… Hâlâ mu‘attaldır. Ammâ yine taraf-ı sultândan fermân olunsa bir a‘lâ ma‘dendir.
Belağan
mâ-belağ husûlü mümkündür. Ve,
Ma‘âdin-i sâmin: Karadeniz boğazları dâhilinde Sarıyâr kasabasında bir asfarü'l-levn bir kûh-ı bâla vardır. Tâ zirve-i a‘lâsına varınca serâpâ bâğ u bâğçedir. Ol cebel-i âlînin cânib-i şarkîsinde sâhil-i bahre karîb bir gârda zeheb-i hâlis ma‘deni vardır. Ammâ Üngürüs ve Bundukânî ayârından hâlis altunu vardır. Kefere asrından tâ Sultân Ahmed Hân asrına gelince bin yük akçe iltizâm ile emânet bir ma‘âdin-i hâs idi. Defterdâr Ekmekcizâde Ahmed Paşa cevheri rakîk olup fâ’idesi şey-i kalîl oldu deyü sedd etdi. Hâlâ mu‘attaldır. Ammâ yine taraf-ı sultândan fermân olunsa bir a‘lâ ma‘dendir. Belağan mâ-belağ husûlü mümkündür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
… tmemişlerdir. Bu Erdel diyârına Hak bereket versin dörd kerre seferinde elimize
belağan
mâ-belağ mâl-ı ganâyim üsârâ girmişdir.
Bu Eyâlet-i Erdel dörd sancakdır. Bir kavmi Hayduşak'dır, bir kavmi Erdel'dir, bir kavmi Seykeldir, bir kavmi Saz Macarı'dır. Cemî‘i zamânda {Saz kavmi} Âl-i Osmân'a isyân etmemişlerdir. Bu Erdel diyârına Hak bereket versin dörd kerre seferinde elimize belağan mâ-belağ mâl-ı ganâyim üsârâ girmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 51a ·
metinde göster ·
… ve Abaza ve Çerkez gulâmların sarây-ı hâssa alup çerâğ efrûhte edüp sâhiblerine
belağan
mâ-belağ ihsânlar etdi.
Esnâf-ı bâzergân-ı esîrciyân: Cümle neferât 2000, dükkânları esîrhâne hücreleridir. Bu tâ’ife Gürcistân ve Mikrilistân ve Dâdyân ve Abazistân ve Çerkezistân [ve] Kırım'dan gazâ mâlıyla gelmiş ve ganîmet olmuş üsârâları cümle gılmân u cevârîleri zeyn edüp piyâdece sürü sürü el ele verüp gûnâ-gûn pençe-i âfitâb mahbûb u mahbûbeleri alay alay alayköşkü dibinden ubûr etdirirken ol gün sa‘âdetlü pâdişâh yüz aded pençe-i âfitâb Gürcî ve Abaza ve Çerkez gulâmların sarây-ı hâssa alup çerâğ efrûhte edüp sâhiblerine belağan mâ-belağ ihsânlar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 176a ·
metinde göster ·
… katarların verüp yanlarına on bayrak sekbân koşup her bir kızlara ve tavâşîlere
belağan
mâ-belağ ihsânlar edüp Murtazâ Paşa'ya,
Hasan Paşa eydir: "Tîz şahbâzlarım, bu anda bu cevârîlerin esbâb [u] eskalleri ve halhalları ve bilezikleri ve donların veresiz" dedikde cümle kızların esbâbların getirüp geydirdiklerinde hemân Hasan Paşa merdlik edüp cümle câriyeleri taht-ı revânları ve tavâşî ağaları ve ba‘zı esîr olmuş kapucubaşılarıyla esbâbları ve katarların verüp yanlarına on bayrak sekbân koşup her bir kızlara ve tavâşîlere belağan mâ-belağ ihsânlar edüp Murtazâ Paşa'ya,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70a ·
metinde göster ·
… ve her gün Murtazâ Paşa'dan ve Kadrî Paşa'dan ve Dutsak Alî Paşa'dan üç vezîre
belağan
mâ-belağ hedâyâlar ve meyveler gitmede, ammâ günden güne üç vezîrin ve bu kadar …
Ve her gün birbirlerine mahabbet üzre varup gelüp cân sohbetleri etmede ve her gün Murtazâ Paşa'dan ve Kadrî Paşa'dan ve Dutsak Alî Paşa'dan üç vezîre belağan mâ-belağ hedâyâlar ve meyveler gitmede, ammâ günden güne üç vezîrin ve bu kadar beğlerbeğilerin ve sâ’ir ümerâların askerleri nefîr-i âm havfinden ve paşalarının sıhhat [u] selâmetle Haleb'de mu‘azzez ü mükerrem olup günâhları afv olunmak içün Âsitâne'ye arz oldukların cümle sekbân u sarıcalar işidüp Haleb'e girmeyenler birer ikişer girirek gürûh gürûh ve bölük bölük pes u perdeden kal‘a-i Haleb'e ve taşra varoşa sepişüp derûn-ı Haleb nezâketle celâlî haşerâtlarıyla ıskarça oldular. Ve taşradan zahîre anların zulmünden gelmemek ile kaht [u] galâ etdiler. Ve re‘âyâ vü berâyâ eliyle gelen me’kûlât [u] meşrûbâtları ucuz bahâ ile sûret-i hakdan görünüp ale'l-gasb aldıklarından re‘âyâ metâ‘ getirmez oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 73a ·
metinde göster ·
Evvelâ şehr-i Edirne'de cümle a‘yân-ı devlet efendilerimizden
belağan
mâ-belağ harc-ı râh ihsânlar alup on re’s atlar ve sekiz aded huddâmlarımla Edi …
Evvelâ şehr-i Edirne'de cümle a‘yân-ı devlet efendilerimizden belağan mâ-belağ harc-ı râh ihsânlar alup on re’s atlar ve sekiz aded huddâmlarımla Edirne'den "Bismillâhi niyyetü'l-gazâ" deyüp çıkdıkda ol gün cânib-i garba,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 109b ·
metinde göster ·
… aht [u] galâ oldu, ammâ nehr-i Tuna ellerinde olup Paçka ve Laşka taraflarından
belağan
mâ-belağ zahîreleri ve her tarafdan imdâdlar gelirdi. Hemân Gâzî Ebü'l-feth kal …
Bu kal‘a-i nigîn-i dürr-i yektâyı ibtidâ Sırf krallarından Despot Kral binâ edüp niçe kralların hasretü'l-mülûkü olduğundan mâ‘adâ sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân-ı Gâzî Hersekoğlu Ahmed Paşa sebebiyle Bosna diyârı kılâ‘ların feth edüp ba‘dehû sene-i mezbûrede kal‘a-i İzvornik'i dahi kılıç ile feth edüp atf-ı inânın bu Belgrad-ı behişt-âsâ üzre çevirüp ibtidâ Belgrad'dan yukaru kal‘a-i Böğürdelen'i feth edüp, andan küffârın Bosna diyârlarından nehr-i Sava ile gelen zahîre gemilerin kesüp Belgrad sehel kaht [u] galâ oldu, ammâ nehr-i Tuna ellerinde olup Paçka ve Laşka taraflarından belağan mâ-belağ zahîreleri ve her tarafdan imdâdlar gelirdi. Hemân Gâzî Ebü'l-feth kal‘a-i Belgrad'a amân u zamân vermeyüp kırk gün kırk gece döğüp âhirü'l-emr şiddet-i şitâ geldiğinden kal‘a-i Belgrad'ı bırağup hâ’ib ü hâsir Edirne'ye avdet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 111a ·
metinde göster ·
… ng ederek bir gayrı gediklerden serdâr-ı mu‘azzam önüne geldiklerinde cümlesine
belağan
mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlar ile tîmâr ve ze‘âmetler ihsân olundu. Bunların akab …
Bir gün Çavuşzâde kolundan bir azîm lağım atıldı ve hayli {dîvâr} yıkılup açıldı velâkin kal‘anın rûy-ı dîvârı irtifâ‘ nihâyetinde olup içerden küffâr def‘-i a‘dâ etmeğile yürüyüşün gerüsü yürümeyüp dîvâr 124a üzre üç yüz aded cengâver serdengeçdi {Semendire} yiğitler kalup gördüler kim askerin gerisi gelmeyüp bunlar ortada kaldılar. Hemân cümlesi yek-dil [ü] yek-cihet olup dal kılıç şehir içre yürüyüp küffâr-ı murdârları şehir içre kovarak kırarak her bir yiğit birer ve ikişer kelle ile hırren fe-hırren ceng ederek bir gayrı gediklerden serdâr-ı mu‘azzam önüne geldiklerinde cümlesine belağan mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlar ile tîmâr ve ze‘âmetler ihsân olundu. Bunların akabince derûn-ı hisârdan iki yüz aded kefere ve fecereler taşra amân ile çıkup gitdiler. Bunlara Tatar askeri râst gelüp esîr edüp ol gün bir alay-ı azîm ile seksen bin Tatar ve dör[d] kerre yüz bin atlarıyla kal‘adan top menzili ba‘îd gelüp meks etdiklerinde küffâr bu kadar asker-i İslâm'ı görüp kal‘adan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123b–124a ·
metinde göster ·
… ede ede selâmetle birkaç kelle ve esîrleriyle Sadrıa‘zam huzûruna gelüp cümlesi
belağan
mâ-belağ ihsân u in‘âm ve çelengler alup yine karşu Raba'yı geçüp merkezlerinde …
Ammâ bu mahalde ba‘zı eşhâs-ı muhtelifeler bir yere cem‘ olup beş yüz mikdârı yiğitler ileri gidüp bir belîde urup mâl-ı ganâ’imin ve bikr-i nâ-şüküfte duhter-i pâkîze-ahterlerin alup köyü ihrâk edüp küffâr bunlara 19a sataşup ceng ede ede selâmetle birkaç kelle ve esîrleriyle Sadrıa‘zam huzûruna gelüp cümlesi belağan mâ-belağ ihsân u in‘âm ve çelengler alup yine karşu Raba'yı geçüp merkezlerinde durdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 18b–19a ·
metinde göster ·
Derhâl Âsaf-ı dûrbîn-fikr askerin böyle inhizâm olduğun görüp ve firâr edenlerin niçe binin kırup hemân otağı önünde fi'l-hâl bir kerr ü ferli 22b muhteşemâne otak-ı nüh-tâk kurup ceng tablına turreler urup etrâfa karavullar koyup cümle guzâta dil-nüvâzlık ve dildârlıklar edüp cümle askere "Eyle olur" deyü tesellî-i hâtır edüp herkese mertebesine göre ihsân [u] in‘âmlar edüp mecrûh olanlara merhem-bahâlar ve cerrâhlar ta‘yîn edüp amel-mândelere belağan mâ-belağ tekâ‘üd nân-pâreleri ihsân edüp asâkir-i İslâma firâr etme nâmın unutdurup yerinde ber-karâr olup su içinde kalan atları ve âdemleri çıkarup şühedâları defn etdiler ve sudan çıkan mecrûhlara dahi bî-hisâb in‘âmlar etdiler, ammâ cümle küffâr dahi nehr-i Raba'nın karşusunda kat-ender-kat meks edüp top u tüfeng şâdımânı etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a–22b ·
metinde göster ·
… mda bu gûne şakâlar da olur. Ba‘de'l-meclis herkes hücrelerine giderken herkese
belağan
mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlar olunur.
Ve bu veled-i zinâların yetmiş hîleleri birbirleriyle mücâvere ve mübâhese-i şakâ-yı gûnâ-gûn etdiklerinde istimâ‘ olunmamış hârık-i âde mûhiş şeyler söyleyüp eşkâl tonlara girdiklerinde âdem havf ü haşyete düşüp yine bikr-i şakalar ile meclis-i şerîflerin neşât [u] sürûr ile mesrûr ederler. Ekser eyyâmda bu gûne şakâlar da olur. Ba‘de'l-meclis herkes hücrelerine giderken herkese belağan mâ-belağ ihsân [u] in‘âmlar olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 129b ·
metinde göster ·
… lara ve iki beştavlı nâm Tatarlara ve bizi getiren arabacılara Ak Mehemmed Paşa
belağan
mâ-belağ ihsânlar edüp gerüye Kırım'a dönüp Or'a iki konak kaldığı mahal ki Kez …
Ve bu Kılburun'da hânın koşduğu sekbânlara ve iki beştavlı nâm Tatarlara ve bizi getiren arabacılara Ak Mehemmed Paşa belağan mâ-belağ ihsânlar edüp gerüye Kırım'a dönüp Or'a iki konak kaldığı mahal ki Kezkuyu nâm mahalde Kalmık bunlara sataşup ceng-i azîm ede ede cümle garîb yiğitlerin atların ve kuşların Kalmık alup arabalar altında ve içinde yine ceng ede ede fakîrler kal‘a-i Or'a dâhil olup hân hazretleri cümlesine atlar ve silâhların verüp tatyîb-i hâtır eder. Ve Or'un taşrasındaki on otak mâlları dahi Kalmıklar alup giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 200b ·
metinde göster ·
… namâzı edâ edüp cümle yayla halkı bizden hazz edüp me’kûlât [u] meşrûbâtlarımız
belağan
mâ-belağ verdiler. Ol gece anlar ile cân sohbeti edüp serencâmımız bunlara nakl …
Hemân Çukurca çukurunda karâr etmeyüp vakt-i gurûba dek yaylağa çıkup cümle yaylaya çıkan halkın ortasına çadırımız kurup meks edüp savt-ı a‘lâ ile mağrib ezânın tilâvet edüp cemâ‘at-i kesîre ile namâzı edâ edüp cümle yayla halkı bizden hazz edüp me’kûlât [u] meşrûbâtlarımız belağan mâ-belağ verdiler. Ol gece anlar ile cân sohbeti edüp serencâmımız bunlara nakl etdükde anlar dahi "Eyi cân halâs etmişsiz" deyü hamd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y7b ·
metinde göster ·
… n cemî‘i eşyâ bu şehre gelüp ganîmet olur. Hattâ bunda cümle huccâc zahîrelerin
belağan
mâ-belağ alup develerine ikişer alîk verdiler. Ve bundan cemî‘i tulumları su il …
Bu şehir leb-i deryâya karîb olmağile Mısır'dan cemî‘i eşyâ bu şehre gelüp ganîmet olur. Hattâ bunda cümle huccâc zahîrelerin belağan mâ-belağ alup develerine ikişer alîk verdiler. Ve bundan cemî‘i tulumları su ile toldurup yola azîmet etdiler. Ba‘de'z-zuhur bu şehirden kalkup gâh şarka ve gâh cânib-i kıbleye ve gâh garba ubûr ederek üçüncü sâ‘atde bahr-i Kulzüm nümâyân olup Süveys'den gemilerle giden huccâclar ve zahîre gemileri bizimle berâber hevâ-yı latîf ile giderlerdi. Biz dahi ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y307a ·
metinde göster ·
Bu kavm içre bir gün meks edüp cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtlarımız
belağan
mâ-belağ görüp bu Hânende kavmi develerinden bin tulum su yükledüp yine cânib-i …
Bu kavm içre bir gün meks edüp cemî‘i me’kûlât [u] meşrûbâtlarımız belağan mâ-belağ görüp bu Hânende kavmi develerinden bin tulum su yükledüp yine cânib-i garba azm-i râh edüp gâh kara sengistân ve gâh rimâlistân u hıyâbânlar içre kat‘-ı menâzil edüp azîm temâşâlar ederek altıncı günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·