yürüyüşler oldu. Ve on altı aded lağım yerinden atılup hücûmlar oldu. Mümkin ol …
Hikmet-i Hudâ topların münhedim etdiği yerlerden yigirmi kerre belkim yürüyüşler oldu. Ve on altı aded lağım yerinden atılup hücûmlar oldu. Mümkin olup bir vech ile bir yerinden zafer bulunmadı. Âhir kırkıncı gün ki tamâm oldu, Sadrıa‘zam Tayyâr Mehemmed Paşa şehîd oldu ve Kapudan Kara Mustafâ Paşa sadrıa‘zam olduğu ân Bağdâd'a eyle hücûmlar oldu kim Kızılbaşların başları yine kaygulu işe uğradı. Gördüler kim gayrı çâre yok. Hemân burc [u] bârûlar üzre beyâz emân bayrakları diküp "Amân, el-amân, ey güzîde-i Âl-i Osmân! Cığı cığı dâd u havar ey muhibb-i Çâr-yâr ve Düldül-süvâr Alî-i kerrâr!" deyü feryâd [u] nâlân-ı sad-hezâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 336b ·
metinde göster ·
… aya bir dolu dânesi getirdiler, kâmil bir vukıyye geldi. Paşaya ol dâne gelince
belkim
elli dirhem erimiş idi. Ve şeşhâne-i mühr-i Süleymân gibi ve kaz yumurtası gibi …
şehrin içinden cereyân eden (---) nehri Bingöl yaylasından tulû‘ edüp bu şehirde şiddet-i şitâdan kapanup kâmil bir ay teka‘üd olunmak fermân olunup bir gün hikmet-i Hudâ bir dolu yağdı kim her dânesi yüzer dirhem vezn olundu ve çok hayvânât telef edüp bir sâ‘atden sonra paşaya bir dolu dânesi getirdiler, kâmil bir vukıyye geldi. Paşaya ol dâne gelince belkim elli dirhem erimiş idi. Ve şeşhâne-i mühr-i Süleymân gibi ve kaz yumurtası gibi dolular yağdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 15b ·
metinde göster ·
… gelmisik, o bizim afendimisdir, ya niçi bize gelememişsiz, hasretiniz anmisik,
belkim
bize gelmemiş deyü çok bakmisik" deyü bu gûne kelimât ederler, ammâ gâyet ehl-i …
Medresesi ve dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîsi yokdur, ammâ bir mektebi var, zîrâ müselmânı gâyet azdır. Olanları da kavm-i haylâzdır. Lisânları Urûm lehcesi üzre olup "varmisik, gelmisik, o bizim afendimisdir, ya niçi bize gelememişsiz, hasretiniz anmisik, belkim bize gelmemiş deyü çok bakmisik" deyü bu gûne kelimât ederler, ammâ gâyet ehl-i tab‘ geçinüp fodul ve ehl-i zevk âdemlerdir, ammâ ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘atden geçinir âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178a ·
metinde göster ·
bir gece içerden küffâr şeb-hûn ede, zîrâ bir kerre Leh kralına eyle edüp Leh a …
"Derûn-ı kal‘ada yedi nâhiye askeri cümle on sekiz bin Hıristiyan askerdir ve sâ’ir re‘âyâ vü berâyâsı bî-hisâbdır. Ve bunda olan yat [u] yarağ ve cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtların vefreti ve içinde olan kefere vü fecerelerin kesreti hadd-i ihsâdan mütecâvizdir. Bu kal‘a fethinde su‘ûbet çekersiz belkim bir gece içerden küffâr şeb-hûn ede, zîrâ bir kerre Leh kralına eyle edüp Leh askerin kal‘a altından kaçırup kal‘ayı Leh elinden halâs etmişlerdir" deyü giriftâr olan diller böyle haber verdiklerinde dillerin dilleri bedenlerinden cüdâ, ba‘zısı bî-dinleri uğuruna fedâ olunup Seykel kal‘ası altına ol şiddet-i hârda cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn olunup meks olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23a ·
metinde göster ·
… savaş-ı perhâş etdik [kim] ta‘bîr olunmaz, ammâ küffâr-ı füccâr hayli var idi,
belkim
bizim askerden ziyâde idi.
Bu cebel-i bâlânın nısfına vakt-i zuhra karîb endiğimizde bir teng ve sarp yerde ve bir çâh-ı gayyâ-misâl yerde ve sengistân ve cengelistân haydud kemîngâhı zîk yerlerde giderken iki tarafı sık orman ve kayalık mahûf u muhâtara boğazda hemân orman içinden haydudlar üzerimize iki tarafdan dökülüp ol dar boğazda boğazımız alup anlar bize biz anlara birer yaylım kurşu[m] urup anlar "Udri neboyse" der biz "Allâh Allâh" deyü feryâd ederiz. Yaka yakaya gelüp bir hayli ceng etdik. At işlemez âlât-ı silâh kullanmaz, ne çâre, âhir-i kâr cümlemiz atları bırağup piyâde olup "Bire koma şehbâzlarım" deyü hırren-fe-hırren yaka yakaya cenge âheng edüp bir sarp ormana sığınup tâ vakt-i zuhra varınca bu dağıstân içre bir savaş-ı perhâş etdik [kim] ta‘bîr olunmaz, ammâ küffâr-ı füccâr hayli var idi, belkim bizim askerden ziyâde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53b ·
metinde göster ·
… r kal‘a-i hısn-ı hasîni yıkmak isterler, zîrâ bizim Varat kal‘amız kurbundadır,
belkim
anı da feth edeyiz ve Orta Macar'ı ve Erdel vilâyetin ol Sekelhit sebebiyle kab …
"Sulha muğâyir iş olur korkarız, deyü sûret-i hakdan görünüp eyle bir kal‘a-i hısn-ı hasîni yıkmak isterler, zîrâ bizim Varat kal‘amız kurbundadır, belkim anı da feth edeyiz ve Orta Macar'ı ve Erdel vilâyetin ol Sekelhit sebebiyle kabza-i tasarrufa alayız, deyü küffâr bu mülâhazayı edüp mukaddem târîh ile sulh mâbeyninde bu kal‘a-i Seykel'i yıktırmak ister" deyince hemân Sadrıa‘zam,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 29b ·
metinde göster ·
… ray Hân oğlu olsun" nâmıyla sultânı taleb edüp aldılar kim dostluğa bâ’is olup "
Belkim
giderek hân ola" ümniyyesiyle şehzâdeyi aldılar.
türkîlerin ırlayarak ta‘zîm ü tekrîm ile sultânın yoluna yüz yigirmi koyun kurbân edüp sultânı götürdüler, zîrâ "Âdemî kavminde Çoban Geray oğulları var, bizde de Mehemmed Geray Hân oğlu olsun" nâmıyla sultânı taleb edüp aldılar kim dostluğa bâ’is olup "Belkim giderek hân ola" ümniyyesiyle şehzâdeyi aldılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154b ·
metinde göster ·