… fte-i hasb-i hâl şi‘irler var kim âdem gülmeden hayrân olur. Hakîr dahi iki gün
bekleyüp
âhir on beş zarîf ve nazîf ve harîf bir yire cem‘ olup silâhlarımız kemerlerimi …
Bunun emsâli niçe yüz bin bi'l-bedâhe güfte-i hasb-i hâl şi‘irler var kim âdem gülmeden hayrân olur. Hakîr dahi iki gün bekleyüp âhir on beş zarîf ve nazîf ve harîf bir yire cem‘ olup silâhlarımız kemerlerimize bend kılup def‘-i gam içün cânib-i şarka bâğ u bâğçeler içre gûnâ-gûn âbdâr emrûdlar tenâvül ederek piyâdece üç bin adım gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 240b ·
metinde göster ·
… dır. Âl-i Osmân'ın cemî‘î yeniçeri oturakları ve korucuları bu mahalde muhâfaza
bekleyüp
cânib-i erba‘asında olan kurâları hıfz [u] hırâset ederler. Zîrâ Kazak küffârı …
Uskumru çayırı; nâm mahal bir ferah-fezâ çemenzâr vardır. Âl-i Osmân'ın cemî‘î yeniçeri oturakları ve korucuları bu mahalde muhâfaza bekleyüp cânib-i erba‘asında olan kurâları hıfz [u] hırâset ederler. Zîrâ Kazak küffârı ba‘zı sene bu cânibleri nehb ü gâret ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 268a ·
metinde göster ·
… Serâv ve Bâb-ı Tebrîz. Bu mezkûr kapuların her birinde beşer yüz dîdebân keşik
bekl[ey]üp
şeb [u] rûz nigehbânlık ederdi.
Eşkâl-i kal‘a-i Tebrîz: Cirmi kâmil altı bin hatve etdi. Hâlâ esâs-ı kadîmleri zâhir ü bâhirdir. Ve üç yüz kulle ve üç bin beden ve altı kapu etdi. Evvelâ Derveze-i Ûcân ve Bâb-ı Ber-servân ve Derveze-i Serzûd ve Bâb-ı Şâm-ı Gazan ve Bâb-ı Serâv ve Bâb-ı Tebrîz. Bu mezkûr kapuların her birinde beşer yüz dîdebân keşik bekl[ey]üp şeb [u] rûz nigehbânlık ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 298a ·
metinde göster ·
iki vilâyeti nehb ü gâret etmeğe bir ferd-i âferîdenin cânı olmayup günden güne …
Eşkâl-i kal‘a-i Revân: Yüz elli bin asâkir-i İslâm-ı zafer-encâm, dîn-i mübîn gayretine cidd ü cehd-i tâm edüp niçe bin bennâ-yı benâm ve kühken ü beldârân ve hâs [u] âm himmetiyle kal‘a-i Revân'ı kırk beş günde tamâm ve kırk günde dahi cemî‘î cebehânesi ve sâ’ir levâzımâtıyla itmâm bulup ibtidâ mîr-i mîrânı Süleymân Hân'ın harem-i muhtereminde neşv ü nemâ bulan Cığalazâde Yûsuf Paşa'ya vezâret ile verilüp ve andan ma‘zûlen ılgar ile kal‘a-i Revân'a gelüp ibtidâ hâkim vezîr-i Revân Yûsuf Paşa oldu. Ve muhâfazasına yetmiş bin asker-i imdâd koyup Ferhâd Paşa eyâlet-i Revân'da kal‘a-i Şurakil'i ta‘mîr u termîm edüp asker kodu. Andan kal‘a-i Kars'ı meremmât edüp cüyûş-ı muvahhidîn ile mâl-â-mâl etdi. Andan kal‘a-i Ardahân'ı feth [u] imâr edüp derûn-ı kal‘aya yeniçeri kodu. Ve kal‘a-i Ahıçka'yı termîm edüp dürr-i beyz-âsâ oldukda üç bin kul dahi ziyâde koyup vezâret ile Tomris Hân oğlun hâkim edüp Ferhâd Paşa azm-i Âsitâne-i Sa‘âdet edüp beri tarafda Revân vezîri Cağalazâde Yûsuf Paşa eyâlet-i Revân'ı adl [u] dâd ile eyle imâr eder kim Süleymân Hân asrında Lala Mustafâ Paşa imâr etdüğünden bed-ter ma‘mûr u âbâdân olup cânib-i çârında olan her bir karyesi birer belde-i mu‘azzama-misâl olup re‘âyâ vü berâyâya kemâl-i adl [u] ihsân ve kerem üzre hareket etmeğile âbâdân etmişlerdi. Ekseriyyâ cümle evkât kârları zevk u sohbet ile güzerân etmişlerdi. Ba‘dehû sene 1012 târîhinde kızılbaş-ı bed-ma‘âş Gence ve Şirvân'a istîlâ edüp bu Revân'ı yedi ay döğüp cânib-i Erzurûm'dan imdâd gelmeyüp derûn-ı kal‘ada olan guzât-ı müslimîn aç ve susuz bi'z-zarûrî kal‘ayı Tokmak Hân'a verüp emân ile cümle guzât-ı müslimîn bî-silâh kal‘a-i Kars'a piyâde çıkup andan Erzurûm'a geldiler. Sene [10]37 dest-i sürhserânda durup evvelkiden dahi ziyâde imâr olup içinde olan Mîr Gûne Hân asker-i bed-ma‘âş-ı evbâş ile kal‘a-i Kağızmân ve Kars ve Çıldır ve Ahıçka ve Ardahân taraflarına dest-dırâzlık etdüğü Ahıçka ve Gürcîstân beğleri ve Erzurûm valisi taraflarından feryâdcılar ile Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘e arz-ı mahzarlar gelince ol ân Acem Şâhına elçiler gidüp tûğ-ı hümâyûn Üsküdar bâğçesinde karâr edüp cemî‘î Rûm ve Anadolu eyâletlerine mîr-i mîrânlar ve mu‘temed ve mukdim kapucubaşılar asker sürmeğe gidüp Tabanıyassı Sadrıa‘zam Mehemmed Paşa serdâr-ı mu‘azzam olup bir sene mukaddem cânib-i Revân'a revân olup sene 1044 (---) ayında Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ yer götürmez deryâ-misâl asker ile Üsküdar'daki bâğ-ı İremi önünde serâperde-i Süleymânîsinde meks edüp âyîn ü kavânîn-i Osmân'ı ve şevket u şöhret-i şehnişânı ve savlet-i sâhib-kırânı yerine getirüp cemî‘î tekmîl levâzımâtı mükemmel edüp kırk bin yeniçeriyâna ve yigirmi iki bin sipâh-ı dilîrâna ihsân [u] in‘âmların bezl edüp {Bayrâm Paşa der-i devletde kâ’im-makâm kalup} sene-i mübârekenin mâh-ı Şevvâlü'l-mükerreminin beşinci günü menzil-i Üsküdar-ı dilâvîzden hareket edüp atf-ı ınân, râh-ı Revân üzre askeriyle revâne olup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek kal‘a-i Konya şehrine andan kasr-ı Kayseriyye şehrine ve andan menâzil kat‘ ederek kal‘a-i Sivas'a, bu menzilde Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya vezâret-i sânî olup taşra çıkdılar, ammâ yine nedîm-i şehriyârî idi ve Silâhdâr Mûsâ Paşa otâğ-ı hümâyûn hizmetine "Konakçı Paşa" ta‘yîn olunup ba‘dehû nişâncı olan (---) paşa ol gün silâhdâr olup Melek Ahmed Ağa çukadâr ağa oldu, andan niçe menâziller ubûr ederek kal‘a-i sahrâ-yı Erzurûm'a girerken "İki kerre yüz bin asâkir-i deryâ-misâl add olundu" deyü Murâd Hân'a i‘lâm etdiler. Hemân Rûmeli eyâletine mutasarrıf Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa'nın otuz bir bin askeri add olunup "Cümle eyâleti askerinde bin yedi yüz Hasanî ve Hüseynî Tunageçdi kınalı ve başı ablaklı küheylân atlar yancıkları ve bahrî hatayîleriyle yedek çekildi" deyü pâdişâha i‘lâm etdiler. Erzurûm Valisi Halîl Paşa 309a mağzûb-ı şehriyârî olup adüvleri Silâhdâr Paşa ve Murtazâ Paşa şâdân u handân olup Erzurûm, Şâm Vezîri Küçük Ahmed Paşa'ya sadaka olunup eyâlet-i Şâm ber-vech-i arpalık Silâhdâr Mustafâ Paşa'ya tevcîh olundu. Ba‘dehû Erzurûm'dan üç günde Hasankal‘ası andan Kars yoluyla cânib-i Revân'a revân olundu. Ve yigirmi birinci günde Erzurûm'dan iki kerre yüz bin asker ile Revân altına meks-i hıyâm olundu. Ve kal‘adan sürhserân dırâz-kad toplar ile asker-i İslâm'ı muztarib eyleyüp bu mahalde cüyûş-ı muvahhidîn kızılbaşın top-ı kûbüne bakmayup nehr-i Zengî'yi karşu tarafa ubûr edüp bir solak pâdişâh-ı Cem-cenâbın rikâbında piyâde nehr-i Zengî'yi ubûr ederken nehr-i azîm mezkûr solağı toparlayup götürürken Murâd Hân nehr içre at ile solağa yetişüp girîbânından şîrâne pençe salup solağı sol eliyle nehr-i Zengî'den çıkarup halâs etdüğü hâlâ diyâr-ı İrân-zemînde meşhûr-ı Azerbaycân-ı Ûcân'dır. Bu nehri bu hâl ile ubûr edüp der-akab cümle guzât-ı müslimîni rûz-ı rûşende alâ-mele’i'n-nâs meterise koyup Rûmeli eyâletiyle ve zağarcıbaşıyla yigirmi oda yeniçeriyle Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa Tebrîz Kapusu tarafından meterise girerler. Ve yemîninden Anadolu Vezîri Gürcî Mehemmed Paşa eyâletiyle ve yigirmi oda dergâh-ı âlî yeniçeriyânıyla meterise girer. Ve Sadrıa‘zam Tabanıyassı Mehemmed Paşa kapusu kulu ve yigirmi oda yeniçeriyle Rûmeli ve Anadolu miyânına girüp cenge âheng eder. Ve Yeniçeri Ağası olan Kara Mustafâ Paşa yeniçeri kethüdâsıyla on cemâ‘at oda yeniçeriyle cânib-i Zengî'de meterise yigirmi aded toplar ile şeb [u] rûz kal‘aya amân vermeyüp döğerdi. Cümle beş koldan yigirmişer aded toplar ile amân u zamân vermeyüp döğerlerdi. Bir gün bizzât Murâd Hân Rûmeli eyâletinin meterisine girüp Karabali nâm topu nişâna alup hân sarâyına bir top urdu. Ve Erzurûm Valisi Küçük Ahmed Paşa, cânib-i şimâlinde elli pâre şâhî darbzânlar ile bir tabye-i âlî üzre derûn-ı kal‘ayı ve burc [u] bârû üzre sürhserânlara ser çıkardmayup derûn-ı kal‘ayı harâb [u] yebâb ederdi. Ve Kapudan Deli Hüseyin Paşa Revân kal‘asına hâ’il Muhnâd depesinden derûn-ı kal‘a-i bîrûnu leylen ve nehâr döğüp harâb ederdi. Kal‘anın bedenleri ve mazgallarında ve çârsû-yı bâzârında değil herkes hânelerinin serdâblarında bile sadamât-ı top-ı kûbden oturup baş göstermeğe kâdir değiller idi. Ve Murtazâ Paşa bölük sipâhîleriyle Toprak kal‘ası câniblerinde karavul beklemeğe me’mûrlar idi. Ve Mûsâ Paşa ve Ken‘an Paşa müteferrika-i dergâh-ı âlîler ile serâperde-i pâdişâhîyi muhâfazaya me‘mûr idiler. Ve bu kal‘anın cânib-i erba‘asında beşer sâ‘at ba‘îd âdem deryâsı ihâta edüp karavul bekleyüp iki vilâyeti nehb ü gâret etmeğe bir ferd-i âferîdenin cânı olmayup günden güne niçe bin Sünniyân re‘âyâ vü berâyâ istîmân ile hedâyâlar getirüp gelirler idi. Bu himmet ile kal‘aya göz açdırmayup tokuzuncu günde kal‘anın burc [u] bârûları üzre niçe bin Kızılbaş-ı bed-ma‘âşlar "Amân, amân ey güzîde-i Âl-i Osmân!" deyüp kal‘adan taşra miftâhlar ile (---) Hân rehn-i istîmâna çıkup cüyûş-ı muvahhidîn kal‘aya leb-ber-leb olup ertesi ale's-sabâh derûn-ı kal‘adan amân ile Mâzenderân tüfenkciler ağası pür-silâh Mîr Fettâh-ı bî-ıslâh pây-bûs-ı şehriyâr ile şerefyâb olup muhâfazacılarıyla cânib-i Nahşivân'da dârü'l-bevârlarına gidüp karâr etdiler. Ol yevm-i mezbûrda Revân Hâkimi Mîr Gûne Yûsuf Hân Gürcîyyü'l-asl yedi aded hân ile hâk-i pây-ı pâdişâhı bûs edüp her birine birer serâperde ihsân olunup birer vezîre müsâfir verildi. Ve burc [u] bârû-yı kal‘ada ezân-ı Muhammedîler kırâ‘at olunup yedi gün yedi gice burc [u] bârû-yı kal‘a sancağ ve bayrağlar ile zeyn olup evkât-ı hamsede ba‘de's-salât üç nevbet gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ve üç nevbet top u tüfenkler atılup leyle-i muzlimde niçe kerre yüz bin kanâdil ve meş‘ale ve rîh-i şem‘ler ile niçe bin hayme ve hargâh çerâğân olup sadâ-yı Allah Allah ile gulgule-i Rûm evce peyveste olup diyâr-ı Acem'e bîm ü ru‘b düşdü. Bu hâl ile kırk günde kal‘a ta‘mîr u termîm olunup Murtazâ Paşa hâkim-i Revân olup kırk bin guzât-ı müslimîn muhâfazacı kalup Sultân Murâd Hân 309b şikârı olan Revân hânı Emîr Gûne Hân'ı ve gayrı hânları önüne katup {yolda eyâlet-i Haleb ihsân olunup kethüdâsı Murâd Ağa'yı katl etdüğünde Emîr Gûnezâde Haleb'den ma‘zûl olup eyâlet-i Haleb, Küçük Ahmed Paşa'ya verilüp Emîr Gûne Yûsuf Paşa der-i devlete gelüp musâhib-i şehriyârî olup Murâd Hân intikâl edince Kara Mustafâ Paşa Emîr Gûne oğlun katl etdi}. Erzurûm şehrinden Tabanıyassı Mehemmed Paşa ve Cânpolâdzâde'yi Erzurûm'da yetmiş bin asker muhâfız-ı Revân olmağiçün bırağup kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek Nahşivân ve Karabâğlar ve {ve kal‘a-i Şorakil'i ve kal‘a-i Çûres'i ve şehr-i Bihistân'ı ve kal‘a-i Hoy ve kal‘a-i Ordubârı ve şehr-i Tebrîz'i yedi gün yedi gicede harâb [u] yebâb ve halkın esîr [u] kebâb ve kal‘a-i Lur'u hânî edüp andan kal‘a-i Bâğ-ı cinân ve kal‘a-i Ûcân ve kal‘a-i Kehrân ve kal‘a-i Kumla ve kal‘a-i Merend ve kal‘a-i Salmas vilâyetlerin nehb ü gâret ederek Van üstünden Bitlis'e ve Diyârbekir'e gelüp andan Âsitâne-i sa‘âdete mansûr u muzaffer gelüp şâdmânîler oldu. Ba‘dehû} şâh-ı dâll-ı bed-fi‘âl yüz bin asker-i sürhserân ile kal‘a-i Revân'ı yedi ay döğe döğe amânın kesüp Tabanıyassı, Revân'da mütehassın olan Murteazâ Paşa'ya adâveti olmağıla Revân imdâdına yetişmeyüp {şâh-ı gümrâhın Revân üzre hareketin istimâ‘ edüp Erzurûm'a gelüp Revân imdâdına yetişmedi} yedi ayda derûn-ı kal‘ada zehâ’ir ve top ve barut kalmayup âhir bir gice Murtazâ Paşa elmas hâtemin yudup merhûm olıcak ertesi ale's-sabâh cümle cüyûş-ı muvahhidîn uryânen emân ile kal‘adan çıkup kal‘ayı şâha teslîm edüp giderken cümle guzât-ı müslimîni kızılbaş-ı nâ-tırâş şehîd edüp niçesi nehr-i Araz'a {gark} ve niçesi Sünnî eliyle Araz'dan çıkup halâs olup kal‘a-i Kars'a ve kal‘a-i Bâyezîd'e düşüp halâs oldular. Bu ahvâl-i pür-melâli Murâd Hân istimâ‘ edüp niyyetü'l-gazâ-yı Bağdâd-ı Behişt-âbâd deyüp iki yerden gayret kılıcın miyânına bend kılup mezhebimiz sâhibi Nu‘mân ibn Sâbit İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdem hazretlerini kızılbaş-ı evbâş elinden halâs etmeğe bezl-i ihtimâm etdi. Ez-în-cânib sene 1045 târîhinden berü kal‘a-i Revân bu gördüğümüz mahalle dek 12 sene {dest-i Acemde} olup adl-i adâletleriyle Revân bir azîmü'ş-şân kaviyyü'l-bünyân, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn olmuş ammâ yine hücûm-ı Âl-i Osmân'a yedi gün tahammülü yokdur. Zîrâ cümle yalın kat dîvâr ile mebnî bir kal‘a-i üstûvârdır. Sâhil-i Zengî'de vâkı‘ cânib-i cenûbdan cânib-i şimâle tûlânîdir. Ve arzı gâyet ensizdir. Hattâ Sultân Murâd Hân'ın urduğu balyemez top-ı kûblerin darbından gülleleri bir yanından urup cânib-i Tebrîz Kapusu tarafı dîvârın münhedim edüp gülle taşra çıkarmış ve niçe yüz gülleler kulle-i metînelerde te’sîr edüp nümâyândır. Kal‘a-i Revân'ın Ferhâd Paşa binâ etdüğü dîvârları kırkar zirâ‘-ı melikiy-yi âlîdir. Ammâ Tokmak Hân binâ etdüğü elli zirâ‘ enli ve yigirmi zirâ‘ arîz rıhtım binâdır. Cümle (---) burc-ı azîmdir ve cümle (---) benddir ve dâiren-mâdâr (---) adımdır. Zengî tarafından handakı yokdur, ammâ mazgal delikleri çokdur. Cenûbî ve şarkî ve şimâlî tarafında handakları vardır. Ammâ sulu yerde olmağıla handakı ol kadar amîk değildir. Lâkin ba‘zı yerleri yüz ellişer zirâ‘-ı bennâ enli handakdır. Ve cümle edvârında üç aded hadîd, kavî derveze-i sedîdlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 308b–309b ·
metinde göster ·
… devletde emîr-i âhûr ağa hizmetinde Kâğıthâne çayırında üç ay pâdişâhın atların
bekleyüp
hizmet ederler. Ve ze‘âmet-i defterhâ-yı Rûmeli 52000. 138b Bu bâlâda tahrîr …
Evvelâ ze‘âmet-i mîr-i İhtimân 900, ze‘âmet-i mîr-i Vize 300, ze‘âmet-i mîr-i yürükân-ı Yanbolu 535, ze‘âmet-i mîr-i Tekirdağı 600, ze‘âmet-i Na‘ldöken 335, ze‘âmet-i kapudan-ı Kavala üçer pâre yarar kalita sâhibidir, 40412 ze‘âmet-i bahâsıdır, üç bin voynuk keferesiyle der-i devletde emîr-i âhûr ağa hizmetinde Kâğıthâne çayırında üç ay pâdişâhın atların bekleyüp hizmet ederler. Ve ze‘âmet-i defterhâ-yı Rûmeli 52000. 138b Bu bâlâda tahrîr olunan sekiz aded mîr-i yürükân ze‘âmetlerinin ve Kavala emîr-i ze‘âmetinin kânûn-ı Süleymân Hân üzre cebelüleriyle cümle kâhice deryâda tuğyân-ı kefere olursa üç pâre kadırgasıyla kapudan paşa ile sefer eşer, kânûn budur. Ammâ paşa sancağı ki, Sofya şehridir, yalnız bu sancakda cümle ze‘âmet 322 adeddir ve timar cümlesi 1782 adeddir. Bunlar dahi kânûn üzre cebelüleriyle hîn-i gazâda üç bin güzîde asker olur. Sağ kol ve sol kol beğleri ta‘bîr ederler cümle Rûmeli eyaleti zu‘amâ ve erbâb-ı timarına ve cemî‘i alaybeğlerine hükm-i hükûmet edüp meterise ve gayri mesâlihe asker kolunan bunlardır. Ve sekiz aded mîr-i yürükânın askerlerine top-keşân câmûsların koşdurup top çekdirüp top çitleri urduran, iktizâ ederse yürükânı öldüren iki aded sağ ve sol kol beğleridir kim hîn-i gazâda hüküm bunlarındır. Rûmeli vezîri değil sa‘âdetlü pâdişâh dahi bu iki âdemin emrine râmdır, zîrâ bunlar ceng eri olmağıla şeb [u] rûz âteş içinde cân u bâş oynadırlar, müstakil beğlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 138a–138b ·
metinde göster ·
… yetmiş üç aded kullede beş yüz aded pür silâh âdemler fi's-sayf ve'ş-şitâ keşik
bekleyüp
sadâ-yı gülbâng-ı Muhammedî ile feryâd edüp nigehbânlık ederler. Ve bütün gice …
Evvelâ cânib-i şarkda Tebrîz kapusundan taraf-ı garbîde Yalı kapusuna gelince bu aşağı kal‘anın üç taraf dîvârı kal‘a ve bedenler üzre kâmil beş bin adımdır. Ammâ İçkal‘a kayasıyla bile hisâb olunursa kâmil on bir bin hatve-i fetâdır, ya‘nî yiğit adımlamasıdır. Bî-tâb u bî-mecâl ehl-i keyf tiryâkî adımıyla on beş bin adım dahi olur ve dâ’iren-mâdâr kâmil dörd bin dendân-ı bedendir kim hîn-i muhâsarada her dendân-ı beden mazgalında ikişer âdem bekler ammâ ile'l-ân her gice yetmiş üç aded kullede beş yüz aded pür silâh âdemler fi's-sayf ve'ş-şitâ keşik bekleyüp sadâ-yı gülbâng-ı Muhammedî ile feryâd edüp nigehbânlık ederler. Ve bütün gice yigirmi dörd aded ağaları ve çavuşları şebrevânî esbâblarıyla kol dolaşup rıbât bekler, bir nöbetçi hâmûş bulsa iki yüz deynek urup paşaya arz edüp gediği âhara tevcîh olunur. Zîrâ ulûfe-i mu‘ayyeneleri ve asıl mu‘teber dirlikdir. Dörd beş bin mikdârı mahlûl bekler garîbü'd-diyâr ma‘zûlcü nâm yiğitler vardır. Anlar dahi hasbî nöbet beklerler. Bir gedik mahlûl olsa anlara verilmek şartdır. Eğer fetâ oğlu var ise pederi gediği oğluna verilir. Ma‘sûmlara gedik verilmek memnû‘dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253a ·
metinde göster ·
253b kal‘a dîvârları ve burc [u] bârûlar üzre helvâ sohbetleri ve gûnâ-gûn şa …
Bu dîdebânlar her şeb silâhlarıyla nöbet bekleyüp 253b kal‘a dîvârları ve burc [u] bârûlar üzre helvâ sohbetleri ve gûnâ-gûn şakalar edüp nöbet beklerler. Eğer düşmandan bir haber gelmişse kal‘a dîvârlarından aşağı demir zencîrler ile handaklar içre meş‘aller asup şeb-i muzlimi rûz-ı rûşen edüp çerâğân ederler ve cemî‘i hânende vü sâzendeler kal‘a üzre her gice gûnâ-gûn fasıllar eyleyüp kimisi tevhîd ve tezkî ve kimi temcîd-i Mecîd-i Bârî eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253a–253b ·
metinde göster ·
Başka balık kassâbları ve sayyâdları vardır kim şeb [ü] rûz bu kapan ağzın
bekleyüp
gelen balıkları sayd ederler, zîrâ balık ol dar boğaza gelüp bir dahi dönemez. …
Başka balık kassâbları ve sayyâdları vardır kim şeb [ü] rûz bu kapan ağzın bekleyüp gelen balıkları sayd ederler, zîrâ balık ol dar boğaza gelüp bir dahi dönemez. Agreb ve garâ’ibden san‘at-ı şeytândır ve bir Tuna gemisi gelse mezkûr kapanın iplerin koyverüp 66a gemiler tarfetü'l-ayn içre geçerken meğer ol mahalde fakîr balıklar fürce bulup geçüp Karadeniz'de yaylalara varup yumurta döker, ammâ Karadeniz'den balıklar Tuna'ya gelse giremezler. Gerçi ol tarafda kapan yokdur, ammâ cümle çit ile mesdûddur. Tâ ki şiddet-i şitâ olup yedi aydan sonra balık kalmayup kış geldikde bu dalyanları ve sarâyları emîn ağa sökdürüp yine Tuna'nın iki tarafına keraste ve direkleri dağlar gibi yığılır, zîrâ bu dalyana emîn ağanın yüz kîse masrûfu gider, ammâ beş yüz kîse kâr edüp kal‘a neferâtları ulûfelerin kebe ve keçe ve keraste ve balık ve kazma ve çapa ve kürek verüp haklaşdıkdan sonra kendüye yüz elli ve iki yüz kîse ve yigirmi kîse ve ba‘de'l-harc ve'l-mesârıf beş kîse kalmamış emîn-i medyûnlar vardır, zîrâ Cenâb-ı Kibriyâ'nın ol mâyide mahlûku kanında nice bed ve berekât olur. Bir kerre anı gören andan ibret alup böyle ibret-nümâ bir dalyan-ı temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 65b–66a ·
metinde göster ·
Silisre sancağı hâkinde (---)(---)(---)(---)(---)(---) ve yüz elli akçe pespâye kazâdır ve nâhiyeleri cümle (---) aded kurâdır. Subaşı ve muhtesibi ve kal‘a dizdârı ve seksen aded neferâtları vardır, ammâ neferâtları, kal‘ada evler olmayup hâlî mu‘attal yer olmak ile kal‘a neferâtlar[ı] cümle taşrada olup ancak dizdâr ve kethüdâ derûn-ı hisârda müfîd ü muhtasar evlerde olup her gece nöbet ile kulları taşradan içeri gelüp kal‘a bekleyüp rûz-ı rûşende âdem kalmayup giderdi. Hakîr bu temâşâyı Paşa'ya dediğimde hemân atına süvâ[r] olup kal‘ayı seyr [ü] temâşâ etdikde aklı gidüp ahâlî-i vilâyet ile meşveret edüp ol gün etrâf [u] eknâfdan buyurdumlarla beş yüz araba keraste ve saz ve kamışlar ve altı yüz aded neccâr ve bennâlar gelüp ol gün bi-hakk-ı Hudâ kal‘a içre on aded havlılı evler binâ olup hâsıl-ı kelâ[m] derûn-ı hisârda bir arz-ı hâliye kalmayup bir haftada yüz on aded mükellef havâdâr hâneler binâ olunup cümle neferâtı kal‘a içine koyup on aded dükkâncıklar ve Tuna'ya nâzır kapu önünde bir kahvehâne ârâmgâh ve seksen kul dahi tahrîr edüp iskelesinden vazîfelerin müceddeden ta‘yîn edüp cümle yüz altmış nefer olup dizdârı kal‘adan bir ok menzili taşra gitmemeği şart edüp sicille kayd-ı murakkam etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 68a ·
metinde göster ·
… üp cânib-i erba‘a şehre karavulhâneler inşâ edüp ahâlî-i vilâyet her gece nöbet
bekleyüp
emîn oldular, ammâ etrâf-ı şehirde bâğları gâyet çokdur.
Câmi‘leri ve mesâcidleri ve mekteb ve tekyeleri ve bir hammâmı ve kifâyet mikdârı dükkânları var, ammâ azacıkdır. Gayrı imârât-ı azîmleri yokdur, zîrâ pek serhad yerdedir ve cânib [ü] etrâfında kal‘ası yokdur, lâkin bu rabtayı Seydî Ahmed Paşa Bosna vâlîsiyken Venedik kâfiri yakup bir hayli yerin harâb edüp, ba‘dehû Seydî Ahmed Paşa bu rabtayı amâr edüp cânib-i erba‘a şehre karavulhâneler inşâ edüp ahâlî-i vilâyet her gece nöbet bekleyüp emîn oldular, ammâ etrâf-ı şehirde bâğları gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 152b ·
metinde göster ·
… mâ iç el olmak ile cebehânesi ve topları azdır, ammâ her gece dîdebânları kal‘a
bekleyüp
mehterhâne çalınur ve göle nâzır metîn üstüvâr ebrâcları vardır.
Ve derûn-ı hisârda cümle iki yüz aded bâğ u bâğçesiz hisâreri hâneleri var. Aslâ Rûm kefereleri yokdur ve buğday anbârları ve cebehâne mahzenleri var, ammâ iç el olmak ile cebehânesi ve topları azdır, ammâ her gece dîdebânları kal‘a bekleyüp mehterhâne çalınur ve göle nâzır metîn üstüvâr ebrâcları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178a ·
metinde göster ·
… ri ellerinde ve sadâ-yı Allâh Allâh dillerinde tâ sabâha dek âmâde olup karavul
bekleyüp
kâhîce Kotur kâfiri Uskokların esîr eder bir alay garîb ehl-i ırz gâzîlerdir.
Ancak bir küçük topu ve cânib-i cenûba bir bâbı ve bir bevvâbı ve bir dizdârı ve yigirmi aded merdüm-i hisârı var, ammâ ulûfeleri yokdur. Ehl-i beled kendüleri ulûfe verirler, zîrâ Kotur'a bu kal‘aya gâyet yakın olmağile bu kasaba halkı şeb [ü] rûz aslâ huzûr edemeyüp kılıçları bellerinde ve tüfengleri ellerinde ve sadâ-yı Allâh Allâh dillerinde tâ sabâha dek âmâde olup karavul bekleyüp kâhîce Kotur kâfiri Uskokların esîr eder bir alay garîb ehl-i ırz gâzîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 148a ·
metinde göster ·
… er köşkler yapup her birinde her gece altışar aded tüfeng-endâz yiğitler nevbet
bekleyüp
şehri hıfz [u] hırâset ederlerken ol gece dağdan üç yüz aded küffâr şehr-i Neve …
Hattâ hakîr bu şehirde iken şehrin cânib-i erba‘asında sekiz yerde dörder aded gemi direkleri üzre evc-i semâya berâber köşkler yapup her birinde her gece altışar aded tüfeng-endâz yiğitler nevbet bekleyüp şehri hıfz [u] hırâset ederlerken ol gece dağdan üç yüz aded küffâr şehr-i Nevesin'i gâret etmeğe geldikde mezkûr karavulhânelerden kâfire kurşumu bârân-ı la‘net gibi yağdırup yetmiş üç kadar kâfir mürd olup kırk beş adedi dahi esîr-i bend-i zincîr olup bakıyyetü's-süyûf-ı Bundukları hâ’ib ü hâsir dâr-ı menhûslarına cümle firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149b ·
metinde göster ·
Ve bu Abaza Paşa kullesinin üst yanında Aşağı Yassı kulle, bu dahi metîn ve kavî burc-ı kadîmdir. Ve bu mezkûr kullelerde ve cümle ebrâclarda ve cümle dendân-ı bedenler üzre cümle sağîr ü kebîr yüz otuz pâre toplar vardır, ammâ cemî‘i cebehhane ve mühimmât [u] levâzımâtlarıyla şeb [ü] rûz âmâde toplardır, zîrâ bu kal‘a-i Nova'nın her cânibi âsî küffâr-ı dûzah-karârdır. Her gece dîdebân ve pâsbânları ve kapukulu yeniçeri neferleri "Allâh yeğdir yeğ" deyüp tâ sabâha dek nevbet bekleyüp bîdâr olurlar, zîrâ cümle kal‘a ağalarıyla yeniçeri ağası kal‘a dîvârları üzre kol dolaşup nigehbânlardan hâb-ı râhatda âdem bulurlarsa seksen deyenek ile uykuların açup bîdâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155a ·
metinde göster ·
… rhâne fasılları olup cümle serhad gâzîleri kal‘a dîvârları üzre her gece nevbet
bekleyüp
sürûr [u] şâdumân ederler {ammâ yine} gözleri Nova boğazına doğru cânib-i lodos …
Ve ba‘de'l-işâ vakt-i Şâfi‘î iki kerre mehterhâne fasılları olup cümle serhad gâzîleri kal‘a dîvârları üzre her gece nevbet bekleyüp sürûr [u] şâdumân ederler {ammâ yine} gözleri Nova boğazına doğru cânib-i lodosa nâzır olup nevbet ile cihân-bân olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 155a ·
metinde göster ·
… nda cem‘iyyet edüp şeb [ü] rûz bu tabya üzre kal‘a neferâtları bunda nevbet ile
bekleyüp
etrâf [u] eknâfdan gelen düşmanları gözedirler bir mecma‘u'l-irfân cihân-nümâ b …
Ve bu Çengîzâde tabyasının tâ zirve-i a‘lâsında cihân-nümâ bir kasr-ı âlîsi var, şehir a‘yânları ve cemî‘i erbâb-ı ma‘ârif yârânları anda cem‘iyyet edüp şeb [ü] rûz bu tabya üzre kal‘a neferâtları bunda nevbet ile bekleyüp etrâf [u] eknâfdan gelen düşmanları gözedirler bir mecma‘u'l-irfân cihân-nümâ bir tabya-i serâmeddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176b ·
metinde göster ·
… i elli yiğit ve top u tüfeng ve sâ’ir cebehâneler âmâde olup neferâtları nevbet
bekleyüp
eğer küffâr bâğlardaki âdemlere gelirse beş sâ‘at yerden küffârı görüp top atup …
Ve ba‘dehu bu kulle kifâyet etmeyüp Belgrad bâğları amâr olup çok olmağile bâğların bir mahalli yerinde hâlâ vâlî-i vilâyet Hacı Mustafa Paşa bir kal‘a-i serâmed-misâl bir kulle binâ etmiş kim Murtaza Paşa'nın kullesinden metîn olmuş ve kapusunu dörd âdem kaddi bâlâ kemendler ile urûc olunur demir kapu etmiş. Bunda dahi elli yiğit ve top u tüfeng ve sâ’ir cebehâneler âmâde olup neferâtları nevbet bekleyüp eğer küffâr bâğlardaki âdemlere gelirse beş sâ‘at yerden küffârı görüp top atup cümle erbâb-ı merâm kal‘alar altına gelirler, zîrâ kal‘a yarım sâ‘at ba‘îddir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 15b ·
metinde göster ·
… kondurmazlar. Hattâ bu kasr üzre şeb [ü] rûz birkaç kal‘a nevbetçileri karavul
bekleyüp
bir tarafdan düşman gelirse kal‘a dizdârına haber edüp top atarlar. Ve cemî‘i ş …
Ve bu iç kal‘anın dörd aded kulleleri ortasında beşinci kulle cümleden âlî olup cümle vilâyet sahrâları ve mezra‘a yerleri ve hiyâ[bâ]nları sahîfe-i evrâk gibi nümâyân olup bir haşeb-binâ kasr-ı âlî vardır. Etrâfında şâhî serâmed topları vardır kim bir fersah yerde bu toplar kuş kondurmazlar. Hattâ bu kasr üzre şeb [ü] rûz birkaç kal‘a nevbetçileri karavul bekleyüp bir tarafdan düşman gelirse kal‘a dizdârına haber edüp top atarlar. Ve cemî‘i şehir a‘yânının ba‘zı zurefâları bu cihân-nümâ kulle kasrına çıkup cân sohbeti ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 83b ·
metinde göster ·
Cümle cezîre-i Kırım içre olan yigirmi bir bin câmi‘ ve mesâcid ve buk[‘]alarda şeb [ü] rûz cümle Tatar sofîleri tevhîd [ü] tezkîr ederler, gâyet ehl-i tevhîd ve ehl-i tarîk âdemleri vardır. Husûsan bâlâdaki evrâklarda evsâfına şürû‘ etdiğimiz Or kal‘asındaki Sâhib Geray Hân câmi‘inde savma‘a-nişîn sâhib-i sülûk mazınne-i kerâme (---) Efendi azîz hazretleri vardır. Kırk yıldır çokluk ile ülfet etmeyüp zî-rûh kısmından hayvân eti ve buğday ekmeği yemeyüp el değirmeninde arpayı övüdüp kendi eliyle pişirüp yer ve kendi eliyle arpa eker. Ekdüğü zemîni sâhibü'l-hayrât Sâhib Geray Hân şeyhin pederine ihsân edüp irsile intikâl eden hâk-i pâkde arpa eküp biçüp kendi eliyle el değirmeninde 108b çeküp pişirüp yer. On binden mütecâviz fukarâ-yı bâbullâh köşe-nişîn sofîleriyle Sâhib Geray câmi‘inde cümle âşıkân halka-i zikrullâha girdikde kaçan tevhîd-i erre geldiklerinde cemî‘i Or halkı âlem-i hayretde kalırlar. Hattâ cümle Or kal‘ası halkı azîz-i mezbûrun mu‘tekidleridir. Hattâ her gece Or kal‘asının der-i dîvârları üzre kal‘a neferâtları gibi şeyh-i muhterem fukarâlarıyla rabât bekleyüp "Allâh yeğdir yeğ" deyü bâng-ı Muhammedî sadâsı verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 108a–108b ·
metinde göster ·
… erine azîm ağaçlar ve taşlar ve çalılar yığup birkaç gün ölülerin tüfengler ile
bekleyüp
ayulardan ve kurdlardan halâs ederler.
Ba‘dehu bunlar da ölülerin yine ulu dağlar içre ulu ağaçların dallarına sandûkalar ile korlar, zîrâ yere gömseler ol gece Alman ayuları kadar fîl gibi mefret ayılar ölülerin çıkarup yerler. Anıniçün lâşe-i murdârların ağaçlara korlar, ammâ fukarâları cîfe-i murdârların yere gömüp püşte püşte topraklar yığup dahi üstlerine azîm ağaçlar ve taşlar ve çalılar yığup birkaç gün ölülerin tüfengler ile bekleyüp ayulardan ve kurdlardan halâs ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155b ·
metinde göster ·
… hânesi çalınup pâsbân u dîdebân ve nigâhbânları "Allâh yeğdir yeğ" deyüp nevbet
bekleyüp
cümle ağavâtları kal‘a dîvârları üzre kol dolaşup hâb-ı gafletde bulunan dîdebâ …
Ve bu kal‘anın ekseriyyâ kulle ve ebrâcları balık sırtı-misâl dirsek dirsek olup elli adımda bir kulle-i metîn vâki‘ olmuşdur. Bu hisâb üzre hisâr niçe kulleleriyle dâ’iren-mâdâr cümle yüz elli aded kulledir. Ve cümle dörd bin aded dendân-ı bedendir. Bu hakîr-i kemter-i fakîr bu kal‘ayı piyâdece âheste-reviş ile kâmil beş sâ‘atde şekl-i müselles devr edüp im‘ân-ı nazar ile nazar etdim. Ve cümle bu kal‘a içre her gece beş yerde nevbet-i sultânî mehterhânesi çalınup pâsbân u dîdebân ve nigâhbânları "Allâh yeğdir yeğ" deyüp nevbet bekleyüp cümle ağavâtları kal‘a dîvârları üzre kol dolaşup hâb-ı gafletde bulunan dîdebânları ta‘zîr ederler, zîrâ gâyet serhadd-i bender-i azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 224b ·
metinde göster ·
… opları vardır. Ve her tabakasında cümle üç yüz aded neferâtlar sâkin olup keşik
bekleyüp
nigâhbânlık ederler.
Ve bu kal‘a-i Vardar'ın dâ’iren-mâdâr dîvârının kaddi kâmil on beş arşın bâlâdır, ammâ beş adım enli kârgîr taş dîvârdır. Ve cümle yedi aded kurşum örtülü serâmet ve musanna‘ ve sekizer kat kal‘a-i azîmlerdir kim her biri birer gûne mendireklerdir. Ve kat-ender-kat tabakalarında ve tâ zirve-i a‘lâlarında niçe yüz şâhî serâmed topları vardır. Ve her tabakasında cümle üç yüz aded neferâtlar sâkin olup keşik bekleyüp nigâhbânlık ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 224b ·
metinde göster ·
dördüncü gün kal‘a cenerali olan Cinivize buluşup mezkûr esîr Kara Hasan Hoca'y …
Bu cezîrede üç gün nazarete bekleyüp dördüncü gün kal‘a cenerali olan Cinivize buluşup mezkûr esîr Kara Hasan Hoca'yı zindândan çıkardup bi'l-müvâcehe Hasan Hoca'yı ceneralden beş yüz uskota riyal guruşa esîrlikden halâs edüp ceneralin ziyâfetin yeyüp ve niçe cüz’î ve küllî hedâyâların alup yine firkatelerimize süvâr olup top u tüfeng şâdımânları edüp giderken Berak adası ardından bir firkate memlû buğday ile bize karşu gelüp kâfire getirirlerken amân vermeyüp içinde yigirmi iki keferesin dahi esîr edüp firkateyi yedeğe alup yıldız tarafına beş mîl gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 264a ·
metinde göster ·
… rları yokdur. Ancak her gece re‘âyâdan bu kal‘a içre beş nefer âdem kalup vığla
bekleyüp
aşağı varoşu hıfz ederler. Eğer Manya kâfirinden bir hareket olursa bu kal‘ada …
Ba‘dehu sene (---) târîhinde bizzât Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Misistre kal‘asın feth etdikde bu şehrin kefereleri mezbûr kullenin miftâhların Ebü'l-feth'e teslîm ederler, ammâ hâlâ kullede bir âdem sâkin değildir, ammâ bu kulle Manya vilâyetinin Şehbâz dağları eteğinde olup yüzü maşrıka nâzırdır. Ammâ aşağı şehir halkı kal‘anın ba‘zı rahnedâr yerlerin kendü mâllarıyla ta‘mîr ü termîm edüp Manya kâfirleri havfinden ba‘zı mahalde girüp tahassun ederler, ammâ evleri ve gayri amârları yokdur. Ancak her gece re‘âyâdan bu kal‘a içre beş nefer âdem kalup vığla bekleyüp aşağı varoşu hıfz ederler. Eğer Manya kâfirinden bir hareket olursa bu kal‘ada olan vığlacılar âteşler yakup niçe tüfengler atup etrâfa haber ederler. Fi'l-hâl cevânib-i erba‘a kurâlarından niçe bin tüfeng-endâz âdemler cem‘ olup Lonkanik kasabasın muhâfaza ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 274a ·
metinde göster ·
… Girid'e geçmek içün donanma-i hümâyûn ile Kapudan Kaplan Paşa gelir deyü nevbet
bekleyüp
dağ ve taşlar üzre asâkir-i İslâm meks edüp bir ordu-yı bâzâr ve bir cem‘iyyet- …
Menzil-i Çeşmebaşı: Bir vâsi‘ yerde etrâfı kayalı dağlar olup gûnâ-gûn kaynak suları ve niçe bin bâğları var. Cümle Benefşe kal‘ası a‘yânının bâğ-ı iremleridir. Benefşe kal‘asının muhâfazasına me’mûr Yanyalı Pîr Paşa ve Kaplan Paşalar cümle hayme ve hargâh bâr [u] büngâhların kurup otururlar. Ve niçe bin asâkir-i İslâm Girid'e geçmek içün donanma-i hümâyûn ile Kapudan Kaplan Paşa gelir deyü nevbet bekleyüp dağ ve taşlar üzre asâkir-i İslâm meks edüp bir ordu-yı bâzâr ve bir cem‘iyyet-i kesîr olmuş kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 276b ·
metinde göster ·
… tasarrıf olan Bebr Paşa ve karındaşı Kaplan Paşa cümle livâsı askeriyle karavul
bekleyüp
çetecilere serdâr idi. (---)(---)(---)(---)(---)
Der-leşker-i cüyûş-ı muvahhidîn-i livâ-i Yanya: Evvelâ kal‘anın cânib-i cenûbunda Yüksek tabya önünde Kuşaklı Manastır ve Hindî Baba tabyası önlerinde Yanya sancağına mutasarrıf olan Bebr Paşa ve karındaşı Kaplan Paşa cümle livâsı askeriyle karavul bekleyüp çetecilere serdâr idi. (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 290b ·
metinde göster ·
… de yedi bölük sipâhîleri Seydîzâde kolunda cümle altı bölük gâzîleri karavullar
bekleyüp
cebecilik edüp meterislerde olan gâziyân-ı dîn-i mübîni muhâfaza ederlerdi.
Der-asâkir-i serbâzân-ı zümre-i sipâhiyân-ı silihdârân: Bunlar dahi Göllük tarafında Kanlı Mağârâlar üstünde yedi bölük sipâhîleri Seydîzâde kolunda cümle altı bölük gâzîleri karavullar bekleyüp cebecilik edüp meterislerde olan gâziyân-ı dîn-i mübîni muhâfaza ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 290b ·
metinde göster ·
… de yeniçeri ocağından Haseki Pâyzen Hasan Ağa cümle odası neferâtlarıyla kolluk
bekleyüp
küçük kapuda gümrük dîdebânları bekleyüp gümrük kapusunda gümrük emîni bâc u bâ …
Ammâ bu limanın büyük kapusunun iç yüzünde yeniçeri ocağından Haseki Pâyzen Hasan Ağa cümle odası neferâtlarıyla kolluk bekleyüp küçük kapuda gümrük dîdebânları bekleyüp gümrük kapusunda gümrük emîni bâc u bâzâr öşr-i sultânî bekler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316b ·
metinde göster ·
… Ağa cümle odası neferâtlarıyla kolluk bekleyüp küçük kapuda gümrük dîdebânları
bekleyüp
gümrük kapusunda gümrük emîni bâc u bâzâr öşr-i sultânî bekler.
Ammâ bu limanın büyük kapusunun iç yüzünde yeniçeri ocağından Haseki Pâyzen Hasan Ağa cümle odası neferâtlarıyla kolluk bekleyüp küçük kapuda gümrük dîdebânları bekleyüp gümrük kapusunda gümrük emîni bâc u bâzâr öşr-i sultânî bekler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 316b ·
metinde göster ·
Ve cümle iki bin aded gönüllü garîb yiğitler üçer yıl
bekleyüp
sipâhîlik rü‘ûsların almak şartıyla kaldılar. Ve cümle bin aded kumbaracılar ve …
Ve cümle iki bin aded gönüllü garîb yiğitler üçer yıl bekleyüp sipâhîlik rü‘ûsların almak şartıyla kaldılar. Ve cümle bin aded kumbaracılar ve cümle bin aded lağımcılar, (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 318a ·
metinde göster ·
… da yeniçeri ve topçu ve cebeciler ve bir sancak beği zeytûn sipâhîleri muhâfaza
bekleyüp
bunun dahi kal‘ası ve limanı kenârında toprakdan siper yığma bir kal‘a olup cüm …
Sene (---) târîhinde Deli Hüseyin Paşa binâ etmiş idi. Lâkin zamân mürûr edüp sehel vîrân olup sene 1077 târîhinde bunu dahi Sadrıa‘zam serdâr-ı mu‘azzam Fâzıl Ahmed Paşa binâ edüp Kayseriyyeli Dilâver Paşazâde Murâd Paşa askeriyle bir oda yeniçeri ve topçu ve cebeciler ve bir sancak beği zeytûn sipâhîleri muhâfaza bekleyüp bunun dahi kal‘ası ve limanı kenârında toprakdan siper yığma bir kal‘a olup cümle yigirmi yedi aded balyemez topları olup dâ’iren-mâdâr cirmi üç yüz adımdır. Bunun dahi içinde âb-ı hayât suları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320a ·
metinde göster ·
… n-mâdâr iki yüz altmış pâre kastelleri amâr edüp her kullelerde re‘âyâlar varda
bekleyüp
bir tarafdan düşman gemileri zuhûr etse kastellerde âteşler yakup birbirlerine …
Sene (---) târîhinde Serdâr-ı Mu‘azzam Deli Hüseyin Paşa fethidir, ammâ ba‘de'l-feth münhedim etmişdir. Ba‘dehu sene 1077 târîhinde Fâtih-i Kandiye Fâzıl Ahmed Paşa fermânıyla Ankebût Ahmed Paşa bu kal‘ayı ve cezîre-i Girid'in dâ’iren-mâdâr iki yüz altmış pâre kastelleri amâr edüp her kullelerde re‘âyâlar varda bekleyüp bir tarafdan düşman gemileri zuhûr etse kastellerde âteşler yakup birbirlerine âteş ile haber edüp bir ânda cümle Girid cezîresi halkı düşman geldiğinden âgâh olup cenge âmâde olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 322b ·
metinde göster ·
… zîmdir. Ve iki yerden dahi ayağında cisirleri vardır. Anda dahi emînin âdemleri
bekleyüp
âyende vü revendegânlardan bâc u bâzâr ve öşr-i mâhîler alup hükûmet ile kuş uç …
Ve bu gölün ayağı tâ on konak Arnavudluk içinde İskenderiyye sancağında Leş kal‘ası dibinde Körfez deryâsına Sincivan limanı içinde mahlût olur. Bir tarafdan aslâ geçit vermez. Ohri gölü bu vilâyet ortasında sedd olmuş bir buhayre-i azîmdir. Ve iki yerden dahi ayağında cisirleri vardır. Anda dahi emînin âdemleri bekleyüp âyende vü revendegânlardan bâc u bâzâr ve öşr-i mâhîler alup hükûmet ile kuş uçurmazlar, ammâ memerr-i nâs şâhrâh bu Üstürka cisridir. Bu kantaranın alt yanında niçe yüz aded balık dalyanları var kim ta‘bîr olunmaz görmeğe muhtâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 368b ·
metinde göster ·
… ağzında Galata kullesi-misâl bir kulle-i serâmeddir. Her gece birer ağa nevbet
bekleyüp
Arab kullesine dek zencîr çeküp sed ederler. Ve her değirmen dahi birer kulle-i …
Ve Değirmenler burnunda liman ağzında Galata kullesi-misâl bir kulle-i serâmeddir. Her gece birer ağa nevbet bekleyüp Arab kullesine dek zencîr çeküp sed ederler. Ve her değirmen dahi birer kulle-i metîndir, her gece onar müsellah neferât anda pâsbânlık eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y116a ·
metinde göster ·
… olup Karpuz nehrin atlar ile ubûr etdik. Küçük nehirdir, ammâ tuğyânında bir ay
bekleyüp
geçit vermez imiş. Alâ’iyye'nin şimâlinde Alara dağlarından gelüp bu mahalde Ak …
Meğer Çerçisli'de bize dedikleri ceng bu imiş. Cümle etrâf kurâlar halkı gelüp ve nâhiye nâ’ibi gelüp keşf olunca hakîri koyuvermeyüp sicillâta ism [ü] resmimizle tahrîr olunup şehîdleri bir püşte üzre defn edüp mecrûhları kurâlara tevzî‘ edüp yola revâne olup Karpuz nehrin atlar ile ubûr etdik. Küçük nehirdir, ammâ tuğyânında bir ay bekleyüp geçit vermez imiş. Alâ’iyye'nin şimâlinde Alara dağlarından gelüp bu mahalde Akdeniz'e mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y138a ·
metinde göster ·
… arup yeni mustahfızânlar konuldu. Zîrâ her kal‘ada birer sene neferâtlar nevbet
bekleyüp
sene-i âtiyede huccâc ile hacc edüp avdet ederler. Bunda dahi yem kesdirüp sûr- …
Ve yine bu kal‘a ihtiyârları haber verdiler kim Mısır huccâcı ubûr edeli on bir gündür, dediklerinde şâm huccâcı "Âh vâveylâ! Korkarız bu sene hacdan kalırız" deyü te’essüf çekdiler. Derhâl bu sûr-ı Haydar'dan atîk kal‘a neferâtların çıkarup yeni mustahfızânlar konuldu. Zîrâ her kal‘ada birer sene neferâtlar nevbet bekleyüp sene-i âtiyede huccâc ile hacc edüp avdet ederler. Bunda dahi yem kesdirüp sûr-ı Osmâniyânlar çalınup çöl ü çölistân ve berr [ü] beyâbân hurde taşlı sahrâlar içre gece gündüz gidüp 18 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y268b ·
metinde göster ·
… ve sulehâ ve e’imme ve hutebâ ve meşâyihânı bu câmi‘e cem‘ olup Mahmil-i şerîfi
bekleyüp
tâ sabâha dek Mevlûd-ı şerîf olup ihyâ ederler.
Ba‘dehu emîrü'l-hacca "Hoş geldin" deyüp Mısır vezîri bir semmûr lepâçe-i fâhire geydirüp paşa bir teferrücgâha teveccüh edüp emîr-i hac mezkûr Cânpûlâdiyye câmi‘inde meks edüp câmi‘ kapusu önüne Mahfil-i şerîfi koyup âyende vü revendeler gelüp dâmen-i mahmili bûs Y 387a edüp ol gece Mısır'ın cemî‘i ulemâ ve sulehâ ve e’imme ve hutebâ ve meşâyihânı bu câmi‘e cem‘ olup Mahmil-i şerîfi bekleyüp tâ sabâha dek Mevlûd-ı şerîf olup ihyâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y386b–Y387a ·
metinde göster ·
… e yedi kubbe vezîri ile iç kal‘aya girirken bir a‘mâ Arab kırk yıl kapu dibinde
bekleyüp
"Şivey şivey Sultân Selîm", der, yatırdı.
Cümle kapukulu ve cümle sipâh ve zâ‘im ve zu‘amâ ve topcıyân ve cebeciyân yukaru iç kal‘ayı döğerken hikmet-i Hudâ iç kal‘a bevvâbları, anlara Elvâhoğulları derler, anlar Sultân Selîm'e haber edüp gerü Matbah kapusun açup Sultân Selîm iç ağaları ve kapukulu ve yedi kubbe vezîri ile iç kal‘aya girirken bir a‘mâ Arab kırk yıl kapu dibinde bekleyüp "Şivey şivey Sultân Selîm", der, yatırdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y52a ·
metinde göster ·
Ayda bir kerre bir Mısır ümerâsı beş yüz âdemiyle nevbet kolu
bekleyüp
âyende vü revendeyi bir hoş hıfz [u] hırâset üzre olur. Cirit meydânı ve ok mey …
Ayda bir kerre bir Mısır ümerâsı beş yüz âdemiyle nevbet kolu bekleyüp âyende vü revendeyi bir hoş hıfz [u] hırâset üzre olur. Cirit meydânı ve ok meydânı bir şikârgâh yerdir. Ammâ Urbân dahi gâhîce âdemi şikâr edüp Mahmûd Pîr-yâr-ı Velî köçeği gibi âdemi Urbân-ı biryân edüp Güleşçiler tekyesi pehlivânı gibi âdemi uryân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y227b ·
metinde göster ·
kârbân halkından ba‘zı hedâyâlar verdiler, hikmet-i İlâh ol bize hedâyâ verdi. …
Bu şehr-i Porega hâkimi ol gece bizi bekleyüp kârbân halkından ba‘zı hedâyâlar verdiler, hikmet-i İlâh ol bize hedâyâ verdi. Şehri cümle hasırdan ve kamışdan evlerdir. İki câmi‘i ve birkaç yüz hânesi vardır. Ve evlerinde herkesin birer misk kedisi mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y433b ·
metinde göster ·
… âh üzre mâh-be-mâh Mısır ümerâlarından bir emîr-i Mısır beş yüz âdemiyle nevbet
bekleyüp
âyende vü revende huccâcı ve tüccârı Mısır'a götürüp getirir. Bir ay tamâm olup …
Ve içinde neferâtları kânûn-ı Selîm Şâh üzre mâh-be-mâh Mısır ümerâlarından bir emîr-i Mısır beş yüz âdemiyle nevbet bekleyüp âyende vü revende huccâcı ve tüccârı Mısır'a götürüp getirir. Bir ay tamâm olup yerine bir gayrı beğ gelir geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·