… stimâ‘ edüp dörd mevleviyyet yerden kırk bin eli muştalı ve arkaları puştalı ve
belleri
şed peştemâlli ve pür-silâhlı tâ’ife-i zeber-dest bâhâdırân pabuccu bekârları B …
"Edepleriyle olsunlar, yohsa vallâhi cümlesini pabuccu bekârlarına kırdırırım" deyü yemîn edince derhâl dikici bekârları bu hâli istimâ‘ edüp dörd mevleviyyet yerden kırk bin eli muştalı ve arkaları puştalı ve belleri şed peştemâlli ve pür-silâhlı tâ’ife-i zeber-dest bâhâdırân pabuccu bekârları Bâb-ı Hümâyûn önünde sadâ-yı Allâh Allâh'ı evc-i âsumâna peyveste eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 195a ·
metinde göster ·
Anda müşâvere edüp Kırkdilim nâm kûh-ı bülend tarafına müteveccih oldukda kara kar üzre kara kar yağup azîm meşakkatler çekerek ol dipi ve boran içre gidüp ısıcak Etrâk hânelerinde ibâdullaha zulm [ü] ta‘addî ederek lokmacılık edüp âteş başında huzur etmeğe mu‘tâd edinmiş asker Kırkdilim dağın aşmada dilleri kırk elli dilim olup mezkûr beli aşmağa belleri bükülüp şiddet-i şitâdan elleri ve ayakları dökülüp niçesi gerüye Dankazâ kazâsına uğrayup anda kazâ-yı âsumânîde kaldılar. Hemân paşa kethüdâsı Alî Ağa, eli ayağı dutar şehbâz yiğitlere bezl-i ihsân edüp niçe kilim ve keçeleri pâre pâre edüp deve ve katâr-ı katır ayaklarına keçeleri bağlayup azâb-ı elîm çekerek katarları kar üzre çeküp cümle hayvânâtlar boş Kırkdilim dağın aşdılar. Ammâ cemî‘î bâr-ı sakîlli cebehâne ve kilâr ve matbah âvânî makûlesi ve cebehâne sandıkları ve hazîne sanâdıkları kar üzre kaldı. Yine paşa kethüdâsı bahşişler in‘âm-ı 350a âm edüp cemî‘î ızârları ve bâr-ı sakîlleri kar buz üzre sürüyüp belin başına çıkarup andan yokuş aşağı cümle ızârları yuvarlayup ol leyle-i mübârekde bir ormanlı dere içre kalup bir cânibe gitmeğe iktidâr olmayup yetmiş âdemin dest [u] pâları donup gerü Dankaza'ya döndüler. Niçe devâbât sovukdan öldüler. Dankaza'da niçe âdemlerin dest [u] pâları ezze-i belâ ile kat‘ olunup kimi halâs ve kimi merhûm oldu. Ale's-sabâh yine mezkûr Kırkdilim deresinden kalkup kâh meşakkat-i râh, kâh-be-kâh belâ-yı siyâh çekerek ismi hâtırdan dûr etmiş bir karyeye sekiz sâ‘atde kar, dipi ve boran ve şiddet-i şitâ çekerek ismi nâ-ma‘lûm köye gelüp gerçi asker cân havliyle hânelere leb-ber-leb oldular. Ammâ âdem âdemî-zâtdan deyyâr-ı ber-dârda benî Âdem kalmayup bizim askerin sît u sadâsından cümle ehl [ü] iyâlleriyle karârı firâre tebdîl deyyâr-ı ferd-i merdden bir zen ü merd kalmamış. Ol gice anda cümle devâbât ve insânât cû‘dan helâk mertebesine varmışken nısfu’l-leylde bi-emr-i Hudâ bir dipi ve boran ve bir berf-i âsumân yağdı kim tâ sabâha dek beş arşın selc-i rahmet nâzil olup ba‘de’l-fecr borular çalınup "göçdür" deyü haber şâyi‘ olunca cümle karakullukçuların ser-i kârda olanları ve sârbân ve ser-neferleri ve harbende ve çadır mehterleri ve çâşnigîr ve çalıcı mehterleri paşa kapusuna cem‘ olup "Cümlemizi kırsalar bizim kalkmağa dermânımız yokdur". "Bire, size onar guruş ihsân idelim" dediler. Anlar dahi "Evvel cân, sonra cihân" dediler. Paşa eyitdi "Bre oğullar, oturak etmek mümkün ammâ bu cây-ı bî-amânda me’kûlât [ü] meşrûbâtdan bir dâne-i hardal ve gendüm ve şa’îr yok. Bunda oturak etmek ne mümkündür" deyü niçe güft [u] gû oldu. Âhir cümle karakullukçular paşadan on beş kîse bahşîş almayınca cümle sekbân ve sarıcalar bile hareket etmediler. Ba‘dehû at eğerleyüp yüke yapışmağa başladılar. Ammâ savruntu ve karıntı ve dipi ve şebe, çığ u kîğ ol mertebe savruntu ve karıntı etdi kim atlar raks-ı Mevlevî, develer semâ‘-ı levlevî ederdi. Katırlar ve pupa yatırlar cândan bîzâr olup kıç atarak niçe bî-dermânlar ellerin koyunlarına sokarak feryâd ederlerdi. Bu hâl üzre giderken hamd-i Hudâ bir ormanlı hıyâbân içre gidüp kar yağmadan biraz ârâm edüp göz göz görüp yine şiddet-i şitâ çekerek 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349b–350a ·
metinde göster ·
… bleye Ayaş beli nâm belâlı beli kar ve boran ile aşınca ol belde niçe âdemlerin
belleri
üzüldü.
Ammâ yine şiddet-i şitâ şedîd idi. Bebekbâzârı şehrinden cânib-i kıbleye Ayaş beli nâm belâlı beli kar ve boran ile aşınca ol belde niçe âdemlerin belleri üzüldü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192a ·
metinde göster ·
… mdâr dilâverler küheylân atlar üzre ellerinde on yedişer boğum kargı sırıklı ve
belleri
çifte tabanca tüfengli ve uylukları hıştlı ve atları gaddâre ve bozdoğan topuzl …
{Sitâyiş-i asâkir-i alây-ı Van}: Ammâ paşanın bu alây-ı azîminin yemîn ü yesârında kat-ender-kat zırh-ı zireh-külâhlı katlâvîli ve tuğulka ve serpenâh ve nemedli ve fetîl giyimli ve ciğni Halebî ve Mısrî ve Gavrî kalkanlı muhteşem ve müzeyyen gök demire gark olup mehâbet ü salâbet sâhibi Sâm u Nerîmân ve Zâl ü Köstehem ve Şağât u Rüstem ve İsfendiyâr ü Bîjen-akrân kırçıl müdebbir yetmiş tasdan geçmiş, semm-i helâhilden kattâl, cümle kâtil-i düşmen, mehîb çehre yarar u nâmdâr dilâverler küheylân atlar üzre ellerinde on yedişer boğum kargı sırıklı ve belleri çifte tabanca tüfengli ve uylukları hıştlı ve atları gaddâre ve bozdoğan topuzlu ve Ferhâdî külünklü ve cümle polad yancıklı atlar üzre cümle çıt-a-çıt selâma durup ibtidâsı sağ kol ve sol kol ve yaşlı ve taşlı ve Hasanî ve Hüseynî nâmân kullar yigirmi yedi aded ağalarıyla selâma durmuşlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 247b ·
metinde göster ·
… ar ve niçe yüz bin mülhid çukurları ve derk-i esfel ve gayyâ dereleri ve sakarr
belleri
ve gayyâ yokuşları ve usret paçarizleri etmişler kim niçe bin kepân u akabeler …
Sergüzeşt-i diğer garâ’ib: Mâh-ı Ramazân'ın yine (---) günü bin mikdârı güzîde asker ile paşa yine hân meterislerinin cenûb taraflarında olan meterisleri seyr etmeğe gidüp cümle meterislerin önleri ve ardları yığın yığın fil cüssesi kadar seng-i hârâlar ve hammâm kubbeleri gibi sahrâ-i kebîrler var ve niçe yüz bin mülhid çukurları ve derk-i esfel ve gayyâ dereleri ve sakarr belleri ve gayyâ yokuşları ve usret paçarizleri etmişler kim niçe bin kepân u akabeler var kim vasfı kâbil değildir. Ve niçe bin çukur dûzah yerleri ve niçe bin pusu yerleri etmişler kim "Hîn-i ma‘rekede Osmânlı yürüyüş etmesin." deyü niçe bin muhîl şeytanatlı dıraht-ı müntehâlar ve kırıntılar ve çarh-ı felekler döküp şehr-i Bitlîs'i bu günkü cenge mâni‘ olacak paçarizler ile kat-ender-kat kuşatmışlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 265b ·
metinde göster ·
… sıl çatal Osmânlı sarıklı ve atları na‘llı ve kıyâfetleri belli eli tüfengli ve
belleri
vezneli ve kaba bıyıklı âdemleri kıra kıra tamâm edüp günden güne {dahi} kış ge …
"Mâlları sizin, ancak cümle celâlînin başları bizim" deyü fermân-ı şehinşâhîler sâdır olunca el-azametullâh Türk tâ’ifesinin ellerine böyle fursat girince ata, dona kâdir olan ve olmayup eğri demirin eline alup piyâde pür-silâh Etrâk tâ’ifesi Hasan Paşalının ardları sıra sarp dağlara girüp Hasan Paşa'nın dağda ve taşda ota ve otluğa ve bir iki konak ba‘îd zahîreye gidenleri ve "Hasan Paşalıdır" deyü niçe tüccâr tâ’ifesin ve'l-hâsıl çatal Osmânlı sarıklı ve atları na‘llı ve kıyâfetleri belli eli tüfengli ve belleri vezneli ve kaba bıyıklı âdemleri kıra kıra tamâm edüp günden güne {dahi} kış gelüp lâ-mekân bî-mekân bini iki bini bir tarafa zahîreye gitmeğe iktidârları kalmayup günden güne etrâf [u] eknâfların cânı acımış re‘âyâ vü berâyâ ile münhezim olmuş asker-i firâvân ihâta etmede, ammâ bu minvâl üzre Hasan Paşalının da duracak ve oturacak ve sığınacak ve yatacak ve zemistândan kanacak bir cây-ı menâs yerleri kalmayup askeri ve kendisi aç bî-çâre Hasan Paşa neylesün? Askere muhtâc âhirü'l-emr hâne berdûş gezmeden ve ac u zâc ve bir hınta ve şa‘ire muhtâc olup cihân başlarına dar oldu. Mâl-ı metâ‘ çok, ammâ yenir mi? Yiyecek yok. Havf u haşyet ve renc [ü] anâ çok.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70b ·
metinde göster ·
… ı derler. Bu serhadimizi yigirmi yıldır Tekeli Paşa yılından berü bu yolları ve
belleri
kurutmuşdur" deyü şahâdet etdiler.
Serhad gâzîleri eyitdi: "Bire sultânım, bu kâfiri gördün mü? Buna ism [ü] resmiyle Vasil, ya‘nî ayu harâmî başı derler. Bu serhadimizi yigirmi yıldır Tekeli Paşa yılından berü bu yolları ve belleri kurutmuşdur" deyü şahâdet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136b ·
metinde göster ·
… ine semt-i cenûba 6 sâ‘at yokuş yukaru Pirlepe yaylası olan muhâtara yerleri ve
belleri
aşup 3 sâ‘at dahi cânib-i cenûba yokuş aşağı ormanlar içre inüp,
Karye-i İzvor: Bir dere kenârında ve bir bayır dibinde yüz evli kâfir Bulgar köyüdür ve ze‘âmet köyü olup konak yeridir. Andan yine semt-i cenûba 6 sâ‘at yokuş yukaru Pirlepe yaylası olan muhâtara yerleri ve belleri aşup 3 sâ‘at dahi cânib-i cenûba yokuş aşağı ormanlar içre inüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 175b ·
metinde göster ·
Andan yine şarka baş yukaru Vuleçe yaylağın ve çamlı ve karlı
belleri
ve mahûf yolları ve ulu dağları aşarken her çam ağaçları evc-i âsumâna kad-keşâ …
Andan yine şarka baş yukaru Vuleçe yaylağın ve çamlı ve karlı belleri ve mahûf yolları ve ulu dağları aşarken her çam ağaçları evc-i âsumâna kad-keşân olmuş dıraht-ı müntehâları seyr [ü] temâşâ eder[ek](---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38b ·
metinde göster ·
… garba dağlar ve ormanlar ve çamurlu batak ve çatak yerleri ve mahûf u muhâtara
belleri
ubûr edüp 11 sâ‘atde derd-i mihen çekerek,
"Bire âdemler, Maslovin kal‘asından nehr-i Dırava'yı geçmizsiz, cihânı kâfir dutup hâlâ kâfir Kanije'yi küt-â-küt döğmede. Yarınki gün top sadâların istimâ‘ edersiz. Vezîria‘zam ise dahi Seğitvar kal‘asında asker-i deryâ-misâl cem‘ etmede. Siz Maslovin iskelesine giderseniz hemân kendi ayağınızla kâfirin içine girirsiz" deyince cümle Pojaga kal‘ası ve Yakova kal‘ası ve Ösek kal‘ası gâzîleri müşâvere edüp kal‘a-i Valpova üzre gitmeği re’y-i ahsen görüp derhâl cânib-i garba dağlar ve ormanlar ve çamurlu batak ve çatak yerleri ve mahûf u muhâtara belleri ubûr edüp 11 sâ‘atde derd-i mihen çekerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170b ·
metinde göster ·
… ümle Tat eli dağlarıdır, ammâ yine cümle Kefe eyâletidir. Lâkin sarp dağları ve
belleri
çokdur. Ve cümle halkı Rûm ve Laz kavimleridir kim Rûm lisânı söyleşirler. Cüml …
Der-sitâyiş-i yaylağ-ı İrem Tat eli: Bir kûh-ı bülenddir kim zirve-i a‘lâsından cümle Kırım adası şekl-i müselles râygân temâşâ olunur, zîr[â] mezkûr Sudağ'ın şarkî ve garbî tarafları cümle Tat eli dağlarıdır, ammâ yine cümle Kefe eyâletidir. Lâkin sarp dağları ve belleri çokdur. Ve cümle halkı Rûm ve Laz kavimleridir kim Rûm lisânı söyleşirler. Cümle on beş bin kadar tüfeng-endâz Tat kavmidir. Bunların dani Rûmca kelimâtlar arasında başka ıstılâhları var[dır].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 136b ·
metinde göster ·
ince iri başlı ve kaba kulaklı ve yassı alınlı ve küçük gözlü âdemleri de vardı …
Orta boylu omuzları vâsi‘ belleri ince iri başlı ve kaba kulaklı ve yassı alınlı ve küçük gözlü âdemleri de vardır, ammâ mahbûb u matlûb marâlî gözlü ve şîrîn sözlü Noğay dilberleri olur. Ammâ sakalları beşer onar kıllı köse kavm-i gazûbdurlar, ammâ libâsları elbette koyun postu kürkdür ve başlarında kalpakları yile telli ve kuzu kürkü börkdür. İçerde esbâbları elbette Merzifon bezinden mâvî ve kırmızı kapamalardır. Ve gömlekleri dahi kırmızı ve mâvî bezlerdir. Ekseriyyâ kuşakları şâl ve hâm ibrîşim kuşaklardır. Silâhları yine sâ’ir Badrak ve Sincivitli ve Şîrînli ve Mansûrlu kavimleri gibi çatal atlara binüp kılıç ve sadak ve bir kamçı taşırlar, gayri silâhları yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 147a ·
metinde göster ·
… r-i muğân irşekleri var kim harekâtdan ve kelimât etmeden kalmış kaddi dâl olup
belleri
bükülmüş ve gözlerinin nûrları dökülmüş kâfirleri var, ammâ yine riyâzat perhîz …
Eğer bu dağlarda [ve] bellerde ve sâhil-i Bahr-i Sefîd'de olan sağîr ü kebîr kılâ‘ları ve derelerde ve depelerde olan kenîse ve manastırları ve derûn-ı düyûrlarda olan papasların kemâl-i mücâhede-i riyâzatların bir bir nakl etsek papasnâme kitâbına-misâl bir müsevvedât olur. Ammâ haftada bir iftâr eder niçe bin papas ve ladika ve kıssîs ve ruhbân ve bıtrîk ve râhib ve keşîş ve mığdisi nâm palâs-pûşân sâhib-i zünnârlar var kim kemâl-i cû‘ ile insâniyyetden çıkup gözleri çukur çukur olup Ahlâd vilâyeti kadîdi gibi kadîd-i mahz olup hayâl-i fânûsa dönmüş kefereler var, ammâ ayda bir iftâr edüp beş zeytûn ve beş dâne hurmâ ve beş fincân süd nûş eder pîr-i muğân irşekleri var kim harekâtdan ve kelimât etmeden kalmış kaddi dâl olup belleri bükülmüş ve gözlerinin nûrları dökülmüş kâfirleri var, ammâ yine riyâzat perhîz ile mu‘ammer olup iki yü[z] yetmiş yaşına yetmiş muğânlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 212b ·
metinde göster ·
… r içre Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân bir konak yerden dağları ve
belleri
Ferhâd-vâr deldirüp bir kayadan bir dağa kâmil altmış göz tâk-i Kisrâ'dan nişân …
Ve bu hayrât hasenâtlara karşılık bu şehr içre Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân bir konak yerden dağları ve belleri Ferhâd-vâr deldirüp bir kayadan bir dağa kâmil altmış göz tâk-i Kisrâ'dan nişân verir kemerler ile bir âb-ı hayât su getirdmişdir kim bu da vasfdan hâric ve beyândan âric kavs-ı kuzah-misâl tâklerdir kim kaddi kâmil seksen zirâ‘-ı Mekkî bâlâdır. Bu binâ-yı temâşâ-yı Süleymân'ı Feylekos'un bu Kavala kal‘asına mu‘âdildir kim bu şehri mâ-i hayât ile saky etmişdir. Rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 216b ·
metinde göster ·
… ü'l-hayl küheylân atlı gâzîler sabâha dak şehrin cânib-i selâsı olan dağları ve
belleri
geşt [ü] güzâr edüp karavul beklerler.
Ve gâyet gâzî ve serbâz u dilâver server hünerver âdemleri olup bu şehir leb-i deryâ kurbunda olmağın âsî Venedik'den havfleri olduğundan her gece bu şehirden biner aded çatal fitilli yarar ve nâmdâr fetâlar çıkup leb-i deryâyı muhâfaza ederler. Ve her gece ikişer yüz atlı fârisü'l-hayl küheylân atlı gâzîler sabâha dak şehrin cânib-i selâsı olan dağları ve belleri geşt [ü] güzâr edüp karavul beklerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 243b ·
metinde göster ·
… r turfe esbâb geyerler, ammâ cümle beyâz abâ kebe olup saçak saçak püsküllüdür.
Belleri
ince etekleri bol ve yenleri dar esvâb-ı turfe geyüp cümle merd [ü] zenânları b …
Ve bir turfe esbâb geyerler, ammâ cümle beyâz abâ kebe olup saçak saçak püsküllüdür. Belleri ince etekleri bol ve yenleri dar esvâb-ı turfe geyüp cümle merd [ü] zenânları başlarına beyâz sarık sararlar, ammâ avretleri siyâh saçların târumâr edüp üzerine beyâz bir Keşâni sarığın geydikde bir hey’et-i mecmû‘a mudhik aceblülü eşkâl-i garîbe olur kim görenler gülmeden vâlih [ü] hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 276b ·
metinde göster ·
… nları yassı ve ellerinin ayaları vâsi‘ ve parmakları kalın ve yassı tırnaklı ve
belleri
kalın ve gâyet güçlü tüvânâ âdemlerdir kim cümle yigirmi beş bin kavimdir.
Çünki bu İşpanya kızları yine 319b bu cezîre-i Girid'e kadem basup isfakiye dağlarında ecinne ile sâkin olup mukaddemâ bekâretlerini ecinne izâle etdiklerinde cümle kızlar hâmile kalup bir yıldan sonra cümle kızlar birer oğlan ve kızlar doğurup benî âdem ile ecinne evlâdı tenâsül bularak ibtidâ cezîre-i Girid'e ecinne evlâdlarından isfakiye dağının kavmi hâsıl olmuşdur kim orta boylu ve kara yüzlü ve küçük müdevver gözlü ve kara kaşlı ve küçük başlı ve kıvırcık saçlı ve iri kulaklı ve yassı burunlu ve iri dişli ve kısa boyunlu ve vücûdları post gibi tüğlü ve ayakları kısa ve iç yüzüne eğri ve tabanları yassı ve ellerinin ayaları vâsi‘ ve parmakları kalın ve yassı tırnaklı ve belleri kalın ve gâyet güçlü tüvânâ âdemlerdir kim cümle yigirmi beş bin kavimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 319a–319b ·
metinde göster ·
… krâra hâcet yokdur. Andan yine semt-i garba 5 sâ‘atde sa‘b sengistân dağları ve
belleri
aşup,
Menzil-i kal‘a-i azîm Resime: Retime dahi derler. Girid cezîresinde böyle âb [u] hevâsı latîf şehir yokdur. Bâlâda yetmiş yedi târîhinde Kandiye altına giderken bu kal‘anın evsâfı mufassalan tahrîr olunmuşdur. Tekrâra hâcet yokdur. Andan yine semt-i garba 5 sâ‘atde sa‘b sengistân dağları ve belleri aşup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 320b ·
metinde göster ·
… ri kulaklı ve başları saçlı ve kara kaşlı ve boyunları kısa ve omuzları enli ve
belleri
ince baldırları hemçünân ince ve tabanları yassı gâyet taban-keş olup kayadan k …
Eşkâl-i aceblüleri: Siyâh çerde ve kasîrü'l-kâme ve büyük başlı ve müdevver gözlü ve samson köpeği sözlü ve müdevver ve siyâh gözlü ve iri kulaklı ve başları saçlı ve kara kaşlı ve boyunları kısa ve omuzları enli ve belleri ince baldırları hemçünân ince ve tabanları yassı gâyet taban-keş olup kayadan kayaya pire ve ceyrân gibi sıçrar gâyet çâpük keferelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336a ·
metinde göster ·
… re nâm bir mesîregâhda bir âb-ı hayât bulup üç sâ‘atlik yer dağlar ve sengistân
belleri
Ferhâdî külünkler ile kesüp şehre getirüp On İki İmâm aşkına ve Şehîdân-ı Deşt- …
Ve cümle yetmiş çeşme-i atşândır. Çoğu Piyale Paşa suyu hayrâtındandır. Ammâ hâlâ Mühürdâr Paşa kırk bin guruş harc edüp şehrin şimâlinde bir sâ‘at ba‘îd Kırk Pençere nâm bir mesîregâhda bir âb-ı hayât bulup üç sâ‘atlik yer dağlar ve sengistân belleri Ferhâdî külünkler ile kesüp şehre getirüp On İki İmâm aşkına ve Şehîdân-ı Deşt-i Kerbelâ şevkine on iki çeşme-i âb-ı revânları henüz binâ etmişdir kim her biri hayât-ı câvidândan nişân verir. Çârsû içindeki çeşme-sârına hakîrin fakîrâne târîhidir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y59b ·
metinde göster ·
… ve şâdumânlığa düşüp cânım yerine geldi. Yohsa bâlâda tahrîr olunan dağları ve
belleri
ve yolları bilâ-vesîle ıssız ve amânsız yerleri Cenâb-ı Bârî yâverimiz olup bu …
Küçük Çimen: Bu mahallerde, Türkmân obaları içi olmak ile şenlik ve şâdumânlığa düşüp cânım yerine geldi. Yohsa bâlâda tahrîr olunan dağları ve belleri ve yolları bilâ-vesîle ıssız ve amânsız yerleri Cenâb-ı Bârî yâverimiz olup bu mahalle selâmetle vâsıl olup bir gece Türkmân obaları içinde çadırımız kurup mihmân olup tâze cân bulduk. Ve bu mahal,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y143a ·
metinde göster ·
… den şark tarafında şâm'ın Ka‘be yolları tâ Zerka ve Barka'ya varınca yolları ve
belleri
nümâyândır. Tâ böyle âlî bir cebel-i Tûr-ı Zeytâ'dır. Ve lisân-ı ibrîde lafz-ı …
Ve bu mahalden şark tarafında şâm'ın Ka‘be yolları tâ Zerka ve Barka'ya varınca yolları ve belleri nümâyândır. Tâ böyle âlî bir cebel-i Tûr-ı Zeytâ'dır. Ve lisân-ı ibrîde lafz-ı Tûr cibâl ismine ıtlâk olunur. Ammâ Ayn-ı Tüccâr dibinde Tûr-ı Hirâven ve bu Tûr-ı Zeytâ ve Mısır'a karîb Tûr-ı Sînâ'ya. Bu üç cebele Tûr alem olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y219a ·
metinde göster ·
… u diyâr halkının timsâh ile cimâ‘ etmelerinin aslı oldur kim ekseriyyâ halkının
belleri
gevşekdir, sık sık belsovukluğuna mübtelâlardır, anı def‘ içün cimâ‘ edüp hakîk …
Ve bu diyâr halkının timsâh ile cimâ‘ etmelerinin aslı oldur kim ekseriyyâ halkının belleri gevşekdir, sık sık belsovukluğuna mübtelâlardır, anı def‘ içün cimâ‘ edüp hakîkatü'l-hâl cimâ‘ edüp halâs olurlar. Ba‘zısı timsâh cimâ‘ etmeği irtikâb etmeyüp siyâh Habeşe câriye vata’ edüp halâs olur. Habeşenin dahi ol kadar şiddet-i harâreti olup cezzâb olduğundan vücûd-ı insânda menî ve gayrı eşyâdan bir şey komayup cezb eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y162b ·
metinde göster ·
… ve keyyâl ve gırbâlcı ve bâğbânlar cümle balta ve kazma ve çapa ve kürekleri ve
belleri
ellerinde ve yâ Hâlık ve yâ Rezzâk, Y 167a yâ Mün‘im, yâ Muğnî ve yâ Ganî esm …
Esnâf-ı bâğbân: Mısır içinde iki bin altmış bâğ [u] bostân ve gaytân vardır. Pîrleri Hazret-i İsmâ‘îl'dir. Ve cümle tokuz bin üç yüz bâğbândır. Ekinciler ve keyyâl ve gırbâlcı ve bâğbânlar cümle balta ve kazma ve çapa ve kürekleri ve belleri ellerinde ve yâ Hâlık ve yâ Rezzâk, Y 167a yâ Mün‘im, yâ Muğnî ve yâ Ganî esmâları dillerinde ve serâpâ kendülerini gûnâ-gûn şükûfeler ile ve reyhân ü sünbül ve mersin ve hınnâ ve gül-i nesrîn ile başların zeyn edüp ellerinde limon ve turunc ve hammâslı dallar ile keyyâlbaşı ve bâğbânbaşı atbaşı berâber yine mahbûbları ile mehterhânelerin çalarak ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y166b–Y167a ·
metinde göster ·