… kırk bin asker-i pür-silâh ellerinde gûnâ-gûn kazmalar ve çapalar ve yabalar ve
beller
ve başlarında teller ve çapa taraklar ve tırmıklar ve küsküler ve aşlama dester …
Esnâf-ı bâğbân: Dörd mevleviyyet yerde cümle bâğ u bâğçe ve besâtîn aded 43950, hadîka-i ravza-i cinân, bâğ [u] bostândır kim gûyâ her biri İremezâtü'l-imâddır. Her bir bâğda birer âdemden kırk üç bin {tokuz yüz} elli âdem eder. Ammâ ba‘zı bâğda beşer onar âdem vardır. Bunların dükkân [ve] dezgâhları olmayup cümlesi terekecibaşı ma‘rifetiyle kırk bin asker-i pür-silâh ellerinde gûnâ-gûn kazmalar ve çapalar ve yabalar ve beller ve başlarında teller ve çapa taraklar ve tırmıklar ve küsküler ve aşlama destereleri ve keserler ve gûnâ-gûn bâğbânân âletleri ve niçe bin kınalı bostân dollâbları sığırların tezyîn edüp "Oha diha babam" diyüp "Allâh Allâh rahmet ver yâ Mevlâ, bereket ver yâ Mevlâ, kuvvet ver yâ Mevlâ" deyü feryâd [ü] figân edüp her bir bâğbânın ellerinde ve başlarında ucbe-likâ tâcları üzre gûnâ-gûn şükûfe ve ezhârlar ile donanup tarafeynde duran temâşâcılara şükûfe bezl ederler kim bir azîm ecnâs-ı mahlûk askerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 159a ·
metinde göster ·
… skin kış gelüp Azak deryâsı iki kulaç mikdârı donar. Beş ay bend olup yollar ve
beller
dahi bend olur ve Kasım'dan sonra Karadeniz'de bu donanma-yı hümâyûnun hâli niç …
Bu minvâl üzre kırk gün asâkir-i İslâmı eğlendirdi ve bu mahallerde asker içre câ-be-câ güft u gûlar istimâ‘ olmağa başladı ve küffâr artık firkateler ile imdâd göndermeden ferâğat edüp her gice beşer altışar yüz uryân küffâr nehr-i Tün ile şinâverlik edüp gavvâs-vâr dalarak şeb-i muzlimde niçe bin dîde-bânlar var iken vücûdların nehr-i Tün'e müstağrak edüp ağızlarında birer kamış ile nefes alarak ubûr edüp kal‘a-i Azağ'a niçe bin küffâr bu hîle ile girüp küffâr tâze cân bulup günden güne cengâverlik edüp meterisler basup şebhûnlar edüp kelle ve diller alup ka‘r-ı zemînde gâ’ib olurlardı. Ve ba‘zı âlât [u] silâhları ve mühimmâtların sığır tulumlarına koyup tulumları nehr-i Tün'e gark edüp nehr-i Tün ile tulumlar cereyân ederek kal‘aya bu gûne hîle ile zehâ’ir ve mühimmât [u] levâzımât gönderüp imdâd ederlerdi. Bu muhîl şeytanatların dahi guzât-ı müslimîn duyup nehr-i Tün içre gemi direklerin kazıklar kakup bend etdiler kim bir vukıyye mahi güzer edemeyüp niçe yüz bin guruşluk mâlı küffârdan bu hâl ile nehr-i Tün'den guzât-ı müslimîn alıp bây oldular. Bu hâl ile küffârın yine imdâdı gelmeyüp küffâr me’yûs oldu. Ammâ la‘în küffâr zir-i zemînde bî-bâk ü bî-pervâ gûnâ-gûn kemîngâhlar kurup ve niçe dâm-ı tezvîrler ve şarampav domuz delikleri idüp ileri varan ümmet-i Muhammed'i şehîd ide ide halkın yüzü döndü. Ve bu üslûb-ı rüsvây üzre ceng mümted olur deyü guzât-ı müslimîn havfe düşdüler. Ve efvâh-ı nâsda Moskov kralı iki kerre yüz bin küffâr ile geliyor deyü bu haber şüyû‘ bulup halkın aklı başından gitdi. Ammâ bu haber düşman sözü idi. Bu hâl üzre cümle vüzerâ ve vükelâlar mâh-ı mezbûrun (---) günü cümle a‘yân, sığâr u kibâr ve kâr-âzmûde iş erleri ale'l-‘umûm bir yire gelip meşveret-i azîm edüp dediler kim "Bu cengimiz günden güne gerü kalup kal‘adan nâm [u] nişân kalmayup yine fethi müyesser olımayıyor ve yeniçeri tâ’ifesi kırk günden ziyâde kalmak kânûnumuz değildir deyü bir gün guluvv edüp meterisden çıkarlar ve bir tarafdan kılıç gibi keskin kış gelüp Azak deryâsı iki kulaç mikdârı donar. Beş ay bend olup yollar ve beller dahi bend olur ve Kasım'dan sonra Karadeniz'de bu donanma-yı hümâyûnun hâli niçe olur ve nerede kışlar ve yüz bin kadar asker-i İslâm nerede cây-ı emn bulur. 261b Ve bir tarafdan imdâd gelmek ve zahîre gelmek muhâl-ender-muhâl bu kerre asker-i İslâm içre kaht [u] galâ olursa hâl neye müncer olur. Ve cebehâne-i pâdişâhîyi kime bırağırsuz ve ne cânibe gidersüz, bir cânibi deryâ, şimâl cânibi kâfiristân, şark ve kıble cânibi Heyhât Sahrâsı" deyü bu kadar müşâvere halkın her kafasından biner sadâ çıkup gûnâ-gûn müşâvereler etdiler. Âhiru'l-emr Koca Ken‘an Paşa ile Tershâne Kethüdâsı Piyâle Ağa buyurdular kim "Hemân re‘y u tedbîr oldur kim bu gün dellâllar nidâ edüp ale's-sabah yürüyüşdür. Timar ve ze‘âmet ve ibtidâ eyle sipâhîlik ve mâl-ı ganâ’im isteyen gelsin, deyü tenbîh olsun. Yedi koldan yedi bin âdem serdengeçdi ve salıcı yazılsın ve ana göre gayrı guzât-ı müslimînden niçe bin mücâhidîn dahi cem‘ olup cenge terğîb edin. Vermek Allah'ındır. Mısrâ:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 261a–261b ·
metinde göster ·
… ük kal‘adır ve gâyet akûr kavmi vadır. Andan yine taraf-ı garba çamlı yollar ve
beller
aşup (---) sâ‘atde,
Menzil-i kal‘a-i Zeyn Hân: Kars hâkinde iki yüz hâneli ve dizdârı ve neferâtları ve câmi‘i vardır. Hân ve hammâmı ve kırk mikdârı dükkânı vardır. Âyende vü revende tüccârlardan bâc alırlar. Kars paşasının subaşılığıdır. Kal‘ası şekl-i murabba‘ bir taş binâdır. Lâkin bânîsi ma‘lûmım değildir. Ahâlî-i karye dahi bilmediler. Bir küçük kal‘adır ve gâyet akûr kavmi vadır. Andan yine taraf-ı garba çamlı yollar ve beller aşup (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 326a ·
metinde göster ·
… îm-âvân-ı buhûrdân ve gülâbdân ve bir re’s küheylân at alup iki günde dağlar ve
beller
ve ma‘mûr kurâlar aşup,
Bu şehri temâm seyr [ü] temâşâ edüp emînden ve a‘yân-ı vilâyetden üç yüz guruş ve bir sîm-âvân-ı buhûrdân ve gülâbdân ve bir re’s küheylân at alup iki günde dağlar ve beller ve ma‘mûr kurâlar aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327a ·
metinde göster ·
… hakîkatü'l-hâl bu Karahisâr dağları Rûm, Arab ve Acem'de meşhûr sarp dağlar ve
beller
ve sengistân ve çengelistân ormanlar olmağıla kaplanı ve vaşakı ve yaban gûsfen …
{Der-vasf-ı Esed-i Kûhî} şehre nâzır kapusunun iç yüzünde kapu üzre bir taht-ı revân-ı vâsi‘ ile bir arslan derisin pembe ile doldurup gözlerine iri turunç komuşlar ve ağzın ejder-i heft-ser gibi açup dili yerine bir kırmızı keçe pâresi komuşlar. İri dişleri var, her biri hançer-i Türkmândan ve sinân-ı Urbân'dan nişân verir. Burnundan kuyruğunun nihâyetine varınca kırk beş karış bir mefret subû‘ esed-i dağî, bir mehîb arslan-ı âsî imiş. Yedi sene bu dağlarda yaban koyunu ve keçisi ve sığını tenâvül ide ide pîl-i Mahmûdî-misâl olup dağlarda hayvânâtların ırkın kesüp dağlardan kurâ ve kasabâtlara nüzûl edüp at ve katır ve deve ve hımâr ve benî Âdem sayd [u] şikâr etmeğe başlayup âhir-i kâr kolu kuvvetli cânın birisi çatal kurguşum ile şikâr yerken urup kellesi hûrd olup ale'l-fevr mürd, ölüdür, postun yüzüp Tapan Ahmed Ağa'ya getirüp ol dahi ibret-i âlem içün bu taht-ı revân üzre koyup bezzâzistânının kapusunun iç yüzünde asmışdır. Ammâ Hudâ âlimdir, anı gören zî-rûh zann eder. Dörd ayakları sütûna benzer. Pençeleri arvana deve tabanına benzer. Kellesi husrevânî küp'e mânend bir gazanfer-i nerrende, lâkin Bağdâd ve Hille ve Cevâzir ve Kurna arslanları gibi mahbûb değildir. Yine asfaru'l-levndir amma Engürü keçisi gibi yünleri birer karış burma burma sakmış bir mehîb ve acebe- 343b likâ, garîbü'ş-şekl bir esed-i dağîdir. Arslan çölde halk olunmuşdur. Bu dağda hâsıl olmağıla bu gûne halk olunmuşdur. Hiç ol kıyâfetde arslan görülmemişdir. Ammâ hakîkatü'l-hâl bu Karahisâr dağları Rûm, Arab ve Acem'de meşhûr sarp dağlar ve beller ve sengistân ve çengelistân ormanlar olmağıla kaplanı ve vaşakı ve yaban gûsfendi ve sığını ve zerdeva ve sansarı ve sırtlan kurdu ve andık kurdu ve kara kurdu ve tilki ve çakalı gâyet çokdur. Dağlarına oduncular gitmeğe âcizlerdir. Tâ bu mertebe hayvânât-ı gûnâ-gûn ile memlû azîm kûh-ı bülendlerdir. Bir kerre "Karadeniz'den Kazaklar çıkup bu dağları ubûr edüp niçe kurâ ve kasabâtları nehb u gâret etmeğe dağlara çıkup cümlesini dağlarda kaplanlar ve kurdlar ve ayılar ve sâ’ir yırtıcı hayvânlar yırtup helâk edüp şikâr almak sadedinde iken kendüleri yırtıcı hayvânlara şikâr olup cân kurtarmadılar. Ol zamandan berü Kazak-ı Ak'dan şehrimiz emn [ü] emândır", deyü nakl etdiler. Zîrâ Karadeniz sâhilinde (---) şehri bu Karahisâr-ı Şarkî'ye (---) merhale yer karîbdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 343a–343b ·
metinde göster ·
… krâd'a mâlikdir. Beğlerine Hevân Beğ derler. Andan kalkup yine şimâle dağlar ve
beller
ve sa‘b yollar aşup 8 sâ‘atde,
Menzil-i kend-i Bana: Dağlar içinde bin hâneli ma‘mûr köydür. Hân u câmi‘i vardır ammâ çârsû-yı bâzârı yokdur. Lâkin hammâm yerine bunda bir germâb-ı kudret hammâmı vardır kim gûyâ Erzurûm'un Hasan kal‘ası banaları olduğundan anınçün bu kende Banaköy derler. Bunlar dahi Acem'den Âl-i Osmân'a tâbi‘ olmuşlardır. Mîr-i aşîretlerine Bana beği derler. Üç bin güzîde Ekrâd'a mâlikdir. Beğlerine Hevân Beğ derler. Andan kalkup yine şimâle dağlar ve beller ve sa‘b yollar aşup 8 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 374a ·
metinde göster ·
… ve câmi‘ ve bâğlı karyedir. Andan cânib-i garba Musul râhı üzre niçe sengistân
beller
ve yollar ve kendler aşup ve sun‘-ı Hudâ dırahtlar temâşâ edüp kâmil (---) gidü …
Menzil-i karye-i (---): Bir kûh-ı bâlâ dâmeninde üç yüz hâneli ve câmi‘ ve bâğlı karyedir. Andan cânib-i garba Musul râhı üzre niçe sengistân beller ve yollar ve kendler aşup ve sun‘-ı Hudâ dırahtlar temâşâ edüp kâmil (---) gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 382a ·
metinde göster ·
… er aded yarar yiğitler alup andan 3 sâ‘at yine nehr-i Moroş kenârıyla dağlar ve
beller
aşup,
Bu kal‘alardan Façatlı Alî Ağa refîkimizin bildiği gâzîlerden beşer aded yarar yiğitler alup andan 3 sâ‘at yine nehr-i Moroş kenârıyla dağlar ve beller aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121a ·
metinde göster ·
… sebebiyle ol câniblere gitmek mümkün olmayup yine semt-i şimâle sarp dağlar ve
beller
ve sa‘b yollar aşup 3 sâ‘atde,
Bu yer sarây-ı ibret-nümâ-yı musanna‘ idi kim ta‘rîf ü tavsîfinde lisân kâsır ve kalemler kâsir idi. Bu sarây-ı behişt-âsâyı ân-ı vâhidde yağmâ ve alan u tâlâncılar ıhrâk bi'n-nâr edüp hâke berâber etdiler, ammâ bu cây-ı çemenzârda cümle iş erleri bir yere gelüp ve Arapça fehvâsınca müşâvere olunup kal‘a-i Vaşarheld deresinde küffârın isyân [u] tuğyânı olması sebebiyle ol câniblere gitmek mümkün olmayup yine semt-i şimâle sarp dağlar ve beller ve sa‘b yollar aşup 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 7b ·
metinde göster ·
… artık cânib-i şimâle gitmeyüp taraf-ı maşrıka azîmet olunup 5 sâ‘atde dağlar ve
beller
aşup ismi ma‘lûmum değil bir sahrâda meks olunup cümle asâkir-i İslâm'a tenbîh …
Hülâsa-i kelâm bu diyârları nehb ü gâret edüp esir [ü] mâl-ı firâvân alup ıhrâk bi'n-nâr etmek içün nehr-i Şamos kenârında on gün meks edüp niçe yüz kurâ ve kasabât ve kılâ‘ ve palankaları yakup yıkup harâb [u] yebâb edüp bu menzilde ale'l-umûm asâkir-i İslâm-ı nusret-me’ser nehr-i Şamos'u karşu tarafa âsân vech ile ubûr edüp artık cânib-i şimâle gitmeyüp taraf-ı maşrıka azîmet olunup 5 sâ‘atde dağlar ve beller aşup ismi ma‘lûmum değil bir sahrâda meks olunup cümle asâkir-i İslâm'a tenbîh [ü] te’kîd olunup herkes hayme vü hargâhında olan esîrleri zabt etdiler. Andan 2 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 8a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu bu kal‘a altından kalkup cânib-i şarka giderken dağlar ve
beller
ve ormanlar ve bayırlı ve çayırlı yerler aşup kâmil 5 sâ‘at meşakkat-i râh çeke …
Ba‘dehu bu kal‘a altından kalkup cânib-i şarka giderken dağlar ve beller ve ormanlar ve bayırlı ve çayırlı yerler aşup kâmil 5 sâ‘at meşakkat-i râh çekerek gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134a ·
metinde göster ·
… re köyleri Semendire sancağı hâkindedir. Bu kurâları 12 sâ‘atde cümle dağlar ve
beller
ve yaylalar ve dırahtistân yerler aşup giderek,
Karye-i Perayo ve karye-i Lisovik ve karye-i Baroşoça: Bu üç pâre ma‘mûr kefere köyleri Semendire sancağı hâkindedir. Bu kurâları 12 sâ‘atde cümle dağlar ve beller ve yaylalar ve dırahtistân yerler aşup giderek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 139b ·
metinde göster ·
… n nehr-i Drin'i gemiler ile karşu garb tarafına ubûr edüp sarp kayalı dağlar ve
beller
aşup 7 sâ‘atde,
Mukaddemâ bu mahalde nehr-i Drin üzre bir haşeb 148a cisri var imiş. Nehr-i Drin tuğyân ile gelüp kantarayı münhedim etdiğinden nehr-i Drin'i gemiler ile karşu garb tarafına ubûr edüp sarp kayalı dağlar ve beller aşup 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 147b–148a ·
metinde göster ·
… ndir. Bunların hâk-i pâkine dâhil olup 5 sâ‘at yıldız cânibine dağlar ve mel‘ûn
beller
ve yolların kışların çekerek,
Bu kavim dahi Mekke ve Medîne'den firâr eden Serkis Arab'ın neseblerindendir. Bunların hâk-i pâkine dâhil olup 5 sâ‘at yıldız cânibine dağlar ve mel‘ûn beller ve yolların kışların çekerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 154b ·
metinde göster ·
… vâhir la‘l [u] yâkût ve zî-kıymet metâ‘larıyla bir şehirden bir kende dağlar ve
beller
içre tek başına gidüp aslâ bir kimesne ol hurma avretin yanına varup baş kaldır …
Evvelâ bu vilâyetde köylere şimdengerü ve Çerkezistân gibi kabak ta‘bîr etmezler. Cümle kend derler. (---)(---)(---) ve şehir ve ka‘al derler. Bu diyâr eyle emn [ü] emândır kim bir avret ve bir mahbûb kız ve bir pençe-i âfitâb oğlan cevâhir la‘l [u] yâkût ve zî-kıymet metâ‘larıyla bir şehirden bir kende dağlar ve beller içre tek başına gidüp aslâ bir kimesne ol hurma avretin yanına varup baş kaldırup yüzüne bakmağa kâdir değildir. Cümle ahâlî-i vilâyeti mü’min ü muvahhid ve ehl-i tevhîd Şâfi‘iyyü'l-mezheb kimesnelerdir. Cemî‘i zamânda harâm yemezler ve harâm harîr geymezler. Bizler dahi bu ülkede (---) sâ‘at semt-i şarka niçe yüz ma‘mûr kendleri geçerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 161b ·
metinde göster ·
ve sarp kayalı yollar aşup ve mandıralarda koyun ve câmûs kaymakları ve yoğurdl …
Bu kal‘adan kıble tarafına 4 sâ‘at dağlar ve beller ve sarp kayalı yollar aşup ve mandıralarda koyun ve câmûs kaymakları ve yoğurdları yeyüp içüp hoş geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 242b ·
metinde göster ·
… ç'dan kıble tarafına el-ıyâzen billâh sa‘b kayalı ve dereli ve depeli dağlar ve
beller
aşup 4 sâ‘atde,
Bu sergüzeşt [ü] serencâmlara niçe yüz şâhid-i âdiller vardır. Bizler dahi hemân ol ân atlara süvâr olup yine refîklerimizle Mudunuç'dan kıble tarafına el-ıyâzen billâh sa‘b kayalı ve dereli ve depeli dağlar ve beller aşup 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 245b ·
metinde göster ·
… mestûr ze‘âmet ma‘mûr köyüdür. Andan cânib-i cenûba el-ıyâzen billâh dağlar ve
beller
aşup sarp yerleri 6 sâ‘atde geçüp,
Ba‘zılar Ardiça derler. Bir sarp dereli ve depeli yerde bâğ u bâğçeli ve bir câmi‘li ve seksen aded kayağan örtülü ve nısfı kiremit ile mestûr ze‘âmet ma‘mûr köyüdür. Andan cânib-i cenûba el-ıyâzen billâh dağlar ve beller aşup sarp yerleri 6 sâ‘atde geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 265b ·
metinde göster ·
… çe-i âfitâb gulâmlarının leşleri yollar üzre ve niçe ümmet-i Muhammed yiğitleri
beller
üzre meyyitleri yatır ve niçe bin atlar ve katırlar ve develer harbendesiz ve s …
Yollar üzre niçe ümmet-i Muhammed'in pençe-i âfitâb gulâmlarının leşleri yollar üzre ve niçe ümmet-i Muhammed yiğitleri beller üzre meyyitleri yatır ve niçe bin atlar ve katırlar ve develer harbendesiz ve sârbân seyissiz serserî dağlarda gezüp niçe yüz yiğitler dahi mecrûhan uryân u giryân ve büryân u nâlân sergerdân olup dağlarda gezer. Hattâ birkaç pençe-i âfitâb gulâmların edebde dübürlerin bıçağ ile oyup dağlarda amân deyüp gezer ve niçe gulâm-ı nev-civânları katl edüp zekerin kesüp edebde dübürlerine sokup yüz[ü] koyu yatırlar. Ve niçe bin harar ve sepet sandûklar bomboş ormanlar içre yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282a ·
metinde göster ·
… eyüp bu geçitden bir âdem âdemîzâd geçmek muhâldir, zîrâ sarp dağlar ve bî-amân
beller
ve sengistân yollar cümle kavm-i âsîler olup cümle yetmiş pâre kurâlardır kim c …
Ba‘dehu bu kal‘adan kalkup garb tarafına leb-i deryâ ile tâ Avlonya körfezine varınca bir âdeme râst gelmeyüp bu geçitden bir âdem âdemîzâd geçmek muhâldir, zîrâ sarp dağlar ve bî-amân beller ve sengistân yollar cümle kavm-i âsîler olup cümle yetmiş pâre kurâlardır kim cümle yigirmi bin aded fitil[li] tüfeng-endâz Ârnâbûdları allâhümme âfinâ müselmânız derler ammâ aslâ dîn [ü] diyânet ve haşr [ü] neşr nedir bilmezler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 353a ·
metinde göster ·
… r Murâd yaylasında ola. Merhûm sâhibü'l-hayrât Gazanfer Ağa bu uyûnu, dağlar ve
beller
ve sengistân yollar ve şîb ü ferâz yerler kesüp mâl-ı hazâ’in sarf edüp bu suyu …
Andan şehre gelirken şehr-i Gedüs'ün cânib-i garbında nîm sâ‘at ba‘îd Akdağ derler bir cebel-i müntehâdır. Bundan bir âb-ı hayât cereyân eder. Misli meğer Murâd yaylasında ola. Merhûm sâhibü'l-hayrât Gazanfer Ağa bu uyûnu, dağlar ve beller ve sengistân yollar ve şîb ü ferâz yerler kesüp mâl-ı hazâ’in sarf edüp bu suyu şehre getirüp azîm çeşmelerine ve câmi‘in havz u şâzrevânlarına ve hammâm u imâreti ve hânlarına tevzî‘ etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y21a ·
metinde göster ·
… i Derbend nâm mahalli ubûr edüp bu mahalle gelince kâmil yedi sâ‘atde dağlar ve
beller
ve sengistân eniş yokuş yollar tamâm olup hâk-i Y 21b amber-pâkli düz vâdîler …
Karye-i Derbend nâm mahalli ubûr edüp bu mahalle gelince kâmil yedi sâ‘atde dağlar ve beller ve sengistân eniş yokuş yollar tamâm olup hâk-i Y 21b amber-pâkli düz vâdîler içre ubûr edüp cümle sekiz sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y21a–Y21b ·
metinde göster ·
… kim atların na‘lın döker bir sengistân yoldur. Andan iki sâ‘at garba dağlar ve
beller
ve çamlı Y 29a yollar aşup,
Bunu dahi temâşâ edüp kal‘anın cenûbunda iki sâ‘at karîb bir yalçın kaya vardır. Üç konak Gedüs şehrinden ve Ulubor'dan ve Bozdağ'dan ve Aladağlardan ve Nif şehrinden görünür bir yalçın cebel-i kebûddur kim vakt-i zuhurda tâ zirve-i a‘lâsı ebrler içinden ancak nümâyân olur bir kayadır. Bi-emr-i Hudâ Tûfân-ı Nûh'da eyle bir kaya hâsıl olmuş. Naldöken kayası derler. Yolu dahi hakkâ kim atların na‘lın döker bir sengistân yoldur. Andan iki sâ‘at garba dağlar ve beller ve çamlı Y 29a yollar aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y28b–Y29a ·
metinde göster ·
… müselmân karyesi ve ze‘âmetdir. Andan Y 39b yine cânib-i garba sarp dağlar ve
beller
ve yollar aşup sekiz sâ‘atde renc [u] anâ ve şiddet-i hâr çekerek,
Karye-i Horos: İki yüz evli ve bir câmi‘li müselmân karyesi ve ze‘âmetdir. Andan Y 39b yine cânib-i garba sarp dağlar ve beller ve yollar aşup sekiz sâ‘atde renc [u] anâ ve şiddet-i hâr çekerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y39a–Y39b ·
metinde göster ·
… n dahi serdârından yigirmi yeniçeri refîk alup sarp topraklı ve çamlı dağlar ve
beller
ve mahûf yollar içre giderken sekizinci sâ‘at musîbet-i kübrâdır kim beyân olun …
Dizdârı ve neferâtı ve içinde âdemî zâdı yokdur. Ancak bir kazâ kurâ kurâ ma‘mûr u âbâdân yerlerdir. Kadısının müte‘ayyin merkezi yokdur. Ve ba‘zı kurâlarında hafta bâzârı durup kadı ve subaşı bâzâr bâzâr gezüp hükm [ü] hükûmât ederler. Yohsa hân ve câmi‘ ve imâret ve esvâklı kasabası yokdur. Ammâ cümle kurâlarında hân u hammâm ve câmi‘ ve mesâcid mukarrerdir. Bunun dahi serdârından yigirmi yeniçeri refîk alup sarp topraklı ve çamlı dağlar ve beller ve mahûf yollar içre giderken sekizinci sâ‘at musîbet-i kübrâdır kim beyân olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y65b ·
metinde göster ·
… er ve kanlı kebâb yeyüp safâ ederler. Andan yine şark cânibine altı sâ‘at çamlı
beller
ve ıssız yollar aşup ve mahûf u muhâtara boğazlar ubûr ederek,
Karye-i Kiriş: Mekri nâhiyesinde iki yüz müselmân evli alaybeği ze‘âmetidir. Ve bu mahalde azîm çınâr-ı müntehâlar var kim her biri ebrlere ser-i sebze çekmiş. Anların sâyesinde haftada bir ahâlî-i vilâyet cem‘ olup bey‘ [u] şirâ edüp şarâb içerler ve kanlı kebâb yeyüp safâ ederler. Andan yine şark cânibine altı sâ‘at çamlı beller ve ıssız yollar aşup ve mahûf u muhâtara boğazlar ubûr ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y127a ·
metinde göster ·
… ile ol semte azîmet etmeyüp şark cânibine altı sâ‘at sarp çengelistân yollar ve
beller
aşup,
Kazâ-i Eğdir: Finike ile müşâ bir kazâdır. Yolları sarp ve vâcibü's-seyr bir şehri olmamak ile ol semte azîmet etmeyüp şark cânibine altı sâ‘at sarp çengelistân yollar ve beller aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y130b ·
metinde göster ·
… ût olur. Ve hakîr nehr-i Göksu'yu at ile bî-bâk geçüp yine kıble cânibine çamlı
beller
ve yalçın mahûf uçurum yollar ve azîm mağâra ve kâr-ı kadîm su yolları temâşâ e …
Nehr-i Göksu: dahi azîm sudur. Bu iki nehir ol nehirlerdir kim Ermenak kal‘asından çıkdığımız günlerde ubûr olunmuşdu. Ve ol yaylalardan tulû‘ edüp nehreyn bu mahalde birbirlerine mahlût olup Silifke'de Paşa sarâyı dibinden güzer edüp hemân ol mahalle karîb Çeltiklik nâm mahalde Akdeniz'e mahlût olur. Ve hakîr nehr-i Göksu'yu at ile bî-bâk geçüp yine kıble cânibine çamlı beller ve yalçın mahûf uçurum yollar ve azîm mağâra ve kâr-ı kadîm su yolları temâşâ ederek {[Kara] Henk beli ve Kara Henk Sultân tekyesi} sekiz sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y148a ·
metinde göster ·
… e vardır, hâlâ zâhirdir, ana Amûd-ı Ferîdûn derler. Ferîdûn ol mîlden dağlar ve
beller
içre bir dîvâr çeküp tâ bu Ekre nâm yazdığımız menzilden ubûr edüp Bahr-i Kulzü …
Ferîdûn Hazret-i Nûh'a îmân getirüp Tûfân'da gemiye bile süvâr olup ba‘de't-Tûfân bu şehri binâ etmişdir. Beş yüz sene mu‘ammer olup Hazret-i Hûd'a dahi yetişüp îmân getürmüşdür. Ba‘zı zamân Hazret-i Hûd'un şehri şâm'ın Ka‘be râhında Nâka-i Sâlih kayası kurbunda şehri var idi. Bi-emrillâh yere geçdi, gören huccâclara pûşîde değildir. Anda bir mîl-i minâre vardır, hâlâ zâhirdir, ana Amûd-ı Ferîdûn derler. Ferîdûn ol mîlden dağlar ve beller içre bir dîvâr çeküp tâ bu Ekre nâm yazdığımız menzilden ubûr edüp Bahr-i Kulzüm'e gelince bir dîvâr-ı hudûddur. Hâlâ âsâr-ı binâlar zâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y373a ·
metinde göster ·