… kat cümle iki bin dollâbdır. Her dollâb sâhibi ferâğat edüp fürûht etmek dilese
beşer bin
guruşa tûtyâ gibi satılır. Sabâhdan kuşluk vaktine dek işler bir kârhâne-i azîm …
Ve bezâsten içre şâhrâh dörd sokağın yemîn [ü] yesârı cümle altı yüz dükkândır ve kat-ender-kat cümle iki bin dollâbdır. Her dollâb sâhibi ferâğat edüp fürûht etmek dilese beşer bin guruşa tûtyâ gibi satılır. Sabâhdan kuşluk vaktine dek işler bir kârhâne-i azîmdir, cihânın cümle zî-kıymet eşyâları bu bezâstende bî-kıymet bulunur bâzârdır. Ve bunda biner ve ikişer bin kîseye mâlik bâzergânlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 200a ·
metinde göster ·
… be gemilerine bu Basra diyârında merkeb derler. Ve Hind gemilerine gurâb derler
beşer bin
âdem alır kalyonlardır. Bu gemilerin cümlesi Makâm-ı Alî önünde nehr-i Şatt'ın …
Bu enhârlarda ve Basra içinde cereyân eden Aşşâr tur‘asında gezen kayıklara ma‘şûk derler. Bir turfe-gûne binâ olunmuş kayıklardır. Medrile derler bir gûne ağaçlarla bu gemileri sürerler ve Yemen'den gelen hasır ile örülmüş celbe gemilerine bu Basra diyârında merkeb derler. Ve Hind gemilerine gurâb derler beşer bin âdem alır kalyonlardır. Bu gemilerin cümlesi Makâm-ı Alî önünde nehr-i Şatt'ın medd ü ceziminde üç ay oturup eyyâm-ı müsâ‘idde Hindistân'a giderler. 362b Ammâ kal‘a-i Kurna cezîresinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a–362b ·
metinde göster ·
… -ı Bîsütûn'dan nişân verir gâr-ı yetîmânlardır kim her bir kehf içre onar ve on
beşer bin
koyun kışlar. Andan yine taraf-ı şimâle (---) sâ‘atde gerçi kar üzre gitdik amm …
Menzil-i Ağzıaçık Mağârâ: Hınıs sancağı hâkinde kenâr-ı Araz nehrinde bir ma‘mûr köydür. Bu kurâ halkının cemî‘i hayvânâtları sayf u şitâda nehr-i Araz sâhilindeki mağârâlarda yatırlar. Mâh-ı Temmuz'da ol gârlar sermâdır. Eyyâm-ı şitâda hummâ-misâl germâdır. Anıniçün Ağzıaçık mağârâ derler. Kûh-ı Bîsütûn'dan nişân verir gâr-ı yetîmânlardır kim her bir kehf içre onar ve on beşer bin koyun kışlar. Andan yine taraf-ı şimâle (---) sâ‘atde gerçi kar üzre gitdik ammâ havâ mu‘tedil olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 16a ·
metinde göster ·
… ı dûrbîn-fikr eydir: "Bire efendi, cülûs yok iken ben şimdi bu kula üç ayda ben
beşer bin
altışar kîse mevâcibi yetişdiremem. Tedâhül bize göz açdırmamışdır. Eğer cülûs …
Paşa-yı dûrbîn-fikr eydir: "Bire efendi, cülûs yok iken ben şimdi bu kula üç ayda ben beşer bin altışar kîse mevâcibi yetişdiremem. Tedâhül bize göz açdırmamışdır. Eğer cülûs olursa ya bu yüz bin askere altı bin kîse cülûs in‘âmın kanden peydâ edeyim" dedikde, hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18a ·
metinde göster ·
… şa bism-i İlâh ile Varna kal‘asının ta‘mîr [ü] termîmine mübâşeret edüp her gün
beşer bin
âdem handak tathîrine hidmet edüp handakın içi cümle Karadeniz ile leb-ber-leb …
Mefhûm-ı hatt-ı şerîf oldur kim "Melek Lalam, ber-hurdâr-ı ömr olup ekmeğim sana helâl olup hemîşe böyle feth [ü] fütûhâtlar edesin. Hâlâ feth etdiğin Rus-ı menhûsun otuz altı pâre şaykaların kal‘a-i Varna ve kal‘a-i Karahırman ve kal‘a-i Tolca ve kal‘a-i Akkirmân ve kal‘a-i Kili'yi ve kal‘a-i Özü ve kal‘a-i Hasan Paşa ve kal‘a-i Kılburun kal‘alarının ta‘mîr ü termîmine kefere şaykaların sarf edesin" deyü hatt-ı şerîf gelüp ol ân paşa bism-i İlâh ile Varna kal‘asının ta‘mîr [ü] termîmine mübâşeret edüp her gün beşer bin âdem handak tathîrine hidmet edüp handakın içi cümle Karadeniz ile leb-ber-leb olup kal‘aya cisrile geçilir oldu. Ve şeb [ü] rûz hidmet eden ibâdullâhlara onar kazgan ta‘âm tabh olup huddâmlara bezl olurdu. Ve bizzât paşa-yı müşârün-ileyh kendi eteğiyle handakdan türâb taşıyup sâ’ir ağavâtlar dahi evlâ bi't-tarîk kal‘a hidmetin cân baş ile ederken kütür kütür mehterhâneler çalınup kal‘anın cemî‘i ta‘mîr [ü] termîmi ve cebehânesi itmâm bulup kal‘a gûyâ dürr-i beyz gibi münevver oldu. Ba‘dehû hatt-ı şerîf ile istimrâr getiren Kapucubaşı Mîr Mehemmed Ağa'ya bir semmûr lipâçe ve yigirmi kîse guruş ve yigirmi esîr ve yigirmi re’s Sâlihli bârgîrleri verüp Âsitâne'ye revâne oldu. (---)(---)(---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 30a ·
metinde göster ·
… m ve gayrı bî-hisâb hedâyâlardan mâ‘adâ her sene Leh memleketinden Âl-i Osmân'a
beşer bin
kîse verelim. Biz bu Leh diyârına gelmişken boş gitmeyüp İlvov tahtın ve Danisk …
Küffâr inâdına musırr olup eydir: "Hânım, ibtidâ Köpürlü Egre paşası iken bizim Rakofçi kral ile hasm idi. şimdi vezîr olup intikâm almak ister. Lütf eyle Hânım, cenâbınıza on hinto araba guruş ve Âl-i Osmân'a on araba altun ve Köpürlü'ye beş araba altun verelim ve gayrı bî-hisâb hedâyâlardan mâ‘adâ her sene Leh memleketinden Âl-i Osmân'a beşer bin kîse verelim. Biz bu Leh diyârına gelmişken boş gitmeyüp İlvov tahtın ve Daniska tahtın ve Krakov vilâyeti tahtların feth edüp her sene Âl-i Osmân'a beşer bin kîse vereceğimizi der-i devlete arz edün" deyü Hân hazretlerine altı sâ‘at niçe yüz bin şeyler arz edüp aslâ küffârın laklaka ve bakbakalarına kulak dutmayup sehel istimâletler verir şeklinde {olup} gelen kıssîs ve mitrepolid belîdleri kovup hâb-ı hargûş verüp Kırım'a döner şeklinde oldukda cümle cezîre-i Kırım'ın Karaçi halkı şıpırtma kalpakların taşlayup Hân alacığına yığınak edüp "Cılu cılu yaman yaman Hânım" deyü feryâd etdiklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43a ·
metinde göster ·
Küffâr inâdına musırr olup eydir: "Hânım, ibtidâ Köpürlü Egre paşası iken bizim Rakofçi kral ile hasm idi. şimdi vezîr olup intikâm almak ister. Lütf eyle Hânım, cenâbınıza on hinto araba guruş ve Âl-i Osmân'a on araba altun ve Köpürlü'ye beş araba altun verelim ve gayrı bî-hisâb hedâyâlardan mâ‘adâ her sene Leh memleketinden Âl-i Osmân'a beşer bin kîse verelim. Biz bu Leh diyârına gelmişken boş gitmeyüp İlvov tahtın ve Daniska tahtın ve Krakov vilâyeti tahtların feth edüp her sene Âl-i Osmân'a beşer bin kîse vereceğimizi der-i devlete arz edün" deyü Hân hazretlerine altı sâ‘at niçe yüz bin şeyler arz edüp aslâ küffârın laklaka ve bakbakalarına kulak dutmayup sehel istimâletler verir şeklinde {olup} gelen kıssîs ve mitrepolid belîdleri kovup hâb-ı hargûş verüp Kırım'a döner şeklinde oldukda cümle cezîre-i Kırım'ın Karaçi halkı şıpırtma kalpakların taşlayup Hân alacığına yığınak edüp "Cılu cılu yaman yaman Hânım" deyü feryâd etdiklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 43a ·
metinde göster ·
… or" dediklerinde Semendire Beği Yahyâ Paşazâde Balı Beğ, Bosna Beği Husrev Paşa
beşer bin
güzîde "Benem, diğer nîst!" diyen yiğitlerden on bin aded yanar âteşli şehbâz [ …
"Pâdişâhım, işte küffâr askeri yerinden kopdu geliyor" dediklerinde Semendire Beği Yahyâ Paşazâde Balı Beğ, Bosna Beği Husrev Paşa beşer bin güzîde "Benem, diğer nîst!" diyen yiğitlerden on bin aded yanar âteşli şehbâz [u] şehnâzlar talî‘a-i asker olup âmâde dururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 65a ·
metinde göster ·
… ve niçe iş görmüş baş almış ve peşkin sıçramış gâzîleri yedi kol edüp her kola
beşer bin
câna başa kalmaz yiğitler ta‘yîn olunup cümle otuz beş bin asker yedi kola "Niy …
Âhir-i kâr Dobrucalı Kurd Paşa'yı ve Elem Şâh Beğ'i ve Babadağlı Hacıkey Paşa oğlunu ve Bolulu Kınalıoğlunu ve niçe iş görmüş baş almış ve peşkin sıçramış gâzîleri yedi kol edüp her kola beşer bin câna başa kalmaz yiğitler ta‘yîn olunup cümle otuz beş bin asker yedi kola "Niyyetü'l-gazâ" deyüp cânib-i garbda Alaman diyârlarında kal‘a-i Beç ve Prak ve Lonçat ve şehr-i Ropart ve vilâyet-i Holandiyye ve vilâyet-i Filimenk'de şehr-i Amıstırdam'a ve İsizinye şehrine ve vilâyet-i Prandeburunk şehrine ve'l-hâsıl Alaman denizi kenârına ve nehr-i Vo kenârına varınca bu gâzîler urup yakup yıkmak fermân olunup du‘â vü senâ ile ordudan ayrılup gitdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 110b ·
metinde göster ·
… erdir. Ve bu kulle kâfire böğür igi olduğundan niçe kerre bu kulle üzre onar on
beşer bin
küffâr ale'l-gafle gelüp bir ceng [ü] cidâle âheng etdikleri gibi kal‘adan bir …
Ve bu boğazdan taşra elli mîl alarka deryâ içre İşpanya vilâyetinin Pulya cezîresidir kim bu kullenin tâ alemi dibinde gözcü köşkü vardır, cezîre-i Pulya andan nümâyândır. Ve bu kullenin nehr-i Neretva aşrısı hâlâ isyânda olan Loboşka nâhiyemiz kâfirleri sâkinlerdir. Ve bu kulle kâfire böğür igi olduğundan niçe kerre bu kulle üzre onar on beşer bin küffâr ale'l-gafle gelüp bir ceng [ü] cidâle âheng etdikleri gibi kal‘adan bir top atılınca cânib-i erba‘asında olan kurâ vü kasabâtlardan yigirmi otuz bin âdem ân-ı vâhidde cem‘ olup küffâra niçe kerre kılıç urup niçe bini tu‘me-i şemşîr ve niçe bini esîr-i bend-i zincîr olup hâ’ib ü hâsir olup bir vecih ile zafer bulmayup karârları firâra mübeddel olmuşdur. Hudâ-yı müte‘âl bu kulle-i metîni ve içinde olan gâzîleri âfât-ı semeviyye ve âfât-ı araziyyeden masûn ve mahfûz ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163b ·
metinde göster ·
… i Hudâ mukaddemâ ihrâk etmişdik. Şimdi yine amâr olmuş gördük. İki tarafı cümle
beşer bin
aded şindire tahta örtülü ve sazdan ve saz örtülü tahtânî ve fevkânî ma‘mûr hân …
Ve iki taraf şehri gâyet ma‘mûr benderler olmuş. Hâlâ dahi ziyâde amâr olmada. Hamd-i Hudâ mukaddemâ ihrâk etmişdik. Şimdi yine amâr olmuş gördük. İki tarafı cümle beşer bin aded şindire tahta örtülü ve sazdan ve saz örtülü tahtânî ve fevkânî ma‘mûr hânelerdir, ammâ çoğu tahtânîdir. Ve tarafeynin yedişer aded kârgîr binâ manastırları vardır kim Tatar ile bu şehri şebhûn etdiğimizde niçe bin küffârlar bu düyûrlara kapanup hayli ceng edüp âhır-ı kâr kiliseleri feth edüp içindeki keşîş palâs-pûşânları ve gayri keferelerin kimin kırup kimin esîr-i bend-i zencîr etmişdik. Hâlâ kenîseler evvelkiden ziyâde amâr olmuş. Bâ-husûs Eflak hudûdu tarafında Eflak beği olan Lağorveşli(?) nâm zimmî beğ bir manastır binâ etmiş. Gâyet müzeyyen ve evkâfı çok ve içinde bir âb-ı hayât su kazmış ve bir imâret yasamış. Rûz-merre buğday çobrası pişüp Meryem Ana rûhiyçün beze miskîn keferelere ve yolcuların mü’min ve gayr-i müslimlerine birer nân-pâre ile âdem başına birer çanak çobrası mebzûldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 104a ·
metinde göster ·
… t ba‘îd bir sahrâda vâki‘ olmuşdur. Ve değirmen bayırları şehrin şark tarafında
beşer bin
ve altışar bin adım ba‘îddir.
Ve şehri bir düz kumsal yerde deryâdan üç sâ‘at ba‘îd bir sahrâda vâki‘ olmuşdur. Ve değirmen bayırları şehrin şark tarafında beşer bin ve altışar bin adım ba‘îddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y41a ·
metinde göster ·
… nca iki sâ‘at yerdir, bu mâbeynde her şürefâ haddine göre ikişer üçer dörder ve
beşer bin
altun harc masrûf ederler. Zîrâ bu çelebilere altundan gayri bir surre ve atıyy …
Ve çümle şürefâlar dahi Arafât'da zevk ü şevk ederler. Ve bu şürefâ kavmi ehl-i hevâ kimesnelerden harc-ı ma‘âşları bâd-i hevâdan gelüp cemî‘i İslâm diyârının Q 129b nezerâtları ile kifâflandıklarından ol kadar müsrif ü müsrifelerdir kim ta‘bîr olunmaz. Hattâ Mekke'den Arafât'a varınca iki sâ‘at yerdir, bu mâbeynde her şürefâ haddine göre ikişer üçer dörder ve beşer bin altun harc masrûf ederler. Zîrâ bu çelebilere altundan gayri bir surre ve atıyye gelmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314a ·
metinde göster ·
Bunların dahi hâkimleri[ne] "Beğ" derler. Her kabîle onar, on ikişer, on
beşer bin
askere mâliklerdir. Sarp çengelistân yerlerde olmak ile bunlar gâyet hırsız kav …
Bunların dahi hâkimleri[ne] "Beğ" derler. Her kabîle onar, on ikişer, on beşer bin askere mâliklerdir. Sarp çengelistân yerlerde olmak ile bunlar gâyet hırsız kavimdir. Abaza ve Çerkez Y 38a kavmi bile bunlardan âcizlerdir. Ammâ Mısır askerinin temeli bu Abaza Çerkez vilâyetidir. Lâkin dalâlet içinde kalmışlardır. Kâfir ile müselmânı Abaza kavmine gösterüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y37b–Y38a ·
metinde göster ·
… hi mahalle münâsib yerlerde niçe bin sebîl inşâ etmişlerdir kim herbiri onar on
beşer bin
deve yükü râviye su alır sebîller vardır. Ve sâ’ir vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı …
Husûsan şehr-i Mısır suya muhtâcdır. Nefs-i Mısır'da sudan azîz hayrât [u] hasenât olmaduğından Amr ibnü'l-Âs fethinden bu âna gelince yedi yüz yetmiş pâdişâh Mısır'a mutasarrıf olup her biri birer câmi‘ ve câmi‘e muttasıl bir sebîl ve gayrı köşe başlarında dahi mahalle münâsib yerlerde niçe bin sebîl inşâ etmişlerdir kim herbiri onar on beşer bin deve yükü râviye su alır sebîller vardır. Ve sâ’ir vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân-ı eşrâf ve kibâr-ı kümmelînler, su hayr-ı azîm olduğuyçün her köşe başında üçer dörder kademe taş nerdübân ile urûc olunur pirinç ve tuc kafesli musanna‘ pençereli münakkaş sebîller var kim herbiri kâşî-i Çîn ve yeşm-i yerekânî ve mermer ve sommâkî; ruhâmlarla müzeyyen sebîllerdir. Ve bunlardan gayrı sarây-ı âlîler cenbinde ve ba‘zı hâneler altında latîf sebîller var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y127a ·
metinde göster ·