler şarâb-ı mel‘ûndan şü …
EÇS II 240b … da vâkı‘ olmağıla cemî‘î âyende vü revende keştîler elbette girdâb gamına düşüp beş on gün ve bir iki ay yatup metâ‘ı çürümüş tüccâr ve sevdâger ve keştîbân tâ’ifeler …
EÇS II 327b … eden metîn ve müstahkem binâ-yı azîm hândır. Her bâzâr günlerinde bu hân önünde beş on bin âdem cem‘ olup azîm bâzâr olup herkes metâ‘ın bey‘ [u] şirâ ederler ve cüml …
EÇS II 351b … kasd ideler. Ol dahi cânı havfine düşüp bu kadar bin haşerâtı başına cem‘ edüp beş on ay re‘âyâ vü berâyâ üzre konup göçerek, yiyüp içerek cây-ı menâs arar. Bir vezî …
EÇS II 363a–363b … fa‘fu annî" buyurmuşlar" dedikçe musırr olup bir âdem âzâd etmeyüp "Sabr eyle, beş on günden sonra görürsün. Hele Küçük Çavuş Paşa oğlum ve İpşir Paşa oğlum ve Şehsü …
EÇS III 33b–34a … mikdârı askere râst gelüp hayme ü hargâhlar ile meks etmişler. Hemân içlerinden beş on atlı haşerât-ı mukleciyân hakîre gelüp "Ulak mısız?" "Belî, Âsitâne'den geliriz …
EÇS III 38a–38b … ennûr kenarında Sayda eyâleti hükmünde subaşılık ve nihâyet olduğu kal‘a içinde beş on hâne olup şekl-i murabba‘ bir küçücük dizdârsız kal‘a olduğu, hacca 38b mütev …
EÇS III 79a–79b … beled ve cemî‘i kurâ ve kasabât halkı seyr [u] temâşâlarına gitdiler. Biz dahi beş on kız gökçek bir yere gelüp arabalara binüp seyrine vardık. İşte yakın geldik ini …
EÇS III 87a … durup kırk elli senede bir sadâsı istimâ‘ olunup yetmiş seksen senede bir kerre beş on gün Sübhân kayasından kuyruğu çıkan ejder-i heft-ser ol asırda rehâ bulup cemî‘ …
EÇS III 121a … a bre ha deyince at altına deli kalup at ve deli çamurda {Kârûn gibi} gark olup beş on uslu âdem {deliyi} kurtarmağa kâdir olmadılar.
EÇS IV 195b … cümle sun‘-ı Hudâdır kim asla bir renge müşâbehetleri yokdur. Hatta bir hânede beş on aded elma olsa râyiha-i tayyibesinden âdemin dimâğı mu‘attar olur. (...) (...) …
EÇS IV 261b–262a … " deyince hemân Van a‘yânları "Devletli vezîr sultânıma hâb-ı hargûş verüp hâlâ beş on bin asker yazmışdır. Göririz bir gün kim ale'l-gafle 262a ilimiz memleketimiz …
EÇS IV 283a … onlâsı niyâbetindedir. Bir câmi‘i ve iki hânı ve bir hammâmı ve kifâyet mikdârı beş on dükkânları vardır. Gerçi bu kal‘a Van hâkindedir ammâ Hakkarî tağallüben zabt e …
EÇS IV 290a–290b … gelmede biz varmada, anı gördüm, Acem askeri nümâyân karîb olıcak asker içinde beş on âdemle hân zâhir oldukda hakîr dahi Alî Ağa ile alâylarımızdan taşra anlara kar …
EÇS IV 291b … m edüp tecdîd-i sulh idesiz ve illâ bu iş ayrıksı olursa Osmânlı topal gibidir. Beş on yıl bu diyârlardan {asker-i İslâm} çıkmayacak. Şâh tarafından size bir ıtâb-ı h …
EÇS IV 312b … u âna dek Arab u Acem'de ve yedi sene kralların papinte hatlarıyla kâfiristânda beş on hizmetkârlarımla ve küheylân atlarımla bu kadar sene seyâhat etdiğim memâlik-i …
EÇS IV 326b–327a … şehr-i Rey etrâfında bir imâret esâsı hafr etseler altında ol hafr olunan yerde beş on yahûd on beş kıt‘a cevâhir-i zî-kıymetden elmas u la‘l u yâkût çıkup sâhib-i ze …
EÇS V 14b … şa gibi rüsvây-ı âm u bednâm olur, zîrâ, sizin henüz Bitlis şehrinde kırdığınız beş on bin âdemlerin kanları kurumadan bu azilde ne cür’etdir kim Bitlis'e gidem dersi …
EÇS V 32a … ünden güne bî-tâb ü bî-mecâl olup gerdeninin sol tarafında bir mâdde zâhir olup beş on günde gerdeniyle ensesi dolup bir somun kadar kırmızı mâdde çıkup cemî‘i kurâ v …
EÇS V 36b–37a Bir kerre beş on yârân cür’et edüp kimimiz atlı ve kimimiz piyâde ellerimize demet demet kamışla …
EÇS V 65a … up tüfengler atılup kırk elli âdemi hayduk kâfirleri basup kırup kimini kaçırup beş on aded hayduklar bizi kovarken bir kâfir eydir:
EÇS V 84a … de dahi mastûrdur, zîrâ beher sene bostâncıbaşı izniyle terekecibaşı tarafından beş on nefer bostâncılar gelüp sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâhın kilâr-ı âmiresi içün b …
EÇS V 128a … atin Yanvan bu şehrin ibtidâsı bir derbend beklemek içün Dubrovnik Kral-ı dâllı beş on aded hâne-i külbe-i ahzânlar binâ edüp üç yüz nefer âdemler bu derbend-i mûhişd …
EÇS V 144a … elli mikdârı atlı kefereler geçüp anlar dahi har har soluyup giderlerdi. Hemân beş on aded kâfirler kayalar üzre seğirdüp giderlerken bizleri dereler içinde kat-ende …
EÇS V 145a … ihsân edince bu gâzîler gemilerin direkleri ve küreklerini gemilerin ipleriyle beş on aded nerdübânlar edüp ve bâğlarda büyük şarâb fıçıların âşikâre yuvarlayup kal‘ …
EÇS V 167a … er ve giciyik olan ehl-i derdler gelüp yedi sekiz gün âb-ı germâsından nûş edüp beş on kerre girse bi-emrillâh ol ehl-i marazın vücûdu dürr-i beyzâya dönüp şifâ bulur …
EÇS V 174b … l [ü] gülistân ve bâğ u bostân bir murgzâr-ı cân hezâr bir tekye-i Âl-i Abâdır. Beş on dâne pây-bürehne ve ser-bürehne âşıkânları var.
EÇS VI 5b … z. Ey imdi eyle olsa sizlerden ricâmız oldur ki bu kadar gâzîlerinizden bizimle beş on dâne şehbâz yiğitler atlanup bize şikâr alacak kâfir köylerin gösterüp sınırlar …
EÇS VI 23a … uvahhidîn mûr mâra nice üşerse üşüp ibtidâ kal‘anın havâlesinden derûn-ı hisâra beş on top-ı kal‘a-kûp urup kal‘a dahi kırk elli pâre toplar atup su‘bân-ı gırrende gi …
EÇS VI 36b … eli ve bin aded güzîde tüfengli Ârnâbûd fetâları var. Bir câmi‘i ve bir hânı ve beş on dükkânlı kasabacıkdır. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Andan
EÇS VI 43b … tistânı içre vakt-i seherde giderek bâğçesin ortasında bir havz-ı azîm kurbunda beş on dâne serâmed servîler [sâye]sinde rûy-ı zemîn üzre seccâde cirmi kadarca yere ç …
EÇS VI 54b … kim üç bin kadar kefere vü fecereleri vardır. Allâhümme âfinâ cümle âsî köydür, beş on âdem konmağa kâdir değillerdir. Hattâ biz anda iken ba‘zı kefere evlerinde vâve …
EÇS VI 69a … acarca bilirler. Anda murâd edindiği kapudan ve gayri bî-îmâ[n] kâfirleri kapup beş on günden şehr-i Peçoy'a sâlimîn ü gânimîn gelirler.
EÇS VI 71b … varoşdur kim cümle mezâristânı bu kal‘a içredir. Ve bu kal‘ada yılda bir kerre beş on bin âdem cem‘ olup panayur-ı azîm, ya‘nî bâzâr durup bu kal‘a içre iki üç yüz k …
EÇS VI 79b … âr bir tarafda tuğyân etse bu çetebaşının üç yüz aded yiğitlerinden kâfiristâna beş on kişi seğirdüp kâfirden baş ve dil getirüp kâfirleri söyledüp haber alup ana gör …
EÇS VI 97b … le döğe döğe harâb u yebâb eder. Hemân buna çâre oldur kim bu Depedelen kayasın beş on aded dörder ve beşer hazîneli lağımlarla ender-havâ mu‘allakest dediği gibi lağ …
EÇS VI 101a … m, dördün dahi bunda alıkoyalım, görelim sabâha dek ne zuhûr eder. Dahi ileride beş on yerde birer ikişer sâ‘atlik yerde karavullarımız var, anlardan dahi feryâdcılar …
EÇS VI 113b … lmah Tatarı Çigişke ve Arbat ve Orağzı nâm kal‘alarımız arasından Kırım'a girüp beş on bin ümmet-i Muhammed'i esîr edüp bu kadar kurâ vü kasabâtlarımız harâb u yebâb …
EÇS VI 118b … zla gidelim ve bizi kırk günden berü döğdüğünüz balyemez topların güllelerinden beş on dâne gülle verin, krala gösterelim. ‘Niçün kal‘amı Türk'e verdiniz’ dedikde ‘Kı …
EÇS VI 127b Hikmet-i Hudâ bizim Tatarlarımızdan olan Mehemmed Ağa kişilerinden beş on batır yiğitler altı nefer kâfirleri dil edüp getirdiler. Anların birini katl ed …
EÇS VI 178a … n ol ân (---) eyâletiyle İsmâ‘îl Paşa'yı nehr-i (---) üzre Kral Köprüsü yanında beş on yerden asâkir-i İslâm ve balyemez toplar ubûr etmeğe cisrler yapmak fermân edüp …
EÇS VI 186b–187a … eyle âmâde olduklarında hikmet-i Hudâ kal‘a dizdârında mahpûs olan harâmîlerden beş on dâne kebîrlerin çıkarup bizi gârete âmâde olduklarında hemân dizdâr ağa-yı sâhi …
EÇS VII 18a … yevm-i Cum‘ada Defterdâr Ahmed Paşa'ya fermân edüp vezîr-i dilîrin otağı önünde beş on bin asker üşüp fi'l-hâl nehr-i Raba üzre dıraht-ı müntehâ kazıklar kakup piyâde …
EÇS VII 42b … kalmazsa işte Budin yakındır, hemân bana bir haber gönder, yüz iki yüz kîse ve beş on gemi zahîre gönderirim. Ve Raba suyu cenginde meydân-ı ma‘reke kâfirde kaldı, ş …
EÇS VII 69b Bir vâdîde beş on bin kefere vü fecereler cem‘ olup bir avret-i mahbûbeyi bir salıncağa bindirüp …