… z germe adımdır. Bunların içinde olan bal ve yağ ve pirinç ve buğday ve arpa ve
beksumat
ve dakîk ve neft ve katrân top gülleleri ve sâ’ir mühimmât levâzımâtların hisâb …
Andan ibret-nümâ-yı sânî nehr-i Sava kenârında bir mürtefi‘ zemîn üzre şeddadî kârgîr binâlar ile mebnî mîrî anbârların ikisi dahi birbirine müşâbih anbâr-ı gılâldır kim tûlleri kâmil üç yüz germe adımdır. Bunların içinde olan bal ve yağ ve pirinç ve buğday ve arpa ve beksumat ve dakîk ve neft ve katrân top gülleleri ve sâ’ir mühimmât levâzımâtların hisâbın Cenâb-ı Bârî bilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115a ·
metinde göster ·
… lar oldu. Hattâ on dirhem ekmek bir akçeye ve bir yem bir guruşa ve bir vukiyye
beksumat
bir altuna ve bir kıyye kahve bin akçeye ve bir vukiyye duhân on guruşa çıkdı, …
Ve bu mahallerde kış yakın gelüp azîm sovuklar olduğundan ve yanup yakılmış yerler olduğundan aslâ ve kat‘â me’kûlât [u] meşrûbât kısmından bir dâne-i hınta ve bir demet gendüm ve şa‘îr ve gayri metâ‘ bûriyâ-yı hasir bulunmayup azîm kıtlıklar ve kışlar oldu. Hattâ on dirhem ekmek bir akçeye ve bir yem bir guruşa ve bir vukiyye beksumat bir altuna ve bir kıyye kahve bin akçeye ve bir vukiyye duhân on guruşa çıkdı, zîrâ ordu-yı İslâm'da iki kerre yüz bin esîr ve yüz bin asker-i İslâm ve yüz bin mikdâr küffâr-ı hâksâr var. Gerçekden kaht [u] galâ olup askerin gözü büyüdü, bir gün evvel ileri gitmeğe asker yürüdü, ammâ destûr verilmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 31a ·
metinde göster ·
… elindedir ve câmi‘in aşağısında cümle mîrî buğday ve arpa ve darı ve pirinç ve
beksumat
ile memlûdur, aslâ düşme yokdur, zîrâ küffâr isyân edelden berü bu asâkir-i İsl …
Bu hazînenin ve câmi‘ kapusunın miftâhları cümle cümle dizdâr ağa elindedir ve câmi‘in aşağısında cümle mîrî buğday ve arpa ve darı ve pirinç ve beksumat ile memlûdur, aslâ düşme yokdur, zîrâ küffâr isyân edelden berü bu asâkir-i İslâm zahîresi bu câmi‘e hazn olalı yedi senedir böyle bir nûr-ı mahz câmi‘-i pür-nûrda tâ‘at-ı sübhânî olmamışdır. Dâ'imâ bâb-ı mu‘allâsı mesdûd durur. Hudâ-yı Fettâh bu kapuyu feth edüp yine tâ‘at u ibâdât oluna.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67b ·
metinde göster ·
… bulunup anlar ol kadar zehâyir makûlesi gösterüp dağlar gibi arpa ve buğday ve
beksumat
ve un ve firik ve bakla ve nohud ve mâş ve bal ve yağ bulundu kim asâkir-i İslâ …
Hikmet-i Hudâ firâr eden kapudanın sarâyında niçe zîr-i zemînlerin içlerinde birkaç amel-mânde kâfirler bulunup anlar ol kadar zehâyir makûlesi gösterüp dağlar gibi arpa ve buğday ve beksumat ve un ve firik ve bakla ve nohud ve mâş ve bal ve yağ bulundu kim asâkir-i İslâm me’kûlât [u] meşrûbâtlar ile muğtenim olup zahîre taşımadan müstağnî oldular. Hudâ zikrin hayr eyleye.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 17b ·
metinde göster ·
… ûş olup Defterdâr Ahmed Paşa'nın baş ağalarından velî-ni‘metimiz olan efendimiz
Beksumat
Emîni Osmân Ağa dahi at üzre vereye muntazır dururken kal‘adan Osmân Ağa'nın di …
"Kal‘ayı vere verüp mutî‘ oldu" deyü haber gelince Sadrıa‘zam Defterdâr Ahmed Paşa'ya zabt [u] rabtıyçün fermânlar sâdır olup cümle defterdâr asker ve yedi bölük ağaları kal‘a altına varup hemândem derûn-ı kal‘adan asâkir-i İslâm üzre mel‘ûn küffârlar bir yaylım kurşum ve bir yaylım top atup bu kadar atları ve bu kadar benî âdemleri zahm-ı hurde edüp bu kadar yüz âdem şehâdet şerbetin nûş ve bu kadar âdem zahm-âlûd medhûş olup Defterdâr Ahmed Paşa'nın baş ağalarından velî-ni‘metimiz olan efendimiz Beksumat Emîni Osmân Ağa dahi at üzre vereye muntazır dururken kal‘adan Osmân Ağa'nın dizi gözüne bir muşkat top güllesi urup ve atının kolan yerinden gülle urup öte yanından gülle çıkup at cân teslîm etdikde fi'l-hâl gayret-keş Osmân Ağa'nın vücûdun gayri ata bindirüp cümle guzâtın şühedâların na‘şelerin ve mecrûhların alup orduya bî-feth pür-melâl vâsıl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 24a ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ bârımız bir gürbe bârı kaldı ve iki vukıyye
beksumat
ancak kalmış idi. Anları da hüddâmların heybelerine koduk, ammâ atlara şa‘îrden …
Hamd-i Hudâ bârımız bir gürbe bârı kaldı ve iki vukıyye beksumat ancak kalmış idi. Anları da hüddâmların heybelerine koduk, ammâ atlara şa‘îrden bir dâne-i hardaldan zerre nişân yok, ancak ot ve otluk ve âb-ı hayât su çok. Ne çâre tevekkül-i Hak'dan gayre ilâc yok.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 24b ·
metinde göster ·
… ve birer heybelerinde donları ve gömlekleri ve at na‘lları ve mıhları ve beyâz
beksumat
ve peynirleri ve onar yem kadar cakları terkilerinde var idi. Lâkin rahtları cü …
Dördü dahi yaranmış ve işlemiş katana kâfiri atları ve cümle atların âlât-ı silâhları ve eğer kaşında ikişer ve terkilerinde kezâlik ikişer kol tüfengleri telatin altun yaldızlı kuburları ile musanna‘ tüfengleri ve terkilerinde birer kızıl abâdan yağmurlukları ve birer heybelerinde donları ve gömlekleri ve at na‘lları ve mıhları ve beyâz beksumat ve peynirleri ve onar yem kadar cakları terkilerinde var idi. Lâkin rahtları cümle kayış idi, ammâ kılıçları eski Alman idi ve gümüşlü külüngleri, boy tüfengleri gâyet musanna‘ idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25b ·
metinde göster ·
… kaçı dağlar içre gezüp şikâr-ı kelepürler ararken iki cak arpa ve iki cak beyâz
beksumat
ve bir cerre şarâb-ı bî-hicâb ve çanta çanta kebâblar ve iki gümüşlü musanna‘ k …
Hikmet-i Bârî nasîb ender nasîb-i yârî gulâmların bir kaçı dağlar içre gezüp şikâr-ı kelepürler ararken iki cak arpa ve iki cak beyâz beksumat ve bir cerre şarâb-ı bî-hicâb ve çanta çanta kebâblar ve iki gümüşlü musanna‘ kılıçlar ve bir sîm kadeh ve bir altun arak kadehi ve meclis başında altı dâne gümüşlü bıçaklar ve altı dâne gümüş sahanlar ve bir gümüş kulplu tâs ve bir beyâz ihrâm içinde gûnâ-gûn donlar ve gömlekler ve esbâblar bulup hüddâmlarım getirdikde hemân hakîr şâd-ı merk olayazdım ve beyâz ihrâmı âteş başına döşeyüp Sedd-i İskender-vâr lenger bırağup bu esbâbların ahvâlinden haber sordurdukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25b ·
metinde göster ·
Mukaddemâ Çobaniçse kal‘ası altında top ile zahm-hurde olan
Beksumat
Emîni Osmân Ağa bu menzilde merhûm olup na‘şını Sadrıa‘zam Ustolni-Belgrad'ına …
Mukaddemâ Çobaniçse kal‘ası altında top ile zahm-hurde olan Beksumat Emîni Osmân Ağa bu menzilde merhûm olup na‘şını Sadrıa‘zam Ustolni-Belgrad'ına gönderüp anda defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 27a ·
metinde göster ·
ve buğday ve arpa ve gayri gûnâ-gûn zahâ’ir makûleleri mâl-â-mâldir. Ve bu câmi …
Küçük Paşa câmi‘i: Dahi bu Sarây meydânındadır, ammâ kapusundan içeri mâl-â-mâl asâkir-i İslâm içün beksumat ve buğday ve arpa ve gayri gûnâ-gûn zahâ’ir makûleleri mâl-â-mâldir. Ve bu câmi‘in kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37a ·
metinde göster ·