… kandedir. Anları kande bulalım" dedikde "İşte bunlardır" deyü beş kişi gösterüp
beşini
dahi ve kendüyi dahi aslâ söyletmeyüp haps edüp hânelerin basup sahte şecereler …
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim sene (---) târîhinde Yıldırım Hân asrında Alî nâm vezîr-i hümâm feth ederken vefret üzre meşakkat çekilüp "Şu Şumnı feth olmayup kaldı" deyü nefes etdüğü dem kal‘adan vere bayrakları zâhir olup Bulkar keferesi elinden dest-i İslâm'a girüp memâlik-i İslâm'a zem olunup ismi Şumnı kaldı. Ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Hâlâ kal‘ası şehrin hâ’ilinde bir türâblı püşte üzre şekl-i murabba‘dan tûlânice câ-be-câ rahnedâr olmuş ve derûn [u] bîrûnı harâbe yüz tutmuş hâne ve dizdârsız kal‘a-i mu‘attaldır. Ammâ aşağı şehri ma‘mûrdur. Kânûn-ı Süleymân Hân üzre Özü eyâletinde Nigebolı sancağı hudûdunda subaşılıkdır. Ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Vefâlı Emîr nâm bir mahkeme şâkird ve cümle halk andan şâkir fuzalâ’ü'd-dehr'den bir kadısı var idi kim beyne'l-akrân nazîri yok idi. Kazasında cümle (---) aded kurâ-yı ma‘mûrlardır. Müftî ve nakîbi vardır. Zîrâ sâdât-ı kirâmı ve müteseyyidi gâyetü'l-gâye çokdur kim {hadîs}Arapça hadîsi 111b la‘netin kabûl edüp medhûl-i nâs olmuş Kalmuk Tatarı gözlü ve İznik çinisi gibi gök gözlü zehr-i mâr sözlü nûrsuz yüzlü hâşâ emîrleri var. Hattâ bir da‘vâ ile bir emîr Melek Ahmed Paşa huzûruna gelüp ifrât üzre bir feryâd [u] figân edüp "Ceddim rufuçun bu ev benim aba ve dedelerimden kalmışdır" deyü ceddine yemîn edüp vakfullah hâneyi mülk-i mevrûsumdur, deyü feryâd ile dîvânı kapatdı. Gınâyî Efendi eydür: "Adam sen yeni emîr olmuşa benzersin. Zîrâ tezvîr da‘vâya yapışdın" dedikde hemân "Behey Efendi Sultân Osmân kişi Hotin seferine buradan geçerken Nakîbü'l-eşrâf Gulâmî Efendi'den üç yüz kile arpa verüp Emir kapusuna çıkup on bir kişi şecere aldık. On bir kişiden yedi kişi kaldık. Hani benim gibi eski emir" deyince Paşa "Ya öbür yoldaşların kandedir. Anları kande bulalım" dedikde "İşte bunlardır" deyü beş kişi gösterüp beşini dahi ve kendüyi dahi aslâ söyletmeyüp haps edüp hânelerin basup sahte şecerelerin getirüp başlarından destârların alup ahâlî-i vilâyetden ahvâlleri su’âl olundukda ıkrârları üzre müteseyyidlikleri isbât olunup yedişer yıllık tekâlîf-i örfiyyeyi vermek {üzre} akrabâ-yı ta‘allukâtlarıyla kırk yedi nefer kimesneye hükm olunup izn-i şer‘îyle destârı alınup sicill-i şer‘-i mübînde re‘âyâ kayd olunup bu gûne müteseyyidi çok şehr-i Şumnu'dur. Hudâ ıslâh ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 111a–111b ·
metinde göster ·
âzâd edüp hemân sâ‘at Bükreş şehri altından yine cânib-i kıbleye ılgar edüp gid …
"Vallâhi, bizim Eflâk Beği Mihne kralımız Türk'ün Fazlî Paşa ve Konakçı Kara Alî Paşa ve Cân Arslan Paşa ve gayrı niçe paşalar ve beğleri bozup askerlerin kırup kimini Tuna'ya döküp gark oldular. Paşaları Yergöğü kal‘asına kapandılar. Hâlâ Yergöğü altında ceng-i azîmdir. Eğer Yergöğü kal‘asın alırsa Tuna buzlayup durursa Nigebolı şehrin ve Uruscuk şehrin ve Silisre şehirlerin cümle vursamız gerekdir" deyince birkaç kâfirin kellesin kesüp beşini âzâd edüp hemân sâ‘at Bükreş şehri altından yine cânib-i kıbleye ılgar edüp giderken şâhrâhlar üzre niçe bin sünnetli ümmet-i Muhammed mevtâlarına râst gelirdik. Meğer Mihne kâfirin kırdığı bâzergân ibâdullâhları imiş. Bu mevtâları geçüp dağlar içre giderken anı gördük.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 103a ·
metinde göster ·
… yerine bizim serdengeçdi gâzîlerimiz aslâ el kaldırtmadan cümlesin kırup ancak
beşini
dil alup vezîre getirüp beleğan-mâ-belağ ihsânlar alup ol ân handakın karşu tar …
Ez-în-cânib yine saded-i gazâ-yı Uyvar'a gelelim. Çünki mâh-ı Saferü'l-hayrın on dördüncü bâzârertesi gün ki oldu, hemân kal‘a içinden yüz nefer cân-ı habîsinden geçmiş Fargaçi kapudan elinden dolusun içmiş, küffâr-ı mest evkâr mel‘ûn-ı murdârlar bizim handak içindeki lağım kuburların basmağa çıkup bunların yerine bizim serdengeçdi gâzîlerimiz aslâ el kaldırtmadan cümlesin kırup ancak beşini dil alup vezîre getirüp beleğan-mâ-belağ ihsânlar alup ol ân handakın karşu tarafındaki dîvâr dibinde olan bir hayli yerde feth olmamış hınzîrhâne şarampavları var idi, anları gâzîler feth edüp kâfirlerinin üç yüzünü kırup serdengeçdi gâzîleri 116b mezkûr şarampavlar ardında meterize girdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 116a–116b ·
metinde göster ·
… gibi sarp dişbudak ağaçlarıdır. Hîn-i mahalde bir mesâfe-i ba‘îdeye dördünü ve
beşini
bir arabaya koyup fi'l-hâl meydân-ı ma‘rekede demir çemberlerin geçirüp yigirmi …
Bu cebehâne içre dağlar gibi ağaç toplar var kim her birine birer âdem sığar ve kırkar ve ellişer ve yüz vukıyye taş atar ağaç topların envâ‘ları var kim hadd [ü] hasrların Hudâ-yı Bîçûn bilir, ammâ cümlesi kara ağaçdan ve palasanta ve dişbudak ve çemşîr ve sarma ağacından toplardır. Niçe bini hâzır ve müheyyâ durup niçe bininin tahtalarında rakam yazılıdır. Çemberleriyle her top tahtaları yığın yığın durur, ammâ kadd ü kâmetleri ol kadar uzun değildir. Gûyâ su varulları tahtası gibi perdâht olup rakamlı tahtalardır, ammâ kalınlığı âdem beli ve ennilikde direk gibi sarp dişbudak ağaçlarıdır. Hîn-i mahalde bir mesâfe-i ba‘îdeye dördünü ve beşini bir arabaya koyup fi'l-hâl meydân-ı ma‘rekede demir çemberlerin geçirüp yigirmi ve otuz kerre atılır. Ba‘zısı on kerre atılup ağzı ve falyası yanar, anı bırağup birin dahi atarlar. Niçe bin aded bu gûne ağaç toplar var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69b ·
metinde göster ·