. Ân-ı sâ‘atden taşra bir siyâh meşinli, çuka dolamalı, beli bıçaklı ve gümüş ze …
Bunlar ikisi lecc [ü] cidâl ederek Ayasofya'nın hâcethânelerine gelince sipâh bir kazâhâneye girirken Gülâbî Ağa'ya sehel te’hîr eyle deyüp sipâh hâcethâneye girince Gülâbî Ağa kapuyu alup bekler. Ân-ı sâ‘atden taşra bir siyâh meşinli, çuka dolamalı, beli bıçaklı ve gümüş zencîrli ve burma sarıklı bir yeniçeri maryolu kıyâfet bir yeniçeri âşcısı çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
… hâkim, yine yeniçeriyân ocağı mûmcularından bir ihtiyâr mûmcu gediği ile nevbet
bekler
. Bu meyhâneler üzre me’mûrdur kim fitne ve fesâd olmasın. Zîrâ ümmü'l-habâyis k …
On birinci hâkim, yine yeniçeriyân ocağı mûmcularından bir ihtiyâr mûmcu gediği ile nevbet bekler. Bu meyhâneler üzre me’mûrdur kim fitne ve fesâd olmasın. Zîrâ ümmü'l-habâyis kânıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129b ·
metinde göster ·
… kim gedikli ulûfeli âdemlerdir. Mâ‘adâsı her şeb sabâha dek İslâmbol içre keşik
bekler
.
Esnâf-ı pâsbân-ı nigehbân-ı İslâmbol: Neferât on iki bindir, kırk bindir derler ammâ fart-ı kelâmdır, üç yüz neferi Bedâsten-i atîk ve Bedâsten-i cedîd pâsbânlarıdır kim gedikli ulûfeli âdemlerdir. Mâ‘adâsı her şeb sabâha dek İslâmbol içre keşik bekler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 155a ·
metinde göster ·
… y yağı yerler, gözleme ve lokmaya say yağı komasınlar deyü birer Yahûdî dîdebân
bekler
, dîdebân olmasa Yahûdîler ol dükkânlardan lokma ve gözleme yemezler, aceb muta‘ …
Ve simitciler dahi arabalar üzre furunların ve dükkânların zeyn edüp araba tekerleği kadar simitleri sırıklara geçirüp hammâllarla götürürler ve hurda simitleri dükkânlarına zeyn edüp ehl-i teferrüce simit, halka bezl ederek ubûr ederler. Ve katâyifciler dahi seyishâneler üzre dükkânlar yapup gûnâ-gûn ve reng-â-reng katâyif rişteleriyle dükkânçelerin tezyîn edüp halka katâyif bezl ederek ubûr ederler. Ve lokmacılar dahi seyishâneler üzre dükkânlar binâ edüp gûnâ-gûn fağfûrî ve mertebânî tabaklarla zeyn edüp halka ballı lokma bezl ederek ubûr ederler. Ve gözlemeciler dahi eyledir. Ammâ bu lokmacı ve gözlemeci dükkânlarında birer Yahûdî dîdebân mukarrerdir. Zîrâ Yahûdîler şîr-i revgan yağı yerler, müselmânlar say yağı yerler, gözleme ve lokmaya say yağı komasınlar deyü birer Yahûdî dîdebân bekler, dîdebân olmasa Yahûdîler ol dükkânlardan lokma ve gözleme yemezler, aceb muta‘assıb mel‘ûnlardır. Ve şehriyyeciler dahi seyishâneler üzre dükkânların şamata varakları ve gûnâ-gûn teller ile zeyn edüp "Şehriyye nefâyis cânım" deyü şehriyye satarak ubûr ederler, azîm vezni üzre cem‘iyyet-i kübrâ asker-i bî-pâyândır. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 160a ·
metinde göster ·
… a nefer odabaşıları ile neferâtlarıyla ol mandırada mîrî câmûsları ve koyunları
bekler
avcılardır kim cümle 1000 aded şehbâz yeniçeriler olduğu bâlâdâ İslâmbol mesîre …
Esnâf-ı mandıracıyân-ı yeniçeriyân: Istıranca dağı'nda avcılar odasından bir oda nefer odabaşıları ile neferâtlarıyla ol mandırada mîrî câmûsları ve koyunları bekler avcılardır kim cümle 1000 aded şehbâz yeniçeriler olduğu bâlâdâ İslâmbol mesîregâhları evsâfında tahrîr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b ·
metinde göster ·
… e bunda neferât çokdur. Hattâ defterdâr ve gümrük emîni tarafından dahi âdemler
bekler
ve her kapu mâbeyninde rûy-ı dîvârda ol kadar âlât-ı silâh ve cebe vü cevşen va …
Yalı kapusudur: Batı tarafına nâzır dörd kat metîn demir kapulardır. Her kapuda kat-ender-kat olmuş pür-silâh bevvâbânlar vardır. Zîrâ bu kapu iskeleye mekşûf olmak ile bunda neferât çokdur. Hattâ defterdâr ve gümrük emîni tarafından dahi âdemler bekler ve her kapu mâbeyninde rûy-ı dîvârda ol kadar âlât-ı silâh ve cebe vü cevşen var kim ta‘bîr olunmaz ve bu kapu önünde dahi handak üzre haşeb cisr-i azîmi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253a ·
metinde göster ·
… endân-ı bedendir kim hîn-i muhâsarada her dendân-ı beden mazgalında ikişer âdem
bekler
ammâ ile'l-ân her gice yetmiş üç aded kullede beş yüz aded pür silâh âdemler fi …
Evvelâ cânib-i şarkda Tebrîz kapusundan taraf-ı garbîde Yalı kapusuna gelince bu aşağı kal‘anın üç taraf dîvârı kal‘a ve bedenler üzre kâmil beş bin adımdır. Ammâ İçkal‘a kayasıyla bile hisâb olunursa kâmil on bir bin hatve-i fetâdır, ya‘nî yiğit adımlamasıdır. Bî-tâb u bî-mecâl ehl-i keyf tiryâkî adımıyla on beş bin adım dahi olur ve dâ’iren-mâdâr kâmil dörd bin dendân-ı bedendir kim hîn-i muhâsarada her dendân-ı beden mazgalında ikişer âdem bekler ammâ ile'l-ân her gice yetmiş üç aded kullede beş yüz aded pür silâh âdemler fi's-sayf ve'ş-şitâ keşik bekleyüp sadâ-yı gülbâng-ı Muhammedî ile feryâd edüp nigehbânlık ederler. Ve bütün gice yigirmi dörd aded ağaları ve çavuşları şebrevânî esbâblarıyla kol dolaşup rıbât bekler, bir nöbetçi hâmûş bulsa iki yüz deynek urup paşaya arz edüp gediği âhara tevcîh olunur. Zîrâ ulûfe-i mu‘ayyeneleri ve asıl mu‘teber dirlikdir. Dörd beş bin mikdârı mahlûl bekler garîbü'd-diyâr ma‘zûlcü nâm yiğitler vardır. Anlar dahi hasbî nöbet beklerler. Bir gedik mahlûl olsa anlara verilmek şartdır. Eğer fetâ oğlu var ise pederi gediği oğluna verilir. Ma‘sûmlara gedik verilmek memnû‘dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253a ·
metinde göster ·
… yigirmi dörd aded ağaları ve çavuşları şebrevânî esbâblarıyla kol dolaşup rıbât
bekler
, bir nöbetçi hâmûş bulsa iki yüz deynek urup paşaya arz edüp gediği âhara tevcî …
Evvelâ cânib-i şarkda Tebrîz kapusundan taraf-ı garbîde Yalı kapusuna gelince bu aşağı kal‘anın üç taraf dîvârı kal‘a ve bedenler üzre kâmil beş bin adımdır. Ammâ İçkal‘a kayasıyla bile hisâb olunursa kâmil on bir bin hatve-i fetâdır, ya‘nî yiğit adımlamasıdır. Bî-tâb u bî-mecâl ehl-i keyf tiryâkî adımıyla on beş bin adım dahi olur ve dâ’iren-mâdâr kâmil dörd bin dendân-ı bedendir kim hîn-i muhâsarada her dendân-ı beden mazgalında ikişer âdem bekler ammâ ile'l-ân her gice yetmiş üç aded kullede beş yüz aded pür silâh âdemler fi's-sayf ve'ş-şitâ keşik bekleyüp sadâ-yı gülbâng-ı Muhammedî ile feryâd edüp nigehbânlık ederler. Ve bütün gice yigirmi dörd aded ağaları ve çavuşları şebrevânî esbâblarıyla kol dolaşup rıbât bekler, bir nöbetçi hâmûş bulsa iki yüz deynek urup paşaya arz edüp gediği âhara tevcîh olunur. Zîrâ ulûfe-i mu‘ayyeneleri ve asıl mu‘teber dirlikdir. Dörd beş bin mikdârı mahlûl bekler garîbü'd-diyâr ma‘zûlcü nâm yiğitler vardır. Anlar dahi hasbî nöbet beklerler. Bir gedik mahlûl olsa anlara verilmek şartdır. Eğer fetâ oğlu var ise pederi gediği oğluna verilir. Ma‘sûmlara gedik verilmek memnû‘dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253a ·
metinde göster ·
… â ulûfe-i mu‘ayyeneleri ve asıl mu‘teber dirlikdir. Dörd beş bin mikdârı mahlûl
bekler
garîbü'd-diyâr ma‘zûlcü nâm yiğitler vardır. Anlar dahi hasbî nöbet beklerler. …
Evvelâ cânib-i şarkda Tebrîz kapusundan taraf-ı garbîde Yalı kapusuna gelince bu aşağı kal‘anın üç taraf dîvârı kal‘a ve bedenler üzre kâmil beş bin adımdır. Ammâ İçkal‘a kayasıyla bile hisâb olunursa kâmil on bir bin hatve-i fetâdır, ya‘nî yiğit adımlamasıdır. Bî-tâb u bî-mecâl ehl-i keyf tiryâkî adımıyla on beş bin adım dahi olur ve dâ’iren-mâdâr kâmil dörd bin dendân-ı bedendir kim hîn-i muhâsarada her dendân-ı beden mazgalında ikişer âdem bekler ammâ ile'l-ân her gice yetmiş üç aded kullede beş yüz aded pür silâh âdemler fi's-sayf ve'ş-şitâ keşik bekleyüp sadâ-yı gülbâng-ı Muhammedî ile feryâd edüp nigehbânlık ederler. Ve bütün gice yigirmi dörd aded ağaları ve çavuşları şebrevânî esbâblarıyla kol dolaşup rıbât bekler, bir nöbetçi hâmûş bulsa iki yüz deynek urup paşaya arz edüp gediği âhara tevcîh olunur. Zîrâ ulûfe-i mu‘ayyeneleri ve asıl mu‘teber dirlikdir. Dörd beş bin mikdârı mahlûl bekler garîbü'd-diyâr ma‘zûlcü nâm yiğitler vardır. Anlar dahi hasbî nöbet beklerler. Bir gedik mahlûl olsa anlara verilmek şartdır. Eğer fetâ oğlu var ise pederi gediği oğluna verilir. Ma‘sûmlara gedik verilmek memnû‘dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253a ·
metinde göster ·
El-hâsıl ulu sultândır kim ziyâretgâh-ı hâss u âmmdır. Ve her bâr merkad-i pâk-i pür-envârında Hasanî ve Hüseynî arslanlar gelüp ziyâret etdiklerin niçe bin âdemler görmüşlerdir. Hattâ "Bir esed dâ’imâ merkad-i şerîfin türbedâr ile bekler" dediler, ammâ niçe kerre varup ziyâret etdim, ammâ görmedim, ammâ bu türbe etrâfında olan arslanlar bir ferd-i âferîde merd ü zene zarar etmeyüp türbeye benî âdem varsa arslanlar çöle giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 1b ·
metinde göster ·
… e kethüdâ olan Kara Mehemmed Kethüdâ dîvânhânede beş yüz tüfeng-endâz ile keşik
bekler
, ya‘nî sabâha dak nöbet beklerler ve çöğür ve tanbura ve karadüzen ve ıklığ ve …
Hakîr de teşelşül bahânesiyle odadan odaya tâ dîvânhâneye çıkup anı gördüm. Haydar Ağa, kethüdâ katl olundukdan sonra hân-ı cedîde kethüdâ olan Kara Mehemmed Kethüdâ dîvânhânede beş yüz tüfeng-endâz ile keşik bekler, ya‘nî sabâha dak nöbet beklerler ve çöğür ve tanbura ve karadüzen ve ıklığ ve ravza ve karadüzen şekilli sazlar çalup sohbet ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 12b ·
metinde göster ·
… apu, andan üç yüz seksen adım ba‘îd Tişvâr kapusu, andan taşra martolosân ağası
bekler
Martolos kapusu, andan şarampav kapusu.
Ve beş aded kapusu var. şimâl tarafına Cisir kapusu, andan iki yüz adım ba‘îd Azeb kapusu, beş yüz adım ba‘îd Su kapusu, andan beş yüz adım ba‘îd Battâl kapu, andan üç yüz seksen adım ba‘îd Tişvâr kapusu, andan taşra martolosân ağası bekler Martolos kapusu, andan şarampav kapusu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120b ·
metinde göster ·
, niçesi Ashâb-ı Kehf vâkı‘asın gözler. Hele bunlar cümle hâbdan bîdâr olup pür- …
"Âya bu ne ola" deyü cümle hâzır-bâş oldular ve cümle atlar bir yerden süheyl-i azîm urdular, niçeleri pây-bend ve kösdeklerin kırdılar. Bi'z-zarûrî cümle guzât bilâ-rikâb atlarına süvâr olup âmâde durdular, ammâ bizden ileri ince karavullarımızın bu atlar hareketlerinden haberleri olmayup hâb-âlûd gâfil yatırlarmış. Derhâl anlara birkaç yiğit gönderdik. Niçesi karavul bekler, niçesi Ashâb-ı Kehf vâkı‘asın gözler. Hele bunlar cümle hâbdan bîdâr olup pür-silâh esb-i tâzîlerine bilâ-rikâb süvâr olup tarfetü'l-ayn içre yanımıza geldiler, ammâ henüz atlarımız deşmeden kendülerin pâre pâre ediyorlar. Anı gördük bir ânda dağlar içre küffâr-ı bed-girdâr-ı murdâr Macar-ı füccârın erganon ve torompete ve luturyanî borularının ve nâkûs-ı kebirgeleri ve tabıllarının sadâları istimâ‘ olunup vakt-i Şâfi‘î ki oldu, haçlı peykerleri ayân u beyân olunca anlar dahi bizleri görüp at başın çeküp durdular, ammâ bizim atlar kudurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 20a ·
metinde göster ·
… kim her gece bevvâblar bu cisrleri kaldırup her cisr üzre üçer yüz âdem nevbet
bekler
, zîrâ bu kal‘anın bir havf edecek yeri bu cüsûrlardandır. Hudâ hıfz ede.
Bu dahi iki kat haşeb kapu-yı musanna‘dır ve cisri bunun dahi asma zemberekli dörder yerden makaralar ile kalkar kantaralardır kim her gece bevvâblar bu cisrleri kaldırup her cisr üzre üçer yüz âdem nevbet bekler, zîrâ bu kal‘anın bir havf edecek yeri bu cüsûrlardandır. Hudâ hıfz ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 15b ·
metinde göster ·
… rba‘alarında sobalı hammâm gibi karavulhânelerinde her gece ellişer âdem nevbet
bekler
ve anlardan mâ‘adâ tâ sabâha dek on aded kal‘a ağaları nevbet beklemeğe ta‘yînl …
Ve bu kal‘ateynin taşları fîl gevdesi kadar vardır. Ve dîvârları üzre cânib-i erba‘alarında sobalı hammâm gibi karavulhânelerinde her gece ellişer âdem nevbet bekler ve anlardan mâ‘adâ tâ sabâha dek on aded kal‘a ağaları nevbet beklemeğe ta‘yînlerdir, ammâ cümleden ziyâde Macar hisârı ziyâde beklenir, zîrâ paşa sarâyı hâlâ andadır. Zamân-ı kadîmde krallara mahsûs sarây-ı azîmdir kim gâyet musanna‘dır, ammâ ihrâk olunmak ile gayri tarz binâ olunup cümle paşa ağavâtlarına müte‘addid odaları ve kâ‘aları ve dîvânhâne ve hammâm ve ıstabl u âhûrları cümle mükellef sarây-ı azîmdir. Ve kapukulu ağası bu kal‘ada olur. Kurbunda bir çâh-ı mâsı var, seksen kulaç amîkdir, ammâ âb[-ı hayât] suyu vardır. Ve yerli yeniçeri ağası da bunda sâkindir. Ve Paşa sarâyı meydânı hayli vâsi‘ olup ol meydân ortasında iki ade[d] esîr zindânı vardır. El-ıyâzen billâh cümle şehrin esîrleri bu sicinde dururlar ve her birine ellişer ayak nerdübân ile enilir gûyâ çâh-ı cahîm mahpeshânelerdir. Her şeb üzerlerinde ellişer aded pâsbânları pür-silâh olup nevbet beklerler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37a ·
metinde göster ·
"İmdi sultânım, siz safâ geldiniz. Bizim elçimiz sultânımı bizim Komaran kal‘asında bir aydır bekler. Sa‘âdetle sizin Budin'e teşrîf buyurduğunuz elçi beğimize i‘lâm edelim. Hemân siz dahi yarın Budin'den kalkın" deyüp tercümân-ı bî-îmân ileri gitdikde elçi paşa kerr ü fer ile ahâlî-i Budin'e selâ[m] vererek kütür kütür mehterhânesin döğerek Üstü Açık Ilıca'ya vardıkda Budin'den bir yaylım toplar dahi endâht olup zemîn ü âsumân lerzenâk olup elçi paşa kendü askeriyle Budun'un iç kal‘asındaki paşa sarâyına varup Budim vezîri Gürcî Paşa'ya buluşup bir ziyâfet-i azîm olmuşdur kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 42b ·
metinde göster ·
… u işlere âgâh ol" 43a dedi "Ve küffâr elçisi Komaran kal‘alarına gelmiş, sizi
bekler
. Hemân sabâh Budin'den kalkın" deyüp elçi paşa,
"Evliyâm işte sen de paşa ile bilesin. Bu serhaddin sen eski korsanısın. Paşa bu serhadlere gelmemişdir ve bu geçen seferleri görmemişdir. Sen de bu işlere âgâh ol" 43a dedi "Ve küffâr elçisi Komaran kal‘alarına gelmiş, sizi bekler. Hemân sabâh Budin'den kalkın" deyüp elçi paşa,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 42b–43a ·
metinde göster ·
… iki bin adımdır ve on aded azîm tabyalardır. Her bir tabyada biner aded kefere
bekler
, zîrâ bizim konaklarımıza karşu idi ve her birinde ellişer pâre balyemez toplar …
Ve bu Tuna kenârı tarafı kâmil iki bin adımdır ve on aded azîm tabyalardır. Her bir tabyada biner aded kefere bekler, zîrâ bizim konaklarımıza karşu idi ve her birinde ellişer pâre balyemez topları var, ammâ bu su tarafı dîvârları alçakdır, zîrâ su kenârı olmak ile bu tarafdan havf u haşyeti yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56a ·
metinde göster ·
… işân verir. Cümle şehir halkının esîrleri bu sicinde mahpûs olup yine bevvâblar
bekler
.
Ve bu kal‘anın şark tarafında kal‘a bedeni üstünden taş cisr ile geçilir handak içinde bir metîn ve kavî zindân kullesi var, çâh-ı gayyâ-yı derk-i esfelden nişân verir. Cümle şehir halkının esîrleri bu sicinde mahpûs olup yine bevvâblar bekler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120a ·
metinde göster ·
… bir nişân yokdur. Hemân kal‘a dizdârı kapu önünde neferâtlarıyla oturup nevbet
bekler
, ammâ ba‘zı zamân kal‘a kapusun berk edüp aşağı iskeleye gider.
Ve kal‘a içinde elli aded kiremitli neferâtların evleri vardır. Biri biri üzre kayalara yapışmış evlerin pencereleri cânib-i şimâle ve garbda limana nâzır pencereli hâne-i müfîd [ü] muhtasarlardır. Ammâ ol tarafda bir azîm kullesi liman ağzına nâzır olup anda şâhâne topları vardır kim cümle yigirmi pâre toplardır. Bu zikr olunan âsârlardan gayri derûn-ı kal‘ada aslâ çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâmdan bir nişân yokdur. Hemân kal‘a dizdârı kapu önünde neferâtlarıyla oturup nevbet bekler, ammâ ba‘zı zamân kal‘a kapusun berk edüp aşağı iskeleye gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 121b ·
metinde göster ·
… en kaçup bu kal‘ada bir ferd-i âferîdeden kimesne sâkin olmaz. Ancak nevbet ile
bekler
birkaç dîdebânları ve cânib-i şimâle mekşûf bir demir kapusu var. Ammâ bu iç ka …
Bu kal‘a içinde benî âdem olmadığının aslı evc-i âsumânda bulutlar içre bir kal‘a-i bâlâ olmağile nüzûl [u] urûcunda benî âdem usret çekmelerinden kaçup bu kal‘ada bir ferd-i âferîdeden kimesne sâkin olmaz. Ancak nevbet ile bekler birkaç dîdebânları ve cânib-i şimâle mekşûf bir demir kapusu var. Ammâ bu iç kal‘ada on aded kâfiri kârgîr binâ evlerin kapuları mesdûddur, ammâ sâhiblerinin esvâb-ı eskâlleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135b ·
metinde göster ·
Sene 1079 Berât gecesi nısfu'l-leylde Vezîria‘zam kolunda leb-i deryâda karavul
bekler
iken on mîl kadar ba‘îd rûy-ı deryâda bir alevli âteş zâhir olup cümle meterisl …
Sene 1079 Berât gecesi nısfu'l-leylde Vezîria‘zam kolunda leb-i deryâda karavul bekler iken on mîl kadar ba‘îd rûy-ı deryâda bir alevli âteş zâhir olup cümle meterislerde olan guzât-ı müslimîn bu âteşi görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 292b ·
metinde göster ·
Ammâ bu limanın büyük kapusunun iç yüzünde yeniçeri ocağından Haseki Pâyzen Hasan Ağa cümle odası neferâtlarıyla kolluk bekleyüp küçük kapuda gümrük dîdebânları bekleyüp gümrük kapusunda gümrük emîni bâc u bâzâr öşr-i sultânî bekler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316b ·
metinde göster ·
… r ile şaranpavlar binâ olunup ana dîvârı üzre her gece bir bölük neferât nevbet
bekler
. Ve bu mahalden gayri piyâde ubûr olmaz. Deryâdır.
Ve bu dirsekler önünde handak içinde iki yüz adım bir sedd-i azîm dîvâr vardır, tâ leb-i deryâya varır. Ve bu mahalde handak alçakdır, zîrâ leb-i deryâdır. Ve bu mahal serâpâ leb-i deryâda kefere meşâdlığıdır. Ve leb-i deryâdan kayık ile handak içine düşmen girmesin içün azîm dıraht-ı bâlâlar ile şaranpavlar binâ olunup ana dîvârı üzre her gece bir bölük neferât nevbet bekler. Ve bu mahalden gayri piyâde ubûr olmaz. Deryâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y115b ·
metinde göster ·
… allelerindedir, gayrı yere ihtiyâc değillerdir. Ve bir oda yeniçeri anda kolluk
bekler
. Cümle altı bin altmış harâcdır.
Ve yigirmi iki cemâ‘at-i Yahûdî mahallesidir. Cümlesi bir semtedir. Sokakları zıyk, kendileri muzîk Yahûdîlerdir. Tarîklerinden at ve deve geçmek ihtimâli yokdur. Beşer altışar kat hânelerdir. Ve elli adımda bir tedribe kapuları mukarrerdir. Cümle çârsû-yı P 190a bâzârları mahallelerindedir, gayrı yere ihtiyâc değillerdir. Ve bir oda yeniçeri anda kolluk bekler. Cümle altı bin altmış harâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y88b ·
metinde göster ·
… Zîrâ bu mahaller anın hudûdudur. Ve her gece kâşif hasîl-harc haymesinde nevbet
bekler
.
Ve bugünkü günlerde Kalyûb kâşifinin direğidir, huccâcın yolun tâ Dâr-ı Hamrâ'ya varınca üç gün üç gece hıfz [u] hırâset üzre olup huccâcın evvelinden âhirine dek ikişer yüz Arab hayyâliyle dîdebânlık eder ki bir tarafdan Arab aşkıyâsı âcizmânde kalmış huccâcı nehb [ü] gâret etmesin, deyü mukayyed olur. Zîrâ huccâcdan ol mahalde bir şey zâyi‘ olsa Kalyûb kâşifine zamân lâzım gelür. Zîrâ bu mahaller anın hudûdudur. Ve her gece kâşif hasîl-harc haymesinde nevbet bekler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y208b ·
metinde göster ·
… tikbâle çıkarlar. Bu alayda iki yüz yeniçeri mülâzımlarından ve mollâ kapusunda
bekler
iki yüz yeniçeri gediklilerinden gayrı askerî tâ’ifesi yokdur, cümle ulemâdır.
Elbette Mısır mollâları senede bir kerre ma‘zûl olup Mısır'a karîb Hânke nâm mahalle geldükde vekîlharcı matbahın Âdiliyye'ye gönderir. Ertesi gün paşa kethudâsı ve çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve tercümânbaşı ve paşanın cümle askeri ve Mısır'ın kâle yekûlü der ulemâ ve sulehâsı ve eşrâfı ve e’imme ve hutebâsı ve cümle meşâyih-i kübrâsı mülebbes olup cümle Âdiliyye'ye istikbâle çıkarlar. Bu alayda iki yüz yeniçeri mülâzımlarından ve mollâ kapusunda bekler iki yüz yeniçeri gediklilerinden gayrı askerî tâ’ifesi yokdur, cümle ulemâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y211b ·
metinde göster ·
… karış su kalup aslâ gemiler girüp çıkamazlar. Bir ay ve iki üç ay boğazın ağzın
bekler
gemiler vardır. Bu boğaz bi-emrillâh böyle olduğundan küffâra sed olmuşdur, Reş …
Nîl-i mübârek Akdeniz'e mahlût olduğu mahalle Merecü'l-bahreyn derler, girdâb-ı azîmdir ve dâ’imâ Yed-i Kudret kal‘asıdır. Lodos rûzgârında yigirmi karış açılup boğaz olup cümle gemiler bî-pâk [ü] bî-pervâ ne cânibe isterse girüp çıkar. Eğer boğazda poyraz ve yıldız rûzgârı eserse beş karış su kalup aslâ gemiler girüp çıkamazlar. Bir ay ve iki üç ay boğazın ağzın bekler gemiler vardır. Bu boğaz bi-emrillâh böyle olduğundan küffâra sed olmuşdur, Reşîd'e düşmen giremez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y336a ·
metinde göster ·
Nîl-i mübârek kenârında kıbleden yıldız rûzgârı cânibine câmi‘-i Metbûliyye'ye varınca bu şehrin tûlü kâmil bin yüz adımdır. Ve arzının ba‘zı yeri sekiz yüz adım ve ba‘zı cânibi altı yüz adımdır. Ammâ cânib-i erba‘asında kal‘a dîvârı yokdur, lâkin etrâf [ü] eknâfında cümle yetmiş beş tedribe kapuları vardır, her şeb gafîrler bekler. Ancak câmi‘-i Metbûliyye cenbinde Nîl kenârında Sultân Salâhaddîn kullesi şekl-i murabba‘ bir kulle-i azîmdir, etrâfında alçak dîvârlı bir rabâtı var, dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz adımdır, lâkin içinde hâneleri vîrândır. Ammâ mezkûr iç kulle ma‘mûr sedd-i metîn yüz arşın bâlâ bir serâmed kâr-ı kadîmdir. İçinde dizdâr ve neferât hânelerinden bir şey yokdur. Ancak içinde mîrî mühimmât makûlesi ve mîrî pirinç ve gılâl ile memlû olup miftâhı yine boğaz dizdârı elindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y345b ·
metinde göster ·
… . Ay başında kemâlin bulunca yağmâ ederler. Erbâb-ı hâcât alup giderler. Bir ay
bekler
mülâzımları çokdur. İshâli ve zahîri seyf-i miczem gibi kat‘ edüp âdemin reng-i …
Meselâ bu şecere-i tayyibe zemînden beş âdem kaddi bâlâ ve üç âdem derâgûş eder cüssedâr dıraht-ı azîmdir. Ve şecerin vücûdunun cânib-i erba‘ası dilim dilim pâre pâredir. Öte cânibinden teferrüce gezen âdemler görünür. Berg [ü] bârı dünyâ ağaçları yaprağına ve meyvesine müşâbeheti yokdur. Yaprağın sar‘ dutan marîzlere buhûr ederler, bi-emrillâh halâs olur. Ve ayda birer kerre hurde pelîd gibi kabuklu ve içi çekirdekli bir humûzetli âbdâr meyvedir, ishâl marazına dâ‘-ı devâdır. Ay başında kemâlin bulunca yağmâ ederler. Erbâb-ı hâcât alup giderler. Bir ay bekler mülâzımları çokdur. İshâli ve zahîri seyf-i miczem gibi kat‘ edüp âdemin reng-i rûyine humret verir. Böyle bir mücerreb şifâ şeceridir kim Hakîm-i Mutlak kullarıyçün halk etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y363a ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘anın kapusu önünde bir dîvânhâne-i tahtânîsi var, dâ’imâ beğler anda
bekler
. Cümle atları gözleri önünde mızrakları bağlı gemin alup(?) âmâde dururlar. Zîr …
Ve bu kal‘anın kapusu önünde bir dîvânhâne-i tahtânîsi var, dâ’imâ beğler anda bekler. Cümle atları gözleri önünde mızrakları bağlı gemin alup(?) âmâde dururlar. Zîrâ bu mahallin kıblesi ve cânib-i şarkîsi çöl çölistândır kim râh-ı Mekke'dir. Garbı ve şimâli serâpâ bâğ u bâğçelerdir. Cenûb tarafı Habeş diyârlarına varınca sengistân dağlardır. Hemân bu mezkûr çölden ve dağdan ve bâğdan Arab zâhir olup çalup çarpup seyl suyu gibi gâyib olur. Anıniçün bu Sebîl-i allâm kal‘asında muhâfaza eden beğler dâ’imâ pür-silâh âmâde dururlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·