… erine düşüp sarılup ol ân küffârın biri cân havliyle yerinden pertâb edüp meğer
belinde bir
küçük tüfengi var imiş, belinden çıkarup âteş edem zann edüp hakîr bunun koluna …
Hemân bu abd-i fakîr yap yap elim kılıç kabzasında varup ibtidâ kâfirlerin çalıda asılan silâhların alup bizim gulâmlar yanında bir çalıya salb edüp andan her kâfire ikişer gulâmlarımla ale'l-gafle üstlerine düşüp sarılup ol ân küffârın biri cân havliyle yerinden pertâb edüp meğer belinde bir küçük tüfengi var imiş, belinden çıkarup âteş edem zann edüp hakîr bunun koluna nice bir balta tügdüsü urdum ise tüfeng kolundan fırlayup hemân Rüstem nâm benâm kölem hakkâ ki Rüstemâne küffâra sarılup ol mahalde kâfirin kellesine hakîr bir balta dahi urup kâfir serâsîme olıcak dest ber-kafâ kâfiri kayd [u] bend edüp ikisin de âteş kenârına getirdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25a ·
metinde göster ·
… iri davrandırmayup bağladılar. Ammâ bu kefere ehl-i zevk imiş, elinde mezesiyle
belinde bir
çotra şarâbıyla hâb-ı nâza varmış imiş, ammâ sonra şimdi zor ile uyanmış.
Ammâ öbir kâfire Kâzım ve Sührâb nâm gulâmlarım aslâ kâfiri davrandırmayup bağladılar. Ammâ bu kefere ehl-i zevk imiş, elinde mezesiyle belinde bir çotra şarâbıyla hâb-ı nâza varmış imiş, ammâ sonra şimdi zor ile uyanmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 25a ·
metinde göster ·
… yl değildir, ammâ yayan tüfenglisi Nemse'nin hakkâ ki âteş-feşândır, ammâ ancak
belinde bir
şişi var, kaçan tüfeng atsa bir çatal ağaç üzre koyup tüfeng atar, Osmânlı gibi …
Ba‘dehu Nemse Macar üzre musallat olup re‘âyâ etdi, ammâ Macar kavmi yanında Nemse çufud gibidir, aslâ yürekleri yokdur ve kılıç urup ata binüp fârisü'l-hayl değildir, ammâ yayan tüfenglisi Nemse'nin hakkâ ki âteş-feşândır, ammâ ancak belinde bir şişi var, kaçan tüfeng atsa bir çatal ağaç üzre koyup tüfeng atar, Osmânlı gibi koldan tüfeng atamaz, gözlerin yumup tevekkülli tüfeng atarlar. Ve siyâh şapkaları büyükdür ve pabuçlarının burunları uzundur ve ökçeleri yüksekdir. Ve yaz u kış ellerinden eldivanları çıkmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 49b ·
metinde göster ·
… arının birin bulup elbette birkaç para verirsin, eve girüp bir kerre na‘ra edüp
belinde bir
düdüğü var, anı çalar ve ağzıyla bir gûne ıslık verüp savt-ı safîr gibi bir sad …
Ve Mısır'da bir âdemin evine veyâ güvercin kümesine yılan müstevlî olsa sâhib-i hânenin huzûru gitse mezkûr yılan sayyâdlarının birin bulup elbette birkaç para verirsin, eve girüp bir kerre na‘ra edüp belinde bir düdüğü var, anı çalar ve ağzıyla bir gûne ıslık verüp savt-ı safîr gibi bir sadâ zâhir olunca hemân yılanlar taraf taraf görünmeğe başlayup başların kaldırup sayyâd ile ceng etmeğe gelir gibi pertâb ederek geldikce sayyâd cümlesin tobrasına doldurup ol hâne yılandan emîn olur. Ammâ bu yılanlar fârûk olmaz, fârûka munhasır başka yılanlardır, beriyyede olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y125b ·
metinde göster ·
… lek ve üstüne bir incecik bediyye şâl kereke geyerler. Vasatü'l-hâl olanlarının
belinde bir
peştemâl ve üstünde dahi bir peştemâldır. Ve mâl [u] menâlları dahi peştemâldır …
Ekseriyyâ a‘yânının libâsları bir gömlek ve üstüne bir incecik bediyye şâl kereke geyerler. Vasatü'l-hâl olanlarının belinde bir peştemâl ve üstünde dahi bir peştemâldır. Ve mâl [u] menâlları dahi peştemâldır. Fukarâları hod bir fûta-i Nîlî kuşanup uryân gezer.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y391b ·
metinde göster ·
… derisi vardır, gayrı vücûdları ol şiddet-i hârda uryân büryândırlar. Erbâbının
belinde bir
peştemâl ve zahrında dahi bir peştemâli var. Hâkimi beyâz boğası kamîs geymişdi …
Bu kavmin ancak önlerinde ve ardlarında birer siyâh keçi derisi vardır, gayrı vücûdları ol şiddet-i hârda uryân büryândırlar. Erbâbının belinde bir peştemâl ve zahrında dahi bir peştemâli var. Hâkimi beyâz boğası kamîs geymişdi. Bu şehirde fîl dişi ve gergerdân boynuzu çokdur, zîrâ çöl çölistânında pîl ve gergerdân sürü sürü gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y395b ·
metinde göster ·