Eyâlet-i A[na]tolu içre yedi bin üç yüz on üç kılıçdır. Yüz toksan
beşi
ze‘âmetdir mâ‘adâsı tezkirelü ve tezkiresiz tîmârdır. Tokuz bin yedi yüz nefer …
Eyâlet-i A[na]tolu içre yedi bin üç yüz on üç kılıçdır. Yüz toksan beşi ze‘âmetdir mâ‘adâsı tezkirelü ve tezkiresiz tîmârdır. Tokuz bin yedi yüz nefer cebelüleri ile cümle on yedi bin mikdâr askerdir. Bu zikr 55a olunan tâ’ife her sancağın alaybeğisi bayrağının altında sefer eşerler. Ve zü‘amâ ve erbâb-ı tîmârların kânûn üzre senevî hâsılları üç yüz yetmiş üç kerre yüz bin ve on bin yedi yüz otuz akçe eder. Ve her sancağın ze‘âmet [ve] tîmârı ne vechile olduğun beyân eder:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 54b–55a ·
metinde göster ·
… nına üç yüz azebistân nevbetci her şeb ta‘yîn edüp tershâne kapudanlarının otuz
beşi
tershâne gözlerinde sabâha dek kol dolaşalar ve otuz beş kapudanı askerleriyle …
Ve (---) aded tershâne gözlerin eyle ma‘mûr edüp her birinin tâkları tâk-ı kehkeşândan nişân verüp her bir göze birer dîdebân ve San Pavla zindânına üç yüz azebistân nevbetci her şeb ta‘yîn edüp tershâne kapudanlarının otuz beşi tershâne gözlerinde sabâha dek kol dolaşalar ve otuz beş kapudanı askerleriyle şehirde kol dolaşalar. Zîrâ Süleymân Hân asrında Galata Kullesi ve Tershâne zindânlarında otuz bir bin ecnâs-ı mahlûkât kefere-i fecereden esîr var idi {kim dâ’imâ pây-beste ve dil-haste esîrlerdir, dîdebânları ve vardiyanları destinde girîbânları beste ve giryân ve hayrân ü nâlân esîrlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 125a ·
metinde göster ·
Cümlesi Demirkapu'nun garb tarafındaki dîvârın taşrasında bir mil ba‘îd mezâristân [u] cebbânistân vardır, anda medfûnlardır. Ve dahi diyâr-ı Acem'de hâkânı münhedim eden yine Âl-i Emeviyyûn'dan Hişâm b. Abdülmelik hılâfetinde Şâm'dan deryâ-misâl asker Dağıstân ve Kumuk ve Tâbserân ve Kaytak ve bu Bâbü'l-ebvâb kal‘alarını feth edüp cümle ahâlîleri İslâm ile müşerref oldukları senede yine bu Demirkapu'da şehîd olan sahâbe-i kirâmın merkad-i âsitânları bu cebbânede medfûnlardır. Kimi kıbâblı ve kimi seng-i mezârında sülüs hatt-ı ma‘kal ve hatt-ı kûfî ile niçe yüz kibâr-ı ashâbın ism [ü] resmleriyle tahrîr olunmuşdur. Yetmiş beşi râvî-i hadîs ashâb-ı güzîn medfûndur, deyü a‘yân-ı Demirkapu tefâhur kesb ederler. Eğer bunların seng-i mezârları târîhlerin tahrîr eylesek mecmû‘a-i müsevvedâtımız tomâr-ı tavîl olur. Ve ba‘zı merkadin senglerinde celî hattıyla Osmânlı kabirleri vardır. Ve kadîm-i evvel kabirlerinin seng-i mezârlarında sebeb-i mevtleri ve unvân [u] saltanatları ve ism [u] resmleriyle tahrîr olunmuş seng-i mermer-i hâmlardır. 318a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 317b–318a ·
metinde göster ·
… e serî‘u'l-hazm kavundur. Ve bir gûne sebz-gûn emrûdu olur. Bir müdevver, dördi
beşi
bir vukıyye gelir âbdâr ve hoş-hor emrûddur. Âsitâneye niçe yüz bin kutu emrûd …
Memdûhât-ı Beğbâzârı: Evvelâ bâğ u bâğçesi gâyet çokdur. Besâtinlerinde bir gûne kavunu olur kim lezzetinden âdemin dimâğı dü şakka olur ve müsg [ü] amber-i hâm-misâl râyiha-i tayyibesi olur. Bu şehir halkı ekseriyyâ ol kavundan zerde tabh edüp içine darçın ve karanfil koyup bir zerde olur kim Mu‘âviye hazretlerinin ibtidâ te’lîf etdüğü lezîz zerde olur. Bu gûne bir lezîz ve hoş-hor ve serî‘u'l-hazm kavundur. Ve bir gûne sebz-gûn emrûdu olur. Bir müdevver, dördi beşi bir vukıyye gelir âbdâr ve hoş-hor emrûddur. Âsitâneye niçe yüz bin kutu emrûd pembeler içre hedâyâ gider. Bir gûne sükker-i halvâ emrûddur kim Acem diyârında Tesuy şehrinde ve Ordubâr şehrinde Meleçe emrûdu lezzetindedir. Ve siyâh arpası olur. Gâyet yağlıdır. Ata çok vermeden ihtirâz etmek gerek. Ve sahrâsında pirinci olur, gâyet pişkindir. El-hâsıl bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr şehr-i imâr-ı dâr-ı diyâr şehr-i Beğbâzâr'dır. Hafazekallah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367b ·
metinde göster ·
… emimin vücûdu amûdu keslüp benim sıhhatim alâmetidir, ve geminin yedi demirinin
beşi
kırılması beş aded sâhib-i lenger âdemlerim merhûm olup iki müdebbir âdemim kal …
Ammâ başında havâlesi çokdur, dediğü dağdağa-i âleme uğrayup tevâbi‘ çokluğu ve başım havâleli olup şişdiğidir. Ve gemi içinde safrası yokdur, dediği hâlâ perhiz ile karnım açdır ve fırtınaya dayanamaz dedüğü halk üzerime hücûm edüp teklîf-i mâlâ yutâk mu‘âleceler etdikleridir, ve fırtına-i rûzgâra paşayı çıkarman işâretidir ve bu geminin altına yağ lâzımdır, dedüğü yetmiş günden berü sâhib-i firâş olup altımda mak‘adım delik delik olup hakîkatü'l-hâl yağ sürmek gerek dediğidir. Ve dümen evinden kurbân edüp kan akıtmak gerek, dediği başım vücûdum gemisinin dümenidir. Hekimler hacamat edüp kan akıdup sıhhat buldukda kurbân eylemek işâretidir ve direği bu gemiye 'havâledir, kesmek gerek' dediği bir müdebbir âdemimin vücûdu amûdu keslüp benim sıhhatim alâmetidir, ve geminin yedi demirinin beşi kırılması beş aded sâhib-i lenger âdemlerim merhûm olup iki müdebbir âdemim kalması işâretidir ve gemi içinden gemiciler 'gemi batıyor' deyü feryâd etdikleri iç ağalarım havfe düşüp 'Paşa ölür' deyü feryâd etdikleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 144b ·
metinde göster ·
anda mevcûd bulunup cümle huzûr-ı paşaya dest ber-kafa kayd [ü] bend ile gelüp …
Cümle Kürdistân askeri ve a‘yân-ı Van bu ni‘met-i uzmâ ile def‘-i cîy‘ân eyleyüp "Ba‘de't-ta‘âm ve'd-du‘â vü senâ dîvân-ı pâdişâhîdir", deyü dokuzar kat 248b mehterhâneler çalınup ba‘dehû bin bir ayak bir ayak üzre kat-ender-kat durup çavuşlar alkışlayup, "Şikâyetçi var mı?", deyince netîce-i merâm yedi kimesnenin gûnâ-gûn da‘vâları dinlenüp şer‘ ile edâ-yı hak olunup yedi kimesnenin katillerine fermân-ı şehriyârî var iken anları kaldırdup kal‘aya fermân edince hemân dîvânda eli kavuşup duranlardan dörd âdem dîvândan firâr edüp üçü dîvânda tepesi üzre ser-nigûn olup sarı‘ dutdular. Meğer bunlar ve firâr edenler Van Paşası Şemsi Paşa oğlu Mehemmed Emîn Paşa'nın Van'a kapanup isyân etmesine bâ‘is ü bâdî olanlardan bu firâr edenler imiş. Der-akab anları keşân-ber-keşân getirüp dîvân-ı pâdişâhîde ba‘de's-subût huccet-i şer‘iyye ile kellelerin tenlerinden cüdâ olup öbir ser-nigûn olup düşen ihtiyârları kal‘aya fermân etdüğünden sonra kapucubaşı hatt-ı şerîfi dîvân-ı pâdişâhîde dîvân efendimiz Gınâyîzâde Alî Efendi destine verüp ol dahi savt-ı a‘lâ ile alâ mele’i'n-nâs kırâ’at edüp yetmiş aded âdemin kelle-i bî-devletleri Dârü's-saltanati'l-aliyyeye fermân olunup yetmiş âdemden kırk beşi anda mevcûd bulunup cümle huzûr-ı paşaya dest ber-kafa kayd [ü] bend ile gelüp cümlenin cürmleri su’âl olunup "Şehrimizi harâb u yebâb etdirüp top güllesiyle hânedânlarımız berbâd etdirüp bu kadar âdem kılıçdan geçmesine bu zorba ve aşkıyâlardır." deyü şehâdet eylediklerinde paşa eydür: "Bugünkü gün pâdişâhımın vekîl-i mutlakı ve serdâr-ı mu‘azzamıyım. Bu yedi âdemi vekâletim hasebiyle âzâd etdim, ammâ bu otuz sekiz âdemin haklarından gelirim. Tiz cellâdlar, kaldırın!" deyü sekban u sarıca bu mücrimleri kaldırup kal‘aya götürdüler. Biri giderken yolda cân verdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248a–248b ·
metinde göster ·
… rıyla ve sultânlarıyla müşâ bir Salmas sahrâsıdır kim Pasin ve Muş hâmûnlarının
beşi
kadar bir deşt-i Kıpçak gibi sahrâda vâki‘ olmuş kal‘a-i Salmas'dır. Ammâ şimâl …
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Cihân Şâh'ın Salmas nâm bir vezîri imâr edüp ismine Salmas dediler. Ya‘nî selâm esen kal‘ası demek olur. Bu kal‘a zeyline geldikde bi'l-acele hânı istikbâle çıkup eşik ağasıyla Rûmiyye hânını kendi sarâyına aldı. Murtezâ Paşa ağasın kethudâsına, bizi münşîsine mihmânlığa verüp kal‘ayı seyr ü temâşâya başladık. Ammâ kal‘ası bir sahrâ-yı azîmin içine vâki‘ olmuşdur. Cânib-i erba‘asına Rûmiyye ve Tesûy ve Kumla ve Karabağlar ve Hoy ve Merend ve Behistân ve Çures hânlarıyla ve sultânlarıyla müşâ bir Salmas sahrâsıdır kim Pasin ve Muş hâmûnlarının beşi kadar bir deşt-i Kıpçak gibi sahrâda vâki‘ olmuş kal‘a-i Salmas'dır. Ammâ şimâle nâzır kal‘a kapusunun içeri girerken sağ tarafında çâr-kûşe bir taş üzre "Emr-i hâzâ's-sûrü'l-metîn, bi-eyyâm-ı Tâceddîn-i âlîşân ve binâ-yı Hâce Nakdî-i Mıkrîzî." deyü tahrîr eylemiş ve sûrunun dâ’iren-mâdârı bin adımdır. 300b Ve. hevâsı bürûdet üzredir. Âb-ı cârîleri cânib-i garbda Kürdistân'ın Pinyanişî ve Abagay kûh-ı bâlâlarından gelüp niçe yüz bin bâğ [u] hadîka-i hayâtları reyy edüp bâğıstân-ı engüristânlarından ubûr ederek cânib-i garba Rûmiyye deryâsına munsabb olur. Ammâ kal‘ası bir püşte üzre vâki‘ olmağile bu enhâr-ı zülâller kal‘adan cereyân etmeyüp âb-ı zülâl kuyuları vardır ve taşrada cereyân eden nühûrlar cümle zîr-i zemînden cereyân edüp şâhrâhları üzre çâh-ı mâları var. Âl-i Osmân askerinden Acem bu kuyulardan çok âdem alup esîr etmişlerdir. Bu diyârın cümle suları böyle taht-ı türâbdan ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300a–300b ·
metinde göster ·
isneyn günü Gümrük Emîni Hasan Ağa'yı Galata'da Kullekapusu kurbunda bize ma‘lû …
Mâh-ı mezbûrun on beşi isneyn günü Gümrük Emîni Hasan Ağa'yı Galata'da Kullekapusu kurbunda bize ma‘lûm kimesne hânesinde bulunup kapu arasında haps olunup kendüden iki bin kîse mâl taleb olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 7a ·
metinde göster ·
… ve Erdel kefereleri eliyle her birin değerin değmeze kırkar ve ellişer kîse ve
beşi
yüzer kîseye verilüp cebr ü noksan cümlesinin bahâları bin altı yüz doksan altı …
Ba‘dehû Melek Ahmed Paşa-yı âkıl mukaddemâ Hân'ın elli aded Macar kapudanları ki vermiş, hemân anları der-ceng-i evvel Âl-i Osmân istemeden Tatar eliyle Eflâk ve Boğdan ve Kazak ve Leh ve Erdel kefereleri eliyle her birin değerin değmeze kırkar ve ellişer kîse ve beşi yüzer kîseye verilüp cebr ü noksan cümlesinin bahâları bin altı yüz doksan altı kîse edüp ol mâl-ı ganâ’imle Akkirmân kal‘ası ve Kili kal‘ası ve Bender kal‘ası ve Yanık hisârı ve Özü kal‘alarına birer mu‘temedün-aleyh ağalar gönderüp ta‘mîr ü termîm etmeğe cehd [u] ihtimâm edüp niçe hayrât [u] hasenâtlar etdi. Ve nitekim Melek Ahmed Paşa Özü eyâletine mutasarrıf idi, Hân ile Paşa'nın birbirlerine âdemleri hedâyâlarıyla gidüp gelmede idi. Ol ecilden Hân ile Paşa'nın mahabbetleri münkatı‘ olmayup Paşa-yı müdebbir Kırım Hânına bir mahabbetnâme gönderse kırk elli bin Tatar murâd edindiği yerde hâzır-bâş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 52b ·
metinde göster ·
cum‘adır, mâ‘adâsı mahalle mesâcidleridir. Cümleden mükellef ü mükemmel Mihaloğ …
Ve cümle on sekiz aded mihrâbdır. Evvelâ beşi cum‘adır, mâ‘adâsı mahalle mesâcidleridir. Cümleden mükellef ü mükemmel Mihaloğlu Süleymân Beşe câmi‘i ve Ali Beğ câmi‘i cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve hâlâ Beğ kethudâsı Mehemmed Ağa bir nev binâ bir câmi‘-i zîbâ etmiş kim gûyâ kasr-ı huld-i berîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 56a ·
metinde göster ·
… ların ortasında bir çemenzâr yerde bâğlı ve bâğçeli zemînde cümle on mahallenin
{beşi
müslim ve beş adedi kefere mahalleleridir}.
Eşkâl-i zemîn-i belde-i Taşlıca: Bu şehr-i müzeyyen bir çıplak ve beyâz kar gibi kayaların ortasında bir çemenzâr yerde bâğlı ve bâğçeli zemînde cümle on mahallenin {beşi müslim ve beş adedi kefere mahalleleridir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 143b ·
metinde göster ·
dahi salât-ı cum‘a edâ olunur cemâ‘at-i kesîreli cevâmi‘lerdir, ammâ isimleri m …
Ve cümle beş aded mihrâbdır. Beşi dahi salât-ı cum‘a edâ olunur cemâ‘at-i kesîreli cevâmi‘lerdir, ammâ isimleri ma‘lûmum değildir. Ve beşi de kurşumsuz şindire tahta örtülü ma‘bedgâhlardır, ammâ minâreleri ol kadar musanna‘ değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170a ·
metinde göster ·
… dâ olunur cemâ‘at-i kesîreli cevâmi‘lerdir, ammâ isimleri ma‘lûmum değildir. Ve
beşi
de kurşumsuz şindire tahta örtülü ma‘bedgâhlardır, ammâ minâreleri ol kadar mus …
Ve cümle beş aded mihrâbdır. Beşi dahi salât-ı cum‘a edâ olunur cemâ‘at-i kesîreli cevâmi‘lerdir, ammâ isimleri ma‘lûmum değildir. Ve beşi de kurşumsuz şindire tahta örtülü ma‘bedgâhlardır, ammâ minâreleri ol kadar musanna‘ değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170a ·
metinde göster ·
Ve bu varoşun umûmısı yedi mahalledir, ikisi keferelerdir,
beşi
müslim mahallâtlarıdır. Ve olancası sekiz yüz aded tahta örtülü ve tahta havlıl …
Ve bu varoşun umûmısı yedi mahalledir, ikisi keferelerdir, beşi müslim mahallâtlarıdır. Ve olancası sekiz yüz aded tahta örtülü ve tahta havlılı tahtânî ve fevkânî mükellef ü mükemmel vâsi‘ evlerdir kim her birinde gaytân-ı cinân misilli bâğçeler mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 172a ·
metinde göster ·
… sol ayakların kiminin topuğundan ve kiminin inciğinden götürüp altısı şehîd ve
beşi
gâzî vü sa‘îd oldular.
Hikmet-i Hudâ bir gün guzât-ı müslimînden on aded bahâdır yiğitler bir yere cem‘ olup "İnşâallâh fursat ve nusret bizimdir, (bizimdir)" deyü kal‘aya yürüyüş etmeğe muntazır dururlarken kal‘anın kapusu üstünden mel‘ûn kâfir bir balyemez top atınca hikmet, mezkûr on aded gâzîlerin cümlesine top güllesi isâbet edüp cümlenin sol ayakların kiminin topuğundan ve kiminin inciğinden götürüp altısı şehîd ve beşi gâzî vü sa‘îd oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 184a ·
metinde göster ·
… ı olmuşdur, ammâ bu cümle gazâlara gâlib olmuşdur, zîrâ bu arbedede yedi kralın
beşi
mürd olup ikisi firâr edüp yedi kral cünûd-ı cünübünden azacık küffâr rehâ bulm …
Ve Âl-i Osmân zuhûr edeli dörd aded tabur cengi olmuşdur. Biri sene 709 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr'ın Sırf ve Hersek kâfirleriyle Kosova sahrâsı cengi, biri de sene 920 târîhinde Selîm Şâh-ı Evvel ile Şâh İsmâ‘îl'in Çıldır gazâsı ve biri de sene 932 târîhinde Süleymân Hân ile Lagoş Kral'ın Mihaç gazâsı, biri dahi bu Mehemmed Hân-ı Sâlis'in Nemse ve Macar ve yedi kral ve yedi kerre yüz bin asker-i küffârı kırdığı Eğre'nin tabur gazâsı olmuşdur, ammâ bu cümle gazâlara gâlib olmuşdur, zîrâ bu arbedede yedi kralın beşi mürd olup ikisi firâr edüp yedi kral cünûd-ı cünübünden azacık küffâr rehâ bulmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 40a ·
metinde göster ·
şâhrâh-ı azîm kapulardır, üçü küçük kapulardır. Lâkin Tuna kenârınca birkaç kap …
Ve cümle sekiz aded kapusu vardır, ammâ beşi şâhrâh-ı azîm kapulardır, üçü küçük kapulardır. Lâkin Tuna kenârınca birkaç kapular dahi vardır, ammâ anların isimleri ma‘lûmum olmayup hurdece su kapularıdır. Ve cânib-i etrâfı cümle handak-ı azîmdir. İllâ Tuna kenârındaki iki kat dîvâr tarafında handakı yokdur. Bu handak kenârınca bu kal‘ayı âheste âheste yürüyüp elimde tesbîhimle addetdim. Bu kal‘anın gird-â-girdi handak sıra kâmil on tokuz bin beş yüz elli aded hatvedir ve iki bin adım da mukaddemâ Tuna kenârı idi. Bu hisâb üzre kal‘a-i Beç yigirmi bir bin beş yüz elli adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56a ·
metinde göster ·
… e bunlarda bir gûne ma‘rifet var kim bir kavmden istimâ‘ etmedim. Evvelâ onu on
beşi
bir yere gelüp bir köpek hirren fehırrâsı cengi ederler kim kimi samson gibi ki …
Ve bunlarda bir gûne ma‘rifet var kim bir kavmden istimâ‘ etmedim. Evvelâ onu on beşi bir yere gelüp bir köpek hirren fehırrâsı cengi ederler kim kimi samson gibi kimi tazı ve kimi fino zağar gibi çek cek vek vek urup feryâd etdiklerinde âdem gülmeden tamâm olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70a ·
metinde göster ·
El-hâsıl bu Taman şehrinin enderûn [u] bîrûnunda cümleten tokuz mihrâbdır.
Beşi
salât-ı cum‘a edâ olunur cevâmi‘lerdir. Gayrileri ümmeten dörd aded mahalle mes …
El-hâsıl bu Taman şehrinin enderûn [u] bîrûnunda cümleten tokuz mihrâbdır. Beşi salât-ı cum‘a edâ olunur cevâmi‘lerdir. Gayrileri ümmeten dörd aded mahalle mesâcidleridir. Ve âmmeten bin yüz aded toprak örtülü sâde binâ hânedânlardır. Ve hemeten üç medresedir. Ve yekûneten yedi mektebdir. Ve barıten üç aded tekyedir. Cem‘aten iki hammâmdır kim kal‘adadır. Ve dükeleten beş aded hâncıklar ve kişkeneklerdir. Bu Tatarşa ıstılâhlı bu kadar imâretleri vardır, ammâ müftî ve nakîbü'l-eşrâfı yokdur. Kal‘a dizdârı ve üç yüz aded merdüm-hisârı ve muhtesib ve emîni ve bâcdârı ve yeniçeri serdârı vardır. Lâkin sipâh kethudâyeriyle gayri hâkimleri yokdur. Ve tarîk-i âmlarında dahi aslâ kaldırımları yokdur. Ve bâğ u bâğçesinin dahi bu cezîrede ve bu şehirde vücûdu yokdur, zîrâ hevâsı gâyet bürûdet üzredir ve suları acıdır. Cümle kuyulara muhtâclardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 145a ·
metinde göster ·
sağ ve yedi aded Abaza câdûlarının beşi yine yerden ber-hevâ olup gitdiler. Çer …
Andan yedi dâne Çerkez oburuyla yedi dâne Abaza câdûları birbirlerine sarılup biribirlerinin gerdânları altlarına başların sokup yere düşdüler. Çerkesler seğirdüp birbirlerinden ırdılar, ammâ iki Çerkes oburunun gerdânından Abaza oburu Çerkes'in kanın içüp ölmüş, ammâ beşi sağ ve yedi aded Abaza câdûlarının beşi yine yerden ber-hevâ olup gitdiler. Çerkes oburunun kanın emen iki nefer Abaza câdûların ol mahalde Çerkesler âteşe yakdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
… oburu Çerkes'in kanın içüp ölmüş, ammâ beşi sağ ve yedi aded Abaza câdûlarının
beşi
yine yerden ber-hevâ olup gitdiler. Çerkes oburunun kanın emen iki nefer Abaza …
Andan yedi dâne Çerkez oburuyla yedi dâne Abaza câdûları birbirlerine sarılup biribirlerinin gerdânları altlarına başların sokup yere düşdüler. Çerkesler seğirdüp birbirlerinden ırdılar, ammâ iki Çerkes oburunun gerdânından Abaza oburu Çerkes'in kanın içüp ölmüş, ammâ beşi sağ ve yedi aded Abaza câdûlarının beşi yine yerden ber-hevâ olup gitdiler. Çerkes oburunun kanın emen iki nefer Abaza câdûların ol mahalde Çerkesler âteşe yakdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 151b ·
metinde göster ·
Menzil-i Beşdepe: Beş dâne ale't-tertîb dizilmiş âlî dağlardır, ammâ
beşi
de amelîdir. Hemân Mısır'da Cîze tarafındaki üç aded ihrâm dağları gibi yığılmı …
Menzil-i Beşdepe: Beş dâne ale't-tertîb dizilmiş âlî dağlardır, ammâ beşi de amelîdir. Hemân Mısır'da Cîze tarafındaki üç aded ihrâm dağları gibi yığılmış dağlardır. Her biri üçer merhale yerden nümâyândır. Bu mahallere Timur Leng Hân beş kerre gelüp meks etmek ile her gelişde birer dağ alâmet etmişdir, ammâ hakkâ ki alâmet-i şehinşâhîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 168b ·
metinde göster ·
… raya düşerdi. Ve kiminin kıçındaki ve direk depesindeki altun fânûslarının dörd
beşi
dahi bizim kara tarafına düşdü.
Ve ihrâk olan geminin içinde olan yüz elli pâre batırdama tuç topları ve yüz elli pâre batırdama saçma toplar ve cümle cebehâneleri ve sâ’ir mühimmâtları cümle hevâya münkalib olup kimi deryâya ve kimi karaya düşerdi. Ve kiminin kıçındaki ve direk depesindeki altun fânûslarının dörd beşi dahi bizim kara tarafına düşdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300b ·
metinde göster ·
… in maşrık tarafındaki bâğ u bâğçelerde hâsıl olan Agriyomasa incirinin dördü ve
beşi
ve altısı bir vukıyye gelir incirdir kim vallâhi bikesri'l-hâ cihânda misli yok …
Der-medh-i incir-i Agriyomasa: Evvelâ şehrin maşrık tarafındaki bâğ u bâğçelerde hâsıl olan Agriyomasa incirinin dördü ve beşi ve altısı bir vukıyye gelir incirdir kim vallâhi bikesri'l-hâ cihânda misli yokdur. Gûyâ bir tulum katr-ı nebât-ı Hamavî cüllâbdır. Aslâ derisi yokdur, ancak üstünde bir duman-misâl zar içinde durur. Ba‘zı zamân şiddet-i harâretden balı akup vücûdu kuru kalır. Sepetlerle çârsû-yı bâzâra gücile gelir. Gayri diyârın incirleri gibi kurutup vilâyet vilâyet gitmez. Ve içinde haşhâş dânesinden hayâl hurde tohumları var. Bir âdem üç dörd vukıyyesin yese aslâ imtilâ olmayup âdemi şişirmez, gâyet serî‘u'l-hazmdır. Ve misk [ü] amber-i hâm gibi râyiha-i tayyibesi olduğundan mâ‘adâ gâyet mukavvîdir. El-hâsıl midhatinde lisân kâsır olup Rûm'un Aydonat şehrinde Agriyomasa inciri gâyet meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 350b ·
metinde göster ·
… ---)]] dıraht-ı azîmlerin bir âdem iki âdem kucaklar. Kalın Y 178b yerlerinde
beşi
onu ve on beşi bir yerde top top [[(---) (---) (---)]] bir âdem on dâne ve beş …
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından beyâz hubzu ve hurmâsı. Ve şeker kamışı üçü ve dördü bir maksûs Mısır parasınadır. Ve habbu'l-lezîz [[(---) (---) (---)]] hâsıl olur gâyet mukavvîdir. Ve Frenk incîri garîb temâşâdır. İki âdem kaddi kalın yeşil haşebeler üzre babuç gibi yeşil yapraklarının kenârında [[(---) (---) (---)]] -misâl darısı vardır. Bu dahi mukavvîdir. Ve acûr ve kassâ ve kurkâs ve karnebît ve cümmeyz ağaçları [[(---) (---) (---)]] dıraht-ı azîmlerdir. Bi-aynı incîr-misâl la‘lgûn ve beyâz cümmeyzi olur. Ammâ hikmet-i Hudâ bu kim cemî‘i müsmirât [[(---) (---) (---)]] dıraht-ı azîmlerin bir âdem iki âdem kucaklar. Kalın Y 178b yerlerinde beşi onu ve on beşi bir yerde top top [[(---) (---) (---)]] bir âdem on dâne ve beş dânesin isti‘mâl edüp üzerine bir kaç yudum su içse tabî‘ati mülâyim edüp [[(---) (---) (---)]]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y178a–Y178b ·
metinde göster ·
… azîmlerin bir âdem iki âdem kucaklar. Kalın Y 178b yerlerinde beşi onu ve on
beşi
bir yerde top top [[(---) (---) (---)]] bir âdem on dâne ve beş dânesin isti‘mâ …
Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından beyâz hubzu ve hurmâsı. Ve şeker kamışı üçü ve dördü bir maksûs Mısır parasınadır. Ve habbu'l-lezîz [[(---) (---) (---)]] hâsıl olur gâyet mukavvîdir. Ve Frenk incîri garîb temâşâdır. İki âdem kaddi kalın yeşil haşebeler üzre babuç gibi yeşil yapraklarının kenârında [[(---) (---) (---)]] -misâl darısı vardır. Bu dahi mukavvîdir. Ve acûr ve kassâ ve kurkâs ve karnebît ve cümmeyz ağaçları [[(---) (---) (---)]] dıraht-ı azîmlerdir. Bi-aynı incîr-misâl la‘lgûn ve beyâz cümmeyzi olur. Ammâ hikmet-i Hudâ bu kim cemî‘i müsmirât [[(---) (---) (---)]] dıraht-ı azîmlerin bir âdem iki âdem kucaklar. Kalın Y 178b yerlerinde beşi onu ve on beşi bir yerde top top [[(---) (---) (---)]] bir âdem on dâne ve beş dânesin isti‘mâl edüp üzerine bir kaç yudum su içse tabî‘ati mülâyim edüp [[(---) (---) (---)]]
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y178a–Y178b ·
metinde göster ·
… erde bâb-ı kebîrlerdir. Ammâ ba‘zı bâbların üçü birer yerde ve ba‘zısı ikisi ve
beşi
bir yerde kapulardır.
Elsine-i nâsda her bâb bir isim ile müsemmâdır. Ammâ bu kal‘a-misâl Harem-i şerîfin cânib-i erba‘asında cümle on tokuz yerde bâb-ı kebîrlerdir. Ammâ ba‘zı bâbların üçü birer yerde ve ba‘zısı ikisi ve beşi bir yerde kapulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y334a ·
metinde göster ·
… r ile mebnîdir. Ammâ bu cümlenin ortasında biri cümleden yüksekdir. Ve yüz otuz
beşi
hacer-i şemsîdendir. Ve cânib-i şimâlde üç yüz kırk bir aded şerîfe vardır. Yet …
Evvelâ bu haremin cânib-i şarkîsinde yüz altmış iki şerîfelerdir. Ammâ yigirmi yedisi beyâz mermer ile mebnîdir. Ammâ bu cümlenin ortasında biri cümleden yüksekdir. Ve yüz otuz beşi hacer-i şemsîdendir. Ve cânib-i şimâlde üç yüz kırk bir aded şerîfe vardır. Yetmiş sekiz şerîfesi beyâz mermerdendir, üçü cümleden âlîdir. Ve sâ’ir şerefâtları hacer-i şemsîdir. Ve cânib-i garbîde yüz dörd aded şerefedir, yigirmi ikisi mermerdir, mâ‘adâsı şemsîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y337b ·
metinde göster ·
… l‘alarına Y 140b cümle kefere istîlâ edüp Kudüs Kumâme'sinden alınan mâlların
beşi
kadar hazîne-i firâvân alup bu kadar rüsvây oldu. Ve ol sene 454 494 (---) târî …
Ammâ beri tarafda der-akab Kostantıniyye'den Mısır'a gemilerle zahîre gelirken bi-emr-i Hudâ Mısır'da el-Mustansır Billâh merhûm olup zahîre gerü Rûm'a gidüp Mısır dibelik kaht [u] galâdan harâb u yebâb olup yine Ertuğrul'a doğru âdemler gönderüp Ertuğrul dahi tekürden Mısır içün zahîre isteyüp varan elçisi Ayasofya deyrinde cemâ‘atle bir cum‘a namâzın Q 210a kılmağı ricâ eder. Elçi üç yüz âdemiyle Kostantîn'e buluşup ricâsı makbûle geçüp Ayasofya kilisesinde bir cum‘a namâzı kılup hutbeyi âl-i Fâtımiyyûndan Kâ’im (---) Bi-emrillâh ismine tilâvet etdi. Ammâ Mısır'a zahîre gelmezden mukaddem [304] Kâ’im Bi-emrillâh açlıkdan asâkir-i Mısır ile Kudüs'de nasârânın Kumâme'sin açup yüz Mısır hazînesi mâl-ı firâvân aldıkların Kayâsıra kral istimâ‘ edüp bin pâre gemiyle Silifke'den tâ Şâm-ı Tarabulus ve Berût ve Sayda ve Akka'ya ve Remle'ye varınca ve ol etrâfda ol olan İslâm kal‘alarına Y 140b cümle kefere istîlâ edüp Kudüs Kumâme'sinden alınan mâlların beşi kadar hazîne-i firâvân alup bu kadar rüsvây oldu. Ve ol sene 454 494 (---) târîhinde Mısır'a dahi Rûm ve Freng mâlik olup on sene kâmil Mısır'a tâ‘ûn isâbet edüp Fustât şehri ol hâdiseyi görüp ba‘dehu mde (---)(---) bir dahi küffâr istîlâ etmesün deyü Nîl'den bir sâ‘at ba‘îd cebel-i Mukattam dâmenine sene 357 târîhinde Mu‘îzz Lidînillâh vezîri Cevher Kâyid Mağrib'den gelüp ibtidâ Mısır-ı cedîdi ol binâ etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y140a–Y140b ·
metinde göster ·
… ale's-sabâh bir vâdî-i hâmûn içre giderken on bir dâne mefret fîl-i Mahmûdîler —
beşi
gâyet süd beyâz, altısı siyâh, dağ-pâre fîller idi— bî-pâk ü bî-pervâ önümüze v …
Andan Porega şehrinden kalkup ertesi ale's-sabâh bir vâdî-i hâmûn içre giderken on bir dâne mefret fîl-i Mahmûdîler —beşi gâyet süd beyâz, altısı siyâh, dağ-pâre fîller idi— bî-pâk ü bî-pervâ önümüze ve gâh yemîn ü yesârımıza geçüp alarkadan bize rağmen oynaşarak kovuşarak uruşarak döğüşerek kâmil yedi sâ‘at gitdiler. Ale'l-ittifâk bizler dahi âlât-ı silâhdan bir şey atmadık ve seyr [ü] temâşâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y433b ·
metinde göster ·
… arı üzre beste edüp kihta nâmında bir kirişli sâzları vardır, anınla fasıl edüp
beşi
, altısı bir yerden müselsel tertîl ve âheng ile kırâ’at etdiklerinde âdeme dehş …
Ve bu kavm-i Hânende ol kadar hûb u mü’essir Dâvûdî bülend-âvâzları olup gûnâ-gûn şi‘ir-i belîğleri indiyâtları üzre beste edüp kihta nâmında bir kirişli sâzları vardır, anınla fasıl edüp beşi, altısı bir yerden müselsel tertîl ve âheng ile kırâ’at etdiklerinde âdeme dehşet hâsıl olur. Gâyet hüsn-i savtları olup mevâller okuduklarından kavm-i Hânend[e] derler. Tâli‘leri Zühre'ye mensûb olduklarından dâ’imâ şâd ü handânlardır, aslâ gam gussa nedir bilmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·